up
ara

Sofie'nin Dünyası Kitap İncelemeleri

erhan

erhan

@munzevi

Şişirilmiş bir kitap. Her bir konu başlığı altında "evet bu fikir/düşünce/akım doğru" diye düşünmemek elde değil. Zira yazar, verdiği vikipedi bilgileri ile bunu yapmayı arzuluyor. Sofie kardeşimiz de görevini başarıyla yerine getirip bazı istisnaları saymazsak "aaa ne ilginç, cidden doğru" şeklinde bir tavır alıyor. Gerçi suç onlarda değil. Felsefenin kendisi böyle. Hedef, hakikati bulmaktan sapıp, bir önceki "doğruda" yanlışı bulmaya yönelince iş çığırından çıkıyor. Sonra da ortaya, her devirde değişen ve her birinin bir diğerini vurduğu "doğrular kümesi" çıkıyor.

Sokrates? Ooo çok haklı ama...
Aristotales? İlklerin adamı ama...
Spinoza? Çok çılgın ama...
Kant ? Hegel ? Platon ? Sartre ? Barok ? Rönesans? Aydınlanma ?

İyi bir roman olmak için zayıf bir konuya ve karakter analizine sahip. Bunların yerine bol bol bilgi var ki bunların büyük çoğunluğunu, başta da dediğim gibi, kolayca bulunabilecek bilgiler oluşturuyor. Yine de bu bilgilerin hepsini iki kapak arasında tutmak güzel bir vasıf. Ek olarak, iyi bir felsefe kitabı olmak için fazla ayrımcı. Avrupa'ya hapsolup kalmış bir "düşünce dünyasından" söz edilemez. Denilecek ki, her şey yazılsa ciltlerce kitap olması gerekirdi. Doğru, ama eksik arkadaşım. Hemen herkesin ismini bildiği uzakdoğunun felsefe babaları yok mesela. Ya İslam toplumu/düşüncesi? İste burada cidden hassaslaşıyorum. Kelam ilmi kestirip atılacak bir dal mı? Eşariler, Maturidiler, Abdullah b. Küllablar, Fahreddin Raziler, Kadı Beyzaviler nerede? Ya koskoca yunan felsefesini yerle bir eden İmamı Gazali? Belki yazarın bunlardan haberi yoktur, olabilir. Lakin ben bu kitap için "felsefe tarihi üzerine bir roman" diyenlere; kitap kapağına "düşünce dünyası hakkında bir ders kitabı" damgasını yapıştıranlara YAVAŞ OLUN demek istiyorum. Lütfen size sunulanın (okuduklarınızın) tek doğru olduğunu düşünmeyin, diye ekliyor; emin olun bunu yazar da, Alberto'da, Sofie'de istemezdi, diye söz söylemekten de kendimi alamıyorum. Evet, belki de son söylediklerim kitaptan çok, kitabı seven okuyuculara yönelik bir eleştiri oldu.

Velhasıl, kendini bilmeyen başkalarını anlamaya çalışırsa kendini(ben-ini) kaptırır. Kendini bilmekse tarihini bilmekle (kitabın bunca tutulmasının sebebi de okuyucuların kendi -düşünce- tarihlerini bilmemesidir kanımca) olur; ve şüpheniz olmasın ki, bizim düşünce tarihimiz şu kitapta bulduklarınızdan katbekat etkileyici.
ataç ikon Sofie'nin Dünyası
kitaba 5 verdi
2 yorum
zeyrek (@zeyrek)
Kitap dikkat ederseniz 15 yaşındaki bir kıza felsefe öğretmeyi amaçlıyor. Bu nedenle birçok eseri okuduktan sonra bu kitabın size yavan gelmesi normaldir. Kitapta güzel olan her olayın somutlaştırılmaya çalışılmasıydı. Oysa birçok felsefi eserin soyutluğu o yaşlarda okunmaları için fazla ağır kaçıyor.
İslam Dünyası ve uzak doğuyu eksik bırakması romanın büyük bir eksiği olarak görülebilir. Ama kitabı elinize aldığınızda batının dışlayıcı tavrını kabullenmiş olmanız gerekir zaten. Ayrıca 15 yaşındayken okuduğum bu kitap bana farklı düşünce dünyalarının kapılarını açtı. O yaşlarda zihnimi çok bulandırdığını da itiraf etmeliyim lakin bilmediğim çok fazla şey olduğunu görmüştüm bu kitaptan sonra ve çok değil birkaç yıl sonra elimde İmam Gazali'nin bir eseri vardı. Şüphesiz bu kitabın açtığı kapı sayesinde bu yolu yürümeye ve farklı görüşlerden filozoflar okumaya başladım.
13.03.16 beğen 1 cevap
erhan (@munzevi)
Hak veriyorum size, ki bazı noktalarda(bilinmeyenleri öğrenmek, gözardı edilen uzakdoğu ve İslam) üç aşağı beş yukarı ben de aynı şeyleri söyledim.

Benim eleştirdiğim nokta yavanlık değil , "al bu doğru" mantığı. Düşünmeye sevk etmekten çok "şu bilgileri ezberle" hali. Ayrıca emin olun, kitabı okuyan herkes sizin yaptığınız gibi farklı kapılara yönelmez, yönelmiyor.

Her şey bir yana, eleştiriniz için teşekkür ederim :)
13.03.16 beğen cevap