up
ara

Sinekli Bakkal

Sinekli Bakkal Konusu ve Özeti

Sinekli Bakkal
Türk'ün Ateşle İmtihanı kitabının da yazarı Halide Edib Adıvar tarafından kaleme alınan Sinekli Bakkal kitabı Roman (Yerli), Edebiyat türünde okuyucusu ile buluşuyor. Can Yayınları yayınevinden 2013 yılında 9789750707766 isbn kodu ile kitapçılarda satışa sunulan Sinekli Bakkal isimli kitap 476 sayfadan oluşuyor. Kitap 11 Yıldızlı Kitaplar listesinde de yeralmaktadır. Sinekli Bakkal kitabını okuduysanız mutlaka oyunuzu, kitap incelemelerinizi ve alıntılarınızı bekliyoruz. Neokur kullanıcıları fikirlerinizi merak ediyor!
Yayınevi: Can Yayınları
ISBN: 9789750707766
Sayfa: 476 sayfa Basım Tarihi: 2013
Can Yayınları, büyük yazar, düşünür ve tarihsel kişiliği ile Türk kadınına önderlik etmiş eylem kadını Halide Edib Adıvar'ın bütün yapıtlarını yeniden, özenli bir biçimde yayınlamaya başlıyor. Adıvar'ın bugüne kadar defalarca basılmış, milyonlarca okur tarafından okunmuş ve güncelliğini hiç yitirmemiş romanı Sinekli Bakkal, Türk romanı içerisinde özel bir yere sahip.

"Roman" dendiğinde aklımıza helen ilk kitaplardan biri olan bu yapıtı Selim İleri'nin yazdığı sonsöz eşliğinde sunuyoruz.Defalarca basılmış, kuşaklardan kuşaklara ulaşabilmiş Sinekli Bakkal, II. Abdülhamid dönemini bir geçmiş zaman dekoru önünde yansıtarak, eskiden yeniye devralınması gereken kültür, sanat ve töre değerleri üzerinde durur. Bir anlamda, yazar ve eseri, tarihi süreklilik arayışı içerisindedirler.
Suleyman Kalman

Suleyman Kalman

@bukitaplarinhepsiniokudunmu

Halide Edip Zamanı
Sinekli Bakkal, Halide Edip’in kafasındaki Doğu-Batı sorununun mutlu sonla bitmiş hali belki de. Rabia ve Peregrini imgeleriyle Doğu ve Batı bir senteze erişiyor ama bu sentezde Batı’nın kendi özgün yapısından, kendi değerlerinden sıyrılması, önce kendini inkâr, sonra da Doğu'ya iltihakı münasip görülüyor. Peregrini papaz iken evvela ateist, ardından da bugünkü tabirle ılımlı müslüman olup Osman adını alır.

Rabia, Kız Tevfik’le, mahalle imamının kızının ürünü. Yani zor ve imkânsız bir aşkın. Neticede, eskiyi, “hodbin” bir Müslümanlığı temsil eden imamla, halkı, hoşgörülü ve biraz da seküler bir İslam’ı temsil eden Tevfik’in arasında, Rabia, Tevfik’i seçiyor.

Sürekli ahiret ve yasak korkusuna karşı, hoşgörü, insan sevgisi gibi kavramları, Mevlevi tarikatı şeyhi Vehbi Dede’de resmederek yazar da onlardan yana tavır alıyor.
Ilımlı veya radikal dinsel yaklaşıma karşı, Genç Türkler’in ya da Batılaşma yanlılarının görüşleri ise kitapta şöyle veriliyor:

“Bence İmam, bizim memleketimiz için Dede’den daha az zararlıdır. Dervişin felsefesindeki uyuşturucu, uyutucu zehir İmam’ın cennet, cehennem masallarından daha çok tehlikeli. İmam sadece batıl itikatların doğurduğu bir sürü masalı tekrar ediyor. Dede iyilik, kötülük arasındaki farkı kaldırıyor. İyiyi fenayı tablolarında boya diye kullanan sanatkâr bir Allah mefhumu çıkarıyor. Bunun mantıki neticesi ne oluyor, bilir misiniz? Bu itikat, insanları zulme ve zalimlere karşı müsamahakâr, lakayt yapar. Mesela bizim Kızıl Sultan’ın hareketlerinin hepsini Allah isteyerek yaptırıyor diye ahaliye bir itikat gelse… Bu istibdat rejimini devirmek için arkamızda kaç adam buluruz? Bence en evvel bu memleketten tekkeleri kaldırmalı."

