up
ara

Demian

Demian Konusu ve Özeti

Demian
Demian kitabını okuduysanız inceleme eklemeyi unutmayın. Neokur kitap hakkındaki düşüncelerinizi ve yorumlarınızı merak ediyor.
Yazar:
Yayınevi: Can Yayınları
ISBN: 9789750703195
Sayfa: 211 sayfa Basım Tarihi: 1970
On yaşındaki Latince öğrencisi Emil Sinclair, güvenceli aile ortamının dışında sert ve acımasız bir dünya olduğunu erken fark eder. Kendini bulma yolundaki delikanlı, din ve ahlâk gibi artık inanamadığı kalıplarla birlikte baba evinden de kopar. Küçük yalanlar ve hırsızlıklarla beslenen yaşantılarında, sağlam çocuk dünyasının çöktüğünü görür. Onu bu acılardan kurtaracak olan kişi, okula yeni gelen bir başka öğrenci: Max Demian'dır. Demian, Sinclair'in yaşamını yönlendiren, etkileyen baş kişi olur. Tanıştığı ve tanıdığı insanlar, Sinclair'in kendini ve benliğini bulma yolunda birer kilometre taşıdır. Hermann Hesse'nin öteki romanlarından ayrılan bir yanı var Demian'ın: Bir gençlik ve öğrencilik romanı olan Demian, yazarın o dönemdeki korkularını ve sorunlarını tümüyle yansıtıyor. Hesse'nin meslek sorunlarının yanına kişisel sorunları da katılıyor: Babasının ölümü, en küçük oğlu Martin'in tehlikeli bir hastalığa yakalanması ve karısının, onu hastanelerde tedavi görmeye zorlayan ve git gide ciddileşen ruhsal bozukluğu. Hesse'nin acılarla yoğrulan bu dönemi hayatında büyük değişimlere yol açtı. Ruhsal çöküntüsüyle, ancak doktor yardımıyla baş edebildi. Bu sorunlu dönemin meyvesi ise Demian oldu. Birkaç ay içinde bitirdiği romanını Emil Sinclair adı altında yayınevine yolladı, ancak İsviçreli bu genç, ama hasta yazarı desteklediğini söyledi. Gerçek kimliğini kitabın daha sonraki baskılarında açıkladı.
Vera

Vera

@payiz

Çünkü Benim Öykümdür Bu, Senin, Onun, Hepimizin...
Pek kıymetli üstad Hermann Hesse;
"Her insanın yaşamı, onu kendine götüren bir yoldur, bir yol denemesi, bir yol taslağıdır." diyerek başlıyor anlatmaya, insanın kendini arama arayışını. Kendini aramanın , sözde hafif anlamda ise ne kadar ağır bir eylem olduğunu bu eylemi yapanlar bilebilir ancak. Bu süre içerisinde; insanın aslında en çok da kendine yabancı olduğunu, kendini en çok da kendinden sakladığını ve bu arayışın hiçbir zaman bitmeyeceğini sadece kendini anlamlandırmaya çalışanlar bilebilirler. Diğerleri ise kendini tanımadan, sevemeden belki de nefret bile edemeden dünya sahnesinden çekilip giderler. Yoklukları hiç bir zaman farkedilmeyecek olsa da bir insana dair en büyük kayıp budur. Kendimizi tanıyalım, iyi ve kötü olan tüm insani yanlarımızla kendimizi bilelim ve öyle kabullenelim. Belki o zaman dünya daha güzel bir yer olabilir.

Demian eseri yazılış itibariyle de oldukça ilginç bir hikayeye sahiptir. Çünkü Hesse bu eseri, büyük Psikanalizci Jung' dan psikanaliz dersleri aldıktan sonra yazıyor. Eser bittikten sonra da kitabın baş kahramanı Emil Sinclair, yazar ismiyle bir yayinevine gönderiyor. Bundaki amacı eserin kendi ünlü isminden bağımsız olarak ne yapabileceğini görmek istemesi. Kitap basılıyor ve o zamanlar ülkede bayada rağbet görüyor. Hesse ise kimliğini açıklamaktansa kitabın yazarını desteklediğini açıklıyor. Kitaba verilen ödülü de almaya gitmiyor.
Peki neden böyle yapmış? diye merak ediyor insan. Nedenini ise kitabı okuduktan sonra az çok kavrıyor okuyucu. Çünkü Demian normal bir kitap değil. O Hesse'nin tüm metnini sembol, giz ve  imgelerle ilmek ilmek ördüğü eseridir. Her okunuşta bambaşka anlamlar elde ediyorsunuz. Ve tabi birbirine paralel giden iki hikaye mevcut kitapta. Okuyucu Sinclair 'in hikayesini okuduğunu sanırken aslında geride kendisini de oldukça ilgilendiren insanlığın yaratılış itibariyle anlamaya çalıştığı kötü benliğinin hikayesini de okumuş oluyor. Ve çoğu okuyucu birbirine paralel olan bu iki hikayenin ikincisinin varlığından haberdar bile olmadan bitiriyor kitabı. Bunun nedeni ise Hesse'nin cümle altlarına, kelime arkalarına gizlediği anlamlara ulaşmamaları bana kalırsa bu çok, çok ve çok büyük bir kayıp. Çünkü  bir kitapta yazarın açıkça söylediklerindense, söylemek isteyip de okuyucu ulaşsın diye metnin arkasına sakladığı anlamlar daha kıymetli ancak bu anlamlarla yazarları kendilerini sakladıkları, dev sütunlar arasından çıkarıp, tanıyabiliriz.

