up
ara

Tünel Fareleri

Tünel Fareleri Konusu ve Özeti

Tünel Fareleri
Tünel Fareleri kitabını okuduysanız inceleme eklemeyi unutmayın. Neokur kitap hakkındaki düşüncelerinizi ve yorumlarınızı merak ediyor.
Çevirmen: Semih Koç
Yayınevi: Altın Kitaplar
ISBN: 9789752104020
Sayfa: 479 sayfa Basım Tarihi: 1992
Cinayet Masası dedektifi olarak çalışan Harry Bosch için Mulholland Barajı'nda bulunan ceset sıradan bir vaka değildir. Billy Meadows, yani ceset, yani "tünel faresi", Harry Bosch'un Vietnam'da omuz omza çarpıştığı, sonraki hayatlarında ayakta kalması için mücadele verdiği biridir. Bosch, arkadaşıyla o lanet savaşta yeraltı tünellerinden sağ çıkmayı başarmış olsa da şimdi aynı dehşeti tekrar yaşamak üzeredir... Ancak Meadows'un peşinden izini sürdüğü çeteyi kentin karanlık ve karmaşık yollarında ararken intikam ve adalet, bedeli ne olursa olsun ulaşılması gereken tek amaç olacaktır. Los Angeles Times gazetesinin emektar polis muhabiri olan Michael Connelly, Karanlık Ay, Bagajdaki Ceset, Betondaki Sarışın ve Hile adlı romanlarının yazarıdır. Tünel Fareleri adlı bu romanıyla Edgar Ödülü'nü kazanmıştır.
Gül Ayan

Gül Ayan

@gulayan

TÜNEL FARELERİ
18 Kasım 2015 tarihinde , Yanlış Numara romanı hakkında düşüncelerimi yazdıktan sonra, bu notu düşmüşüm kendime ; “Umarım tekrar Michael Connelly ile başka bir kitap okur macerasında buluşurum, Harry Bosch'u merak etmedim desem yalan olur.”

Kitap araştırma süreci benim için çok heyecanlıdır, bir kitabın peşine sürüklenebilmekten müthiş haz alıyorum, o yüzden tanımadığım kitaplar hakkında yorumlar okumayı seviyorum. Ve bazan, çok sık olduğunu söyleyemem, beni, bir kitap veya yazar cezp ediyor ve ben düşüyorum onun peşine. Bu sürüklemenin şiddetleri var elbette, gülüyorum… O sürükleyişin nedenini tam bilmiyorum, aşk gibi sanırım…Hayal kırıklığı yaşamışlıklarım da var tabii, hem de çoğunlukta, fakat yeni bir kitapla buluşmayı, elime almayı, varsa ön sözü ya da yazarla ilgili bilgiyi, ilk cümlesini okumayı seviyorum ve böyle anlarımı çoğaltmaya çalışıyorum.

Michael Connelly’yi neokur sitesi sayesinde tanıdım ve Kasım 2015 yılında ilk romanını okudum, yani Yazarla tanışmış oldum. İlk tanışma önemli, gülüyorum ( ben bu kitap günlüğümün sayfalarını yazarken çok eğleniyorum), çünkü bazan bu ilk buluşmadan sonra, elim bir daha o yazara hiç gitmiyor, bazan ise ikinci şans tanıyabiliyorum, bu durum o anki ruh hallerime göre değişiyor. Bir insanı ilah gibi görmek benim sinirime dokunuyor, çok iyi şarkı söyleyebilir, çok iyi yazar olabilir, çok iyi siyasetçi olabilir, daha akıllı, daha güzel olabilir, daha üstün yeteneklere sahip olabilir, fakat sonuçta bir insandır ve ben hiçbir insan, başka bir insanı küçümsemesine tahammül edemiyorum, sevmek veya sevmemek başka bir şey, onu küçük görmek başka, belki ben sıradan birisi olduğum için böyle düşünüyorum, bilmiyorum…Ah bu sözler de nereden çıktı, sanırım kendimde, bazı yazarlara, ikinci şans tanıma cüreti bulduğumdan.

