up
ara

Beyaz Gemi

Beyaz Gemi Konusu ve Özeti

Beyaz Gemi
Beyaz Gemi kitabını okuduysanız inceleme eklemeyi unutmayın. Neokur kitap hakkındaki düşüncelerinizi ve yorumlarınızı merak ediyor.
Yayınevi: Ötüken Neşriyat
ISBN: 9789752473003
Sayfa: 174 sayfa Basım Tarihi: 2013
Beyaz Gemi, Aytmatov'un, edebiyat âleminde geniş akisler uyandıran, verilmek istenen mesajla yaratılan tiplerin büyük bir uyum sağladığı eserlerinden biridir.Romanın kahramanı yedi sekiz yaşlarında bir çocuktur. Çocuk, saflığın, bozulmamışlığın ve geleceğin sembolüdür. Aytmatov, çocuğun saf ve temiz dünyasından, hayatın acı ve çıplak gerçeğine uzanan bir roman kurgusunu meydana çıkarmayı başarır.

Ona göre; çocukluk, gelecekteki insan karakterinin tohumudur. Çocukluk gerçek ana dili öğrenmeye ve çevresindeki insanlarla, tabiatla ve özellikle kültürle bağlarını hissetmeye başladığı dönemdir.

Aytmatov, Beyaz Gemi ile destan, efsane ve masal gibi çoğu şifahî edebiyat unsurlarını eserlerine sokmaya başlar. Geçmişi temsil eden dede ile geleceği temsil eden çocuk arasında dramatik bir ilişki kurarak insan duygu ve düşüncelerine kendine has yorumlar getirir.
Semih Oktay

Semih Oktay

@semihoktay

BEYAZ GEMİ

Roman; Yazarı:Cengiz Aytmatov (Kırgız Yazar 1928-2008); Çevireni:Refik Özdek(1928-1995); Ötüken Neşriyat;164 Sayfa (7)(24 Ocak 2013)

Cengiz Aytmatov'un Cemile adlı novellasını okumuştum daha önce.Bir televizyon programında da Yazar hakkında uzunca bir belgesel seyretmiştim. Belgesel Aytmatov'un ölümünden sonra çekilmişti.Vefat ettiğinde seksen yaşındaydı Aytmatov;Beyaz Gemi adlı bu romanını yazdığındaysa (1970) 42 yaşındaymış.Başyapıtı ile anılmaz Aytmatov. Başyapıt denilebilecek eseri Cemile adlı kısa romanıdır. Cengiz Aytmatov adı geçtiğinde aklıma bu "Cemile" adlı romanı gelir.

Beyaz Gemi romanı insanın,doğanın,iyilikle kötülüğün anlatıldığı bir eser.İyi insan roman kahramanı çocuğun dedesinde vücut bulmuştur.Dedenin adı Mümin'dir.Yazar çocuğa bir ad vermemiştir;iyi de yapmıştır zira romanı okuması muhtemel çocuklar roman kahramanı çocuğa özenip intihar etmeyecektir(!).Roman kahramanı olan isimsiz çocuk,her çocuk gibi hayalperesttir.Hepi topu üç ayrı ev vardır bu ufak yerleşim biriminde ve bu üç evde yedi kişi yaşamaktadır.Dede,çocuk ve dedenin karısı aynı evi paylaşırlar.Orozkul karısıyla bir evde,işçisi Seydahmet ile karısı diğer evde yaşamaktadırlar.Kötü insan karakterindeki karakter çocuğun eniştesi Orozkul'da temsil edilmiştir.Orozkul ormanın kolcubaşılığını yapmaktadır;Dede ile Seydahmet onun işçisidirler.Nedendir bilinmez Yazar dedeye Kıvrak lakabını takmıştır.Kıvrak canlı,hareketli,atik demektir Türkçemizde de bir dedeye verilecek en son lakaptır(!).Sanki özür mahiyetinde insanların Dedeyi niçin Kıvrak Mümin diye çağırdıklarından bahseder Aytmatov.Eserin 14.sayfasında:"Kıvrak Mümin'in davetlilere hizmet etmesine kimse şaşmazdı.Hayatı boyunca taşıyacağı Kıvrak lakabını onun için vermişlerdi ona.Böyle kıvrak,böyle hamarat olmasının suçu kendisindeydi." diye yazar.

