up
ara

Semaver

Semaver Konusu ve Özeti

Semaver
Kayıp Aranıyor kitabının da yazarı Sait Faik Abasıyanık tarafından kaleme alınan Semaver kitabı Öykü, Öykü (Yerli) türünde okuyucusu ile buluşuyor. Yapı Kredi Yayınları yayınevinden 2003 yılında 9789750805103 isbn kodu ile kitapçılarda satışa sunulan Semaver isimli kitap 105 sayfadan oluşuyor. Kitap Filmi Çekilmesi Gereken Kitaplar listesinde de yeralmaktadır. Semaver kitabını okuduysanız mutlaka oyunuzu, kitap incelemelerinizi ve alıntılarınızı bekliyoruz. Neokur kullanıcıları fikirlerinizi merak ediyor!
Yayınevi: Yapı Kredi Yayınları
ISBN: 9789750805103
Sayfa: 105 sayfa Basım Tarihi: 2003
"Namuslu adamdı Sait Faik, ömrü boyunca namuslu kaldı. Yalnız namuslu olmakla yetinmedi, insanları değerlendirmede en başta namus ölçüsünü kullandı. (...) yazış tarzında da gene ömrünün sonuna kadar namuslu kaldı. Hiçbir zaman şaşırtma yoluyla, büyük laflar ederek, büyük davaların savunucusu görünerek ilgi ve alkış toplamaya kalkışmadı... Süsleyip, püslemek küçüklüğüne düşmeden düpedüz söyledi..."-Yaşar Nabi-"... Küçük şeyleri unutamayanlar, en geri hatıraları da unutamayanlardır. Hafızalarının bu bahtsız kuvveti karşısında hiçbir memleket, hiçbir vatan tutamadan her yeri, her şeyi severek öleceklerdir."diyen büyük yazarın; ilk kez 1936 yılında yayımlanan hikaye kitabı Semaver yeniden gözden geçirilerek yayına hazırlandı.Mektuplar, müniskriler ve gün ışığına çıkmamış metinler sırada...
Kitap Dostuyum

Kitap Dostuyum

@kitapdostuyum

Bence Sait Faik Abası YANIK okumayan "kitap okuyorum" dememeli. Ebebiyatımızın değerli öykü yazarlarındandır Sait Faik. Beni öyküleriyle etkilediği kadar yaşadığı hayatıyla da etkileyen yazar, yaşamını kalemiyle kazanmanın yollarını ararken müthiş değerli yapıtlar vermiş. Bu arada, ölümünden sonra tüm mal varlığını Darüşşafaka'ya verilmesini isteyen yazarın bu istediğini evlat acısı yaşayan annesi yerine getirmiş. Semaver isimli hikayesini ortaokulda ödev olarak hazırlamıştım. Öyle güzel anlatmıştı ki, o semaverin kokusu, kızarmış ekmek kokusu hala burnumda... O Ananın acısı da yüreğimde.. Çocuk kalbimle ağladığımı hatırlıyorum. Şimdi tekrar okumaya karar verdim Sait Faik'in yapıtlarını. Çocukken okuduğum Sait Faik hikayeleri hala bazı mesajlar vermek için sayfalar arasından fısıldıyordu. Tekrar okumak bana zevk verdi diyebilirim. İyi okumalar..
ataç ikon Semaver
kitaba puan vermedi
5 beğen · 0 yorum
Misafir

Misafir

@misafir000

Sıcacık ve naif bir eser
Haldun Taner'in de dediği gibi yüreği insan ve doğa sevgisiyle dolu olan ve bu sevgiyle bulunduğu her yeri ısıtan adam Sait Faik; Semaver'de de birbirinden şirin öyküleriyle okuyucunun içini ısıtıyor. Kitabın kapağı bile bunu destekler nitelikte. 19 kısa öyküden oluşan eserde Sait Faik'in denize olan tutkusunun izlerini fark etmemek mümkün değil. Neredeyse her öyküsünde denize, sahile, seyâhatlere özgü bir şeyler var. Hikayeler okuyucuyu sıkmayacak kadar kısa ve anlaşılır. Hani deriz ya bizim oğlan diye; işte tatlı üslubuyla bizim her zamanki Sait Faik diyesi geliyor insanın. En çok da kitaba ismini veren Semaver öyküsünü beğendim. Duygulu, manidar bir öykü. Zihni dinlendirecek, sevimli bir eser. :)
ataç ikon Semaver
kitaba 10 verdi
2 beğen · 0 yorum
Mesut Serdar

Mesut Serdar

@mesutserdar

Daha önce okuduğum "Son Kuşlar" a göre çok daha güzel hikayelerden oluşuyor. Gerçekten de Sait Faik Türk hikayeciliğinin üstadlarından olduğunu bu kitabında gösteriyor.

