up
ara

Benim Hüzünlü Orospularım

- Memoria de mis Putas Tristes

Benim Hüzünlü Orospularım Konusu ve Özeti

Benim Hüzünlü Orospularım
Benim Hüzünlü Orospularım kitabını okuduysanız inceleme eklemeyi unutmayın. Neokur kitap hakkındaki düşüncelerinizi ve yorumlarınızı merak ediyor.
Çevirmen: İnci Kut
Yayınevi: Can Yayınları
ISBN: 9789750705243
Sayfa: 110 sayfa Basım Tarihi: 2004
Kolombiyalı yazar, bu kitapta 90 yaşındaki bir adamla 14 yaşında bir yeniyetmenin ilişkisini anlatıyor...
"Doksanıncı yaşımda, kendime bakire bir yeniyetmeyle çılgınca bir aşk gecesi armağan etmek istedim. Aklıma Rosa Cabarcas geldi, hani şu gizli genelevinde eline bir yenilik geçtiğinde hatırlı müşterilerine haber veren kadın. Daha önce öyle şeylere ya da onun baştan çıkarıcı müstehcen önerilerinin hiçbirine asla kapılmamıştım ama benim ilke sahibi biri olduğuma hiç inanmazdı o. Ahlâk da bir zaman sorunudur, derdi, yüzünde hınzır bir gülümsemeyle, görürsün bak... "
Hüzün
Efendim malumunuz 1982 yılında nobel ödülü alan gabriel garcia marquezin söz konusu kitabını bir çırpıda rahatlıkla okuyabileceğiniz ve anlatım dili sizi sıkmayacak düzeyde olan kitabı naçizane herkese şiddetle öneriyorum. yüzyıllık yalnızlık gibi harikulade bir eserinde sahibi olan merquez bahsimize konu olan kitabında yaşlı bir adamın 90. yaş gününde kendisine bir güzellik yapıp genelevden bakire bir kız istemesi hadisesini yaşlı bir adamın o ana dek hiç tatmadığı duygularla, hiç kapılmadığı tutkularla renklenen sıradışı dünyasını aşk, tutku, cinsellik, hayat ve ölüm ekseninde etkileyici cümleler kurarak ele alıyor. madam bambu, ihtiyar çılgın, venedik'te ölüm ve uykuda sevilen kızlar kitaplarında işlenen konulara benzer bir şekilde aşk ve cinselliğin geçikmiş halleri, o gecikmeyle şiddetlenen tutkular, tutkularla ateşlenen yaşama arzusu gibi hisler, duygular hiç olmadığı kadar bu kitapta gayet doğal, bir o kadar yalın kelimelerle anlatılmamıştı. roman kahramanının kendi ağzından dinlediğimiz hikayesine bizlerde kulak kabarttığımızda ihtiyar bir insanın duyguları ve hislerinin bedenine eşlik etmediğini, duygularının daha genç kaldığını ve bedeni yaşlandıkça duyguları daha da gençleşen yaşlı gazetecinin delganida'ya olan aşkını yalın gerçeklikler, içsel çekişmeler ve betimlemeler eşliğinde okuyoruz. Statükocu, asla hata yapmaz, oldukça kuralcı bir baba ile birçok yeteneğe haiz bir annenin 19. yy'ın sonlarında dünyaya gelmiş bir çocuğun arka fonda kolombiya tarihinin çarpıcı bir şekilde anlatılmasıyla beraber büyümesini, çocukluk yıllarında aldığı iyi eğitimi, sürekli ilgi isteyen, dünyanın kendisinin etrafında dönmesini isteyen bir çocuğun serüvenini uzun yıllara yayılarak anlatmayı seçmiş marquez. uzun yıllar gazetecilik mesleğini eda eden, şimdilerde emekliliğin tadını çıkaran ve gösterişli evinde 30'lu yaşlarından itibaren yalnız yaşayan bir insanın hikayesidir benim hüzünlü orospularım. aslına bakarsanız yalnızlığı, şehvet sizliği, tutkusuzluğu bir nevi kendisi istemek zorunda kalmış. 