up
ara

Taş Bina ve Diğerleri

Taş Bina ve Diğerleri Konusu ve Özeti

Taş Bina ve Diğerleri
Taş Bina ve Diğerleri kitabını okuduysanız inceleme eklemeyi unutmayın. Neokur kitap hakkındaki düşüncelerinizi ve yorumlarınızı merak ediyor.
Yayınevi: Everest Yayınları
ISBN: 9789752895935
Sayfa: 144 sayfa Basım Tarihi: 1970
Dünya okurları tarafından geleceğe kalacak 50 yazar arasına seçilen tek Türk yazarı:Aslı Erdoğan ve 10 yıl aradan sonra ilk öykü kitabı Taş Bina ve Diğerleri...Listelerden düşmeyecek.Derin edebiyatı özleyenler için kaçırılmaz bir fırsat.
Ömer Aydemir.

Ömer Aydemir.

@seyyah73

Bina, sonn aslında bir kovuk bazen sığınak ama hep bir başlangıç ve son. Bir sürü olayı barındıran dalga geçer gibi dışarı açılan penceresi olan yapılar. Dalga geçer gibi dedim çünkü demir patmaklık perde ile dışarıdan içeri girilemez ya da içerisi hiç gözükmez. Yaşananlar sızmasın diye dışarı sıkı skı kapalıdır. Cezaevlerinin bile vardır penceresi o tam bir ironi işte. Bağlılık ölçütü olur mesela o taş yapı; çünkü adına ev dediğimiz şeye dönüşür. Bazen okul bazen hastahane bazen cezaevidir. Bir şekilde bir duygu işe karışır. Öfke, hüzün, acı, feryat figan. Okulda atılan çığlıkların sebebi genellikle yaramazlık ve mutluluktur. Oysa cezaevinde ve hastahanede atılan çığlık ise acı öfke ve hüzündür. Bina bir başlangıçtır hayata ilk adım ve her gün yeni bir adım:

“Kuklayı, şöyle bir sars, tozlarından silkele, ayna karşısına sürükle. Yüzünü gözyaşı izlerinden arındır, gündelik katılık maskesini tak ki, insan içine çıkmaya hazır olsun. Pudralarla, farlarla, kat kat boyalarla kapat ölüm solgunluğunu, yoksa insaların dünyasına sızamazsın.”

Başlamak neyse de sürdürmek zor hayatı. İlk adımlarını sürüklemek bir sürü olayı yaşadıktan sonra hadi devam diyebilmek zor iş. Hayat garip elbette:

“İnsan bedeniyle yazmalı, tenin altındaki çıplak, savunmasız bedenle... Oysa sözcükler yalnızca başka sözcüklere seslenir. Bir “H” harfi alırsın, iki tane “A”, “Y” ve “T”: HAYAT diye yazarsın. Tek sır, harflerin yerini şaşırmamak. Efsanedeki gibi bir harfi düşürüp canlanan çamuru saf ölüme çevirmemek... Hayat, diye yazıyorum, bir solukta derin bir iç çekmeyle, onu koparıp alabilenlerin. Dalından bir meyveyi, topraktan bir kökü koparırcasına... Sana kalansa, boş bir kabuğa kulağını dayadığında duyduğun uğultu. Hayat: İliğine kemiğine dek emilmiş bir sözcük, iç sızısını andıran bir uğultu, okyanuslar dolusu uğultu.”

Hayatı bu hale getiren elbette biziz bir arada yaşama zorunluluğu kurallar ihtiyaçlar çıkmazı. Bir sürü örf adet gelenek ve toplumsal kurallar. Birini sevmek bile belli şartlarda mümkün. Ya da seversin de söylemek sevgini yaşamak belli şartlara bağlı. Taş binalar kurallarla bir olup ayırıyor herkesi birbirinden. Özgürlük binalar dışına taşmalı özgürlük ise garip kavram işte bina gösterilir burada istediğini yap diye bina vardır ve tam tersi dışarıda fazla özgürdün şimdi bu binada çile çek diye binalar. Oysa özgürlük:

“Ağaçlar, ağaçlar, ağaçlar… Yaşlı, ulu, vakur, yüksek, gür, buyurgan ağaçlar… Yeryüzündeki her mucizeyi ve suçu görmüşcesine ağırbaşlıydılar. Zamandan bile daha yaşlı… Derinlere salmışlardı köklerini, gökyüzünü, sadece gökyüzünü hedefleyen yolculuklarında, sağa sola savrulmayı, özgürlük sanmayacak denli ilerlemişlerdi.”

