up
ara

Saptırılmış Vasiyetler

Saptırılmış Vasiyetler Konusu ve Özeti

Saptırılmış Vasiyetler
Perde
Yedi Bölümlük Bir Deneme kitabının da yazarı Milan Kundera tarafından kaleme alınan Saptırılmış Vasiyetler kitabı Roman, türünde okuyucusu ile buluşuyor. Can Yayınları yayınevinden 0 yılında 9789755105994 isbn kodu ile kitapçılarda satışa sunulan Saptırılmış Vasiyetler isimli kitap 272 sayfadan oluşuyor. Saptırılmış Vasiyetler kitabını okuduysanız mutlaka oyunuzu, kitap incelemelerinizi ve alıntılarınızı bekliyoruz. Neokur kullanıcıları fikirlerinizi merak ediyor!
Yazar:
Yayınevi: Can Yayınları
ISBN: 9789755105994
Sayfa: 272 sayfa
Çek asıllı yazar Milan Kundera, yalnız edebiyatçı kişiliğiyledeğil, uygarlığı, sanatı, insanın varoluş sorunlarını tartışan eserleriyle de çağımızın önde gelen aydınlarından biri oldu.Şaka, Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği, Ayrılık Valsi, Ölümsüzlük gibi romanlarıyla, Gülünesi Aşklar gibi öykü kitaplarıyla dünya edebiyatının en seçkin yazarları arasında yer alan Milan Kundera'nın, edebiyat, özellikle de roman sanatı üstüne denemeleri de bir o kadar önemlidir. Kundera'nın Saptırılmış Vasiyetler'i, onu izleyen Roman Sanatı ve Perde adlı kitaplarıyla bir üçleme oluşturur; roman geleneğini çok değişik açılardan ele alan bir üçleme. Perde'de okuru romanın tarihsel evrimi içinde derinlikli bir yolculuğa çıkaran, Roman Sanatı'nda kendi kurduğu roman evreninin kökenlerine uzanan Kundera, Saptırılmış Vasiyetler'de roman felsefesinin ışığı altında çağımızın büyük edebiyat yönelimlerini inceliyor. Saptırılmış Vasiyetler, yalnızca Kundera'nın daha derinden anlaşılması açısından değil, tüm roman sanatının kavranması açısından da olmazsa olmaz bir kaynak kitap.

Saptırılmış Vasiyetler - S41

S-41 kitabın 41. sayfasının ilk paragrafıdır. S41 Ekle
Çizmeli Kedi

Çizmeli Kedi

@cizmelikedi

Esrime, Grekçe sözcüğün kökeninin geldiği anlamda “Kendi dışında” olmak demektir: Kendi durumundan (stasis) çıkma eylemi. “Kendi dışında” olmak, içinde bulunduğu andan (şimdi'den) geçmişe ya da geleceğe kaçan bir hayalperest benzeri, şimdiki zamanın dışında olmak anlamına gelmez. Tamı tamına karşıtıdır. Esrime; geçmişi ve geleceği tümüyle unutup şimdiki zamanla eksiksiz bir biçimde özdeşleşmedir. Geçmiş gibi gelecek de silinecek olursa, içinde bulunduğumuz an kendini, yaşamın, yaşamın zaman dizininin ve zamanın dışında, zamandan bağımsız olarak, mekânda bulur (bu nedenle esrime, kendisi de zamanın yadsınması olan sonsuzlukla karşılaştırılabilir) Esrimenin işitsel imgesi çığlıktır (ya da çığlığa öykünen çok kısa bir ezgisel motiftir).

Esrimenin klasik örneği, cinsel doyuma ulaşma anıdır. Kadınların henüz doğum kontrol haplarının yararından habersiz oldukları zamana gidelim. Çoğu zaman bir erkek doyum anında sevgilisinin bedeninden tam zamanında ayrılmayı unutuyor ve daha önceden
çok sakınımlı olmaya kesinlikle karar vermiş olsa bile onu gebe bırakıyordu. Esrime ânı, ona hem kararını (yakın geçmişini) ve hem de kendi çıkarlarını (geleceğini) unutturuyordu.