Bu kitap içimizdeki kötü yanın yani karanlık kısmın tarihi gibi. Peki kötülük nedir? , Neden her birimiz onu başka şekilde açıklıyoruz? vb. sorular dönüp dururken kafamızda bu sorulara net bir cevap veremeyiz. Biz bu sorulara cevap bile veremezken Hesse kötülük arketipinin kökenine inip tüm boyutlarıyla inceleyip bir de muhteşem bir kurguya dönüştürmüş deseler, mutlaka şaşıranlar olacak olsa da yazar Hesse olduğu için ben şahsım adına şaşırmam. Çünkü onun tarzı bu, böyle mükemmelliklere bayılır kendisi. Konuya dönecek olursak; her insanın kötülükler karşısında isyan ettiği bu kadar da olmaz dediği anlar olmuştur. Hep söyleniriz bunun için ama o başkasına attığımız ilk taşı kendimiz için kullanmak hiç aklımıza gelmez. Sorsan herkes iyidir, herkesin içi tertemizdir. Durum böyleyken Dünya neden bu kadar yaşanmaz bir yerdir diye de düşünüp dururuz.
İçimizde iyiliği taşıdığımız gibi kötülüğü de taşıyor olduğumuzu kendimize bile itiraf etmek istemeyiz. Tam olarak insan budur işte; bilen, ama en çok da kendini bilmeyendir, anlamlıdır ama en çok da kendine yabancıdır. Oysa "Gölge Arketipi'ni bilsek, kendimizi tanısak ne de güzel olurdu. Gölge Arketipi'ni de açacak olursak şudur ; tam olarak insan ruhunun karanlık tarafıdır. Hesse bu kitabında insanın iyi tarafını bildiği kadar içindeki o kötü ruhu da bilmesi gerekliliğini anlatıyor. Çünkü insanın bilmediği şeyi, kontrol edebilmesi hep en zorudur.
Ve kötülük kavramı ortaya atılınca akla gelen ilk isim? Tabi ki, şeytandır. O yüzden bu kitabın ismi de Demian'dır. Yani "ruhunu şeytana satan çocuk" demektir. Demian, kitabın baş kahramanı Sinclair'in kendini arama yolundaki yol arkadaşıdır. Peki gerçekten var mıdır? Bu sorunun cevabını kitabı okuyanlara sormak istiyorum ama ondan önce kitapta Sinclair'in sürekli tekrar ettiği "düş mü yoksa gerçek mi?" konulu söylemlerine özellikle dikkat etmeleri gerektiğini de belirtmek istiyorum. Olaylar, Sinclair'in iki dünya arasındaki git-gelleriyle başlıyor. Kendini elit ve iyi olduğuna inandığı dünya olan ailesi gibilerin de ferdi olduğu dünyaya ait hissederken, kendilerinden daha düşük durumda olan, kötü hayat sürdüklerine inandığı dünyada ona çok cazip geliyor ve sürekli içinde yer almak istiyor. Farkında olmadan belki de bilerek yaptığı, elma hırsızlığı yalanıyla  kendini bu dünyanın içinde buluyor. (Her şey elmayla başladı lütfen bu kısma dikkat edin basit gibi görünüp fazla anlam içeriyor.) Ve Kromer 'in korkusu altına girişi ona karşı hissettikleri Hesse tarafından o kadar güzel aktarılmış ki insan bu sanrıları gerçek sanıp içinde hissediyor. Ve Kabil kıssası sayesinde Demian' la tanışıyor.
Ben bu kısımdan sonra kitaptaki içindekiler kısmı ve bölüm isimlerinin bilerek konulduğunu farkettim yani Hesse müthiş zekasını kullanıp olay sırası ve bölüm isimlerine çok fazla anlam yüklemiş. Not aldıklarımı aynen yazıyorum (çünkü bu dakika itibariyle aslında inceleme yazma konusunda ne kadar berbat olduğumu farketmiş bulunuyorum). Bu kısımdan sonra kitabı okumayanlar bırakabilir çünkü fazla derece de spoi ve anlam içeriyor kitabı okuyanlar ise devam edip fikirlerini belirtirse mutlu olurum.

Öncelikle bölüm içinde belirttiğim gibi ben Demian'ın gerçek olduğuna inanmıyorum. Çünkü Sinclair'in kitap boyunca düş söylemleri ve ortada dönüp duran tesadüfler silsilesi (tesadüf olamayacak kadar yapaydılar) ve olaylar bunlar bana bunu düşündüren etmenlerdi. Ben Demian'ın Sinclair'in gölge arketipi yani benliğinin kötü kısmı olduğunu düşünüyorum. "İçimde dışarı çıkmak isteyen bir şey vardı, ben onu yaşamaya çalışıyordum yalnızca. Neden böylesine güçtü bu?" diyerek hikayeye giriş yapıyor Hesse.
Tabi Demian'a yüklenecek tek anlam bu değil ilerleyen bölümlerde yüklemelerimiz devam edecektir.

