up
ara

Tatar Çölü

Tatar Çölü Konusu ve Özeti

Tatar Çölü
Tatar Çölü kitabını okuduysanız inceleme eklemeyi unutmayın. Neokur kitap hakkındaki düşüncelerinizi ve yorumlarınızı merak ediyor.
Yazar:
Çevirmen: Hülya Tufan
Yayınevi: İletişim Yayınevi
ISBN: 9789754701258
Sayfa: 232 sayfa
Tatar Çölü, 2. Dünya Savaşı sonrasında parlayan modern İtalyan edebiyatının ilk ve en usta ürünlerinden biri, çağdaş dünya edebiyatında da önemli yer edinmiş bir eser. Genç ve hevesli bir teğmenin, ilk görev yerini çevreleyen uçsuz bucaksız çölle "savaşı". Çöl, hem teğmenin muhtaç olduğu düşmanı ondan esirger hem bizzat "düşman"ın yerini tutar, hem de gizemli, tarifsiz varlığıyla genç teğmeni cezbeder. Gerçek dışı, soyut bir mekanda, zamanda, zeminde, olaysızlığın ortasında insana ilişkin en can alıcı sorular...
Misafir

Misafir

@misafir000

Bekleyişin, ümit etmenin, ümit etmemenin, umursamazlığın, boş vermişliğin, adını kim ne koyarsa koysun hayatın en büyük gerçeği “yazgının” anlatımı Tatar Çölü…Nefis...
Çağımız edebiyatında yer etmiş, tanınmış yapıtlardan. Bir çok kişiye aşinadır (Hatta sinemaya da uyarlanmış ama izlenebilecek siteyi bulmak zor.) Tatar Çölü ile tanışmam Sirte Kıyısı ile, çok çok daha az tanınan Sirte Kıyısı ile oldu ki bu da benim Tatar Çölü’nü ilk başlarda çok hafife almama neden oldu çünkü Sirte Kıyısı kapalı anlatımı olan zor kitaplardan. Genellikle iki eser benzetilmiş, Sirte Kıyısı’nın incelemesinde de yazdığım gibi benzerlikten ziyade andırma var iki eser arasında. Dino Buzzati Tatar Çölü’nü çok anlaşılır, sade cümlelerle çatmış. Ana fikrin gölgesinde kalmış gibi duran anlatım tekniği çok başarılı. Betimlemeler yumuşak, anlaşılır ve küçük ayrıntılarla zenginleştirilmiş. Özetle içerik ve teknik açısından önemli klasiklerden.
Kitabı bitirdikten sonra çok güzel incelemeler okudum Tatar Çölü hakkında; güzel anlatımlar, güzel cümleler, insana okuma isteği verecek iştah açıcı yorumlar… Hepsini keyifle okudum, çok da beğendim ama katılamadım. Bakış açısı dediğimiz kavram burada devreye giriyor.
Kitabın konusu arka kapak da dahil olmak üzere, incelemelerde vs’de anlatıldığı için ip ucu vermemek adına yazarken kendimi kısıtlayıp, tutuklaşmamın anlamı yok. Zaten önemli olan giriş, gelişme ve sonuç değil bu eserde; anlatılmak istenen. Onun için rahat rahat yazıyorum.
Genç teğmen Giovanni Drogo ilk görev yeri Bastiani Kalesi’ne güçlükle gider, gittiği an içini “geçici” bir sıkıntı sarar, bir iki gün, dört ay, iki yıl derken otuz küsur yıl orada, olması muhtemel olmayan Tatar saldırısını bekleyerek ömrünü tüketir. İki cümle ile özetlenebilecek koca yaşamın içini bekleyiş dolduruyor. Bu da pek çok okur için insanın yazgısını değiştirmek için çaba sarf etmediği, alışkanlıklara, saplantılara, sistemlerin getirdiklerine müptela olup hiçbir çaba sarf etmeden kendisini akışa bıraktığı yönünde bir algıya yol açmış. Yazarın amacı da bu algıyı oluşturmaktır (muhtemelen). Kahramanımız Drogo böyle mi davranmıştır? Kısmen. Drogo Bastiani Kalesi’ne gitmeden de mutsuzdu, amacı, mücadeleci bir ruhu yoktu. Kale’ye gelişinden belli bir zaman sonra(yanılmıyorsam dört yıl) Kale’den ayrılmak için girişimde de bulundu ama arkadaşlarının ihaneti engel oldu. Kale Drogo'da bekleyişle beraber bir amaç geliştirdi. Heyecanlandı, umdu, bekledi, bekledi, bekledi ve beklediği gerçekleştiğinde arkadaşları ve yazgısı tarafından insafsızca beklediğini görmesine mani olundu. Çok acıklı, isyan ettirici değil mi? Hayır; Drogo ölürken “huzurluydu”. Onun ruhu bekleyişle beslenen bir ruhtu. Herkes böyle mi olmalı, değil tabii ama böyle insanların var olduğu, bu var oluştan mutlu oldukları da unutulmamalı.
Roman ve hitap ettiği okuyucuya taban tabana ters görünen bir şiiri de ekleyeyim de tam olsun.
Beklenen
Ne hasta bekler sabahı,
Ne taze ölüyü mezar,
Ne de şeytan bir günahı,
Seni beklediğim kadar!
Geçti istemem gelmeni,
Yokluğunda buldum seni;
Bırak vehmimde gölgeni,
Gelme, artık neye yarar?
Ne yaparsak yapalım, neye inanırsak inanalım veya neye inanmazsak inanmayalım arkadaşlar, sonuç aynı; kabullenmek . “Her şey olacağına varır”
ataç ikon Tatar Çölü
kitaba puan vermedi
0 yorum
Suleyman Kalman

