up
ara

Amak-ı Hayal

Amak-ı Hayal Konusu ve Özeti

Amak-ı Hayal
İki Gavs-ı Enam Abdülkadir Geylani ve Abdüsselam El-Esmer kitabının da yazarı Şehbenderzade Filibeli Ahmet Hilmi tarafından kaleme alınan Amak-ı Hayal kitabı Felsefe, Tasavvuf türünde okuyucusu ile buluşuyor. Antik Kitap yayınevinden 2010 yılında 9789756870631 isbn kodu ile kitapçılarda satışa sunulan Amak-ı Hayal isimli kitap 160 sayfadan oluşuyor. Kitabı Türkçe'ye Dursun Gürlek çevirmiştir. Kitap Filmi Çekilmesi Gereken Kitaplar listesinde de yeralmaktadır. Amak-ı Hayal kitabını okuduysanız mutlaka oyunuzu, kitap incelemelerinizi ve alıntılarınızı bekliyoruz. Neokur kullanıcıları fikirlerinizi merak ediyor!
Çevirmen: Dursun Gürlek
Yayınevi: Antik Kitap
ISBN: 9789756870631
Sayfa: 160 sayfa Basım Tarihi: 2010
Âmâk-ı Hayal / Şehbenderzade Filibeli Ahmed Hilmi "Tuhaf! Varla yok hiç bir olur mu? Örneğin ben şimdi varım, yarın yok olacağım. Bu ikisi arasında fark yok mu?" dedim. Deli, başını çevirdi. Kahkahayı bastı: "Vay! Sen varsın ha?! Acaba var mısın?" Ruh ve madde âlemi arasında varlığın hakiki manasını arayan Raci'nin yolu nihayet bir gün, mezarlıktaki küçük kulübesinde yaşamını sürdüren Aynalı Baba ile kesişir. Benliğini şüphe ejderhasına teslim etmek üzere olan Raci'nin kafasındaki sis perdesi, bundan sonra yavaş yavaş dağılır ve bizleri tadına doyamayacağımız heyecanlı bir yolculuğa çıkarır. Raci'nin, hayalin derinliklerinde hiçlik zirvesinden Zerdüşt'ün diyarına, Kaf ve Anka'ya, oradan da ilahi aşkın nuruna doğru yaptığı bu manevi yolculukta tasavvuf deryasının sırlarına doğru kanat çırpacaksınız.
Uzel

Uzel

@uzel

Kitaplarla küçüklükten beri haşır-neşir olmama rağmen, bu ünlü eserin varlığından hiç haberim olmamıştı. İki sene kadar önce küçük bir semt kırtasiyesine girdiğimde, kenarda metal bir sergi sepetine doldurulup 3-5 TL'den alıcı bekleyen orta öğretime yönelik okuma kitapları gözüme çarptı. Bir kitapsever olarak o tarafa kayan gözüm "Amak-ı Hayal Filibeli Ahmet Hilmi Efendi" başlığına takıldı ve kitap beni öylece kendine çekiverdi. Alıp sayfalarını karıştırmaya başladığımda çok şaşırdım. İçinde benim için anahtar sözcük sayılabilecek şu ifadeler geçiyordu: Hindistan, Vahdet-i vücut, Buda, hiç, Muhyiddin Arabi, hikmet, şüphe, bilgelik... Ve okuduğumda, o yaşıma kadar bu eserden habersiz kalışıma şaştım. İşte Amak-ı Hayal'le tanışma öykümüz böyle.

Kitaptan kısaca söz edeyim. Kör inanca teslim olmayı başaramayan, her şeyi sorgulayan ve duyduklarına kuşku ile yaklaşan Raci, bir yanıt bulmak yani gerçeğe ulaşmak isteğinde olan bir genç. Dolayısıyla, ne düşünmeyi bırakıp kendine anlatıldığı şekli ile dine bağlanmayı, ne de metafiziksel araştırmaların bütünüyle safsata olduğuna kanaat getirip dinden kendini kurtarmayı başaramıyor. Raci daha ziyade neyi bildiğinin ve neyi bilmediğin farkında olan bir agnostik. Bilmediği şeylerin enginliği karşısında eziliyor ve arafta bir arif olmaktansa, dindarlık da olsa dinsizlik de olsa bir kutba meyletmeye, bir yanıtı kabullenmeye özlem duyuyor.

