up
ara

Beraber

Beraber Konusu ve Özeti

Beraber
Ten ve Taş
Batı Uygarlığında Beden ve Şehir kitabının da yazarı Richard Sennett tarafından kaleme alınan Beraber kitabı Sosyoloji, İnsan ve Toplum türünde okuyucusu ile buluşuyor. Ayrıntı Yayınları yayınevinden 0 yılında 9789755396675 isbn kodu ile kitapçılarda satışa sunulan Beraber isimli kitap 352 sayfadan oluşuyor. Kitabı Türkçe'ye İlkay Özküralpli çevirmiştir. Beraber kitabını okuduysanız mutlaka oyunuzu, kitap incelemelerinizi ve alıntılarınızı bekliyoruz. Neokur kullanıcıları fikirlerinizi merak ediyor!
Çevirmen: İlkay Özküralpli
Yayınevi: Ayrıntı Yayınları
ISBN: 9789755396675
Sayfa: 352 sayfa
Bir üçleme olarak tasarlanan kitaplardan ilki Zanaatkâr'dan sonra, ikinci kitap Beraber'de Richard Sennett günümüzün son derece kabileci, yarışmacı ve benmerkezci dünyasında işbirliği yapmayı, ortaklaşmayı nasıl öğrenebileceğimizi sorguluyor.
Irksal, etnik, dinsel ya da ekonomik olarak çok farklı insanlarla bir arada yaşamak bugünkü medeni toplumların karşısına dikilen en önemli sorunlardan biridir. Genel olarak bizim gibi olmayan insanlarla ilişkiye girmekten kaçarız ve modern politikalar bir kent politikasından çok bir kabile politikasına yakındar. Richard Sennett, görünenin ötesini düşünmeye kışkırtan bu kitabında, kabileciliğin, bencilliğin nedenleri üzerinde dururken, bu konuda neler yapılması gerektiğini de tartışıyor.

Sennett'e göre, işbirliği bir beceri işidir ve başarılı bir işbirliğinin temelinde çekişmeden çok dinlemeyi ve tartışmayı öğrenmek yatar. Sennett, Beraber'de, insanların sokak köşelerinde, okullarda, işyerlerinde ve yerel politikada ya da sanal dünyada nasıl işbirliği yapabileceğini keşfe çıkıyor. Bu yolculukta, ortaçağdan günümüze, köle topluluklarından Paris'in sosyalist gruplarına ve Wall Street çalışanlarına uzanan işbirliği ritüellerinin gelişim seyrini izliyoruz. Üç bölüm halinde, işbirliğinin doğası, neden zayıfladığı ve nasıl güçlendirilebileceğini tartışan Sennett bizi şöyle uyarıyor: Eğer karmaşık ilişkiler ağı haline gelmiş toplumlarımızın refahını istiyorsak, işbirliği becerisi kazanmamız ve geliştirmemiz gerekir. Ve yine bizi şöyle temin ediyor: Bunu yapabiliriz çünkü işbirliği kapasitesi insanın doğasında vardır.
Ferda Nihat Köksoy

Ferda Nihat Köksoy

@ferdanihat

RICHARD SENNETT, Sosyolog, PhD, Prof, Harvard-New York Uni, USA-2012, TR-2012, Ayrıntı Yayın, Çeviri: İlkay Özküralpli, 339 sf.
http://www.kitabinomurgasi.com/2013/07/richard-sennett-beraber-isbirligi.html

-ABD aşırı derecede KABİLE toplumu haline gelmiştir ve "BİZE-KARŞI-ONLAR" psikolojisi her şeyi ele geçirmektedir; bu ilkel psikoloji, ancak KABİLENİN DEVAMLILIĞINI sağlayabilir. KENT ise, FARKLI olanların, ZAHMET gerektiren ve DİYALOĞA DAYALI İŞBİRLİĞİ ile devam edebilecek bir düzenektir (Aristoteles).