Suleyman Kalman

@bukitaplarinhepsiniokudunmu

Bir Nevi Ruhsal Ötenazi: Tatar Çölü
Dino Buzzati, Bastiani Kalesi’nin iç karartıcı atmosferinde insanoğlunun yaşamını anlamlı kılma savaşımını anlatır.

Roman, 1938’de yayınlandığı için, ulusları yaşamlarını savaşla ve istila ile anlamlı kılmaya davet eden faşizan yöneticilere nazire yapıyor gibidir.

Kahramanımız (Giovanni Drago), genç bir teğmen olarak gittiği ve hemen kaçmayı düşündüğü bu izbe kalede (diğer personel gibi) yaşamının sonuna kadar kalır. Artık onu dünyaya bağlayan gelmesi "olası" düşmana karşı kazanılacak zaferde yapacağı kahramanlıklardır.

Rutin nöbet değişimleri, törenler, parlak elbiseler, emir-komuta zinciri, yüceltilmiş değerler, kaleye gelişinin daha dördüncü ayında doktor raporuyla buradan gitme olasılığı varken onu caydırır. Bu içi boş ve tekdüze parıltı onu cezbeder. Daha sonra ise, başlangıçta karşı çıktığı tüm sıradanlıkların içinde bulur kendisini. Kaledeki herkes gibi yurt savunması uğruna ölmeyi bekler ve bir “ölümsever” olur.

Yıllar sonra kente, ailesini ve arkadaşlarını ziyarete gittiğinde acı gerçekle karşılaşır. Kendisi yerinde sayarken hayat alıp başını gitmiştir (arkadaşları evlenmiş, iş güç sahibi olmuş, eski sevgilisi bambaşka bir insan olmuştur). Biraz aklı başına gelir gibi olup kente tayin isterse de, iş işten geçmiştir. Amirleri onun Bastiani Kalesi’nde kalmasına hükmederler, hatta rica için gittiği general onu dinlemez bile.

Yaşamı ıskalamış olduğunu kabul etmeye yanaşmaz. Bunu bir burukluk olarak hissetse de... Düşmanın gelmesi umuduyla kırgın ve uyuşuk bir şekilde ölümü bekleyerek yaşamaya devam eder. Bu arada bedeni çökmeye başlar. Savaşta bir işe yaramayacağı düşünülerek kaleden cephe gerisine “postalanır”. Boşa harcanmış koca bir hayatı, değiştirilmez bir gerçek olarak karşısında bulur. Ama geriye dönmek için çok geç kalmıştır.

