up
ara

Huzursuzluğun Kitabı

Huzursuzluğun Kitabı Konusu ve Özeti

Huzursuzluğun Kitabı
Teslis'in İkincisi kitabının da yazarı Fernando Pessoa tarafından kaleme alınan Huzursuzluğun Kitabı kitabı Anlatı, türünde okuyucusu ile buluşuyor. Can Yayınları yayınevinden 0 yılında 9789750706653 isbn kodu ile kitapçılarda satışa sunulan Huzursuzluğun Kitabı isimli kitap 675 sayfadan oluşuyor. Kitabı Türkçe'ye Saadet Özen çevirmiştir. Kitap Mutlaka Okunması Gereken Kitaplar listesinde de yeralmaktadır. Huzursuzluğun Kitabı kitabını okuduysanız mutlaka oyunuzu, kitap incelemelerinizi ve alıntılarınızı bekliyoruz. Neokur kullanıcıları fikirlerinizi merak ediyor!
Çevirmen: Saadet Özen
Yayınevi: Can Yayınları
ISBN: 9789750706653
Sayfa: 675 sayfa
Fernando Pessoa, 1935'te öldüğünde, sandığında bıraktığı yapıtlarının sayısını kimse tahmin edemezdi. Onun elinden çıkmış şiirlerin, yazıların altında genellikle başka imzalar vardı. Ama bunlar yalnızca birer takma ad değil, öyküsü, geçmişi, yazgısı, dünya görüşü olan farklı kişiliklerdi. Pessoa'nın ölümünden sonra elyazmaları derlenmeye başladığında, bitmemiş yapıtlar da bulundu içlerinde. Bernardo Soares imzalı Huzursuzluğun Kitabı da bunlardan biriydi. Tarihten, mitolojiden, edebiyattan, ruhbilimden haberdar bir 20. yüzyıl insanının gerçekliği yadsıyışının, kendini hayallere hapsedişinin güncesiydi bu. Gündüzleri bir kumaş mağazasında çalışan, geceleri yağmurun sesinde, ayak seslerinde yalnızlığını duyumsayan bir Lizbonluydu Bernardo Soares ya da Fernando Pessoa. Bugün Portekiz edebiyatının en önemli yapıtı sayılan Huzursuzluğun Kitabı'ndaki her metin, kırık bir aynanın, gerçekliğin bir yanını yansıtan ve sonsuzca çoğaltan bir parçası.
hk

hk

@haticeee

Spoiler içerir.!
"Öyleyse kim kurtaracak beni var olmaktan?" diye giriş yapan bir kitap üzerine yazılacak yazıya daha etkili bir giriş yapmak mümkün değildir diye düşünüp bu konuda kendimi zorlamıyorum.

