up
ara

Toza Sor

Toza Sor Konusu ve Özeti

Toza Sor
Toza Sor kitabını okuduysanız inceleme eklemeyi unutmayın. Neokur kitap hakkındaki düşüncelerinizi ve yorumlarınızı merak ediyor.
Yazar:
Çevirmen: Avi Pardo
Yayınevi: Parantez Yayınları
ISBN: 9789758441068
Sayfa: 160 sayfa Basım Tarihi: 1970
Çölde bir toz bulutuna kapılıp giden muhteşem bir aşkın öyküsü...Bukowski'nin "Benim Tanrımdı" dediği yazarın başyapıtı..Charles Bukowski gençlik yıllarında kütüphanede tesadüfen kitaplarını keşfettiği Fante'yi hiç unutmamış. Tanınmış bir yazar olunca, Fante'yi keşfinden 39 yıl sonra, 80'li yıllarda, kitaplarını basan yayınevine önermiş. Fante hayattayken kitaplarının yeniden basıldığını görmüş. Charles Bukowski, "Fante benim tanrı'mdı" diyor Toza Sor'un önsözünde. John Fante gerçekten de iyi bir yazar. Kendi yaşamından yola çıkarak yazıyor eserlerini. Toza Sor'da yazarlık yaşamının, gençliğinin ilk yıllarını anlattığı dörtlemesinin en tanınmış romanı. Çölde bir toz bulutuna kapılıp giden muhteşem bir aşkın öyküsünü anlatıyor. Toza Sor'u okuduğunuzda gerçekçi anlatımı sizleri de etkileyecek ve Bukowski'ye hak vereceksiniz.
Psykhe

Psykhe

@psykhe

“Toza Sor” Fante’nin kitaplarının içinde en çok tanınanı ve beğenilenidir. Bu durumun gerçekleşmesinde Charles Bukowski'nin etkisi büyüktür; çünkü kendisi de Fante’yi “Toza Sor” kitabıyla tanımış ve bu kitap sayesinde Fante’yi Tanrı ilan etmiştir:

"En sevdiğiniz yazar hangisi?
-Fante.
-O kim?
-John F.a.n.t.e. 'Toza Sor', Bandini...
-Neden seviyorsunuz onu?
- Tamamen duygu. Cesur bir adam"

“Fante benim Tanrı’mdı ve Tanrı’ların rahatsız edilmeyeceğini, kapılarının çalınmayacağım biliyordum. Ama Angel’s Flight’ın neresinde oturduğunu tahmin etmeye çalışır, hâlâ orada yaşadığını düşlemeyi severdim. Hemen her gün oradan geçerdim. Camilla’nın tırmandığı pencere bu muydu? Lobi bu mu? Hiçbir zaman emin olamadım.”

“Fante’nin öyküsü bu kadarla kalmıyor. Şansızlık, bahtsızlık ve ender bulunur bir cesaretin öyküsüdür onunki. Bir gün anlatılacaktır, ama burada anlatmamı istemediğini hissediyorum. Ama şu kadarını söyleyeyim; sözü nasıl yazdıysa hayatı da öyle yaşadı; güçlü, iyi ve yürekten. Yeter. Şimdi kitap sizin.”

Kitapları ilk basıldığında pek önemsenmemiş olan Fante, Bukowski’nin övgüleri ile ilerleyen yaşlarında tanınmış ve kültleşmiştir.

Nasıl Fante kitaplarında Arturo Bandini ile kendisini var ediyorsa, Bukowski de Henry Chinaski ile kendini var etmiştir. Kahramanları arasındaki bağ yazarlar arasında da bağ oluşturmuştur. Bukowski’nin edepli hali olarak görülen Fante, yalınlığı ve samimi uslübu ile dikkat çekmektedir.

Los Angeles’ta bir otelde yaşayan Arturo yirmi yaşında, hala göçmen olmanın ezikliği içerisinde kendisinden utanan genç bir adamdır. Yazar olma hayaliyle yaşayan, bu hayal dışında hiçbir düşüncesi olmayan Arturo, hayatını yokluk içerisinde geçirmektedir. Kirasını ödemekte zorlanması, çoğu zaman meyve harici yiyecek herhangi bir şey alamaması, sütün varlığının hayaliyle bile kendinden geçmesi bize onun nasıl bir sefillik içerisinde olduğuna dair ipuçları vermektedir.

