up
ara

Başı Dertte İnsanlar

Başı Dertte İnsanlar Konusu ve Özeti

Başı Dertte İnsanlar
Başı Dertte İnsanlar kitabını okuduysanız inceleme eklemeyi unutmayın. Neokur kitap hakkındaki düşüncelerinizi ve yorumlarınızı merak ediyor.
Yazar:
Yayınevi: Payel Yayınları
ISBN: 9789753880183
Sayfa: 319 sayfa
İlk kez 1953 yılında "Dirimin Öldürülüşü"nün devamı olarak yayımlanan "Başı Dertte İnsanlar", bir anlamda bir özyaşam öyküsüdür. Reich burada 1927 ile 1937 yılları arasında toplumbilimsel düşüncesinin gelişimini betimlemektedir. Yalın bir anlatımla Weimar Cumhuriyetinin yıkılışıyla Nazizmin doğuşuna rastlayan o kargaşa döneminin belli başlı toplumsal ve siyasal olaylarıyla fikirlerine değgin kişisel deneyimlerini dile getirmekte ve bu deneyimlerin kendisini nasıl giderek yeni bir bilince -toplumsal süreci biçimlendirmede ve ona yanıt vermede insanın kişilik yapısının büyük önem taşıdığı bilincine- ulaştırdığını ortaya koymaktadır. "Başı Dertte İnsanlar" aynı zamanda bir tek insanın, kendi türdeşlerinin toplumsal yaşamını anlama yolunda verdiği yürekli bir savaşımın da öyküsüdür.
şiir adamı

