up
ara

Sofie'nin Dünyası Kitap İncelemeleri

Öncelikle Sofie’nin dünyası, felsefe tarihi üzerine bir roman değil besbelli bir manipülasyon yazısıdır. Gaarder fikirlerini, başarılı bi şekilde üstünü kapatarak okura empoze ediyor. Cümleleri özellikle okurun karşı çıkmasını engelleyecek şekilde kurulu olan bu kitap, kesinlikle “felsefeye başlama kitabı” lakabını hak etmiyor.
İstatistiklerde de görüyoruz ki bu kitap özellikle genç kesimin dikkatini çekecek bir biçime sahip. 15 yaşındaki Sofie okurun kendisiyle bağdaştırması için yaratılan bir kukla, defalarca yalanlar söyleyerek yaptığını doğru göstermeye çalışan bir ana karakter. Kitabın ilk kısmında geçen ‘’…eninde sonunda herhangi bir zaman herhangi bir şey boşluktan ve hiçlikten çıkmış olmalı…’’ ifadesini hatırlarsınız, bu aşırı basit bir teist savunuşuna dönebilecek bir cümledir. Düşündüm ki tanrı varlığını buna bağlayacak basit bir din felsefesi düşüncesi. Ancak hemen 16. Sayfada bu fikri “o halde tanrının başlangıcı olmalı” ifadesiyle bir non-teist materyaline dönüştürüyor ve ben bir ateist olarak söylüyorum ki bu fikir gerçekten sadece birisi “evrenin başlangıcı olmalı o yüzden tanrı vardır” gibi bir cümle kurarsa ortaya atılabilecektir - yazar da bu basit fikri belirtmek için ilk başlarda ortam hazırlıyor. Elbette özellikle düşün kitaplarında yargınızı temellendirmek için ortam hazırlarsınız, eleştirdiğim kısım bu değil. Eleştirdiğim kısım bu kadar basit ve aslında savunma olması gereken bir fikir cümlesinin belirtilişi.
Eğer amacınız insanlara non-teizm empoze etmekse kesinlikle daha iyi tezlerle yapabilirsiniz bunu. Okuru bilgilendirmeyen ve bilimum herhangi bir tartışmayı kaybetmesine sebep olacak bir fikir empozesidir bu. Günümüz “entelektüel” gençlerinin bu kadar kültleştirdiği bir kitabın aslında aşırı basit fikirler üzerine kurulu oluşu rahatsız edici. Yazarın kendi fikrini empozesi konusunu şu yüzden eleştiriyorum; bu kitap felsefe tarihi üzerine bir roman adı altında satılıyor. Eğer kitap açıklaması farklı olsaydı şu ama kadar yazdığım her şey hemen hemen önemini yitirirdi.
Kitabın ikinci bölümüne geçelim. Koskoca kitapta elle tutulabilir bir felsefe tarihi üzerine olan tek kısım burasıydı. Bu kitabı okumama değmesinin tek sebebi de, 6 puanı vermemin nedeni de ikinci kısım. Bu noktadan sonrasını eleştirmeyeceğim, hem gerçekten felsefe tarihi üzerinden gittiği için hem de çeşitli felsefi dönemleri ele alışını eleştirebilecek donanıma sahip olmadığımı düşündüğüm için
ataç ikon Sofie'nin Dünyası
8.4 (588 oy)
1 yorum
Uğur Çam (@ugurcam967)
Bu kitap hakkında duyduğum en oturaklı eleştirilerden birisi olmuş. Ben daha önce bu açıdan hiç yaklaşmamıştım kitaba - ki oldukça sevdiğim bir kitaptır hâlâ. Lâkin, bu eleştriyi okuyunca zihnimde bir yolculuğa çıkma gereği duydum. Bana kitabı bu kadar sevdiren şey neydi diye? İlk çıkarım olarak benim kitabı okuma yaşım oldukça geç. Hakeza kitabı okumadan önce felsefeye iyice bir giriş yapmıştım zaten. Yani belli bir temelle kitaba yaklaşmıştım ve kitapta en keyif aldığım nokta da zaten yazarla yaptığım tartışmalardı. Ancak kitaba "felsefeye giriş" etiketiyle yaklaşınca eleştirilerinin haklılık payı olabileceğini kabul etmek gerekir. Neticede kitabı vakit bulduğumda yeniden okuyacağım, sanırım bu defa farklı bir anlayışla. O vakit kitaba karşı düşüncelerimi daha olgunlaştıracağım. Kitaba dair farklı bir pencere açan bu incelemen için teşekkürler. Emeğine sağlık.
24.07.19 beğen cevap
Öncelikle Sofie’nin dünyası, felsefe tarihi üzerine bir roman değil besbelli bir manipülasyon yazısıdır. Gaarder fikirlerini, başarılı bi şekilde üstünü kapatarak okura empoze ediyor. Cümleleri özellikle okurun karşı çıkmasını engelleyecek şekilde kurulu olan bu kitap, kesinlikle “felsefeye başlama kitabı” lakabını hak etmiyor.
