up
ara

Kayıp Romanlar

Kayıp Romanlar Konusu ve Özeti

Kayıp Romanlar
Tüm Yazıları Konuşmaları kitabının da yazarı Vedat Türkali tarafından kaleme alınan Kayıp Romanlar kitabı Kurgu, Roman (Yerli) türünde okuyucusu ile buluşuyor. Everest Yayınları yayınevinden 2003 yılında 9789752891777 isbn kodu ile kitapçılarda satışa sunulan Kayıp Romanlar isimli kitap 631 sayfadan oluşuyor. Kitap Psikolojik Romanlar listesinde de yeralmaktadır. Kayıp Romanlar kitabını okuduysanız mutlaka oyunuzu, kitap incelemelerinizi ve alıntılarınızı bekliyoruz. Neokur kullanıcıları fikirlerinizi merak ediyor!
Yayınevi: Everest Yayınları
ISBN: 9789752891777
Sayfa: 631 sayfa Basım Tarihi: 2003
Doktor Nihat Kotar yıllar süren siyasal sürgünden, tutkuyla bağlı olduğu İstanbul'una dönebildiğinde yetmişinin sonlarındadır. Devrimci bir emeklilik yaşam çizgisi çekmiştir kendince. İstanbul'uyla özlem giderecek, dış ülkelerde sürekli içinde olduğu sanat etkinliklerini ülkesinde izleyecek, artık kapalı olan eski örgütü adına dış ülkelerde sürdürdükleri etkinliklerden üstünde kalmış yüklüce parayı vereceği en uygun örgütü arayıp bu ağır yükten kurtulacaktır. Bir de roman yazmayı düşünmektedir bu arada. Çelişkilerle çalkalanarak değişen, değişmeyen Türkiye'de şaşkınca dolaşmaya başladığı daha ilk günlerinde bir genç kız çıkar karşısına. Aralarında yaş uçurumu olan, inandıklarının tam karşısında değerler tablosunu benimsemiş görünen bu genç kızla, Esme'yle karşılaşması yeni bir dönem başlatmıştır yaşamında.

Kızgınlıklar, karşılıklı suçlamalar içinde bağlı oldukları değerleri tartışmaları, birbirlerini gizli, açık, kaçınılmaz biçimde de kendilerini sorgulamaya başlamalarıyla yepyeni bir yola düşerler. Ülkenin özgürlük kavgası, tarihten gelen, çözüm bekleyen Kürt, Ermeni sorunları, tüm bu sorunlarla birlikte dış-iç egemen karanlık güçlerin, mafyaların kanlı gölgesi vardır bu bin bir tehlikeyle dolu yolun üzerinde.

Cennet, cehennem karışımı ülkemizde, yer yer yazarın da katıldığı kendine özgü acı, buruk tadıyla bir aşk romanı çıkar ortaya böylece.
Tzn Arc

Tzn Arc

@tznarc

İnsanların bilmediğini ben nereden bileceğim? Romanci o bilinmeyeni bilene diyorlar Doktor Nahit. Bilineni yineleyen gerçek sanat yapıtı nerde görülmüş? Kıvıramayacaksan bırak başkaları yapsın.“ (Vedat Türkali Kayıp Romalar)

Yazar olmaya karar verdiğim yıllarda bir roman nasıl yazılır sorusunu, hergün kendime soruyor; zaman geçtikçe sanki bir sır ararcasına, sanki öyle bir şey varmışcasına romanın şifrelerini çözmeye çalışıyor, beni tatmin edecek reçeteler arıyor, birilerinin kulağıma gizlice fısıldayıp bu gizi bana söyleyeceği zamanı bekliyor, kendimi çoğu zaman ya şehir kütüphanesinde ya da kitapçılarda buluyor, saatlerce kitapları inceleyip ne yazıldığına değil, nasıl yazıldığına kafa yoruyordum; ama kısa zaman sonra böyle bir şeyin olmadığını, romanın ne kadar çetrefil, zor ancak ve ancak kişinin kendi deneyimleri, hayalgücü, yeteneği ile ne zaman ve nasıl oluşacağı önceden kestirilemeyerek yazıldığını anlamam pek güç olmadı.

