up
ara
‹ Benim Hüzünlü Orospularım

Benim Hüzünlü Orospularım Kitap İncelemeleri

Gülsena Tükel

Gülsena Tükel

@gulsenatukel

En basit dille yazdığı romanı olabilir.
ataç ikon Benim Hüzünlü Orospularım
kitaba puan vermedi
1 beğen · 0 yorum
kerim can

kerim can

@kerimcan735

Yaşlı, yalnız, aileden zengin karakterle empati yapıyor, onunla arada geçmişi yad ediyor, başarısızlıkları ve başarıları ile hem önemli hem de önemsizliğiyle her şeyiyle insanı okuyabiliyorsunuz. Hem hikayesi hem dili yalın yazılmış, hızlıca okunup sindiriliyor, tavsiye ederim.
0 beğen · 0 yorum
Dubara

Dubara

@dubara

Kitap hakkında bir çok inceleme eklenmiş ancak kendi görüşlerimi de paylaşmak isterim.
Kitap 90. Yaş gününde kendine alışılmamış bir armağan vermeye kalkışan bir gazetecinin ağzından yazılmış. Daha önce ücret karşılığı olmadan hiçbir kadınla birlikte olmayan ve aşkı yaşamamış ihtiyar, yaş gününde bir bakireyle birlikte olmayı istiyor ve eski dostu genelev patroniçesini arıyor.
Kitapta asıl olan yaşlı adamın bakireye karşı hissettiği aşk. Birlikte olmadan onu seyrederek aldığı haz. Geride bıraktığı hayatı hiçe sayarak yeni duygulara yelken açışı. Ancak ben kitaptaki diğer bakireden daha çok etkilendiğimi söylemeliyim. Hizmetçisinin yaşlı adama duyduğu yıllar süren aşk. Evet aşkı yıllar sonra yaşayabilirsin ancak yıllar boyu saklayabilmek, gözünün önündekinden duygularını sakınabilmek aşkın hissedilebilecek en saf halidir. Ve hizmetçi aşkını itiraf ettikten sonra yok olur. Aslında kitapta bir kaybeden vardır.
Geçmişine baktığında elle tutulur bir şeyler bulamayan aslında yaklaşan ölümle yaşadıklarını anlamlandırmaya çalışan bir adamın psikolojisidir anlatılan. 90. Yaşında aşık olan ve yaşadığı her engelde yılmayan hatta aşkı kamçılanan bir adam.
Sizler okurken nasıl bir hisse kapıldınız bilmiyorum. Ben kitabın gelişme kısmından itibaren '' VAZGEÇME'' hissini duyumsadım.

''Dünya ilerliyor." "Evet." dedim bende. "İlerliyor, ama güneşin çevresinde dönerek."

Hayvanlarla hiç anlaşamam, konuşmaya başlamamış çocuklarla da öyle. Sanki ruhları dilsizdir. Onlardan nefret etmem, ama onlarla pazarlık etmeyi öğrenemediğimden varlıklarına da katlanamam.

Birlikte kahvaltı ederken gözlerindeki o hüzünlü bakışı hiç unutmadım. "Neden beni bu kadar yaşlıyken tanıdın?" der gibi. Doğruyu söyleyerek yanıtladım onu:"İnsan gerçekte olduğu değil, hissettiği yaştadır."

Şoför beni uyardı:"Dikkatli olun beyefendi, o evde adam öldürürler." "Aşk uğrunaysa ziyanı yok." diyerek karşılık verdim.

"Aldırmayın, zararsız deliler olacakları önceden sezinlerler."

