up
ara

Yeni Dünya

Yeni Dünya Konusu ve Özeti

Yeni Dünya
Yeni Dünya kitabını okuduysanız inceleme eklemeyi unutmayın. Neokur kitap hakkındaki düşüncelerinizi ve yorumlarınızı merak ediyor.
Yayınevi: Yapı Kredi Yayınları
ISBN: 9789750806612
Sayfa: 124 sayfa Basım Tarihi: 1970
"Hala bir şey çıkmadı... Galiba bu yolu yapmayacaklar. Köylü de bana yardım etmiyor. Pek ölü mahluklar... Belki de pek akıllı mahluklar da, boşuna yere uğraşmak istemiyorlar. İçimde hiç şevk kalmadı. İnsana birkaç kelime ile cevap verseler yine neyse, fakat ne evet, ne hayır !.. Sanki bu istidaları ses vermez bir derin kuyuya atmışız.Akşamları köyün yanı başındaki sırta çıkarak uzakta tozlara bulanıp uzanan yolu seyrediyorum. Bazan tozdan bembeyaz olmuş ve üstüne sepetler denkler sarılmış bir kamyon görünüyor, bir bataklıkta dizlerini kaldırıp indirerek yürüyen bir insan gibi ileri geri sallanarak, yıkılacak gibi olarak, ağır ağır ilerliyor. Bu o kadar üzücü bir manzara ki, tekniğin en son ifadelerinden biri olan bu makine ile dünyanın bu en iptidai yolunun mücadelesini görmemek için insan gözlerini kapıyor. Bazan koşup yolu avuçlarımla düzeltmek, orada hiç olmazsa beş on metrelik bir yeri bir 'yol' haline koyarak kendi hisseme düşen vazifeyi yapmış olmak istiyorum."

Arka Kapaktan:

1930lu yıllarda öyküye taze bir soluk getiren Sabahattin Ali, hikâyelerinde insanın zavallılığını ve gücünü sarsılmaz bir üslupla, masalsı ve destansı biçimde yansıtmayı başardı. Şiir, hikâye ve roman yazan, çeviriler yapan Ali, tüm eserlerinde insan ruhuna ayna tuttu ve gerçeğe bu aynadan baktı. Türk edebiyatının büyük yazarından, içinde sinemaya da aktarılan Hasanboğuldunun olduğu 13 düşünen öykü...