Vedat Türkali’nin Kayıp Romanlar’ını okurken bu zorlu arayışımın anılarını yeniden yaşadım. Kayıp Romanlar kayıp insanların, yazılmak istenip de yazılamayan yüzlerce romana bir ağıt gibi.

Roman boyunca anlatılan tek kişi var o da Doktor Nahit Kotar. Yazar sadece onu anlatıyor, etrafındakileri anlatırken örneğin Doktora en yakın ona aşık olan Esme’yi bile sadece Doktor Nahit Kotar’ın gözünde anlatıyor. Burada anlatıcının kim olduğu da belli değil ne Vedat Türkali, ne Doktor Nahit, nede bir başkası. Güzel bir postmodern oyun.

Doktor Nahit bir roman yazma peşinde ama yazılmasına bir türlü izin verilmiyor. Hem iç sorunlar, hem dış sorunlar, her şey ama her şey romanın yazılmasına karşı sanki. „Yeniden, başka bir konu bulup onun üstünde yoğunlaşmalıydı. Yazmaya kalkışmadan bir şeylerin birikmesi gerekiyor daha. Kolay mı o da! Kolay olsa herkes yapardı! Kolay olan hangi güzel iş var? Kağıtları iteleyip kalktı masadan. Çalışmadan kaçmak için neden uyduruyorsun!“ Doktor romana bir türlü başlayamiyor. O yirmi üç sayfa not hariç. „Roman yazmak için çevrenize ille de istediğiniz kişiler çıksın derseniz, belki de hiç çıkmayacak onlar!“ Doktor romanı yazamıyor, okuyucu ise yazılmayan bir romanın neden ve nasıl yazılmadığının romanını okuyor. „Yazarlık aramaktı; nasıl bulduğunu yazmak da güzeldi, nasıl bulamadığını yazmak da!“

Yıllarca Avrupa’da sürgünde yaşayıp ardından İstanbul’a dönen Doktor Nahit Kotar TKP’li eski bir komünisttir. Yaşamış, aynı zamanda yenilmiş bir neslin- yenilgilerini onlarda kabul ediyor- içki masalarında yitirilmiş geçmişlerini, anılarını, etraflarını umutsuzca eleştiren “yapılanları beğenmiyoruz. Biz de bir şey yapamıyoruz“ „tarihin talihsiz bir dönemini yaşadık; inandığımız koca bir dünya çöktü, inanmadıklarımız en rezil biçimde yaşayıp gidiyor“ diyen bir neslin tanığı. Doktor Nahit geçmişi, o yıllardan kalan yüzleri, o terminolojiyi bile duymak istemiyor, rahatsız oluyor, kızıyor, unutmak istiyor. Ama bir yerde umudun yitirilmediği şöyle söyleniyor romanda: „Yetmiş yıl yaşadı! Koca da bir deneyim hazinesi bıraktı tarih. Sürekli doğuyor komünizm batar mı?“ diye soruyor Ermeni Vasken Doktor Nahit’e.