Hikayelerinde kendi hayatından esintiler de hissediliyor. Çocukluk yıllarından başlayıp, Fransa'da yaşadığı yıllara değin hemen hemen tüm hayatının izlerini taşıyan hikayeler okuyoruz bu kitapta.
ataç ikon Semaver
kitaba 8 verdi
2 beğen · 0 yorum
Misafir

Misafir

@misafir000

İlkokul yıllarımdan Ali'nin kafamda canlanan hiç bir anını unutmadığım ve hala aynı canlılıkta yerinde duran öykü semaver...İnsandan öte Sait Faik için ne söylenebilir ki...Bir okur Sait faik okumuyorsa eksik bir okurdur...Anlamıyorsa eksik bir insandır....Yaşamıyorsa vah ki eyvahtır....Mutlaka okunmalı...Meserret oteline giden arabaya da binmeli...
ataç ikon Semaver
kitaba 10 verdi
3 beğen · 0 yorum
Emin Aydın

Emin Aydın

@kursunasker

Sait Faik , hikayelerinde bir tezi savunmaktansa veya okuyucuyu yönlendirmektense sadece var olanı yansıtıyor.İnsana dair,yaşama dair...

Bu kitabı zihnimi dinlendirmesi için okumuştum ve kitap beklentilerimi fazlasıyla karşıladı.Samimi bir üslupla ve elinize ağır gelmeyen sayfalarla
Semaver okunmayı hak eden bir kitap.
ataç ikon Semaver
kitaba 6 verdi
2 beğen · 0 yorum

Semaver - S41

Ziyanı yok, dedim. Ben de sizi çağırırsam, siz de kendi paranızı verirsiniz.
ahmet-samsa tarafından eklenmiştir.
E.D

E.D

@yabanci

Küçük şeyleri unutamayanlar, en geri hatıraları da unutamayanlardır. Hafızalarının bu bahtsız kuvveti karşısında hiçbir memleket, hiçbir vatan tutamadan her yeri, her şeyi severek öleceklerdir.
ataç ikon Semaver
kitaba 6 verdi, inceleme eklemedi.
12 beğen · 0 yorum
ahmet-samsa

ahmet-samsa

@samsa

Ah serçeler ne bahtiyardı!
ataç ikon Semaver
kitaba 8 verdi, inceleme eklemedi.
11 beğen · 0 yorum
E.D

E.D

@yabanci

Ali semaveri, içinde ne ıstırap, ne grev, ne de patron olan bir fabrikaya benzetirdi. Onda yalnız koku, buhar ve sabahın saadeti istihsal edilirdi.
ataç ikon Semaver
kitaba 6 verdi, inceleme eklemedi.
8 beğen · 0 yorum
E.D

E.D

@yabanci

Sevmekten korkuyorum. Başka arzular, ihtiraslarla atıldığım yolda beni avare ve çırılçıplak, başı her manada boş bırakacak yalnız bir şey olduğunu biliyorum ve ondan karanlıktan, riyadan, zulümden, hürriyetsizlikten korkar gibi ürküyorum.
ataç ikon Semaver
kitaba 6 verdi, inceleme eklemedi.
8 beğen · 0 yorum
E.D

E.D

@yabanci

Lisanlarını anlamadığımız insanların haletiruhiyelerini keşfetmek hususunda çok aciziz. Onların bizim her günkü konuştuğumuzdan daha başka, daha mühim şeyler konuştuklarını sanırız.
ataç ikon Semaver
kitaba 6 verdi, inceleme eklemedi.
7 beğen · 0 yorum
295
KİTAP
Filmi Çekilmesi Gereken Kitaplar
Bu kitapların acilen filmi çekilmeli! Kurgusuna bayıldığımız ve sinemada da görmek istediğimiz, senaryolaştırılması mümkün ol...
163
KİTAP
Kütüphanenizde Yer Alması Gereken Hazine Değerindeki Edebiyat Kitapları
Herkesin okuması ve kitaplığında bulundurması gerektiğini düşündüğümüz hazine değerindeki en iyi edebiyat kitaplarını bu list...
1177
KİTAP
Mutlaka Okunması Gereken Kitaplar
Herkesin mutlaka okuması gereken, kitaplığında bulunması gereken kitaplar listelenmektedir. Sen de mutlaka okunması gerektiği...
7
KİTAP
Küçük Mutlulukla Dolu Kitaplar
Küçük umutlara bağlanmayı seven , küçük hazlar hoşlanan ve küçük şeylerden mutlu olan insanlardansanız bu kitapları kaçırmayı...
317
KİTAP
Tavsiye Ettiğim Kitaplar
Kitap tavsiyesi arayanlar buraya! Herhangi bir kitap türüne bağlı kalmaksızın beğenerek okuduğumuz ve herkesin okumasını tavs...
Mehmet