Terazinin kefesine konan esrime ânı, demek ki istenmeyen çocuktan daha ağır basıyor; istenmeyen çocuk, belki de, istenmemiş varlığıyla erkeğin bütün yaşamını dolduracağına göre, bir esrime ânının bütün bir yaşamdan daha ağır basmış olduğu söylenebilir. Erkeğin yaşamı esrime ânının karşısında, aşağı yukarı bitimliliğin sonsuzluk karşısında bulunduğu ast konumunda bulunuyordu. İnsan, sonsuzluğu arzu eder, ama ancak taklidine sahip olabilir: Esrime ânı.
ataç ikon Saptırılmış Vasiyetler
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
3 yorum
zemberek kuşu (@zemberekkusu)
Vecd hali gibi bi şey mi bu esrime?
05.03.19 beğen 2 cevap
Çizmeli Kedi

Çizmeli Kedi

@cizmelikedi

Caz konserlerinde alkış vardır. Alkışlamanın anlamı şudur: Seni dikkatle dinledim ve şimdi sana saygı gösteriyorum. Rock adı verilen müzik durumu değiştirdi. Önemli olgu: Rock konserlerinde bu türden alkış yoktur. Alkışlamak ve böylece çalan ile dinleyen arasındaki tehlikeli uzaklığı görünür kılmak neredeyse bir günahtır; rock müziğinin dinleyicisi konsere yargılamak ve beğenmek için değil, müziğe teslim olmak için, müzisyenlerle birlikte bağırmak ve onlara karışmak için gelir; burada zevk değil özdeşleşme aranır; mutluluk değil içini dökme aranır. Rock konserinde insan kendinden geçer; ritm çok şiddetli ve düzenlidir, kısa ezgisel motifler durmadan tekrarlanır, dinamik karşıtlıklar yoktur, her şey fortissimo'dur, en tiz katmanları yeğleyen şarkı bir çığlığa benzer. Müziğin çiftleri kendi içlerine kapattığı küçük dansinglerde değildir insan; insanların üst üste yığıldığı büyük salonlar, stadyumlar söz konusudur ve dans ediliyorsa, herkes aynı zamanda hem tek başına, hem de herkesle birliktedir, tek basına kendi hareketlerini yapar. Müzik, bireyleri bir tek ortak gövdeye dönüştürür: burada bireycilik ve hedonizmden söz etmek, kendisini olduğundan başka görmek isteyen (zaten bütün dönemler bunu istemiştir) çağımızın kendini aldatmalarından biridir yalnızca.
ataç ikon Saptırılmış Vasiyetler
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
0 yorum
Çizmeli Kedi

Çizmeli Kedi

@cizmelikedi

Cervantes, Don Kisot'u yazarken, yazma, eylemi ilerledikçe, kahramanının kişiliğini değiştirmek konusunda sıkıntıya düşmedi. Rabelais, Cervantes, Diderot ve Sterne'nin başımızı döndürdüğü özgürlük, doğaçlama ile senli benliydi. Karmaşık ve katı yazma sanatı, ancak XIX. yüzyılın ilk yarısında buyurgan zorunluluk oldu. Bu dönemde ortaya çıkan roman biçimi, çok sınırlı bir zaman süresinde, birkaç kişinin birkaç öyküsünün kesiştiği bir kavşakta yoğunlaşmış olguya dayanan roman biçimi, kılı kırk yararcasına hesaplanmış bir olaylar ve sahneler planını zorunlu kılıyordu: Romancı, yazmaya başlamadan önce, daha önceleri yapılmadığı gibi, romanın planını birkaç kez çiziyor, birkaç kez hesaplıyor, birkaç kez tasarlıyordu. Dostoyevski'nin Cinniler için yazdığı notlara söyle bir göz atmak yeter: 400 sayfa (romanın tümü 750 sayfadır) tutan dört defterlik notlarda, motifler kişilerin peşine düşmüştür, kişiler motiflerin peşine düşmüştür, kişiler uzun uzun kahramanın yeri için çekişirler; Stavrogin'in evlenmesi gerektir, ama "kiminle?" diye düşünür Dostoyevski ve onu sırasıyla üç kadınla evlendirmeyi dener vb. (Görünüşte kalan bir çelişki: Yapı mekanizmasının daha iyi düzenlendiği ölçüde kişiler daha gerçek ve doğaldırlar. Yaratıcı aklı 'sanat dışı' bir öge, kişilerin “yaşayan” kişiliklerini sakatlayan bir öge olarak gören önyargı sanattan kesinlikle hiçbir şey anlamayanların duygusal saflığından başka bir şey değildir.)
ataç ikon Saptırılmış Vasiyetler
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
0 yorum
Çizmeli Kedi