50 li yaşlarına kadar çok hızlı bir yaşamı olan, tuttuğu çetele de 514 farklı kadın gibi inanılmaz sayıda bir ilişkisi olan ve bu meziyetinden ötürü genelevler mahallesinden iki defa yılın müşterisi ödülünü almış, lakin gerek yaşının ilerlemesi gerekse elinde olan ve olmayan nedenlerle kendini frenlediğinden ötürü kahramanımız artık eğlenceli! hayatından hüzünlü hayatına doğru hızlı ve kaçınılmaz bir hızla yol alıyor. şimdi geriye dönüp baktığında, hayatını, yaşadıkalrını, deneyimlerini muhasebe ettiğinde içi hüzünle doluyor. Bakire delgadina ile buluşmaları kızın saçını okşamaktan, onu seyretmekten ve ona hikayeler okumaktan ibarettir. ve ilginç olan tüm bu eylemleri kız uyurken yapıyor olmasıdır. roman kahramanı, kız ile uyanıkken asla konuşamamakta, elini tutamamakta ve saçlarını okşayamamaktadır. tüm bunlardan kaçınır vaziyette, yüz yüze gelmekten çekinir misali hayli ilginç bir ilişki vardır genç kız ile ihtiyar adam arasında. lakin her ne kadar hayli yaşlı olsa da sonuçta bir erkektir. yeryüzünde kadın ile erkeğin arasında geçen, normal sayılan, olması gereken olgulardan kaçamaz ve hiç beklemediği bir anda kıza aşık oluverir. kendi yarattığım ve bana korku veren bu sürekli sarhoşluğa kendimi nasıl kaptırdığımı bende bilmiyorum. başıboş dolaşan bulutların arasında uçuyor, kim olduğumu öğrenmek gibi hayli boş bir hayalle aynanın karşısında kendi kendimle konuşuyordum. saçmalıklarım o dereceye varmıştı ki, taşlarla şişelerle girişilen bir öğrenci gösterisinde içinde bulunduğum gerçeği ortaya koyacak şekilde aşkımdan çıldırıyorum yazılı bir pankartla en öne geçmemek için kendimi zor tutmuştum. şeklinde olağanüstü bir örnekle harikulade bir şekilde anlatıyor marquez roman kahramanının aşkını. evet romanda ön planda işlenen yaşlı adamın (ilginçtir ki kitap boyunca yaşlı adamın adı hiç geçmiyor, marquez bu yöntemi özellikle seçmiş olmalı) on dörtlük bir kıza duyduğu aşkı harika kurgusuyla, betimlemeleriyle bütün gerçekliğiyle bizlere sunuyor ancak kanımca kitabın hayranlık uyandıran nedenlerinden biri de satır aralarına ustaca yedirilmiş, neredeyse her sayfasında kolombiya'nın toplumsal, ekonomik ve siyasal gerçekliğine tabiri caiz ise sessiz bir ağıt mahiyetinde olmasıdır. İhtiyar adam ile birlikte kitap boyunca aşkı, tutkuyu, cinselliği, hayatı, ölümü, yalnızlığı, çaresizliği.. kısacası hayatta olması gereken hemen her deneyimi arka planda kolombiya toplumunun ahvali, siyasetin yozlaşmasını, zengilerin umarsız tavırları, fakirlerin çaresizliği eşliğinde, retorik sanatının harika örnekleriyle bezeli, dış mekan tasvirleri, evlerin, eşyaların, sokakların insanlar arasındaki ilişkisini uzun tasvirler ve betimlemeler eşliğinde harikulade bir yolculuğa çıkıyoruz. Marquez roman boyunca insan ve toplum ilişkisini, insan ve aşk ilişkisini ve insan ve eşya ilişkisi arasındaki bağlantıları harika kotarıyor. özellikle eşyalara yüklediği manalar ve gerçeklik olgusundan bir nebze bile sapmadan tüm çıplaklığıyla örneklediği ve durum tespiti yaptığı olgular değme romancının elinden çıkmış hissini rahatlıkla veriyor. Benim hüzünlü orospularım, hüznü arabeske kaçmadan, küçük emrah moduna girmeden ve ajitasyon yapmadan insanı, duyguları ve eşyayı olabilecek en yalın bir şekilde anlatması hasebiyle, ve ayıca topluma getirdiği gerçekçi eleştirel perspektifle okuyucusunu ziyadesiyle memnun ediyor. bir roman kahramanının bakış açısından hissettirerek didaktik ve yargılayıcı bir anlatımdan sıyrılmayı başarmış olup her şey yerli yerinde, dozajı kaçırmadan ve apaçık bir şekilde bir anlatım metodu güdüyor. Benim hüzünlü orospularım, insanı tarihsel ve toplumsal derinliğiyle yakalayan hikayesiyle, hüznüyle, hayata bakışıyla, coşkusuyla, çaresizliğiyle, tutkusuyla ve tüm bu olguları kusursuz bir biçimde sunan anlatım tekniğiyle büyük bir yazarın kaleminden çıktığını bizlere her sayfasında hatırlatan bir roman. Okumak İptiladır Müptelalara Selam Olsun.. iyi okumalar..
0 yorum
Misafir