Yazmış olduğu “Minik Köpek Güldü” isimli öyküsü bir dergide yayımlanmış olduğu için geleceğe dair yazarlık adına büyük umutları vardır. Çevresinde doğru dürüst kimse okumamış olsa bile, yayımlanmış olan öyküsü onun için bir gurur kaynağıdır. Bazı zamanlar ise öyküsünün hiçbir anlam ifade etmediğini düşünerek ümitsizliğe düşmektedir.

“On dolar: iki buçuk haftalık kiramı öder, üç çift ayakkabı satın alır, iki pantolon ya da editörlere metinlerimi postalayabilmem için binlerce posta pulu; iyi fikir! İyi de postalayacak metin mi var elinde, yeteneğin şüphe götürür, yeteneğin acınası, yok yeteneğin, ve her allahın günü kendini kandırmaktan vazgeç çünkü Minik Köpek Güldü’nün beş para etmez bir öykü olduğunu biliyorsun, hiçbir zaman da etmeyecek.”

Buna rağmen öyküsünü yayınlayan derginin sahibi Hackmuth’a düzenli olarak mektup yazmaktadır. Bir sohbet içerisinde yazılmış olan bu mektuplar Arturo’nun iç dünyasının bir yansımasıdır. Yeni yazdığı yazıları da bu mektuplarla birlikte gönderen Arturo, kısa da olsa Hackmuth’tan cevap almaktadır.

Her ne kadar Tanrıya inanmadığını her fırsatta belirttse de Arturo, bazı bazı kendiyle çelişmektedir. Bunda çocukluğundan gelen alışkanlıkların ve inancın büyük yeri vardır. Günah işlediği bir gün Tanrı’nın tüm şehri depremle cezalandırdığını ve her yerin toza büründüğünü düşünebilecek kadar da şaşkındır. Tozdan gelip toza gideceğimizi düşünen Arturo’nun üzerinde bu depremin yıkıcı etkileri olmuştur.

“Tanrım, artık bir ateist olduğum için beni bağışla, ama Nietzsche’yi okudun mu? Ne kitap! Ulu Tanrım, sana karşı dürüst olacağım. Bir teklifte bulunacağım sana. Benden büyük bir yazar yarat kiliseye döneyim. Ve lütfen Tanrım, bir ricam daha olacak: annemi mutlu kıl. İhtiyar o kadar önemli değil, onun şarabı var ve sıhhati yerinde, ama annem her şeye kaygılanır. Amin."

Bu denli yoksulluk içinde yazma mücadelesi veren Arturo, ara ara eline geçen yüklü miktarda paraları harcama konusunda oldukça cömerttir. Üzerinde para olduğu vakit kendisini bir ilah gibi güçlü görür ve kazandığı paranın devamının geleceği inancını yüreğinde hep taşır. Kendini en zengin hissettiği anlarda bile kadınlara karşı çekingen ve güvensizdir.

Bir gün Camilla Lopez isimli Meksikalı bir garson kızla tanışır. Küçüklüğünde İtalyan kökenli bir göçmen olduğu için Amerika’da dışlanan ve bunun buhranını yaşayan Arturo, genç kızın Meksikalı oluşuyla dalga geçmektedir. O dönem Meksikalı olmanın hor görüldüğünü düşünürsek, Arturo en çok canını yakmış olan durumun aynısını en çok sevdiği kıza da yaşatmıştır.

Kadınlarla arasının hiç iyi olmadığını düşünürsek, Camilla ile arasında da gelgitler olduğunu ifade edebiliriz. Birbirlerine bir o kadar yakın olan bu iki kişi aynı zamanda birbirlerinden çok uzaktır. Aşk acısı içinde kıvranan Arturo, kendi yaşam mücadelesini unutur ve Camilla’nın yaşam mücadelesi için uğraş verir.

"Uzun parmaklarını aç ve yorgun ruhumu geri ver. Ağzınla öp beni çünkü açım Meksika ekmeğine. Burun deliklerime yitik kentlerin kokusunu üfle ve ellerim unutulmuş bir güney sahilini andıran beyaz gerdanında ölmeme izin ver. Şu uykusuz gözlerimdeki özlemi al ve bir güz tarlasında uçuşan kırlangıçları besle onunla çünkü seni seviyorum, Camilia, ve adın dönmeyen sevgilisi için son nefesini verirken gülümseyen cesur prensesin adı kadar kutsal.."