İstatistiklerde de görüyoruz ki bu kitap özellikle genç kesimin dikkatini çekecek bir biçime sahip. 15 yaşındaki Sofie okurun kendisiyle bağdaştırması için yaratılan bir kukla, defalarca yalanlar söyleyerek yaptığını doğru göstermeye çalışan bir ana karakter. Kitabın ilk kısmında geçen ‘’…eninde sonunda herhangi bir zaman herhangi bir şey boşluktan ve hiçlikten çıkmış olmalı…’’ ifadesini hatırlarsınız, bu aşırı basit bir teist savunuşuna dönebilecek bir cümledir. Düşündüm ki tanrı varlığını buna bağlayacak basit bir din felsefesi düşüncesi. Ancak hemen 16. Sayfada bu fikri “o halde tanrının başlangıcı olmalı” ifadesiyle bir non-teist materyaline dönüştürüyor ve ben bir ateist olarak söylüyorum ki bu fikir gerçekten sadece birisi “evrenin başlangıcı olmalı o yüzden tanrı vardır” gibi bir cümle kurarsa ortaya atılabilecektir - yazar da bu basit fikri belirtmek için ilk başlarda ortam hazırlıyor. Elbette özellikle düşün kitaplarında yargınızı temellendirmek için ortam hazırlarsınız, eleştirdiğim kısım bu değil. Eleştirdiğim kısım bu kadar basit ve aslında savunma olması gereken bir fikir cümlesinin belirtilişi.
Eğer amacınız insanlara non-teizm empoze etmekse kesinlikle daha iyi tezlerle yapabilirsiniz bunu. Okuru bilgilendirmeyen ve bilimum herhangi bir tartışmayı kaybetmesine sebep olacak bir fikir empozesidir bu. Günümüz “entelektüel” gençlerinin bu kadar kültleştirdiği bir kitabın aslında aşırı basit fikirler üzerine kurulu oluşu rahatsız edici. Yazarın kendi fikrini empozesi konusunu şu yüzden eleştiriyorum; bu kitap felsefe tarihi üzerine bir roman adı altında satılıyor. Eğer kitap açıklaması farklı olsaydı şu ama kadar yazdığım her şey hemen hemen önemini yitirirdi.
Kitabın ikinci bölümüne geçelim. Koskoca kitapta elle tutulabilir bir felsefe tarihi üzerine olan tek kısım burasıydı. Bu kitabı okumama değmesinin tek sebebi de, 6 puanı vermemin nedeni de ikinci kısım. Bu noktadan sonrasını eleştirmeyeceğim, hem gerçekten felsefe tarihi üzerinden gittiği için hem de çeşitli felsefi dönemleri ele alışını eleştirebilecek donanıma sahip olmadığımı düşündüğüm için
ataç ikon Sofie'nin Dünyası
8.4 (588 oy)
0 yorum
Öncelikle Sofie’nin dünyası, felsefe tarihi üzerine bir roman değil besbelli bir manipülasyon yazısıdır. Gaarder fikirlerini, başarılı bi şekilde üstünü kapatarak okura empoze ediyor. Cümleleri özellikle okurun karşı çıkmasını engelleyecek şekilde kurulu olan bu kitap, kesinlikle “felsefeye başlama kitabı” lakabını hak etmiyor.
İstatistiklerde de görüyoruz ki bu kitap özellikle genç kesimin dikkatini çekecek bir biçime sahip. 15 yaşındaki Sofie okurun kendisiyle bağdaştırması için yaratılan bir kukla, defalarca yalanlar söyleyerek yaptığını doğru göstermeye çalışan bir ana karakter. Kitabın ilk kısmında geçen ‘’…eninde sonunda herhangi bir zaman herhangi bir şey boşluktan ve hiçlikten çıkmış olmalı…’’ ifadesini hatırlarsınız, bu aşırı basit bir teist savunuşuna dönebilecek bir cümledir. Düşündüm ki tanrı varlığını buna bağlayacak basit bir din felsefesi düşüncesi. Ancak hemen 16. Sayfada bu fikri “o halde tanrının başlangıcı olmalı” ifadesiyle bir non-teist materyaline dönüştürüyor ve ben bir ateist olarak söylüyorum ki bu fikir gerçekten sadece birisi “evrenin başlangıcı olmalı o yüzden tanrı vardır” gibi bir cümle kurarsa ortaya atılabilecektir - yazar da bu basit fikri belirtmek için ilk başlarda ortam hazırlıyor. Elbette özellikle düşün kitaplarında yargınızı temellendirmek için ortam hazırlarsınız, eleştirdiğim kısım bu değil. Eleştirdiğim kısım bu kadar basit ve aslında savunma olması gereken bir fikir cümlesinin belirtilişi.
Eğer amacınız insanlara non-teizm empoze etmekse kesinlikle daha iyi tezlerle yapabilirsiniz bunu. Okuru bilgilendirmeyen ve bilimum herhangi bir tartışmayı kaybetmesine sebep olacak bir fikir empozesidir bu. Günümüz “entelektüel” gençlerinin bu kadar kültleştirdiği bir kitabın aslında aşırı basit fikirler üzerine kurulu oluşu rahatsız edici. Yazarın kendi fikrini empozesi konusunu şu yüzden eleştiriyorum; bu kitap felsefe tarihi üzerine bir roman adı altında satılıyor. Eğer kitap açıklaması farklı olsaydı şu ama kadar yazdığım her şey hemen hemen önemini yitirirdi.
Kitabın ikinci bölümüne geçelim. Koskoca kitapta elle tutulabilir bir felsefe tarihi üzerine olan tek kısım burasıydı. Bu kitabı okumama değmesinin tek sebebi de, 6 puanı vermemin nedeni de ikinci kısım. Bu noktadan sonrasını eleştirmeyeceğim, hem gerçekten felsefe tarihi üzerinden gittiği için hem de çeşitli felsefi dönemleri ele alışını eleştirebilecek donanıma sahip olmadığımı düşündüğüm için
ataç ikon Sofie'nin Dünyası
8.4 (588 oy)
0 yorum
Ece Naz