Misafir

@misafir000

89 yaşında, kronik hastalıkları olan, hayatını ucuz cinsel ilişkiler ile harcamış kocaman iki katlı evinde tek başına yaşayan, hamağında ölümü bekleyen yaşlı bir gazeteci.

90. yaş gününde kendisine bir hediye arayışına giriyor. nitekim eski ahbabı sayesinde zor da olsa buluyor. hediyesi 14 yaşında bakire bir kız çocuğu.

90. yaşını görebilecek mi ? yoksa yaşlı haliyle yaptığı uçarılığı hayatıyla mı ödeyecek ?

!---- spoiler ----!

bundan sonra ne desem spoiler olacaktı.

ve 90. yaş.

fabrikada çalışan ve kardeşlerine bakmak ile yükümlü olan genç bakiremiz -daha ismi bile yoktur- ihtiyarı uyur vaziyette karşılar. ihtiyar kızı rahatsız etmek istemez ve onu seyre dalar. ve ihtiyarın hayatı hep böyle devam edecektir.
yüzünü bile bilmediğı delgadina'sına -ismi kendi verir- aşık olacaktır.

kimi zaman bir genç gibi eli ayağına dolaşacaktır.
“kendi yarattığım ve bana korku veren bu sürekli sarhoşluğa kendimi nasıl kaptırdığımı ben de bilmiyorum. başıboş dolaşan bulutların arasında uçuyor, kim olduğumu öğrenmek gibi boş bir hayalle aynanın karşısında kendi kendime konuşuyordum. saçmalıklarım o dereceye varmıştı ki, taşlarla, şişelerle girişilen bir öğrenci gösterisinde, içinde bulunduğum gerçeği ortaya koyacak şekilde ‘ aşkımdan çıldırıyorum ‘ yazılı bir pankartla en öne geçmemek için kendimi zor tutmuştum… ”

kimi zaman ölüm korkusu bile etki etmeyecektir.
”şoför beni uyardı: ‘dikkatli olun beyefendi, o evde adam öldürdüler.’ ‘aşk uğrunaysa ziyanı yok’ diye karşılık verdim. ”

kimi zaman gerçek hayat mı yoksa rüya mı bunun farkına bile varamayacaktır.
“bulamadığım tek açıklama nasıl gerçek olaylar unutulabiliyorsa asla olmamış olanların da sanki olmuşcasına anıların içinde yer alabildikleri biçimindeydi.”