TADIMLIK

Bir Konferans Büyük şehirlerimizden birine yakın bir köyde yeni bir yatılı okul açılıyordu. Açış törenine maarif müdürü, müfettişler, şehrin mühimce adamları ve köycüler, bir kafile halinde otomobillerle gittiler. Köy halkı, bu golf pantolonlu, kasketli, kara gözlüklü, boyunları fotoğraf makineli kalabalığı, yolun iki yanına dizilerek, derin bir sükûtla karşıladı. Gelenler derhal yeni yapılan okulun önündeki meydanda toplandılar. Henüz kapatılmamış kireç kuyularının, inşaattan sökülmüş tahtaların, kum ve çakıl yığınlarının etrafında geniş bir halka oldular. Bunların arkasında, herhalde tahsil çağında oldukları için, köyün küçük yaşlı sakinleri birikmişti. Asıl köylüden, civar damlardan bakan birkaç kadından başka, kimse görünmüyordu. Gelenler birbiri arkasına birçok nutuklar verdiler, atılan dev adımlardan, köylerin nurlanmasından bahsettiler ve alkışlandılar. Sıra okulun gezilmesine geldi. Misafirler, henüz badana kokan binanın içini dolaştılar. Maarif müdürü davetlilere, binanın şurasında, burasında görülen sıva dökükleri, çatlaklar hakkında izahat verdi; henüz kati tesellümün* yapılmadığını, bütün bu kusurların müteahhide tamir ettirilmesine çalışıldığını söyledi. Efendim! diyordu, Nafıa mühendislerine meram anlatamıyoruz... Bakın, koridorlara döşenen parkeler daha okul açılmadan yerinden oynamaya başladı. Kontrole gelen mühendisler, amele fazla gezindiği için böyle olmuştur, müteahhidin kabahati yoktur, diye rapor verdiler... Yarın talebe bunların üzerinden uçarak gidecek değil ya, onlar da gezinecek, koşacak... Bu müteahhitlerle başa çıkamıyoruz efendim...Misafirler köy ve civarını da beş on dakika içinde iyice gezip dolaştılar. Köycüler yolda ve kahvede rastladıkları bazı köylülerle lafa girişmek teşebbüsünde bulundular. Aralarında köycülük tahsili için Paraguaya gidip senelerce kalmış biri vardı, sesini tatlılaştırıp yumuşatarak türlü şeyler soruyor, hiçbir şey ifade etmeyen kısa cevaplar alıyordu. Bütün gayretlere rağmen, konuşmalar birkaç sual ve cevaptan ileri gidemedi. Soran karşısındakinin acaba ne diye bu kadar her şeyden habersiz, vurdumduymaz olduğunu, sorulan ise ötekinin neden böyle ipe sapa gelmez şeyler sorduğunu düşünerek birbirlerinden ayrıldılar.Bu aralık, şehirden gelenlerin arasında bulunan bir iktisatçı, köylüye daha faydalı olmak isteğiyle, kooperatifçilik alanındaki bilgilerini kullanmayı akıl etti. Maarif müdürüne ve köye beraber gelmiş olan nahiye müdürüne: Tam fırsattır, şunlara kooperatifçilik hakkında bir konferans vereyim! dedi. Kendisi, memleketi sadece bu nevi şirketlerin yükselteceğine inanmıştı. Böyle bir teklifi kabul etmemeye imkân yoktu. Herkes: Pek güzel olur... Biz de istifade ederiz! diye samimi fikrini beyan etti.Yalnız, konferansı asıl dinleyecek olanların mütalaası* alınmadı. Köyde adam dolaştırılarak halk yeni okulun boş sınıflarından birine toplandı. Hatip duvarın dibinde yerini alarak boynunu ileri geri uzattı; mendilini çıkarıp gözlüğünün camları arkasındaki çipil gözlerini sildi. Köylüler henüz pek kurumamış olan çimento döşemenin üzerine oturmuşlar, şehirliler de sağ ve soldaki duvarların kenarına dizilmişlerdi.İktisatçı sözüne başlamadan evvel dinleyicilere, üst üste birkaç defa: Aman, sözlerimde anlamadığınız bir yer olursa hemen sorun! diye ihtar etti. Ondan sonra kooperatifçiliğin kısa bir tarihçesini yaptı ve tam kırk beş dakika, hiç durmadan, sözüne devam etti. Ara sıra dinleyicilerin yüzüne şüpheyle bakarak: Nasıl, anlıyor musunuz? diye soruyor, köylülerin evet makamında başlarını salladıklarını, bazılarının anladık, anladık! dediklerini görüp işitince emniyetle sözüne devam ediyordu. Karşısındakilere ancak bir kısmını verebildiği büyük ilim denizine dalmıştı. İstihsal* kooperatiflerine gelince..., İstihlak** kooperatiflerine gelince..., Kooperatifçiliğin memleketin ekonomik bünyesi üzerinde yapacağı şifakâr tesirlere gelince... diyerek meseleyi her tarafından ele alıyor, tüketmeden bırakmıyordu.Nihayet, ağzı kurumuş, fakat gözleri kendi sözlerinin heyecanıyla yaşarmış bir halde, ve: Söyleyin bakalım, şimdi aklınız yattı mı? Beni iyice anladınız mı? sorusuyla konferansını bitirdi.Bütün köylü dinleyiciler, derin bir uykudan uyanır gibi kımıldadılar.Çok doğru dedin!.. Hepimiz anladık! diyerek hatibi mükâfatlandırdılar, sonra hep birden yerlerinden kalkıp bir kenara çekilerek misafirlere yol verdiler.Herkes çıktıktan sonra içerde beş on köylü ile nahiye müdürü, bir de şehirden gelenler arasında bulunan eski bir köy öğretmeni kalmıştı. Bu sonuncusu, şüpheyle dolu gözlerini, kabahatli gibi hepsi önlerine bakan köylülere çevirdi: Ülen, ne anladınız o efendinin dediklerinden? diye sordu.Köylüler cevap vermeden birbirlerinin yüzüne baktılar. Nahiye müdürü, öğretmenden cesaret almış gibi, gülümseyerek:Hadi canım, doğrusunu söyleyin... Ben bile bir şey anlamadım da, siz ne anlayacaksınız? dedi.Bunun üzerine köylülerin birkaçının yüzünde hafif bir gülümseme dolaştı. Nihayet içlerinden orta yaşlı biri genç nahiye müdürünün ve yaşlıca öğretmenin yanına sokuldu:Aslını ararsan biz de bir şey anlamadık amma, müdür bey... dedi, ne idelim, dinledik işte!..Öğretmen, bir talebesini paylar gibi:Peki, ne diye anlamadık demediniz öyleyse? Adamcağız kaç defa sordu da!.. dedi.Köylü, içinden gelen bir gülüşü zapt etmek istiyormuş sandıracak kadar ciddi bir çehre ile:Aman beyim! dedi, Anlamadık diyelim de bir daha baştan mı anlatsın?1941* Teslim alma.* Düşüncesi.* Üretim.** Tüketim.
Emre Şen