“Toza Sor” hayat için hem umut hem de umutsuzluk sunar bize. İkinci kez okumuş olduğum bu kitabı ilerleyen süreçlerde birçok kez okuyacağımı ve her seferinde aynı duygu yoğunluğu içerisinde düşüncelere dalacağımı biliyorum.
ataç ikon Toza Sor
kitaba 10 verdi
0 yorum
Ferda Nihat Köksoy

Ferda Nihat Köksoy

@ferdanihat

JOHN FANTE, Yazar, USA-1939, TR-2011 (4.Baskı), Parantez Yayın, Çeviren: Avi Pardo, 155 sf.
http://www.kitabinomurgasi.com/2014/04/john-fante-toza-sor-oyku.html

**(L.Angeles Halk Kütüphanesi) Derken bir gün bir kitap çektim, açtım ve kalakaldım. Bir kaç paragraf okudum. Sonra çöplükte altın bulmuş gibi kitabı masaya götürdüm. Cümleler sayfada yuvarlanıyorlardı, kayıyorlardı. Her cümlenin kendine özgü enerjisi vardı. Cümlelerin özü sayfaya bir biçim veriyordu; sayfaya oyulmuşlardı sanki. Duygusallıktan korkmayan birini bulmuştum sonunda. Mizah ve acı olağanüstü bir kolaylıkla içiçe geçmişti. O kitabın ilk sayfaları benim için çılgın bir mucizeydi.
...Kitabın adı Toza Sor, yazarı ise John Fante'ydi. Fante'nin yazarlığıma ömür boyu sürecek bir etkisi olacaktı.
...(Fante) sözü nasıl yazdıysa hayatı da öyle yaşadı; güçlü, iyi ve yürekten (Charles Bukowski).**

-Kaygı beyaz saç demektir.

-Senden önce babanın aklından geçen düşünceler bunlar; sırtına kırbaç vursalar, beynini dağlasalar da senin suçun değil bu kafandan geçen; yoksul doğdun, yoksul bir köylü çocuğusun, seni günah işlemeye iten: Yoksulluk.

-Ayakkabıları varımdan yoğumdan daha değerli kadınları arzuladım.

-Ulu Tanrım, sana karşı dürüst olacağım. Bir teklifte bulunacağım sana. Benden büyük bir yazar yarat kiliseye döneyim.

-Ağlayan kapıyı kapatıp basamaklarda durdum, sis beyaz bir hayvan gibi sarmıştı her yeri. Sisin ağır sessizliğinde bütün sesler hızlı ve net yayılıyordu ve duyduğum ses topuk sesleriydi. Bir kız belirdi.

-(Fahişe) ...nefesindeki şarap kokusu, sevecenliğinin altında yatan riyakarlık, gözlerindeki para açlığı.
...benden daha temizsin yine de, beynini satmıyorsun, acınası tenini sadece.

-Zor günler...yatakta portakal, öğlen portakal, akşam portakal. Düzinesi beş sent. Gökyüzünde güneş, midemde güneş suyu. Marketin sahibi mermi suratlı Japon, beni görünce kese kağıdına sarılırdı. Cömert adamdı, beş sente onbeş, bazen yirmi portakal verirdi bana.

...Dünyada beni seven bir şey olsaydı, tek bir şey, bir böcek, bir fare hatta, ama o da mazide kalmıştı; ona sunabileceğim en iyi şeyin portakal kabuğu olduğunu anlayınca Pedro (fare) bile terk etmişti beni.

-...hırsızlık yapmak üzereydim, aşağılık bir süt hırsızı olmama az kalmıştı. İşte yazarınız, tek öykülük yazar: Bir hırsız.

-Hemen gelme Camilla; ...bir süre için, açık gözlerle seni düşleyip açlığını çekmek istiyorum.

-Ben bir Amerikalıydım ve bundan gurur duyuyordum.
...(Los Angeles) Biz Amerikalılar kumdan ve kaktüsten bir imparatorluk yaratmıştık.
...(Doğu Amerikalılar) şehirlerinin şık rahatlığını bırakıp güneşin altında ölmeye gelmişlerdi. Ve geldiklerinde başka ve daha büyük hırsızların her şeye el koyduğunu görmüşlerdi, güneş bile onlara aitti.