kimi zamanda 90 yaşına gelmiş bir adamın hayatı, mutluluğu, aşkı 90. yaşında tanımış ve keşfetmiş olmasına şaşıracaksınız.
“sabahın erken saatlerinde nerede olduğumu hatırlayamayarak uyandım. kız, sırtı bana dönük olarak cenin gibi kıvrılmış uyuyordu hâlâ. onun karanlıkta kalktığını ve banyoda sifonun sesini duymuşum gibi belirsiz bir duyguya kapılmıştım, ama rüya da olabilirdi. bu benim için yepyeni bir şeydi. kadınları baştan çıkarma hünerlerinden haberim yoktu benim, bir gecelik sevgililerimi ben hep hoşluklarından çok ücretleri için seçmiştim, çoğunlukla yarı giyimli olarak ve her defasında birbirimizi olduğumuzdan daha iyi hayal edebilmek için karanlıkta yatarak, sevgisiz sevişirdik. o gece, uyuyan bir kadının vücudunu, arzunun zorlamalarına kapılmadan ya da edep duygusunun engellerine takılmadan seyretmenin inanılmaz zevkini keşfetmiştim.”

ayrıca erkeğin kıskançlığını, inşa ettiği mutluluğu bir an da bu kıskançlık ateşiyle nasıl yıktığını.
kadının naifliğini ve sevgisi ile katı kalpleri nasıl yumuşatabildiğini ustalıkla işlemiştir marquez.

!---- spoiler ----!
yalnız unutmamak gerekir. bu romanda ihtiyarın iki tane bakiresi vardır.
nedenini bilmiyorum ama o ilk bakire ile olan olay örgüsü daha dramatik daha hisli gelmiştir.
ikinci bakire delgadina'dır.

keyifli okumalar.
0 yorum
Vera

Vera

@payiz

Yalnızız ve yaş almaya devam ediyoruz...
Toplumda kabul edilmeyen, okunduğu zaman da toplumsal baskıyı üzerinde en delici şekliyle hissettiğin bazı kitaplar vardır. Ve bu kitap listesi de epey uzundur.
Benim Hüzünlü Oruspularım kitabı da tam olarak böyle bir kitap. Neymiş adı oldukça müstehcenmiş. Sırf bu yüzden bu kitabı kitap evinde satmayan insanlar var ya da sen kitabı isteyince "tövbe yarabbi" çekenler. Benim bu kitaba ulaşma serüvenim de oldukça absürddü açıkçası. Kitabı istediğim ilk satıcı gözlerini kaçırarak; "biz o tür kitaplar satmıyoruz bayan" (burda sensin bay-an demek istesem de şansımı fazla zorlamak istemedim). İkinci satıcı ise yaşlı bir adamdı ve bana hak yolunu gösterebilmek için kısa bir nutuk çekti. Neyse ki günümüzde internet üzerinden de alışveriş yapabiliyoruz deyip kitabı öyle istettim.
Okudukça da kitaba en büyük haksızlığın bu noktada yapıldığını anladım. Kitap bambaşka, insanların onun hakkında düşündükleri de apayrı.

Kitabı okumaya başladığımda fazla bir merak içindeydim yorumlar ve tepkiler oldukça farklıydı çünkü.
Okudukça sevdim kitabı, sevdikçe de benimsedim. Bitmesini istemedim aslında dolu dolu ama kısa bir kitaptı. Yoğunluk oranı yüksekti. Marquez bu kısacık kitaba bir ömrü nasıl sığdırabilmiş hayran kaldım.
Yaşlılığı en iyi anlatan kitaplardan, tüm halleriyle yaş almayı tüm çıplaklığıyla anlatan belki de.
Kitaptaki kahramanımız 90. yaş günü şerefine genç bir bakireyle bir gece istiyor. Ki bu kız 14 yaşında ve Marquez bunu bilinçli yapmış çünkü yaşlılığı daha çarpıcı anlatabilmek için karşıdaki tarafın oldukça genç olması gerekiyordu, her şey zıttıyla vardır kuramı devreye girmiş burda. Kızı uyurken görüyor ve aşık oluyor. Kızı sadece uyurken izliyor uyanık olsa tanıyamayacağı bir ilişki var aralarında. Kız uyurken şarkılar söylüyor, kitaplar okuyor. Ve hayatını anlatıyor okuyucuya; tüm yanlışlarıyla, geç kalmışlıkları ve yaşamaya yetişemediği yaşanmışlıklarla. Anıları var bide insanın kendisi de anılardan oluşmaz mıydı zaten. Kitaptaki kahramanda anılarıyla var oluyor.
Ve ilk aşkını 90 yaşında yaşamanın verdiği heyecan birde, herşeye geç kalmak bu olsa gerek diye düşünüyor okuyucu, o an her şeye acele etmek istiyor.

