up
ara

Martin Eden

Martin Eden Konusu ve Özeti

Martin Eden
Kaba saba, cahil bir denizci üst sınıftan aşık olduğu kadın için her şeyi yapar. Hayatını değiştirir. Dünyanın bilgisini öğrenir. Yazar olmayı ister. Bir çok dergiden ret cevabı gelir. Aşkı onu terk eder. Ama o vazgeçmeyecektir. En sonunda ünlü bir yazar olur ama artık çok geçtir. Martin Eden dönmemecesine denizin derinliklerine gider.
Yazar:
Çevirmen: Levent Cinemre
Yayınevi: İş Bankası Kültür Yayınları
ISBN: 9786055588243
Sayfa: 520 sayfa Basım Tarihi: 2000

Martin Eden Kitabı Hakkında Genel Bilgiler

1909 yılında 33 yaşındayken yayınladığı bu roman Jack London’ın yarı biyografisi sayılabilir. Martin Eden’i yazdığında , Beyaz Diş ve Deniz Kurdu ile büyük başarı kazanmıştır. Fakat büyük bir hayal kırıklığına uğramıştır. Ve denizlere açılmıştır. Burada yaşadığı sıkıntılar ona Martin Eden’i yazdırmıştır. Kitaptaki Ruth karakteri ise Jack London’ın ilk aşkı Mabel Applegarth’dir. Jack London da girdiği bir buhran sonucu Martin Eden'in sonuna benzer bir sonla intihar etmiştir.

Martin Eden Romanının Konusu

"Bir öpücük için ölmeye razı olan tanrının çılgın aşığı." Bu çılgın aşık Martin Eden’dir. Kaba saba, cahil, çalışmayı sevmeyen, aylak bir denizci ve çete kavgalarının baş rol oyuncusudur. Yakışıklı ve kadınların ne istediğini bildiği için çevresinde kadınlar hiç eksik olmaz. Böyle bir insan yazar olabilir mi? En önemlisi de kendini eğiterek, aşık olduğu kadının gönlüne girmeyi başarabilir mi? Sınıfların kesin çizgilerle ayrıldığı bir zamanda ait olduğu alt sınıftan sıyrılarak üst sınıfa sadece entelektüel birikimi ile girebilir mi? Söz konusu Martin Eden ise…
Yazar olmak isteyen bir İnsan kitabı bitirdikten sonra bir kere daha düşünecektir.

Martin Eden Kitap Özeti

Kaba saba, sadece dövüşmeyi ve kadınları yakışıklılığı ile etkilemeyi bilen Martin Eden bir barda üst tabakadan bir adamın dövüş esnasında hayatını kurtarır. Adam da Martin’i akşam yemeğine davet eder. Eve girdiğinde iri cüssesi yüzünden bir şeyleri devirmekten korkarak, oraya ait olmadığını her zerresine kadar hissederek diken üstünde oturmaktadır Martin. Bu rahatsızlığına rağmen yine o evde görür hayatının aşkını. Onların ki hayatlarını tüketen bir aşk olacaktır. Fakat Martin bunu anlayamayacak kadar kör olmuştur aşkından. O anda kitapları görür: “Mektubu okuyan dostuna bakarken masanın üstündeki kitapları gördü. Açlıktan ölmekte olan bir adamın gözleri, yiyecek gördüğünde nasıl arzuyla dolarsa, gözlerinde öyle bir arzu belirdi.”

Martin, Ruth’u etkilemenin bilgi ve entelektüellik olduğunu anlar. Fakat parası yoktur Martin’in. Kitap alıp okumadan nasıl bilgisini arttıracak? Nasıl Ruth’un kalbini çalacaktır? Ruth da ondan hoşlanıyordur üstelik. Martin Eden cevabı kütüphaneye gitmekte bulur. Parası yoksa kütüphaneler vardır sonuçta. Orada eline ilk geçen, ilk dikkatini çeken kitabı alır ve okumaya başlar. O bir geometri kitabıdır.

Zaman ilerledikçe öğrenmeye açlığı artar Martin’in. Ruth ile de yakınlaşmaya başlarlar. Ruth onun eğitimli olmasını ister. Martin okula yazılır. Ruth onun daha bilgili olmasını ister Martin daha çok kitap okur, araştırır. Kızın ailesinin sınıfına çıkamaz ve onlar tarafından tam bir kabullenme olmaz Martin’e karşı. Ruth Martin’den çalışmasını ister. Bunu sağlamak için aşkını kullanır ama bunda başarılı olamaz. Martin bütün okumalarının sonucu çalışmanın ona uygun olmadığını, çalışmanın bir tür kölelik olduğunu savunur. Fakat elindeki parası da giderek tükeniyordur Martin’in.