-Günümüzde zenginler ile diğerleri arasındaki GELİR UÇURUMU giderek büyüyerek sosyal mesafeleri büyütmekte, çalışma hayatlarında ve insan ilişkilerinde KISA VADELİLİK ve YÜZEYSELLİK egemen olmaktadır. Çalışma alanlarında, yöneticiler tarafından, ekip halinde çalışma süreleri 9-10 AY ile kısıtlanarak insanların birbirlerine alışmaları önlenmekte ve bölümler arası DİYALOG MİNİMALİZE edilerek, birinin diğeri için depo gibi bilgi saklayana (SİLO ETKİSİ) dönüşmesi, kendisini ilgilendirmeyen hiçbir şeyle ilgilenmemesi sağlanmaktadır. Silo etkisi, işbirliğinden ve farklı olandan uzak durmayı, her şeyi bilindik/tanıdık HOMOJENLİĞE/AYNILIĞA indirgemeyi öne çıkarmaktadır.

-Genel anlamda, yöneticiler daha iyi olanın üste çıktıklarına inanırlar. Londra’daki “Chartered Management Institute”ün bir çalışmasında, çalışanların %50’si mevcut yöneticilerden daha iyi yönetebileceklerini, %49’u daha iyi yöneticinin gelmesi halinde maaşının azalmasına razı olacağını, %47’si ise kötü yöneticiler nedeniyle işlerinden ayrıldıklarını belirtmiştir. En büyük ortak görüş, YÖNETİCİLERİN ALTLARINDAKİ İNSANLARIN GÖRÜŞLERİNİ ALMAKTAN UZAK DURUP, AKTİF BİLGİDEN MAHRUM OLDUKLARI şeklindedir.

-ZAYIFLAYAN İŞBİRLİĞİ, koşullarla baş edemeyen insanın geri çekilmesine, YALNIZLAŞMASINA ve onun devamında KÖRLÜKLE birlikte gelen NARSİSİZME yol açmaktadır.
Kişi, başkalarının ihtiyaçlarıyla kendisinin bastırıldığını düşünür ve “NE YAPIYORUM” sorumluluğu yerine, “NE HİSSEDİYORUM” kolaycılığına kaçar. Narsisizm, başkalarına ilgisizlik ve GÖNÜLLÜ İNZİVA ile insanı KAYGIDAN KAÇIRAN ve HİSSİZLEŞTİREN bir kabuktur. Narsisist, toplum arasına karışır ama GÖRMEZ, insanlara dokunur ama HİSSETMEZ. Narsisizmin yanı sıra, Dünya Sağlık Örgütü, dünyada DEPRESYON SALGININ var olduğunu (her 4 insandan 1'inde) ve her 7 insandan 1’inin ilaç kullandığını bildirmiştir.

-“ZAMANSIZ ZAMAN” diye adlandırılan bilgisayar çağında, işgücünün rastlantısallığı, geçiciliği ve proje bazlı oluşu hüküm sürmekte, yeni üniversite mezunlarının iş yaşamları boyunca 3 KEZ temel yetenek/teknik, ortalama 12 KEZ iş değiştirmek zorunda kalacakları öngörülmektedir.

-Kazanan her şeyi alır mantığındaki kapitalist, en yırtıcı hayvana dönüşmektedir. Farklı olana karşı kış uykusuna yatma, tek başına bowling oynama, internetten tıklayarak eyleme, çok yere üyelik ama çok azına aktif katılma, işbirliğine yanaşmayan KİNİZM TOPLUMU'nun ortak özellikleri olarak yaşanmaya başlamıştır.

-İŞBİRLİĞİ, insanlaşmanın öncülüdür ve tecritte birey gelişemez.
Sahne sanatlarıyla uğraşanlar, başkalarına olan ihtiyacın şaşırtıcı düzeyde olduğunu, tek başına yapılan çalışmaların toplu prova yani EGO YIKICI SANAT sayesinde terbiye edildiğini bilir.

ARILAR ve KARINCALAR ile zirveye ulaşan İŞBİRLİĞİ AKLI, tek arı veya tek karıncada asla bulunmayan, birlikte iken işleyen, yaşamı güvenceye almak için işleyen bir çarktır ve bireylerden kaynaklanan eksiklikleri kompanze eder. Aksayan bireylerin görevlerini üstlenmek üzere genetik kodları mevcuttur ve fabrika mekanikliğinde olmayan işbirlikleri, çevresel değişikliklere cevaben yeniden ve yeniden kurulur.

