up
ara

Budala

Budala Konusu ve Özeti

Budala
İnsancıklar kitabının da yazarı Fyodor Mihailoviç Dostoyevski tarafından kaleme alınan Budala kitabı Roman (Çeviri), Dünya Klasikleri türünde okuyucusu ile buluşuyor. İletişim Yayınevi yayınevinden 1970 yılında 9789750501043 isbn kodu ile kitapçılarda satışa sunulan Budala isimli kitap 711 sayfadan oluşuyor. Kitap Mutlaka Okunması Gereken Kitaplar listesinde de yeralmaktadır. Budala kitabını okuduysanız mutlaka oyunuzu, kitap incelemelerinizi ve alıntılarınızı bekliyoruz. Neokur kullanıcıları fikirlerinizi merak ediyor!
Yayınevi: İletişim Yayınevi
ISBN: 9789750501043
Sayfa: 711 sayfa Basım Tarihi: 1970
"İnsanlık komedyasının olağanüstü zenginliğine rağmen, Dostoyevski'nin kişileri hep aynı düzeyde, alçakgönüllülük ve gurur düzeyinde toplanır ve sıralanırlar... Dostoyevski'nin kadın kahramanları, erkeklerden de fazla kararlıdırlar gururlu olmaya, onları gurur harekete geçirir hep."-Andre Gide-Dostoyevski'nin en unutulmaz kadın kahramanı Nastasya Filopovna'yı yarattığı bu eşsiz romanı Mazlum Beyhan çevirisiyle sunuyoruz. "Niyetim bütünüyle güzel bir insanı anlatmaktır." Dostoyevski Budala'yı bu amaçla kaleme aldı ve peygamberimsi kahramanı Prens Mişkin'i böyle yarattı. Dostoyevski'nin en büyük dört romanından biri olan Budala, aynı zamanda gelmiş geçmiş en büyük aşk romanlarından biridir de. Bu dünyada iyi olmak mümkün müdür, yoksa bu biraz da budalalık mıdır? Bu başeserinde Dostoyevski'nin şeytani zekası iyilik ile kurnazlık, saflık ile günah, aşk ile inanç arasındaki tehlikeli bölgelere giriyor.
Misafir

Misafir

@misafir000

Ahlâki Ülkü: Budala

Raskolnikov'un yeniden doğuşunu anlatacak olan "yeni öykü" yazılmadı. Fakat Budala'nın dünyası Suç ve Ceza'nın son sayfalarında sözü edilen sonuçtur. İki kitabın havası çok farklı değildir; fakat keskin bir şekilde farklılık gösterir. Suç ve Ceza'da, eziyet verici bir sorgu ortamı vardır; Budala'da ise muzaffer bir inanç ortamı. İkisi arasındaki düşünce bağı açıktır; ikisi de ahlâk hakkındadır. Fakat yaklaşım artık kurgusal ve dışarıdan değildir. Yaklaşım içeriden gelir ve Dosto'nun ahlâki inancını.ortaya koyar.

Hans Holbein'in 1522'de yaptığı "Hazreti İsa'nın Cesedi" tablosunu Dosto Budala'ya başladığı yıllarda Basel Müzesi'nde görmüş ve çok etkilenmiştir.

Edebiyatta Budala kadar anlatılması güç bir kitap az bulunur. Dosto'nun kitapları arasında en derinden trajik, hattâ en acı verici olanıdır; fakat buna rağmen ya da belki bu nedenle, kıyaslanamayacak denli en akıllıcası, en açığıdır. Budala, diğer büyük romanlarında görünmeyen, burada ise bütün kitaba yayılmış olan bir açıklıkla dikkati çeker. Dosto'yu her şeyden önce büyük bir düşünür olarak gören eleştirmenler, Budala'dan pek hoşlanmazlar; çünkü felsefi sorunlara ayrılmış birkaç pasaj, açıkça kitaptaki en zayıf yerlerdir. Dosto'yu bütün zamanların büyük yazarları arasında kalıcı yerini sağlayan özellik, bizim için yeni bir dünya yaratma, eski değerlerimizin; eski ümitlerimizin, korkularımızın, ülkülerimizin anlamını yitirdiği ve bunların yeni bir ışık altında bize yeni bir şekilde göründüğü yeni bir varlık düzeyine bizi yükseltme yeteneğidir. Ve bu yetenek Budala'da en mükemmel şekilde ortaya çıkmaktadır. Mişkin, bizim dünyamıza ait değildir; Rus dünyasına bile ait değildir. Rus ahlâki ülküsünün edebiyattaki en kusursuz, en doyurucu betimidir. Romanın konusu, bu garip hayali dünyanın, bizim bildiğimiz dünyayla olan temasının öyküsüdür.