Artık yazar olmak ister. Diğer yazarların yazdıklarını okur ve çok basit ve derinliksiz bulur. “ Hayat o kadar değişik, o derece harikuladeyken, sürü sürü problemlerle, rüyalarla, kahramanlık isteyen güçlüklerle doluyken, bu öyküler sadece sıradan şeyleri anlatıyordu. Hayatın şiddetini ve baskısını hissetti; hayattaki hummayı, ter döküp didinmeleri, vahşi isyanları… işte bunlardı yazılması gereken şeyler!”

Sonrasında kendisi hayatın en zor koşullarını, en amansız durumlarını hikayelerinde yansıtır. Hikayelerini bir çok dergiye gönderir. Hemen hemen hepsinden de ret mektubu alır. Editörler sanki bir makinenin dişlileriymiş gibi Martin’in ruhunu, hikayelerini, inancını kemirirler. Yine de kendine olan inancını kaybetmez Martin. Ruth’dan zaman ister. Biraz zaman. Her şeyi yoluna koyacaktır, yazarlığı başaracak, para kazanacak ve evleneceklerdir.

Martin çok az uyuyordur, çok az yiyordur, sadece okuyor ve yazıyordur. Sağlığı da ruhsal durumu da giderek zayıflıyordur. Dergilerden gelen ret mektuplarından bir yığın olmuştur odasında: “İsterse on bir değil iki kere on bir yıl sürsün. Burada duramazsın. Devam etmen gerek. Bu kavganı sonsuza kadar sürdürmek zorundasın biliyorsun.”

Tamamen parasız kaldıktan sonra Martin bir çamaşırhanede çalışmak zorunda kalır. Çok fazla çalışıyordur. Bu sürede okuyamıyor ve yazamıyordur da. Bu onun ruhuna ıstırap verir. Bu işte de kalamaz. Ve biraz para biriktirdikten sonra ayrılır.

Çamaşırhaneden ayrıldıktan sonra Martin uzunca bir süre hiçbir şey yapamaz.. Bol bol dinlenir. Hafif şeyler okur. Yeterince dinlenince ilk fırsatta para için denize açılacaktır tekrar. Editörlerle girişeceği yeni savaşında paraya çok ihtiyacı olacaktır. Ruth bunları duymaktan dolayı hayal kırıklığına uğrar tekrar. Martin’i anlamıyordur ve hiç anlayamayacaktır:”Ben sevdiğim ve saygı duyduğum adamı, bir takım saçma şiirler ya da şakalar yazarı olmaktan çok, daha temiz, daha yüksek bir kişi görmek isterdim.”

Martin bu yazma sevdası yüzünden kendini iyice tüketir, açlık ve hastalıktan kıvrandığı bir vakit bir dergiden hikayesinin yayınlanması karşılığından kırk dolar ödeneceğini bildiren bir mektup gelir. Bu mektup ona yaşam enerjisi vermiştir ve savaşına kaldığı yerden devam edecektir. Martin aç gözlü, para düşkünü, bayağı bir insan değildir ama bu kırk dolar ona paradan daha çok anlam ifade ediyordur.

Bir süre sonra yine dar zamanlara girer. Dergilerde zar zor yayınlanan hikayelerinin de parasını alamıyor oluşu hem ruhsal hem sinirsel bir sarsıntı yaşatmıştır ona. Ruth ve ailesi de Martin’i henüz kabul edememiştir. Siyasi fikirleri yüzünden sürekli sürtüşmeler yaşıyorlardır.

“Senden tek istediğim beni sevmen ve aşka inanman. Benim içimde beni yazmaya zorlayan şeyle, senin aşkını doğuran şey aynı.” Der Martin Ruth’a.

Bu zor zamanlar içinde Martin, Brissenden adında birisi ile tanışır. Tüm dünya ona sırt çevirirken onu bir tek anlayan o olmuştur. Verem olan Brissenden’in çok zamanı kalmamıştır ama Martin ile dostlukları gün geçtikçe güçleniyordur. Birlikte sanat, edebiyat, biyoloji… gibi bir çok konuda tartışmaları, muhabbetleri hiç bitmez. Brissenden Martin’in küçük ve fakir odasına ziyarete geldiği bir sırada bir hikayesini okur ve çok beğenir. Fakat bu hikayesi Martin’in tuttuğu kayıtlara göre yirmi yedi dergiden geri gönderilmiştir. Bunu duyan Brissenden öksürüğü izin verseydi uzun bir kahkaha atacaktı.