...Güneş gözlüğünüz ve havalı bir polo gömleğiniz varsa Los Angeles'da polis sizi tutuklamaz. Ama ayakkabılarınız tozlu, kazağınız karlı eyaletlerde giyilen kalın kazaklardansa, yakanıza yapışır.

-Ah Camilla! Colorado'da küçük bir çocukken onlar (İngiliz kökenliler) beni iğrenç isimlerle çağırıp aşağılamışlardı, beni yağlı İtalyan diye çağırmışlar ve yaralamışlardı. O denli yaraladılar ki beni, kitaplara sığındım, içime kapandım, kasabamdan kaçtım ve bazen onları gördüğümde aynı acıyı hissediyorum, o eski yara kanıyor ve burada olmalarından mutluluk duyuyorum, köklerinden kopmuş olmalarından, gaddarlıklarının kurbanları olmalarından, güneşin altında ölüyor olmalarından. Aynı yüzler, aynı asık suratlar, kasabamdan insan manzaraları, hayatlarını güneşle doldurmaya çalışan insanlar.

-İnsanda yüzünü ağrıttığı izlenimi uyandıran bir gülümseme belirdi yüzünde.
...Dünya tozdan geliyordu ve sonunda yine toz olacaktı.

-Coşku ve güç, coşkudan doğan güç, o tadına doyulmaz duygu.

-(Camilla'ya) Burun deliklerime yitik kentlerin kokusunu üfle ve ellerim unutulmuş bir güney sahilini andıran beyaz gerdanında ölmeme izin ver.

-...gözlerinde tavuklarda rastlanan o yaşlı kadın bakışı vardı.

-İğrenç hayvandır martı, ne bulursa yer, leş yiyicidir.

-(Kitap yayınevince kabul edildiğinde) Güneş ışığına ihtiyacım yoktu artık. Ne de dünyaya, ne de cennete. Öylece yattım orada. Ölmeye hazırdım. Başka hiçbir şey olamazdı hayatta bana. Hayatım son bulmuştu.
...Benim kitabım! Hitler'in canı cehenneme, bu Hitler'den daha mühim. Dünyayı sarsmayacak, kimseyi öldürmeyecek, tek bir mermi bile sıkmayacak ama siz onu ölünceye dek unutmayacaksınız, son nefesinizi verirken kitabımı anımsayacak ve gülümseyeceksiniz.

...Gece gündüz Ford'umda yaşıyorum.
...Hayat böyle yaşanmalıydı, gayesizce dolaşarak, bir mola bir yola devam, yolun beyaz çizgisini izle, bir sigara yak ve çölün şaşırtıcı göğünde anlamları ara boşuna.

...(Kent) Etrafımdaki yüzlere baktım. Kanı çekilmiş, gergin, endişeli, yitik yüzler. Köklerinden koparılıp güzel bir vazoya yerleştirilmiş çiçeklerden farksız yüzler. BİR AN ÖNCE BU KENTTEN ÇIKMALIYDIM.

...Bütün bu yalnızlığın içinde mükemmel bir kayıtsızlık vardı, gecenin ve yeni günün kaygısızlığı, ama tepelerin mahremiyeti, sessiz tesellisi, ölümü sıradanlaştırıyordu. Ölebilirdin ama ÇÖL ölümün sırrını ebediyen saklayacaktı. Senden sonra da var olacak, hatıranı yıllanmış rüzgarlarla, sıcakla ve soğukla örtecekti.
ataç ikon Toza Sor
kitaba 8 verdi
0 yorum
Meursault Samsa