Roman, bize sunulmuş bir armağan olan yaşamımızın değerini hiçbir şeye tercih etmememiz gerektiğini vurgularken, gerçeğin anlamlı kılmamız gereken "yaşam" olduğunu fısıldar bize, ne kadar yaşadığımız değil, nasıl yaşadığımızdır önemli olan ve hayat ertelenemeyecek kadar kısa ve kırılgandır.

Tatar Çölü, insanın ideal ile gerçek arasındaki çelişkisi sürdükçe anlamını ve önemini koruyacak bir eser...
ataç ikon Tatar Çölü
kitaba 8 verdi
0 yorum
Ayda V. Gani

Ayda V. Gani

@aydavgani

Bastiani Kalesi'ne diğerleri gibi 20'li yaşlarında gelen yeni mezun bir teğmenin 50' li yaşlarına kadar surların içinde beklentilerle süren yaşamı konu edinmiş. Aslında konu bu kadar basit değil tabii ki... 30 küsur yıl insanın yaşadığı dünyada, yaptığı eylemlerde hayatına bir anlam verme arayışı için zihninde oluşturduğu beklentiye olan gönüllü köleliğin önce yavaş yavaş insan ruhunu ardından da bedenini nasıl tükettiğini anlatan, usta bir kalemin ustaca yazılmış harika/ harikulade bir hikayesi.

İnsanoğlunun, ilk etapta içinde yaşadığı sıkıntı dolu gelgitleri dindirmek adına hayatını anlamlandırmak, işkenceye dönüşen düşünsel gelgitlerine son vermek için inanmayı yeğlediği hikâyelerle, zihnini zamanla durağan alışkanlıklara nasıl ağır ağır teslim ederek hantallaştırdığı ve kendi kendini yaşamdan nasıl tecrit etmeye elverişli bir yapıya getirdiğini, zaman akışının olağanüstü betimlemeleriyle kaleme almış. Bana göre, Bastiani kalesi bir simgeydi biz okuyucular için. Her birimizin surlarla çevrili dünyasına dışarıdan sesleniyordu Dino Buzzati.

Kendine has güzellikleriyle dolu mevsimleri, yaşamın her gün cömertçe sunduğu taze heyecanları, bir çiftin birbirine verebileceği mutlulukları... vb seçmek varken; zihnimizde dönüp duran, bizi dünyadaki canlı yaşamın, büyüleyici döngüsel deviniminden koparan sadece bir seyirci durumuna düşüren anlam arayışımız yüzünden, bir bakmışız ki zamanla hantallaşarak hiç farkında bile olmadan yitirdiğimiz yaşam hakkımıza dair heyecanlarımızı gömmüşüz... Yaşarken aslında yaşamayıp da seyrine daldığımız canlı kanlı duygularımızı gömmek suretiyle bir çırpıda ömrümüzün sonunda bulduğumuz hayatlarımıza sesleniyor.

Tam da kendi döngüselliğimizin girdabında dönüp dururken zalimce davrandığımız kendimize geçen zamanı hatırlatıyor, hep bir şekilde ertelediğimiz ya da çoğunluğun beklentilerine uyarak yasakladığımız yaşantımızın bir noktasında ayna tutup 30 küsur yıldan sonra artık başka bir başlangıç için geriye dönüş yok “Bunu fark et” diyor. İnsanın zihnindeki hantallığı yıkarak yaşama bağlılığı tekrar kuran ve bağışıklık sistemini güçlendiren harika bir kitap bana göre. :))
ataç ikon Tatar Çölü
kitaba 10 verdi
0 yorum
Onur Barış