Bölüm-1: İki Dünya: Sinclair'in ailesinin de içinde bulunduğu iyi dünya ve hizmetçileri dahil kötü bir hayat yaşadıklarına inandığı kötü dünya. Sinclair iyi dünyaya ait olduğunu bilir çünkü geldiği yer orasıdır fakat içindeki bir şeyler de onu kötü dünyaya doğru yönlendirir benliğinin kötü kısmı ona kötü dünyaya ait olduğunu fısıldayıp durur. Ve sonunda Sinclair, Kromer'e kötü dünyaya ait olduğunu gösterebilmek için elma çaldığına dair yalan söyler ve artık Kromer'in tehdit ve ona yaptıklarıyla gerçekten kötü dünyanın içindedir.
Bunlar kitapta iki öykü var dediğimiz üst öyküde olanlar birde alt öyküye bakalım. Elma hırsızlığı denilince aklımıza ilk olarak kimse gelmez. Ama dünya da bulunmamıza neden olan olay desem ilk atalarımız Havva ve Adem desem hemen zihinlerimizde bir şeyler oluşmaya başlar. Adem ve Havva'nın Cennet'ten kovulmalarına iyi dünyadan kötü dünyaya geçiş yapmalarına sebep olan olaydır. Sinclair bu bölümde hep elma olayı yüzünden vicdan azabı çekip kendine nasıl hayatı zehir etmişse belki de Havva da hep kendini suçlu hissetmiştir neden olduklarından dolayı. Sinclair iyi dünyasından kötü dünyaya geçiş yapmışken, Havva ise Cennet'ten kovulup Dünya'ya gelmiştir. Bu yüzden bu bölümün adı İKİ DÜNYA... Yani iki olay birbirine paralel ilerliyor diğer bölümlerde de bu var.

Bölüm-2:Kabil: Bu bölüm adını kainattaki ilk cinayeti işleyen Kabil'den almış. Tabi bir nişanda var bu bölümde sürekli adı geçen. Burda nişan diye kastedilen şey benlikteki kötü tarafın ortaya çıkmak istemesi, tanınmak, gün yüzüne çıkmak olarak yorumladım. Ve tabi Demian bu bölümde hayatına girer. Ona Kabil kıssasını yorumlayarak anlatır. Anlattığına göre Kabil kendine göre haklıdır (ben hiçbir zaman hak vermeyecek olsam da) çünkü kendi için geçerli bahaneleri vardır.
Demian bu kıssayı güçlü birinin geçerli bahanelerle güçsüz birini öldürmesi olarak yorumlar. Tüm insanların kötülük yaparken kendilerini savunduklarını iddia ettikleri gibi. Kötülük kavramı yorumlanabilir hatta durum, zaman ve özel nedenlerle anlam farklılığına da uğrayabilir ama bu kötülük yapılmış olduğu gerçeğini değiştirmiyor ne yazık ki. Ve Sinclair'e Kromer'den korkma gerekirse onu gebert diyerek destekliyor böylece bu bölümde de her iki hikaye paralel ilerliyor.

3.Bölüm:Katiller:Hz. İsa'nın çarmıha gerilişi ile bölüm sembolize edilmiş. Ölen üç kişi bunlardan biri Tanrı'nın oğlu cinayetler insan eliyle sürmeye devam ediyor ama orda daha başka bir şeyi de simgelemiş Hesse. Öncelikle olayı anlatayım. İsa havarileriyle yediği son akşam yemeğinde başka bir havarisi olan Yahuda tarafından ihbar edilip o zaman ki yetkililer tarafından çarmıha geriliyor. Fakat tam da o an İsa'nın her iki yanında birer kişi daha vardır. İki hırsız(bunlarında elma hırsızlığı yapmış olma ihtimali var mıdır merak ediyorum) Bunlardan biri son anda tövbe ederek İsa 'dan cenneti istemiş. Diğeri ise "hani sen mesihtin kurtarsana kendini" diyerekten İsa ile alay etmiş. Olaya göre iyi hırsız cennete, kötü olansa cehenneme gitmiş (burda da iki dünya vurgusu). Hesse bana kalırsa burda benliğimizi simgelemiş. İsa içimizdeki ilahi güç yani inandığımız iken kötü hırsız kötü benlik, iyi hırsız ise iyi benliktir. Bunlar alt metinde olurken üst metinde ise Sinclair, içinde bulunduğu Buluğ çağının da etkisiyle her iki dünya arasında dolayısıyla iki benlik arasındaki bocalamaları devam ediyor.

4.Kısım:Beatrice: Öncelikle kimdir bu Beatrice. Beatrice Dante'yi Dante yapan ilahi kadındır(ilahi olana vurgu). Yani Dante bütün eserlerini onun sayesinde yazmış. Bu sevgi Dante'ye bütün eserlerini yazdırıp üstad yapmıştır. Tabi Beatrice'nin bu sevgiden hiç haberi olmamış. Başka bir adamla evlenmiş ve iki yıl sonra ölmüş. Dante ondan sonra yaşamadığını, yaşayan bir ölü olduğunu her defasında dile getirmiştir. Peki Hesse alt metin olarak neden bunu kullanmış dersiniz? Çünkü Hesse'yi çözümleyebilenler bilirler ki Hesse kitaplarında bir erkeğin hatta erkek de demiyelim tüm insanların kadınlar sayesinde var olduğunu belirtir. Bu her anlamda var olmak ama. Hesse'nin başka kitaplarını da okuyanlar bileceklerdir, o bitmeyen arayışı anlamlı hale getiren hep bir kadındır. Nasıl ki dünyaya getiriyorlar karakterini şekillendiren de yine kadınlardır. İlk anneler yapar bunu sonra hayatlarında ki diğer kadınlar. Ve biz onlardan geldiğimiz için hep onlara özlem duyarız. Alt metin buyken üst metin ise, Sinclair'i de Sinclair yapan Beatrice'dir yani tanımadığı halde aşık olduğu kadına bilerek bu ismi veriyor. Annesine olan özlemi de kendini gösteriyor. Kendini değiştirmek, düzelmek istiyor ve bunun bir kadın için olmasını istiyor. Ve burda kendisini, "haz değildi amacım aksine saflıktı, mutluluk değil, güzellik ve ruhanilikti." diyerek beklentilerini çok açık bir şekilde belirtiyor aslında. Ve benliğini daha iyi tanıyor artık.