(Batı yanlısı, modernleşmeden yana bu tavrın Cumhuriyet’in kuruluşundaki felsefede de yer aldığını, hem mistik, hem de radikal dinsel yaklaşımın reddedildiğini, Mevleviliğin ise bir istisna olarak bu kapsamın dışında tutulduğunu görürüz. Ancak sonradan bu konuya dair İslam’ın Anadolu yorumundan uzaklaşıldı ve elimizde daha radikal, daha Arap tarzı bir yorum kaldı şeklinde çok eleştiri olmuştur.)

Rabia, kendisini sevgisiz yetiştiren annesine ve mevlithanlıktan kazandığı paraya el koyan dedesine (İmam) karşı Karagözcü Tevfik’in yanında yer alarak, hayattaki seçimlerinin kendine has ve farklı olacağının işaretlerini de veriyor.

Arka fonda “istibdat” yılları, sürgünler, Genç Türkler’in hürriyet mücadelesi… Bu mücadeleye bir şekilde bulaşan Kız Tevfik’in önce Gelibolu’ya, sonra Şam ve Taif’e sürgünü… Abdülhamit’ in zaptiye nazırının Jön Türk oğluyla ters düşmesi ve onu sürgüne göndermek zorunda kalması , mevlitler, İstanbul eğlenceleri, Batılılaşma çabaları, piyano dersleri, İstanbul’un hem üst hem de alt tabakasının sosyal hayatları… Halk ve saray çevresinin ilişkileri, yakınlıkları, farklılıkları ama sonuçta hep içiçe olmaları…

Yazarın hem Doğu yanlısı (ki aslında resmi tarihin Amerikan mandası istediği için Atatürk’le ters düştü ve sürüldü dediği Halide Edip’in ne denli Doğu taraftarı olduğu, Rus-Japon Harbinde, muzaffer Japon amirali Togo’nun ismini oğluna vermesinde ya da İngilizler’e karşı bağımsızlık mücadelesi veren Gandi tarafından Hindistan’a davet edilmesinde saklıdır) , hem de çağdaşlıktan yana tavrı, müzik bilgisi, engin kültürü kendini gösterir tüm satırlarda.

Doğu-Batı çelişkisi müzik üzerinden şöyle tanımlanır: “Şark, tek melodiler medeniyeti… Garp, orkestra ve senfoni medeniyeti…”

Ve Rabia’nın eş seçiminin de tıpkı ebeveyn seçimi gibi paradoks olması. Yakışıklı, istikbal vadeden ama hırslı Bilal yerine, kendinden bir hayli büyük, pek de parlak olmayan, bir yabancıyı seçmesi… Yine Rabia’nin büyük farklılıklarından bir başkası da, akrabalarını genetik zorunluluklar dışında yazgının belirledikleri arasından seçmesi. Yani, İmam dedesi ya da ceberut annesini yadsıyarak, Cüce Rakım’ı, Çingene Pembe’yi tercih etmesi. Bu da çok çizgi-dışı, çok muhalif bir tavır… Hayatın itip kaktığı bu insanların hiçbir akrabalık bağı olmadan, yazgısal bir rastlantı ile bir araya gelip, aile olmaları.

Roman, sinemaya uyarlanmış halinden farklı olarak, izleği sadece nedamete erip, kurtuluşu İslam’da bulan Batılı portresi ile sınırlı tutmaz. Aynı zamanda, evlilik sonrası iki kültür arasında oluşan sorunları, Doğu’nun mistik ve kaderci tavrıyla, Batı’nın maddi dünyanın nimetlerine ve güzelliklerine aç ve açık tavrını da çarpıştırır.

Sonuç olarak, kitap Rabia’ nın zor da olsa, ki bir an okur onun öleceğini bile düşünür, doğum yapması, Tevfik’in sürgünden dönmesi, Meşrutiyet’in ilanı, 1908 devriminin coşkulu ve sevinçli havası ile mutlu bir şekilde sonlanır. Ancak, büyük umutlarla karşılanan bu özgürlük ortamının bir çok sorunu da bünyesinde taşıdığı belirtilir. İstibdat’ın işkencecilerinin bile (Gözpatlatan Muzaffer gibi) -sözde- Meşrutiyet’in yanında yer aldıkları ve yeni dönemin bu düş kırıklığı üzerine kurulduğu ikircikli bir parantezle vurgulanır.