Ece Naz

@serphina

Sizi sorgulamaya iten çok değerli bir felsefe/felsefe tarihi kitabı. Her yaştan insanın okuyabileceği, olabildiğince yalın tutulmuş bir dili var. Hem bilgi veriyor hem de sorduğu sorularla sizi düşünmeye itiyor.
ataç ikon Sofie'nin Dünyası
8.4 (588 oy)
0 yorum
beyazbaston

beyazbaston

@beyazbaston

“Hayatta en önemli şey nedir? Açlık çeken bir ülke birine bu soruyu sorarsak cevap “yemek” olacak. Donmakta olan birine aynı soruyu sorarsak cevap “sıcak” olacaktır. Kendini yalnız ve çaresiz hisseden birine soracak olursak cevap mutlaka “diğer insanlarla beraber olmak” olacaktır. Ama bütün bu ihtiyaçlar giderildikten sonra, bütün insanların ihtiyacı olan bir şey var mıdır hala ? Filozoflar buna evet diye cevap verirler. Onlara göre insan sadece ekmekle yaşayamazlar. Tabi ki bütün insanlar yemek yemelidir. Ayrıca sevilmeye ve ilgi görmeye ihtiyaçları vardır. Ama bütün insanların ihtiyacı olan bir şey daha vardır: Kim olduğumuzu ve neden yaşadığımızı bilmek.”
ataç ikon Sofie'nin Dünyası
8.4 (588 oy)
3 yorum
Red Red (@khaos)
Kitap, kim olduğumuzu ve neden yaşadığımızın cevabını vermeyi başarmış mı?
15.07.18 beğen cevap
Şeyma