5.Kısım:Kuş Yumurtadan Çıkmak İçin Savaş Veriyor: "Kuş yumurtadan çıkmak için savaş veriyor. Yumurta dünyadır. Doğmak isteyen, bir dünyayı yok etmek zorundadır. Kuş Tanrı'ya doğru uçuyor. Tanrı' nın adı Abraxas'tır." Öncelikle Abraxas, tarih boyunca iyiliği ve kötülüğü içinde birlikte barındıran Tanrı olarak kabul edilmiştir. Yani insanlar ona bu haliyle inanmıştır. Abraxas kendi içerisinde mitleri, düşleri, sezgileri, büyüyü de barındırdığı için aslında bana çok da korkutucu gelen Tanrı olur kendileri. Ama insan işte tarih boyunca hep kendinden daha güçlü bir şeylere inanmak istemiştir. Bu bölümün üst metni ise;Sinclair'in artık yeniden doğması ve tüm inancını değiştirerek Abraxas'la tanışması bir bakıma içindeki gücü keşfedip artık kendini gerçekleştirebileceğini anlatıyor. Artık Sinclair hazırdır. Çünkü o Tanrı'nın bir parçasıdır.

6.Kısım:Yakup' un Güreşi: Bu bölümde Yakup peygamberin güreşi konu alınmıştır. Peki nedir bu olay, Yakup'un peygamber olmadan önce ilahi bir melekle (bazı kaynaklar Tanrı olduğunu söylüyor) güreşiyor bu güreş epey uzun sürüyor ve Yakup meleği yeniyor. Peygamberdir artık. Yani Yakup'un  ilahi olanı yenerek kendini gerçekleştirmesi anlatılıyor. Bu bölümün üst metninde ise Sinclair de Yakup gibi içindeki ilahi olan kısmı yenip bambaşka biri olduğunu anlıyor. İçindeki gücü farkediyor. Kendini tanıyor ve benliğini yenip bambaşka biri olduğunu anlayıp kendini anlamlandırıyor.

7.Kısım:Bayan Eva: (Bu kısma gerilim müziği vererek giriş yapmak isterdim fakat imkanlar)
Öncelikle Eva'nın kelime anlamıyla başlıyorum. Eva yani tüm yaratıkların annesi Havva demekmiş. Yani bizim bu kısımda okuduğumuz Eva Havva'nın ta kendisi. Okuyanlar bilecektir. Sinclair tüm kitap boyunca yer yer anne özleminden bahseder. Ama onun ki anne özleminden daha fazlasıdır. Bir arayışı vardır. Bu arayış öz-üdür. İnsanoğlunun öz-ü de annedir. Havva da tüm yaratılanların annesidir. Bu yüzden Sinclair hep özü olan Havva'yı arıyordu aslında. Kitaptaki tüm ipuçlarını birleştirin ortaya çıkan şey budur. Burda sorulması gereken soru Eva Havva ise Demian kimdir? Tabi ki Kabil. En azından benim çıkarımım bu yönde. Ve Demian Kabil, Sinclair 'e içindeki kötü benliği yani gölge arketipini bulmasında yardım ediyor. Ve kitabın bir yerinde Sinclair de de kendisinde olan nişandan olduğunu söylüyor yani Sinclair Kabilgillerden Havva da bu nişan var peki neden Sinclair kendini Kabil ile değil de Havva ila bütünleştiriyor. Öz-ünden gelmesi en önemli nokta ama onların kaderi bir ikisinin de kaderini değiştiren şey elma.
Ve tabi birde inançlarda yaygın olan şey yani Havva'nın kötü olduğu çünkü onun yüzünden o ve Adem Cennet'ten atılmışlardır. Yani inançlara göre kötülük insana Havva'dan geçmiştir o yüzden benliğimiz ondan geliyor. O yüzden de özleniyormuş.

8.Kısım:Sonun Başlangıcı: Sonun başlangıcı yani Sinclair'in arayışının sonu Hesse her iki hikayenin de sonunu kitap açısından savaşa bağlamış. Çünkü savaş insanoğlu için hem son hemde başlangıçtır. Alt metne göre insanlar yani kardeşler hala birbirini öldürüyorlar ve artık daha acımasızlar. Kabil'i kardeşini öldürdüğü için lanetleyenler bu işlemi toplu kıyım şeklinde yapıyor artık ve hiç de üzülmüyorlar. Hatta sevinçlerini saklama gereğinde bile bulunmuyorlar. Havva 'nın bu bölümde insanlar için üzüldüğü kısımdan çok etkilendim. Alt hikayenin bir sonu olmayacak malesef Dünya ve insan var olduğu sürece insanlar kardeşleri olan diğer insanları öldürmeye devam edecekler. Sinclair için ise artık kendini tanıyor ama arayışı hiç bitmeyecek...

Ve Hesse bu kitapta hiçbir inançı eleştirip kötülüğü sempatikleştirmeye çalışmamıştır. Bu anlamları çıkarabilecek okurlar olacaktır. Hesse bu kitapta sadece insanoğlunun özünden gelen kötülüğün içinde var olduğu ve bunu ancak onu kabul edip tanıyarak kontrol altına alınabileceğini anlatmıştır. Çünkü Hesse iyiliğin, sevginin, bütün güzel şeylerin Dünya'yı değiştirebileceğine inanan ve bunu her zaman dile getiren mükemmel bir yazardır.