Delgadina uyurken onun yanında tek başıma bekleme zevkinden vazgeçmeyi düşündüm, ama ölümün ne zaman olacağını bilmemenin verdiği belirsizlikten çok, onu ömrümün geri kalanında bensiz olarak hayal etmenin verdiği acı yüzünden.
6 beğen · 2 yorum
Tam Bağımsız Proton (@tambagimsizproton)
Caanımmmm Marquez, gülüm Marquez, iyi ki bu Dünya'dan geçtin Marquez...
26.08.18 beğen 2 cevap
bir çırpıda okuyacaksınız
Bir çırpıda okuyabileceğiniz keyifli bir kitap. Kendiliğinden akıyor. Aşkın 90 yaşındaki insana bile neler yaptığını göreceksiniz. Tavsiye ederim.
ataç ikon Benim Hüzünlü Orospularım
kitaba puan vermedi
3 beğen · 0 yorum
Hüzün
Efendim malumunuz 1982 yılında nobel ödülü alan gabriel garcia marquezin söz konusu kitabını bir çırpıda rahatlıkla okuyabileceğiniz ve anlatım dili sizi sıkmayacak düzeyde olan kitabı naçizane herkese şiddetle öneriyorum. yüzyıllık yalnızlık gibi harikulade bir eserinde sahibi olan merquez bahsimize konu olan kitabında yaşlı bir adamın 90. yaş gününde kendisine bir güzellik yapıp genelevden bakire bir kız istemesi hadisesini yaşlı bir adamın o ana dek hiç tatmadığı duygularla, hiç kapılmadığı tutkularla renklenen sıradışı dünyasını aşk, tutku, cinsellik, hayat ve ölüm ekseninde etkileyici cümleler kurarak ele alıyor. madam bambu, ihtiyar çılgın, venedik'te ölüm ve uykuda sevilen kızlar kitaplarında işlenen konulara benzer bir şekilde aşk ve cinselliğin geçikmiş halleri, o gecikmeyle şiddetlenen tutkular, tutkularla ateşlenen yaşama arzusu gibi hisler, duygular hiç olmadığı kadar bu kitapta gayet doğal, bir o kadar yalın kelimelerle anlatılmamıştı. roman kahramanının kendi ağzından dinlediğimiz hikayesine bizlerde kulak kabarttığımızda ihtiyar bir insanın duyguları ve hislerinin bedenine eşlik etmediğini, duygularının daha genç kaldığını ve bedeni yaşlandıkça duyguları daha da gençleşen yaşlı gazetecinin delganida'ya olan aşkını yalın gerçeklikler, içsel çekişmeler ve betimlemeler eşliğinde okuyoruz. Statükocu, asla hata yapmaz, oldukça kuralcı bir baba ile birçok yeteneğe haiz bir annenin 19. yy'ın sonlarında dünyaya gelmiş bir çocuğun arka fonda kolombiya tarihinin çarpıcı bir şekilde anlatılmasıyla beraber büyümesini, çocukluk yıllarında aldığı iyi eğitimi, sürekli ilgi isteyen, dünyanın kendisinin etrafında dönmesini isteyen bir çocuğun serüvenini uzun yıllara yayılarak anlatmayı seçmiş marquez. uzun yıllar gazetecilik mesleğini eda eden, şimdilerde emekliliğin tadını çıkaran ve gösterişli evinde 30'lu yaşlarından itibaren yalnız yaşayan bir insanın hikayesidir benim hüzünlü orospularım. aslına bakarsanız yalnızlığı, şehvet sizliği, tutkusuzluğu bir nevi kendisi istemek zorunda kalmış. 50 li yaşlarına kadar çok hızlı bir yaşamı olan, tuttuğu çetele de 514 farklı kadın gibi inanılmaz sayıda bir ilişkisi olan ve bu meziyetinden ötürü genelevler mahallesinden iki defa yılın müşterisi ödülünü almış, lakin gerek yaşının ilerlemesi gerekse elinde olan ve olmayan nedenlerle kendini frenlediğinden ötürü kahramanımız artık eğlenceli! hayatından hüzünlü hayatına doğru hızlı ve kaçınılmaz bir hızla yol alıyor. şimdi geriye dönüp baktığında, hayatını, yaşadıkalrını, deneyimlerini muhasebe ettiğinde içi hüzünle doluyor. Bakire delgadina ile buluşmaları kızın saçını okşamaktan, onu seyretmekten ve ona hikayeler okumaktan ibarettir. ve