Dolu dolu bir kitap okudum önyargıların yaşamımıza sis perdesi olarak çöktüğü, ahlaki değerlerin kişisel ve karşıdakine göre değişebildiği bir toplumda keşke tüm prangalarımızdan  kurtulabilsek deyip son olarak kitaptaki en sevdiğim paragrafı iliştireyim aşağıya.

"Artık yaşlanıyorum," dedim ona. "Yaşlandık bile," diye iç geçirdi o. "Sorun şu ki, insan öyle olduğunu kendi içinden hissetmiyor, ama dışarıdan bakınca herkes bunu görüyor."

Ve "Dünyada tek başına ölmekten daha büyük bir felaket olamaz."
ataç ikon Benim Hüzünlü Orospularım
kitaba puan vermedi
2 yorum
Mehmet (@yoldas)
Eleştirmen Martin, kitabında onu kendi cümleleriyle şöyle anlatıyor: “İnsanın yalnızca bir hayatı vardır. Bunun anlamı, doğduğumuz andan itibaren adaleti hak ettiğimiz ve hem kendimiz hem başkaları için onun uğruna mücadele etmemiz gerektiğidir. Hiçbir yazar bu kavramları García Márquez kadar etkili biçimde aktarmamıştır, onu bu yüzden okuruz ve elbette bizden çok sonraki nesillerin dünyadaki tek şanslarını değerlendirdikleri gelecekte de okunmaya devam edecektir.” Hem kendimiz hem başkaları için adaletin uğruna mücadele edebilmek. Balık hafızalı toplumlarda bu cümleler pek de hak ettiği değeri bulmaz. En azından hayatın akışında. Ama hatırlatmakta her zaman fayda vardır; '' hukuk bir gün herkese lazım olur. '' Yazarların edebiyatı kadar hayatları ve hayatı yaşarken durduk yerlerle de ilgilenirim. Márquez bayağı bir zaman gazetecilik yapmıştır. Resmi ideolojiye boyun eğmeyen, iktidarların ve sistemin belirlediği kalıpların dışına çıkıp gerçeği olduğu gibi yansıtan anlatan onurlu bir gazeteci. '' Resmi yetkililerce bir fırtınadan ötürü battığı söylenen bir geminin aslında taşıdığı kaçak malların yükü yüzünden battığını haberleştirdi. '' bu kadar cesur... bu olay bana kendi ülkemizdeki mit tırları olaylarını hatırlatır. Márquez; '' Kolombiya hükûmeti ve gerilla örgütü 19 Nisan Hareketi arasındaki müzakerelerde arabulucuk rolünü üstlendi. '' Kolombiya hükümeti ile FARC arasında 52 yıldır devam eden savaşı sona erdiren tarihi nitelikteki barış anlaşması Küba'da imzalandı. Yine kendi ülkeme gelmek isterim... Yok gelmeyeyim başıma bir iş falan gelir...
05.05.19 beğen 2 cevap
Meursault Samsa