Çizmeli Kedi

@cizmelikedi

Bu bakış açısına göre, Rushdie'nin mahkûm edilişi yalnızca bir rastlantı, bir delilik gibi değil, ama iki çag arasındaki çok derin bir çatısma olarak görünüyor: Teokrasi, modern çaga çatıyor ve onun en tipik bulgusu olan romanı hedef alıyor. Çünkü Rushdie, küfür işlemedi. İslama saldırmadı. Bir roman yazdı. Ama bu, teokratik düşünce için, bir saldırıdan da kötüdür: Bir dine saldırılırsa (bir kalem tartışmasıyla, bir küfürle, bir sapkın düşünceyle), tapınağın bekçileri kendi alanlarında, kendi dilleriyle dini kolayca savunabilirler; ama onlar için roman bir başka gezegendir; bir başka ontolojiye dayanan bir başka evrendir; biricik gerçekligin güçsüz olduğu ve hınzırca gizemin bütün doğruları bilmeceye dönüştürdüğü bir cehennemdir.
ataç ikon Saptırılmış Vasiyetler
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
0 yorum
Çizmeli Kedi

Çizmeli Kedi

@cizmelikedi

Bir kez daha Panurge'e dönmem gerekiyor. Panurge, Pantagmerde bir hanıma âşık olur ve ne pahasına olursa olsun ona sahip olmak ister. Kilisede, ayin sırasında (müthiş bir günah değil mi?), akıl almaz müstehcen şeyler (günümüz Amerika’sında cinsel taciz nedeniyle yüz on üç yıl hapse atılmasına yol açacak şeyler) söyler ve kendisini dinlemek istemeyince kadının giysilerine kızışmış bir dişi köpeğin cinsel organını sürterek öcünü alır. Kadın kiliseden çıkınca çevredeki bütün erkek köpekler (altı yüz bin on dört köpek, diyor Rabelais) peşinden gidip üzerine siyerler. Anımsıyorum: Yirmi yaşlarımda bir işçi yatakhanesinde Çekçe Rabelais'im yatağımın altında dururdu. Bu kocaman kitabı merak eden isçilere bu öyküyü öylesine çok okumuştum ki kısa süre sonra hepsi ezbere öğrenmişlerdi. Tutucu köylü ahlâkına sahip insanlar olmalarına karsın, gülüşlerinde, bu sözlü ve sidikli tacizi mahkûm eden en küçük bir belirti bile yoktu; Panurge'ü taparcasına seviyorlardı, öyle ki arkadaşlarımızdan birine Panurge adım taktılar; ah hayır, kadın peşinde koşan bir hovardaya değil; duşun altında çıplak görünmekten utanan, saflığıyla, aşırı namusluluğuyla tanınan bir gence. Çığlıkları daha dünmüş gibi kulağımda: " Panurge duşa! Yoksa köpek sidiğiyle yıkayacağız seni!" Bir arkadaşın utangaçlığıyla alay eden, ama bu utangaçlık için, aynı zamanda, hayranlık duyan bu güzel gülüşü hep duyarım.

Panurge'ün kadına kilisede söylediği müstehcen sözlere hayrandılar, ama aynı zamanda kadının iffetiyle ona vermiş olduğu cezaya da hayranlık duyuyorlardı; öte yandan kadının köpek sidiğiyle cezalandırılması hoşlarına gidiyordu. Eski arkadaşlarım kimden yanaydılar? Utangaçlıktan mı? Utanmazlıktan mı? Panurge'den mi? Kadından mı? Bir güzel kadının üzerine işemenin kıskanılacak ayrıcalığına sahip köpeklerden mi? Kimden yanaydılar?

Mizah: Dünyayı törel anlaşılmazlığında ve insanı, başkalarını yargılamaktaki büyük yetersizliğinde keşfeden kutsal şimşek; mizah: insani gerçeklerin göreceliğinin büyük coşkusu; kesinlik diye bir şey bulunmamasının kesinliğinden kaynaklanan garip haz.

Ama mizah, Octavio Paz'ın dediği gibi, "çağcıl düşüncenin büyük keşfi" dir. Mizah her zaman var değildi, sonsuza kadar da olmayacak.

Sıkıntı içinde, Panurge'ün artık güldürmeyeceği günü düşünüyorum.
ataç ikon Saptırılmış Vasiyetler
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
0 yorum