Bu açıklamaları okuduğumda şöyle düşündüm.Gazetecilik,yazarlık ve çevirmenlik yapmış olan rahmetli Refik Özdek Ağabeyimiz -ki Cengiz Aytmatov'un birçok eserini Türkçemize çevirmesiyle de tanınmış aynı zamanda- Kırgız dilinden çeviri yapıyorken bir ihtimal dedeye takılan lakabının tam karşılığını bulamamış olmalı ya da Aytmatov,kahramanı
dedeye hem bir ad hem de san vererek,çocuk kahramanını isimsizliğini örtmek istemiştir. Dedenin bir adı da olmasa olurdu bir sanı da olmasa olurdu. Dedenin bu lakabından dolayı toplum içindeki davranışlarından epeyce bahsetmiştir Aytmatov.Romanda değil de bir hikâyede daha uygun olabilirdi böyle bir lakap ve özellikle dede eserin kahramanı olsaydı
yakışırdı daha çok...Yok hizmet edermiş de,yok hamaratmışmış.Hamaratın daha ziyade kadınlar için kullanıldığından ya Yazar'ın ya da Çevirmen'in haberi yoktu zahir.Dedeye hem kıvrak gibi tuhaf bir lakap takacaksın hem de onu tasvir ediyorken hanımlar için kullanılan "hamarat" sıfatını yakıştıracaksın.Ne gerek vardı diye düşündürttü beni bu lakap. Üstelik,çocuktan sonra ikinci sırada gelen bu roman kahramanı Dedeyi beş sayfa boyunca tasvir etmekle uğraşmış Aytmatov.Benzetme yapacağım ama sakın gülmeyin(!):tasvirin bokunu çıkarmış Yazar.Bu ne yahu?:Burnu ördek burnu gibi basık,hiç kıkırdak yokmuş gibi yumuşaktı. Eh,yani biri dedeni tasvir edecek,,,ona
kıvrak,ona hamarat ve ona burnu için bile olsa yumuşak diyecek ağzının payını verir misin,vermez misin? Arada sırada Yazar ile Çevirmen bir olmuşlar Kırgızca kelimeleri kitaba sokuşturmuşlar.Yahu bu eseri Türkçeye çeviriyorsun Sayın Özdek,ne gerek var sözlüklerde bile bulun(a)mayan kelimeleri araya sıkıştırmanın? Mecbur muyum Kırgızca kelimeleri anlamadığım hâlde okumaya? Gayretkeşliğin bu kadarına pes doğrusu! Meraklısı değiliz zorla yabancı kelime okumaya dahası o kelimeyi anlamayabilmek için uğraşmaya.Bugün her ikisi de öteâleme göç etmiş olan Yazar ve Çevirmenimiz beni affetsinler aklıma bunları getirdikleri için.Tabii Aytmatov'a değil itirazlarım;kendisinin anadilinin Kırgızca olduğu biliyorum,asıl itirazım tercümede bu Kırgızca kelimeleri kullanan Çevirmen Refik Özdek Ağabeyimize.Aytmatov'dan af dilemem, eserin bu hâle getirilmesinde emeği geçen herkes için geçerlidir.Eminim Aytmatov yaşıyor olsaydı bu konudaki serzenişlerime hak verirdi.Ha,çok mu fazla bu Kırgızca kelimeler diyerek aklına takacak arkadaşlar için söyleyeyim.Hayır,hiç fazla değil Kırgızca kelimelerin sayısı fakat benim bu tarz zorlamalara hiç tahammülüm yok galiba.Yaza yaza neler çıkıyor ortaya! Eh,düşünün artık sokakta,otobüste, metrobüste birbirine bay-bay diyerek vedalaşan insanlarıduyduğumda aklımdan geçenleri! Hele koca koca göbekli,kocaman enseli (buna kerli-ferli de diyebilirdim!),koca-başlı ağbilerin bay-bay diyerek vedalaşmalarını içimden hatta dışımdan küfür ederek karşılıyorum.Ah! Türkçemiz elden gidiyor da bizler öööylece bakıp duruyoruz.Bay-bay yerine hoşça kal,Allah'a ısmarladık diyemeyen bir millet olduk yahu! Geçenlerde bir anneyi duydum yolda,,,kucağında yeni yeni konuşmaya başlamış olduğu belli olan bebeğine:Bay-bay de babaya,bay-bay de babaya,diye zıplatıyordu çocuğu.İçimden "kadın" dedim...O senin çocuğa söyletmek istediğin bay-bay değil baş baş. Birbirini tanımayan insanların birbirlerine müdahale etmesi hem doğru değil,hem de şart değil! Babası da yanında şimdi çocuğun! Elbette içimden söyleyeceğim! Ne yapılabilir
şu Türkçemize biraz daha duyarlı olabilmemiz adına diye soruyorum da işin içinden çıkamıyorum.Hele ki böyle bir devirde Türkçemize duyarlı olmak konusu -hepimiz adına konuşacağım!- kulağıma pek hoş gelmiyorsa da TÜRKÇE KONUŞALIM ARKADAŞ kampanyaları mı yapmak lazım acaba? Kampanya misal.Yabancı kelime.İtalyanca.Fakat dilimize yerleşmiş; kullanana kimse yan gözle dahi bakmaz.Bay-bay öyle mi ya? Bir zamanlar biri 'feminizm' dese aklıma rahmetli Duygu Asena gelirdi hemen ve konu açılırsa: Tek derdimiz feminizm kalsın yahu,derdim.Sanki hiç başka derdimiz kalmamış,başka dertlerimiz yokmuş gibi.Yemeye ekmek bulamıyoruz da sıraya koysak kaçıncı sırada feminizm derdimiz bizleri ırgalar diye söylenirdim.Sivil toplum örgütlenmeleri böyle çıkıyor
zahir.Kimimiz feminizme takar kafayı,kimimiz hayvan haklarını...Şimdi kim takar Yalova Kaymakamını diye sormak mı gerek acaba tam da burada? Türkçen kusur kalsın diyenleriniz çıkacaktır,,,bir zamanlar benim feminizmimiz kusur kalsın,demiş olduğum gibi!