Oturduğu mahallede hep dikkatini çekmiş olan eski mezarlığın kapısını açık gördüğü bir gün, içeri girmeye karar veriyor. Orada Aynalı Dede ile tanışıyor. Raci ile sohbet edip ikramda bulunduktan sonra ney üfleyerek onu kendinden geçiren Aynalı Dede, bilgeliği ile Raci'ye rehberlik ediyor. İlk gün Hindistan'da Buda ile yollara düşen, ikinci gün İran'da Zerdüşt'ün huzuruna çıkan Raci tam dokuz gün boyunca Aynalı Dede'nin yanında düşsel yolculuklar yapıyor. Ardından kitabın ikinci bölümünde Manisa Tımarhanesi'nde bulunan Raci'nin bir dostu ile mektuplaşmasını ve orada bulunduğu sıradaki izlenimlerini okuyoruz. Bir sonraki "Amak-ı Hayal'e Ekleme" bölümünde, Raci'nin Aynalı Dede'ye yaptığı bir kaç ziyaret daha yer alıyor.

Kendi zihnini kullanan, duyduğu ve gördüğü her şeyi kendi akıl süzgecinden geçiren, eleştiren, soran, sorgulayan kişinin her çağda içinde hissettiği fırtınaların, insanlığın o dağların bile taşımaktan çekindiği emanetine sahip çıkmanın, gerçeği aramaktan vazgeçmeyişin bir örneğini gördüğümüz bu değerli eseri lise çağı ve sonrasındaki okurlara öneriyorum.

Ayrıca kitabın en başına sanıyorum editör tarafından eklenmiş olan şu incelemeyi de eklemek istiyorum:

Amak-ı Hayal (Hayal Derinliklerim)'de Ahmet Hilmi Bey, roman kahramanı Raci'nin kişiliğinde, felsefenin insanı gerçek mutluluğa ulaştıramayacağını kanıtlamak istemiştir. Ona göre gerçek mutluluk Allah'a varmak ve evrenin mutlak yaratıcı ile birliğini kabul etmektir. Bu yüzden yaratıcının yarattığı her ne varsa, onunla eşit ve aynı olduğu "vahdet-i vücut" felsefesini kanıtlamaya çalışmıştır.

Vahdet-i vücut felsefesinin temelini oluşturan "mahlûkun halikte (yaratılanın/evrenin yaratıcıda) olması" ve tanrı ile evren arasında bir birliğin bulunması görüşü İslamiyet'ten önce başlamıştır. Bu düşünceyi ilk savunanlar Heraklitos ve Parmenides'tir. Daha sonra Platon (Eflatun) da bu görüşü işlemiş ve onun ekolünü benimseyenler, bu düşünceyi geliştirmişlerdir. İslamiyet'in ortaya çıkmasından sonra İlkçağ felsefesini inceleyen filozoflar, bu felsefenin etkisinde kalmışlar ve bu görüşü savunmuşlardır. Bunu kanıtlamak içinse Kuran'da kendilerine deliller ve kaynaklar aramışlardır.

İslam'da bu görüşü dini yönden kabul edip açıklayan kişilerin başında Hallac-ı Mansur, Nesimi, Zünnun-i Misri, Şebusteri, Şeyh Attar, Muhiddin-i Arabi gelmektedir. Vahdet-i vücud fikrini kabul edenler kanıt olarak kendilerine Kuran'dan yirmiye yakın ayet bulmuşlardır.

Yalnız şunu kabul etmek gerekir ki, tasavvufta bu yolu seçenler din dışı bir yol seçtiklerini savunmadıklarından, bunları açıkça suçlamak öyle kolay bir şey değildir. Yalnız bunları eleştiren bir çok eser yazılmıştır. Bu anlaşmazlıkları Saadeddin-i Taftazani, Aliyyül'l-Kari, İmam-ı Gazali ve Celaleddin Es-Suyuti eserlerinde uzun uzun açıklamışlardır. Basit bir görüşle bu kesimi inkârla suçlamanın öyle kolay bir şey olmadığını kabul etmek gerekir.