Son olarak insan kötüydü ve hep öyle kalacak. Bu dünya var olduğu sürece. Başkasını kötü ilan etmeden önce kendi içimize bakıp bir şeyleri düzeltmeye ilk olarak kendimizden başlasak keşke diyerek bitiriyorum. Yazdıklarımda kendime göre kitaptan yaptığım çıkarımlardır. Herkes katılmak zorunda değildir. Ve kitap için ne söylense eksik kalacak gibi...

Keyifli okumalar dilerim...
ataç ikon Demian
kitaba 10 verdi
15 yorum
Bearded Angler (@beardedangler)
Abla sence inceleme yazmak ile kitabın özeti arasunda fark var mı?
27.05.19 beğen 1 cevap
Batuuu (@batuuu)
Bence de kitabı anlatmissn😂okumaya gerek kalmamis. bu arada omen diye film vardı sonra demien diye dizi çıktı acaba bu kitaba mi dayaniyordu
28.05.19 beğen 1 cevap
ilyas seyhan (@ilyasseyhan)
Kitabı okumuş gibi olduk teşekkür ederiz
insan nankördür ilahi fermanı üZerinden gitmiş
28.05.19 beğen 1 cevap
Ruh Hassası (@ruhhassasi)
Bu yazıya özet veya kitabı anlatmak demek biraz yanlış olur bana göre. Bu inceleme, gerçek anlamda salt kitabın felsefesini, çözülmesi hiç de kolay olmayan bu semboller silsilesini ortaya koyan harika bir yazı olmuş. Neokur'da böyle incelemeler pek nadir rastlıyoruz doğrusu.

Ama bu incelemenin diğer incelemelerden farklı bir yönü daha var. Çünkü bu inceleme sadece kitabı okumayanlar için değil, kitabı okuyanlar için de ciddiyetle ele alınması gereken rehber niteliğinde bir yazı olmuş. İlk bölümde okumayanların kitaba nasıl yaklaşması ve onun nasıl ele alınması gerektiği anlatılırken 'spoiler' uyarısı yapılan ikinci bölümde de okuduktan sonra kitabın içeriğindeki sembollerin nasıl yorumlanıp nasıl anlamlandırılması gerektiği hakkında ziyadesiyle harika bilgiler yer almış. Yani Vera, sen gerçekten harika bir inceleme kaleme almışsın ve böylesine girift bir eseri bu denli bir özveriyle bizlere aktardığın için ben herkes adına sana çok teşekkür ediyorum. Çünkü böyle bir başyapıtın yüzeysel anlatılarıyla anılıp o haliyle kıyıda köşede bırakılması beni vicdanen çok rahatsız ederdi.

Bu yorum da 'incelemenin incelemesine' benzedi sanki. Bana sen de yaz dediğinde sana söylemiştim, ben ancak senin incelemene naçizane ufak yorumlarla katkı sunabilirim. Bunu da o şekilde kabul et :)
28.05.19 beğen 1 cevap
tutimucizeguyem (@elas)
İncelemenizi okurken biraz zorlansam da( biraz imla ile ilgili zorluklar) çok detaylı bir inceleme olmuş,tebrik ederim. Tekrar okuma iştiyakını uyandırdınız bende:)
28.05.19 beğen 1 cevap
FEBİHÂ (@kadimcumleivecize)
Bir kitap bu kadar güzel incelenip, yüksünmeden bu kadar güzel yorum gücüyle belki de kitabın daha iyi düşünsel ve anlama yönünde bir anekdot du. Ben ayrı bir not olarak şunu belirtmek istiyorum. Hessenin yazmaya başladığı ilk yıllarında ilham kaynağı Goethe ve Schiller olduğunu biliyorum. Gizemli bir yazar olma özelliğini oradan geliyor Ayrıca bir cümleniz tarifsiz hepsi güzel fakat bu cümle bir kitap için belki önsöz olabilirdi, dikkatimden kaçmadı : "Çünkü insanın bilmediği şeyi, kontrol edebilmesi hep en zordur. " Bilmenin, Irak'ın ve farkındalığın güzelliği. Çok güzel. Çünkü insan bilmediği herşeyin düşmanı oluyor. Ellerine sağlık, emeğine sağlık.
28.05.19 beğen 1 cevap
Ferda Nihat Köksoy

Ferda Nihat Köksoy

@ferdanihat

HERMANN HESSE, Yazar (1946-NOBEL Ödüllü), ALM-1919, TR-2003, Can Yayın, Çeviren: Kamuran Şipal, 211 sf.
http://www.kitabinomurgasi.com/2014/12/hermann-hesse-demian.html

Okulsuz geçirilecek bir öğle öncesinin sihirli ve masalsı bir havası vardı; GÜNEŞ, ışıklarını oyun oynar gibi odadan içeri yollardı ve okulda sınıfa girmesin diye yeşil perdeleri indirdiğimiz güneş değildi bu.

İnsan birinden KORKUYORSA, o kimsenin kendi üzerinde SÖZ SAHİBİ olmasına izin vermiş demektir. ...Böyle bir korku insanı yiyip bitirir, yakayı sıyırmak gerekir bu korkudan.

...insanın, KENDİNİ KENDİNE GÖTÜREN yolu izlemesi kadar dünyada NEFRET ettiği başka bir şey daha yoktur.