Şeyma

@seymasgz

Kitabın bittiğine üzüldüm. Kendimden bir şeyler buldum demek yerine kendimden bir şeyler kattım sanki Sofie ve Alberto'nun hayatına. Yoğun dönemlerde değil de sanki zamanlarda okunabilecek felsefi bir kitap.
ataç ikon Sofie'nin Dünyası
8.4 (588 oy)
0 yorum
nlgnycydncr

nlgnycydncr

@dunyasnilzehes

Okuduğum her kitabin bende az yada çok bir şekilde hikayesi vardır.Sofie'nin Dünyası adlı kitabin hikayesi ise 20 yıl öncesine dayanır.Lisede iken Felsefe Hocam ki biz kendisine Aristoteles derdik,kitabi ilk onda görmüştüm.O zamanlar felsefe ve mantık dersi benim için çok keyifli derslerdendi.Sofie'nin Dünyası ışte o gunden bu güne okumak icin aklımda olan bir kitapti.Ancak bu zaman kismet oldu ve iyi ki önceki yıllarda okumamisim yarım bırakma ihtimalim olabilirdi diye düşünüyorum.En doğru zaman simdiymis ki keyifle okudum.
Bazen okurken kendimden korktum ya yarıda bırakırsam diye çünkü sırada bekleyen heyecanlı kitaplarim var,neyseki korktuğum basima gelmedi.??
✏✏✏Gelelim kitabımıza okurken asıl Sofie degil ben kendimi felsefe dersinde hissettim.Hilde ve Sofie kargaşasında ah iste roman okuyorum dedim.
✏✏✏Felsefe kitaplari okuduysaniz daha önce Sokrates,Platon,Aristoteles,Descartes,Marx, Berkeley,Kant ,Darwin,Freud sizlere yabancı gelmeyecektir.
✏✏✏Işin açığı hepsini okurken Aaaaaaaaa bu filozof doğru düşünmüş demekten kendimi alamadım.Birbirinin tezlerini çürüten filozoflarada hak verdim.Yani o zamanın düşünürlerinden günümüz düşünürlerine evrim çok yol katetmis.
✏✏✏Kitabın Hilde ile Sofie kısmına gelince yazarımız Jostein Gaarder i kurgusundan dolayı alkışlıyorum,bu kurgu da olmasaydı kitap daha az okunurdu kesinlikle.
ataç ikon Sofie'nin Dünyası
8.4 (588 oy)
2 yorum
BUKALEMUN (@karacurin)
,
06.11.17 beğen cevap
BUKALEMUN (@karacurin)
Yıldızlar arası bilim kurgu filmi gibi boyutsal bir geçişlerde bulundum kitabı okurken.
07.11.17 beğen 1 cevap
Müzeyem Adem

Müzeyem Adem

@conquerorssultan

Severek okuduğum, bana çok şey katan bir kitap oldu.
Felsefe denince insan ağır, beyin yakıcı şeyler okumayı bekliyor haliyle. Ama bu kitap ezberimi bozdu diyebilirim. Olabildiğince sade bir dille yazılmış ve okuduklarınız bir şekilde aklınızda yer ediniyor. Felsefenin tarihi anlatılmış, insanoğlunun kesin cevabını hala bulamadığı sorulara değinilmiş.
Okurunu düşünmeye ve sorgulamaya iten bir kitap. Roman olmasının yanı sıra ders kitabı niteliğinde. Felsefeye ilginiz olsun ya da olmasın bence okumaya değer hatta okunması gereken bir kitap. :)
ataç ikon Sofie'nin Dünyası
8.4 (588 oy)
0 yorum
aLoNe

