up
ara

Yaralarım Aşktandır

Yaralarım Aşktandır Konusu ve Özeti

Yaralarım Aşktandır
Yaralarım Aşktandır kitabını okuduysanız inceleme eklemeyi unutmayın. Neokur kitap hakkındaki düşüncelerinizi ve yorumlarınızı merak ediyor.
Çevirmen: Haşim Hüsrev Şahi
Yayınevi: Telos Yayıncılık
ISBN: 9789755451770
Sayfa: 203 sayfa Basım Tarihi: 1970
Ferruhzad'ın şiiri "karanlık ayet'tir. Fakat bu "karanlık ayet'in ardında başka bir anlam daha yatmaktadır: Varlık = karanlık ayet.tüm varlığım benim, karanlık bir ayettirseni, kendinde tekrarlayarakçiçeklenmenin ve yeşermenin sonsuz seherine götürecekFerruhzad'ın şiiri, onun varlık evidir. Heideger'in "dil varlığın evidir" sözü daha onun kulağına değmeden önce, Ferruhzad'ın şiiri gerçekte onun varlık evi olmuştur. Böylesi bir dilin ancak şiirle uygunluğu olur. Ferruhzad gerçekte onu almış, kucaklamış, ve onu sonsuz gelişime, yinelenmeye, çiçeklenmeye ve yeşermeye götürmüş, onu ağaca ve suya ve ateşe aşılamıştır. Ferruhzad dili, sevgiliyi, şiiri ve yaşamı birlikte doğruyor. Dile analık yapmadığımız sürece şairlik adını hak edemeyiz. İlk kitaplarında dışardan şiir söyleyen Furuğ, cinsel ve tensel ve görünüşte koyu lirik şiirleriyle bile, şimdi yeni sevgilinin varlığında, hem sevgili, hem şiir, hem varlık ve hem dili birlikte doğuruyor. Gerçekte Kamiyar'ın yokluğundan o denli acılar çeken Ferruhzad, o azgetirmeden, o Derida'sal yokluktan, gerçekte, o yokluk ve eksikliği ozansal bir yolla telafi etmek bir yana, onun yerine daha büyük kültürel halefi yaratıyor; o halef, kadınsal şiir kültürüdür. Ve de bu doğuştan haberli olarak o, tam bir kendine yetme ve yetkinliğe doğru hareket ediyor. Dışsal "gönderiye", doğal aşka, dıştaki Golestan'a, vuslat dürtüsünü buluncaya kadar gereksinimi var; kendisi ile şiirle vuslat...ey tanrı ey ölüme bulaşmış gizemli kahkahane yazık ki sana yabancıdır benim ağlamalarımben sana kafir, sana münkir sana asisana inat işte şeytan benim tanrım
Ayşegül

Ayşegül

@aysegull

Kitap birkaç bölümden oluşuyor. Ana bölümde Furuğ'un ilk dönem şiirlerini kapsayan üç kitap; Tutsak'tan, Duvar'dan, İsyan'dan şiirler var. Bu üç kitap Furuğ kendi sesi ve havasını bulmadan önceki dönemlere denk gelir. Gençlik, serpilmeler ve bunalım yılları. Ayrıca ikinci dönem şiirlerini kapsayan Yeniden Doğuş ve İnanalım Soğuk Mevsimin Başlangıcına kitaplarından şiirler var.
Kitabın ikinci bölümünde Furuğ'un babasına yazmış olduğu iki mektup ve İbrahim Golestan'a yazmış olduğu mektuplardan bazı bölümler var. Bu mektuplar Furuğ'un iç dünyasıyla doğrudan tanışmamızı sağlıyor. Özellikle mektuplar beni çok etkiledi, okurken ağlattı.
Furuğ çok güçlü, cesur, duyarlı ve talihsiz bir kadın. İran'da ataerkilliğin ve gelenekçiliğin içinde yetişmesi, 16 yaşında aile baskısından kurtuluşu evlilikte araması ancak bu evliliğin de çukurdan çıkıp kuyuya düşmeye benzemesi, boşandıktan sonra bir daha asla oğlunu görememesi bütün bu acılarını şiirleriyle dışa vurmuş.
Furuğ'un kitapta da geçen Günah şiirinden sonra hayatı değişmiş baba evinden men edilmiş ve toplum tarafından 'akıl hastası' , 'şiirden ne anlar' , 'aile düzenini hiçe sayan bir fahişe' gibi çeşitli damga ve iftiralara maruz kalmış. Her yönden gelen eril baskıyla yaşam ona dar edilmiş. Ama o inatla yazmış kadın sesininin bayrağını eril İran Edebiyatı'nın zirvelerinde dalgalandırmış.
Furuğ'dan önce, hiçbir kadın ne aşıkâne şiir söylemiş, ne kadın bedeni ve cinsel hisleri üzerine yazmış, ne de bir erkeğe hitaben şiir yazmıştır. 1950'li yılların İran'ında bir kadının kendi bedeni ve hisleri hakkında yazması müthiş bir cesaret. Bu yüzden Furuğ cesurdur ve erilliğe başkaldıran kalemiyle İran'da biriciktir. Bütün baskıları kenara itip kendi yolunu açan güçlü bir kadın ve güçlü bir kalem. Şiirleri de onun acılarını, yalnızlığını, ezilen tarafını, seven tarafını ve başkaldırışını gözler önüne seriyor. 50 yıl sonra bile hala kelimeleriyle insanlara sarılabiliyor canım Furuğ, istediği de buydu.
0 yorum