Bir süre sonra Brissenden, hastalığının acısına dayanamayarak intihar eder. Bu Martin’i çok fazla etkiler ve yıpratır. Artık onun da yaşamaya ve uğraşmaya gücü kalmamıştır. Bu sefer de şansı geri dönmüştür. Tam pes ettiği zaman dönmüştür ama çok geçtir artık Martin için. Hikayeleri peşpeşe yayınlanır ve peşpeşe ödemeler, çekler gelir. Fakat paraları borçlarını ödedikten sonra kendine harcamaz Martin. Ölen dostu Brissenden’in avukatına, birazını kız kardeşine, birazını uzun süre odasında kaldığı ev sahibesine, birazını çamaşırhanede birlikte çalıştığı arkadaşına... verir.

Artık ismi günden güne yayılıyordur. Yazıları çok ses getiriyordur. Fakat Martin’in eski hayat enerjisi ve isteği yoktur. Aksine tanınmaya başlayınca önceleri yüzüne bile bakmayan, onu küçümseyen kişiler ona yaklaşmaya ve dost olmaya çalışırlar. Bu Martin’in midesini daha çok bulandırır. Ruth bile ona geri dönmeyi istiyordur tekrar. Ruth’un ailesi bile onu yemeğe davet eder. Eskiden sürekli tartıştığı ve ona küçümser bakan yargıç, kız kardeşinin eşi, ki zamanında evinde kalmasına izin vermemişti… herkes onu yemeğe davet ediyor ya da onunla ahbap olmak istiyordur. O ise giderek daha çok uzaklaşıyordur insanlardan. Herkesten, kendinden bile:” Bu dairenin merkezini de "iş bitti", cümleciği oluşturuyordu. Amansız mantık geçitlerinde zihnine at koş-tura koştura, kendisinin bir hiç olduğu sonucuna vardı. Gerçek olan serseri Martin Eden, denizci Mart Eden'di; ama meşhur yazar Martin Eden diye biri yoktu. Meşhur yazar Martin Eden, sürü kafasının yaratıp da, denizci ve serseri Mart Eden'in bedenine zorla soktuğu bir buhardı. Ama bu, onu kandıramazdı. Sürünün tapındığı, yemekler adadığı güneş tanrısı kendisi değildi. O, dersini almıştı. Kendisinden söz eden dergileri okudu. Bu dergilerde yayımlanan kendi portreleri üzerinde derin düşüncelere daldı. Öyle oldu ki, bu portrelerde kendini bulamaz hale geldi. O yaşamış, heyecan çekmiş, aşık olmuş bir adamdı; yumuşak başlı, insan hayatının zaaflarını hoş gören bir adam; baş kasaralarda hizmet görmüş, garip diyarlarda dolaşmış ve kavga ettiği o eski günlerde çetesine elebaşılık etmiş bir adam. O, kütüphanedeki binlerce kitapla ilk karşılaşmasında sersemleyip sonra bunlar arasında yolunu bularak, kitapları yenmiş bir adam; geceleri durup dinlenmeksizin çalışıp sırtında bir mahmuzla yatağa girmiş, kendisi de kitaplar yazmış bir adamdı. Ama o, bir tek şey değildi; bütün sürünün doyurmaya savaştığı büyük şey değildi o.”


Martin’i denizler çağırıyordur. “İş bitti” diye tekrarlıyordur içinden bir ses sıklıkla. Hareket zamanı geldiğinde gemiye biner. Orada da kendini meşgul edecek, ona hareket getirecek bir şey arar son bir çaba ile ama bulamaz: “Hayat acı veren bir yorgunluk halini alınca, bütün bu yorgunluğu sonsuz uyku içinde dinlendirmek için ölüm hazırdı. Peki daha ne bekliyordu? Tam zamanıydı işte. Vakti yoktu. Ölmek için sabırsızlanıyordu.”

Kendini denize atınca Martin bir an refleks olarak nefes alma ihtiyacından dolayı kendine çok kızar. Hala içinde yaşama hırsı kırıntısı olduğunu görünce şaşırır. Ama sonra kendini tamamen bırakır sulara, öyle olmasını istediği gibi: “Yeni bir cennet bulamamıştı kendine, şimdi ise kaybettiği eski cenneti de bulamıyordu.”
Dipsiz karanlık her yanını sarmıştı artık. Martin Eden aradığı cenneti bulmaya gitmiştir.
Semih Oktay

Semih Oktay

@semihoktay

MARTIN EDEN

Jack London (24 Kasım 2013);Oda Yayınları;Türkçesi:Gülen Fındıklı;348 Sayfa

Bir denizcinin, bir iş yerine başvurmasıyla başlıyordu kurgusu MARTIN EDEN başlıklı bu romanın.Denizci ellerini, kollarını nereye koyacağını bilemiyordu;sıkılıyordu.Okuyacağım kitaplar arasında da bakalım ne vakit sıra bu romana gelecek?