ilginç olan tüm bu eylemleri kız uyurken yapıyor olmasıdır. roman kahramanı, kız ile uyanıkken asla konuşamamakta, elini tutamamakta ve saçlarını okşayamamaktadır. tüm bunlardan kaçınır vaziyette, yüz yüze gelmekten çekinir misali hayli ilginç bir ilişki vardır genç kız ile ihtiyar adam arasında. lakin her ne kadar hayli yaşlı olsa da sonuçta bir erkektir. yeryüzünde kadın ile erkeğin arasında geçen, normal sayılan, olması gereken olgulardan kaçamaz ve hiç beklemediği bir anda kıza aşık oluverir. kendi yarattığım ve bana korku veren bu sürekli sarhoşluğa kendimi nasıl kaptırdığımı bende bilmiyorum. başıboş dolaşan bulutların arasında uçuyor, kim olduğumu öğrenmek gibi hayli boş bir hayalle aynanın karşısında kendi kendimle konuşuyordum. saçmalıklarım o dereceye varmıştı ki, taşlarla şişelerle girişilen bir öğrenci gösterisinde içinde bulunduğum gerçeği ortaya koyacak şekilde aşkımdan çıldırıyorum yazılı bir pankartla en öne geçmemek için kendimi zor tutmuştum. şeklinde olağanüstü bir örnekle harikulade bir şekilde anlatıyor marquez roman kahramanının aşkını. evet romanda ön planda işlenen yaşlı adamın (ilginçtir ki kitap boyunca yaşlı adamın adı hiç geçmiyor, marquez bu yöntemi özellikle seçmiş olmalı) on dörtlük bir kıza duyduğu aşkı harika kurgusuyla, betimlemeleriyle bütün gerçekliğiyle bizlere sunuyor ancak kanımca kitabın hayranlık uyandıran nedenlerinden biri de satır aralarına ustaca yedirilmiş, neredeyse her sayfasında kolombiya'nın toplumsal, ekonomik ve siyasal gerçekliğine tabiri caiz ise sessiz bir ağıt mahiyetinde olmasıdır. İhtiyar adam ile birlikte kitap boyunca aşkı, tutkuyu, cinselliği, hayatı, ölümü, yalnızlığı, çaresizliği.. kısacası hayatta olması gereken hemen her deneyimi arka planda kolombiya toplumunun ahvali, siyasetin yozlaşmasını, zengilerin umarsız tavırları, fakirlerin çaresizliği eşliğinde, retorik sanatının harika örnekleriyle bezeli, dış mekan tasvirleri, evlerin, eşyaların, sokakların insanlar arasındaki ilişkisini uzun tasvirler ve betimlemeler eşliğinde harikulade bir yolculuğa çıkıyoruz. Marquez roman boyunca insan ve toplum ilişkisini, insan ve aşk ilişkisini ve insan ve eşya ilişkisi arasındaki bağlantıları harika kotarıyor. özellikle eşyalara yüklediği manalar ve gerçeklik olgusundan bir nebze bile sapmadan tüm çıplaklığıyla örneklediği ve durum tespiti yaptığı olgular değme romancının elinden çıkmış hissini rahatlıkla veriyor. Benim hüzünlü orospularım, hüznü arabeske kaçmadan, küçük emrah moduna girmeden ve ajitasyon yapmadan insanı, duyguları ve eşyayı olabilecek en yalın bir şekilde anlatması hasebiyle, ve ayıca topluma getirdiği gerçekçi eleştirel perspektifle okuyucusunu ziyadesiyle memnun ediyor. bir roman kahramanının bakış açısından hissettirerek didaktik ve yargılayıcı bir anlatımdan sıyrılmayı başarmış olup her şey yerli yerinde, dozajı kaçırmadan ve apaçık bir şekilde bir anlatım metodu güdüyor. Benim hüzünlü orospularım, insanı tarihsel ve toplumsal derinliğiyle yakalayan hikayesiyle, hüznüyle, hayata bakışıyla, coşkusuyla, çaresizliğiyle, tutkusuyla ve tüm bu olguları kusursuz bir biçimde sunan anlatım tekniğiyle büyük bir yazarın kaleminden çıktığını bizlere her sayfasında hatırlatan bir roman. Okumak İptiladır Müptelalara Selam Olsun.. iyi okumalar..
5 beğen · 0 yorum
nlgnycydncr