Yaralarım Aşktandır - S41

S-41 kitabın 41. sayfasının ilk paragrafıdır. S41 Ekle
Ayşegül

Ayşegül

@aysegull

'' Keşke ölseydim ve yeniden dirilebilseydim ve dünyanın başkalaştığını, dünyanın bu denli acımasız olmadığını ve insanların bu her zamanki aşağılık ve kahpeliklerini unuttuklarını... ve kimsenin evlerinin etrafına duvar örmediklerini görseydim. ''
0 yorum
Ayşegül

Ayşegül

@aysegull

'' Ne zaman geçmiş yaşantıma, sizin evinizde geçirdiğim son bir yılı hatırlasam ödüm kopar. Bir hırsız gibi, iyisi ve kötüsüyle her şeyim gizliceydi. Neden beni adam yerine koymuyordunuz ve neden evden kaçar olmaya zorluyordunuz ki, ben bir yürür gezer gibi nerede olduğumu ve ne yaptığımı ve kiminle konuştuğumu bilmeyeyim? Neden arkadaşlarımı eve getirmekten korkardım ve neden kötü ya da iyi arkadaş olduklarını bana ikaz edesiniz ve bana yardım edesiniz diye sizinle tanıştırmaktan çekinirdim? Ama şimdi neden buraya gelmişim ve neden açlık, avarelik ve bin bir sıkıntıya katlanıyorum? Çünkü ben evi seviyorum. Ben sabahtan akşama caddelerde aylak aylak dolaşmak ve yorgunluktan her önüme gelen ile konuşmanın verdiği ruhsal sıkıntıya katlanmak istemiyordum. Sırf evde yabancı olduğum için ve kendimi tanıtamadığım ve rahat olamadığım için, şimdi kalkıp buraya gelmişim.
Özgürüm, bana vermekten korktuğunuz özgürlük ve benim sizden gizli olarak elde etmek istediğim ve bu nedenle de hatalar yaptığım özgürlük. Hâlbuki benim bu özgürlüğü elde etmemde bana yardımcı olmalıydınız, doğru olan buydu. Şimdi buradayım. Ama kim benim bir gece dışarıda yattığımı söyleyebilir? Hayır kimse! Ben sabahtan akşama odamdayım ve kendi işimle uğraşıyorum ve dışarı çıkmayı da pek sevmiyorum... Masası başında oturup okuyan, şiir yazan ve düşünen bir kadınım. Neden? Çünkü kendime ait olduğumu biliyorum. Artık kimsenin nefret ve aşağılama dolu gözleri üzerimde değil. Artık kimse bana bunu yap veya bunu yapma demiyor. Kimse beni kafasız bir çocuk olarak görmüyor. Ve ben kendim için, kendi benliğim ve varlığım için sorumluluk duyuyorum ve bundan sonra olası hatalar için kendimi affetmem. ''
0 yorum
Ayşegül

Ayşegül

@aysegull

ben yüreğini yitirmiş zamandan
korkuyorum,
ben bu kadar çok elin boşunalığını düşünmekten
ve bu kadar yüzün yabancılığını imgelemekten
korkuyorum.
0 yorum
söz iki cismin cılız birleşmesinden değildir
ve kucaklaşmasından eski bir defterin yapraklarında
söz benim mutlu saçlarımdadır
senin öpüşünün yanık gelincikleriyle
ve çalmadaki tenlerimizin içtenliğinden
ve çıplaklığımızın parıltısındandır
sudaki balıkların pullarına benzeyen
söz, bir şarkının gümüşsü yaşamındandır
sabahları küçük fıskiyenin söylediği..
0 yorum
KEVOK

KEVOK

@elifaydogan

seni istiyorum ve biliyorum
asla koynuma almayacağım
sen o aydın ve pırıl pırıl gökyüzüsün
ben bu kafeste bir tutsağım
0 yorum
KEVOK

KEVOK

@elifaydogan

Hélène Cixous bir yerde ''Başkaldırı erkeklerde görülmeyecek bir şekilde kadın benliğinde vardır,'' diyor. Ancak ataerkil çağın acımasız egemenliği, kadının başkaldırışını, darbeler altında tutup onu sindirip saklamıştır. Biz kadının başkaldırışı yerine onun işlediği günahı görüyoruz. Ve kadın kendisi bile, kendi başkaldırışından vicdan azabı duyuyor. Günah hissi, kadının başkaldırışının unutuluşundan doğmaktadır. Eril egemenlik, bu unutkanlığı insanlığa dayatmıştır. Tarihsel, toplumsal ve sanatsal ataerkil sistemler bu unutuşun temel ve özünü oluşturur. Başkaldırışın unutuluşu ve günahın onun yerine oturuşu.
1 yorum
Gökdeniz mert (@pote)
Mükkemel Tebrikler👏👏
05.09.18 beğen 1 cevap
Hüzünlü Kelamlar

Hüzünlü Kelamlar

@zynpsmr

Furuğ Ferruhzad- Yaralarım Aşktandır paylaşım fotoğrafı
yemin olsun ki sevinç goncasıydım ben
beni aşkın eli dalımdan kopardı
iç çekmelerin yalazı oldum ancak
benim dudağım o dudağa varmadı

s.97
0 yorum