Onur Barış

@banlir22

varoluşçu yazar Dino'nun, Camus ve Kafka esintileri taşıyan romanıdır tatar çölü. dünya edebiyatında iz bırakmış çoğu yazar özünde varoluşçudur bana göre. Dostoyevski de aynı şekilde. varoluşu farklı pencerelerden sorgulayan yazarlar bunlar. insan ruhu temelinde farklı kavramlar öne çıkar. Dostoyevski'de bu sorgulama, bireylerin iç dünyalarına, bilinçaltına dikiz atmasıyla olur. bunu da psikoanalitik yöntemlerle ustalıkla yapar ve öyle yükselir, roman karakterleri vicdanlarının sesini dinler, devamlı bir iyilik-kötülük savaşı vuku bulur.
Camus'da ise birey kendisiyle ilgili bir mücadeleye girmez. yabancının ana karakteri kendisini tanır, dünyayı yorumlar ve olduğu gibi davranır. o kendisidir, değişmeye, vicdan muhasebesi yapmaya gerek görmez, ama böyle yaptıkça da çevresine göre bir yabancı olarak kalır. yani Dostoyevski karakterlerin olaylara karşı değişken ruh hallerini sergilerken, Camus; statik bir karakteri dünyaya gönderir, bu sefer değişken olan birey değil toplumdur. toplum camus'nun yabancısına göre konumlanır.
Kafka ise varoluşu yabancılaşma teması üzerinden anlatır bana göre. devamlı surette derdini anlatmaya çalışan, anlaşılamayan karakterler vardır. gregor samsa ailesi tarafından anlaşılamamış dışlanmıştır. ve böcek olarak varolur, öyle de yok olur. josef k. ise dava'da sürekli bürokrasiye çarpar durur, bilmediği bir suçla yargılanır, debelendikçe küçülür.
İşte tatar çölü bu noktada farklı bir varoluşçu roman. bir asker gözünden anlatılır hikaye, unutulmuş bir sınır kalesinde hiç gelmeyecek olan düşmanı bekler ömür boyu. godot'yu bekler gibi. kaleyi bırakıp gidemez, alışkanlıklar ruhunu sarmıştır, gündelik işler, her gün aynı konuşmalar, emir-komuta zinciri, normal hayattan tamamen uzakta, güvende bir yaşam, zamanla bir bağımlılığa dönüşür., sadece beklemek, gelmeyecek olanı beklemek, devamlı bir anlam arayışı gibidir roman boyunca. yaşam bu mudur, buna değer mi? gibi sorular sordurur okuyucuya. kolaycılığa, alışılmışa bağlanıp hayatı ıskalayan bütün okurlara yapar aslında eleştiriyi. hepiniz teğmen diego'sunuz der. ben kitabı askerde okumuştum, böyle komik de bir anısı vardır bende. askerde okunacak en son kitaptır yani:)
ataç ikon Tatar Çölü
kitaba 10 verdi
0 yorum
Derviş

Derviş

@bayburdi

Yazar sade bir dille kaleme aldığı romanında militer donukluğun fotoğrafını çekmiş. Kitabı okuduktan sonra dünyevi çıkarlar uğruna savaşan yeryüzündeki tüm askerlere üzülürken, onlardan biri olmadığım için sevindim. Burada askerlik kavramına karşıyım gibi popülist bir şey söylemiyorum. Tabi ki zalimi sindirmek, zulmünü engellemek için askerlik olmazsa olmazdır. Lakin bu savaşın Allah için ve Allah yolunda olmadığı sürece geriye sadece adaletsizlik ve boşa geçmiş bir yaşam bırakacağına inanıyorum.

Mesela kahramanımız -aslında hiç kahraman olamadı- Giovanni Drogo savaşmak isterken de, askerlik yaparken de hep öldürme şehvetini dindirmek arzusu ile hareket etti. Tüm hayatı boyunca bir kaç çekik gözlü Tatarı yok etmek istedi. Onun için yaşamının sonlarına doğru hayal kırıklığı hat safhadaydı. Oysa Müslüman bir savaşçı eğer Allah rızasının dışına çıkmadan bu işi yaptıysa -ki olması gereken örnek odur- ölürken bile mutluluk içinde ölür. Çünkü kendi yolunda savaşma dışında hiç bir savaşı caiz görmeyen Allah, sadece bu güzel yolda bulunduğu için bile o askerin ecrini verecektir. Sahih hadislerde ribat tutan murabıtın gözleri cehennem ateşini görmeyeceği vurgulanıyor. Öldürmene ölmene gerek yok. Böyle basit bir görevin bile ciddi değerli bir karşılığı var...