Geleyim BEYAZ GEMİ adlı bu romanın konusuna.Eserin adı ile konusunun ilişkisini aradığımda ufak bir bağ buldum ben;bu da çocuğun eline bir dürbün alıp gölde görünen bir beyaz gemiye bakıp hayallere dalması şeklinde geçmektedir.Misal BEYAZ BALİNA diye ansa yanımda bir romansever,ben derhâl Moby Dick adlı bu balinayı,Kaptan Ahab'ı,Yazarı
Hermann Melville'i,hatta şu an Kuakuik diye hatırladığım zıpkıncıyı gözümün önüne getirebilirim.Hem de yıllar sonra.SEFİLLER dese bir romansever,ben derhâl Jan Valjan'ı, Javert'i,Gavroş'u,Tenardiye adlı karı-kocayı gözümün önüne getirebilirim.Beyaz Gemi adlı bu romanı henüz okumama rağmen kahramanlar ya da beyaz bir gemi aklıma gelmiyor; gelmeyecek de sanki.Ana Maral geliyor aklıma.Bir Kırgız destanı olmalı.Dede kendini Ana Maral soylu olarak tanıtıyor.Torunu olan çocuğa da böyle aşılıyor.Maral bilmeyenler için ne demektir derhâl yazıyorum:Dişi geyik anlamındadır.Efsaneye göre Buğu soyundan
gelenler Ana Maral'a inanırlar.Bu Buğular bir zamanlar mutlu-mesut yaşıyorlarken düşmanları baskın yapıyor ve hepsini öldürüyorlar.Bu katliam esnasında köylerinden az ötede bulunan biri kız biri erkek iki çocuk kurtuluyorlar.Kısa kesiyorum...Sonradan Ana Maral diye anılacak bir dişi geyik bu iki çocuğa bakıyor,onları sütü ile besliyor.Gel zaman git zaman Buğuların zengin piçleri -piç tabiri bana aittir- bu geyikleri boynuzları için avlıyor ve mezartaşı yapıyorlar.Böylece atalarını yâd edeceklerini sanıyorlar.Bu geyikboynuzu mezar taşları pek beğeniliyor ve bu sefer geyik katliamı başlıyor. Buğuların yaşadığı bölgede tek bir maral kalmayıncaya kadar avlanmalarına devam ediliyor.Dede bir gün maralların geleceğine inanıyor.Üstelik bir gün üç geyik görür dede;dere kenarına su içmeye gelmiş biri erkek,biri dişi biri de yavru bir geyiktir.Okula gidip torununu almaya geç
kaldığı bir gün görmüştür bu üç geyiği.Torunu geç kaldı diye dedesine küsmüştür. Dede sevinçle geyikleri gördüğünü anlatır çocuğa.Henüz birinci sınıfına giden çocuk derhâl dere kenarına gidip geyikleri görmek ister.Dede bir başka gün geyikleri görebilmesini sağlayacağına söz verir ve eve giderler.Çocuk üşütmüştür ve hastalanır...Ertesi gün Orozkul ile dede tepelerden tomruk indirirlerken de bir erkek,bir dişi bir yavru geyiği görüyorlar.Tomruğu satın alan öküz -bu tabir de bana aittir- geyikleri avlayıp ziyafet çekmek istiyor.Dede derhâl itiraz ediyor...Geyiklerin neredeyse kutsal olduğunu kabul eden bu iyi adam aynı zamanda soylarının devamını sağlamış olan Ana Maral'a âdeta
tapmaktadır.Her fırsatta çocuğa Ana Maral destanını anlatmaktadır.Dedenin zihnindeki
Ana Maral nasıl mukaddes bir varlık ise çocuğun zihnindeki Ana Maral da âdeta koruyucu, kollayıcı bir mabuttur.Çocuk o gün hasta yatmaktadır ve ateşler içindedir.Kâh uyanır,kâh uykuya dalar.Dedesine eziyet çektirdiği için Orozkul'a kızmaktadır ve çocukları olmayan Orozkul'un bir evlat sahibi olabilmesi için Ana Maral'dan onlara bir beşik getirmesini
dilemektedir.Uykuyla uyanıklık arasında bir tüfek sesi duyar.Uyanır nihayet ve bahçeye çıkar. Herkes telaşla sağa sola koşuşturmakta, havada bir et yemeği kokusu yayılmaktadır. Bahçede büyük bir kazan içinde et pişirilmektedir.Yerde bir yığın görür.Dikkatle
baktığında bu yığının geyiğin derisi,geyiğin etleri,boynuzları olduğunu anlar.Gördüklerine inanamaz.Başına bir ağrı saplanır.Aklı almamaktadır...Dedesinin yanına gider.Dedesi ateşin başına çökmüştür ve garip bir hâldedir.Çocuk ne yapacağını bilemez.Tomruk almaya gelmiş olan -öküz- anlatmaktadır ve çocuk onu duyar.Duyduklarına hiç inanamaz. (İnsanın aklını yitirdiği bir bölümdür ve pek dokunaklı anlatılmıştır...) Maral'ı dedesi vurmuştur tüfekle bu -öküzün- adamın anlattığına göre.Öküz adam tam geyiği vurmak üzere hayvancağızın arkasına yaklaşırken dede itiraz için hemen yanıbaşında gelmektedir. Geyik avlanamaz zira o Ana Maral'dır.Öküz adam dedesine demiştir ki:Bak şimdi ben bu geyiği vuramazsam Orozkul çok kızar ama sen nişancısın,vurursun.Şayet ben geyiği kaçırırsam Orozkul da seni işten atar,ne yer ne içersin? Yaşlı adam işini kaybetmekten çok
korkar;böyle bir şey olursa karısına ne der,ne yeyip ne içerler? Razı olur.Çocuk bunu duyunca oradan uzaklaşır.Hep bir balık olup beyaz gemiye kadar yüzmek ve o gemide çalışan babasını görmek istemektedir.Kimse onun dereye doğru uzaklaştığını görmez. Kendini bilmez bir ruh hâliyle dereye girer;akıntı şiddetlidir...