Doktor Nahit tipik bir türk aydını değil, peki bir aydın mi yoksa bir zamanlar devrimcilik yapmış bir doktor mu? Roman boyunca Doktor Nahit sürekli soru soruyor, inanılmaz bir iç hesaplaşma ile sorular sürekli karşımıza çıkıyor. Romanın bir yerinde Doktor Nahit Ermeni arkadaşı Vasken’e ‘Bilmek ne işe yarıyor ki vasken?’ diye soruyor. Sadece bilen, roman boyunca Mozart, Beethoven, Bach, Çaykovski, klasik müzik dinleneyip rakı sofralarında entel konuşmalar yapmadığını; daha cok özgür düşünen, yaşı seksene vardiği halde herşeye yeni bakan, yenilikleri terslemeyen, politik sorunlara insancıl yaklaşan, en azından korkmayan bir insan; yasaklanan bir dilin (Kürtçe’nin) şiirlerini kitap halinde bastırma gayreti içinde olması, çeşitli etkinliklerle ezilen halkların birarada kültür ve sanatlarını geliştirmesi projesi gibi eylem içinde olması, eşcinsellik üzerine yadırgamadan açıkça konuşması, Kemalizmi eleştirmesi, Ermeni bir arkadaşının olması, Kürtler’e ilgi duyması, mavi yolculuk yerine Diyarbakır’a gitmek istemesi, yirmi yaşında bir kıza aşık olması, bir Kürt kaçağına yardım etmesi, Kürtler’e yardım eden Esme’ye tüm biriken paranın verilmesi, Viagra iktidarsızlık gibi konuları ve daha bir çok şeyi birazda Avrupa’dan gelmiş bir doktorun rahatlığı ile söylemesi onun yeni arayışlar içinde olan bir aydın olduğunu da bize anlatmak isteyen yazar „Yazarlık yazarların kendini arama, kendine varma serüveniydi belki de!“ diyerek Doktor Nahit’in boğuşmakta olduğu hangi serüvenden geçtiğini belki de bu serüvenin hala içinde olduğu sadece izleyici kalmadığından romanın yazılamadığını da anlatmak ister.

Esme Doktor Nahit’e nasıl bir kapı açıyor? o yaşta gerçekleşmesi çok güç olan bir aşkın kapısını. Esme aşık oluyor, elli yaş büyük olan bir adama. Bir aşk romanı Kayıp Romanlar; politik kaygılar endişeler sorunlar arasında. Türkiye’nin son yüzyıllık tarihi sorgulanıyor, bir romanda ne kadar sorgulanması gerekiyorsa. En çok Kürt sorunu, Ermeni katliamı, Komünizmin yenilgisi anlatılıyor. Ama tüm bu olaylar, tartışmalar, kargaşalar altında ezilmiyor aşk, ne kadar baştan gümbürtüye gideceğini bilsekte. Kedinin başının ezilerek öldürülmesi, Zeynel’in sokak ortasında dürbünlü tüfekle öldürülmesi, Avukat Mustafa’nın vurulup roman boyunca birden kaybolması, Esme ile Rohat’ın Avrupa’da sürgünde yitmesi, Doktor Nahit evinde daha masasındayken ölmesi (Yazar Doktor Nahit’ı birazda kendi eliyle öldürüyor sanki, örneğin doktor hastaneden çıktığının ertesi günü bile birden kendini rakı sofrasında buluyor) Doktor Nahit’i o canavarların eline bırakmıyor yazar, sonunda „geç kaldınız Tatar ağaları“ diyor gelen polislere içinden buruk bir mululukla. Aşk hepsinden de üstün çıkıyor; mafyadan, polisten, sol mafyadan, eski arkadaşlarının tehtitlerinden, devletin suç örgütlerinden. Bu aşk öyküsünü okuduğumda nedense aklıma sık sık Vladimir Nabokov’un Lolita’sı geldi.

Vedat Türkali’yi okurken bir film izliyormuşum hissine kapılıyorum. Gerilim sahnelerinde usta bir yazar. Romandaki hemen hemen tüm geçişlerin temel aracı telefon bir diğeri de kapının zili olmuş. Roman boyunca sürekli bir yerlere gidilip yemekler yıyılıp rakılar içiliyor, romanın tek hareket noktası sanki bu yemekler ve mekanlar. (Türk romanın rakı koktuğunu söylemiştim, bu tezimde yanılmadığımı Kayip Romanlar bir daha kanıtlıyor)

Yazar öztürkçeye önem vermiş, sanırım tüm roman boyunca „ve“ yi kullanmamış. Zengin yerine varsıl, haber yerine duyum, fark yerine ayrım, hatırladı yerine anımsadı, aydınlanmıştı yerine ısımıştı, etrafına yerine yöresine, hissetti yerine duyumsadı, tatil yerine dinlence, redetmek yerine yadsımak , defa yerine kez, … seçiminde bulunmuş. Ama bu seçim diyaloglarda kullanıldığında pek de gerçekçi olmamış.