Hayatımda hiçbir kitabı okumayı bu kadar beklemedim, bunun iki sebebi var. Birincisi insanı huzursuzluğa sürükleyecek kadar pahalı, ikincisi ise Pessoa'nın huzursuzluğunun bulaşıcı olma ihtimali korkusu. Bir süre cesaret edemedim başlamaya. Başladıktan sonra ise bitmeyecek diye korktum.
Huzursuzluğun kitabını ben, Pessoa'nın kendisinin kahramanı olduğu olaysız bir roman olarak tanımlıyorum. Bütün savaşı, özünde kendisiyle, onu kahraman yapan da bu bence. Birçok yerde kendisiyle çeliştiğini düşündüm bu yüzden daha yakınlık kurabildim. Eh 700 sayfaya yakın olunca ister istemez bir yerde yakınlık kuruluyor. Üç şehir gördü benimle beraber. Yolculuk da perçinlemiş oldu.
Bir mektupla başlıyor, mektubu gönderdiği arkadaşı 6 hafta sonra intihar ediyor. Kim bilir belki de Pessoa'nın "hissetmek ne renktir acaba?" sorusunun çengeline asmıştır kendisini.
Kitabın pek akmadığını söyleyebilirim kendimce, bir olay örgüsü olmadığı için,salt düşünce oldupu için, birçok şeye değiniyor, aşktan, düşe, ölüme, Tanrı'ya kadar. Üslubu da ağır değil ama. Bu noktada çevirmenin başarısı da yadsınamaz tabii. Ben Portekizce değil, kendimce yazıyorum diyen bir adam Pessoa. Kendisi çok önemli çünkü, bunu size de hissettiriyor. Kendisini izole etmiş insanlardan, sizin de onu öyle görmenizi istiyor. Benim kimseye ihtiyacım yok ama aslında olabilir de diyen bir karmaşası var. Çoğu yerde anlamak güç, daha doğrusu beni şaşırttığı noktalar oldu. Okurken siz de fark edeceksinizdir. Buraya yazmak için bir sürü şeyin altını çizdim, notlar aldım. Ama hiçbirini kullanmayacağım sanırım. Çünkü zaten okuyacaksanız siz de göreceksiniz, fakat okumayacaksanız hepsi havada kalacak şeyler. Bir yerlerde "Kalp düşünebilseydi atmaktan vazgeçerdi." cümlesine rastlarsınız, belki hoşunuza gider, bir bakarsınız aa Pessoa'nın, bu yeter belki. Ama onun "Belki sevecek başka bir şey bulamadığımdan böyle oluyor, ama belki de insan sevgisine değer hiçbir şey olmadığından; duygusallığa kapılıp sevgimizi birine vakfetmeye niyetlendiysek - yıldızların sonsuz kayıtsızlığındansa benim gösterişsiz mürekkep hokkası yeğdir." şeklinde o cümleyi ve kalbini açışından mahrum kalacaksınız. Ya da önünde yürüyen adamın sırtının "uyuduğunu" iddia edip oradan nerelere vardığını öğrenemeyeceksiniz.
Bazen o kadar kendini beğenmiş konuşuyor ki sinir oluyorsunuz, ben sıradan insanlardan şöyle farklıyım böyle farklıyım. Bazen de, buraya gel tamam geçti diyerek sarılmak istiyorsunuz çünkü "Ne olurdu Tanrı bir kerecik çıkıp gelse, beni evine götürse, sıcaklık, sevgi verse... Bazen bunu düşündüğümde, sadece düşünebilmek bile sevinçten ağlatır beni..." diyor mesela.
Değişken. Bu sayfalarda mevcut olan bir başkası diyor kendisi de, kendisi olduğu halde, ve hiçbir şey anlamadığını söylüyor kendisinden.
Ama söylemeyi seven bir adamla karşı karşıya olunca siz de okumayı sever hale geliyorsunuz anlamasanız da. Ki zaten Pessoa anlaşılmak istemiyor bundan tiksiniyor, anlaşılmak kendini satmaktır diye düşünüyor.
Velhasıl, o kadar sayfadan, o kadar cümleden beni en çok etkileyen kısımla bitireceğim.
"Bazen hüzünlü bir hevesle, günün birinde, bir parçası olmayacağım bir gelecekte bu sayfaları beğenenler çıkarsa, nihayet beni 'anlayan' birine, içinde doğup sevilebileceğim gerçek bir aileye kavuşmuş olacağımı düşlerim. Ne var ki, doğmak şöyle dursun, o zaman çoktan ölmüş olacağım ben."
ataç ikon Huzursuzluğun Kitabı
kitaba 8 verdi
3 beğen · 0 yorum
okunmuş kütüphane