Meursault Samsa

@meursaultsamsa

Malumunuz filmi de var ve Collin Farrell oynuyor iyi de oynuyor ama asıl olay Camilla' yı oynayan Salma Hayek. Yine malumunuz üzere afet-i azam kendisi. Film, kitap kadar iyi değildi bana göre. Kitap nasıldı, eh işte. Yeraltı edebiyatının hayranları kabul etmese de -ki büyüyünce ederler- yeniliğe kapalı, sürekli kendini tekrar eden ve bir iki örneği hariç vasat bir yazın türüdür yeraltı edebiyatı. Fante ne kadar yeraltı sayılır bilmem sonuçta gereksiz yere sağa sola sıçmıyor ya da birileriyle sikişmiyor ama işte bunları yapmadığı için ben Fante' yi ayırıyorum onlardan ve biraz daha üst bir seviyeye koyuyorum. Bunları yapan Bukowski' yi de severim ayrıca. Çünkü en azından taklit değildir, orijinaldir.
Bu kitaba gelirsek, yazar olmak isteyen genç Bandini' nin sefalet hayatına tanık oluyoruz. Tamam bu çok klişe ama Fante' yi ayıran üslubu. Üslup çok önemli bir mevzu edebiyatta. Fante' nin cümleleri akıp gidiyor zihninizde. Ve bu durum kitap boyunca hiç sekteye uğramıyor. Hiçbir yere takılıp başa dönme gereği duymuyorsunuz, hiçbir yerde heyecanınız artmıyor ama azalmıyor da. Ben zaten tek karakter üzerinden giden, o karakterin kahvesini, sigarasını, içkisini, hatununu anlatan kitapları severim, her erkek sever. Dolayısıyla bu kitabı da sevdim çünkü tam olarak bunu anlatıyor ama hepsi o kadar. Başka derdi yok kitabın. Al otobüste eve giderken oku, kuyrukta sıra beklerken oku vs. vs. Peki al Orhan Pamuk' u kuyrukta sıra beklerken oku? Yemez. Bir abim var, harika bir sahaftır. Ona dedim ki bir gün ya otobüste kitap okusana gelip giderken senelerdir bir şey okuduğun yok, o da dedi ki ''otobüste okuyup da anlayabileceğin kitabı okusan ne olur okumasan ne olur'' Kitap okumayı pek sevmeyen biriyseniz alın okuyun bunu, keyifli, akıcı, anlaşılır, özendirici... e haliyle başarılı; ama daha fazlası da değil.
Biraz daha içeriğe değinmek gerekirse eğer yine üslubu sayesinde karakterin neyi neden yaptığını açık açık anlatmasa da yazar siz çok iyi anlıyor, hissediyorsunuz. An geliyor helal lan diyor, an geliyor salak mısın ya diye sitem ediyorsunuz. Karakterle bu kadar yakın bağ kurabilince de ister istemez aynı sizi anlatıyor oluyor yazar. Ama anlatmıyor tabii. Aynı bizi anlatsaydı, o; Fante olmazdı.
Bandini, hiçbir kızla ilşki yaşamamış karşı cinse aç bir karakter. Zaten nasıl iletişim kuracağını da pek bilemiyor. Kendi olmaktan çok kendine biçtiği rolü oynamaya kalkıyor ama sonrasında ilk aşkın da verdiği gazla duygular önüne geçiyor mantığın ve kendisini fena halde Camilla' ya kaptırıyor. Burayı gerçekçi bulsam da biraz fazla dramatik buldum, gerek yokmuş bence bu kadarına ama tam bundan şikayetçi olacağım anda küçük bir paragrafla hayranlığımı kazandı Fante.

Spoiler geliyor; 147. sayfada Bandini, Camilla' nın dolabın içinde ot çektiğini biliyor ve tam kapıyı açacakken vazgeçiyor. Onu kendi haline bırakmanın daha doğru olacağına karar veriyor. Spoiler bitti.

Benim için bu çok önemli bir şey. Robotum Ama Sorun Değil filmini anımsattı bu küçük paragraf. İkisi arasındaki ilişkilerde tek hoşuma gitmeyen yan Bandini' nin fazla fedakar tavırlarıydı(bu da Türev filmini anımsattı, -Sammy, Zagor oluyor haliyle- ey başını usul usul yürü şimdi) ki bunu da ilk aşk acemiliğine verebilirim. Onun dışında muazzam bir ilişkileri var. Bir hatun var, acayip seksi bir şey ona diyorum bazen, ben ilişkilere karşıyım, senin de kimle ne yaptığın umurumda değil ama bana ayırdığın zamanlar gerçek olsun yeter diye, kızıyor tabii, sevsen böyle düşünmezsin diyor. Farklı düşünsem, hissetsem bile sana yansıtmaya hakkım yok, senin içinden gelene saygı duymam gerek diyorum. Bandini böyle söylemiyor, bir adım daha ileri gidip böyle yaşıyor. Sakın tam da beni anlatıyor olmasın Fante? :)

