up
ara
‹ Diyalektiğin Dansı - Marx'ın Yönteminde Adımlar

Diyalektiğin Dansı - Marx'ın Yönteminde Adımlar Sözleri ve Alıntıları

Hanımcı Beyza ོde

Hanımcı Beyza ོde

@koraycem - İstanbul

Diyalektiğin Dansı - Marxın Yönteminde Adımlar
Efendi - Köle Diyalektiği

Hegel'in felsefe tarihinde yeni bir çığır açtığı kavramsallaştırmadır. Zira, Hegel'e göre daha önceki felsefe gelenekleri, saf düşünceye yoğunlaşmış, özbilincin nasıl oluştuğunu açıklayamamışlardır. Hegel ise bir insanın ancak ve ancak karşısına bir başka insan çıkarsa kendi varlığını bilip tanıyacağını ve özbilinç-benlik kazanacağını öne sürmüştür. Platon'dan Hegel'e dek idealizm'e göre 'form'lar önce gelir, oluş ve olayları öncelerler, ilişkileri de kendi özvarlıklarından biçimlendirirler. Efendi-köle diyalektiğinden bakarsak efendi-köle ayrımı en temelinde varoluşsal bir ayrımdır. Özbilince giden yolda karşı karşıya gelen iki insan birbirlerini alt etmek için mücadeleye girer, eşitlik durumunu yok etmeye çalışırlar der Hegel. Bu mücadele sonunda taraflardan birisi efendi diğeri köle olur. Ancak der Hegel, bu mücadele burada kalmaz, efendi esasında kendi özbilincini kazanamamış, kendisini tanıtamamıştır. Efendi tanrıdır, kul ise köle; bu hiç değişmeyecektir. O halde bu 'form' dünya üzerindeki canlıların birbirleri arasındaki hiyerarşiye de biçim veren öz'ü sağlar. Herkes için özgürlük ve özbilince ancak köle de özgür olursa ulaşılacaktır. Hegel'e göre efendi devlet'e, köle vatandaş'a evrilecektir. Yani mücadele sonunda, herkesi kuşatan devlet ortaya çıkacak, siyasi özgürlük hayata geçecek, felsefenin sonu gelecek, tarih bitecektir. 
Bu durum Materaylizm-İdealizm ayrımı adına da dikkat çekicidir. Hegel, felsefe tarihini ve düşüncenin evrimini bu mercekten incelerken, Marx somut dünyaya bakmış, çağlara göre efendi-köle diyalektiğinin alacağı biçimleri (köle sahibi-köle, feodal senyör-serf, burjuva-proleter) üretkenlik artışına, teknolojik gelişmeye dayandırmıştır. Marx, Hegel'den farklı olarak devlette cisimleşmiş siyasi özgürlüğün yeterli olmadığını, tahakkümün ekonomik alanda devam ettiğini ve bu iktisadi tahakkümün sona erdirilmesiyle tarihin sona ereceğini ve komünizme, tam ve eksiksiz özgürlüğe adım atılacağını ve Hegel'in felsefesinin tamamlanacağını söyler. Ve ekler Marx: Madem kul, kuldan köleyi yaratmıştır, kuldan da, köleden de efendisiz ve özgür insan yaratılabilir. Zaten, doğadaki hiyerarşik ilişkiler de böylesi bir köle-efendi ilişkiselliği lüzumu ile değil, evrimsel (haliyle dönemsel) içiçelik ile oluşmuştur. Madem ki her şey gelişerek, dönüşerek değişmektedir ve değişecektir, tarihte unutulan diğer ilişkiler gibi, efendi-köle ilikisi de değişecek, unutulacaktır; çünkü unutulmalıdır. Mesele de budur, 'form'ları ve dönüşümünü izleyip kaydetmeye, 'evrensel'leri yakalamaya çalışmaktansa, değiştirmeye yönelik materyalist, somut bir gayret içine girmek.


Lacancı psikanalizin çerçevesinden de bakarsak;
Klasik hikayedeki kölenin diyalektiği aslında kendisinin nevrotik halinin bir sonucudur. Çünkü kölenin özgürlüğünü elinden alan aslında efendi değil, kölenin bizzat kendisidir. Bu şöyle gelişir;
köle hayatta kalması karşılığında özgürlüğünden ya da yaşamsal hazz'ından vazgeçer. Buna karşılık da efendi ile bir anlaşma içine girerler.
Ancak köleyi köle yapan şey, efendinin varlığı değil, kölenin kendi muhtemel özgürlüğünü , bir gün efendinin ölecek olması arzusuna dayandırmasıdır. Köle efendinin bir gün öleceği arzusuyla, keyfiyle köle olur ve başkaldırmaz. Bu açıkça bir fantasme'dır. 