Emre Şen

@senemre

"Hanende Melek" öyküsü hariç diğer tüm öyküleri çok beğendim. Sabahattin Ali'nin "Değirmen" adlı öykü kitabından çok çok daha iyiydi. Zaten Değirmen'de 1920'lerde yazdığı öyküler var Yeni Dünya'da ise 1936-42 yılları arasında yazdığı öyküler var yani yazarın gelişimini görmek mümkün. Yine toplumsal olaylar, köylülerin sorunları, haksızlık, hukuksuzluk, hayatın acımasızlığı işlenmiş. Bu konular ilgimi çektiği için ve ben de birkaç senedir gitmesem de 2012'den beri yazları köyde geçirdiğim için öyküler bana o kadar yakın geldi ki "Yeni Dünya" da yaptığı düğün betimlemesi aynıydı. "Bir Mesleğin Başlangıcı"ndaki Koca Recep karakterinde çok kişi tanıdım. "İki Kadın" öyküsündeki olayları da köydeyken çok işittim. "Hasanboğuldu" öyküsündeki eski aşk hikayelerini köylerin kadınları bana çok anlattılar. "Sulfata" öyküsündeki gibi hastalıktan ölen çocuklarını, yakınlarını anlatırlardı. "Neden, hastaneye yetiştiremediniz mi?" dediğimde "Yol mu vardı? Hastane ne gezerdi a yavrum" derlerdi. Buradan da "Asfalt Yol" öyküsüne çıkıyoruz. Ben de her gittiğimde muhtara yolun olmamasından şikayet ediyorum fakat o "Yapacaz yeğenim, hep belediye belediyenin suçu" deyip suçu belediyeye atıyor. işte bu yüzden Sabahattin Ali'nin kitaplarını çok seviyorum. Hatta bu kitap "İçimizdeki Şeytan"dan daha güzel geldi bana. Şimdiyse sırada yazarın 1944-47 yılları arasında yazmış olduğu öyküleri ve masalları barındıran, bir zamanlar yasaklanmış olduğu için ilgimi çeken "Sırça Köşk" var.
ataç ikon Yeni Dünya
kitaba 9 verdi
0 yorum
Bedrozan

Bedrozan

@bedrozan

İlkokuldan üniversiteye kadar neredeyse her ortamda dünya edebiyatından bahsedilir. Bahsi geçen eserlerin bir çoğu batı toplumlarından çıkmıştır. Lisede ve lys sınavında bir çok öğrenciye edebiyatın öğretilmesi yazarlar ve eserlerinin ezberi şeklinde olmuştur. Bu da öğrencilerin yerli bir yazar gördüğünde alenen o yazardan soğumasına sebep olur sıklıkla. Biz kendimizi tanımıyoruz, kendimizi okumuyoruz, kafamızı çevirip kendimize bakmıyoruz. Hep başka hayatlar, toplumlar, kültürler, yerler... Bu yüzden de çoğu zaman bocalayıp duruyoruz. Çok sevdiğim Sabahattin Ali bu kitabında da bizi, bizde olanları anlatmış.
Adam sanki 2016'da yaşayıp 1930'lara geri dönüp yazmış kitabı. Bir ülke yıllar yıllar boyunca hiç mi değişmez arkadaş.
Nasıl Marquez "Çullukların Gecesi" için "yüzyıllık yalnızlık'a değişmem" diyorsa ben de Sabahattin Ali'nin bu kitabını kürk mantolu madonna'ya değişmem.
Her öyküsü gerçekten etkileyici olsa da beni en çok etkileyen öyküleri "ayran", ve "sulfata" isimli öyküleriydi. Her iki öyküde de insan, "insanlığı"(hangi insanlık?) sorguluyor; yani en azından ben böyle düşünüyorum.
ataç ikon Yeni Dünya
kitaba 10 verdi
0 yorum
Balık