Varlığımda yavaş yavaş uyanan CİNSELLİK, bir DÜŞMAN kılığında, insanı mahvedecek, baştan çıkaracak, günaha sokacak yasak bir nesne kimliğiyle herkes gibi benim de üzerime çullandı. İlgimi çekmeye çalışan, önüme düşler, hazlar ve korkular çıkaran, BULUĞ diye niteledikleri olayın bu büyük gizi, barış ve huzur dolu ÇOCUKLUĞUMUN sevgiyle kuşatılmış ortamına hiç yaraşmıyordu. Ben de herkes gibi yaptım; bundan böyle çocukluktan çıkmış bir çocuğun İKİLİ YAŞAMINI sürdürmeye koyuldum.
Bilincim evimizin yasak sayılmayan aşina dünyasında yaşıyor, yavaş yavaş şafak gibi sökmeye başlayan YENİ dünyayı yadsıyordu. Ama bunun yanı sıra cehennemsi düşlerde, içgüdülerde ve isteklerde başka bir yaşam sürüyordum. ...Hemen hemen bütün anne babalar gibi, benimkiler de bana yardım elini uzatmamıştı; bu gibi içgüdülerden söz edilmiyordu evde.
...Söz konusu güçlüğü yaşamayan HİÇ KİMSE yoktur. Sıradan bir insanın yaşamında öyle bir DÖNÜM NOKTASI'dır ki, özyaşamın istekleri çevreyle en amansız ÇATIŞMA durumuna girer, ileriye giden yol EN ÇETİN mücadeleler sonucunda ele geçirilir.

Bazı KELEBEKLER arasında bazı pervane türleri vardır, DİŞİLERİ erkeklerinden çok azdır. ...(döllemek için) geceleyin erkekler bulundukları yerden uçup bu dişiye gelirler, hem de SAATLERCE UZAKTAN! ...KİLOMETRELERCE uzaktan bütün bu erkek pervaneler çevredeki BİRİCİK dişinin varlığını hissederler. ...pervanelerin dişileri de erkekleri gibi çok olsaydı, erkeklerinde öylesine hassas koku alma duyusuna rastlayamazdık. Böyle bir yeteneğe sahip olmalarının tek nedeni, kendilerini bu yolda ÇALIŞIP EĞİTMELERİDİR.

...Diyelim bir pervane iradesini bir yıldıza ya da başka bir şeye yöneltmek istedi, asla başaramaz bunu. Hatta böyle bir şeye de kalkışmaz hiç, yalnızca KENDİSİ için bir ANLAM ve ÖNEM taşıyan, kendisinin İHTİYAÇ duyup mutlaka ELE GEÇİRMEK zorunda olduğu şeye bakar. Ve bu konuda inanılmayacak işlerin bile üstesinden gelir. Öyle TILSIMLI BİR ALTINCI DUYU geliştirir ki başka hayvanda bu duyuya rastlanmaz.

...gözlerimi diker, HİÇ AMA HİÇ AYIRMADAN GÖZLERİNİN İÇİNE BAKARIM. Böyle bir şeye dayanabilecek HİÇ KİMSE yoktur, herkes tedirginlik duyar bundan. Diyelim, bir kimseden bir şey elde etmek istiyorsun, ANSIZIN büyük bir ısrarla gözlerinin içine diktin gözlerini ve bundan hiç tedirginlik duymadı, o zaman VAZGEÇ bu işten! Kendisinden asla bir şey elde edemezsin, asla!

(Abraxas Öğretisi) ...aynı bedende hem melek hem iblis, hem erkek hem dişi, hem insan hem hayvan, hem alabildiğine iyi hem son derece kötü birlikte barınır.

DOĞA'nın akıldışı, karmaşık ve acayip şekilllerinin üzerine teslimiyetle eğilmek, İÇ DÜNYAMIZLA bu şekilleri yaratan doğa arasında bir UYUMUN var olduğu duygusu uyandırır insanda.

DOSTLARIN yollarının birbirine KAVUŞTUĞU yerde, bütün dünya insanın gözüne VATAN gibi görünür.

...sanki org başında oturan, çaldığı MÜZİKTE bir hazinenin saklı yattığını biliyor, kendi hayatıymış gibi bu hazineyi ele geçirmek için savaşıyor, ona talip oluyor, onun kapısını aşındırıyordu.
...Bach'tan önceki ustalar ve eski İtalyan müzisyenleri... hepsi aynı şeyi söylüyor, hepsi orgcunun da ruhunda hissettiği şeyleri dile getiriyordu: ÖZLEM, dünyaya alabildiğine İÇTENLİKLE kucak açış ve dünyadan alabildiğine ÇILGINCA ayrılış, insanın karanlık ruhuna yakıp kavurucu bir tutkuyla kulak verişi, teslimiyetteki esriklik ve harikuladeliğe karşı derin bir ilgi.
...müzik, bir insanın CENNET ve CEHENNEMİNİN KAPILARINI ZORLADIĞINI SEZDİRECEK MÜZİK. Müzik çok hoşuma gidiyor; nedeni de hemen hemen HİÇ AHLAKÇILIK TASLAMAMASI.
ataç ikon Demian
kitaba 10 verdi
0 yorum
Gülşah Sönmez

Gülşah Sönmez

@gulsahsonmez

Demian
Çocukluktan gençliğe geçiş sürecindeki bir insanın; kendini arayış öyküsü Demian.

İlk deneyimlerin her insan için yeri ayrıdır. İlk hissettiğimiz, ilk tattığımız, ilk dokunduğumuz, ilk kokladığımız, ilk duyduğumuzu kolay kolay unutamadığımız gibi her hatırlayışımızda bambaşka duygular yaşar, anlatmaya başlasak, bitiremeyiz. O deneyimlerin, düşünce dünyamızda sürekliliğini arzular, zihnimizden gitmesini istemeyiz. Yazar işte bu noktada roman kahramanıyla, okur arasında bir köprü kuruyor ve kitabın sonuna kadar okurun, bu köprüde keyifli zaman geçirmesini sağlıyor.