Meursault Samsa

@meursaultsamsa

Okuduğum Marquez kitapları içerisinde en az beğendiğim buydu sanırım. Şimdi Marquez kitaplarının genel teması yalnızlıktır, bu nedenle de benim en sevdiğim Marquez kitabı, Albaya Mektup Yok' tur. Yüzyıllık Yalnızlık' tan bile öndedir o kitap benim için. Yalnızlığın bu kadar güzel anlatıldığı başka bir kitap bilmiyorum ben çünkü.
Bu kitapta ise yine konu yalnızlık, tabii bir de aşk teması var. Kitabın adına bakınca birçok kadın hikayesi okuyacağınızı sanıyorsunuz belki ama kitapta 14 yaşında bir kızın, 90 yaşındaki bir adama hissettirdiklerini okuyorsunuz sadece. Benim için ne kada çok kadın o kadar çok göğüs ve dolayısıyla o kadar iyi kitaptır. Sırf bu nedenle bu kitaba iğrenç diyebilirim mesela. Şaka lan şaka korkmayın. Göğüsleri severim de o kadar da değil.
Büyülü gerçekçilik neydi? Büyülü gerçekçilik emekti. Yok geyik yapmıyorum bence gerçekten fazlasıyla emek gerektiren bir iş o tarzda kitap yazmak. Yıllarca aralıksız yağmur yağdıracaksın; güzel, saf bir kızı gökyüzüne uçuracaksın, adamın birine durmaksızın yemek yedireceksin ve tüm bunları okuyan okuyucuya bir kez bile 'dur lan ne oluyor, nasıl ya, fantastik mi bu kitap şimdi, hayal mi yoksa bu' gibi şeyleri düşündürtmeyeceksin. Bu kitapta ise büyülü gerçekçilikle ilgili bir şey bana göre yok. Kitabı okurken bir süre her şey hayal filan mı acaba diye düşündüm ama değil yahu sahici bir aşk hikayesi anlatıyor Marquez kitapta. Tamam, bunu, o nefret ettiğim vıcık vıcık aşk hikayeleri tarzında yapmıyor ama yine de aşk hikayesi anlatıyor. Hiç sevmem aşk hikayelerini. 14' lük çıtırı bulmuşken sevişeceksin dedecim ne aşkı!!! Kitap da anlamsız geçişler de var ya da bana anlamsız gelmiş de olabilir artık bilmiyorum, benim kafa 14' lük çıtırda kalmıştı çünkü.
En sevdiğim yanı ise Marquez' in her zaman yaptığı gibi yalnızlığı yine muhteşem anlatmasıydı, bu kez bir de yaşlılığı anlatıyor Marquez bu kitapta ve baya da fena anlatıyor. Alıntılayabilirdim ekşisözlükten filan ama yapmayacağım, merak eden girip okusun bu kitaptaki yaşlılığın anlatımını. Muazzam gerçekten.
Tek bir alıntıyla bitirelim. Şimdi ben dedeye kızıyorum ya hani 14' lük çıtırı bulmuşsun yesene be dedecim diye ki yerinde ben olsam hiç affetmezdim mesela, dede de yaşlılığın verdiği bunaklıkla bana şöyle diyor; ''seks, insanın aşkı bulamadığında elinde kalan bir tesellidir." Bunak işte.

Edit: Büyülü gerçekçilik diye bir şey yok mu demişim, votka içerken mi yazmışım anlamadım. Dalıyordu bir ara hayal alemine hatunların arasına lan. Neyse okuduysanız ve güzel de bir kızsanız bana bir hatırlatın oraları.
0 yorum
Misafir

Misafir

@misafir000

Benim Hüzünlü Orospularim
Gabriel Garcia Marquez 
107 sayfa / Can Yayınları /23. basım 
Çeviri ; İnci Kurt
1982 Nobel Edebiyat Ödülü 

Okuduğum ilk Marquez kitabidir. İlk 33 sayfa oldukça sıkıcı olmasına rağmen ondan sonra kitap daha ilgi çekici bir hal almaya başlıyor . Kitap kısa olmasına rağmen sanki 500-600 sayfalık bir roman ağırlığı bıraktı üzerimde .