-Almanca BİLDUNG kelimesi, dünyadaki konumunu, diğerleriyle olan ilişkilerdeki yerine bakarak öğrenmek ve kurmak anlamında kullanılır ve toplumsallığı tanımlayan en güzel kelimelerden biridir. Bu kavramın önemli yansımalarından biri, 18.yy.da Alman kafelerinde yaygınlaşan, hayatın zorluklarını birlikte düşünüp ortaklaşmak için aylık okuma grupları vasıtasıyla sosyal sınıflar arasında gerçekleşen buluşmalardır.

-Çin’de uzak akrabalık ve tanıdıklık bağları üzerinden işleyen kredi sistemi olan GUANXİ, söz-şeref anlayışı temelindedir ve resmi sistemdeki çatlakların yaratacağı çalkantıların aşılmasında halen çok işe yaramaktadır.

Facebook, Twitter, paylaşım siteleri ve bloglar, "SIKIŞTIRILMIŞ İLETİŞİMLER" olup, "ORADAYIM" ve "ORADA OL" anlamı taşırlar; kendileriyle dolu ve fark edilmek için bağıran milyonlarca insanı gündeme getirirler. Öylesine etkili olmaya başlamışlardır ki on-line hastalık paylaşım sitelerinin, yüz yüze görüşmelerden daha etkili olduğu bir çalışmada gösterilmiştir.

Hedef-Sonuç odaklı olduklarında bu şekilde fayda sağlayabilen bu internet alışverişlerinin, basit bilgi paylaşımlarıyla ifadeyi eksilterek insanlar arası anlayışı azalttıkları ise ortaya konmuş bir gerçekliktir. Asla ilişki olmayan ve ilişki için ARAÇ olan Facebook-Twitter’da insanların çekiciliği bağlantı sayıları ile tanımlanmakta ve bu aritmetik, ayrımcılık ve dışlamayı ortaya çıkmaktadır. Çocuk ve genç için toplumsal ilişkiler, artan şekilde online ve teatral olarak sürdürülmekte ve gerçek sosyallik etkileşimleri azalmaktadır (USA-UK’de Avrupa’dan daha da fazla).
-Konuşma ve eylemlilikte DİYALEKTİK yöntem (tez-antitez-sentez) sık kullanılan yöntem olup, bugün için daha çok ihtiyacımız olan ise karşıyı daha iyi anlamaya yönelik DİYALOJİK yöntemdir. Bu yöntemde, söylenmeyen ama İMA EDİLENLERE DİKKAT artırılarak (T.Zeldin), GERÇEK NİYET anlaşılmaya, geçişlere/kavramaya/alışmaya zemin oluşturacak gri zonlar yakalanmaya çalışılır.
BELKİ (S.Beckett), BİR BAŞKA DEYİŞLE (Sokrates), MUHTEMELEN, YERİNDE OLSAM tabirleri kullanılarak başkalarıyla anlaşma zemini geliştirilmeye çalışılır. Amaç, gerilimi azaltmak, işbirliğini artırmak, yeni bir deneye zemin açmak, başkalarına katılım şansı sunmak, yani alenileşmeyen bir rekabet içinde olmaktır.

-Hans Holbein'in 1553'de bitirdiği The Ambassadors (Büyükelçiler) tablosu, Rönesans ve Reform dönemindeki yaşam dönüşümlerinin en çarpıcı belgelerinden biridir ve semboldür. Tablodaki elçilerin MEDENİLİĞİ, güne ait ritüellerin ve nesnelerin değişiminin vurgulanması etkileyicidir. Medenilik ve nezaket, simgeler arasında bağların kurulmasına ve gündelik sosyalliklere ihtimal sağlanmasına olanak verir, militarist dilden sivil dile geçişe zemin hazırlar.

-SOL hareketlerin tarihi, partici, yukarıdan aşağıya, disiplinli ve birlikçi anlayışla sosyal ortaklaşmacı, aşağıdan yukarıya, gevşek ve dahil edici anlayışların mücadelesini de içerir. İlk yaklaşım genel anlamda siyasi ve diyalektik, ikincisi ise sosyal ve diyalojik olarak değerlendirilebilir. Bana göre, İNSANLARI PASİFLİKLERİNDEN ÇEKİP ÇIKARMAK İÇİN, siyasi söylemler (diyalektik) yerine, GÜNDELİK YAŞAM DENEYLERİNE ODAKLI ORTAKLAŞMA (diyalojik) yöntemleri kullanılmalıdır.