Michael Connelly’i ilk buluşmamızda sevmiştim ve onun yarattığı Harry Bosch kahramanı tanımak istediğimden söz etmişim, çünkü Yazarı araştırırken bu roman kahramanın ismine rastlamıştım. Bu ilk karşılaşma için roman seçmeye sıra gelince, tam bir karmaşa içinde buldum kendimi , serinin kitaplarındaki yayımlama sırasında sorun vardı. Uzun çabalar sonucunda, gülüyorum, söz konusu serinin ilk kitabı TÜNEL FARELERİ olduğunu öğrendim ve oradan başlamam gerektiğine karar verdim, yoksa romanın adı pek cezp etmemişti.Romanın orijinal adı bence çok daha güzel The Black Echo. Yeri gelmişken küçük bir bilgiyi paylaşmak istiyorum, , öğrendiklerime göre bu seri on dokuz ( 19 ) kitaptan oluşuyor ve yanılmıyorsam ülkemizde ikisi hariç, diğerleri tercüme edilmiştir. Tünel Fareleri 1992 yılında yayımlanmış ve sanırım Yazarın ilk romanıdır, ayrıca bu romanıyla Edgar Ödülü’nü kazanmıştır.

Tünel Fareler’ni devredeli aylar geçti, fakat bir türlü vakit ayırıp hakkında yazamadım. Aradan zaman geçince kitapla ilgili düşüncelerimi toparlamak bir taraftan zorlaşsa da, bir taraftan bazı ayrıntıları anımsamak güzel… Hieronymus Bosch’la ( kısaca Harry Bosch) tanışmak ilginçti, bu kahramanı sevebileceğimi hissetmiştim ve yanılmadım. Kahramanı tanımakla kalmadım, bu ismi taşıyan on beşinci yüzyıla ait Hollandalı bir Ressamla da yolum kesişmiş oldu roman sayesinde ve daha önce hiç duymadığım ve görmediğim bir tabloyu nette incelemiş oldum. Üç ayrı parça halinde 2,2 m x 3,89 m boyutlarında Zevk Bahçesi adındaki bu dev tablo 1939'dan beri Madrid'deki Prado Müzesi'nde bulunduğunu öğrendim. Artık Madrid’de bir hedefim var diyorum ve gülüyorum…
Kitap okurken böyle küçük keşifler yapmaya bayılıyorum ve bu yüzden Michael Connelly’yi kutluyorum.

Sadece bunun için kutlamıyorum gayet tabii, çok katmanlı karakterler yaratma becerisi için ve onları inandırıcı bireyler olarak geliştirebildiği için, gerçekçi diyaloglar yazabildiği için, sağlam bir kurgu oluşturduğu için, gizemli ve karmaşık bir suç üzerine kurduğu hikayesi için, Hollywood ve Beverly Hills'i harika anlatabildiği için, Vietnam Savaşı ve "tünel fareleri" hakkında arka plan bilgisi verdiği için ve bana nostaljik anlar yaşattığı için...

Hikaye, Vietnam'daki savaş zamanında Bosch'un biriminde olan bir askerin, yıllar sonra ölü bulunmasıyla başlıyor. Bu ölüm vakası kısa zaman önce çözülmemiş, çetrefilli bir banka soygunu ile bağlantılı olabileceği anlaşılır. Bosch’a soruşturmalarında yardımcı olmak üzere , FBI tarafından, sert, esrarengiz ve tabii ki güzel ajan Eleanor Wish görevlendirilir. Yavaş yavaş bağlantılar açığa çıkar ve sonunda tüm gizem ve iç içe girmiş suçlar çözülür. Küçük ip uçlarını, her ayrıntıyı ve şüpheli anları neredeyse mükemmel işleyebilmiş Connelly ve türü için son derece güzel bir roman çıkmış ortaya, bana göre.

Kitap bana nostaljik anları, ankesörlü telefonların, daktiloların hatırlatmasıyla yaşattı, roman ilk olarak 1992 yılında yayımlandığından, günümüze kadar teknolojinin nasıl hızla geliştiğini bir kez daha çarpıcı şekilde hatırlatmış oldu.

Burası benim kitap günlüğüm, fakat sadece okuduklarımın bana neler düşündürdüğünü veya hissettirdiğini hakkında yazmak istemiyorum, kısaca o kitabın bana eşlik ettiği dönemde yaşadıklarımı da kendim için not etmek istiyorum. Bundan sonrasını, sadece kitap hakkında bilgi edinmek isteyenler okumayabilirler, gülüyorum…Mesela kitabın bana hatırlattığı müzik The Cigarette Duet – Princess Chelsea, ya da tam tersi bu şarkıyı radyoda ( veya başka bir yerde ) dinlediğimde, romanın kahramanları canlanıyor dimağımda.Bu şarkıyı, kitabın sayfaları içinde not etmişim, not etmeseymişim unuturdum ve şu an bu satırları yazarken yine bu şarkıyı dinliyorum..