...bir salınımdan fazlasıdır. Özgür olduğunda bina hayatından çıkmaz hiç bir zaman yitirdiklerimiz oradadır. Özgürlüğümüz cesaretimiz aklımız irademiz orada kalmıştır. Toplum tarafından tıraşlanmışızdır. Bekleriz orada kapının önünde yersiz yurtsuz akılsız. Bir sürü saçma şey yaparız da umursamayız. İstediğimiz tam olmasa da iradesiz bir özgürlüğün sahibi olmuşuzdur. Kimse bize dokunmaz ya da tekrar o binaya göndermez. Yaşanan süreçleri kendince yorumlayan yazar kendi kaderini öngörüp yazmış sanki bu kopuk kopuk öyküleri. Düşen melekleri kaybolan zihinleri babasız çocukları. Uzun cümleler yerine kısa ve dein cümleler seçmiş yazmak için. Simgesel bir anlatım ve muhteşem bir yol seçmiş anlatırken. İsimsiz bizleri geçmiş tarihe. Bir tanık olarak da bizi koymuş yine.
Keyifli okumalar!
4 yorum
kader.cmln (@naturmort)
Taş binalar soğuk olduğu kadar sıcaktır da, hapis ettiği kadar huzurdur da.. sanırım yazarımız başka başka imgelere değinmek için kullanmış soğuk yüzünü. İnceleme yazınız enfes bir tat bırakıyor emeğinize sağlık.
10.03.19 beğen 1 cevap
Gülşah Sönmez (@gulsahsonmez)
İnceleme için teşekkürler, listeme alıyorum @seyyah73.
13.03.19 beğen 1 cevap
Hayata Gülümse

Hayata Gülümse

@hayataagulumse

Sevgili @beardedangler in bilgi paylaşımı sayesinde geç kalmışlığın vermiş olduğu utanma hissi ile okuduğum ve neden bu kadar geç kaldım okumaya pişmanlığı oluşturan derin edebiyat yazarı Aslı Erdoğan'ın insanın ruhunda derin düşünceler oluşturan eseri.

''Bakın bu taş binayı yaptım, içinde kaldım'' diyerek taş binaya dönüşen yazar.

Her sabah yeni güne kalkmanın zoraki yükümlülüğünü dile getirmiş, bu yükümlülükten doğan ruhsal durumlara şiirsel yazı betimlemeleri ile büyülü bir karanlık oluşturmuş. Hayat her insan için vazgeçilmezdir ama bir o kadar da sıkıcıdır. Karanlık bir ruh halini anlatırken birden aydınlık bir ruh haline geçiş yapıyorsunuz.

Kapitalist sistemin çarkları arasında hem içeriye, hem de kendi içine kapatılan, mahkum edilen H-A-Y-A-T ile nasıl mücadele edeceğini bilemeyen, kendi bunu bilemezken karnında bu hayata temiz bir leke getirip getiremeyeceğine karar veremeyen, ortada olan ama kimse tarafından görünmeyen kadınlar Dili_dini_ırkı_rengi. farketmiyor. Kendi içinde kendine göçmen, kalacak yeri yok. Beklentilere_ beklentisizliklere kimsenin bakmadığı, gözü ile birlikte ruhu ve bedeni yaşlı kadınlar. Hep bekleyen_bekletilen.