Ortaklaşmalar için, antik Yunan'dan ve Çin'den beri var olan ve kent yaşamlarını sağlamlaştırmış olan ATÖLYELER sistemi (açık çalışma, aktif katılım, işbirliği) kullanılabilir. Atölyelerin doğurduğu zanaatlar, zanaatkârların yaptıklarının ellerinden rastgele alınmasını önleyecek ADALET düşüncesini ve LONCA sistemini yaratmıştır. Loncalardaki "üyeleri tanıtma" ve "gün sonunda her farklı katkının ilan edilmesi" ritüelleri, işbirliği ve üretim kalitesinde yükselmeye katkılar sağlamıştır.

ATÖLYELER ve diyalojik ilişkiler aracılığı ile yaşamı güvenceye almaya yönelik altyapıların üzerinde geliştirilebilecek olan iyi niyet kökenli İŞBİRLİĞİ, saldırganlık ve öfke taşıyan mevcut REKABETİ YUMUŞATABİLİR.

-FİZİKSEL EMEĞİN BERABER İCRA EDİLMESİ, emekçilerin sosyal bağlarını ve diyalojik sosyal davranışı geliştirebilir ve Yahudilerin “Histpashtut fikri”, Fransisken manastırları, J.J.Rousseau, Tolstoy ve Kibbutz, bu fikrin savunucuları ve uygulamaları olmuştur. Bu tip bir beraberliğe, yani MODERN TOPLUMUN TAMİRİNE ACİLEN İHTİYAÇ VARDIR.

SOSYAL TAMİRDE, mimaride kullanılan restorasyon (geçmişin önceliği), iyileştirme (şimdinin gerektirdikleri) ve yeniden yapılandırma (deneysel-radikal) yöntemleri kullanılmalı (Berlin Neues Museum tamirin harika bir örneğidir), sosyal ilişkilerin kolaylaştırıcısı ve kaynaştırıcısı olan ritüellere bile yeniden hayat verilmelidir.

-İŞBİRLİĞİ, toplumsal yaşamın kalitesini artırır ve YEREL TOPLULUK iyi bir kaliteli yaşam arayışı için başlangıç noktası olarak alınmalıdır. Bu işbirliğine, başkalarını Montaigne’in DEDEKTİF BENZERİ DİNLEYİCİLİĞİ (asli niyeti anlamaya yönelik, ifade fetişizmine boğulmayan, hiddetten uzak, pasif itaate itmeyen, üstün bilgi ve otorite ile ezmeyen) ile dinleyerek başlayabiliriz.

Konunun her tarafını kavrayabilmek üzere çok yönlü bakmanın değiştirdiği odak noktaları, insanları sakinleştirir ve tepkilerinde daha objektif olmalarını sağlar. ALÇAKGÖNÜLLÜLÜK ve MEDENİLİK, diyalojik metodun ve başkalarıyla anlaşmanın vazgeçilmezidir. KENDİLİĞİMİZ, TATMİNSİZLİK, KİBİR ve SEFALETLE DOLU BİR YAPIDIR. VAHŞİ BASİTLEŞTİRİCİLERİN ÇAĞINDA bu halimizden kurtulmak için MERAK, DİYALOJİK yöntem ve EMPATİ yoluyla kurulacak SOSYAL BAĞLARA ihtiyacımız var ve bunu başarabileceğimize inanıyorum.
ataç ikon Beraber
kitaba 10 verdi
0 beğen · 0 yorum

Beraber - S41

S-41 kitabın 41. sayfasının ilk paragrafıdır. S41 Ekle
Ferda Nihat Köksoy

Ferda Nihat Köksoy

@ferdanihat

-ABD aşırı derecede KABİLE toplumu haline gelmiştir ve "BİZE-KARŞI-ONLAR" psikolojisi her şeyi ele geçirmektedir; bu ilkel psikoloji, ancak KABİLENİN DEVAMLILIĞINI sağlayabilir. KENT ise, FARKLI olanların, ZAHMET gerektiren ve DİYALOĞA DAYALI İŞBİRLİĞİ ile devam edebilecek bir düzenektir (Aristoteles).