okunmuş kütüphane

@okunmuskutuphane

Siz bu yazıyı okurken veya ben bu yazıyı yazarken hangi duygular içerisindeyiz? Klavyemin üzerindeki tozları görünce neler hissedebilirim? Peki siz tozlanmış ve yağlanmış telefon ekranına bakınca neler hissediyorsunuz? Bir kağıt parçası veya karşınıza gelmiş hiç tanımadığımız bir insan veya bir otobüs yolcuğundayken ne düşünebilirsiniz? Ruh halinizi nasıl somutlaştırabilirsiniz? Ama öyle beylik laflar kullanmadan, şiir gibi konuşmadan sadece görüp duyabildiğiniz nesnelerle tarif edeceksiniz. Bu soruların cevaplarını işte bu kitapta bulacaksınız.
http://www.okunmuskutuphane.blogspot.com
Bu kitaba çok değer verdiğim birinin tavsiyesi üzerine başlamıştım ama bitiremedim maalesef.
Yazarımız kitabına Lizbon'da bir lokantada karşılaştığı bir muhasebeci ile başlar ve onunla tanışır ve bu muhasebeci ona yazılarını verir. İşte kitabın tamamında bu yazıları okuyacaksınız. Şimdiden söylemeliyim ki bu kitap bir roman değil. Konusu ne diyeceksiniz belki ama kitabın konusu şudur da diyemem. Bu kitabın konusu hayat ve insan olabilir ancak.
Yukarıda sorduğum sorulara içinizden nasıl cevaplar verdiniz bilmiyorum ama eminim ki hiçbiriniz Fernando Pessoa(yani yazıların sahibi muhasebeci) gibi cevaplar veremezdiniz. Bir insan düşünün... Normal bir şekilde hayatına devam ediyor, çalışıyor, yiyor ve içiyor. Dışarıdan baktığınız zaman her şey normal ancak içindeki fırtınalar ve düşünceler sizi çok şaşırtacak ve etkileyecek. Hangi ruhsal durumda kendinizi pencere önündeki bir beze veya bir kapıya benzetebilirsiniz ki? Hayatınıza normal bir şekilde devam ederken en fazla ne düşünebilirsiniz? İşte bu muhasebecinin yazdıklarını okuyunca dumura uğrayacaksınız. Kendi kendinize diyeceksiniz ki bir insan nasıl böyle düşünceler içine girebilir. Yazılanları ancak okuyunca anlayacaksınız diyeceğim ama bu da biraz zor.
Burada yazarın diline değinmeden geçemeyeceğim. Yazarın dili çok şiirsel ve yoğun. Kitapta neredeyse her sayfada altını çizeceğiniz(kitabın yarısında bile benim 120 civarı altını çizdiğim yer var siz düşünün) ve 2-3 kere okuyunca anlayabileceğiniz cümleler ve paragraflar var. İşte bu yüzden bu kitabı çok çok sakin bir kafa ile sindire sindire okuyun. Okumuş olmak için okunacak bir kitap değil yani. Netice itibari ile sakin bir ortamda okuyacaksanız bu kitabı okuyun derim, değilse hiç okumayın. Ben genelde kalabalık ve gürültülü ortamlarda okuduğum için okumam çok uzun sürdü ve en sonunda kitabı yarım bıraktım. Bir de kitapla ilgili başkaca incelemelere baktığınızda farklı farklı yorumlar göreceksiniz. Hani derler ya bazı kitaplar her yaşta ayrı anlaşılır ve ayrı zevk verir. Bu kitap da onlardan bir tanesi.
Velhasıl tavsiye ettiğim bir kitap. İyi okumalar.

Diğer kitap incelemelerim için http://www.okunmuskutuphane.blogspot.com
ataç ikon Huzursuzluğun Kitabı
kitaba puan vermedi
1 beğen · 0 yorum
Herhangi Biri