Mehmet

@yoldas

Birtakım İnsanlar Öyküsünden.
- Ağabey, dedi, buradan bana benzer birtakım adamlar geçti mi?
Paltomun yakası içinde yarı yarıya kaybolmuş kafamı çıkardım. Kafamı bir iki defa salladım. Soğuğa alışmış, mukavemete hazırlanmış gibiydim. Kulaklarımı keskin bir rüzgâr ısırdı. Adama baktım:
Bana benzer adamlar...Bütün insanlar birbirine aşağı yukarı benzemez mi? Bana benzer adamlar, ne demekti?
Evet, adamın hakkı vardı. Ona benzer adamlar, ötekilerden kolaylıkla ayrılabilirdi. Kış günü bir şehirde insanlar palto, şapka giyer, ayaklarında fotinleri vardır. Belki paltolarının renkleri, şapkalarının kurdeleleri ve alamerikan yahut alaturka şapkalarıyla birbirlerinden ayrılabilirler, icap ederse.
Bu adamın ne paltosu ne şapkası ne de ayakkabıları vardı. Buna mukabil sırtında mor pamukları yer yer, parça parça dökülen bir hırkası, belinde ipi, ayağında yazlık, tüy gibi bir pantolonu ve ayaklarında da yine iplerle bağlanmış çuvalı...
Yüzü tatlı esmer renkliydi. Sakalı uzamıştı. Yirmi beş, otuz yaşlarında gözüküyordu. Yalnız gözlerinde büyük, korkak, acele bir şeyler vardı. Acaba, dedim bir esrarkeş midir?
O devam etti:
- Benim gibi ağabey, dedi. ( üstünü başını gösterdi.) İşte bu biçim adamlar görmedin mi? Bazıları şu yoldan geleceklerdi. Birtakımları da
(Taksim Sineması'nın aşağısındaki yolu göstererek ) şu yokuştan çıkacaklardı.
İşi kısa kesmek istedim. Meçhul, karanlık, dalgada bir kafada her türlü hayaller dolaşabilir, neme lazım...
- Görmedim vallahi! dedim.
- Allah Allah! dedi. İmkânı yok. Muhakkak geçmişlerdir. Ben yolda biraz eğlendim. Onları kaybettim. Yoksa geçmemelerine imkân yok.
- Nedir bu adamlar canım ? diye sabırsızlık ve merakla sordum.
Kafamın içinde esrarengiz, büyülü garip hikâyeler canlandı. Hatta daha ileriye giderek başka ve daha tuhaf şeyler düşündüm. Adamın afyonlu kafasına girmiş gibi oluyordum.
- Ağabey, biz, dedi, Tophanede' ki sabahçı kahvehanelerinde yatarız. Hepimiz hamal, uşak gibi herifleriz. Ama namusumuzla yaşıyoruz. Ne yapalım ? Beş on para kazanırız. Geceleri de kahveciye beş kuruş verir, bir köşede uyuruz. Ne yapalım ? Otellere para mı dayanır ? En aşağısı otuz kuruş. Otuz kuruşla iki gün geçimimiz var...
Ha! Bu akşam polisler geldiler. Sabahçı kahvelerinde yatmak yasakmış. Hepimizi çıkardılar. Biz de hep birlik olduk. Gidelim valiye çıkalım, uyandıralım, derdimizi anlatalım, dedik. İşte birtakımı şu yokuştan, birtakımı da arkadan geldiler. Demek görmedin ağabey.
- Görmedim, dedim. nerelisin sen?
Gözleri çakmak çakmaktı:
- Zonguldaklı beyağabey.
Gece yarısı, bu soğukta valiye gideceklerine başka bir koğuş bulmak, daha olmazsa polisler gittikten sonra kahveciye zorla kapıyı açtırmak mümkündü. Valiye kadar çıkmayı akıl edemezler. Bu muhakkak bir esrarkeştir, dedim.
- Neyse, ben yukarıya doğru bir hızlanayım, geçmişlerdir de sen görmemişsindir, dedi ve hafif hafif serpen karın içine karıştı gitti.
Tramvay gelmişti. Atladım. Tam yedek subay mektebinin önünde bir takım adamlar gidiyordu. Fakat camlar o kadar buz tutmuştu ki göremeyince tramvaydan atladım.
Belki seksene yakın insandı. Aralarında çok gençleri bile vardı. Büyük adımlarla gayet ciddi yüzlerle yürüyorlardı. Önde gidenlerin halinde daha büyük bir vaziyet vardı. Daha ciddiydiler. Tek tük geçenler durup onlara bakıyorlardı. Fakat onlar hiç kimseye bakmıyorlardı. Yalnız en önde gidenler bağıra bağıra konuşuyorlardı. Vali ile nasıl konuşacaklarını talim ediyorlardı. Kıyafetlerine baktım. Evet, benim mor pamuk hırkalı ve keten pantolonlu adamın hakkı vardı; onun gibi birtakım adamlar gidiyorlardı. Kulaklarımda genç Zonguldaklının:
- Canım, benim gibi adamlar beyağabey, dediği zamanki hali geliyordu.
Yatağım, tramvay beklediğim dakikalardaki o munis halini kaybetmişti artık. Ne şu, ne buydu. Bir yataktı. İçinde yatabildiğim için mesut değildim.
Sabahçı kahvelerini kapamadan evvel birkaç tane gece barınma evine şiddetle ihtiyacı olan İstanbul şehrinin kışı bazan ne kadar uzun, ne kadar uzun ve bitmez tükenmez bir afettir, bilen bilir.

Türkiye İş Bankası Yayınları Sayfa - 84 - 85 -86 -87
ataç ikon Semaver
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
7 beğeni · 0 yorum beğen ikon