"Niyetim bütünüyle güzel bir insan anlatmaktır." der Dosto. Yeğeni Sonya'ya yazdığı mektupta bu sevincini paylaşmıştır.

Hıristiyan edebiyatındaki iyi kişilerin en kusursuzu Don Kişot'tur. İyi olmasının tek nedeni, aynı zamanda gülünç olmasıdır. Bütün dünyada mutlak iyi olan tek insan vardır: İsa... Budala'nın kahramanı bu isimlere çok şey borçludur.

Mişkin'de İsa'nın kendi kişiliği görülür. Hıristiyanlığın Rusya'da benimsediği özel biçimlerin de yansısını görürüz. Tolstoy'un Çocukluk kitabındaki Yurodiv, buna bir örnektir.
"Yurodiv'e oldukça benzedin" diyor Rogojin ona "ve Tanrı seni bu durumda sever."

Mişkin, İsviçre'de herkes onu hor görürken, çocukaları çevresinde toplamıştır. Matta İncil'inde (11:25) "Akıllılardan ve bilginlerden uzak durur, çocuklara açılır." kelâmı mevcuttur.

Her şeyden önce Mişkin'de bize sunulan ahlâki ülkü, aktif bir ülküden çok pasif bir ülküdür. Mişkin'in ülküsü eylemden çok acı çekmede ortaya çıkar. Mişkin, üstün Hıristiyanlık erdeminin portresidir. Üstün Hıristiyanlık erdemi Rusça'da "Smirenie" sözcüğüyle ifade edilir. "Alçakgönüllülük" diye çevirilebilir. Yunanca, gurur, cüretkârlık ve manevi sükûn anlamını taşıyan "Hybris" kavramının karşıtıdır. Smirenie, pasif bir erdemdir, alçakgönüllülük ve acı çekme sonunda elde edilir. Demek ki, Mişkin'in ülküsü eylemden çok acı çekmede ortaya çıkar ve eylemi duyguya göre ikinci planda tutar. Duygu ve eylem arasındaki çatışmada Batı, her zaman eylemi üstün tutmuştur; Doğu ise duyguyu.
Oğuz Atay "Günlük"ünde bir yerde "Batılı değerlendirir, biz severiz." yazmıştı.

Bu ülkünün Mişkin'de canlandırılmasıyla Dosto, bize ilkel Hıristiyanlığın modern edebiyattaki tek iyice betimlemesini verir.

Öte yandan Mişkin de, İncil'deki İsa da cinsiyetsizdir. Kitabın başında Mişkin'de bir acayiplik sezdirir Dosto.
Mişkin, "Belki bilmiyorsunuz" diyor Rogojin'e, "doğuştan olan hastalığım yüzünden kadınlar hakkında hiçbir şey bilmem."

Budala, gerçek dünyanın betimlemesi değildir!

Görünürde bu sığ tahlili -ki alt metinlerle saatlerce yazılabilir şeyler mevcuttur buraya- Ippolit ile bitirmek lazım gelir. Ippolit, veremden yavaş yavaş öldüğünü bilmektedir, ruhu, bu amaçsız, anlamsız ölüm ve ıstırap kararına karşı acı bir başkaldırıyla, doğal bir gençlik isteği olan mağrurca kendini kabul ettirme arasında parçalanmıştır. Ippolit, bizi hiçbir zaman tam anlamıyla sarmaz. Bir anlamda fazla gerçektir; çünkü sıkıntı ve kızgınlık gerçek hayatta da merhametin hasmıdır. Dosto Ippolit ile en katı şekliyle acı sorununu gösterir.

Ippolit'i heyecanla hatırlayanlar ya da hatırlayacaklar için şu konuşma yeterlidir:
"Peki öyleyse, bana yalnızca şunu söyleyin: Sizce ne şekilde ölmeliyim ki bu benim için en iyisi olsun? Yani en şereflice nasıl olur demek istiyorum? Bana bunu söyleyin.

Önümüzden geçin ve mutluluğumuzu bize bağışlayın, dedi prens sessizce."