aLoNe

@alone

Okumaya yeni başladım bu iki kitap duygu ve düşünceleri pekiştiren en iyi iki eserdir.
Tarihin eski dönemlerine iz süren felsefe günümüzdeki yeri herkes aynı söz hakkına sahiptir cümlesiyle farkını korumaktadır. Eski dönemlerde bildiğiniz üzere akla gelen her fikir paylaşılmıyordu ya da insanların kendilerini savunmak gibi bir lüksü yoktu. Kendini savunmaya çalışan her vatandaş acı bir şekilde idam ediliyordu. Şimdiki dönemde fikrimizi belirtmek bir o kadar kolay ama hiç bir etki altında olmadan duru ve sade düşüncelerimizle. İstiklal mahkemelerinden sonra yerini adalet adlı hüküme bırakan idamın en dayanılabilir tarafıydı felsefe.

Eski dönemle şimdiki dönem arasındaki en önemli ayraç insanlar ve ruhsal baskıdır. Eski dönemde insanlar sözlerinin sonunun ölüm olacağını bilselerde felsefi düşüncesini dile getirmekten çekinmiyordu; şimdi ne oluyor peki? Kendi düşüncelerimizin felsefi olarak ifade edilmesinin sonunda özgürlük olsa bile buna yeltenmiyoruz. Ruhsal baskı bence daha çok korkuya maruz kalındığında kendini belli eden üzücü bir durum oluyor.

Ne düşünüyorsunuz bu konu hakkında? Sizce de tarihdeki olaylar ve insanlar daha özgüvenli değiller miydi? Eskiden olan özgüven kötü amellere kullanılıyordu belki ama elbette ele alınabilen doğru tarafları da vardır. İki duvar hayal edin biri önünüzde, biri arkanızda; birinde bir anlık ucu ölüm olan konuşma, diğeri ömür boyu haksız yere susup yaşamayı renklendiriyor. Hangisini seçerdiniz?

Bu, bir ay önce aklıma yazıp ele geçirme fırsatı kolladığım kitabı hangi yoldan anlatsam da beni anlayıp kendilerini sorgulasalar dediğim eser yerini en iyi tarihe adalet felsefesine yazdırmıştır. Benim bu saatten sonra incelemeden anladığım şey okuduklarımın özetini fikirsiz ve felsefesiz dile getirmek yerine sadece çarpıcı sahnesinden girip fikir ve duygularıma yön vermektir. Şimdi dersiniz bazılarınız; bir kitap okuyarak nasıl bu kadar değişip, yazabiliyor, diye ama ben okuduğum kitaplarda psikolojimi inceleyip, kendimi özete değil incelemeye; yani kendime verdim. İnsan kendini değiştiremez ama düşünce, fikir ve karalarını değiştirebilir bu da eşittir olgunluk demektir.

Kitaba yeni başladım, okuduktan sonra ve okumadan önce yazdığın incelemede dağlar kadar fark oluyor; bunun en iyi ve yaralı nedeni yaralı olanı değil uygun olanı belirlemek ve yolun sonunu görene kadar adım atmaktır. Başta bir ay önce Konya Karatay Ünüversitesi' nde rol alan felsefe adlı sunuma adımı yazdırmamla başladı. Bu yılın sonunda elde ettiğim başarı belgelerimle kendimi en uygun hedefe oldaklamak olacak. Dört yılımı her ayrı başarı ile zirveye taşıdım. Yolun sonuna yaklaştım ve daha güzeli girebileceğim en iyi ortam başarı ortamı değil, kendini ifade edip kademe kademe yükselen bir ortamda olmam olacak. Bu yaptığım felsefe ve insan adlı sunumdan sonra kendimi alıştırabildiğim en iyi durum oldu, keşfedebildiğim felsefe kitaplarını okumaya başladıktan sonra görmezden gelip farkedemeyen beni ve görmeden atladığım fikirlerimi yazmaya başladığım kitabımda belirttim.