Burada şunu da belirtmek gerekir ki, vahdet-i vücut Batı felsefesinde görülen ve temsilcisi Yahudi filozof Spinoza'nın Vücudiye (Panteizm) felsefesinden farklıdır. Çünkü İslam tasavvufçularının kabul ettiği vahdet-i vücutta dini bir yön vardır. Bunu savunanlar ayet ve hadislere dayanmışlardır.

Bu inanışa göre evren daha yaratılmadan önce yalnızca mutlak yaratıcı (vücud-u mutlak) ve karanlık, yokluk. Ve işte insan ve evren, bu tanrısal niteliklerin ve karanlık bağlantılı tanrısal olmayan niteliklerin aynada yansıyan suretleridir. Bu inanca göre insan ruhu, tanrının ruhunun bir parçasıdır. İnsan ve evren tanrının bir tecellisi, görüntüsüdür. Abdülbaki Gölpınarlı'nın benzetmesiyle "güneş ışığı güneşin bir görüntüsüdür, güneş değil."

Yunus Emre de vahdet-i vücut (varlığın birliği) öğretisine ulaşan bir tasavvuf felsefi yorumunu benimsemiştir. Vahdet-i vücut felsefesine göre, "tanrıdan başka varlık yoktur; var olan her şey onun çeşitli biçimlerde görüntüsüdür."
ataç ikon Amak-ı Hayal
kitaba 10 verdi
4 beğen · 0 yorum
nlgnycydncr