Halide Edip, gerçek bir edip…
Sultanahmet mitinginin güçlü hatibi…
Çok sevdiği kocasının şeriatın sağladığı lütuflar çerçevesinde ikinci bir eş almasına karşı çıkan bir feminist…
Batı kültürüyle yetişmesine karşın İstiklal Harbi’ne katılacak kadar vatansever ve devrimci…
Atatürk’le ters düşecek kadar demokrat…
Batı’yı çok iyi bilmesine karşın Doğu’nun makus talihini yendiğini düşündüğü bir yabancı komutanın adını oğluna verecek kadar Doğu sevdalısı…
Kendisinin Türkçü olduğunu iddia edenlere, "bizim damarlarımızda her çeşit kan var" diyecek kadar dürüst...
Müzmin muhalif, müzmin dokuz köyden kovulan...

Evet, şimdi tam da Halide Edip zamanı. Tüm yönlendirmelere, hakkında verilmiş doğru, yanlış tüm hükümlere karşı Cumhuriyet'i ve Anadolu Devrimini daha iyi tanımak için...
ataç ikon Sinekli Bakkal
kitaba puan vermedi
4 beğen · 0 yorum
1234

1234

@ercandurak

Siyasal, toplumsal, dinsel sorunları işleyen bir roman diyebiliriz. Fakir kenar mahalleler, zengin konaklar ve saray çevresi romanda yer alır. Kitap iki kısımdan oluşmaktadır. Birinci kısımda devrimciler ile ilgili olayların gelişmesi ve devrimcilerin sürgüne gönderilmesi, ikinci kısımda ise Rabia ile Peregrini’nin ilişkisi ve evliliği yer almaktadır.

Ahmet Hamdi Tanpınar: “Kitabın asıl güzel ve büyük tarafı, yerli olması, bize ait şeylerle dolu olması ve cemiyet hayatımızın çok mühim dönüm yerinde, ondan kesilmiş bir nokta gibi canlı, belirgin ve türlü içten gelmeyenlerden uzak bir aynası olmasıdır” diyor.

Sinekli Bakkal Mahallesi gelenekleri ve insancıl değerleri sürdüren halk sınıfını, Zaptiye Nazırı Paşa’nın oğlu ve arkadaşları devrimci aydınları, saray çevresi ise yozlaşmış yönetici sınıfını temsil ediyor.
Yazar, devrimci görüşleri dile getirirken; “Devletimizin sıhhatini muvazenesini bozacak her kuvvetin kafasını ezeceğiz” düşüncesini Saray nasıl halkı eziyorsa, yerine gelmek isteyenler de aynı şeyi yapacaklar tezi ile devrimcilere sıcak bakmamakta, ayrıca devrimcileri Avrupa’ya hayran, doğu uygarlığını toptan reddeden kişiler olmaları ve ilerici her harekete dinin engel olduğunu inandıklarını göstererek onaylamamaktadır.

Yazar şiddete karşı görüşlerini, Hilmi karakteri aracılığıyla şöyle aktarmaktadır: “İçinde her zamandan ziyade şiddete, cebre, zulme, ıstırap veren her şeye karşı bir isyan, bir öfke duyuyordu. Şimdi bile bu çirkin şeyler – bir zulüm abidesi yıkmak için dahi kullanılsa- gene zararlı, gene nefret edilecek şeylerdi. Dünya ona çirkin bir boğuşma meydanı gibi geldi. Padişaha, hükümete isyan edenler, ihtilal yapmak isteyenler, hepsi aynı çirkin hamurdan yoğrulmuş insanlar ve teşekküllerdi, yalnız fert masum, yalnız fert zavallı ve bazen de iyi idi…”

Romanda yine belli kesimin alafranga hayranlığına da değinilmektedir. Avrupa’dan gelen her fikir yüzde yüz doğrudur anlayışıyla Fransız mürebbiyelerin elinde yetiştirilen, Türkçe okutmaya bile gerek duyulmayan kızlar, babaları gibi her şeye dudak bükerler.