Balık

@balikadam

Yeni Sabahattin Ali
Türk Edebiyatında en sevdiğim yazar olan ve bir çok kitabını okuma şansı elde ettiğim Sabahattin Alinin bu hikaye kitabında yine insanı derinden etkileyen, insanlığını sorgulatan basit ama vurucu hikâyeler yer almaktadır.
Bir çoğuna günlük hayatta şahit olduğumuz ya da olabileceğimiz olayların, dikkat etmediğimiz ya da etmek istemeyeceğimiz noktalarına parmak basan, hayatın öteki; daha acı, daha zalim yüzünü gün yüzüne çıkaran dahi yazar Sabahattin Ali.

Hangimiz ayran satan çocuğun aslında oraya ne zorluklarla geldiğini hangi şartlarda o ayranı hizmetimize sunduğuna dikkat eder ya da hasta çocuğuna bakabilmek için ne iş olsa yapabilecek bir kadıcagizin sorunlarıyla ilgilenir. Tırnak içinde toplum olarak çok yardımsever ve fedakâr insanlarız, dilenciye para verir ya da mendil satan çocuktan bir mendil aliveririz; fakat gerçek ihtiyaç sahiplerine ulaşma konusunda çok tembeliz, ya da topu bizden daha varlıklı olanlara devrederiz, onlarda kendinden daha varlıklı olanlara..
ataç ikon Yeni Dünya
kitaba 8 verdi
0 yorum
Perizan

Perizan

@perizan

Ayrı Tat
İlk defa Sabahattin Ali’den bir öykü kitabı okudum. Okumaya başladığım ilk zamanlarda birazcık Orhan Kemal tadı almıştım, fakat sonradan Ali’nin, Kemal’e göre daha edebi bir dilinin olduğunu bir kez daha gördüm. Evet, Orhan Kemal de çok değerli bir yazar ve kenarda köşede kalmış insanları çok güzel bir şekilde gün yüzüne çıkarsa da belli yerden sonra biraz da tekrara kaçıyor. Fakat Sabahattin Ali’de buna kesinlikle rastlamadım. Gayet özgün ve tekrara kaçmayan bir anlatımı ve dili var. Öykülerin her biri birbirinden güzel ve ayrı konulara değiniyor. Okurken, hikâyeleri birebir yaşıyormuşsunuz hissini veriyor. Bu kitabı okumama vesile olan Baran Yusuf hocama da buradan teşekkürlerimi sunuyorum.
ataç ikon Yeni Dünya
kitaba 8 verdi
0 yorum
furkan s.

furkan s.

@furkans

ben Sabahaddin Ali'yi bu kitabındaki öyküleriyle tanıdım. sadece "hasan boğuldu" hikayesi kitabı yüceltmeye yeterlidir. bu hikaye daha sonra aynı adla, Hülya Avşar'ında oynadığı bir filmle sinemaya uyarlandı.( büyükçe bir tavsiye, hatta siz bunu bir buyruk kabul edin ve filmi sakın izlemeyin. en azından hikayeyi okuduktan sonra izlemeyin.)
Ayran hikayesi bir banliyö kasabasında kardeşiyle birlikte hayatını devam ettirmeye çalışan Anadolu çocuğunun bir günlük öyküsüdür. dikkat edin çarpar.
ataç ikon Yeni Dünya
kitaba 10 verdi
0 yorum