Okuduğum kitapları yanımdan ayırmadığım için o an yaşadıklarımın sessiz şahitleridir. Çocukluğumdan bu yana, okuma yazmayı söktüğümden bu yana daha doğrusu, hep çok oluşturmak istediğim günlük, okuduğum kitapların arasında gizli, gülüyorum, günlüğüm küçük hatırlatmalardan ibaret ve bu incelemeler, sayesinde gün yüzü buluyorlar : )
Tünel Fareleri, otuz (30 yıl ) hiç görmediğim üniversite arkadaşlarımla buluştuğumda yanımda olan kitaptı. Sayfaların içinden tam tarihi hatırlamış oldum, 3 Haziran 2017, Bulgaristan, Filibe’de gerçekleşti toplantımız, Dünyanın her bir yanına serpilmiş olan bizler, gelişen teknoloji sayesinde buluşmayı gerçekleştirebildik. Facebook’ta kurduğumuz grup yardımıyla, Avustralya’dan Beti, Kanada’dan Mitko, Almanya’dan Nayden, İngiltere’den Petar, Türkiye’den ben ve tabii ki Bulgaristan’da kalan arkadaşlar, yaklaşık 30 kişi müthiş bir organizasyonla buluşmayı başarabildik. Bazı arkadaşlarımı tanımakta zorluk çektim, ama gözler var ya, gözler yine bir süre sonra ip ucu verebiliyor…Çok eğlendik, çok güzel bir geceydi, hiç uyumadık, anlatılacak o kadar çok şey vardı ki…İnsanlar yaş aldıkça daha mı hoş görülü, daha iyi mi oluyorlar ne…

Harry Bosch’la bir daha buluşur muyum bilmiyorum, pek sanmıyorum, yine de kısmet diyorum ve onun bir sözüyle bu uzun güncemi noktalıyorum;
Bazan insanlar,olaylar ve gözle görünmeyen güçler, bir şekilde birbirlerini bulur. Ben buna inanıyorum.

Hamiş: Harry Bosch’un çok sevdiği ve kendini adeta içinde gördüğü tablo, Edward Hopper’in, Gece Şahinleri.

Sonny Rollins, Frank Morgan ve Branford Marsalis , kahramanımızın en çok sevdiği saksafon ustaları, bir gün dinlerim diye not ettim... Küçük oğluşum tam bir jazz tutkunu, icra ediyor aynı zamanda, ben de belki severim bir gün…

8 Ekim 2017
Bursa
EK 1
https://www.youtube.com/watch?v=4TV_128Fz2g 14.10.17
ataç ikon Tünel Fareleri
kitaba 8 verdi
1 yorum
Gül Ayan (@gulayan)
[silindi]
11.05.19 beğen cevap
Meursault Samsa

Meursault Samsa

@meursaultsamsa

Yazarın ilk romanı dolayısıyla Harry Bosch serisinin de ilk romanı.

Hieronymus 'Harry' Bosch, benim Holden Caulfield(Çavdar Tarlasında Çocuklar-Salinger) ve Meursault(Yabancı-Camus) karakterleriyle birlikte en öykündüğüm, kıskandığım, taklit ettiğim karakterlerden biri. Şu kitabı okurken mesela sigara kullanamayan biri olarak bir sürü sigara, bira ve kahve(bunları kullanıyorum bakın) tükettim. Maalesef dilimize yazıldığı sırayla çevrilmedi Harry Bosch serisi. Gerçi hikayeler birbiriyle bağlantılı sayılmaz, yani 4. kitabı anlamak için ilk 3 kitabı okumanıza falan gerek yok ancak daha önce serinin başka bir kitabı için söylediğim gibi ben bu seriyi polisiye için falan değil tamamen Harry Bosch için okuyorum. Onun biyografisini okuyormuşum gibi düşünüyorum. 2001 yılında yazılan ve Hile adıyla dilimize çevrilen 7. Harry Bosch kitabıyla birlikte Hieronymus Bosch adlı Hollandalı bir ressamı tanımıştım. Kitap bu ressamın bir tablosuyla ilgiliydi ki ressam zaten en sevdiğim ressamlardan(resimden falan anladığımdan değil de işte) birine dönüştü tablolarını gördüğüm anda. Sonrasında ben ''lan acaba en baştan karaktere ismi verirken bu ressamdan mı esinlendi, bu kadar tesadüf olmaz(bu arada Bosch da tesadüflere asla inanmaz)'' diyerek serinin ilk kitabını alıp okumak istedim. Baskısı yoktu ama etiket fiyatının birazcık üzerine bulmuştum bir yerden o dönemde.