Yaşamına kendi iradesiyle yön veren insanın seçimleridir; yaşamı, kişiye özgü kılan. İyilikle kötülük öylesine iç içedir ki yaşamda, kimi zaman iyi, kimi zamansa kötü sonuca ulaşırız irademizle. Kitapta iyi ve kötü; birkaç örnek üzerinden vurgulanarak, zihinlerdeki bulanıklıklar netleştiriliyor.

Her insanın çocukluğu kendine özeldir. Bir başkasının çocukluk anılarını dinlediğimizde, geçmişimizi gözden geçirir, benzer yanları olmasa da, kendi yaşamımız ön plana çıkar zihnimizde. Kitapta konu edilen çocukluk yılları; her okurun, kendi yaşamının gözlerinin önünden geçmesini sağlıyor.

Roman kahramanının yaşamındaki siyah ve beyaza eşlik etmek keyifliydi. Tavsiye ederim. Keyifli okumalar dilerim.
ataç ikon Demian
kitaba 9 verdi
1 yorum
Eseflal (@eseflal)
🌼💐
26.05.19 beğen 1 cevap
Veli

Veli

@coruh

Bir şey anlatma derdi olan her kitabın okuru için bir vakti olduğuna inanırım. Bazı kitapları içinizde tam anlamıyla yaşayabilmeniz için bazı duyguları tatmanız, varlığından haberdar olmanız, kimi şeylerin farkında olmanız gerekir. Bu bağlamda Demian, kimileri için "hayatımın kitabı" denecek kitap. Benim içinse yer yer öyle.
Kitabın anlattığı düşünceler için çocukluktan yetişkinliğe geçmekte olan bir karakterin seçilmiş olması zannederim epey önemli. Bir yetişkinin ağzından anlatımla çok yavan durabilirdi. Sözgelimi en baştaki "aydınlık dünya-karanlık dünya" bölünmesi yetişkinler için epey zor. Bence pek çok yetişkin için tek bir dünya var: gri.
Yazar anlatımda sık sık soyutlamalara gitse de -ki bunu yapmak zorunda seçtiği konu nedeniyle- üslup genel olarak gayet akıcı.
Demian, kendi içinde kendi yolunu arayan, yer yer bulan ya da bulduğunu sanan, tekrar kaybeden, dış dünyayla -ki bu da kendi dışındaki her şey oluyor- bazen fazla içli dışlı olup bazen de kendini tamamen orada soyutlayan, bir adamın güzel öyküsü. Dünyayı öğrenen ve yetişkinliğe geçen bir gencin öyküsünden çok daha fazlası.
ataç ikon Demian
kitaba 8 verdi
2 yorum
Oğuz Özteker (@ozzy)
Hermann Hesse'nin belki de en az bilinen ama en çok sevdiğim romanıdır. İnceleme ve kitabı anımsatma için teşekkürler...
05.11.15 beğen cevap
Veli (@coruh)
Rica ederim
05.11.15 beğen cevap
zeyrek

zeyrek

@zeyrek

Çocukluktan gençliğe geçiş dönemindeki bir gencin iç çatışmaları. İyi ve kötüye dair aileden gelen şemalarla hayatın içinde karşılaştığı çelişkili durumlar. Kendi duygularından utanma ve hayal edilen şeylerin kötü olduğunu düşünerek yaşanan pişmanlıklar ve içe kapanış.

Tam da böyle bir döneminde karşısına çıkar Sinclar'ın gizemli arkadaşı: Demian. Demian, onun ruhunun olgunlaşması, iyi–kötü dengesinin kurulması noktasında kendi içinden gelen hislere güven duyması için Sinclar'ı eğitiyor. Her zaman yanında olamasa da ruhen kurdukları yakınlık her zaman devam ediyor.

İyi–kötü, Tanrı ve ruh konularında düşünen bir gencin yaşayabileceği sorunları okurken kendi ruhunuzdan kopup gelen birçok his de size eşlik ediyor.

Hesse'nin biraz gizemci ve rüyalar yoluyla kurduğu bağlar çok hoşuma gitmese de genel olarak beğendim kitabı.
ataç ikon Demian
kitaba 9 verdi
0 yorum

Demian - S41

Bir gün, okulumuzda zaman zaman yapıldığı gibi, bizim hayli büyük dersliğe kimi nedenlerden ötürü bir başka sınıf daha yerleştirildi. Demian'ın sınıfıydı bu. Biz küçük sınıftakilerin ders konusu, Tevrat'tan kıssalardı; büyükler ise bir kompozisyon yazacaktı. Biz küçüklerin kafasına Habil ve Kabil kıssasını sokmaya çalışırlarke, gözlerim sık sık Demian'ı aradı, yüzü garip bir biçimde büyülüyordu beni. Alabildiğine kararlılık taşan bu zeki ve aydınlık yüz, tüm dikkatini vererek önündeki kompozisyon üzerine eğilmişti.
omer kucuk tarafından eklenmiştir.
lila

lila

@nenuphar

İnsan bir şeyi yeterince güçlü bir biçimde isterse, istediği her şey gerçekleşiyordu.

S 114 Can Yayınları
ataç ikon Demian
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
0 yorum
lila

lila

@nenuphar

Hiçbir şeyden korkmamalı, içimizdeki ruhun özlediği hiçbir şeye yasak gözle bakmamalıyız.