şiir adamı

@siiradami

Wilhelm Reich çok değişik bir insan. Düşüncelerini cesurca savunmanın bedelini çok ağır bir şekilde ödemiş bir düşünür. Psikanaliz'in ve Psikiyatri'nin kurucusu Sigmund Freud'un Avusturya'daki en parlak öğrencisi. Ancak Freud'un teorisini geliştirirken, en önemli temel ayaklarını reddettiği için Freud ve camiası tarafından aforoz edilmiş. Muhafazakârların hoşuna gidebilir. Odipüs Kompleksini ilk çürüten psikiyatrist diyebiliriz. Ama muhafazakârların hoşuna gitmeyebilir, Freud gibi o da tüm ruhi hastalıkların temelinde cinsel sorunları koyuyor. Ancak Reich cinsel sorunu "yaşam enerjisi" olarak adlandırdığı genel bir kuramın bir parçası olarak görüyor. Böylelikle cinsel sorun genel bir özgürlük sorununun bir parçası oluyor. Oysa kendisi öldükten sonra 60'lı yıllarda Reich'ın kuramlarını öne sürerek "cinsel devrim" çağrısı yapan Batılı liberaller ve hippiler, O'nun "yaşam enerjisi" kuramını göz ardı ettiler. Ve elbette özünde radikal bir anti-kapitalizm içeren özgürlük kuramını da. CIA Reich'ı "yaşam enerjisi" teorisinin yaygınlaşması üzerine, Reich'ı "aklını kaçırmış bir şarlatan" olarak damgalayıp, tımarhaneye kapattı ve orada onu katletti... CIA’nin teşvik ettiği sözde taraftarları da özgürlük sorununu göz ardı edip tam da kapitalizmin istediği anlamda bir "cinsel özgürlük devrimi" gerçekleştirdi. Ortaya "muhafazakâr cinsel yozlaşma" ile koşut "kapitalist cinsel yozlaşma" çıktı.
Reich önceleri Psikiyatri ile Marksizm'i bağdaştırmaya çalıştı çalışmalarında. Psikiyatri Birliği'nden atıldıktan sonra Komünist Parti tarafından da aforoz edildi. "Yaşam enerjisi" ve cinsellik kuramı anti-Marksist ve idealist kabul ediliyordu. Adeta dinlerin vaaz ettiği maddeden bağımsız “ruh” kavramı gibi…
Siyasi mücadelesi de çok dikkat çekicidir. Avusturya'da faşizme karşı silahlı mücadeleyi savunan ve bunun için doktorluk mesleğini bırakan bir radikaldir. Almanya'ya kaçtıktan sonra görüşlerini yineledi. Komünist Parti'yi üç konuda eleştiriyordu. Bir Moskova'ya bağlı olmak. Moskova sürekli Alman junkerleri ve Nazilerle flört ediyor ve dış politika çıkarları için saçma sapan kuramlar öne sürüp Alman Komünist Partisi'nin Hitler'e karşı anti-faşist bir cephe oluşturmasına engel oluyor, sosyal demokratları adeta baş düşman ilan ediyordu. İkincisi Reich Alman Komünist Partisi'nin Naziler gibi silahlanması gerektiğini belirtiyordu. Üçüncüsü faşizmin esas tabanının gençlik, gençliğin esas sorununun ise cinsellik olduğunu ileri sürüyordu.
Bu tezlerini işlediği bir kitapçık Almanya'da bir milyondan fazla satılınca Alman Komünist Partisi kendisini üyelikten attı. Kendisini tıpkı Naziler gibi sapık ve ahlaksız ilan ettiler.
Oysa Reich toplumda zaten var olan ahlaksızlığın ve sapıklığın kökenine inmeye çalışıyordu. 1920'lerin Almanyası tıpkı bugünkü Türkiye gibiydi. Muhafazakâr ve faşist sağ çok büyük yükselişteydi. Diğer taraftan da ekonomik ve siyasi kriz toplumda tarif edilmez bir yıkım yaratmıştı. Çok büyük bir işsizlik tufanıyla birlikte, fuhuş da patlamıştı. Yani aynı bugünkü AKP Türkiyesi gibi ahlak vaazları ile fuhuşun kol kol zirvelere ulaştığı bir Almanya vardı.
Reich bir doktor olarak küçücük kızların kürtaj yaptırırken hayatını kaybetmesine karşı önce bir kampanya başlattı. Gençlere kürtaj desteği verilmesi gerektiğini savunuyordu. Komünistlere göre fuhuşu bitirmenin yolu yoksulluğu bitirmekti. Ancak Reich buna ek olarak "cinsel yoksulluğun" da bir numaralı yozlaşma kaynağı olduğunu savunuyordu.
Reich'a göre her insanda bir yaşam enerjisi vardır. Cinsel tabular ve ikiyüzlü ahlak normları cinselliği bastırarak bu yaşam enerjisinin şiddete, tecavüze ve fuhuşa kanalize olmasına ve faşizmin kitle temelini oluşturan hasta ruhlu bir insan tipinin ortaya çıkmasına yol açmaktadır. Hem komünistler hem faşistler tarafından ahlaksızlıkla suçlanan Reich aslında tam tersine "parayla seksi" ve cinsel açlığı gidermek için kıyıda köşede yapılan "kaçamakları" yaşam enerjisinin kendisini var ettiği değil, tam tersine yok ettiği ve ölüm enerjisine ve şiddete yol açtığı alanlar olarak görür. Aslında Reich “aşksız, sevgisiz cinselliğe” karşıdır. Ama yasakların bu tür cinselliğin esas kaynağı olduğunu düşünür.