nlgnycydncr

@dunyasnilzehes

Ikinci bir Amak_i Hayal incelemem ile merhaba hepinize.Geçen sene 9 Ocak 2018 tarihinde devretmiştim bu kitabi.Bu hafta kitabi okuyan pek cok arkadaşımı gorunce yeniden elime alıp bilgileri tazeleme gereği hissettim ve iyi ki okudum.Normalde aynı kitabi yeniden okuma alışkanlığım yoktur ama farklı bir keyif aldığımı söylemeliyim.Pek çok satırı hatırlarken ilk okumamdan daha detayli okudugimun ayrimina vardim.Iste yeniden kitaptan bahsetme zamani hadi bakalim.
Amak_i Hayal Fillibeli Ahmet Hilmi tarafından yazılmış tasavvufla felsefi içerikli bir kitap.
Raci adinda ki kahramanımızın Aynalı Baba ile buluşması sonrası ,9 gün boyunca çıkmış olduğu ruhsal yolculukları konu eder kitabın pek cok sayfası.
Raci her gün gördüklerini anlatır aktarır bizlere.Bu satırlardan sonrası kitabın içeriğine gireceği için, uyarmak istiyorum cok detay anlatmissin diyenler okumasin lütfen 👍O kadar cok satırın altını çizdim ki şimdi nasıl seçip size güzel bir aktarım yapacağım bilmiyorum ama çalışacağım.
1.gün _Hiclik Zirvesi: Der ki sayfa 25 te ~ "Hiclik zirvesine insanların binde,hatta yüz binde biri bile çıkmayı başaramaz.Çünkü ona çıkmak için insan öncelikle kendine hakim olmalı.Eğer bu kalpte hırsın ve dünyaya ait tutkuların kırıntısı dahi bulunursa bu işe yeltenen kişi yolda kalır."
Amak_i Hayal (Hayalin Derinliklerine )dalan Raci ilk etapta bu zorluğu yenmelidir .
2.gün _Zerduş:Benim en cok sevdigim bölüm idi."Tarı nur ile karanligi ayırmak,nuru ile adil.Karanligi ile kahredici olmayı orada etti."Nuruna 'ben',karanlığa 'Gayrim'dedi.Nuru=Hürmüz Karanlığa=Ehrimer
Hürmüz ile Ehrimenin arasindaki sohbet cok güzeldi.Nifak,Gazap,Muhabbet,Nefsi Emare derken pek cok cengaver yol aldı sohbetlerinde.Ama as olan Aşk idi.
3.gün _Devridaim:Evrenin yaradılışıdaki maksat,hadiselerin sırrı ne idi?Raci bu arayışta neleri bulup öğrenecek?
4.gün _Imtihan Meydanı ,Arifler Meclisi:Raci bir zamanlar alim olan birinin mezarının üzerine uzanır ve bir sınav başlar.Dinde yenilik yapmak isteyen itirazcilar ile hukukçuların düşüncelerini savunan takipçiler arası soru alış verişini ben şu alıntı ile bağlamak istiyorum.__"Insanların gözü hakikatleri görmekte ancak arpalık soğanı kadar kıymet ve orantidadir."
5.gün _Azamet Sahası :Anka kuşu sırtında yolculuğa çıkan Raci Evrenin iradeye sığmayan genişliği ve büyüklüğü karşısında şaşkına döner.
6.gün _Kaf ve Anka: 7 sene de bir gelen ejderha sorar ;"Bu kervan nereye gidiyor?"diye. Cevap veren cikmamistir bu is hükümdarın ogluna yani yine Racinin ruhsal yolculuguna döner ve bu yolculuğun ezeli ve ebedi olduğunu Kaf Dağına giderek öğrenir.
7.gün _Azamet Ummani ve Kibriya Girdabi :Cablisa ve Cablika şehirlerinde başlayan yolculuk Irfan Cennetinde son bulur.
8.gün _Ebedi Muamma:Ruhun hakikatini aramaktır.7 sene boyunca garip bir hapishanede kalan Raci ruhu bilmek ,tanimak girdabina düşer ve sorar ; "Yokluk ile varlığın bir ve aynı sey oldugunu,kim bilir ,kim ispat eder? Aynali Baba şu cevabı verir._"Bilmek ile bilmemeyi bir tutan deliler!.."
9.gün _Ulular meclisi :Bu kısımda Beseriyetin Mutluluk nedir sorusu ile karşı karşıya kalırız.Mutluluk Hayatı olduğu gibi kabul etmek midir?Mutluluk Nirvana dadir.
Kitabın bu bölümünden sonra ikinci bölüm başlar ki bu kısımda da kendimizi kitabın büyüsü içinde kaybedeceğiz.Melami nedir?Mevki Düşkünü Bir Deli,Leylali Mecnun,Leylasiz Mecnun gibi başlıklarla devam eden kitabımız ilgisini çeken pek cok okurseverin beğendiği farklı alemler bulduğu bu kitaptır.
ataç ikon Amak-ı Hayal
kitaba 9 verdi
7 beğen · 17 yorum
Semih Oktay (@semihoktay)
"(...) kalpte hırsın ve dünyaya ait tutkuların kırıntısı dahi bulunursa bu işe yeltenen kişi yılda kalır." değil de : "(...) kalpte hırsın ve dünyaya ait tutkuların kırıntısı dahi bulunursa bu işe yeltenen kişi yolda kalır." olmalıydı sanıyorum Nilgün @dunyasnilzehes. Bu kitabı @karacurin okudu mu merak ettim;bu arkadaşımız seviyor da felsefeyi!..
22.02.19 beğen 1 cevap
nlgnycydncr (@dunyasnilzehes)
@karacurin benim de ikinci okumak oldu.Incelememden de anlasildigi gibi daha iyi oldu sanki verimli bir okuma oldu bu defa.
22.02.19 beğen 1 cevap
Misafir

