up
ara

Sırlar Kitabı 2. Kitap

Sırlar Kitabı 2. Kitap Konusu ve Özeti

Sırlar Kitabı 2. Kitap
Sırlar Kitabı 2. Kitap kitabını okuduysanız inceleme eklemeyi unutmayın. Neokur kitap hakkındaki düşüncelerinizi ve yorumlarınızı merak ediyor.
Yazar:
Yayınevi: Omega
ISBN: 9789754686999
Sayfa: 672 sayfa
"Bu kitapta sunulan teknikler size dini törenlerden söz etmez. Bu teknikleri uygulamak için bir tapınağa ihtiyacınız yok, tapınak sizsiniz. Laboratuvar sizsiniz, deney sizin içinizde gerçekleşecek. Bu bir din değil, bir bilimdir. İnanca gerek yoktur. Yalnızca deneyimleme cüretkârlığına, cesarete gerek var.Bu kitapta sunulan yöntemler tüm insanlık ve tüm zamanlar içindir. Tüm yöntemleri her yönüyle, ayrıntısıyla açıklayacağım. Hoşunuza giderse üç gün boyunca deneyin. Size uygun olduğunu düşünüyorsanız, içinizde bir şeylerin harekete geçtiğine inanıyorsanız üç ay boyunca devam edin.Hayat bir mucizedir. Gizemini çözemediyseniz, bu yalnızca hangi teknikle yaklaşacağınızı bilmediğinizi gösterir." -Osho-

Sırlar Kitabı 2. Kitap - S41

S-41 kitabın 41. sayfasının ilk paragrafıdır. S41 Ekle
Esas Adam

Esas Adam

@esasadam

Egonun açlığı sahtedir, doyurulamaz…
Ne yaparsan yap, boşuna olur. Açlık sahte olduğunda hiçbir yiyecek onu doyuramaz. Açlık gerçekse doyurulabilir.
Tüm doğal açlıklar doyurulabilir… Önemsizdir, hiç sorun değildir… Ama doğal olmayan açlıklar doyurulamaz. Her şeyden önce onlar açlık değillerdir… Onları nasıl doyurabilirsin? Ve onlar gerçekdışıdır; orada yalnızca boşluk vardır. Yiyecek tıkıştırıp duruyorsun ve yiyeceği bir uçuruma, dipsiz bir uçuruma atıyorsun. Hiçbir yere ulaşmayacak. Ego doyurulamaz.
İskender Hindistan’a giderken biri ona şöyle demiş: “Yalnızca tek bir dünya olduğu gerçeğini hiç düşündün mü? Onu fethedersen sonra ne yapacaksın?”
Bunu duyunca İskender çok hüzünlenmiş ve demiş ki: “Hiç düşünmemiştim, ama bu beni çok üzdü. Gerçekten de, yalnızca bir tek dünya var ve ben onu fethedersem, sonra ne yapacağım?”
Bütün dünya bile susuzluğunu doyurmaz, çünkü o susuzluk sahtedir, gerçekdışıdır.
0 yorum
Esas Adam

Esas Adam

@esasadam

Aşk öyle derin bir ihtiyaçtır ki onsuz yaşayamazsın; ya kendisini ya da yedeğini ararsın. Yedek sahte olabilir ama en azından bir süreliğine aşık olduğun hissine kapılabilirsin. Sahtesi bile keyiflidir. Eninde sonunda sahte olduğunun farkına varırsın; o zaman sahte aşkı gerçeğine dönüştüremezsin, sadece sevgili değiştirirsin. Yani velhasıl kelam, netice itibariyle iki olasılık var; bu aşkın sahte olduğunu anladığında kendini değiştirebilir, sahte aşkı bırakıp gerçek bir aşığa dönüşebilirsin; ya da diğer olasılık hakkını kullanıp sevgilini değiştirirsin. Aklın seçtiği yol budur.
0 yorum
Esas Adam