O bitip tükenmez istanbul gezileri romana soluk aldırıyor gibi. Istanbul’a „Sana bir tepeden baktım aziz Istanbul“ diyen Yahya Kemal gibi bakmaya özen göstermiş. Türk edebiyatının başkenti olan Istanbul, bu romanda da kahramanlardan biri olmuş. Vedat Türkali eşyaların, paranın, sistemin saçmalıkların, aptallıkların, boş felsefelerin, bunalımın, bunaltının yazarı değil. Dolambaçlı yollara başvurmadan, akıcı bir dille sade uslubuyla yapıyor bunu. Kötüye ağıt yakmıyor. Yenilmiş bir neslin içki masalarında yitirilmiş anılarla, etrafını umutsuzca eleştiren, öyle bakan, geçmişi unutarak, nefret ederek, kızarak unutmak isteyerek yaşayan, bir kuşağı anlatırken de korkusuz yalansız yapıyor bunu.

Kayıp Romanlar yazım serüvenin ne olabileceğini gösteren bir roman olma değerini de taşıdığından genç yazarların mutlaka okuması gerektiğini düşünüyorum.

Kaynak: http://www.kelebekegitim.com/vedat-turkali-kayip-romanlar/
ataç ikon Kayıp Romanlar
kitaba 10 verdi
0 yorum
Rojda Başaran

Rojda Başaran

@rojinrojda3

Esme ile Doktor Nahit.. Kitabın arka kapağını okuduğumda böylesine yaş farkı olan iki bireyin aşk hikayesi beni oldukça şaşırtmıştı. ama kitabı okuduktan sonra, gerek Türkiye nin siyasi iklimi, gerek Esme ile doktor Nahit in o güzel aşkı beni çok etkiledi. Ve kitabı bitirdiğimde ise boğazımda koca bir yumru hissettim. Hala hüzünlerim.. Kesinlikle okunmalı, okutulmalı.
ataç ikon Kayıp Romanlar
kitaba 10 verdi
0 yorum
Hayal Perest

Hayal Perest

@hayal

Yazar konuyu fazla uzatmış gibi geldi bana.
200-300 Sayfa da bitebilirdi kitap.
Yazar uzatmışta uzatmış.
Açıkçası ben pek beğenmedim.
ataç ikon Kayıp Romanlar
kitaba 4 verdi
0 yorum
volkan köstek

volkan köstek

@volkankostek - İstanbul

Benim için bir şaheser .
ataç ikon Kayıp Romanlar
kitaba 6 verdi
0 yorum

Kayıp Romanlar - S41

-Amaca telefonunuz çalıyor.
Hayal Perest tarafından eklenmiştir.
lila

lila

@nenuphar

- Sizde Kürtlük var mı amca ?
Şerifey'di soran. Güldü Doktor
-Yok dedi nereden çıktı?
-Bizim Kürtlerde de söyleyenler oldu. Çok yakınlık gösteriyorsunuz Kürtlere !
-Acı çektirilen bir halka nasıl uzak dururum kızım! Komünistim ben,Türk'üm ama insanım önce! Ermenilere,Süryanilere,Alevilere de yakınlık duyuyorum. Biliyorum ki, onlara acı çektirenler,Türk'de içinde, herkese çektiriyorlar. Onlar kurtulmazsa bize de kurtuluş yok.

S 214 Everest
ataç ikon Kayıp Romanlar
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
1 yorum
Mehmet (@yoldas)
Ve hemen devamında şunu soruyordu ; '' Şu açık doğruyu görenler niye bu kadar az bu ülkede? Çarpıklığımızdan oğlum, dedi Doktor. Doğuştan Kemalizm mayası çalınmış kafa, bu kadar oluyor! Dünyanın bir ucunda yapılan kanlı şeyi duydu mu fırlar, ağlaşır; yalancıktan da olsa yiğitlenir. İmza verir, yürüyüş yapar! Kendi avlusunda yıllardır sürüp giden kırıma, kıyıma gıkı çıkmaz. '' ( s 214)
29.11.18 beğen 3 cevap
Işın

Işın

@isin

Nasıl bir şey bu aşk? dedi. Bana da bir anlatsana! Gözlerini umursamazlıkla dikti doktora: Yaşaması kolay değil ki, anlatması kolay olsun...

