up
ara
‹ Tüm Serenad İncelemeleri

Serenad Kitap İncelemeleri

Mustafa Kerem

Mustafa Kerem

@mustafakerem

İnsana en büyük darbeyi, yine insanların kurduğu devletler vurmuştur!
Zülfü Livaneli'nin ustalığını konuşturduğu ''Serenad'' bir solukta okunacak kadar akıcı olmakla birlikte okuyanda, hangi dine ve ırka ait olursa olsun insana saygı duymayı teşvik eden muhteşem bir eser.

Roman, 2001 yılında İstanbul Üniversitesi Rektörünün Özel Kalemi (Asistanı) olan Maya Duran'ın ABD'den gelen bir profesöre 1 haftalığına yardımcı olarak görevlendirilmesi ile başlıyor.
Maximilian Wagner adındaki bu Alman asıllı profesör 1930'lu yıllarda Nazilerin ırkçı baskılarından dolayı Almanya'dan kaçarak Türkiye'ye sığınmak zorunda kalan bir akademisyendir.
Ülkemizde bulunduğu dönemde genç cumhuriyetin ihtiyacı olan akademisyen kadrosunu yetiştirmek için çalışan bir grup yabancı profesör ile İstanbul Üniversitesinde çalışmıştır.
Aslında hayatının bu dönemi bir insan olarak çok büyük acılar çektiği sarsıcı ve iz bırakıcı yıllara denk gelmiştir.
Eserin üstüne kurulduğu olay örgüsü, Maximilian Wagner 'in o yıllarda İstanbul açıklarında meydana gelen Struma faciasında eşi Nadia'yı kaybetmesine dayanmaktadır.

(Struma Faciası: https://tr.wikipedia.org/wiki/Struma_Olay%C4%B1 )

Zülfü Livaneli, romanında devletlerin güç mücadeleleri arasında yaşanan hadiselerin birey üzerindeki yıkıcı etkilerini hümanist bir pencereden, tarafsızca eserine işlemiştir.
Bazı çevrelerce Yahudi sempatizanı olarak eleştiri almış olsa bile, Livaneli sanatçı kimliğinin de vermiş olduğu sorumluluk ile insana sadece acı çeken, seven, mutlu olan, hüzünlenen, aşık olan yani kısacası insana insan olarak bakabilmiştir.
Etnik kimlik, dini aidiyet, sosyal statü gibi bir çok toplumsal sınıflandırma etiketini yıkarak sadece insana ait olan temel duygulara eğilmiş.

Maya Duran eşinden ayrılmış ve sosyal iletişim problemi olan genç oğlu Kerem ile birlikte yaşamaktadır.
Maximilian Wagner 'in ömrünün son yıllarına tanıklık eden Maya Duran, yakın tarihe ait öğrenmiş olduğu bir çok gerçekle (Mavi Alay) birlikte kişiliğinin gelişim sürecinde yeni bir döneme girmiştir.

(Mavi Alay Olayı: https://tr.wikipedia.org/wiki/Mavi_Alay )

Bence romanın en başarılı yönü, Erkek bir yazarın toplumun değer yargılarına, yaşayış ve algılayış biçimine bir bayan gözüyle bakıp romanda da anlatımı bu bayanın dilinden yapmış olmasıdır.

Livaneli'nin bütün eserlerinde olduğu gibi bu romanında da merak unsuru yoğun bir şekilde sayfalar arasına serpilmiş. Okuyucuyu sayfa çevirmeye zorlayan sürükleyici ve akıcı bir eser ortaya koymuş yazarımız.

Bunun yanında Livaneli keşke okuyucuya vermek istediği duygu ve düşünceleri sayfalara bu kadar ayan beyan yaymış olmasaydı.
Kanaatimce romanda verilmek istenen duygu ve düşünce açıktan ifade edildiği zaman eser büyüsünü bir nebze olsun kaybediyor.
Okuyucu sayfaları çevirdikçe düşünce zihninde yavaş yavaş olgunlaşmalı ve eseri bitirdiğinde yazarın ona gizliden bir takım şeyler kattığını fark etmeli...
Yine de eser Livane'linin okunmadan geçilmemesi gereken eserlerinden biri olarak edebiyatımızdaki yerini almıştır.

Saygılarımla,
Mustafa KEREM.
ataç ikon Serenad
kitaba 9 verdi
10 beğen · 0 yorum