Kitaptaki hikayeyi anlatmak ilkokuldaki kitap özeti olur ki gerek yok, zaten polisiyelerde spoiler vermeden hiçbir şey de anlatılamaz sanıyorum. Merak edenler kitabın konusunu kitap bilgileri kısmında bulabilirler. Beni asıl ilgilendiren Harry Bosch zaten. İçtiği sigaradan, biradan olaylara verdiği tepkilere kadar sadece ana karaktere dikkat ederek okuyorum serinin kitaplarını. Gerçekten de Hieronymus 'Harry' Bosch ismi tesadüf değilmiş, bu kitapta yazarın adının bir ressamdan geldiğini öğreniyoruz. Ama kitaptaki ressamlar bununla bitmedi ve kitap bana hoş bir sürpriz daha yaptı; yine bir başka kitaptan öğrendiğim(Bir de Baktım Yoksun-Yekta Kopan) görür görmez çok sevdiğim bir tablo bu kitapta karşıma çıktı, yetmedi Harry daha önce müzede orijinalini gördüğünü söylediği bu tabloyu çok beğendi, kendisini tablodaki karakterle özdeşleştirdi. Seviçten yazarı alkışlayasım geldi. En sevdiğim kitap karakteri, benim en sevdiğim, ilerde gerçek boyutunda bir kopyasını evimin duvarına asacağım dediğim bir tabloyu çok beğeniyor, benim kendimi özdeşleştirdiğim kitap karakteri, tablodaki karakterle kendini özleşleştiriyor, yetmiyor, sonunda o tabloyu evinin duvarına asıyor. Söz konusu tablo Edward Hopper isimli ressamın Nighthawks isimli tablosu. Yine çok sevdiğim bir adam olan Tom Waits' in de bu tablodan esinlenerek yaptığı br albüm var. Neyse ki o albüm en sevdiğim Tom Waits albümü değil yoksa bu kadar tesadüf mü olur ulan diyerek kafayı yerdim sanıyorum. Bunun dışında müzikle de ilgisi var kitabın. Harry Bosch' un en sevdiği enstrüman saksafon. Ben de saksafonu hem Harry Bosch hem de harika göğüsleri olan bir kız sayesinde sevmiştim. O kızın da en sevdiği enstrümandı, hatta kendine bir saksafon bile almıştı sanırım sonunda. Artık yollarımız ayrıldı onunla. Konuya dönersek Harry Bosch serisinin ilk kitabı bu olduğu için Harry' nin saksafon sevgisine de ilk kez bu kitapta tanık oluyoruz haliyle. Bir yerde bir hazineden ''saksafon'' diye bahsediyor Harry. Kızın da göğüslerini deli gibi özlüyorum.

Şimdi herkes okuduğu kitapta, izlediği filmde kendinden bir şey bulmak ister. Bu doğru bir okuma ya da izleme değildir. Bilinçsiz tüketici bununla tavlanır aslında. Ama bu kadar tesadüf bir araya gelince de ister istemez ''başlarım lan bilincine, budur oğlum işte!'' naraları atıyorsun içinden.

Kitabın içeriğiyle ilgili çok kısa bir övgüyle bitireyim; her polisiyede detaylar önem arz eder ancak bazıları bu detayları kullanmakta çok başarılıdır. Aklıma ilk gelen Grange mesela. Öylesine yazıldığını düşündüğünüz, karakterin ağzından çıkan ve sizin okurken ''ne gerek vardı'' dediğiniz bir cümle hikayenin devamında çok önemli bir hale gelir. Bunu bir spoiler olarak kabul edebilir ve Grange, anlamsız gelen bir şey yazmışsa o mutlaka anlam kazanacaktır hikayenin devamında diye düşünerek siz de olayı o detay üzerinden çözebilirsiniz belki de. Connelly de bu işte muazzam bir yazar ama bunu bilmeme rağmen yine de fark edemedim detayları ve onlarla her yüzleştiğimde şaşırdım. Alpay Erdem üslubuyla bitirirsek ''bu hayranlık duyulacak bir şey değil midir diye sorarım sana ey okur?''