Berna Moran “ Sinekli Bakkal iyi başlayan ama bir şeyler kanıtlamak kaygısının romancılık kaygısına üstün geldiği yerde başarısını yitiren romanlarımızdandır” demiştir.

Özetle romanın birinci kısmı ikinci kısmına göre çok daha iyiydi, birinci kısımda yaşananlar daha akıcı bir şekilde kitabın okunmasını sağlıyordu. Yazar o günün yaşananlarını okura aktarırken, ezilen halkı göstermiş, Saray tarafından yapışan yanlışları, devrimciler tarafından yapılan yanlışları özellikle şiddet içeren durumları, meşrutiyetten sonra makam ve mevki sahibi olan ahlaksız ye yeteneksiz kişilikleri gözler önüne sermiştir. İki tarafa karşı çıkarken çözümün adresini göstermemiş lakin tasavvuf yolu ile bireysel huzurun her şeyi çözebileceğini ifade etmiştir. (Bence)
ataç ikon Sinekli Bakkal
kitaba puan vermedi
3 beğen · 0 yorum
Gülşah Sönmez

Gülşah Sönmez

@gulsahsonmez

Sinekli Bakkal
Farklı dinler...Farklı ülkelerdeki inanış biçimleri...Doğu’daki insanın yaşayışıyla Batı’daki insanın yaşayışındaki zıtlıklar...İnancın kuralları her dinde farklı olduğu gibi, her insanın algılayış şekline göre değişen bu kuralların insan yaşantılarına yansıması da doğal olarak farklılık göstermektedir. Sinekli Bakkal romanı, işte bu farklılıkları konu alan bir romandır.

“Dindar” kavramının aynı dinde bile, insanların din konusundaki farkındalıklarına göre farklı anlam ifade ettiğini, bunun asıl nedeninin de din kelimesinin insanların zihnindeki karşılığının farklı olmasından kaynaklandığını bu kitabı okurken örnekleriyle görmek farklı dünyalara götürdü beni. Bir yanda farklı bir dine mensup olan bir insanın okunan Mevlid’i dinlediğinde kendini iyi hissetmesi ve bu hislerin ardından yapmış olduğu sorgulamalara çok başarılı bir şekilde değinilmiş.

Bir yanda aile büyüklerinin yanında büyümüş ve büyürken farklı yaşayış şekilleriyle karşılaşmamanın bilinmeyenleriyle yaşamına devam eden bir insan...Diğer bir yanda ailesinin inanışlarıyla, doğup büyüdüğü ortamın kültürünün etkisinde kalan ve sorgulama imkanı bulamamış bir başka insan...Birbirinden çok farklı olan bu iki insanın yüreğindeki duygular onları birleştiriyor.

Gerek duygular ve insanlar, gerekse mekanların betimlemelerinin çok güzel yapıldığı ve kültür farklılıklarının ele alındığı bu romanı tavsiye ederim. Keyifli okumalar dilerim.
ataç ikon Sinekli Bakkal
kitaba 8 verdi
6 beğen · 0 yorum
kemalist betty

kemalist betty

@kemalistbetty

Tam bir yıl olmuş halide edib okumayalı. Bayağı özlemişim... Kitabın ilk sayfalarında imam olan dedesi ve annesi rabia'nın diğer çocuklar gibi sokakta oynamasına izin vermezler. Onu dedesi cehennemle korkutur. Dini eğitim verir. Rabia kendisine bez bebek yapar. Dedesi ve annesi bebeği yakarlar rabia kahrolur.
Rabia çok iyi hafız olur ve dedesine iyi para kazandırır. Paşa'nın evinde vehbi efendiden aldığı müsiki dersi rabia'nın hayatını değiştirecektir. Babasının döndüğünü paşanın hanımından duyan rabia babasına dört elle sarılır. İmam Dedenin tek şartı vardır; rabia kazandığı parayı dedesine verecektir.
Dönemin padişahı 2. Abdülhamid'in baskı ortamı.. muhalif seslere tahammülsüzlüğü.. bu baskı ortamından ve tahammülsüzlükten paşa'nın jöntürklerden oğlu hilmi ve ona yardım eden tevfik de nasibini alacak ve sürülecektir.