S 138 Can Yayınları
ataç ikon Demian
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
0 yorum
lila

lila

@nenuphar

Doğru, insan kendi düşünü bulmak zorundadır. O zaman kolaylaşır yol. Ama hep sürüp gidecek bir düş de gösterilemez; her düşün yerini bir yenisi alır, hiçbir düşü sımsıkı kavrayıp bırakmamaya kalkmamalıdır insan,”

S 172 Can Yayınları
ataç ikon Demian
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
0 yorum
lila

lila

@nenuphar

“Kavuşma diye bir şey yoktur,” dedi nazikçe. “Ama dost yolların birbirine kavuştuğu yerde, bütün dünya insanın gözüne vatan gibi görünür.”

S 170 Can Yayınları
ataç ikon Demian
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
0 yorum
lila

lila

@nenuphar

Bir insanın kimseden korkması gerekmez. İnsan birinden korkuyorsa, o kimsenin kendi üzerinde söz sahibi olmasına izin vermiş demektir.


S 54 Can Yayınları
ataç ikon Demian
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
0 yorum
12
KİTAP
Mutlaka Okunması Gereken Hermann Hesse Kitapları
20. yüzyılın en önemli yazarlarından biri olan İsviçreli roman, öykü, deneme, şiir ve eleştiri yazarı Hermann Hesse'nin en iy...
FEBİHÂ

FEBİHÂ

@kadimcumleivecize

Tutunacak bir şey olmadı mı insan yuvarlanır. paylaşım fotoğrafı
"Tutunacak bir şey olmadı mı insan yuvarlanır."
Nihayet bir duygu uyanmıştı varlığımda, nihayet alevler fışkırıyordu ru­humdan, bir yürek içimde çırpmıyordu !

Bütün bu sefa­letin ortasında aklım karışmış, kendimi esenliği ve baharı çağrıştıran bir duyguya kaptırmıştım.

Sanki güz ortasında bir ağacın dört bir yanından yaprak­lar dökülüyordu da, ağaç bunun farkına varmıyordu; ağacın üzerinden yağmur aşağılara süzülüyor, güneş ya da ayaz üzerinden gelip geçiyor, yaşam yavaş yavaş geri­leyerek ağacın en iç kısmında alabildiğine dar bir bölge­ye sıkışıyordu.

Ama ağaç ölmüyor, ağaç bekliyordu.

💬

Bir çocuğun varolma mücadelesi, vasatın biraz dışında olmak istemesi, yazgıyı da göğüsleyip bütün yollarda yürümemek için verilen mücadele.

Etrafındaki dünyayı tasfiye edilmiş bir mağazanın modası geçmiş malların müzayede de sergilendiği bir yer olarak görmesi, herşeyin yavanlaştığı bilinciyle arayışı zorunlu görmesi bulamama ihtimali nin de farkında olarak.

İnsanı kendine götüren yaşamını bulma arayışları.
ataç ikon Demian
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
0 yorum
Gülşah Sönmez

Gülşah Sönmez

@gulsahsonmez

Başladım... paylaşım fotoğrafı
Başladım...
Demian’a başladım...
ataç ikon Demian
kitaba 9 verdi, inceleme ekledi.
11 yorum
Vera (@payiz)
Çokça güzel bir kitaptır keyifli okumalar dilerim :)
24.05.19 beğen 2 cevap
Bearded Angler (@beardedangler)
Başla tabi abla. Bu saate kadar yeterince gereksiz kitapları gerekli diye alıntılama zahmetine girdin. Bir yerden sonra viraja girmen gerekiyorfu zaten. Demek ki o gün bugünmüş senin için.
Hesse can'dır. Keyif ile okuman dileğiyle ablam.
24.05.19 beğen cevap
Eseflal (@eseflal)
Keyifli okumalar 🌼🦋
24.05.19 beğen 1 cevap
ruken al

ruken al

@rukenal

 paylaşım fotoğrafı
Okumaya başlayalım bakalım ☺️
ataç ikon Demian
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
0 yorum
Beyhude

Beyhude

@mamafih

Yeni İŞTE paylaşım fotoğrafı
Yeni İŞTE
Ne var ki, her insan yalnız kendisi değil, aynı zamanda bir kezliğine, tamamen kendine özgü, her bakımdan önemli ve dikkate değer bir noktadır.
Öyle bir nokta ki, dünyanın tüm olayları kesişir burada; bir kezliğine, bir daha asla yinelenmeyecek bir kesişimdir bu.
Dolayısıyla her insanın öyküsü önemli ve dünya durdukça yaşayacak Tanrısal nitelik taşır, her insan yaşadığı ve doğanın istemini yerine getirdiği sürece olağanüstüdür, her türlü dikkat ve ilgiye layıktır.
Her insanda ruh bir ete, kemiğe bürünmüştür, her insanda bir canlı acı çeker, her insanda bir Kurtarıcı çarmıha gerilir.
ataç ikon Demian
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
9 yorum
doğala özdeş (@superkimyonn)
Cokzell apla bu . sidartha'yi döver. He bir de kılışdar sesegayı batırdı yia.
06.04.17 beğen 2 cevap
doğala özdeş (@superkimyonn)
Zira ne demek tam manasıyla. Sözlüğe bakmaya üşendim hazır cümle içinde dr kullanılmış aklımda kalmış olur.
06.04.17 beğen cevap
Beyhude (@mamafih)
Bilmem daha yeni başladım, uyuyamazsam sabaha biter belki, iyi geceler herkese, teşekkürler.. Sidartha'yı sevmiştim, Bozkırkurdu'nu da...
06.04.17 beğen 1 cevap