Jack London'ın MARTIN EDEN adlı romanından on sayfa kadar okumuştum.Geçenlerde Ezo Sahaf'a gelen yetmiş küsur yaşında bir ağabeyimiz çok kitap okuduğunu ve en çok bu romanı sevdiğini söylemişti de ossaat kitabı raftan indirip birkaç sayfa okumuştum.

Salı,10 Aralık 2013

XXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXX

Sâdık Hidâyet'i ve onun KÖR BAYKUŞ adlı başyapıtını bana öneren İranlı bacanağıma uğradım bu gün.Bacanağımın ardından mahallemdeki cengâver sahafıma uğramaya niyetliydim.Uğradım.Pek keyifli idi Veli Bey bu ziyaretim esnasında. Kristin Hannah'ı hiç okumamıştım ve bu yazarın ödül almış bir kitabı var imiş:Kız Kardeşler Arasında...Siteden bir arkadaşım işaret etmişti bu romanı:Kristin Hannah'ı hiç okumadım fakat pek merak ediyorum,demiştim de...Bu kitabı yoktu dükkânda,onun yerine ATEŞBÖCEĞİNİN ŞARKISI adlı romanını buldum.Satın almak üzere ayırdım kitabı.Yunan Yazar Stratis Myrivilis'in HAYAT MEZARDA adlı ve -SAVAŞIN KİTABI- alt başlıklı kitabını gördüm sonra.Pek sevindim.Zira eseri Yunanca'dan Türkçemize çeviren Adli Tıp Doktoru Doç. Dr. Kriton Dinçmen'in bir söyleşisinde tercümelerinden bahsediyorken pek iddialı konuşmuş olması beni cezbetmişti vakti zamanında.Ayırdım bu kitabı da Hannah'ın kitabının yanına.Milliyet Yayınları'ndan 1973 yılında çıkmış EROİN DOSYASI başlıklı bir kitap ilgimi çekti;onu da ayırdım. Kitapları öylesine elden geçiriyordum...Kapağında OSMANLI SARAYINDA BİR FRANSIZ DİLBERİ AİMEE yazan eski bir tanesini aldım elime.İlk sayfasında "Esadıma Sevgilerimle 17.11.1958" yazıyordu ve imza vardı. Heyecanlandım...Veli Bey'e:Veli Bey bir bak,1958 yılından bu kitap, dedim.Yazarı,ismini hiç duymadığım:Margaret Law idi,Türkçemize Bülent Bekdik çevirmiş;1958 Ocak ayında basımı yapılmış...İç sayfasında ALTIN KİTAPLAR Yayınevi tarafından neşredilmiştir, yazıyordu.Kitabı almak üzere ayırdım...Eve geldiğimde baktım bilgisayarıma ve şu sayfayı buldum: http://www.ayorum.com/haber_oku.asp?haber=3031

Son olarak,,,bu dört kitabın yanına ayırdığım kitap Jack London'ın MARTIN EDEN adlı romanı oldu. Geçtiğimiz günlerden birinde yine Veli Bey'in kitapçı dükkânında Kemal isimli bir bey ile tanışmıştım. Yaşlıydı. Romanlardan bahsediyorken,Onca kitap okudum,hiçbiri beni MARTIN EDEN romanı kadar etkileyemedi,demişti.Oda Yayınlarından,2.basımıydı bulduğum nüshası ve 1978 Aralık ayında basılmıştı.Türkçemize Gülen Fındıklı çevirmişti ve 348 sayfa idi kitap.

Pazartesi,16 Aralık 2013

XXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXX

Devrettim romanı iki akşam önce...

Bir zamanlar Ezo Sahaf'ta karşılaştığım yetmiş küsur yaşında bir ağabeyimiz çok kitap okuduğunu ve en çok bu romanı sevdiğini söylemişti ve ben MARTIN EDEN başlıklı bu romanı okuma listemde baş sıralara almış idim...Ben pek haz alamadım romandan.

Cumartesi,26 Temmuz 2014
ataç ikon Martin Eden
kitaba 4 verdi
6 beğen · 9 yorum
Desert Rain (@seaa)
Ben severek okumuştum ")
10.11.18 beğen 1 cevap
Elsa Rose (@elsarosee)
Yakın çevremde kitapsever dostlalarımın tavsiye ettiği bir kitap 📚 çok merek ediyorum doğrusu umarım 🤞 dedikleri kadar vardır. Okunacaklar listemde zamanını bekliyor ☺️
14.12.18 beğen 1 cevap
okunmuş kütüphane