Misafir

@misafir000

Okuyunca (en azından okuduğum sürece ve bir müddet sonrasında) sonsuz huzurun kanatlarında uçarak ilâhi sırrın hiç olmazsa az bir kısmına erişebileceğimi sandığım kitapların başındaydı Amâk-ı Hayal. Hayal kırıklığı oldu. Bu tip kitaplarla ve bu tip kitapların içerdiği konularla ilgili beni tatmin edecek “İşte bu! “ diyebileceğim hiçbir yayın, kişi, eser ile karşılaşamadım maalesef. Okuyacağım/okumakta olduğum kitabı doğru yorumlayabilmek için eser hakkında fazla bilgi almam. Okuduktan, eser kafamda şeklini aldıktan sonra bilgi kısmının detayına girerim ki hem etkilenmemiş olurum hem de ve en önemlisi, bakış açımı değerlendiririm ve genelde de aykırı kalırım. Bu aykırılık bir övünç kaynağı değil elbette. Aksine çoğu zaman yalnızlık. Bu yalnızlık beni yoruyor mu? Çok nadir; eğer karşımda değer verdiğim birisi varsa ve bu aykırılıktan doğan fikir çatışmaları süreklilik halini aldıysa evet yorucu.Amâk-ı Hayal için o kadar çok şey okudum ki “Acaba, acaba atladığım bir şeyler var da, bir yerlerden ip ucu bulup kitabın hakkını verebilir miyim?” diye ama “cık” olmadı. Bu kadar kendimi anlatma nedenim, böylesine beğenilen bir başucu kitabından umduğumu bulamamış olmama bir mazeret bulma çabası. Okuyanlar ne anladı, çok mu iyi niyetlerle okudular bilemiyorum ama başı çok doyurucuymuş gibi başlayan, fantastik /bilim kurgu romanından öteye gidemedi benim için.
Çok ağır kitap diye tanımlamalarla tarif edilen Amâk-ı Hayal, tasavvufa başlangıç aşamasındaki okuyucuyu korkutmadan, çocuklara masal anlatarak öğretirmiş gibi eğlenceli bir yol seçmiş . Aynalı Baba karakteri, ney ve durmadan içilen şekerli kahve eşliğinde hayal aleminin derinliklerine dalan Raci, döneminin bilimsel verileri göz önünde bulundurulursa, bilim kurgudan çok fantastik diye nitelendirebileceğimiz düşsel gezilere çıkarak, var mıyız, yok muyuz? Bunu sorguluyor. Bu sorgu kadar canımı sıkan bir şey yok. Var mıymışız, yok muymuşuz? Eğer inanıyorsan varsın, buradasın, yükümlüsün yok inanmıyorsan insansın, yiyorsun, içiyorsun, barınıyorsun, seviyorsun, sevişiyorsun demek ki varsın. Yoksan yok ol, yaşama. Hem durmadan kasvet içinde var mıyım, yoksa yok muyum? diye sorgula, sonra da varlık ile ilgili her türlü işten geri kalma. Enteresan. İnanan kısım da yok olduğuna inanıyorsa eğer, bunun adı yok olmak değil. Yok olmak diye adlandırılacak yaşam biçimi de her babayiğidin harcı değil. Onun için “aaaaa Amâk-ı Hayal’i okudum, dönüp dönüp tekrar okuyacağım” demek bana sahte geliyor -ki dönüp dönüp aynı kitabı okumaya oldum olası karşıyımdır.Bir tek Hazar Sözlüğü vardır tekrar okumayı düşündüğüm o da kitabı tam çözdüğüme inanmadığım için- eğer kitapta anlatılmak istenen kadar tekamülü tamamlamışsanız kitap zaten size basit gelir, yok efendim benim gibi sıradan bir ruhsanız, Dünyayı Kurtaran Adam filmi gibi sadece tebessüm ettirir. Saygılarımla.
Ek: Yazdıklarım ne kadar olumsuzmuş gibi görünse de Amâk-ı Hayal (Hayalin Derinlikleri) Bozcaada Kitap Fuarı’ndan(?)aldığım ve yine Bozcaada Eski Kahve’de okumaya başladığım için, hep huzurla anacağım kitaplar arasındadır.
"Dönüp dönüp aynı kitabı okumaya oldum olası karşıyımdır" dedim ama hayranı olduğum, adları bende saklı üç yazar bu düşüncemin dışındadır.
ataç ikon Amak-ı Hayal
kitaba 8 verdi
1 beğen · 0 yorum
okunmuş kütüphane