Perşembe,24 Ocak 2013
ataç ikon Beyaz Gemi
8.2 (549 oy)
1 yorum
Semih Oktay (@semihoktay)
Vay ne inceleme yazmışım ben yahu!
26.04.18 beğen cevap
TC Ömür Durak

TC Ömür Durak

@tcomurdurak

#okuudumbitti #kitapyorum

BEYAZ GEMİ
Cengiz Aytmatow
Çeviri:Refik Özdek
Ötüken Yayınları
168 sayfa

‘Onun iki masalı vardı. Biri kendisinindi ve başka kimse bilmezdi. Ötekini ise dedesi anlatmıştı ona. Sonra ikisi de yok olup gitti. Şimdi biz bunlardan söz edeceğiz.’ diye başlıyor kitap.Efsanelerle dolu bir dönem kitabı Beyaz Gemi.

Geçmişi temsil eden bir dede ile geleceği temsil eden,kitap boyunca adı hiç geçmeyen çocuğun hikayesi.Aytmatov'un bu eseri uzun yıllar tartışılmış ve eleştirilere maruz kalmış.Bu konuyla ilgili yazar kitabın son sayfalarında bu eleştirilere bir açıklama yazısı yazmış.

Masum ve umudu simgeleyen hayallerin zamanla ve yaşananların etkisiyle ne kadar hayal kırıklığı yaratabileceğini,çocuk yüreğinin bile olumsuz şartlar altında ne denli zıtlaşabileceğini ustalıkla anlatan bir eser.Zulüm etmeyi seven insanların dünyanın en yufka yürekli insanlarını nasıl kukla misali kullandıklarını anlatıyor.

Yazar, iyiligin iflasini, kötülügün ise her zaman kaba kuvvet kullandığını anlatan güzel bir kitap.İnsan olma çabası gösteren herkesin okuması gerektiğini düşünüyorum. Aynı zamanda kitap masalla gerçeği birleştiren bir eser.Boynuzlu Maral Ana masalı oldukça güzeldi.

Eserde bolca semboller mevcut.Yazar bazı şeyleri açıkca söylemek yerine bunları semboller ile anlatmayı daha uygun bulmuş.Kitap hakkında araştırma yaparken yazarın nelerden bahsetmek istediği öğrendim.Bunları sizinle de paylaşmak isterim:

"Diktatörlüklerle yönetilen baskıcı sistemlerde insanlar fikirlerini açıkça dile getiremedikleri için hep semboller kullanmış.Bu bazen bir türkü,bazen bir destan şeklinde.

Beyaz Gemi romanın adı da bir mesaj taşıyor.Nedir? Ak Keme/Beyaz Gemi. Beyaz, özgürlüğün rengidir. Beyaz Gemi’nin yazıldığı devlet ise her şeyin kızıl olduğu, bir totaliter sistemdedir. Ayrıca gemi ve göl kavramları ‘gidebilmeyi, sonsuzluğu’ çağrıştırır.

Baskıcı rejimlerin ezip geçtiği, insanlardır çocuk. Nitekim Aytmatov yıllar sonra bir konferansında kendisini büyük bir ilgiyle dinleyen bir gencin söz alarak, ‘Beyaz Gemi’deki çocuk benim’ dediğini anlatır ve ekler, ‘Evet oydu ve hatta sadece o değildi…’

Romanın kötü kişisi Oruzkul’dur. Bu isim Kırgız Türklerinde kullanılmaz. Manası Rus’un kuludur. Yani Rus’a kul olan… Aytmatov, totaliter bir rejimde açıkça yazamayacağı bir şeyi böyle ifade etmiştir. Ruslara kul olan tipler Orozkul gibilerdir. Sarhoş, rüşvetçi, kötü kalpli, milli ve manevi değerleri olmayan, kaypak kişiler. Hatta şu mesajı da verir. Orozkul’un çocuğu olmaz, yani soyu kesiktir. Yani, komünist sistemin de evladı olmayacak, tükenecek.