Rabia zor günler geçirir. Bu günlerde rakım amcası,pembe teyzesi ve pregrini efendi yanındadır. Pregrini ile rabia arasında aşk başlar. Pregrini müslüman olur ve rabia ile evlenir.
İkisinin arasında kültür çatışması başlar.
Romanda rabia'ya kızamadım. Taasup ve gerici bir ortamda yetişmiş ve çocukluğunu bile yaşayamamış bir genç kız... Halide edib romanda yer yer gericiliği ve taasubu yerden yere vuruyor.
İmam'a dikkat edin... günümüz iktidar yanlısı gerici hocalardan farklı olmadığını göreceksiniz. Yobaz her dönem var. Ama şimdi ki yobazlar iğrenç... iktidarı yalıyorlar...
ataç ikon Sinekli Bakkal
kitaba 10 verdi
7 beğen · 0 yorum
Ayşe Yılmaz

Ayşe Yılmaz

@ayseyilmaz

' Doğu - Batı sentezi ' diye yorum atan okurlar çok haklı, zira okurken sürekli olarak gözüme çarpan şey bu oldu. Peregrini ve Rabia karakteri üzerinden en çokta. Kültürel, sosyal ve en çokta dini açıdan farklılıkları güzel sentezlenmiş bir kitap.
Bazı noktalar gözüme 'algı operasyonu' denilecek türden çarpsa da, genel hatları itibariyle dönemin özellikleri çok iyi yansıtmış. Halide Edib'in siyasi görüşlerini, milli mücadele dönemindeki başarılarını zaten biliyoruz. Bunları anlatmaya gerek görmüyorum. Ama imam karakterinin, yazarımıza göre bazı ideolojileri temsil ettiğini ve bu yüzden de kötü olmasının uç noktalarda anlatıldığını düşünüyorum. Zira diğer karakterlerde o kadar uç noktalar görmedim. Rabia'nın gelgitleri dışında, o da gayet normal çünkü zaten uç bir çocukluk dönemi geçiriyor. İslamı ve batıyı aynı vücutta yoğurmaya çalışıyor.. Güçlü bir karakter aynı zamanda. Sıkılmadan okudum.
Bunda Can Yayınları'nın etkisi de büyük elbet. Zaten klasiklerden okuyacağım zaman tercih edeceğim iki yayınevi var.
1. Can Yayınları 2. İş Bankası Kültür Yayınları
İkisinin de hakkıyla yaptığını düşünüyorum bu işi.
Bu kitapta da Can Yayınları'nın sözlüğü alt kısımdaydı, bazı kitapların aksine arka kısma yapmamaları güzel. Bilmediğim, bilipte kullanmadığım ne çok kelime varmış meğer..
Yazarın diğer kitaplarını da okuyacağım, umarım aynı memnuniyeti ve hazzı alırım okurken :)
ataç ikon Sinekli Bakkal
kitaba 8 verdi
0 beğen · 0 yorum

Sinekli Bakkal - S41

Demek büyükbabasından böyle hafif bahseden insan da varmış... Gözlerini halının çiçeklerinden kaldırmaya vakit kalmadan daha acayip bir suale maruz kaldı.
Mesut Serdar tarafından eklenmiştir.
Mesut Serdar

Mesut Serdar

@mesutserdar

Eğer Tevfik, meramını anlatabilseydi sanatın yazıda değil, her an değişen hayatta olduğunu söyleyecekti. Ve eğer para denilen şeyin kıymetini bilseydi bu fırsatta âdetâ zengin olabilirdi. Fakat kazancı bir elinden giriyor, bir elinden çıkıyordu.
ataç ikon Sinekli Bakkal
kitaba 8 verdi, inceleme ekledi.
6 beğen · 0 yorum
hk

hk

@haticeee

Yeniyi kurmak için eskisinin enkazı süpürülmeli
ataç ikon Sinekli Bakkal
kitaba 6 verdi, inceleme ekledi.
6 beğen · 0 yorum
madison

madison

@madison

Kimse kimsenin olamaz. Eşya bile bizim değil. Mülkiyet insan için de, eşya için de olmamalı. Sevdiğimiz her şey esasen bizimdir. Kalbimizin içindedir. Ona o kadar sahibiz ki, dünyanın orduları kalbimizden onu koparıp atamaz...
ataç ikon Sinekli Bakkal
kitaba 10 verdi, inceleme ekledi.
4 beğen · 0 yorum
PlaN.E.