Bu edebiyattaki büyük cevaplardan biridir !
ataç ikon Budala
kitaba 8 verdi
2 beğen · 1 yorum
(@)
kaynak olarak: Edward Hallett Carr - "Dostoyevski"
05.04.15 beğen 1 cevap
Misafir

Misafir

@misafir000

İlle de Dostoyevski olsun, isterse çamurdan olsun diyerek incelememe giriş yapıyorum.
Kitap Prens Mışkin ve mirasyedi Rogojin'in trende aynı vagonda karşılaşması ile başlıyor. Orada bir hoşsohbet ediyorlar. Tabi yolları daha sonra trajik bir şekilde kesişecek haberleri yok.
Kitabı anlatmaya başlamısım farkına vardm da neyse. Esas anlatmam gereken noktaları atlamadan onlara giriş yapayım. Bu kitap oldukça kalın. 800 küsur sayfaydı sanırım. Ve inanın ki bu 800 sayfanın yarısında insanların iç buhranları, çılgınlıkları ve fikir tahlilleri yer alıyor. Freud boşuna dememiş, benim tanıdığım en büyük psikolog Dosto amcadır diye. Zannederdim ki eskiden sadece vurdulu kırdılı, heri potırlı polisiyeli kitapları okuyabilecektim. Lisenin ilk yıllarında birkaç klasik,ağır klasik, okuma teşebbüsüm olmuştu. Neredeyse ellinci sayfaya gelemeden sıkılıp bırakmıstım çünkü kahramanların iç sesleri ilgimi çekmemişti. Ta ki Suç ve Ceza'yı okuyana kadar. İşte bu yüzden diyorum Dostoyevski'nin kitapları kalın diye korkmayın çünkü Freud bile diz çökmüş bu karamsar ve deli adamın muhteşem tahlilleri karşısında. Ne anlatırsa anlatsın kendinizden bir şeyler illa buluyorsunuz, illa o kahramanın kıyafetlerine bürünuyorsunuz. Yeraltından Notlar'da da Beyaz Geceler'de aynıları oldu bana. Nabzınız kitabın cümleleri ile beraber değişiyor. Bu sebeple bir numaram Dostoyevski.
Yine kitabın konusundan saptık. Kitabımızın adından da anlaşılacağı gibi ana karakterimiz Prens tam bir budala. Tam bir saflık abidesi. Tanıdığı günden beri her şeyini kaybetmek pahasına deli bir kadının arkasından koşuyor kitap boyunca. Daha önce de bahsettiğim Rogojin de bu çatlak kadına adeta tapıyor. Kadın da Allah var ki öyle boyle çatlak değil yani! İkisine de evlenme sözü veriyor. Tam düğün sabahı bir diğerine kaçıyor. Bunu iki adama da yaşatıyor. İkisiyle de kitap boyu oyun oynuyor adeta. Bir de bunun bir kardeşi var. O da ablasından az degil. Neyse uzun lafın kısası Dostoyevski yine deliliğin sınırlarında dolaştığını bize kanıtlamış bu üst düzey metniyle. 2012 yazında okumuştum iki yıl oldu ama hala hatırlıyorum kitabı. Sevmiştim, okurken de sıkıldıgımı hatırlamıyorum. Tekrar okumak isterdim;lakin önümde bir sürü kitap yığılı. Ama size de eğer okumadıysanız es gecmemenizi tavsiye ederim.
ataç ikon Budala
kitaba 8 verdi
4 beğen · 0 yorum
nlgnycydncr