okunmuş kütüphane

@okunmuskutuphane

Jack London'un Beyaz Diş kitabından sonra okuduğum ve bitirdiğim ikinci kitabı. Martin Eden... Martin Eden, kitap kurtlarına, şair ve yazar adaylarına daha çok hitap edebilecek bir kitap. Zira hikaye sıfırdan başarılı bir yazar ve şair olmuş Martin Eden'in sürükleyici hayatını anlatıyor. Evet. Kitap çok sürükleyici ve içine çekiyor sizi. Bir yazarın, yazar olma hikayesi ne kadar çekici olabilir diyebilirsiniz. Demeyin.. Yanılırsınız.
Martin Eden'e gelecek olursak... Martin, sürekli denizcilikle ilgilenmiş, güçlü kuvvetli, cahil ve sıradan bir insan başlarda. Aşık olduğu Ruth ile karşılaşıncaya kadar. Martin'in sonradan sevgilisi olan Ruth Martin'in bence hayvani çekiciliğine dayanamayıp ona aşık olur ve Martin'i içerisinde bulunduğu toplumsal sınıfın(burjuva) bir bireyi yapmak için uğraşmaya başlar. Bunun yolunu da Martin'i okumaya sevk ederek yapar. Ancak Martin Eden zaten içinde okuma ve yazma ateşi bulunmaktadır. Ruth o ateşe sadece bir gazete parçası atmıştır. Martin sırf Ruth'a uygun bir eş adayı olabilmek ve onun seviyesine ulaşabilmek için yemeden, içmeden, uyumadan ve fakirlik içinde okumaya başlar. Sonrasında yazma başlar. Başlar başlamasına ama Martin'i kimse anlamaz ve kabul etmez. Martin yazdığı şeyleri dergilere gönderip para kazanmaya çalışır. Uzun bir süre başarılı olamaz yaptıklarında. Sonradan tam her şeyden vazgeçtiği sırada talih Martin'e göz kırpar ve Martin dünyaca ünlü bir yazar haline gelmiştir artık. Ama bu durum Martin'i hiç mutlu etmez. Zira yazdığı her şey çok öncesinden dergilerin yayınlamadıkları şeylerdir. Ne olmuştur da bir anda yazıları birer "eser" olarak kabul edilmiştir. Martin burada hayatın belki de fakirlikten sonraki acımasız yüzüyle karşı karşıya gelmiştir. Ünlü bir yazar olan Martin artık sınıf atlamıştır ve yeni toplumsal sınıfındaki insanların ikiyüzlülüğü onu çok üzmüştür. Zamanında onu terk eden Ruth bile ona dönmeye çalışmıştır. Kitap kısaca böyle..
Kitap gayet akıcı. Martin'in düşünce dünyasının gelişimini görebiliyorsunuz ve hatta bu dünya artık öyle bir hal alıyor ki bazı yerlerde işin felsefi kısımları sizi birazcık sıkabilir. Ama sakın kitabı bırakmayın zira sıkılacağınız bölümler uzun değil. Dili gayet sade. Hızlı okunabiliyor ve sizi yormuyor. Velhasıl kesinlikle okunması gereken kitaplardan Martin Eden. İyi okumalar.
ataç ikon Martin Eden
kitaba puan vermedi
1 beğen · 0 yorum
özgür özer

özgür özer

@ronin

ölüler hiç dirilmiyor
martin eden kimdir? martin eden, yaşamını hayatını idame ettirecek kadar denizcilikle geçindiren; sadece yaşayabilmesine yetecek kadar para kazanan bir geçken, bir kavgada kurtardığı arthur morse isimli gencin kendisini yemeğe davet etmesi ile hayatı değişen bir genç.

bambaşka bir sınıfın içine adım atan martin burada gördüklerinden çok etkilenir; bildiğinden bambaşka bir dünyanında varlığı ile gözleri kamaşır. arthur'un kardeşi olan ruth'a ilk gecede aşık olur ve kendisini bu kıza layık göremez. ruth'un entelektüelitesi ile kendisinin cehaletini karşılaştırır sürekli. bu yüzden kitaplarla aşır neşir olur ve imrendiği ve tanrı olarak gördüğü morse ailesinin seviyesine çıkmak için azmeder.

sevdiği kızla arasında ki entelektüel fark kapandıkça ruth'un ışığıda sönmeye başlar ama tutkusu biçim değiştirerek devam eder. morse ailesi artık gözüne ilahi varlıklar olmaktan çıkmış ve çok şey bilen ama bu bilgiyi ne yapacağını bilmeyen zavallılar olarak görünür.

