up
ara

Kader

Kader Konusu ve Özeti

Kader
Kader kitabını okuduysanız inceleme eklemeyi unutmayın. Neokur kitap hakkındaki düşüncelerinizi ve yorumlarınızı merak ediyor.
Yazar:
Çevirmen: Roza Hakmen
Yayınevi: Kanat Kitap
ISBN: 9789758859054
Sayfa: 240 sayfa Basım Tarihi: 1970
Tim Parks ülkemizde tanınmayan bir yazar. Kader, Türkçedeki ilk romanı. İtalya'da yaşayan bir İngiliz olan Parks, Kader'de belki kendinden de izler taşıyan bir hikâye anlatıyor: İngiliz gazeteci Chris Burton yıllarca İtalya muhabiri olarak çalışmıştır. Karısı da soylu bir İtalyandır... Tam da, bir şaheser olacağını düşündüğü kitabını yazmaya başlayacakken şizofreni hastası oğlunun intihar etmiş olduğu haberini alır... Ve okur, daha ilk sayfadan, romanın kahramanının zihnindeki girdaplara kapılır.Kader bir yolculuk hikâyesi olabilir: İngiltere'den İtalya'ya, Torino'dan Roma'ya, havaalanından tren garına... Kendi kendine konuşmak da denebilir Kader için: Ne yapmak istiyordum? Ne yaptım? Ne yapmalıydım? Ne yapabilirdim?Dolambaçlı olsa da yalın, kederli olsa da zevkle okunan, bilinç akışı tekniğiyle yazılmış çarpıcı bir metin.(Tanıtım Yazısı'ndan Alıntı)
Ömer Aydemir.

Ömer Aydemir.

@seyyah73

İlk taş.
Köşeli bizim hayatımız. Bir çokgen üç boyutlu. Bir şekilde sivri kenarları ya bizim canımızı yakıyor ya da sevdiklerimizin ya da en yakınımızda bulunanların. Kesik atıyor en iyi ihtimalle ve çiziyor oramızı buramızı. Başkalarının köşeleri bizi biz başkalarını. Yaşarken bunun çoğu zaman farkına varmıyoruz. Mümkün dünyaların en iyisinde yaşadığımızı varsaymamız en iyisi oluyor çoğu zaman. Doğru şeyi yaptığımızdan o kadar eminiz ki. Yine olsa yine aynısını yaparız diyor ve yaşıyoruz. Bizim tavrımız ve karakterimiz bu deyip geçiyoruz ya da susuyor devam ediyoruz. Oysa o köşeleri dönünce tavrımızda davranışımızda değişiyor başkalaşıyor. Ancak bir olay bir büyük olay aymamızı sağlıyor o da bazen. Yoksa mutlu mesut ya da kendinden emin sürdürüyoruz yaşamımızı. Değişen bir sürü parametre içinde elbette biz ve tavrımızda değişiyor da ya algılamıyoruz ya da algılamak istemiyoruz.
Kendimizi ilişkimizi çevreyle olan iletişimi sorgulamaya ancak ve bazen o “an” başlıyoruz. Çoğu zaman ise biz daima haklıyız ve şartlar gereğini yerine getiriyoruz. Şartlar sığındığımız bir liman oysa. Durmaya vaktimiz mi yok yoksa durmak mı istemiyoruz? Sorgulamak için kendimizi. Bir akış içine gömülüp günün sonunda bize kalanı belki de kar sayıyoruz. Rollerimizi oynadık rahatız. İşte bir çalışan evde bir ebeveyn veya bir aile ferdi. Rol bu eh bizde bu role bir şeyler kattık daha ne olsun. Susalım ve devam edelim hayata. Bizi mutlu kılan anların gölgesinde yaşamaya devam. Oysa mutluluk geriye dönük bir algı. Ah o anlarda ne kadar mutlu ve huzurluydum demek geriye bakınca yapılan bir şey. Elbette ideal bir dünyada var değiliz. Önce beşeriz ve daima şaşarız. Kimliğimiz bile şaşar. Rolümüzde yazılı olmayana saparız bazen. Bir köşeyi dönmüş ve birinin hayatına dokunmuşuzdur da haberimiz bile olmaz. Bir şey okurken yüzümüzdeki değişim birinin gözüne çarpmış ve onu da etkilemiştir belki. Ya da aldığımız bir karar çoktan çizmiştir birinin yüreğini. Sustuğumuz bir olayın etkileri daha sonra daha da bir başka olmuştur. Oysa her zaman kendimiz için en iyisini yaptığımızı düşünüp rahatızdır. Ya da etkileşim içinde bulunduğumuz insanlar için en iyisini yaptığımızı düşünüp kendimizi rahatlatmışızdır. Bazen de “kader”imizde olanı yaşamanın tevekkülü içinde kendimize bir yol bulmuşuzdur.
O an işte tam o an gelip çatana kadar o zaman kendimizi çevremizde olanı onlarla iletişimimizi ve etkileşimimizi sorgulamaya bailarız. Aile içindeki rolümüzü mesela. Ne zaman başladı diye sormaya başlarız. Bu ne zaman başladı. Hangi tavır beni bu noktaya getirdi. Hangi yapmadığım beni hesaba çekiyor. Bütün yaşananlar bir yanılsama mı yoksa ben mi görmedim? İnsan ilişkileri çetrefilli. İnsan bir kaygan zemin daima ve tutarlı değil. Her ne kadar tutarlı olduğunu savunsa da. Köşeleri keskin ve sivri. Her zaman incitme incinme potansiyeli var. Sonuç olarak gördüğün bir tablonun parçası eni kökü. Bir bütün bir sürü parçanın toplamından daha büyük ve daha farklı.