okunmuş kütüphane

@okunmuskutuphane

Bu sefer size tanıtacağım kitap dini ve felsefi içerikli. Felsefeci Şehbenderzade Filibeli Ahmet Hilmi'nin Amak-ı Hayal isimli kitabı.
http://www.okunmuskutuphane.blogspot.com
Kitap Raci isimli bir kahramanın anıları aslında. Raci, felsefe ve dini hayattan uzak çevresi ve yaşamından bir çıkış aramaktadır. Bu arayışı bir mezarlıkta yaşayan Aynalı Baba isimli dervişin sohbetinde bulur. Raci ile Aynalı Baba artık tanışmışlar ve kahve içmeye başlamışlardır. Her kahveden sonra Raci uykuya dalar ve uykusunda farklı alemlere göç eder. Her rüya aslında bir derstir Raci için. Öğretmen ise Aynalı Baba'dır. Aynalı Baba aslında bir evliya olup Raci'yi talebesi gibi yetiştirir. Rüyalara genel manada bakıldığında verilen dersler tasavvufi, felsefi ve dini içerikli. Bu kitap aslında bir nevi din felsefesi kitabıdır. İşlenen konular ve olgular rüyaların hikayeleştirilmesi ile güzel bir şekilde anlatılmış.
İkinci bir konu öğüdün veya olgunun işlenme tarzı. Örnek verecek olursak ikinci gün(günler=bölümler) rüyasında Raci Zerdüşt'ü ziyaret ederek bir sınavdan geçer. Bu sınavdan sonra hak ile batıl savaşları başlar. Hürmüz ile Ehrimen, Nifak ile Muhabbet Gazap ile Hikmet savaşır. Tam batıl savaşı kazanacakken Aşk gelir ve Hak da Batıl'da Aşk'a itaat eder. İşte bu anlatım tarzını çok sevdim. Okurken savaşçıların isimlerini ilginç buluyor ancak anlatılmak isteneni sonradan fark ediyorsunuz.
Günlerden yani bölümlerden fikir olması açısından bir kaç örnek daha vermek istiyorum. İlk gün Hindistan'da Buda'nın yanında oluyor Raci, ikinci gün Zerdüşt, üçüncü gün konusu hayvanlar aleminin insana secde etmesi, dördüncü gün bilimin gerçekleri görmedeki yetersizliği, beşinci gün evrenin büyüklüğü gibi konuları işlemiş yazarımız. Günlerden sonra kitap çeşitli başlıklar altında devam ediyor. Bir bölümdeki Karınca Hikayesi'ni Kafka'nın Dönüşüm isimli kitabının hikayesine benzettim temel olarak.
Genel manada felsefi bir takım olguları çok hoş bir tarzda okuyorsunuz. Kitabın genelinde geçmişteki filozoflara da rastlayacaksınız. Kesinlikle sıkılmadan okuyacağınız bir kitap ve okunmalıdır. Kesinlikle tavsiye ederim. İyi okumalar.
ataç ikon Amak-ı Hayal
kitaba 9 verdi
0 beğen · 0 yorum
PİP!

PİP!

@nusretk

Sen İnsanların Sevinci Değilsin!
Birkaç Söz!

Bu kitabı hakikat endişesi ile dolu olan vicdanlar, sonu olmayan bahisleri seven insanlar zevkle okuyabilir...

Ya nur, zulümleri durdur.

Zerdüşt

Güzel bir hikayesi var! Sürükleyici merak ve kuşku uyandırdı bende, tasavvufi bir kitap sonuçta, ehli de bilgini de olmasak tadından ve zevkinden mahrum kalmadık, çok şükür.

“Bu kitabı okuduktan sonra hiçbirşey eskisi gibi olmayacak!” ağır bir söz ama ben ve tasavvufi inancı yani dine bakış açıcı şüphecilik ile dolu olanlara biraz sıkıcı gelebilir... okumaya fazlasıyla değer bir kitap sonuçta.

Nereden geldik? Nereye gidiyoruz? Saf bir inancın pek güzel cevap verdiği bu soruya akıl ve fen cevap veremiyordu.

İnanç konusunda çok hassas vurular yapan ve akıl ve feni fazlasıyla terleten yazarımız beni bile terletti!

“Tuhaf! Varla yok hiç bir olur mu? Örneğin ben şimdi varım, yarın yok olacağım. Bu ikisi arasında fark yok mu?” dedim.
Deli, başını çevirdi. Kahkahayı bastı.
“Vay sen varsın ha?! Acaba var mısın?”


Okumakta olduğum ve sürükleyici bir tasavvufi bir kitap!
Tasavvuf yolunda hiçlik ve Nirvana’ya yolculukta size öncü ve fikirlerinizi pekiştirebilecek bir kitaptır, iyi okumalar dilerim.