Vedat Türkali
ataç ikon Kayıp Romanlar
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
0 yorum
Ahme't Sessiz

Ahme't Sessiz

@ahmetsessiz

Değişiklik istiyordu insanlar.Bunun için kaçıyorlardı birbirlerinden,bunun için koşuyorlardı birbirlerine!
ataç ikon Kayıp Romanlar
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
0 yorum
Rojda Başaran

Rojda Başaran

@rojinrojda3

-Sizde Kürtlük var mı amca?

Şerifeydi soran. Güldü doktor.

-Yok, dedi. Nereden çıktı?

-Bizim Kürtlerden de söyleyenler oldu. Çok yakınlık gösteriyorsunuz Kürtlere!

-Acı çektirilen bir halka nasıl uzak dururum kızım? Komünistim ben, Türk'üm, ama insanım önce! Ermenilere, Süryanilere, Alevilere de yakınlık duyuyorum. Biliyorum ki onlara acı çektirenler, Türk de içinde herkese çektiriyorlar. Onlar kurtulmazsa bize de kurtuluş yok.

-Şu açık doğruyu görenler niye bu kadar az bu ülkede?

-Çarpıklığımızdan oğlum, dedi doktor. Doğuştan Kemalizm'in mayası çalınmış kafa, bu kadar oluyor! Dünyanın bir ucunda yapılan kanlı şeyi duydu mu fırlar, ağlaşır; yalancıktan da olsa yiğitilenir. İmza verir, yürüyüş yapar! Kendi avlusunda yıllardır sürüp giden kıyıma gıkı çıkmaz. Doğruyu söylemeye kalkışandan da köşe bucak kaçar. Pabuçlar pahallı çünkü.

Tutarlı devrimci olmak kolay mı?
ataç ikon Kayıp Romanlar
kitaba 10 verdi, inceleme ekledi.
0 yorum
Ahme't Sessiz

Ahme't Sessiz

@ahmetsessiz

İnsana güvenilmeden düşte bile yola çıkılmıyor!
ataç ikon Kayıp Romanlar
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
0 yorum
23
KİTAP
Psikolojik Romanlar
Psikolojik çözümlemeleri ile karakterlerin iç dünyalarına derin yolculuklar yapmayı seven yazarlar tarafından kaleme alınan, ...
lila

lila

@nenuphar

 paylaşım fotoğrafı
Çağlar boyu, iç içe ezilen halkların coğrafyasındayız. Türk’ü, Kürt’ü, Ermen’si, Süryani’si aslında hepsi tarihsel varlığı ülkenin. Her kasırga kopuşunda nice kültür-sanat değerleri yitip gitmiş! Yitiren ülke; hepimiz, insanlık.

S 531
ataç ikon Kayıp Romanlar
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
0 yorum
lila

lila

@nenuphar

 paylaşım fotoğrafı
“Biliyor musun Dacik, o Ermenice ninniyi, yıllar sonra öğrendiğim anda kulağımda anacığımın o ürkek, yanık sesiyle gelip oturdu içime. Hiç ama hiç çıkmaz oradan. İçimden söylerim canım çok sıkkınsa.

S 526 Everest
EK 1: Lusanna Babayan- sareri hovin mernem
https://www.youtube.com/w...h?v=9LDVb6_LdGo 01.11.18
ataç ikon Kayıp Romanlar
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
8 yorum
EL_NINO (@elnino)
Lena Chamamyan'dan daha bir hoş geliyor bana :)
02.11.18 beğen 2 cevap
Mehmet (@yoldas)
Sokağa çıkıp insanların suratına haykırmak istediğim ne varsa bu kitapta bulabilmiştim. Ne kadar da gerçek... İyi okumalar dostum.
02.11.18 beğen 2 cevap
bilent doğan (@bilentdogan)
Dağların rüzgarına öleyim