“Hayatlarımız, hayallerimizle paralel biçimde ilerler. Ama asla tam olarak bağdaşmaz.”

Sorgulamaya erken geç başlamak bile önemini yitiriyor bazen sadece başlamayı gerektiren olay önem kazanıyor. Bu seferde işi gücü bırakıp o ana odaklanıyoruz. Kendimizi tavrımızı duygularımızı bu olay ekseninde sorgular oluyoruz. Evliysek evliliğimizi baba isek baba rolünü ve bir iş sahibi isek işimizi yine bu olay ekseninde sorguluyoruz. Çağrışımsal bir dünyada yaşıyoruz anılarımız bir sürü kodlama içinde yer alıyor. Bir oyuncak bir gazete bir haber bir gülüş bizi o anılara götürüyor. Ve hesaplaşma çoğu zaman o anda başlıyor. Her bir anı başka bir anla katlayıp özdeşleyip hesaba çekiyorsun kendini. Bir hareket başka bir anı çağırıp hesap soruyor. Eş olma tavrını, baba olma tavrını, yaptığın hatanın hangisi olduğunu sorarsın o an. Veremediğin bir sürü cevap doğar yaşarken farkına varmadığın. Yaşarken işine ne geldi ise onu yapmışsındır eni kökü sana ne uyduysa onu. Kadere bağlayıp tevekkül ettiğinse seni rahatlatır daima.
Bir sorgulama okudum çağrışımsal bir sarmal etrafında. Thomas Bernhard tarzında Virginia Wolf kıvamında bir roman. Aile ve roller bazımda bir hesaplaşma bireyin kendisi ve çevresi ile bir hesaplaşma. Ne neydi kim hata yaptı ben hangi hatayı yaptım kim günahsız. Ve ulaşılan noktada kimsenin yok kimseden farkı. İlk taşı atabilecek kimse yok eni kökü.

Bu arada teşekkür ederim sayın @beardedangler biraz daha dikkatli davranmamı sağladığın için. 🙏🏻
ataç ikon Kader
kitaba 9 verdi
7 yorum
zeyrek (@zeyrek)
Son günlerde kedinin kuyruğu etrafında dönmesi misali bu tarz düşünceler etrafında dolanıp duruyordum bir hatamdan dolayı... Sonuca götürmeyen bir yığın düşünce ve köşelere batmama kaygısı, köşelerini batırmama kaygısı filan derken ne yaptığını bilemiyor insan... teşekkürler yazınız için, kendi içimi okur gibi okudum inanın. // Yalnız küçük bir düzeltme yapayım çokgenler üç boyutlu değildir, iki boyutludur. Yazının ruhunu bozmaz elbette, çok da elzem değil düzelmesi ama bir matematikçi hassasiyeti diyeyim :)
29.07.19 beğen 1 cevap
Ömer Aydemir. (@seyyah73)
Aslında haklısınız da ben şu oyun algoritması içinde kullanılan çok boyutlu zarlardan bahsetmek istemiştim. Klasik zardan farklı olarak 😊 teşekkür ederim bu arada. Çok alanlı mı demeliydim klasik zar altı alandan oluşur da bunlar biraz daha fazla alan içeren kuboid nesnelerdir ya. 😊 sayın @zeyrek. İfade edememişim
29.07.19 beğen 1 cevap
Bearded Angler (@beardedangler)
Adım uyumsuza cıkmasın deyi eklenti yapmayacağım abim 😉😉😉Eline yüreğine sağlık Ömer abim.
29.07.19 beğen 1 cevap

Kader - S41

S-41 kitabın 41. sayfasının ilk paragrafıdır. S41 Ekle
Misafir2

Misafir2

@misafir001

Tatiller, umulan mutluluğun karikatürleridir.
ataç ikon Kader
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
0 yorum
Misafir2

Misafir2

@misafir001

Hayallerimizde kendimiz olmanın yüküne yer yok.
ataç ikon Kader
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
0 yorum
Misafir2

Misafir2

@misafir001

Hayatlarımız, hayallerimizle paralel biçimde ilerler. Ama asla tam olarak bağdaşmaz.
ataç ikon Kader
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
0 yorum
Misafir2

Misafir2

@misafir001

Düşünmek, en büyük zevk olabilir. En büyük dehşet de olabilir. Ya da bir şekilde ikisi birden olabilir. Hem zevk, hem dehşet.
ataç ikon Kader
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
0 yorum