Mümin Dede ise Kırgız halkını temsil eder. İsimler tesadüf değildir. Mümin, inanan, inançlı demektir. Mümin Dede de, inançlı ve iyi bir insandır. Lakin güçsüzdür, değer görmez ve pasif iyidir. Bu nedenle Orozkul’un tahakkümünden kurtulamaz. Ancak torunuyla arasında bir kültür aktarımı vardır.
Isık Göl öyle küçük bir göl değil; bilakis Marmara Denizinin yarısı kadar bir göl. Karşı kıyısının görülmediği yerleri çok. Kırgızlar için bir deniz adeta. İşte oradaki baba motifi de beklenen bir kahramanı işaret ediyor. Umudun ona bağlandığı ama aslında var olup olmadığını bilinmediği bir kahraman."
ataç ikon Beyaz Gemi
8.2 (549 oy)
0 yorum
Genel olarak Cengiz amcanın büyüleyici ve akıcı dili; kurgu olarak bazı boşlukların biraz daha doldurulsa veya genel olayları daha detaylı olarak işlese daha çok seveceğimi düşündüğüm ama böylede sevdiğim bir kurgusu olan; konu olarak ufaklık ile saf iyiliği, mümin dede ile iyiliğin nasıl suistimal edildiği ve zayıf konumda isen kötülüğe karşı nasıl savunmasız olduğunu, Orozkul ile de zayıf karakterli bir insana önemli bir görev verince nasıl suistimal edebileceğini ve bencilliğin, ihtirasın, egonun, vicdansızlığın ve fazla alkolün olumsuz getirilerini yerel bir destanla karmanlamasıdır. Bunda sonraki kısım kitabı okuyanlar için olduğu için ZEVKKAÇIRAN(SPOİLER)'DAN irilik, ufaklı, gerekli, gereksiz, deli, dolu vb gibi bilgi yağmuruna uğrayabilirsiniz. Bence Orozkul saf kötü denilecek davranışlarda olmasına rağmen, insanların çocuksuz bireylere bakışından başlayan karakter yönünden zayıf olmasıyla kötülüğü benimseyen biri. Tabii genel olarak kendisinden hiç hazzetmedim ve bu basit mazeret yaptıklarından zevk almasını hoş karşılayacak türden bahane değil. Uyarmak benden(Discovery buradan bir selam çakasım geldi birden. :D) Bence ufaklık ölmesi hakkında eleştiriler çok saçma idi. Ufaklık yaşasa ve hayatını güzel gelişmeler olsa o zaman Cengiz amcanın kitabı olmazdı. Dünyanın acı gerçeği olan, anneden(Baba bence duygusal olarak o kadar bağlanamaz çocuğuna ama istisnalar olmayacak değil tabii ki.) başka koruyucun olursa ne kadar iyi niyetli olursa olsun, eğer koruyucu ekonomik olarak zayıfsa elbet bir gün işlerin ters gideceğini çok güzel bir şekilde önümüze sermiş Cengiz amca. Birde kitabı okurken aklıma Berkay hala'nın değilde Orozkul'un kısır olabileceği aklıma geldi. Çünkü bu kısırlık olayını Orozkul'un ağzından başka kimseden duyulmuyor. Belkide doktorlar Orozkul kısırsın demeye çekinmiş bile olabileceği. Bunun olasılığının yüksek olduğunu kanısındayım o zamanlar. Çünkü kitabın oluştuğu tarih 1970(Viki'nin ingilizce sayfası öyle diyor.)'te kesin bir şekilde ulaşılmayacağını düşünüyorum. Bu konu eskiden bu konu yüzünden nice eziyetleri katlanan Berkay karakteri gibi kadınlar gelip geçtiğini aklıma geldi. Bu kısımda erkeklerinde toplumda düşük konuma düşmesinin de bir getirisi olduğunu kanısındayım. Birde kitaptaki çocuğun balık insan dönüşümü ve sonrasındaki hayal çok etkileyici geldi. Babasına kendi anlattıklarından başka hiçbirşey düşünememesi asılında çok üzücü bir olay. Kendisine yük olarak görmesi beni kahretti. O yüzden bakamayacak durumdaysan çocuk sahibi olan insanlara kızgınlığım bu kitap ile bir kat daha arttı. Nice masum ruhlar bu durum yüzünden kötü yollara düşüyor. Dünyaya kinini kendi çocuk sahibi olup ondan çıkaranlarla ayrıca bu vicdansızlık sonsuz bir düzene dönüşüyor. Ayrıca son olarak ufaklığın hayal gücüne ve doğa ile kendine sessiz bir dünya yaratmasına hayran kaldım. Çok derin yalnızlığı çok güzel bir şekilde bertaraf etmesi ayrı bir saygı uyandırdı karaktere karşı. Keşke herkes bu kadar basit ve güzel hayal gücüne; saf ve temiz ruha sayıp olsa diye içimden geçirdim diyeyim ve yazarken yorulduğum incelemeyi artık bir sona ulaştırayım. :D
ataç ikon Beyaz Gemi
8.2 (549 oy)
0 yorum
Doğru demişler kendini saydırmasını bilmeyeni saymazlar ; 

Sitedeki ilk incelemem Beyaz Gemi'ye kısmetmiş. 
Şimdi ben bu kitabın hangi ucundan tutayım hangi kısmını anlatayım ki; iyiliği ve saflığı temsil eden mümin dededen mi, onun aksine kötülüğü ve haydutluğu temsil eden orozkul'dan mı; yoksa daha bebekken annesi babası tarafından terk edilmiş ve dedesiyle kalan küçük çocuktan mı? 
Cengiz Aytmatov betimlemeleri ,hikayeyi anlatış şekli ve sonlandırmasıyla okuru adeta kitabın içine çekiyor.
Ki zaten Beyaz gemi kitabı için yazılan eleştirilere verdiği cevaplarda da kendisinin her şeyi okura bıraktığını ve okurun görüşlerini önemsediğini açıkça belirtmiş.
Gelelim kitabımıza ve içeriğine;
Evet her insanın ve her milletin tarihinde elbette ki efsaneleri vardır. Tıpkı mümin dedenin torununa anlattığı Boynuzlu Maral ana efsanesi gibi. 
Kitabımız iyinin ve kötünün birde küçük bir çocuğun hayalleri etrafında şekilleniyor. 
Kırgızların yaşadıklarını, çektikleri acıları, soylarının nasıl tükendiğini ve boynuzlu maral ana sayesinde nasıl yeniden bir çatı altında toplandıklarını konu ediniyor.
İnsanın insana isteyince neler yapabileceğini, bir insana ve sevdiklerine sırf zengin diye neler çektirebileceğini ve aslında üstün olma, her şeye hükmetme isteğinin ne kadar da acınası bir durum olduğunu tam olarak orozkul karakterinde görüyoruz. 
Benim en çok ilgimi çeken noktalar sık sık doğa betimlemelerinin yapılmış olmasıydı. 
Ormanda bir yangın çıksa ya da sel olsa ağaçlar yerlerinden ayrılamaz, kıpırdayamazlar bunları yapabilmeleri için bir orman koruyucusuna yani bir insana ihtiyaçları vardır. Yasaklı olan bölgelerin ağaçlarına hayvanlarına niye karışır ki insan. Doğa betimlemelerini okurken aklıma gündemimizden düşmeyen kaz dağları ve ormanlarımız da gelmedi değil. 
Ama insan bu kendi soyundan olana bile acımayan insan.