Yarimin boyuna öleyim

Bir yıldır ki görmemişim

Görenin gözüne öleyim



Durmuşum gelemiyorum

Dolmuşum ağlayamıyorum

Bir yıldır ki görmemişim

Görenin gözüne öleyim



Nehirler su getirmiyor

Yarimden haber gelmiyor

Kalbin soğumuş olmasın

Kalbinin yeli gelmiyor
02.11.18 beğen 1 cevap
Mehmet

Mehmet

@yoldas - Tunceli / Dersim

Everest Yayınları - Sayfa - 214 paylaşım fotoğrafı
Everest Yayınları - Sayfa - 214
Her halk doğal olarak kendisini düşünür ; komünist , kendi halkına öteki halkları da düşünmenin bilincini verir. ( s 530 )

Türkümüz , Kürdümüz , ikide bir söylediği gibi , aynı tenekenin hamuru, aynı tarlanın çamuruyduk ! ( s 28 )

Cinsler arası kavga kızıştı mı sınıflar arası kavga savsaklanıyor , bir şeyler yitiriyor çünkü. ( s 128 )

Bizim işimiz uyutmak değil , acıları gösterip uyandırmak ! ( s 345 )

Hangi nedenle olursa olsun , insanların birbirlerini öldürmek zorunda oldukları dünyayı sevmiyorum ben . ( s 343 )

Asıl vatan hainliği yasaklarla başlıyor bu ülkede . ( s 217 )

Milyonlarca işsizi , çıplağı ,açıyla başını almış , gökleri delerek nerelere gidiyordu bu ülke ? ( s 53 )

Din , mezhep ,cins ,ırk ,ulus ayrımcılığının nasıl aptalca pislik olduğunun bilincindeyim. Yüreğimin bütünüyle , tüm gücümle ezilenlerden yanayım . ( s 529 )

Elin karısında namus ara - Kendinde arandı mı küplere bin ! ( s 535 )

Düzen öylesine kağşamış ki Doktor , dedi , neresine dokunsan dökülüyor. Yine de ayakta ! Niye ? Korkutup yıldırmanın yanı sıra bin türlü şaşırtmacayla , saptırmayla ortalık öyle karışıyor ki çık bakalım nasıl çıkacaksın içinden ! Bir sürü oyun dönüyor ortada ; hepsi de kemiriyor düzeni ; ama yaşatıyor da . ( s 128 )

Kendini düşündüklerini tek doğru diye karşısındakinin kafasına çakma suçlaması da doğruları görmek işine gelmeyenlerin sıkıştılar mı kaytarmak için kapı aralamasıydı; çok karşılaşmış , çok duymuştu onu da. ( s 92 )

-Evet , birileri acı çekiyor ; ortaya çıkardıkları güzelliklere gene acı çektirenler el koyuyor ! Şeytanın külahı değişiyor sadece ! ( s 397 )

Kürt dağa çıkıyor ben Kürtüm , diye ! Öteki saldırıyor , değilsin diye ! İnsanlar ölüyor . Kendini koruyamayan kadınlar , çocuklar ölüyor. Birileri kahraman oluyor . Birileri hayın oluyor ! ( s 394 )

Kürt ,Ermeni kasetleri yasaktı burada. Allah kahretsin ! Almanya'da yasak değil de başı azmı derde girmişti çevredekilerle ! Kürtçe ,Süryanice ,hele Ermenice oldu mu, kiminin siyasal titizliğine , kiminin yüksek estetik zevkine dokunuyordu o güzelim türküler. (s 43 )