Beat kuşağının doğumundan 20 30 yıl önce o kuşağın izlerini taşıyan bir kitap yazmak ise başlı başına bir yıldız zaten. Ben bu kitabı kendi türünde değerlendirecek olsam 5 yıldız verirdim ama dediğim gibi, bunlar hafif siklet kitaplar ve diğer kitaplara haksızlık olur bunlara kusursuz demek. Kendi türünün en iyi örneklerinden biri, o yüzden 4 yıldız.
ataç ikon Toza Sor
kitaba 9 verdi
0 yorum
Beyhude

Beyhude

@mamafih

Yazarın okuduğum ilk kitabı 3-4 yıl evvel aldığımı hatırlıyorum. Bir kaç sayfada okuduğumu hatırlıyorum fakat sonra ne oldu da kitabı okumayı bıraktığımı hatırlamıyorum. Üst üstte okuduğum Babil Kitaplığının öykülerinden sonra Borges'in derlediği; bu arada öykü kitaplarını okumayı seviyorum fakat o kitaplara inceleme yazmak öylesine zor ki, kurgu anlatımından öteye gitmiyor çünkü yoğun anlatımları toparlayamıyorum. Her öyküde derinlemesine anlatmak istediğimiz şeyler olabiliyor; ya da bir öykünün anlamı ikinci ve ardından gelen öykülerle kendisini başka anlamlara bırakıyor .. Bunları toplamak en azından benim için zor. Üstüne bir kaç teorik kitaptan ve onları da okumayı beceremedikten sonra, kitaplığımı göz gezdirirken kısa ve akıcı olacağını düşündüğüm için Toza Sor'u okumaya karar verdim. Her neyse kitapla yaklaşık 3-4 günlük yakınlaşma ve ısınma dönemimi de atlattıktan sonra dün gece bu saatlerde okumaya başladım. İyi ki de okumuşum keşke daha evvel okusaydım diye geçirdim içimden. Çünkü beni sardı.

Kendi duygularını ve kendisini doğru anlamlandıran bir karakter yaratmış yazar. Tüm acizliğini, takıntılı olduğu yönleri, zayıflıklarını, parasızlığına rağmen bonkörlüğünü, bu bonkörlüğünün arkasında yatan duyguyu kavrayabildiğimiz, yazmaya duyduğu tutkuyu, fakat yaşam deneyimiyle beraber(karşılaşmalar) yazacak bir şeyler üretebildiğini gördüğümüz . Acımasızca kendini eleştiren, trajik komik hallerini ifade etmekten çekinmeyen, umursamazlığını aynı zamanda saklamayan :) yer yer gülümsediğim çoğu zaman hüzünlendiğim... Bandini karakteri.. Beni etkileyen hayatına giren Vera ve Camillia kadınlar ile gelişmeye başlayan onların tutkusu ve tutkunu olduğunu gördüğümüz Bandini bence hoş duygulu bir karakter. Sırf bu yüzden bile okumaya değer bir kitap. Hele Vera için akıttığı gözyaşı ve Tanrıyla kendince hesaplaştığı bölüm hoş bir bölümdü. Ortak hisler..

Kitapla ilgili arenada yapmış olduğum paylaşımın altına bir kullanıcı usumuza kazınırcasına bir kitaptır ibaresini kullanmış, Kendi adıma usuma kazınacak bir yan görmüyorum kitapta. Ayrıca nazarımda kitabın değersiz olduğunu göstermez. Büyük fikirleri olmayan yaşamın içinde o olağan akışı ve o akışın üstünde bıraktığı içsel ve dış etkenlerin ifadesi yer almaktadır. Ve bana göre Fante kaygısızca hiç bir konuya atıfta bulunma gayesi de gütmemiştir. Belki de Bukowski'nin bu kitabı sevmesinin nedeni bu olabilir. Mesaj, toplumsal çıkarım dolu kitapların yerine insana yönelik onun küçük dünyasında ki anlamları akıcı, okuru sıkmadan bir olay örgüsü içinde duyguyu elden bırakmadan, insana dair bir çok yönü yazmış olmasından kaynaklanıyor olabilir. Bilmiyorum. en azından ben bunlar için beğendiğimi söyleyebilirim.
ataç ikon Toza Sor
kitaba 8 verdi
3 yorum
BUKALEMUN (@karacurin)
:)
24.04.18 beğen 1 cevap
Gül Ayan (@gulayan)
Çok güzel bir incelemeydi, ben de okuduğum için kitabı bu günlerde yorumunuz benim hissettiklerimle örtüştü. Kitabın nostaljik yanı da var, telgraf sahnesinden ben çok etkilendim misal, ben telgraf gönderdiğimi, aldığımı çok net hatırlıyorum...Vay be dedim kendi kendime, nereden nereye geldik...Ellerinize sağlık.
24.04.18 beğen 1 cevap
Hayata Gülümse