İyilik, kötülüğün yanında kaybetmiş gibi görünse de gerçek olan şudur; doğruluk yolunda kaybedilen her değer aslında kaybedilmiş sayılmaz. Çünkü iyilik, kötülüğün derinliklerinde kaybolmaz, kendini yok eder sadece. Bu da mağlubiyet sayılmaz.
Bu yüzdendir ki kitabın sonunda çocuk balık olup gitmiştir. Kötülükle baş edemez ki bir çocuk. Sırf bu yüzden orozkul'la hesaplaşmasını her zaman hayallerinde yapmıştır. 
Aytmatov çocuk ve kötülük kavramlarının bir araya gelemeyeceğini kitapta altını çizerek bizlere bir kez daha göstermiştir. Beyaz Gemi'nin rotası her zaman iyilik olacaktır. 
OKUYUN ; OKUTTURUN ..
ataç ikon Beyaz Gemi
8.2 (549 oy)
0 yorum
Serap

Serap

@serappamuk

Kitap önce ismiyle şaşırtıyor insanı.Bir geminin hikayesini okuyacağımı düşünmüştüm ama onun yerine bir dede ve torunun hikayesini okudum.Dede ve torun arasındaki sevginin ne kadar büyük olabileceğini çok iyi bilen insanlardan birisiyim çünkü harika bir dedeye sahiptim.Sevgi ve şefkatini koşulsuz ve sınırsızca torunlarına veren ve torunları tarafından çok sevilen bir dedeye...Rabbim rahmetini ondan esirgemesin...

Gelelim kitaba, Aytmatov yine harikalar yaratmış.Bir çocuğun duyguları ve hayal dünyası ancak bu kadar güzel yansıtılabilir bir yetişkin tarafından.Kahramanımızın hayallerini okurken kendi çocukluğuma döndüm sık sık bu da Cengiz Aytmatov'un başka bir başarısı sanırım.
Kitap bir dede ve torun ilişkisini anlattığı kadar bir dede ve torun dramını da anlatıyor diyebiliriz.Bu nedenle kitabın sonu tam bir trajediydi benim için. "Neden böyle bir son" diye isyan ederken,sorumun cevabını kitabın sonunda Aytmatov'un bu eser için yaptığı açıklamayı okurken buldum.Diyor ki; " Hikayede, olay ne olursa olsun, zaferi kim kazanırsa kazansın,yenilen kim olursa olsun,gerçek zafer estetik ve fikirsel sonuçtadır.Hikaye okuru etkilemiş,onun adalet duygularını ayağa kaldırmışsa, hikayede iyi, kötüye yenilse bile sonuç olumludur. Yeter ki okur, iyi için kötüyle savaşa hazır olsun."
Çocuğa karşı okuyucuda oluşan duygunun ne olması gerektiği noktasında da fikir veriyor sonunda "Ona acımaktansa,onu her şeyden önce anlamak gerek " diyerek... Anlamak ve acımak bu iki temel duygunun birbirinden çok farklı olduğunu bir kez daha çok iyi anlamamızı sağlıyor...

"Çocuklar kendi yaşadıkları dünyanın içinde en çabuk olarak haksızlığı sezerler,en derin olarak haksızlığı duyarlar.Çocuğun uğradığı haksızlık bize küçücük bir şeymiş gibi gelebilir,ama çocuk da küçük olduğu için kendi dünyasının bütün ölçüleri kendi boyuna göredir.Tahtadan bir at çocuğun gözünde safkan bir at büyüklüğünde görünür." demişti Charles Dickens "Büyük umutlar" kitabında.Beyaz Gemi'de anlattığı çocuk karakterle Aytmatov işte tamda bunu anlatmak istiyor bize...
ataç ikon Beyaz Gemi
8.2 (549 oy)
3 yorum
Semih Oktay (@semihoktay)
Ellerine sağlık...Duygusal bir inceleme yazısı olmuş.
08.03.15 beğen cevap
Serap (@serappamuk)
Teşekkür ederim Semih abi, senden takdir almak benim için gerçekten değerli...Bana çocukluğumu ya da bir zamanlar çocuk olduğumu hatırlatan kitapları seviyorum.Onlar sayesinde çocukluğumu ve çocuk hayallerimi hatırlayarak çocuklarımı daha iyi anlamaya çalışıyorum... :))
10.03.15 beğen cevap
Mesut ÖZKAYA (@mesutozkaya)
Sonu keşke öyle bitmeseydi
27.08.15 beğen 1 cevap