martin eden bir hiçlikten başka bir hiçliğe adım atan azimli bir gençtir. çok şeyi başarmış ancak hedefine ulaşınca hedefinin aslına ne kadar yavan olduğunu fark eden ve karakterlerden biri olan lizzy'nin o'na yakıştırdığı haliyle hasta düşünceleri olan birisine dönüşür. artık ne eski marti ne de yeni martin eden o'na bir şey ifade etmemeye başlar. dergilerden sürekli ret yanıtı aldığı makaleleri, ünlü bir yazar olunca kıymete binen martin toplumun iki yüzlülüğüne hayret eder ve hiçbir şeyden zevk alamayan bomboş bir kabuğa dönüşür.

toplumdan kaçmak için bindiği gemide kendisini bir kafeste hisseden martin en sevdiği yazar swinburne'in bir şiiri ile kurtuluşunu bulur ve intihar eder.

aşkı ve hayatı pek çok sevmekten,
umuttan ve korkudan âzâdeyiz artık
şükür olsun meçhul tanrılara ki
hiçbir hayat sonsuz değil;
ölüler hiç dirilmiyor; en yorgun nehir bile sonunda
güvenle denize dökülüyor.
ataç ikon Martin Eden
kitaba 9 verdi
4 beğen · 4 yorum
Gökdeniz mert (@pote)
Derinliği olan bir kitap sığ değil teşekkürler paylaştığın için
01.05.18 beğen 1 cevap
SweetHexe

SweetHexe

@glbn

Öncelikle kitabın anlatım dili inanılmaz güzeldi. Jack London'un okuduğum ilk kitabıydı ve dilini çok beğendim. Tabiki çevirmenin de katkısı büyük. Bir kitapta sözü geçen dilbilgisi hatalarını başka dile uyarlayabilmek zordur. Bir dili aynı etkiyle başka bir dile çevirmek, her iki dile hakimiyet yanı sıra dil kullanım yetisini de gerektiriyor. Ve çevirmen burada bunu oldukça iyi kullanmış. Kitabın konusuna geçecek olursam, tabi ki herkes gibi ben de çok beğendim ve yine Martin Eden için de okumakta çok geciktiğimi düşünüyorum. Alt tabakadan olan Martin Eden'in, burjuva sınıfından Ruth'a, görür görmez aşık olmasıyla değişiyor her şey. Kendini geliştirme kararı alıyor. Hem de öyle çabalıyor ki Martin'in de deyimiyle başkalarının bir senede öğrendiğini kendisi bir ayda öğreniyor. Bilgi ve kültürel anlamda kendini oldukça geliştiriyor hatta. Fakat başta kendini Ruth'a beğendirmek için uğraşsa da işler değişiyor. Burjuva sınıfındaki insanları tanıdıkça onların da aslında hiçbir şey bilmedikleri kanısına varıyor. Yani zamanla ne kendi sınıfına ne de burjuva sınıfına kendini ait hissetmediği farkına varıyor. Bu da onu yalnızlaştırmaya başlıyor. Martin ile birlikte çektiği sıkıntıyı, açlığı, parasızlığı, toplumdan- ailesinden dışlanmışlığı okurken ben de yaşadım neredeyse. Fakat bir yerden sonra Martin'e de kızmaya hatta hak vermemeye başladım ben. Yaşamak için (insanca yaşamak için) çalışmak şart ve çalışmak maalesef bir doğa kanunu dünyamızda. Martin de ısrarla çalışmayı reddeden bir karakterdi. Ve ben diğer kitabı okuyanlar gibi Ruth'un, Martin'i kendi kalıbına sokmaya çalıştığı düşüncesinde değilim. Ama keşke aldığı kararların arkasında dursaydı diyorum. Üzerinde uzun uzun konuşulacak, belki de herkesin kendi hayatından pay çıkaracağı bir kitap Martin Eden. Hala okumayanlar veya benim gibi okumayı erteleyenler varsa hiç beklemesinler diyorum.
ataç ikon Martin Eden
kitaba 10 verdi
18 beğen · 10 yorum
Feyzanur (@vareste)
Okunacak Listesinde var, inceleme güzel. Teşekkürler :)
08.10.17 beğen 1 cevap
BUKALEMUN (@karacurin)
Ne değişti de ?
08.10.17 beğen cevap
Mertcan Keskin (@mertcankeskin)
Aylardır okumayı erteliyorum, araya farklı kitaplar sokuyorum. Yarın gidip satın alacağım sanırım, teşekkür ederim incelemen için.
08.10.17 beğen 3 cevap
RETA (@duyguuu)
Merak ettim doğrusu :)
09.10.17 beğen 1 cevap
Eren Yaşar

Eren Yaşar

@erenyasar

Martin Eden
Jack London'un kaleme aldığı Martin Eden isimli romanında; Yaşamın çarpıklığını, merhametsizliğini, yoksulluğu, tutkuyu, aşkı, başarma azmini ve zenginliği sonuna kadar yaşayan Martin Eden'in öyküsünü okuyacaksınız.