nlgnycydncr

@dunyasnilzehes

Benim Hüzünlü Orospularim 1982 Nobel Edebiyat Ödülü almış Gabriel Garcia Marguez in 1.basim 2005 yılına ait 94 sayfalık bir kitap.Kahramanımız 90 yaşına yeni girmiş biri,hikayesini kendi ağzından okuyacaksınız.
Ömrünü genelevlerinde geçirmekten evlenmeye vakit bulamayan ,annesini babasını kaybetmiş tek başına yaşayan, hayvanları seven ama onlarla iletişim kuramayan,geçimini zorlukla sağlayan, halen gazetecilik yapmakta olan bir adam.

90.yaş gününde bir bakire ile birlikte olmak ister ve adını Delgadina koyduğu 14 yaşındaki bu kıza aşık olur.Ona hiç dokunmadan ,onu hiç uyandirmadan sever.Oyleki uyanıkken görse taniyamayacak durumdadır.Daha fazla detay vermek istemiyorum.Sadece Delgadina ismi nereden geliyormuş bunu paylasmak istedim suan nedense sizlerle.
****Delgadina'nin öyküsünü anlatan bu Ispanyol romansinda kral,öz kızı Delgadina'ya aşık olur,ama kiz onu reddeder.Kral onu razı etmek için bir kuleye kapatır, su ve yiyecek verilmesini yasaklar.Kız oradan geçen herkesten su ister, ama kimse vermez.Sonunda babasının isteğine razı olduğunda kralın hizmetkarlari ona su getirirler,ama onu susuzluktan ölmüş olarak bulurlar.
9 beğen · 0 yorum
Ergün Çil

Ergün Çil

@erguncil

YAŞLILIK VE AŞKIN İRONİSİ
Nobel almış diye alıp okuduğum kitaplardan.. Yazarın diğer kitaplarını da okuduğumdan az çok karakterini biliyorum. Bu kitap da beni fazla şaşırtmadı... Ama ana kahramanın en az bir yıl cinsel arzuları ile üst egosu arasında çatışmalarını izlemek takdire değer... Bunu anlamak benim için hiç zor olmadı.. Sonuçta okunması gereken kitaplardan ama tabuları olanlar okumasın... Benden uyarması....
2 beğen · 0 yorum
Evren Erarslan

Evren Erarslan

@evrenerarslan

Marquez'in Kırmızı Pazartesi kitabını zar zor bitirip hiçbir yeni bir özellik bulamamış biri olarak, bir kitabını daha denemek istedim. 90 yaşına gelmiş bir gazetecinin genç fahişelerle olan ilişkilerini, hayatının sonuna geldiğinde gerçek aşkı buluşunu ele alan sıradan ve sırf cinsellik ile ilgi çekmeyi amaçlayan bir kitap olmuş. Marquez'in neden sevildiğini hiç anlamıyorum. En sevilen kitaplarını okuyup sevemiyorum. O garip bir gerçeklik olarak algılanan tarzı bana hiç garip gelmiyor, sanki ego tatmini için yazıyormuş gibi. Sevemedim, zoraki bitirdim. Okunur mu? Eh, okunur, kısa bir kitap zaten. Ama gerek var mı bilmiyorum..
3 beğen · 0 yorum
Sinemm

Sinemm

@sinemm

Marquez kalemiyle insanları etkisi altına alıp onlara yazdıklarını hissettirebilen bir yazar ve bu kitabı da hissedilerek okunacak bir kitap.Yaşlı bir adamın istekleri,düşünceleri,cinsel yaşamı ve daha da önemlisi hassasiyeti... Muhteşem yansıtmalar ve muhteşem bir üslup...
4 beğen · 0 yorum
Barış Altınbıçak

Barış Altınbıçak

@barisaltinbicak

Etkileyici
Marquez'in okuduğum ilk kitabı ve hayran kaldım. Çok geç kalmışım okumakla. Üslubu ve olayları betimleme tarzı kitabın sürükleyiciliğini zirveye çıkartıyor. İhtiyar başkahramanımız 90 yaşındaki ruh hâli, ölüme karşı tutumu ve içinde yaşattığı benzersiz aşkla okuyucunun dengesini de alt üst etmeyi başarıyor. Etkileyici bir yapıt.
3 beğen · 0 yorum
Nazlı