Kahramanımız 90 yasında gazeteci , haber ve kose yazarı . Yaşamını yalnız idame ettiren , hayatında günlük iliskileri dısında hiçbir kadının yer almadığı yalnız bir adam . 90 . Dogum gunünde yıllarca gittiği genelevin patronu aynı zamanda dostlu olan .......... Dan kendine bir bakire kız ister , ve bu kızla o gece beraber olamaz bütün gece o kız çocuğunu seyreder. Ardından 90 yasında hiç askı yasamamış bir ihtiyarın asık olmasıyla gelişen olayları , kendi iç dunyasında duygularını ve yaşadığı şeyi tanımlama cabası , geç kalinmisligi , hayatına giren kadınların kalp kirginliklariyla yüzleşmesini konu alan , aynı zamanda doğumundan ölümüne kadar aynı sehirde yaşayan bu adamın zaman icinde geleneksel cevresinde ki herseyin degisimi ile ilgili oldukça edebi betimlemelerin  bulunduğu  guzel bir kitap .

Marquez ; kitabında İspanyol edebiyatına ve kulturune ve sosyolojik durumuna dair ufak ip uçları veriyor. Ancak amacının bu gibi sosyolojik konulardan ziyade kahramanının duyguları ve iç dunyası olduğunu hissetmektir ve okurada istediği şeyi sunuyor . Çok guzel anlamlandırmaları ve tanımlamaları olan derin hoş bir roman . Askın yaşlı bir adam üzerinde ki olumlu etkileri ve gel gitleri; asık olduğu kız cocuğu icin cabaları , onunla geçirdiği sekssiz zamanlarda ki duygusal doyumu , Kahraman'ın aşkıyla bir Asır'a yakın kendini uzun uzun ölmeden önce sorguları , dışardan bakıldığında " duygusuz pislik bir adamın duyarsız yasamı  "" gibi görünen bu ihtiyarın hayatı  , Askı bulunca nasil anlam kazanip derinlestigini , ast olan duygunun ask oluşu .


"" İnsanın askından ölmesinin dilde hoş görülebilir siirsel bir abartı olduğunu dusunmusumdur hep. O aksam , bir kez daha kedisiz ve onsuz olarak eve döndüğümde yalnızca insanın ölmesinin mumukun olduğunu degil, benim de böyle yaşlı ve kimsesiz bir halde askımdan ölmemde oldugumu anladım. Ama aynı zamanda bunun tam tersi bir gerçeğin de geçerli olduğunu farkına varmıştım ; yaşadığım kabusun verdigi zevki dünyada hiçbir seye degismezdim .""  ... Heyhat, bu asksa , nasil da acı çektiriyor .""
0 yorum

Benim Hüzünlü Orospularım - S41

Alay ederler korkusuyla kimse doğaçlama bir nutuk atma cesaretini göstermemişti. Ben de ona karşılık vermektense ölmeyi tercih ederdim. Hiçbir zaman pek büyük bir sempati duymadığım yazı işleri müdürü, partiyi sona erdirerek bizleri acımasız gerçeklere geri döndürdü. " Evet, şimdi söyleyin bakalım, sayın doksanlık dostumuz, " dedi bana, " yazınız nerede? "
Merve Akpınar tarafından eklenmiştir.
Nisf

Nisf

@nisf

Seks insanın aşkı bulamadığında elinde kalan bir tesellidir.
ataç ikon Benim Hüzünlü Orospularım
kitaba 8 verdi, inceleme eklemedi.
0 yorum
ahmet-samsa

ahmet-samsa

@samsa

Âşık olarak düzüşme zevkini denemeden ölmeye kalkma sakın.
ataç ikon Benim Hüzünlü Orospularım
kitaba 8 verdi, inceleme eklemedi.
0 yorum
ahmet-samsa

ahmet-samsa

@samsa

Katedralin saati yediyi vurduğunda gökyüzünde pembe renkli, berrak, tek bir yıldız vardı; geminin biri kederli bir veda çığlığı attı; yaşanabilecekken yaşanmamış tüm aşkların sıkıntısını bir Gordion düğümü gibi hissettim gırtlağımda.
ataç ikon Benim Hüzünlü Orospularım
kitaba 8 verdi, inceleme eklemedi.
0 yorum
ahmet-samsa

ahmet-samsa

@samsa

Yavrucuğum, bu dünyada yalnızız.
ataç ikon Benim Hüzünlü Orospularım
kitaba 8 verdi, inceleme eklemedi.
0 yorum
ahmet-samsa