Michel de Montaigne, Denemeler kitabından sonra Sofie' nin Dünyası beni tamamen hedefe odakladı. Ailevi ve psikoloji üzerinde yazmaya başladığım ilk kitabımda şimdiki konum felsefe olarak değiştirdim. Son 430 yılın en iyi deneme ve deneyimlerini veren bu iki kitap benim kendimi keşfetmeme yettiyse size neden yetmesin? Önce Montaigne' ni tercih ettim, düşünceleri ve fikirleri okudum daha sonra Sofie' yi tercih ettim bu da konum başlığından sonra kısa bir ders hikayesiydi benim için. İnsan en iyi kendi kendine örnek olur ve yaptıklarıyla alabildiği en iyi tecrübeye sahipti. Üzerinde durmak istedim çünkü biriyle fikirlerinizi köpürtüp diğeriyle duygularınızı durulayacaksınız.

Umarım kelimelerim sizi sıkamamıştır ve biliyorum benden daha olgun da düşünebilirsiniz. Kendimde edindiğim bu örnekler kendini keşfedemeyen insanlar için yaralı olabilir belki. İyi okumalar diliyorum.
ataç ikon Sofie'nin Dünyası
8.4 (588 oy)
0 yorum
masum kuş

masum kuş

@masumkus

Felsefe merakı taşıyanlar için mükemmel kurgulanmış bir eser.
ataç ikon Sofie'nin Dünyası
8.4 (588 oy)
0 yorum
Duygu Hatinoğlu

Duygu Hatinoğlu

@duyguhatinoglu

Felsefe tarihini anlamak bakimin da oldukca guzel bir kitap. Dusuncelerle kafaniz yoruldugunda roman kismina geciyor boylece hem surukleyiciligi artmis oluyor hem de dinlenmis oluyorsunuz. Tabi butun tarihi tek bir kitapta anlatmak imkansiz bu yuzden kisa anlatimlar anlayisla karsilanmali.
Ama butun dogu felsefesini aristotelesten etkilenmistir seklinde tek cumleyle gecistirmek darwin ve freud filozof olmamasina ragmen sayfalarca yazip nietzcheyi (umarim dogru yazmisimdir:)) bir paragrafa sigdirmak insani irrite etmiyor degil.
Sonucta bence okunasi bi kitap en azindan avrupa felsefesi hakkinda genel bir fikir veriyor.
ataç ikon Sofie'nin Dünyası
8.4 (588 oy)
0 yorum
Pepuk ???

Pepuk ???

@philosophia

Sofie'nin her sabah posta kutusunda bulduğu gizli mektuplarla,ünlü filozofların düşüncelerini dile getiren Josteın harika bir uyum içinde kitabı yazmış. Felsefe' yi merak edenlerin okuması gereken bir kitap. Sofie'nin yerinde olsak ve o mektuplar bize gelse acaba ne yapardık diye düşünmeden edemiyor insan. Ben olsam nasıl bir çözüm yolu arardım diye düşünmeden edemedim.Bu kitap insana çok şey katıyor. Okumadan geçmeyin derim bir felsefeci olarak... :)
ataç ikon Sofie'nin Dünyası
8.4 (588 oy)
0 yorum
RT.D.

RT.D.

@312

Kitap felsefenin tarihini basitçe ve biraz da hafif olarak öğrenmek isteyenler için yazılmış. Fakat öncelikle sorduğum soru şu oldu: Antik Yunan ve Roma temelli ve sonrasında Avrupa'ya yayılan bir felsefi anlayış ne kadar doğru olabilir ki?
Şunu kabul etmeli batı felsefeyi Antik Yunan'da başlatır, Roma'da devam ettirir, Avrupa'da kapanışı yapar. Bunun haricindekileri ise Felsefe dışı kabul eder öyleyse Doğu Felsefesi mitolojik, mistik, temeli olmayan bir ideoloji batı dünyası için... Ne kadar gerçekçi bir düşünce: Japon, Hint, Çin, İran ve İslam felsefeleri nasıl yok sayılabilir?