Bu hayatta yok vefâ
Her günü derd ü cefâ
Ey müştâk-ı safâ
Ömrünü etme hebâ

Dem bu demdir, dem bu dem!
Dem bu demdir, dem bu dem!
ataç ikon Amak-ı Hayal
kitaba 10 verdi
4 beğen · 0 yorum

Amak-ı Hayal - S41

Ehrimen gülüyordu. Hürmüz kederli boynunu büktü:
-Emir senindir, dedi.
Yenileceğime işaret olan bu konuşmayı herkes gibi ben de duyuyordum. File binmiş olan pehlivan gururla meydanı dolaştı. Gök gürültüsüne benzeyen bir nârâ attı...
Sümeyye Yılmaz tarafından eklenmiştir.
ayrıksı

ayrıksı

@ayriksi0

Her insan, akıl ve vicdan sahibi herkes, hatta basit bir hayvan bile, bu dünyada, ihtiyaç hissettiği anda n itibaren mutluluğu aramaya başlar. Bu öyle bir kanundur ki bütün tabiat kanunları değişmesi bile, bu kanun değişmez.
ataç ikon Amak-ı Hayal
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
9 beğen · 0 yorum
Şem pervane

Şem pervane

@sempervane

Benim nazarımda övgüde, yergide birdir. Kendin için yapıyorsan, kalbindeki sevgi yeter de artar bile.
ataç ikon Amak-ı Hayal
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
8 beğen · 0 yorum
EL_NINO

EL_NINO

@elnino

...insanlar mantığı, ne dediklerini ayırt etmek için değil, her dediklerini mantığa uydurmak için icat etmişler !
(90)
ataç ikon Amak-ı Hayal
kitaba 10 verdi, inceleme eklemedi.
8 beğen · 1 yorum
Çizmeli Kedi (@cizmelikedi)
yaklaşık 2 dakikalık derinn tefekkür (!) neticesinde vardığım _tartışılmaz sonuç_ mantığın icat edilen bir olgu değil _yaratılıştan gelen bir yeti_ olduğu yönünde, _filhakika bünye düşünmeye alışık olmadığından bahisle_ 2 dakikalık derin tefekkürün yarattığı şiddetli miğren aydınlık (!) dünyamı karattı_ bir daha düşünmek mi_töbeler olsun, paylaşmayın şöyle şeyler diye de sitemimi edip karanlık odaya uzuyorum.
04.03.19 beğen 2 cevap
Fâtıma

Fâtıma

@yitiktheology

Ben, insanlardan fazlaca kötülük görmüş birisiyim. Fakat onlara kötülük etmeyi hiç düşünmedim ve böyle yaşamayı yeğledim.
ataç ikon Amak-ı Hayal
kitaba 9 verdi, inceleme eklemedi.
7 beğen · 0 yorum
ayrıksı

ayrıksı

@ayriksi0

Acaba mutluluk nedir? İşte bunu bilen yok.. Belki de yalnızca, bu dünyanın gürültü patırtısından uzak olan deliler mutlu sayılabilir.
ataç ikon Amak-ı Hayal
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
7 beğen · 0 yorum
295
KİTAP
Filmi Çekilmesi Gereken Kitaplar
Bu kitapların acilen filmi çekilmeli! Kurgusuna bayıldığımız ve sinemada da görmek istediğimiz, senaryolaştırılması mümkün ol...
432
KİTAP
Hiç Unutamayacağım Dediğimiz Kitaplar
Bittiğine üzüldüğümüz, hayatımızda derin izler bırakan unutamayacağımız kitapları paylaşıyoruz....
1176
KİTAP
Mutlaka Okunması Gereken Kitaplar
Herkesin mutlaka okuması gereken, kitaplığında bulunması gereken kitaplar listelenmektedir. Sen de mutlaka okunması gerektiği...
394
KİTAP
Bir Nefeste Okunan Kitaplar
Elinden düşüremeyeceğin, bir solukta okuyacağın en sürükleyici kitapları bu listede bulabilirsin. Sen de en sürükleyici buldu...
107
KİTAP
Başyapıt Niteliği Taşıyan Önemli Kitaplar
Tüm dünyada yüzbinlerce okur tarafından beğenilerek okunmuş, çığır açan başyapıt niteliğinde kitaplar. Okurken asla pişman ol...