Nazlı

@selamalbatros

Bitti..
Ahh şu yabancıların aşkları!
90 yaşında bir dedenin hayatı boyunca onun tabiriyle "orospulardan vakit bulamayıp bekar kalışını", 90 yaşında kendisine hediye olarak genelev sahibinden istediği bakire bir kıza aşık olmasını anlatıyor..
94 sayfalık keyifli bir öykü..
Bakmayın araya kitap sıkıştırdığıma, çok sevdim ben bu dedeyi de...
1 beğen · 0 yorum
Ali Zülal Külekci

Ali Zülal Külekci

@alikulekci

Yaş Yetmiş +20
Maquez'i ilk kez bu kitapla tanıdım ve bu yüzden kendimi şanslı hissediyorum. Düşünsenize 90 yaşında bir adamı anlatan bir roman ne kadar sürükleyici olabilir ki? Ne olabilir bir romanda anlatılabilecek? Ben size söyleyeyim. Aşk... Belki çok bilindik bir konu ve hemen hemen her eserde rastlıyoruz. Ama bu sefer 90 yaşındaki bir adamın 14 yaşındaki bir kıza aşkı... Böyle söyleyince kulağa pedofili gibi gelebiliyor ama kesinlikle değil. En azından benim görüşüm bu. Çünkü 90 yaşındaki moruk bu kıza dokunamamasına aşık oluyor. 90 yıl gibi uzun bir süre yaşamış bu gazeteci bozması adam bu kadar yılı heba etmiş diyebiliriz. Kısacası ot gelmiş, sap gidecek. Her şey bu kızla değişiyor. 90'lık amcamızın hayatını kızdan önce ve kızdan sonra diye ikiye ayırırsak; kızdan öncesi siyah-beyaz filmler gibi renksiz, kızdan sonrası Full HD capcanlı ve renkli diyebiliriz.
2 beğen · 1 yorum
Baran Yusuf (@baranyusuf)
:)
01.12.16 beğen cevap
Ilker Buğdaycı

Ilker Buğdaycı

@ilkerbugdayci

Kitap isimden pirim yapıyor
Yalnızlığın verdiği çaresizlik durumunu işliyor. 90 yaşında bir adamın neler hissettiğini ve 14 yaşında bir kıza aşık olması değişik bir eser okunursa iyi olur. gözlem yapma becerisi kazandırma açısından iyi.
0 beğen · 0 yorum
Hakan Eröztekin

Hakan Eröztekin

@cikolataadam

Kitabın ismi mi? Evet ilgi çekici.
Bir erkeğin yaşayabileceği hayatlardan; evlenmemek ve hayatını kadınlarla geçirmek. Toplumun çizdiği yolda yürümeyip kendi yolunu çizmek...

Yazarın hikayesi de buna hoş bir örnek oluyor. Fakat bu tür kitaplarda ve filmlerde "sıradışı olanlar sıradanlaştırılırlar". On yıllar boyu kadından kadına koşan bir adam bir anda değişiverir ve binlercesinden birine aşık olur.

Çapkın bir adam vardır, harika bir hayata sahiptir ama birden körkütük aşık oluverir. Kadınları göklere çıkarmayan bir başkası, aşkından deliye döner; ve bu tür bütün eserlerde o özgün karakterler toplumun "bak yine biz haklıyız" diyeceği şekilde yola getirilirler.

Gerçeği yansıtmıyor ama sırf edebi zevkimiz ise amaç, buyrun okumaya.
0 beğen · 0 yorum
Kalemistik

Kalemistik

@kalemistik

Marquez beni hayal kırıklığına uğratmayan ender yazarlardan. Sıkmayan, tadında detayları ve anlatımına hayranım. Bir minik yazarcık olarak öykünürüm kendisine.

Vesselam...
0 beğen · 0 yorum
/ 4