-Günümüzde zenginler ile diğerleri arasındaki GELİR UÇURUMU giderek büyüyerek sosyal mesafeleri büyütmekte, çalışma hayatlarında ve insan ilişkilerinde KISA VADELİLİK ve YÜZEYSELLİK egemen olmaktadır. Çalışma alanlarında, yöneticiler tarafından, ekip halinde çalışma süreleri 9-10 AY ile kısıtlanarak insanların birbirlerine alışmaları önlenmekte ve bölümler arası DİYALOG MİNİMALİZE edilerek, birinin diğeri için depo gibi bilgi saklayana (SİLO ETKİSİ) dönüşmesi, kendisini ilgilendirmeyen hiçbir şeyle ilgilenmemesi sağlanmaktadır. Silo etkisi, işbirliğinden ve farklı olandan uzak durmayı, her şeyi bilindik/tanıdık HOMOJENLİĞE/AYNILIĞA indirgemeyi öne çıkarmaktadır.

-Genel anlamda, yöneticiler daha iyi olanın üste çıktıklarına inanırlar. Londra’daki “Chartered Management Institute”ün bir çalışmasında, çalışanların %50’si mevcut yöneticilerden daha iyi yönetebileceklerini, %49’u daha iyi yöneticinin gelmesi halinde maaşının azalmasına razı olacağını, %47’si ise kötü yöneticiler nedeniyle işlerinden ayrıldıklarını belirtmiştir. En büyük ortak görüş, YÖNETİCİLERİN ALTLARINDAKİ İNSANLARIN GÖRÜŞLERİNİ ALMAKTAN UZAK DURUP, AKTİF BİLGİDEN MAHRUM OLDUKLARI şeklindedir.

-ZAYIFLAYAN İŞBİRLİĞİ, koşullarla baş edemeyen insanın geri çekilmesine, YALNIZLAŞMASINA ve onun devamında KÖRLÜKLE birlikte gelen NARSİSİZME yol açmaktadır.
Kişi, başkalarının ihtiyaçlarıyla kendisinin bastırıldığını düşünür ve “NE YAPIYORUM” sorumluluğu yerine, “NE HİSSEDİYORUM” kolaycılığına kaçar. Narsisizm, başkalarına ilgisizlik ve GÖNÜLLÜ İNZİVA ile insanı KAYGIDAN KAÇIRAN ve HİSSİZLEŞTİREN bir kabuktur. Narsisist, toplum arasına karışır ama GÖRMEZ, insanlara dokunur ama HİSSETMEZ. Narsisizmin yanı sıra, Dünya Sağlık Örgütü, dünyada DEPRESYON SALGININ var olduğunu (her 4 insandan 1'inde) ve her 7 insandan 1’inin ilaç kullandığını bildirmiştir.

-“ZAMANSIZ ZAMAN” diye adlandırılan bilgisayar çağında, işgücünün rastlantısallığı, geçiciliği ve proje bazlı oluşu hüküm sürmekte, yeni üniversite mezunlarının iş yaşamları boyunca 3 KEZ temel yetenek/teknik, ortalama 12 KEZ iş değiştirmek zorunda kalacakları öngörülmektedir.

-Kazanan her şeyi alır mantığındaki kapitalist, en yırtıcı hayvana dönüşmektedir. Farklı olana karşı kış uykusuna yatma, tek başına bowling oynama, internetten tıklayarak eyleme, çok yere üyelik ama çok azına aktif katılma, işbirliğine yanaşmayan KİNİZM TOPLUMU'nun ortak özellikleri olarak yaşanmaya başlamıştır.

-İŞBİRLİĞİ, insanlaşmanın öncülüdür ve tecritte birey gelişemez.
Sahne sanatlarıyla uğraşanlar, başkalarına olan ihtiyacın şaşırtıcı düzeyde olduğunu, tek başına yapılan çalışmaların toplu prova yani EGO YIKICI SANAT sayesinde terbiye edildiğini bilir.