Muhteşem detay kullanımına, bu yoğun detaycılığı düşünüldüğünde arkasındaki yoğun emeğe büyük saygı duyuyor ve karşılaştığım onca güzel tesadüften aldığım yetkiyle de en iyi Harry Bosch kitabı ilan ediyorum bunu.
ataç ikon Tünel Fareleri
kitaba 8 verdi
2 yorum
Gül Ayan (@gulayan)
Kitap benim de son okuduklarım arasında... Henüz üçte birini okuyabildim.
13.06.17 beğen cevap
Meursault Samsa (@meursaultsamsa)
Bitirin de söylersiniz bana fikrinizi :)
14.06.17 beğen cevap
Özgür Sevinç

Özgür Sevinç

@ozgursevinc

Michael Connely'nin romanlarındaki ana karakterlerinden biri olan polis dedektifi Harry Bosch serisinin ilk kitabı olan "Tünel Fareleri", Bosch'un Vietnam savaşında yaşadıklarını ve bu yaşadıklarının kişiliği ve mesleki becerisi üzerindeki etkilerini anlamamızı sağlıyor.

Yazarın Harry Bosch serisi, her ne kadar Bosch'un hikayesi olsa da her bir kitabı tek başına alıp okumak mümkün. Çünkü her bir kitapta Bosch farklı olaylara çözüm arıyor. Serinin kronolojik sıralamasını Radikal Kitap'ta Haluk Kalafat'ın yazısından aldım (http://img.altinkitaplar.com.tr/2013/08/michael-connely-radikal-kitap-2032x2411.jpg):

Tünel Fareleri – Altın Kitaplar 2004
Kara Buz – İnkılap Kitabevi 2004
Betondaki Sarışın – Altın Kitaplar 2000
Son Çakal – İnkılap Kitabevi 2002
Bagajdaki Ceset – Altın Kitaplar 2001
Meleklerin Uçuşu - İnkılap Kitabevi 1999
Hile – Altın Kitaplar 2002
Kemikler Şehri – İnkılap Kitabevi 2005
Kaybolan Işık – Altın Kitaplar 2006
Darboğaz – Remzi Kitabevi 2006
Faili Meçhul - Altın Kitaplar 2007
Unutulan Sesler - Altın Kitaplar 2008
Kayıp Delil – Altın Kitaplar 2009
The Brass Verdict - 2008 (Yayınlanmadı)
9 Dragons - 2009 (Yayınlanmadı)
Kuşkulu Delil - Altın Kitaplar 2013
Şüpheli Ölüm – Altın Kitaplar 2012
The Black Box - 2012 (Yayımlanmadı)
The Gods of Guilt - 2013 (Yayımlanmadı)

Görüldüğü gibi orjinal sırayla türkçe baskıların kronolojik sırası aynı değil. Hatta arada bazı kitapların henüz türkçe baskısı yok. Dolayısıyla seriye ilgi duyanların orjinal sırayla okuması bazı kafa karışıklıklarının önüne geçecektir.
ataç ikon Tünel Fareleri
kitaba 6 verdi
0 yorum

Tünel Fareleri - S41

S-41 kitabın 41. sayfasının ilk paragrafıdır. S41 Ekle
Gül Ayan

Gül Ayan

@gulayan

” Bazan insanlar,olaylar ve gözle görünmeyen güçler, bir şekilde birbirlerini bulur. Ben buna inanıyorum.”
ataç ikon Tünel Fareleri
kitaba 8 verdi, inceleme ekledi.
3 yorum
Semih Oktay (@semihoktay)
Michael Connelly mi demiş bunu? Atalarımız kısaca,B.k b.ku kenefte bulur, demişler;ne kadar veciz değil mi? Connelly pek uzatmış sözlerini!
13.10.17 beğen cevap
Meursault Samsa

Meursault Samsa

@meursaultsamsa

kitap ve alkol paylaşım fotoğrafı
kitap ve alkol
Güneşin sıvı hali

E tabii imamhatipler de kapatılsın
ataç ikon Tünel Fareleri
kitaba 8 verdi, inceleme ekledi.
0 yorum