Hayata Gülümse

@hayataagulumse

Ne seninle ne de sensiz.
Sade, toz gibi uçuşan ve insanın ruhunu derinden yaralayan bir eser. Bu kitabı heyecanla okuyup bitirdikten sonra hayallere dalmayan, yada daldığında kendini Alta Laoma Otelinin 6. katındaki odasında hissetmeyen tek bir okur olacağını sanmıyorum . ?

Bukowskinin John Fante benim Tanrimdi demesine sebep olan bir eseri. Bir insan bu kadar sevebilir mi? Evet Sevebilir. Arturo Bandini'nin hiç bitmeyen Camilla saplantısı ve bu saplantinin Camilla'nin Sammy'i yani yanlışı seçmesi ile kendisinin görünmez hale gelmesi. Sanırım Charles Bukowski'de kitabı bu yüzden beğendi. Bir adamın masumlugu ve kadının ikiyüzlülüğü, seytanligi. Charles Bukowski ve kadınları ?

Bu eser imkansız bir askin romanı. Karşılıksız sevmenin, toz gibi uçuşan bir aşkın romanı. Arturo Bandını Camilla'ya aşık ama egosundan dolayı onu aşağılamakdan da geri kalmiyor. Dediğim gibi aynı zamanda egosuna da aşık. Sürekli iyi bir yazar olduğunu iddia ediyor ve devamli hikayeler yaziyor. Ama Camilla olmadan yazdıklarının ne önemi var ki ? Hiçbir anlamı yok. ?

Herşeye rağmen Bandını aşkının acısını içine atar, romanını imzalar ve çölün sonsuzluguna fırlatır. Kim bilir ? Camilla belki bir gün tozun içinden görür, farkeder onu ?

Yer yer Bandini'ye çoğu kez de Camilla'ya sinirlendim. Bu kadar sabır diyorum, gösterebilir miyiz? Her şeyi bizim olmayacağını bile bile feda etmek ister mıyız ? Kim bilir ?

Ben boyle kitaplara aşık oluyorum ?
ataç ikon Toza Sor
kitaba 10 verdi
17 yorum
Red Red (@khaos)
Filmi de var fakat kitabın yanından bile geçemez.
02.01.18 beğen 2 cevap
Gül Ayan (@gulayan)
2017 yılının son ve 2018 yılının ilk okuduğum kitabı , henüz bitiremedim . Yanıma almıştım,boyutu küçük olduğu için yolda okurum diye…

Toza Sor 1939 yılında yayımlanmış ve Yazarın üçüncü romanıdır, 60 yıl sonra 2000’li yıllarına kadar, en uzun süre, çok satanlar listesinde yer almıştır, belki biliyorsunuzdur, fakat ben yeni öğrendiğim için paylaşmak istedim. 1939 yılında beş (5) cente bir düzine portakal alınabiliyormuş, böylelikle iki doların, (bir dolarda yüz cent var olduğunu saydım) günümüzdeki değerini hesaplamış oldum : ))) Bir sahne var romanda ; istenen iki dolar karşılığında, ödenen sekiz dolar. Böyle bir anım oldu ve romana ilk inceleme yazanla paylaşmak istedim. Bilmeyenler için; John Fante, İtalyan bir baba ve İtalyan- Amerikalı bir annenin çocuğu olarak 8 Nisan 1909 yılında Colorado’da doğmuş ve 8 Mayıs 1983 yılında hayata veda etmiş. Son beş altı yılını şeker hastalığı sebebiyle, ayağı kesilmiş, kör olmuş fakat eşinin yardımlarıyla roman yazmaya devam etmiş.
03.01.18 beğen 1 cevap