ARILAR ve KARINCALAR ile zirveye ulaşan İŞBİRLİĞİ AKLI, tek arı veya tek karıncada asla bulunmayan, birlikte iken işleyen, yaşamı güvenceye almak için işleyen bir çarktır ve bireylerden kaynaklanan eksiklikleri kompanze eder. Aksayan bireylerin görevlerini üstlenmek üzere genetik kodları mevcuttur ve fabrika mekanikliğinde olmayan işbirlikleri, çevresel değişikliklere cevaben yeniden ve yeniden kurulur.

-Almanca BİLDUNG kelimesi, dünyadaki konumunu, diğerleriyle olan ilişkilerdeki yerine bakarak öğrenmek ve kurmak anlamında kullanılır ve toplumsallığı tanımlayan en güzel kelimelerden biridir. Bu kavramın önemli yansımalarından biri, 18.yy.da Alman kafelerinde yaygınlaşan, hayatın zorluklarını birlikte düşünüp ortaklaşmak için aylık okuma grupları vasıtasıyla sosyal sınıflar arasında gerçekleşen buluşmalardır.

-Çin’de uzak akrabalık ve tanıdıklık bağları üzerinden işleyen kredi sistemi olan GUANXİ, söz-şeref anlayışı temelindedir ve resmi sistemdeki çatlakların yaratacağı çalkantıların aşılmasında halen çok işe yaramaktadır.

Facebook, Twitter, paylaşım siteleri ve bloglar, "SIKIŞTIRILMIŞ İLETİŞİMLER" olup, "ORADAYIM" ve "ORADA OL" anlamı taşırlar; kendileriyle dolu ve fark edilmek için bağıran milyonlarca insanı gündeme getirirler. Öylesine etkili olmaya başlamışlardır ki on-line hastalık paylaşım sitelerinin, yüz yüze görüşmelerden daha etkili olduğu bir çalışmada gösterilmiştir.

Hedef-Sonuç odaklı olduklarında bu şekilde fayda sağlayabilen bu internet alışverişlerinin, basit bilgi paylaşımlarıyla ifadeyi eksilterek insanlar arası anlayışı azalttıkları ise ortaya konmuş bir gerçekliktir. Asla ilişki olmayan ve ilişki için ARAÇ olan Facebook-Twitter’da insanların çekiciliği bağlantı sayıları ile tanımlanmakta ve bu aritmetik, ayrımcılık ve dışlamayı ortaya çıkmaktadır. Çocuk ve genç için toplumsal ilişkiler, artan şekilde online ve teatral olarak sürdürülmekte ve gerçek sosyallik etkileşimleri azalmaktadır (USA-UK’de Avrupa’dan daha da fazla).
-Konuşma ve eylemlilikte DİYALEKTİK yöntem (tez-antitez-sentez) sık kullanılan yöntem olup, bugün için daha çok ihtiyacımız olan ise karşıyı daha iyi anlamaya yönelik DİYALOJİK yöntemdir. Bu yöntemde, söylenmeyen ama İMA EDİLENLERE DİKKAT artırılarak (T.Zeldin), GERÇEK NİYET anlaşılmaya, geçişlere/kavramaya/alışmaya zemin oluşturacak gri zonlar yakalanmaya çalışılır.
BELKİ (S.Beckett), BİR BAŞKA DEYİŞLE (Sokrates), MUHTEMELEN, YERİNDE OLSAM tabirleri kullanılarak başkalarıyla anlaşma zemini geliştirilmeye çalışılır. Amaç, gerilimi azaltmak, işbirliğini artırmak, yeni bir deneye zemin açmak, başkalarına katılım şansı sunmak, yani alenileşmeyen bir rekabet içinde olmaktır.

-Hans Holbein'in 1553'de bitirdiği The Ambassadors (Büyükelçiler) tablosu, Rönesans ve Reform dönemindeki yaşam dönüşümlerinin en çarpıcı belgelerinden biridir ve semboldür. Tablodaki elçilerin MEDENİLİĞİ, güne ait ritüellerin ve nesnelerin değişiminin vurgulanması etkileyicidir. Medenilik ve nezaket, simgeler arasında bağların kurulmasına ve gündelik sosyalliklere ihtimal sağlanmasına olanak verir, militarist dilden sivil dile geçişe zemin hazırlar.