Kitaptaki en can alıcı yerlerden biri de parolayı bilmeyen askeri herkesin tanımasına rağmen parolayı söyleyemediği için öldürülmesiydi. Sırf üstleri seyrediyor diye arkadaşının gözünün yaşına bakmadı. Bu katletme olayından sonra üstlerin öldüren askerin atıcılığına övgüler dizmesi ise militer bakış açısının en çarpıcı örneklerinden biri.

Zavallı Drogo... Keşke bedelliyi bekleseydin.
ataç ikon Tatar Çölü
kitaba 8 verdi
0 yorum

Tatar Çölü - S41

Ne var diye sordu Drogo ?
Arif Boğaç tarafından eklenmiştir.
oğuzer küçük

oğuzer küçük

@ouzadana

Burada her şey bir feragati andırıyodu; ama ne uğruna, hangi gizemli şey uğruna bir feragatti bu?
ataç ikon Tatar Çölü
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
0 yorum
Ahme't Sessiz

Ahme't Sessiz

@ahmetsessiz

"..henüz genç ve sağlıklı bir bedene sahipken,zafer borularının öttüğü anda ölmek güzel olabilir; ama bir hastane koğuşunda uzun uzun acı çektikten sonra ölmek daha kötüdür herhalde, evde, sevgi dolu inlemeler, hafif ışıklar ve ilaç şişeleri arasında ölmek daha melankoliktir. ama bilinmeyen, yabancı bir diyarda, sıradan bir han odasında, yaşlı ve çirkinleşmiş bir biçimde, dünyada, arkada hiç kimsenin kalmadığını bilerek ölmek kadar zor hiç bir şey olamazdı. "
ataç ikon Tatar Çölü
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
0 yorum
Cansu Doğan

Cansu Doğan

@cansudogan7146

Haksızlık, göğsünde, yüreğine yakın bir yerde ciddi bir acıya dönüşüyordu.
ataç ikon Tatar Çölü
kitaba 7 verdi, inceleme ekledi.
0 yorum
Cansu Doğan

Cansu Doğan

@cansudogan7146

Zaman elini sizden daha çabuk tuttu, sizinse artık her şeye yeniden başlama hakkınız yok.
ataç ikon Tatar Çölü
kitaba 7 verdi, inceleme ekledi.
1 yorum
lelalpkos (@lelalpkos)
beklemek deyince buzzati gelir aklıma
14.02.19 beğen 1 cevap
Cansu Doğan

Cansu Doğan

@cansudogan7146

Kargalar yuva yapar, kırlangıçlar gider.
ataç ikon Tatar Çölü
kitaba 7 verdi, inceleme ekledi.
0 yorum
746
KİTAP
Okuduğum En Güzel Kitap
Okuduğumuz en güzel kitapları bu listede topluyoruz! Sen de en beğendiğin ve herkese tavsiye etmek istediğin kitapları listey...
162
KİTAP
Kütüphanenizde Yer Alması Gereken Hazine Değerindeki Edebiyat Kitapları
Herkesin okuması ve kitaplığında bulundurması gerektiğini düşündüğümüz hazine değerindeki en iyi edebiyat kitaplarını bu list...
141
KİTAP
Türk ve Dünya Edebiyatından Okunması Gereken Seçkin Kitaplar
Türk ve Dünya edebiyatında kimisi yazıldığı döneme ışık tutan kimisi hafızalara kazınmış kimisi ise başlı başına klasikleşen ...
aygül ermiş

aygül ermiş

@aygulermis

 paylaşım fotoğrafı
birisi acı çektiğinde, acısı sadece kendisine ait oluyor, hiç kimse o acıyı birazcık olsun dindiremiyordu
ataç ikon Tatar Çölü
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
0 yorum
Eduşka

Eduşka

@edaa

 paylaşım fotoğrafı
Bir çift kahve ,tek bir kitap keyfi 💕
ataç ikon Tatar Çölü
kitaba 9 verdi, inceleme eklemedi.
12 yorum
Ka!?. (@nfk1)
Kim pek yüksek olmayan ses ile okuyor kitabı
peki ya kim dinliyor kahveyi soğutan akşamda kitabın sesini!?.
29.10.18 beğen 1 cevap
sultaniyegah (@reyhann)
Çok hoş 🌸 keyifli okumalar.
30.10.18 beğen 1 cevap
Mustafa Kemal'in Askeri (@mustafakemalinaskeri)
Okuduğum en güzel romanlardandı.Keyifli okumalaf...
30.10.18 beğen cevap
Özge ?