Beyaz Gemi - S41

Asıl yabancı olan kendisi çünkü sonradan gelen o. Kalkmış bir de bana yabancı diyor!..
gamze tarafından eklenmiştir.
Merve 🗡

Merve 🗡

@mtrv

''Eğer yıldızlar insan olsa, gökyüzü onlara dar gelir,sığmazlardı.''
ataç ikon Beyaz Gemi
8.2 (549 oy)
0 yorum
Oktay Karahan

Oktay Karahan

@oktaykarahan

Dedem diyor ki, atalarının adlarını, kim olduklarını unutanlar, kötülük yapmaktan utanmazlarmış. Çünkü o zaman insanın nasıl biri olduğunu ne çocukları bilirmiş ne de çocuklarının çocukları.
ataç ikon Beyaz Gemi
8.2 (549 oy)
0 yorum
E.D

E.D

@yabanci

Bu insanlar niye böyledir? Niçin bazıları çok iyi, bazıları çok kötü oluyor? Niçin herkesin korktuğu, çekindiği insanlar var, bir de kimsenin korkutamadıkları! Niçin kimi insanların çocuğu oluyor, kimilerin olmuyor? Niçin kimi insanlar başkalarına, isterlerse maaş vermezler? En iyi insanlar, en fazla maaş alanlar mıdır? Dede çok az para alıyor, herkes de dedesini üzüyor. Dede de para alsaydı, bunun için ne yapılabilir? Belki o zaman Urazkul, dededen çekinecek, dedeyi sayacaktır.
ataç ikon Beyaz Gemi
8.2 (549 oy)
0 yorum
tabula rasa

tabula rasa

@tabularasa

Onun tek üstünlüğü bundan ibaretti. Başkalarının gözünde küçük düşmekten korkmamasıydı (Ne oturmasını bilirdi, ne konuşmasını, ne cevap vermesini ve gülmesini... Yoo, yoo, yapamazdı bunları). Bu bakımdan, gözden düşmekten korkmaması bakımından, kendisi bilmese de, çok şanslı sayılırdı. Oysa birçokları hastalıktan değil de, kendini daha büyük gösterme ihtirasından ölürlerdi.
ataç ikon Beyaz Gemi
8.2 (549 oy)
0 yorum
Reyhan Kurt

Reyhan Kurt

@reyhankurt

Yıldırımları gökler doğurur. Göklerinse ölmezliği var. Bu benim tesellimdir.
ataç ikon Beyaz Gemi
8.2 (549 oy)
0 yorum
1130
KİTAP
Mutlaka Okunması Gereken Kitaplar
Herkesin mutlaka okuması gereken, kitaplığında bulunması gereken kitaplar listelenmektedir. Sen de mutlaka okunması gerektiği...
36
KİTAP
Ufkumuzu Açan Kitaplar
Öyle romanlar vardır ki okurken ufkumuzu açar, beynimizin çalışma hızını artırır, duygusal zekamızı geliştirir ve hayal dünya...
26
KİTAP
Roman Okumayı Sevenler için Okunması Gereken Kitaplar
Roman tutkunları için en seçme ve kült kitaplar listelenmektedir. Yazarların hayal dünyalarına derin bir yolculuğa hazır mısı...
249
KİTAP
Kısacık, Okunası Kitaplar
Kısa ama etkili kitaplar bu listede. Sayfa sayısına bakmayın. Kısa ama yoğun kitaplar. Az zamanınız mı var? Kısacık bir kitap...
9
KİTAP
MEB Tarafından Ortaöğretim Öğrencileri için Hazırlanmış olan 100 Temel Eser Listesi
Ortaöğretim öğrencilerine Türk Dili ve Edebiyatı dersleri kapsamında okutulmak üzere Millî Eğitim Bakanlığı (MEB) tarafından ...
Anka Diana.

Anka Diana.

@zumruduanka

Geç açılmış bir kanalın, geç kalınmış bir 23 Nisan sesi.
Suya bıraktığımız tüm kağıt gemiler.
ve var olmasını dilediğimiz tüm hak ve doğruluklar.

Aytmatov, Kırgız bir yazardır ve Türkiye'de tanınmış bir şahsiyettir. Cemile, Beyaz Gemi, Gün Olur Asra Bedel gibi kitapları popülerdir. 1963 yılında Lenin Ödülü'nü kazanmıştır. Aytmatov tarafından kaleme alınan Cemile kitabı, Louis Aragon'a göre "Dünyanın en güzel aşk hikayesi" şeklindedir.

Beyaz Gemi, geçmişi ve geleceği ortada birleştiren bir masal yahut bir gerçek gibidir.


"Su boyunca yüzüp gittin çocuğum. Kendi efsaneni da alıp götürdün. Yüzüp gittin.
Hiç bir zaman balık olamayacağını biliyor muydun? Beyaz gemini göremeyeceğini ve ona "Selam Beyaz Gemi, ben geldim, ben!" diyemeyeceğini biliyor muydun?
Çay boyunca yüzüp gittin çocuğum.
Şimdi ben sana yalnız şunu söyleyebilirim:
"Çocuk kalbinin, çocuk ruhunun bağdaşamadığı her şeyi reddettin. İşte beni teselli eden de budur.
Bir şimşek gibi yaşadın sen.
Bir defa çaktın ve söndün.
Şimşeği çaktıran göktür. Ve gök ebedidir.
İşte budur beni teselli eden.
Bir başka tesellim daha var: İnsandaki çocuk vicdanı, tohumdaki öz gibidir. Ve o öz olmadan tohum filizlenemez, gelişmez.