Çeviri eserlerde dil biraz daha geri planda kalıyor benim için çünkü çeviren kendi birikimine göre yeni bir dil oluşturuyor, bu bağlamda yazarın dilinin sadeliğinden bahsetmek biraz anlamsız oluyor. Sabir Yücesoy'un çevirisi ise işleyiş açısından yeterli ve anlaşılır idi.

Yazarın kitapta birkaç yerde tekrarladığı Goethe'nin "Üç bin yılın hesabını göremeyen karanlıkta yolunu bulamaz günü gününe yaşar ancak." sözünü ne kadar idrak edip romanına uyguladığı tartışılır.

Nitelikli bir felsefe tarihi anlatımını bulamadım fakat batı felsefesi tarihi için rehber bir kaynak olarak gösterilebilir.
ataç ikon Sofie'nin Dünyası
8.4 (588 oy)
0 yorum
bdnc

bdnc

@bdnc

evet felsefeye bu zamana kadar hiç ilgim olmadı. 24 yaşındayım ve bir öğretmen olarak artık böyle kitapları okumam gerektiğini düşündüm. 5te 1ini okudum ve şimdilik güzel gidiyor. felsefeyi baştan almış genişleterek devam ediyor. her gece uyumadan önce bir doz alıyorum :) okudukça güzel hissediyorsunuz.
ataç ikon Sofie'nin Dünyası
8.4 (588 oy)
0 yorum
Gamze Züleyha Üredi

Gamze Züleyha Üredi

@gzuleyhauredi

Öncelikle, kitabın amacı doğrultusunda daha küçük yaşlarda okunması gerektiği fikrine katılmıyorum. Örneğin Sofie'nin Dünyası'nı ilk kez okuduğumda Sofie ile aynı yaşta (14-15) idim, felsefeye olan basit çaplı ilgimi bilinçli bir hale sokmaya yaramıştı falan ama o gün ve bugün arasında bir kıyas yaptığımda yeterli oranda verim alamamış olduğumu görüyorum. Bu durumda Sofie'nin Dünyası, bir başvuru kitabı niteliğinde, ilk ergenlik yıllarının haricinde, daha verimli bir şekilde tekrar ya da ilk kez okunmalı bence. Mesela ben yirmi gün kadar elimde dolaştırıp yavaş yavaş okudum kitabı; üzerine konuştum, araştırma yaptım, küçük notlar aldım vs.

Kitabın dili ile ilgili küçük bir eleştiri yapmak istiyorum: Yazar daha küçük yaşlardaki bir kitleye hitap ettiğinden midir yoksa amatör olduğundan mıdır, bilinmez, olay örgüsünü ve o esnadaki diyalogları aktarırken komiklik derecesinde saçmalamış gibi geldi bana. Anlamsızca basit gibiydi. Fakat "felsefe konuşmaları" diyebileceğimiz kısımlar yeterince oturmuştu gediğine, anlaşılabilirliği arttırabilmek adına Alberto'nun ağzından verilen örnekler çok önemliydi benim için.

Tüm bunların dışında yazar, Farabi, Gazali gibi İslam odaklı felsefeye neredeyse hiç yer vermeyerek bir başka sıkıcı duruma imza atmıştı. Ama şaşırmadım ya da bunu kızgınca eleştirmedim. Zira Sofie aracılığıyla bile, Batı'nın manevi açıdan eksikliğini ve kibrini yeterince vermişti davranışlar ve konuşmalar eşliğinde. Buna yer vermeyeceği açıkça belliydi. Bu da bir açıdan iyi bir itici güçle baş başa bırakabiliyor sizi; Hegel'in dediği gibi: "Tez ne kadar güçlüyse, antitez de bir o kadar güçlü olur." Bu durumda sentezin kalitesinin ne boyutta olabileceğini sezinleyebiliyor musunuz?

Üzerinde uğraşacaksanız okuyun, son derece akıcı bir kitap zaten. Tavsiye edilebilirliği yazının tamamından ne çıkarabildiğinizle ilişkilendiriyorum; kısaca, herkes okumamalı.
ataç ikon Sofie'nin Dünyası
8.4 (588 oy)
0 yorum
/ 7