Herhangi Biri

@herhangibiri

Hissetmek ne büyük bir ağırlık!
Bir kitap düşünün isminin anlamını tamamen karşılıyor olsun. Ve bir yazar düşünün, bütün algılarınızı alt üst edecek bir yazar. Hayatı boyunca geride sadece 4 kitap bırakan( farklı yazar isimleriyle) öldüğü zaman sandığında 27 bin sayfa yazı bulunan bir yazar. Ve bu 27 bin sayfada 70 ayrı kurmaca yazarı dış kimliğe bürümüş Bütün bunları 47 yaşında ölen birinin yaptığını düşününce insan sarsılıyor. Huzursuzluğun Kitabı da o sandıkta çıkan kitaplardan sadece biri. Yazdığı cümleler Kafka'nın deyimiyle insanın kafasına bir balyoz gibi inen türden. Acının, var olmanın, yitip gitmenin ve hissetmenin ne olduğunu yazar bütün çıplaklığıyla gözler önüne seriyor. Hissetmek ne büyük bir ağırlık! Hissetmek zorunda olmak ne büyük bir ağırlık( Bknz. Syf. 186)Yine yazar bize özgürlüğün nerede olduğunu anlatır bu eserinde. Okuduğum kitaplar arasında cümlelerin altını en çok çizdiğim kitaptır. Insanı: Insan hasta bir hayvandır diye tasvir eden Pessoa (Bknz. Syf.200) yine üstün insanla ki onun deyimiyle Goethe Kant gibi biriyle sıradan insan arasındaki mesafe , sıradan insanla maymun arasındaki mesafeden büyüktür.(Bknz. Syf.201)675 sayfalık bir kitabın neredeyse her cümlesi sarsıcı ve etkileyici. Huzursuzluğun yazarı olan Pessoa'nın: Bir başkası olsam keşke cümlesini okuduğumda gözlerim dolmuştu( Bknz. Syf.452) Kendisini sıkıntının ete kemiğe büründüğü nokta olarak tanımlayan yazar yine her şeyin onulmaz bir hastalık olduğunu , bir tek aramayanın mutlu olduğunu ve düsünmemenin zenginliğin en önemli parçası olduğunu söyler. Yine de herkesin okumaması gereken bir kitap çünkü içinde ağır bir acı ve göz yaşı barındırdığı kanaatindeyim. Bir hayat hikayesi niteliğinde: Insanlarla yarenlik etmek benim için büyük bir azap , kendim dışında kaçacağım bir yerim yok diyen bir adamın yaşam öyküsü(Bknz. Syf.627). Bu kitabı sabaha kadar yorumlayabilirim ama şimdilik bu kadar iyi okumalar herkese. (Kitabın bende çok önemli bir yeri var. Ben de bıraktığı etkiyi başımdan geçen ve beni çok utandıran bir olayla anlatayım. Üniversite okurken 3 sene boyunca gittiğim kafede bu kitabı okurken yüksek doza maruz kalmış ve yanlışlıkla bildiğim tek kafede bayan wcye girmiş kıpkırmızı bir halde bulmuştum kendimi)
ataç ikon Huzursuzluğun Kitabı
kitaba puan vermedi
9 beğen · 0 yorum
Mehtap Ç.

Mehtap Ç.

@fulya68

"Hiçbir şeyi ciddiye almaksızın, duygularımız dışında hiçbir şeyin gerçekliğinden emin olamayacağımızı aklımızdan çıkarmaksızın, bilinmeyen uçsuz bucaksız topraklar gibi yokladık duyguları, içlerinde bir sığınak aradık. Yalnızca estetiğin titiz seyircisi olmakla yetinmeyip seyrettiklerimizin hallerini ve sonuçlarını ifade etmek için çabaladık gerçi, ama kimselerin aklını çelmeye ya da iradesini etkilemeye niyetlenmeden kaleme aldığımız yazılar ya da dizeler, alt tarafı yüksek sesle, kendi kendimize okuduğumuz yazılar olarak görülebilir, amacımız okumanın verdiği öznel zevki tam olarak nesnel hale getirmekti.

Her yapıt kusurlu olmaya mahkumdur, bunu çok iyi biliyoruz ve estetik açıdan, en az kendi yazdıklarımızı gönül rahatlığıyla seyredebiliriz. Ne var ki her şey kusurludur ve en güzel gün batımının daha güzeli, bize uykuyu getiren hafif yelin daha huzurlusu hep vardır. Dolayısıyla, dağları ve heykelleri aynı dinginlikle seyredeceğiz; geçen günlerin ve kitapların tadını çıkaracak, en önemlisi de her şeyi düşleyerek, hepsini en mahrem özümüzün bir parçası haline getirmeye çalışacağız. Bir yandan da tasvirler ve tahliller yapacağız; daha gerçekleştikleri anda bize yabancılaşacaklar; böylece, sanki günbatımının bize bir armağanıymış gibi keyif alabileceğiz onlardan."