Yeryüzünde bizi neler beklerse beklesin, insanoğlu doğdukça ve öldükçe, insanoğlu yaşadıkça, hak ve doğruluk denen şey de var olacaktır...

Sana, senin sözlerini tekrarlayarak veda ediyorum:
"Merhaba Beyaz Gemi, ben geldim!"
ataç ikon Beyaz Gemi
8.2 (549 oy)
0 yorum
KÜRŞAD GARİPOĞLU

KÜRŞAD GARİPOĞLU

@kursadgrpgl

Beyaz Gemi paylaşım fotoğrafı
Aytmatov candır ;)
ataç ikon Beyaz Gemi
8.2 (549 oy)
0 yorum
 SepuLtura

SepuLtura

@sepultura07

Beyaz Gemi paylaşım fotoğrafı
Sınavda çıkacak ve benim 24 saatten az zamanım var. Eğer okursam Fiziği boşlamış olurum. Bu sebepten dolayı internetten özetini kkudum. Özeti harikaydı. Kitabı okuyarak sınava girmek istiyorum ama ahh Fizik ahh...
ataç ikon Beyaz Gemi
8.2 (549 oy)
4 yorum
Yusuf can (@mehmetayan8)
Nouldu ne istiyon
01.01.18 beğen cevap
Yılmaz (@hayalet350)
San-Taş Vadisi’nde etrafındaki beş-altı insanla yaşamak zorunda olan, dedesinden başka seveni olmayan, gerçek hayatında mutsuz olan fakat hayal dünyasında mutlu olmaya çalışan bir çocuğun psikolojisini konu almaktadır
01.01.18 beğen 2 cevap
SepuLtura (@sepultura07)
Derken @mehmetayan8
02.01.18 beğen cevap
PİP!

PİP!

@nusretk

 paylaşım fotoğrafı
CENGİZ AYTMATOV-BEYAZ GEMİ

Bir çok romanındaki gibi bizi etkileyen ve mutlu eden usta yazarımızın mücevherlerinden biri..

Beyaz Gemi, “Aytmatov’un, edebiyat âleminde geniş akisler uyandıran, verilmek istenen mesajla yaratılan tiplerin büyük bir uyum sağladığı eserlerinin başında gelmektedir...”

Biz ve diğerleri...
Herkes para para para derken,
Biz kitap kitap kitap derdik...

...................
EK 1: Tâ eski çağdan beri böylelerine şu öğüdü verirler:
“İyi olma, kötü ol! Dişlerini göster! Bak sana bu da azdır! Kötü ol, kötü!” 20.04.18
EK 2: Meşur çanta olmazsa olmaz dürbün.. 21.04.18
EK 3: Boynuzlu MARAL ANA? 21.04.18
ataç ikon Beyaz Gemi
8.2 (549 oy)
0 yorum
Gülşah Sönmez

Gülşah Sönmez

@gulsahsonmez

Renkli hayaller kurmak...Efsaneleri gerçek sanarak inanmak...Coşku ve heyecanın en dirisini yaşamak...Çocuklara daha çok yakıştırdığımız ve hatta çocukla özdeşleştirdiğimiz bu duygulara “merhaba” dedirtiyor kitap. Okurken siz de hayal kuruyorsunuz. Hatta hayalinizde kötülüğün karşısına iyilik, kötü ve güçlü olan kişinin karşısına iyi ve cesur olanı çıkarıyorsunuz. İyi ve cesur olanın kazandığı bu karşılaşmadan sonra “İyi olan her zaman kazanır” cümlesini hatırlayarak gurur duyuyorsunuz ve bu gururla gülümsüyorsunuz. Mutlaka okunması gereken bir kitap olduğunu ve geç kalmadan okumak gerektiğini söylemek istiyorum.

Okuduğum ilk Cengiz Aytmatov kitabı. Ama derinden etkilendiğimi özellikle belirtmek istiyorum. Kitapta bir efsane anlatılıyor. Bu efsaneye inanıp benimsediğimden dolayı mı, yoksa kötü düşünceli insanların masum bir cana zarar vermeleri ve ardından kahkahalar eşliğinde bu kötülüklerini anlatmalarının zoruma gittiğinden dolayı mı bilmiyorum ama kitabın sonunda derin bir acı hissettim. Yazar’ın kalemi öylesine güçlü ki bana bu duyguları hissettirdi diye düşündüm bitirdiğimde. İçim acıdı. Acıdım...

Kitabın sonunda yer alan bir cümleyle bitirmek istiyorum yazımı.

“Yeryüzünde bizi neler beklerse beklesin, insanoğlu doğdukça ve öldükçe, insanoğlu yaşadıkça, hak ve doğruluk denen şey de var olacaktır...”

Not: Kitapla ilgili inceleme ekledim. Bazı duygularımı da incelememe sığdıramadım. Onları da burda paylaşmak istedim.
ataç ikon Beyaz Gemi
8.2 (549 oy)
0 yorum