Sürekli bir mahkumiyet söz konusu. Metaforu Taş Bina üzerinden veriyor kendine_birine_birilerine_birşeylere. Nerede, ne zaman, ne şartlarla olursa olsun gönüllü veya gönülsüz bir mahkumiyet. Hikayeyi anlatan kadın hissi verdirirken erkek anlatıcı olarak devam ettiğini hissediyorsunuz. Olayın hem içine giriyor, hem de dışından anlatıyor. Sanki cinsiyeti dışarıda bırakmak istemiş gibi. Hikaye A kişisi üzerinden gidiyor. Taş bina Hastane görünümlü hapishane havası verirken aynı zamanda tımarhanede olduğunuzu hissediyorsunuz. Yer ve mekanı ruhsal değişimlerle sürekli değiştiriyor. İşkence gören çocuklar var isimsiz. Yaşları küçük ama çektikleri büyük. Vücutlarındaki kırıkları kimse görmüyor, kiminin yaraları ıslak, kiminin kabuk bağlamış tırnakları ile kazıyor yeni yaralara yer açmak için. Ortada olay bulmaya çalışıyorsunuz ama direkt bir anlatım yok. Dolaylı yoldan anlatıyor işkenceyi_şiddeti. Siz bunu yaşattığı ruhsal doygunluktan anlıyorsunuz.

A kişisi, çocuklar ve bir kadın adı MELEK. Hep başı öne düşüyor, daha fazla kaldıramıyor başını. 5. kata çıktı bir daha inmedi. Taş binanın 5. katı, uygunsuzların cezalandırıldığı, kuralların bir kez daha hatırlatıldığı ölüm katı. ''GÖZLERİNİ BENDE BIRAKTI, BIRAKACAK KİMSESİ OLMADIĞI İÇİN'' kitap boyu tekrarladı durdu, zihnime kazındı. O öldü, MELEK ÖLDÜ... GÜN DOĞMADAN ÜÇ KEZ ELE VERECEKSİN BENİ.

İçimizde inşaa ettiğimiz taş binaların dışında, toplumsal hayatın karanlık yüzüdür dışımızdaki taş binalar. İşkenceyi_şiddeti_kurallara uyanları_uymayanları_içeride veya dışarıda yaşayanları veya herşeyi uzaktan seyredenleri hepimizi 5. kata aldılar ve bu kuralları tekrar tekrar hatırlatıyorlar.

Taş Binaya girenler,
Girip çıkamayanlar,
Çıksa da eskisi gibi olamayanların ıssız yalnızlığı_çaresizliği_bıkmışlığı...

Tekrar tekrar okunası bir eser...
5 yorum
lila (@nenuphar)
Tekrar okumayı düşünüyorum ben de. Emeğinize sağlık @hayataagulumse
01.01.19 beğen 1 cevap
Tenebris Casper (@carnage)
Diğerleri biz mi oluyoruz abla 🤣 @hayataagulumse
01.01.19 beğen 1 cevap
Gülşah Sönmez

Gülşah Sönmez

@gulsahsonmez

Aslı Erdoğan’ın öykü kitabı Taş Bina ve Diğerleri. Okudukça öyküden fazlasını buluyor insan.

Okudukça çevremizdeki her şeyden daha bir haberdar ediyor bizi Yazar. İçinde bulunduğumuz mekanı, eşyaları, geceyi, gündüzü, yağmuru, rüzgarı, güneşi, ayı ve daha birçok şeye kalemiyle ufak dokunuşlar yaparak, kendi tarzında sunuyor okura. Cümleler okunduktan sonra, duraklatıyor insanı ve bu yüzden bazı cümleler kendini yeniden okutuyor. “Nasıl?”ı sonunda saklı cümleleriyle, cümlenin bitiminde noktalama işaretlerinin en sonsuzuyla biten ve okunduktan sonra her okurun farklı şekillerde tamamladığı, kimi zamansa yazıldığı şekliyle kalan betimlemeleriyle, derinlere sesleniyor Aslı Erdoğan. Derinlere...Ruha, yüreğe...İç içe girmiş zıtlıklar, yaşamın düzensizliğini, süreksizliğini ve belirsizliğini ortaya koyuyor, bir de umut fısıldıyor umudu tükenenlere. İtilenleri, bir insanın kendine asla yakıştıramadıklarını, konuşulmayanları, tartışılmayanları, kapağı kaldırılmadığından farkında olunamayanları ortaya çıkarıyor.