Bu alıntı kitabı ve yazarın eser konusundaki iç konuşmalarını mükemmel bir şekilde yansıtıyor. "Huzursuzluğun Kitabı"'nda huzuru bulabilirsiniz. Muhteşem çıkarımlar, realist ve derin bir hayat felsefi sizi karşılayacak. Sonunda o aynılık içindeki huzursuzlukta huzur seçebilme ihtimalinin nasıl hür irademizin yanı başında bize göz kırptığının farkına varacaksınız! Saadet Özen'in muhteşem çevirisiyle elbette!
ataç ikon Huzursuzluğun Kitabı
kitaba 10 verdi
10 beğen · 0 yorum
ruken al

ruken al

@rukenal

Okuduğum kitapların çoğunu genellikle kütüphanemde okumadıklarıma yer açmak için baza altlarına koyarım. Ama bazı kitaplar vardır aşık olduğum şiir kitapları gibi daima kütüphanenin raflarında bulundururum; rastgele bir sayfasını açıp, okumak için. Fernando Pessoa’nın bu kitabı da o tarz kitaplardan oldu. Kitabı okursun okumuş olmak için, kitabı okursun anlamak için, kitabı okursun sindirmek için. Ve kesinlikle bu kitap okumuş olmak için okunulan kitaplardan değildir. Bu sebeptendir ki kitabı tekrar tekrar ve tekrar okumak şart. Adı gibi huzursuzlukla dolu olan bir kitap. Fakat okurken huzursuzluk duyacağıma inadına inadına huzur buldum. Belki de böylesine müthiş bir kitabı okumuş olmanın vermiş olduğu huzurdur. Okurken beğendiğim cümleleri alıntılarken, tüm kitabı alıntıladığımı fark ettiğim kitap. Ve kendime dair bir ekleme yapmak istiyorum. Kendi iç hesaplaşmamı Cesare Pavese’nin Yaşama Uğraşı kitabıyla yapmaya başlayıp, bu kitapla tamamladım. Okumak isteyen herkese şimdiden iyi okumalar diliyorum.
ataç ikon Huzursuzluğun Kitabı
kitaba puan vermedi
20 beğen · 4 yorum
Batuuu (@batuuu)
kitaba basladm 200sayfa okudum kaldı. acaba baştan baslayip tekrar mi okusam. bunun yani sira benzer bir durumu elias canettinin korlesme kitabı içinde yaşadım
09.11.18 beğen cevap

Huzursuzluğun Kitabı - S41

Yaşamöyküsü yazılabilenlere ya da oturup kendi yazabilenlere gıpta ediyorum, bilmeksizin. ben bu dağınık, ilintisiz duygularla (zaten başka türlüsünü de istemiyorum) olaysız yaşamöykümü, hayatsız hikayemi anlatıyorum. bunlar benim İtiraflar'ım; ve bu itiraflarda hiçbir şey söylemiyorsam bu, söyleyecek bir şeyim olmadığındandır.
Selin ? tarafından eklenmiştir.
Enes

Enes

@cortazar

" Çünkü hüzün, hisleri olanların harcıdır... "
ataç ikon Huzursuzluğun Kitabı
kitaba 10 verdi, inceleme eklemedi.
14 beğen · 2 yorum
Gökçe (@kirmizitilkiyollarda)
Güzel demiş. Siz 10 puan verdiyseniz sıradaki kitabım bu olacak.
13.02.19 beğen 1 cevap
Mehtap Ç.

Mehtap Ç.

@fulya68

Her şey elimden kaçıyor, buharlaşıyor. Bütün hayatım, anılarım, hayal gücüm ve içerdikleri ve nihayet kişiliğim - her şey benden kaçıyor, her şey buharlaşıyor. Başkası olmuş olduğumu, başka hissettiğimi, başka düşündüğümü hissediyorum hep. Bir başka dekorda oynanan bir temsilmiş seyrettiğim. Ve kendi kendimi izlemişim...
ataç ikon Huzursuzluğun Kitabı
kitaba 10 verdi, inceleme ekledi.
14 beğen · 0 yorum
İlknur Ağum