PlaN.E.

@sky

Rakım:
-Tevfik benden Karagöz takımlarını istedi.Vapurda sanki "hayal" mi oynatacaktı,dedi.
Vehbi Dede dalgın dalgın cevap verdi:
-Hayal de insan gibi diyar diyar gezer,hey oğul!
ataç ikon Sinekli Bakkal
kitaba 9 verdi, inceleme eklemedi.
3 beğen · 0 yorum
hk

hk

@haticeee

Rabia, ömründe bir köşe daha dönmüş gibi. Köşeleri o hiç sevmez. Dönerken insan asıl kendisini arkada bırakır, köşenin bu tarafında başka bir insan oluverir. Fakat arkada bıraktığı "kendisi" de peşini bırakmaz. Her köşe döndükçe bir yeni benlik... En yenisi en önde, en eskisi en arkada... Ard arda yürüyen bir sıra insan... İşte bunların hepsi birden bir tek Rabia.
ataç ikon Sinekli Bakkal
kitaba 6 verdi, inceleme ekledi.
2 beğen · 0 yorum
35
KİTAP
11 Yıldızlı Kitaplar
Bu kitaplara 10 yıldız bile az dediğimiz, 11 yıldızı hak ettiğini düşündüğümüz kitapları bu listede paylaşıyoruz....
317
KİTAP
Tavsiye Ettiğim Kitaplar
Kitap tavsiyesi arayanlar buraya! Herhangi bir kitap türüne bağlı kalmaksızın beğenerek okuduğumuz ve herkesin okumasını tavs...
1176
KİTAP
Mutlaka Okunması Gereken Kitaplar
Herkesin mutlaka okuması gereken, kitaplığında bulunması gereken kitaplar listelenmektedir. Sen de mutlaka okunması gerektiği...
122
KİTAP
Mutlaka okunması gereken yerli kitaplar
Türk yazarlar tarafından kaleme alınmış yerli kitaplar bu listede. En iyi yerli kitapları okurken kendinizden çok şey bulacak...
DAVUT SEÇER

DAVUT SEÇER

@davut38ks

 paylaşım fotoğrafı
Meyhaneler sakini ol ; iç, mihrapları yak, kâbeyi ateşe ver. Tüm vebali sana. Fakat ey insan, kendi cinsini incitme, kalkamazsın altından.
ataç ikon Sinekli Bakkal
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
5 beğeni · 0 yorum beğen ikon
Byzka

Byzka

@byzka

 paylaşım fotoğrafı
Huzurlu bir pazar ??
ataç ikon Sinekli Bakkal
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
43 beğeni · 2 yorum beğen ikon
Gülşah Sönmez (@gulsahsonmez)
Keyifli okumalar ve huzurlu pazarlar☺️Çok güzel bir kitap, ben çok sevmiştim.
15.04.18 beğen 2 cevap
Byzka (@byzka)
Kesinlikle kitabı bitirdim. Akıcılığı olsun konusu olsun çok güzeldi.
16.04.18 beğen cevap
katilinellerinde

katilinellerinde

@katilinellerinde

 paylaşım fotoğrafı
Başlıyorum...
ataç ikon Sinekli Bakkal
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
39 beğeni · 3 yorum beğen ikon
Gülşah Sönmez (@gulsahsonmez)
Ben de başladım. Size de keyifli okumalar dilerim.
17.03.18 beğen 1 cevap
1919 MAVİ (@1919mavi)
Geçen yaz severek okuduğum kitaptı
17.03.18 beğen 1 cevap
Gülşah Sönmez

Gülşah Sönmez

@gulsahsonmez

Başlıyorum... paylaşım fotoğrafı
Başlıyorum...
“Defalarca basılmış, kuşaklardan kuşaklara ulaşabilmiş Sinekli Bakkal, II. Abdülhamid dönemini bir geçmiş zaman dekoru önünde yansıtarak, eskiden yeniye devralınması gereken kültür, sanat ve töre değerleri üzerinde durur. ”
Tanıtım bülteninden bir alıntı

Sinekli Bakkal’a başlıyorum.
ataç ikon Sinekli Bakkal
kitaba 8 verdi, inceleme ekledi.
6 beğeni · 0 yorum beğen ikon