nlgnycydncr

@dunyasnilzehes

Budala
Arkadaşların kitaplari tek cilt halinde dehşet kalınlıkta idi.Benim kitaplar Allahtan iki cilt şeklinde ama yine ayni sayfa sayısına ait.(784) Bence Dostoyevski 3. Bolumu yazmasa da olurmuş diyorum kendi adima çünkü en çok orada bunaldim.Diğer bölümleri sevdim.
Budala kitaba adını veren Lev Nikolayevic Mışkin bes parasiz tren yolculugundan sonra kendi akrabası olduğunu düşündüğü prensesin evine gelmesiyle başlar bütün olay.Prens Mışkin 'e Budala denilmektedir.Oysa o herşeyi açık sozluluguyle anlatmaktadır.Istem dışı sürüklendiği olayların ortasında ,kişilerle muhattap olmaktadir. ☺☺☺ Kitapta geçen "Bizim prensten iyisi can sagligi;hem soyludur, hem milyoner,hem de budala.Bütün erdemler bir arada!" cümlesi prensi tasvir etmektedir.
????Olaylar genellikle kalabalık toplantılar sonucu patlak veriyor.Çözümlere pek çok kişinin katıldığı toplantılarda sonuç bulunmaya çalışılıyor.Bu noktada okuyucu büyük bir heyecana kapılıyor kim ne hisseder,kim doğru kim yanlis bu toplantilarda ortaya cikiyor.Hoş ben kimin ne hisler taşıdığını özellikle Aglaya adli bayanın hislerini hala çözemedim.Sevemedim o karakteri.???
Dostoyevski nin bu kitabında olaydan çok kisilik çözümlemeleri var zaten.Insanların davranışlarının ,sosyal stadu içerisindeki yerinin anlatildigi bir kitapti Budala. Daha yazayım mi okurmusunuz yok yok gerisi kitabi okumak isteyenlere kalsin en iyisi.
ataç ikon Budala
kitaba 8 verdi
2 beğen · 1 yorum
ekar (@ekar)
harike bir bilgilendirle olmuş..
28.12.17 beğen cevap
Onur Barış

Onur Barış

@banlir22

prens mışkin... dünya edebiyatının en iyi yürekli karakteri. süper kahraman desen, değil. özel güçleri yok ki kahraman olsun, ne değneği var elinde, ne asası. zaten kime yardım edebilmiş hayatı boyunca, çocuklardan ve veremli bir genç kızdan başka? peygamber desen, o da değil. insanları arkasından sürüklemeye yetmiyor iyiliği, saflığı. ''prens, ne kadar iyi birisiniz, sizi çok sevdik deniliyor'' yüzüne karşı. arkasından da, ''ya budala ya da parasız olduğu için insanların suyuna giden bi dilenci.''
yani sözün özü, kimse anlayamıyor prensi. tümüyle iyi bir insan olmak, masum olmak; budalalık olarak görülüyor, ikiyüzlü, sahtekar bir dünyada. Dostoyevski'nin çok katmanlı karakterleri, yazarın insan psikolojisinin derinine inmesiyle, insan manzarasına dönüşüyor, bütün zayıflıklar ve sahtelikler su yüzüne çıkıyor. işte bu yüzden seviyoruz roman okumayı, bu yüzden Dostoyevski'nin yeri apayrı. gerçekleri okumayı seviyoruz. yaşasın rus edebiyatı.
ataç ikon Budala
kitaba puan vermedi
4 beğen · 0 yorum
live for love

live for love

@liveforlove

Prens Mişkin budala mı değil mi? Mişkin biraz saf ama çok zeki. Muhattaplarını çözümleyebiliyor ama ağzı pek sıkı değil. Kendisine sorulanları çok safça cevaplıyor. Büyük ihtimalle ilgiler kendi üzerinde olunca doğru söylemenin ilgiyi dağıtmanın çıkış kapısı olduğunu düşünüyor ama kendiyle kaldığında derin düşüncelere dalabiliyor ve ilgi başkalarında olunca onlar hakkında tespitler yapabiliyor.

Mesela Ganya'nın babası olan General'in Lebedev ile yaptığı tartışmada... Generalin kendi söylediği yalana büyük bir tutkuyla inandığını düşünüyor ve yalanına inanmadığını General'e hissetirdiğini düşünüp üzülüyor.

Bir başka ihtimal ise General'in "tartışma konuları" hakkında Prens'e yalan söylüyor olma ihtimali. Yani prensi böyle düşünmeye bilerek ittiği ihtimali. Eğer doğruysa kitabı tekrar okumam gerekecek.
ataç ikon Budala
kitaba puan vermedi
2 beğen · 0 yorum

Budala - S41

S-41 kitabın 41. sayfasının ilk paragrafıdır. S41 Ekle
seval samedoğlu

seval samedoğlu

@sevalsamedoglu

Gariptir, insan her zaman yaptığı işin önemini ya da ne olduğunu fark etmez. Yapar sadece. Yapmak nedir mi? Bilmek… En önemlisi bilmek değil midir?
ataç ikon Budala
kitaba 10 verdi, inceleme eklemedi.
10 beğen · 0 yorum
Büşra Bilge

Büşra Bilge

@busrabilge

Kutsal kitapta "Öldürme" denmiş, o öldürdü diye onu da öldürmek mi gerekiyor? Hayır, böyle şey olmaz.
ataç ikon Budala
kitaba 8 verdi, inceleme eklemedi.
9 beğen · 0 yorum
Büşra★