Yeni Dünya - S41

"Madam, senin evinde rahat edemiyorum, uzuluyorum, cikacagim!" Demeye utaniyordum. Bazan, geceleri yatagima uzanip sobanin gurultusunu dinleyerek okumaya dalardim.
svly inan tarafından eklenmiştir.
Baran Yusuf

Baran Yusuf

@baranyusuf

''Dünyada kendisi için hiçbir şeyi olmayan bir insanın bile başkalarına yardım edecek bir şeyi vardır... Hiç olmazsa bir tek sözü.''
ataç ikon Yeni Dünya
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
0 yorum
Baran Yusuf

Baran Yusuf

@baranyusuf

''Sevdalıya pent (öğüt) vermesi kolaydır. Gel de sevdayı çekene sor...''
ataç ikon Yeni Dünya
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
0 yorum
Baran Yusuf

Baran Yusuf

@baranyusuf

''Hepsi bir varmış, bir yokmuş. İyi günde, kötü günde düş gibi gelip gidiyor.''
ataç ikon Yeni Dünya
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
0 yorum
Sezgin Taşcı

Sezgin Taşcı

@sezgintasci

Dünyada kendisi için hiçbir şeyi olmayan bir insanın bile başkalarına yardım edecek bir şeyi vardır... Hiç olmazsa bir tek sözü...
ataç ikon Yeni Dünya
kitaba 7 verdi, inceleme eklemedi.
0 yorum
Yasin Ömer

Yasin Ömer

@yasinomer

Dünyada kendisi için hiçbir şeyi olmayan bir insanın bile başkalarına yardım edecek bir şeyi vardır... Hiç olmazsa bir tek sözü...
ataç ikon Yeni Dünya
kitaba 9 verdi, inceleme eklemedi.
0 yorum
746
KİTAP
Okuduğum En Güzel Kitap
Okuduğumuz en güzel kitapları bu listede topluyoruz! Sen de en beğendiğin ve herkese tavsiye etmek istediğin kitapları listey...
1130
KİTAP
Mutlaka Okunması Gereken Kitaplar
Herkesin mutlaka okuması gereken, kitaplığında bulunması gereken kitaplar listelenmektedir. Sen de mutlaka okunması gerektiği...
212
KİTAP
Tüm Zamanların En Çok Satan Kitapları
Aşk, fantastik, polisiye, bilim kurgu ve diğer kitap türlerini kapsayan ve zirveyi kolay kolay kaptırmayan tüm zamanların en ...
14
KİTAP
Mutlaka Okunması Gereken Sabahattin Ali Kitapları
Türk edebiyatının en sevilen yazarlarından biri olan Sabahattin Ali'nin en çok satan, en beğenilen ve mutlaka okunması gereke...
Çiğdem Gül

Çiğdem Gül

@cigdemgul

Yeni Dünya? paylaşım fotoğrafı
Yeni Dünya?
Bugün iki kitap bitirdim bu da üçüncü olacak sanırım. Bu aralar bir bunalmışlık baş gösterdi 😪
ataç ikon Yeni Dünya
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
0 yorum
Nacigzl21

Nacigzl21

@naciguzel

 paylaşım fotoğrafı
Akşamları köyün başında ki sırta çıkarak uzakta tozlara bulanıp uzanan yolu syrediyorum. Bazen tozdan bembeyaz olmuş ve üstüne sepetlerle denkler sarılmış bir kamyon görünüyor,bir bataklıkta dizlerini kaldırıp indirerek yürüyen bir insan ileri geri sallanarak ,yıkılacak gibi olarak , ağır ağır ilerliyor. Bu o kadar üzücü bir manzara ki , tekniğin en son ifadelerinden biri olan bu makine ile dünyanın bu en iptidai yolunun mücadelesin görmemek için insan gözlerini kapıyor...
ataç ikon Yeni Dünya
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
0 yorum
Kübra

Kübra

@1905keresevdim

 paylaşım fotoğrafı
Ayran ilk kez boğazımda kaldı..
İnmiyor aşağıya ???
Sabahattin Ali yine yapmış yapacağını, şu 8 sayfada bir sürü duygu ve düşüncelerle hayaller...
ataç ikon Yeni Dünya
kitaba puan vermedi, inceleme ekledi.
0 yorum