Reich'e göre Alman gençliğine aşık olma ve aşkını yaşama özgürlüğü tanınmalıdır. Bazı önerileri uç gibi gözükür. Ben bugünün Türkiyesi için asla önermiyorum. Ama 1920'lerin Almanyası için tutarlı önerilerdir. Reich Alman gençliğindeki cinsellik ve şiddet açlığını açıkça tahlil etti. Komünist Partisi'nin bu iki enerjiyi de örgütlemesi gerektiğini öne sürüyordu. Şiddeti tamamen dışlamıyordu. Cinsel kompleks yaşamayan birinin şiddete ancak gerekli, yapıcı ve devrimci amaçlarla başvuracağını savunuyordu. Aksi takdirde şiddeti uygulayan komünist bile olsa faşizme yönelecektir. Cinsellik ve şiddet silahlarının Nazilerin elinden alınmasını ve insanları köleleştiren değil özgürleştiren bir amaç için gençliğin serbest bırakılmasını savunuyordu. Silahlı mücadele çağrısı basit bir sol radikalizmin sonucu değildi. Alman gençliğinin gerçekliğinden çıkıyordu. Komunist Parti kendisini partiden atınca Reich onların da insanlığın özgürlüğü değil köleliğini savunduğunu ilan etti. Ancak artık Almanya'da hayatı tehlikedeydi.
İlginç bir şekilde sürekli "aile değerleri", "sapık kozmopolitlerin ahlaki yozluğu", "ırz düşmanı Yahudiler ve komünistler" propagandası yapan Naziler, gençlik örgütlerinde en adisinden cinselliği -sık sık düzenledikleri pikniklerle- yaşatıyorlardı. Gençliğin "şiddet" ihtiyacı da SA örgütlerinin düzenlediği tedhiş, vahşet ve pogrom partileriyle gideriliyordu. Naziler Reich'ın önerdiklerini tersinden uyguluyordu. Tıpkı 1960'larda CIA kontrolündeki Amerikan Yeni Solu'nun "cinsel devrimle" yapacağı gibi.
Bugünün Türkiyesi ve AKP'sine baktığımızda yaratılan insan tipi çok benzerdir. Toplumun en ahlaksızları, otçular, değnekçiler, torbacılar, sübyancılar, oğlancılar, pezevenkler, cinsel açlığın doruklarında yaşayanlar topluma "ahlak getirme" seferberliği için AKP teşkilatlarında toparlanıyor. (Karşı cinsiyetten de bunun muadili var.) Etrafa sağa sola küfrediyorlar. En büyük sloganları “şunun karısı bize helal, bunun kızı bize helal.” Bu ahlak ve ırz düşmanı sapıklar kafayı kadınlara takmışlar çünkü kafalarında sadece o var. AKP'nin 7 Haziran 2015 seçim yenilgisinden sonra Davutoğlu'na sunulan ve parti kurmayları tarafından tartışılan teşkilat raporunda "AKP'de gençlik ve kadın kollarının aslında hiç olmadığı ve bir türlü kurulamadığı” eleştirisi yapılıyor. Parti teşkilatındaki düzeysizlik şikayet ediliyor.
İlginç bir şekilde güya "İslam"ı ve muhafazakârlığı savunan bu partinin teşkilatı düşük karakterli ve ahlaklı insanların barınağı haline gelmiş durumdadır. Normal bir erkek veya kadın AKP'ye sempati duysa bile gençlik kolları ve kadın kollarında barınabilir mi? Ensar v.s. yeniden kurulan "sübyan mektepleri" ve "kurs yatakhanelerinde" yaşanan pedofillik ve sapıklık furyasına girmiyorum. Sadece AKP teşkilatı etrafında dönenlerden, "yetişkin"lerin ahlaksızlıklarından bahsediyorum. Hırsızlığın, torpilin, yetim hakkı yemenin merkezi olmuş, bir rant dağıtım istasyonuna dönüşmüş bir teşkilat sizce fuhuş rantı ve "zevki"nin regülasyonunun ne kadar dışında kalabilir?
Şiddet ve seks düşkünleri için faşist iktidarın kalkanı büyük bir mıknatıstır. Bu soysuzlar sürüsü faşizm ile birlikte güçlenirken, kendileri gibilerini daha çok yaratırlar tabanda. İş bulacağım, eş bulacağım, kadronu yükselteceğim, kadın kolları başkanı yapacağım vaatleri etrafında pislik sürekli ve sürekli salgın bir hastalık gibi yayılır varoşlarda. Toplumdaki yozlaşmaya esas faşistler öncülük eder. Bu planlı da değildir. Kendiliğinden işleyen hayvani bir mekanizmadır adeta.
Faşizmin tabanındaki insan tipini anlamak zorundayız. Bu insan tipi ideolojik bir sorunun değil, psikolojik bir sorunun ürünü. İslam'ı, milliyetçiliği, sosyalizmi sorgulamak bu açıdan saçma. Türkiye'de AKP'nin kışkırttığı ahlak-ahlaksızlık tartışmalarında da karşınızda tipik bir "yobaz" var sanmayın. Bu klasik bir yobaz değil yeni tür bir faşist düşkün. Bu yüzden bu tartışmalarda genel olarak haklı olan laik kesim hep aynı tuzağa düşüyor. Din tartışmasına giriyor. Oysa ahlakı, aileyi ve hatta İslam'ın gerçek ahlakını asıl siz savunmalısınız. Sokak serserisi ile tekke yobazı arasındaki farkı görmek zorundayız. Her ne kadar AKP bu iki tipi tek bir vücutta birleştirme noktasında epey yol kat etmiş olsa da.
Reich'ın "yaşam enerjisi"-Orgon kuramı bir noktadan sonra çok ileri noktalara ulaşmış. Ben bu kuramı eleştirecek ya da savunacak bilgi birikimi düzeyinde değilim. Düşmanları ona icat ettiği "Orgon makinesi" üzerinden çok saldırdılar. Ve sonunda Avusturya, Almanya ve İsveç'te yok edemedikleri adamı ABD'de köşeye kıstırdılar. Amaçlarına ulaştılar. Önce şarlatan, sonra deli ilan edildi. Sonra da bir akıl hastanesinin hücresinde CIA tarafından infaz edildi. Bu linç kampanyasının arkasında ABD'nin ilaç tekelleri vardı. Çünkü Reich kanserin nedenini ve çaresini bulduğunu ve ilaç firmalarının kendisini öldürtmeye çalıştığını deklare etmişti. "Yaşam enerjisini" saptadığını ve hatta depolayabildiğini savunuyordu. Laboratuar ortamında yaptığı deneylere başta Einstein da destek vermişti. Ancak Einstein sonra korktu ve desteğini çekti.
0 yorum

Başı Dertte İnsanlar - S41

S-41 kitabın 41. sayfasının ilk paragrafıdır. S41 Ekle