ahmet-samsa

@samsa

Uyuyan bir kızın insanı böyle perişan edebileceği aklımın ucundan bile geçmezdi.
ataç ikon Benim Hüzünlü Orospularım
kitaba 8 verdi, inceleme eklemedi.
0 yorum
4
KİTAP
Y Neslinin Klasikleri
Y kuşağı, 1980-1999 yılları arasında doğmuş olan insanları kapsamaktadır. Bu kuşakta doğanların klasik olarak gördükleri, en ...
50
KİTAP
Babil.com Çok Satan Kitaplar
Türkiye'nin önde gelen kitap satış sitelerinden babil.com'un en çok satan kitaplarının sıralandığı güncel listedir. ...
1130
KİTAP
Mutlaka Okunması Gereken Kitaplar
Herkesin mutlaka okuması gereken, kitaplığında bulunması gereken kitaplar listelenmektedir. Sen de mutlaka okunması gerektiği...
18
KİTAP
Mutlaka Okunması Gereken Gabriel Garcia Marquez Kitapları
Kolombiyalı yazar, romancı, hikayeci ve oyun yazarı Gabriel Garcia Marquez'in tüm okurlar tarafından okunması gereken en iyi ...
Gamze

Gamze

@miyavlamayankedi

 paylaşım fotoğrafı
Kitabın yarısındayım tam olarak mükemmel diyemem ilerisini merak ediyorum , tatil için bir kaç kitap önerisine açığım
ataç ikon Benim Hüzünlü Orospularım
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
11 yorum
Buse Menteş (@busementes)
Stefan sweig-korkuyu bitirdim yakin zamanda ve okurken neden bilmiyorum diğer kitaplarına göre daha fazla etkilendim.Raflarinizdaki kitaplarla benzer okuyorum belki hosunuza gidebilir🤔
12.07.19 beğen 2 cevap
Ahmet (@ahmet660)
Ne anlatıyor şimdiye kadar
12.07.19 beğen cevap
Vectramixpassatti (@vectramixpassatti)
Bunu metroda oluyabiliyon mu
13.07.19 beğen cevap
FEBİHÂ

FEBİHÂ

@kadimcumleivecize

 İnsanlar her şeyi yakalamaktan çok, kovalamaktan zevk alırlar.” paylaşım fotoğrafı
" İnsanlar her şeyi yakalamaktan çok, kovalamaktan zevk alırlar.”
Çünkü insanın üstünü başını birisi için düzelttiğini, birisi uğruna giyinip kokular süründüğünü aşk çok geç öğretmişti bana.

Benim hayatta hiçbir zaman böyle bir kimsem olmamıştı.

Sonunda gerçek yaşam buydu işte, kalbim kurtulmuş, yüz yaşımdan sonra herhangi bir gün mutlu bir can çekişmesi içinde aşktan ölmeye mahkum olmuştu.

*
Meseleyi " hiç'e bırakmak" deyiminin karşılığı bu olsa gerek.
ataç ikon Benim Hüzünlü Orospularım
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
0 yorum
Yeni Kitap paylaşım fotoğrafı
Yeni Kitap
yeni kitabım
ataç ikon Benim Hüzünlü Orospularım
kitaba puan vermedi, inceleme ekledi.
2 yorum
Hayata Gülümse (@hayataagulumse)
👍 keyifli okumalar 🤗
17.08.18 beğen 2 cevap
Canan

Canan

@cnnhni

 paylaşım fotoğrafı
Çirkinim, çekingenim, çağdışıyım....
ataç ikon Benim Hüzünlü Orospularım
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
13 yorum
Meursault Samsa (@meursaultsamsa)
''ama pıdıofılı :(''
26.04.18 beğen 1 cevap
€ROS (@doktorno)
Kitabın ismi çekici ama içi nasıl okumak gerek sanırım anlamak için :)
26.04.18 beğen 1 cevap
MeralZeze (@meralzezee)
Güzel kitaptır :)
26.04.18 beğen 1 cevap