Büşra★

@aylakbirb

Zaten hepimiz gülünç denecek kadar iyi kalpli insanlarız…
ataç ikon Budala
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
8 beğen · 0 yorum
Melih

Melih

@melihh

Emin olun ki, Kristof Kolomb Amerikayi keşfettiği zaman değil, keşfetmek üzere olduğu zaman daha mutluydu.
ataç ikon Budala
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
6 beğen · 0 yorum
Büşra Rümeysa

Büşra Rümeysa

@busrarumeysa

- Hiçbir şeye şaşmamak, çok akıllı olmanın belirtisidir derler; bence aynı ölçüde ve aynı güçte ahmaklık belirtisidir de...
ataç ikon Budala
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
6 beğen · 0 yorum
1176
KİTAP
Mutlaka Okunması Gereken Kitaplar
Herkesin mutlaka okuması gereken, kitaplığında bulunması gereken kitaplar listelenmektedir. Sen de mutlaka okunması gerektiği...
432
KİTAP
Hiç Unutamayacağım Dediğimiz Kitaplar
Bittiğine üzüldüğümüz, hayatımızda derin izler bırakan unutamayacağımız kitapları paylaşıyoruz....
37
KİTAP
Psikolog ve Psikiyatristlere Tavsiye Kitaplar
Psikologların ve psikiyatristlerin mutlaka okuması gereken kitaplar. Psikoloji öğrencileri, tıp öğrencileri de faydalanabilir...
100
KİTAP
Edebiyat Bölümü Öğrencilerinin Mutlaka Okuması Gereken Kitaplar
Her edebiyat bölümü öğrencisi, edebiyatı üniversitede öğreneceğini düşünür. Bilmez ki oradaki hocalar da gelen öğrencileri he...
Mustafa Kemal'in Askeri

Mustafa Kemal'in Askeri

@mustafakemalinaskeri

Budala paylaşım fotoğrafı
Budala
"Bu devir, sıradan insanın en parlak zamanı: duygusuzluğun, bilgisizliğin, tembelliğin,yeteneksizliğin, hazıra konmak isteyen bir kuşağın devridir.Kimse bir şeyin üzerinde durup düşünmüyor.Kendisine bir ülkü edinen çok az.Umutlu birisi çıkıp iki ağaç dikse herkes gülüyor: "Yahu bu ağaç büyüyünceye kadar yaşayacak mısın?"Öte yanda iyilik isteyenler, insanlığın bin yıl sonraki geleceğini kendilerine dert ediniyorlar.İnsanları birbirine bağlayan ülkü tümden yitti, kayıplara karıştı.Herkes yarın sabah çekip gideceği bir handaymış gibi yaşıyor.Herkes kendini düşünüyor.Kendisi kapabileceği kadar kapsın, geride kalanlar isterse açlıktan, soğuktan ölsün, vız geliyor."

Dostoyevski - Budala
ataç ikon Budala
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
16 beğeni · 0 yorum beğen ikon
Joseph K

Joseph K

@jspk

"Bu devir sıradan insanın en parlak zamanı. Duygusuzluğun, bilgisizliğin, tembelliğin, yeteneksizliğin, hazıra konmak isteyen bir kuşağın devridir."
ataç ikon Budala
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
4 beğeni · 0 yorum beğen ikon
Ahmet Çalışkan

Ahmet Çalışkan

@ahmetcaliskan

Bu devir sıradan insanın en parlak zamanı ;duygusuzluğun , bilgisizliğin , tembelliğin , yeteneksizliğin , hazıra konmak isteyen bir kuşağın devridir .
ataç ikon Budala
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
3 beğeni · 0 yorum beğen ikon
Nur

Nur

@bibliophilenur

 paylaşım fotoğrafı
En önemlisi yürektir ...
ataç ikon Budala
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
12 beğeni · 0 yorum beğen ikon
dame

dame

@birrabis

 paylaşım fotoğrafı
Dostoyevski özetlemiş bence. Siz ne düşünüyorsunuz??
ataç ikon Budala
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
31 beğeni · 4 yorum beğen ikon
elizabeth. (@the)
Bence her devir böyle.
24.06.18 beğen 3 cevap
PİP! (@nusretk)
Teknolojinin tembelleştirdiği en parlak zaman ve zamanlar
24.06.18 beğen 2 cevap