Romanın başkahramanı Martin Eden’in başından geçenleri Jack London’un biyografisi ile karşılaştırdığnız takdirde Yazar'ın Martin Eden romanını kendi yaşam öyküsünden yola çıkarak yazdığını fark edeceksiniz. Ancak Martin Eden ile Yazar arasında önemli bir fark var. Martin Eden, London'a göre bireycidir. Zaten bireyciliğidir onu roman sonunda dünyada yapayalnız bırakan. Jack London'da romanını değerlendirirken kahramanıyla kendisi arasındaki mesafenin altını çizecektir; “Martin Eden öldü, ben yaşıyorum, çünkü o bireyciydi ben ise sosyalistim!"

Elbette kişileri yalnızca söyledikleriyle değil, yaşamdaki deneyimleriylede değerlendirmek gerekir. Jack London, kapitalizmin etkisini günden güne arttırdığı bir dönemde, yoksul kesimlerin yaşam koşullarının ağırlığını bizzat deneyimlemiş ve gözlemiş bir yazardı. Gördükleri onu sosyalizme yaklaştırdı. Tıpkı Martin Eden gibi, o da Karl Marx’ı okumuş ve yine kahramanı gibi Marx’ın anlattıklarını yeterince kavrayamamıştı.

Martin Eden her ne kadar genç bir adamın yükselmesiyle ilgili bir roman olsada London’ın esas meselesi Martin’in zihinsel yükselişi, bir başka deyişle aydınlanması. Kahramanının aydınlanma süreçleri üzerindense yaşadığı dönemin siyasal ve toplumsal ilişkilerine eleştirilerde bulunuyor.

Jack London'un bu eserinde kusursuz bir anlatımı yoksa bile okuyucuyu hemen kavrayan anlatma becerisi ve müthiş bir gözlemciliği var. Gerçekten bütün kitapseverlere tavsiye edebileceğim nitelikte güzel bir eser.
ataç ikon Martin Eden
kitaba 9 verdi
5 beğen · 0 yorum

Martin Eden - S41

Eniştesiyle karşılaştığı için hala kanı kaynayan Martin Eden karanlık koridorda yolunu el yordamı ile bularak tek bir yatak, lavabo ve koltuğun zorlukla sığdığı hücre büyüklüğünde odasına gitti. Bay Higginbotham , işleri karısı yapacakken hizmetçi tutmayacak kadar pintiydi. Üstelik böylece hizmetçiye verilecek odayla birlikte evin bir değil, iki odası kiraya verilebiliyordu. Martin, Swinburne ile Browning'in kitaplarını koltuğa koydu, kabanını çıkarttı ve yatağın üzerine oturdu. VücuduNun ağırlığını astımlılar gibi selamlayan yatağın yaylarından gelen tiz.sesleri önemsemedi. Ayakkabılarını çıkarmaya girişti ama çatıdan sızan yağmur suyu nedeniyle yer yer uzun kahverengi lekelerle kirlenmiş beyaz sıvalı duvara daldı gitti. Bu pis perde üzerinde görüntüler akmaya ve onu yakmaya başladı. Ayakkabılarını unuttu, uzun uzun o görüntülere baktıktan sonra harekete geçen dudaklarından bir mırıltı çıktı "Ruth".
SE tarafından eklenmiştir.
Tokmakan ♌️

Tokmakan ♌️

@tokmakan

"Olan şey sadece doğru değil,aynı zamanda mümkün olanın en iyisidir.Bir şeyin var olması,varlığını sürdürecek kadar güçlü olduğunun göstergesidir.Vasat insan şuursuzca inanır ki var olan durum,sadece mevcut koşullar için değil,bütün koşullar için geçerlidir."

Sayfa:307
ataç ikon Martin Eden
kitaba 10 verdi, inceleme ekledi.
22 beğen · 0 yorum
Tokmakan ♌️

Tokmakan ♌️

@tokmakan

"Kimsenin yemeğe davet etmediği açlık günleri geldi aklına. Asıl yemeğe o zaman ihtiyacı vardı, asıl o zaman midesine bir şey gitmediği için zafiyet geçirmiş, halsiz kalmış ve düpedüz açlık nedeniyle kilo kaybetmişti. Yaşadığı açmaz buydu. Asıl yemeğe ihtiyacı varken kimse onu davet etmemişti ama şimdi binlerce yemek satın alabilecek durumdayken ve tersine iştahı giderek azalırken sağdan soldan peş peşe yemek davetleri yağıyordu. Neden? Ona kalırsa, en ufak bir hakkaniyet yoktu bu işte... Martin değişmemişti. Eskisine göre hiç de daha marifetli değildi. Elinden çıkmış olan bütün iş, daha önceden yazılmış olan eserlerden ibaretti."