İlknur Ağum

@ilknuragum

kayıtsızlık da zaten aşırı acı çekmekten olur..
ataç ikon Huzursuzluğun Kitabı
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
13 beğen · 0 yorum
Afra

Afra

@afra217

insan baskı altında yaşamamışsa, özgürlüğün değerini ölçemez.
ataç ikon Huzursuzluğun Kitabı
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
11 beğen · 0 yorum
Gizem Bingöl

Gizem Bingöl

@gizembingol

Hayattan çok az şey istedim ama o, o kadarını bile esirgedi benden..
Azıcık güneş, kırlar, bir lokma huzur, canımı fazla yakmayacak bir yaşama bilincim olsun ve bir de ne kimseye muhtaç olayım ne el âlem bana muhtaç olsun..
Bu kadarı bile esirgendi benden, hani yüreğimizin katılığından değil de, paltomuzun düğmelerini açmaya üşendiğimiz için dilenciyi başımızdan savarız ya, işte o şekilde.. ?
ataç ikon Huzursuzluğun Kitabı
kitaba 10 verdi, inceleme eklemedi.
10 beğen · 0 yorum
1176
KİTAP
Mutlaka Okunması Gereken Kitaplar
Herkesin mutlaka okuması gereken, kitaplığında bulunması gereken kitaplar listelenmektedir. Sen de mutlaka okunması gerektiği...
148
KİTAP
Türk ve Dünya Edebiyatından Okunması Gereken Seçkin Kitaplar
Türk ve Dünya edebiyatında kimisi yazıldığı döneme ışık tutan kimisi hafızalara kazınmış kimisi ise başlı başına klasikleşen ...
24
KİTAP
Daha Popüler Olması Gereken Kitaplar
Henüz geniş kitleler tarafından duyulmamış olan, fakat çok daha fazla değer görmeyi hak eden kitaplar listelenmektedir....
18
KİTAP
Yazarların Okuduğu ve Önerdiği Kitaplar
Çeşitli kaynaklardan ve yazar röportajlarından yararlanılarak derlenen, ünlü yazarların okuduğu ve tavsiye ettiği kitaplar li...
bodrum yelkeni

bodrum yelkeni

@bodrumyelkeni

Biz aslında insanları sevmeyiz.
Biz aslında insanları sevmeyiz. Sevdiğimiz, bir insan hakkında oluşturduğumuz fikirdir. Kısacası kendi uydurduğumuz bir kavramı ve sonuç olarak kendimizi sevmekteyiz. (S:161)
ataç ikon Huzursuzluğun Kitabı
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
2 beğeni · 0 yorum beğen ikon
bodrum yelkeni

bodrum yelkeni

@bodrumyelkeni

Asla Kendimize yelken açamayız.
Ne kadar yukarı tırmanırsak tırmanalım, ne kadar aşağı inelim, asla duygularımızın dışına çıkamayız. Asla kendimizden yelken açamayız. (S:188)
ataç ikon Huzursuzluğun Kitabı
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
1 beğeni · 0 yorum beğen ikon
bodrum yelkeni

bodrum yelkeni

@bodrumyelkeni

 paylaşım fotoğrafı
Hissetmek ne büyük bir ağırlık! Hissetmek zorunda olmak ne büyük bir ağırlık! (S:186)
ataç ikon Huzursuzluğun Kitabı
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
3 beğeni · 0 yorum beğen ikon
bodrum yelkeni

bodrum yelkeni

@bodrumyelkeni

 paylaşım fotoğrafı
Vazgeçmek, kendimizi özgür kılmamız demek.
ataç ikon Huzursuzluğun Kitabı
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
3 beğeni · 0 yorum beğen ikon
bodrum yelkeni

bodrum yelkeni

@bodrumyelkeni

 paylaşım fotoğrafı
Yaşamak, bir başkası olmaktır. Ve insan bugün, dün hissettiği gibi hissediyorsa, hissetmek olanaksızdır. (S:143)
ataç ikon Huzursuzluğun Kitabı
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
3 beğeni · 0 yorum beğen ikon