Özge ?

@okumagunlugu

Şu an okuduğum kitap paylaşım fotoğrafı
Şu an okuduğum kitap
yılın ilk kitabı*
ataç ikon Tatar Çölü
kitaba 8 verdi, inceleme eklemedi.
0 yorum
Semih Oktay

Semih Oktay

@semihoktay

Tatar Çölü paylaşım fotoğrafı
Tatar Çölü
Elimdeki kitap 1968 yılında Varlık Yayınları tarafından yayımlanmış;arka kapağında Dino Buzzati'den bahsediliyor. Kapaktaki yazıda : "Dino Buzzati,bu günkü İtalyan edebiyatının en sivrilmiş,en dikkati çeken yazarlarından biridir. (...) Gerçekleri, gerçeküstü olaylarla karıştırır. Olurla olmazı birleştirir roman ve hikayelerinde ama her zaman ilgi ve beğeni ile okunur." diye yazıyor.

Uzun bir seyahate çıkıyorum sanki;böyle bir his var içimde...Bu kitabı bu akşam okumaya başlayacağım için midir bu heyecanım acaba?

TATAR ÇÖLÜ; Roman: Çeviren Nihal Önol; 347 Sayfa
EK 1: Sayfa sayısı yanlış olmuş : Yüz sayfa kadar fazla yazmışım.Doğrusu: 247 sayfa imiş kitap... 23.01.18
ataç ikon Tatar Çölü
kitaba 8 verdi, inceleme ekledi.
12 yorum
Hayata Gülümse (@hayataagulumse)
Ahahaa mesaj alındı. Bu yorum kendini 5 saniye içerisinde imha edecektir. Görevde başarılar @semih-oktay ?????
23.01.18 beğen cevap
Semih Güler (@himesrelugse)
Keyifli okumaların olsun Adaşım @semih-oktay ???
23.01.18 beğen 1 cevap
Eseflal (@eseflal)
Keyifli okumalar abi ?
23.01.18 beğen 1 cevap
Gülşah Sönmez

Gülşah Sönmez

@gulsahsonmez

Değişimin iç acıtan yönleri
“Eskiden adımları, uykunun arasında bir çağrı gibi annesine ulaşırdı. Geceleyin duyulan tüm diğer gürültüler bu ayak seslerinden çok daha kuvvetli olsalar bile annesini uyandırmazlardı; ne sokaktaki at arabaları, ne çocuk ağlamaları, ne çarpan bir panjur, ne bacalardaki rüzgârın sesi, ne yağmur, ne de mobilyaların gıcırtısı uyandırmazdı onu. Ancak oğlunun ayak sesleri uyandırabilirdi, ama bunun nedeni bu ayak seslerinin çok gürültü çıkarması değildi (hatta Giovanni parmaklarının ucuna basarak yürürdü). Bunun, o ayak seslerinin oğluna ait olmasından başka hiçbir açıklaması, hiçbir nedeni yoktu.”

Evinden dört yıl ayrı kalan bir subayın, izne geldiğinde, artık annesinin O’nun ayak seslerini bile fark edemediği çok güzel anlatılmış. Duygulandım okurken...
ataç ikon Tatar Çölü
kitaba 10 verdi, inceleme ekledi.
17 yorum
BUKALEMUN (@karacurin)
Afedersiniz Sn.@gulsah-sonmez; Türklere yönelik bir söylevi vardı kitabın bir yerinde (ki iki kere okudum pek anlamamıştım yazar ne demek istediğini siz dikkat ! Ettiniz mi??
05.02.18 beğen 1 cevap