Syf:440
ataç ikon Martin Eden
kitaba 10 verdi, inceleme ekledi.
19 beğen · 0 yorum
Red Red

Red Red

@khaos

Bir şeyin var olması, varlığını sürdürecek kadar güçlü olduğunun göstergesidir.
ataç ikon Martin Eden
kitaba 9 verdi, inceleme ekledi.
12 beğen · 0 yorum
Red Red

Red Red

@khaos

Yazamayanlar, yazanlar hakkında çok şey yazıyor.
ataç ikon Martin Eden
kitaba 9 verdi, inceleme ekledi.
11 beğen · 0 yorum
Red Red

Red Red

@khaos

Eğer bir şeyi sevmediysem sevmedim demektir.
ataç ikon Martin Eden
kitaba 9 verdi, inceleme ekledi.
10 beğen · 0 yorum
756
KİTAP
Okuduğum En Güzel Kitap
Okuduğumuz en güzel kitapları bu listede topluyoruz! Sen de en beğendiğin ve herkese tavsiye etmek istediğin kitapları listey...
145
KİTAP
Tüm Zamanların En İyi Kitapları
Hem okurların hem de yazarların büyük bir kısmı tarafından başarılı bulunmuş, kitap tavsiyesi istendiğinde akla ilk gelen, tü...
246
KİTAP
Okunası ve Tavsiye Edilesi Kitaplar
Satırlarından kopamayacağınız, okumaktan kendinizi alamayacağınız, okuduktan sonra mutlaka bir arkadaşınıza tavsiye edeceğini...
432
KİTAP
Hiç Unutamayacağım Dediğimiz Kitaplar
Bittiğine üzüldüğümüz, hayatımızda derin izler bırakan unutamayacağımız kitapları paylaşıyoruz....
35
KİTAP
En Baba Yazarların En Kral Dünya Klasikleri
Kalem duayenlerinin hayal güçlerini yansıttıkları, klasikleşmiş ve kültleşmiş en önemli dünya klasikleri listelenmektedir. H...
mine ön

mine ön

@mineon

 paylaşım fotoğrafı
İlk baskının güzelliği ...
ataç ikon Martin Eden
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
4 beğeni · 0 yorum beğen ikon
RETA

RETA

@duyguuu

 paylaşım fotoğrafı
Ruth gerçekten onun hiçbir zaman düşleyememiş olduğu kadar saftı, ama kirazlar onun da dudaklarını lekelemişti. O da evrenin yasalarına, Martin'in olduğu gibi değiştirilmez biçimde bağımlıydı. Yaşamak için yemek zorundaydı ve ayaklarını ıslattığı zaman soğuk alırdı. Eğer o açlık ve susuzluğu, sıcak ve soğuğu duyabilirse, o zaman aşkı da duyabilir, bir erkeği sevebilirdi. Martın bir erkekti ve neden, o erkek olmasındı?

(Syf: 86)
ataç ikon Martin Eden
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
11 beğeni · 0 yorum beğen ikon
ali

ali

@imamali

 paylaşım fotoğrafı
Mektup okuyan arkadaşına bakarken masanın üstündeki kitapları gördü. Açlıktan ölen bir adamın gözleri, yiyecek gördüğünde nasıl arzuyla dolarsa, öyle bir arzu belirdi gözlerinde.
ataç ikon Martin Eden
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
0 beğeni · 0 yorum beğen ikon
katilinellerinde

katilinellerinde

@katilinellerinde

 paylaşım fotoğrafı
Eğer yaşam onun için daha büyük bir anlam taşıyorsa, o zaman yaşamdan daha büyük şeyler istemeliydi.
ataç ikon Martin Eden
kitaba 8 verdi, inceleme eklemedi.
17 beğeni · 2 yorum beğen ikon
BUKALEMUN (@karacurin)
Kitap çok güzel fakat bu kitabın kapağı çok itici.
06.08.18 beğen 1 cevap
misslavinia

misslavinia

@almilasinemce

 paylaşım fotoğrafı
Yeni bir yol arkadaşı daha. Ne kadar insan o kadar keder. Ne kadar kitap o kadar huzur????
EK 1
Biricik abimin tavsiyesi 29.05.18
EK 2
@emreozturk 29.05.18
ataç ikon Martin Eden
kitaba 10 verdi, inceleme eklemedi.
13 beğeni · 2 yorum beğen ikon
Emre ÖZTÜRK (@emreozturk)
Keyifli okumalar küçükhanım. ? Umarım hayatına yeni bir pencere açar ?
29.05.18 beğen 1 cevap