-SOL hareketlerin tarihi, partici, yukarıdan aşağıya, disiplinli ve birlikçi anlayışla sosyal ortaklaşmacı, aşağıdan yukarıya, gevşek ve dahil edici anlayışların mücadelesini de içerir. İlk yaklaşım genel anlamda siyasi ve diyalektik, ikincisi ise sosyal ve diyalojik olarak değerlendirilebilir. Bana göre, İNSANLARI PASİFLİKLERİNDEN ÇEKİP ÇIKARMAK İÇİN, siyasi söylemler (diyalektik) yerine, GÜNDELİK YAŞAM DENEYLERİNE ODAKLI ORTAKLAŞMA (diyalojik) yöntemleri kullanılmalıdır.

Ortaklaşmalar için, antik Yunan'dan ve Çin'den beri var olan ve kent yaşamlarını sağlamlaştırmış olan ATÖLYELER sistemi (açık çalışma, aktif katılım, işbirliği) kullanılabilir. Atölyelerin doğurduğu zanaatlar, zanaatkârların yaptıklarının ellerinden rastgele alınmasını önleyecek ADALET düşüncesini ve LONCA sistemini yaratmıştır. Loncalardaki "üyeleri tanıtma" ve "gün sonunda her farklı katkının ilan edilmesi" ritüelleri, işbirliği ve üretim kalitesinde yükselmeye katkılar sağlamıştır.

ATÖLYELER ve diyalojik ilişkiler aracılığı ile yaşamı güvenceye almaya yönelik altyapıların üzerinde geliştirilebilecek olan iyi niyet kökenli İŞBİRLİĞİ, saldırganlık ve öfke taşıyan mevcut REKABETİ YUMUŞATABİLİR.

-FİZİKSEL EMEĞİN BERABER İCRA EDİLMESİ, emekçilerin sosyal bağlarını ve diyalojik sosyal davranışı geliştirebilir ve Yahudilerin “Histpashtut fikri”, Fransisken manastırları, J.J.Rousseau, Tolstoy ve Kibbutz, bu fikrin savunucuları ve uygulamaları olmuştur. Bu tip bir beraberliğe, yani MODERN TOPLUMUN TAMİRİNE ACİLEN İHTİYAÇ VARDIR.

SOSYAL TAMİRDE, mimaride kullanılan restorasyon (geçmişin önceliği), iyileştirme (şimdinin gerektirdikleri) ve yeniden yapılandırma (deneysel-radikal) yöntemleri kullanılmalı (Berlin Neues Museum tamirin harika bir örneğidir), sosyal ilişkilerin kolaylaştırıcısı ve kaynaştırıcısı olan ritüellere bile yeniden hayat verilmelidir.

-İŞBİRLİĞİ, toplumsal yaşamın kalitesini artırır ve YEREL TOPLULUK iyi bir kaliteli yaşam arayışı için başlangıç noktası olarak alınmalıdır. Bu işbirliğine, başkalarını Montaigne’in DEDEKTİF BENZERİ DİNLEYİCİLİĞİ (asli niyeti anlamaya yönelik, ifade fetişizmine boğulmayan, hiddetten uzak, pasif itaate itmeyen, üstün bilgi ve otorite ile ezmeyen) ile dinleyerek başlayabiliriz.

Konunun her tarafını kavrayabilmek üzere çok yönlü bakmanın değiştirdiği odak noktaları, insanları sakinleştirir ve tepkilerinde daha objektif olmalarını sağlar. ALÇAKGÖNÜLLÜLÜK ve MEDENİLİK, diyalojik metodun ve başkalarıyla anlaşmanın vazgeçilmezidir. KENDİLİĞİMİZ, TATMİNSİZLİK, KİBİR ve SEFALETLE DOLU BİR YAPIDIR. VAHŞİ BASİTLEŞTİRİCİLERİN ÇAĞINDA bu halimizden kurtulmak için MERAK, DİYALOJİK yöntem ve EMPATİ yoluyla kurulacak SOSYAL BAĞLARA ihtiyacımız var ve bunu başarabileceğimize inanıyorum.
ataç ikon Beraber
kitaba 10 verdi, inceleme ekledi.
0 beğen · 0 yorum