Esas Adam

@esasadam

Freud bir kitabında insanın doğuştan nevrotik olduğunu söylemiştir. Bu kısmen doğrudur. İnsan nevrotik olarak doğmaz fakat nevrotik bir insanlığın içine doğar ve toplum herkesi er geç nevrotik olmaya iter. İnsan doğal, gerçek, normal olarak doğar; lakin yeni doğan toplumun bir parçası olduğu an nevroz da etkili olmaya başlar.
Şu halimizle nevrotiğizdir. Ve nevrozlar bir bölünmeden ibarettirler. Tek bir kişi değil, iki belki de daha çok kişisindir. Duyguların ve düşüncelerin iki ayrı şey haline gelmiştir; bu temel nevrozdur. Ve sen hisseden yanınla değil, düşünen yanınla özdeşleşirsin. Duygu düşünceden daha gerçektir; duygu düşünceden daha doğaldır. Hisseden bir kalple dünyaya gelmişsindir ama düşünce geliştirilir; toplum tarafından verilir. Duygun bastırılmış bir şeyler haline gelmiştir. Hissetttiğini söylediğinde bile, yalnızca hissettiğini düşünürsün. Duygu ölmüştür ve bu belirli nedenlerle olmuştur.
Bir çocuk doğduğunda hisseden bir varlıktır. Bazı şeyleri hisseder; henüz düşünen bir varlık değildir. Doğadaki doğal olan herhangi bir şey gibi doğaldır. –tıpkı bir ağaç ya da hayvan gibi- Fakat onu biçimlendirmeye, işlemeye başlarız. Duygularını bastırmak zorundadır, çünkü duygularını bastırmadıkça sürekli sıkıntı çeker. Ağlamak istediğinde ağlayamaz, çünkü anne babası bunu onaylamaz. Ayıplanacak, kıymeti bilinmeyecek, sevilmeyecek. Olduğu gibi kabul edilmez. Belirli bir ideolojiye, ideallere uygun davranmak zorundadır, ancak o zaman sevilir.
Mevcut doğal haliyle sevgi görmez. Ancak belirli kurallara uyarsa sevilebilir. Bu kurallar dayatılır; doğal değildir. Doğal varoluş bastırılmaya başlar ve doğal olmayan, gerçek dışı ona dayatılır. Bu gerçekdışı zihindir ve bir an gelir, bölünme köprüleri yıkabilecek kadar artar. Gerçek doğanın geçmişte ya da şimdi ne olduğunu unutmaya devam edersin. Sen sahte bir yüzsündür; özgün yüz kaybolmuştur. Özgün olanı hissetmeye korkarsın çünkü onu hissettiğin an tüm toplumu karşına alırsın. Böylece kendin de gerçek doğanın karşısında yer alırsın.
Bu son derece nevrotik bir durum yaratır. Ne istediğini bilmezsin; kendi gerçek asıl ihtiyaçlarını bilmezsin. Sonra da insan sahici olmayan ihtiyaçları için çabalar çünkü yalnızca hisseden kalp sana sezgi, yön sağlar… Gerçek ihtiyacın nedir? O bastırıldığında, sembolik ihtiyaçlar yaratırsın. Örneğin yedikçe yersin, mideni tıka basa doldurursun ve asla doygunluk hissetmeyebilirsin. İhtiyaç duyduğun şey sevgidir, yiyecek değil. Fakat yiyecek ve sevgi derinden ilişkilidir. Bu yüzden sevgi ihtiyacı hissedilmediğinde ya da bastırıldığında, sahte bir yemek ihtiyacı doğar. Ne kadar tıkınsan da, açlığını tıkıyamazsın. Bu ihtiyaç sahte olduğundan asla giderilemez. Çünkü; “SAHTE İHTİYAÇLARLA YAŞIYORUZ, HİÇ GİDERİLEMEMELERİNİN NEDENİ BUDUR.”
0 yorum
AHMET AKYILDIZ

AHMET AKYILDIZ

@ahmetakyildiz

Zihin bir kargaşadır; hiç berraklık yoktur. Ve zihin daima kalabalıktır, daima bulutludur; asla açık gökyüzü değildir, bulutsuz, boş değildir. Zihin
böyle olamaz. Zihnini berraklaştıramazsın; zihnin doğasında böyle olmak
yoktur. Zihin berrak olmadığı durumda kalacaktır. Zihni geride bırakabilirsen, aniden zihni aşar, ondan çıkabilirsen, berraklık başına gelir. Sen berrak olabilirsin ama zihin olamaz. Berrak zihin diye bir şey yoktur; asla olmamıştır ve asla olmayacaktır. Zihin berrak olmamak, kargaşa demektir. Zihnin yapısını anlamaya çalış ve o zaman bu teknik senin için berrak olacaktır. Zihin nedir? Daimi bir düşünce süreci, daimi bir düşünce alayı... İlgili, ilgisiz, anlamlı, anlamsız... Her yerden toplanmış pek çok çok boyutlu izlenim. Tüm yaşam bir toplamadır, toz toplamadır. Ve bu sürer, sürer. s.146
0 yorum