up
ara

Abdülhamid Devrinde Hafiyelik ve Sansür Sözleri ve Alıntıları

Hanımcı Beyza ོde

Hanımcı Beyza ོde

@koraycem

Bir ülkenin kitaplarını kontrol altına almak yemez, basınını denetleyecek bir sistem getirmek yetmez; resimler, armalar, madalyalar ve dahi bilinçlenmeye, yenilenmeye ve öğrenmeye dair her şeyi güdümlemek o ülkenin geleceğini belirlemekle eşanlamlıdır. Ve belki de dünyanın en tehlikeli şeylerinden biridir bir kitaba kelepçe takmaya çalışmak… Abdülhamit, saplantılı ve basiretsiz diktatörlük düşlerinin baş düşmanını iyi saptamış ancak nafile bir mücadeleye girmiştir. Bir nehir akar. Bir set çekerler önüne. Su sete dayar omuzunu, set yıkılmaz. Ama nehir akar. Arkadan gelen su, omuzunu hazırlamıştır zaten. Set şöyle bir esner. Ardından gelen su sadece iter parmağının ucuyla, set nehrin sularına gömülür, akar gider. Abdülhamit ve o ünlü korkusu kalır geriye sadece.

Aslında bir insan korkusunun, muhteşem denecek kadar ender örneklerinden biridir Abdülhamit’in durumu. Bir ülkenin başındaki adam, yani Osmanlı’nın tahtında oturan Abdülhamit, bir ‘’tahtakurusu’’ sözünü, ‘’tahtı kurusun’’ çağrışımı yaptırıyor ya da yanlış basılır korkusuyla yasaklıyorsa; ‘’nişan itası’’ yerine ‘’nişan hatası’’ yazıldı diye Takvim-i Vekayi yani ‘’Resmi Gazete’’nin 1908’e kadar kapanmasına neden oluyorsa durum gerçekten vahimdir.

Bu acınacak durum, devletin resmi kurumları arasında yıllar sonra ortaya çıkan yazışmalarından da takip edilebilir. Abdülhamit’in başkâtibi Tahsin Efendi, Yıldız Sarayı’ndan, Matbuat Müdürlüğü’ne gönderdiği 9 maddelik sansür yasasını’’…her şeyden önce, dünya değer padişah hazretlerinin sağlığı üzerine havadisler verilecektir‘’ diye başlatıyorsa, teokratik düzenlerin en büyük düşmanının kim olduğu tartışılmaz bile.
ataç ikon Abdülhamid Devrinde Hafiyelik ve Sansür
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
0 yorum