Toza Sor - S41

Mutfağı ayıran bölmenin arkasına girip kayboldu.Döndüğünde gülümsüyordu. Ellerini arkasına kavuşturmuştu., bir şey gizliyordu. sabah gördüğüm yaşlı adam çıkıverdi bölmenin arkasından, olacakların beklentisi ile gülüyordu.Camilla bana el salladı.Korkunç bir şey gerçekleşmek üzereydi:Tahmin ediyordum.
hatice Yaltır tarafından eklenmiştir.
Red Red

Red Red

@khaos

Hepimiz kısa bir süre için vardık, sonra başka bir yere gidecektik; hayatta değildik aslında, hayatta olmaya çok yaklaşıyor ama olamıyorduk.
ataç ikon Toza Sor
kitaba 10 verdi, inceleme ekledi.
0 yorum
Red Red

Red Red

@khaos

Tanrım, artık bir ateist olduğum için beni bağışla, ama Nietzsche'yi okudun mu? Ne kitap!
ataç ikon Toza Sor
kitaba 10 verdi, inceleme ekledi.
0 yorum
Red Red

Red Red

@khaos

Ruhunu yitirmiş biri dünyaya sahip olsa ne fayda?
ataç ikon Toza Sor
kitaba 10 verdi, inceleme ekledi.
0 yorum
FEBİHÂ

FEBİHÂ

@kadimcumleivecize

''Takma kafana,
Tek başına yola çıktıysan,
Kimse sana hesap soramaz,
Yanlış yolda yürüyorsun diyemez...''
ataç ikon Toza Sor
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
0 yorum
Red Red

Red Red

@khaos

Ölüler hayata döner mi? Kitaplar hayır diyor, gece evet diye haykırıyor!
ataç ikon Toza Sor
kitaba 10 verdi, inceleme ekledi.
0 yorum
328
KİTAP
Filmi de Çekilen Kitaplar
Edebiyat dünyasından sinema dünyasına taşınan unutulmaz eserler bu listede! Film uyarlamaları mevcut olan tüm kitapları bu li...
194
KİTAP
Yeraltı Edebiyatı Meraklılarının Okuması Gereken En İyi Kitaplar
Bukowski, John Fante, Chuck Palahniuk ve daha fazlası... Yeraltı edebiyatı yazarlarının mutlaka okunması gereken en iyi kitap...
116
KİTAP
İlginç Kitap İsimleri
İsimlerini görünce hayrete düştüğümüz, bazen güldüğümüz bazen anlam vermekte zorlandığımız en ilginç isimli kitapları bu list...
10
KİTAP
Fakirlik Üzerine Yazılmış En Dokunaklı Kitaplar
Konusunun merkezinde fakirlik ve çaresizlik olan, roman, öykü ve deneme türündeki mutlaka okunması gereken en dokunaklı kitap...
14
KİTAP
Farkındalık ve Varoluşçuluk ile İlgili Kitaplar
Farkı filozoflar tarafından farklı biçimlerde tanımlanmış olan varoluşçuluk akımından yola çıkılarak yazılmış en iyi kitaplar...
Reşat Karakaş

Reşat Karakaş

@resatkarakas

Enfes  paylaşım fotoğrafı
Enfes
Odama döndüğümde kendimi yatağa bırakıp hıçkıra hıçkıra ağladım. Uzun süre ağladıktan sonra kendimi iyi hissettim tekrar. Samimi ve arınmış.
ataç ikon Toza Sor
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
0 yorum
Türkan Fulya

Türkan Fulya

@turkanfulya

 paylaşım fotoğrafı
“Fante” ile tanışmak💛
ataç ikon Toza Sor
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
0 yorum
KEVOK

KEVOK

@elifaydogan

 paylaşım fotoğrafı
Dünya tozdan geliyordu ve sonunda yine toz olacaktı.
ataç ikon Toza Sor
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
0 yorum
KEVOK

KEVOK

@elifaydogan

Toza Sor paylaşım fotoğrafı
Toza Sor
Bütün bu yalnızlığın içinde mükemmel bir kayıtsızlık vardı, gecenin ve yeni bir günün kaygısızlığı, ama o tepelerin mahremiyeti, sessiz tesellisi, ölümü sıradanlaştırıyordu. Ölebilirdin ama çöl ölümünün sırrını ebediyen saklayacaktı. Senden sonra da var olacak, hatıranı yıllanmış rüzgarlarla, sıcakla ve soğukla örtecekti.
ataç ikon Toza Sor
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
0 yorum