Bankalardaki kaçak ,kirli paraları izler. En büyük paralar uyuşturucu mafyasında ; en karmaşık ilişki de onlarınki. Irak ordusunun İran 'a saldırması ,Sovyetlerin Afganistan'a girmesiyle uyuşturucu karşılığı , dolar değil gizli silah aldı mafyalar. İtalyan Cosa Nostra ' sıyla Türkiye mafya babaları ortaklık içinde ,bu işin başını çekiyorlar. Abuzer Uğurlu 'su , Dündar Kılıç 'ı ,silah tüccarı Yahya Demirel 'i ,Yaşar Avni Musullu 'su ,Mehmet Cantaş 'ı ... Silah işi de devletlerin gizli örgütlerinde ! İki yanlı vurgun ! Devletin yüksek çıkarı için bu alanda kullandıkları da bir sürü Bozkurtçu faşist kardeşleriniz ; Türkeş 'in tayfaları ! Abdullah Çatlı , Oral çelik ,Mehmet Şener ... Adı çıkanı ,çıkmayanı ; vatan , millet , devlet dedin mi gerisi kolay ! Sığındıkları yer Sofya ,Vitoşa 'daki , ya da Karadeniz kıyılarındaki lüks oteller . Bizim şanlı sosyalist Bulgar ,Rumen devletlerimiz de biliyor ! Büyük gelir kapısını kapatırlar mı ?Narkotik olayları soruşturmasında en büyük engel devletin gizli kurumlarından geliyor ! Çoğu kez bir yer de takılıp kalıyor gizli soruşturmalar. Yargılamalarda ortaya döküldü bunlar. CIA 'nın Bozkurtçu 'larımızla sürekli ilişkisi var ; işine uydumu kullanıyor onları.
( s 497 )

Ülke gırtlağına kadar borç batağındayken yapılmıştı şu asma köprü de; Türkiye 'nin yazgısı sürüp gidiyordu demek ! Köprü saraya benzemezdi; arsa vurgunlarına, yağmaya , talana da dayansa, ekonomik çarka bir biçimde katkısı olurdu köprünün. O çark değil miydi ülkeyi uçuruma götüren , nesi iyiydi ? ( s 46 )

Her yerde , her dönemde egemen güçlerin bağladığı yerde oturuyordu aydın sürüleri; karanlığı yaratan da buydu ! ( s 45 )

İstanbul 'un en yüksek tepesine oturmuş Fatih Camii 'ne takıldı kafası . Ayasofya 'yla yarışacak görkemlilikte yükselmedi diye , acımasız bir emirle mimari Atik Sinan 'ın ellerini kestirmişti Fatih .Canavarlıktı .Ne çirkindi şu devletliler ! ( s 40 )

Söylemek de , yazmak da sakıncalıydı bunu ; Ermenileri unutturmazsak , - Tanrı korusun ! - tehlikelere düşerdi sokakta bulmadığımız son Türk devletimiz ! Ne sersem yaratıldık Tanrım ! Ağırnas Köyü 'nden Ermeni Simon Usta 'yı ne yapacaktık peki ? Ne simon'u , sünnet edip Sinan dedikti ya ! Onu sinan yapanda Osmanlıydı ama ; Ağırnas 'ta kalaydı ,kilise tamircisi Simon ustaydı ! Irkçılık da aşağılık bir işti , tarihte kimin payına ne düşmüşse yadsımak da ! Öyleydi de , Osmanlılar değildi ki ,yok edilmek istenmiş Ermenilerdi bugün sorun . Koca Sinan nasıl bakmıştı acaba Ayasofya 'ya ? Sultanahmet 'in ustası Balkanlar 'dan devşirme Mimar Sedefkar Mehmet Ağa'nın yazgısı da ne acıydı .Zavallı Padişah 'a Galata 'da meyhane yapıyor diye fitleyip öldürtmüşler. İnsan alçaklığının sınırı yok demiş Einstein. ( s 36 )

Asıl aptallık başkalarının aptallığını yüklenmektir ! ( s 359 )

Everest Yayınları
ataç ikon Kayıp Romanlar
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
1 yorum
lila (@nenuphar)
“…ama insanım önce!”
04.11.18 beğen 1 cevap
Ertuğrul Kurt

Ertuğrul Kurt

@ertugrulkurt

 paylaşım fotoğrafı
Okunacak kitap arayanlar bir arkadaşım tavsiye etti işim gereği ben daha alamadım yakın zamanda düşünüyorum
ataç ikon Kayıp Romanlar
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
0 yorum