Kalemiyle yüreklere dokunan Aslı Erdoğan’ın satırlarından bir ezgi duyuluyor, uzaktan geldiği halde yakındaymış gibi hissedilen. Kimi zaman çaresizliğin, kimi zaman acının, kimi zaman ölümün, kimi zaman bekleyişlerin, kimi zaman umutsuzluğun, kimi zamansa yalnızlığın sessizliğini konuşturmuş Yazar sözcükleriyle. Yer, mekan ve eşyaların üzerindeki yaşanmışlık libasını detaylarıyla anlatıyor, her insanın kendi dünyasında olanlarla birleşiyor sonra bu anlatılanlar ve zihindeki yerlerini alıyor sessizce.

Kitapla ilgili ne kadar yazsam da, yarım kaldığını düşüneceğim incelemenin sonuna geldim sanırım. Zihinlerde sonsuz düşünceler, sorgulamalar yaptıran, yüreklerde henüz hissedilmemişi hissettiren bu güzel kitabı tavsiye ederim. Keyifli okumalar dilerim.
0 yorum
Halenin Haresi

Halenin Haresi

@haleninharesi

Gerçekten önemli kadın yazarlarımızdan biri. Yoğun, derin bir anlatımı var. Sindirmeniz zaman alabilir.
Altını çizmek biraz düşünmek, belki daha çok, çokça düşünmek isteyebilirsiniz. Acıyı, depresyonu, karamsarlığı anlatan hem de edebi bir dille anlatan önemli bir kadın yazarımız. Belki de daha fazla önemsememiz gereken..
Dili, hikayesi, anlatmak istedikleri, sizin okuyucu olarak çıkarımlarınız her biri ayrı bir tat ayrı bir lezzet.
0 yorum
Seval Deveciler

Seval Deveciler

@nymphes

Yazarın farkını anlıyorsunuz okuduğunuzda . Kelimelerle çok güzel oynamış.
Ama benim çok tarzım değil gibi . Bir kitabını daha okuyup öyle karar vericem. Ama bana öykülerindeki betimlemeler çok karamsar ve uzun geldi.
0 yorum

Taş Bina ve Diğerleri - S41

Hamile olduğumu da mı anlamadılar!' ''Şu çayı tazeler misiniz?''
Bengü YILDIZ tarafından eklenmiştir.
tabula rasa

tabula rasa

@tabularasa

Yarın düşüncesi olmayan biri, hangi yöne bakarsa baksın, bilinmeyeni değil, yalnızca tanıdık olanı arar.
0 yorum
Gülşah Sönmez

Gülşah Sönmez

@gulsahsonmez

Hakikat, gölgelerle konuşur.
0 yorum
Gülşah Sönmez

Gülşah Sönmez

@gulsahsonmez

İnsan daha ilk çığlığından “insan” olarak doğmaz mı zaten? Ama bunu taşıması güçtür, yalnızca bununla yetinmesi daha da güçtür.
0 yorum
mavi

mavi

@mavi

Hayat; iliğine kemiğine kadar sömürülmüş bir sözcük, iç sızısını andıran bir uğultu, okyanuslar dolusu uğultu.
0 yorum
Gülşah Sönmez

Gülşah Sönmez

@gulsahsonmez

Bir zamanlar gencecik bir çocuk şöyle demiş: Sen hayata rest çekmezsen, o sana çeker.
0 yorum
Gülşah Sönmez

Gülşah Sönmez

@gulsahsonmez

Başlıyorum... paylaşım fotoğrafı
Teşekkürler @seyyah73 ve @hayataagulumse. Tavsiyenizle başlıyorum...
4 yorum
Hayata Gülümse (@hayataagulumse)
Keyifli okumalar Gülşah @gulsahsonmez etki altında bırakan bir konu ve yazım dili var. Spoiler vermek isttemiyorum okuduktan sonra incelemende ki yorumlarda görüşürüz. Sevgiyle... :) :)
15.03.19 beğen 2 cevap