Nietzsche'de bu diyalektiği etik açıdan ele alırken iki kavramdan bahseder ve bunları iyinin ve kötünün ötesinde isimli kitabında karşılaştırır. Master morality / Slave morality. Efendi'yi burada bilinen efendi ve bilinen köle anlamlarında anlamamak gerekir. Bu genel bir kavramdır. Yani kapitalist bir dünyada kapitalist olan efendi, işçi olan ise köledir. Bunu tarihin herhangi bir zaman dilimine-elverdiği koşullar içinde-uygulayabilirsiniz. Şimdi, değerleri yaratan efendidir. Çünkü, o kendinde gördüğü iyiye iyi diyerek ya da kendinde gördüğü zararlıya zararlı diyerek iyi ve kötü kavramlarına ulaşır. Mesela kapitalist bir dünyada "çalışmak iyi bir şeydir" şeklinde bir şey herkes tarafından kabul ediliyorsa bu kapitalistin kendine bakarak ürettiği bir yargıdır. Ama efendi her hali ile kendini olumlar(affirmation). Gününü gün eder, gününü gününde yaşama gibi bir şansı vardır. 
Kölenin ise böyle bir şansı yoktur. Köle kendi kavramlarını, efendinin kavramlarının olumsuzlanması(negation) ile üretir. Yani efendiden hareketle üretilen kavramlara sahiptir. Kölenin iyi dediğine "şer" der. Aslında bunu yaparken de kendini tatmin eder ve varoluşunun ağırlığına ancak bu şekilde katlanabilir. Nietzsche bundan dolayı köle ahlakını "yararlılık ahlakı" olarak nitelendirir. Bununla birlikte köle aynı zamanda efendinin mutluluğunun da aslında gerçek mutluluk olmadığını söyler. Kendisi gerçek mutluluğun bir öte-dünya referansı vererek gerçekleştirileceğine inanır. Bundan dolayı köle "kötü" değil "şer"; "iyi" değil "hayır" der. Lakin şu nokta gözardı edilmemelidir; köle efendinin ezmesinden dolayı bir hınç(resentment) duyar. Bu "hınç"ın bir şey'e dönüşme potansiyeli vardır. Mesela devrim gibi. Nietzsche'ye göre tarihi meydana getiren bu iki ahlak sistemi arasındaki çatışmadır.

Kendi varoluş nedenini ötekinin varoluşuna bağlamak; bu köle için de, efendi için de böyledir.
Köle, efendi tarafından doğada çalışmaya hapsedildiğinde, kendi varoluşunun belirsizliğine düşerek ölüm, hayat, varoluş, varolamayış, değer, değersizlik, son, sonsuzluk gibi kavramlar üzerinde kafa yormaya başlar. Bu kafa yoruş ise anksieyete şeklinde görülür. Tarihsel meditasyon ve yabancılaşma kategorilerinin esas uygulayıcıaları hayatın (ve kendi hayatının) içindeki zıtlığı görebilen kölelerdir. Son ve sonsuzluk arasındaki farkı görebildigi için, buna kültürel bir biçim verebilen de yine köle bilincidir. Efendinin durumu işte kavramsal bir çıkmaz yoldur, çünkü demin bahsedilen yabancılaştırıcı eylemleri köleye devretmiştir. Yani, efendi kendi varoluşunun temelinde bulunan zıtlıkları görememektedir. Tin ve madde ayrımı, efendinin tuzukuruluğunda yokolmuştur.
ataç ikon Diyalektiğin Dansı - Marx'ın Yönteminde ...
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
4 yorum
Hanımcı Beyza ོde (@koraycem)
"Ey gemileriyle birlikte yiten denizler
Ve bağlı limanlarıdır! ki unutulmasın
Gerçeklikte, gemiler terketmektedir fareleri."

(Ece Ayhan, Zambaklı Padişah, XXXII.)
17.02.19 beğen cevap
Ebru (@kubraebru)
Sizin tüm paylaşımlar dolu ve kaliteli ya... Umarım herkes okuyup geçiyordur
17.02.19 beğen 1 cevap
Hanımcı Beyza ོde (@koraycem)
Siyasal islamcılar senelerce militarist Kemalizm'in başındaki efendilerinin köleleriyiz diye savunular yapıp durdular. Bunca yıl sonra devleti her zerresine dek ele geçirince efendiye dönüştüler. Yani bu adil olmayan sistemi değiştirmek yerine efendi olmayı yeğlediler. Ama unuttukları bir şey var. O da diyalektik. Bu sistem sürdükçe efendi köleleşir, köle de efendileşir. Yarın yeniden köle olduklarında bugün peşlerinden gelen kalabalıklardan hiç kimse yanlarında kalmayacağını acı bir biçimde tanık olacaklar. Ne diyordu büyük üstad SezaiKarakoç; Onlar sanıyorlar ki, biz sussak mesele kalmayacak.
Halbuki, biz sussak, tarih susmayacak.
Tarih sussa, hakikat susmayacak.

Onlar sanıyorlar ki, bizden kurtulsalar mesele kalmayacak.
Halbuki bizden kurtulsalar vicdan azabından kurtulamayacaklar,
Vicdan azabından kurtulsalar, tarihin azabından kurtulamayacaklar.
Tarihin azabından kurtulsalar, Allah'ın  gazabından kurtulamayacaklar.
17.02.19 beğen cevap
Hanımcı Beyza ོde

Hanımcı Beyza ོde

@koraycem - İstanbul

Diyalektiğin Dansı - Marxın Yönteminde Adımlar
Diyalektik...
ataç ikon Diyalektiğin Dansı - Marx'ın Yönteminde ...
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
0 yorum
Hanımcı Beyza ོde

Hanımcı Beyza ོde

@koraycem - İstanbul

Diyalektiğin Dansı - Marxın Yönteminde Adımlar
Marx'ın sınırları....

S.83.
ataç ikon Diyalektiğin Dansı - Marx'ın Yönteminde ...
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
0 yorum
Uzel

Uzel

@uzel

Herhangi bir alanda diyalektiği benimsememiş düşünürler, sürekli olarak bir "dış kışkırtıcının", yani incelenen sorunun dışından gelen veya ortaya çıkan her neyse onun nedenini oluşturduğu düşünülen bir şeyin veya bir kimsenin izini sürerken, diyalektik düşünceye sahip olanlar herhangi bir değişimin arkasında onun içinde bulunduğu sistemin veya sistemlerin iç çelişkilerini ararlar.
ataç ikon Diyalektiğin Dansı - Marx'ın Yönteminde ...
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
0 yorum