up
ara

Beş Sevim Apartmanı - Rüya Tabirli Cinperi Yalanları

Beş Sevim Apartmanı - Rüya Tabirli Cinperi Yalanları Konusu ve Özeti

Beş Sevim Apartmanı - Rüya Tabirli Cinperi Yalanları
Beş Sevim Apartmanı - Rüya Tabirli Cinperi Yalanları kitabını okuduysanız inceleme eklemeyi unutmayın. Neokur kitap hakkındaki düşüncelerinizi ve yorumlarınızı merak ediyor.
Yazar:
Yayınevi: Yapı Kredi Yayınları
ISBN: 9789750805486
Sayfa: 127 sayfa Basım Tarihi: 1970
Pürtelaş Sokağı'nda kediler bir gün canhıraş feryatlarla ortalığı inlettiler. Pürtelaş Sokağı'ndaki Beş Sevim Apartmanı'nda tuhaf şeyler oluyordu. Beş pencereli, beş odalı, beş acayip insanın oturduğu Beş Sevim Apartmanı'nda perdelerin arkasında tuhaf şeyler olup bitiyordu. Cinler aleminden gelenler, periler aleminden gelenler, cinperi aleminden gelenler, orada beş garip hikaye yazdılar... yazdılar... yazdılar.Pardon, altı hikaye yazdılar. Bir de Doktor Samimi ve onun günlüğü var.Rüyada günlük görmek iyi bir kitap okuyacağınıza işarettir. Rüyada günlük görülse de görülmese de Beş Sevim Apartmanı'nı okumak iyiye işarettir, onu okuyanın gönül gözü açılır, peri kızları rüyasına girer.Mine Söğüt ilk romanı Beş Sevim Apartmanı ile okuyanı cinperi alemine götürüyor, uzun bir masal dinletir gibi, anlatır gibi, gösterir gibi.
Ömer Aydemir.

Ömer Aydemir.

@seyyah73

Gerçeklikten kaçış.
İnsan oğlu var olduğundan beri bedensel ihtiyaçlarını karşılamak ve varlığını devam ettirmek için pek çok şey yaptı. Belki de bunlardan en önemlisi ateşi bulmuş olmamız. Mitolojik olarak Tanrı’lardan çaldığımız muhteşem güç. Bu güç sayedinde insanlar toplum olmayı başardı bekli de; ısındı, yemek pişirdi, hayvanlardan korundu, geceyi aydınlattı ve en sonunda ateş ile teknolojiyi yarattı. Bu sayede barınaklar oluştu toplum ve diğer dinamikler gelişti. Mağarada korkarak başlayan toplumsal yaşam; ateşin önümüzü açması sayesinde köylere, şehirlere ve ülkelere dönüştü. Bu dönüşüm sırasında evler ve pencereler meydana geldi ve bu pençeler bir sürü sır sakladı ardında, dışarı sızan ışık da yetmedi çoğu zaman bu sırları aydınlatmaya:

“Pencerelerin öyküleri yaşamın tüm sırlarını içinde saklar. İddiasız, mütevazı ama derin anlamlar taşıyan ve kurgusuz gelişen hayatlar, sayısız pencerede bir hayal gibi oynar biter. Kiminin, zaman zaman da olsa seyircisi vardır, ama çoğu bomboş bir salona açar perdelerini. Tek kişilik oyunlarla ya da kalabalık kadrolarla... Dramlar, eğlenceler, aşklar, kavgalar damların, gökyüzünün, karşı duvarın ya da karşı pencerenin kendilerini seyredip seyretmediğine zerre kadar aldırmadan, fütursuzca sahne alır pencerelerde.”

Zamanla unutulan korkuların sebebi doğa üstü olaylar bir hayal hezeyan oldu ateşin varlığında. Ateş tüm mistik dünyanın sebebi, hamisi, giriş kapısı kaynağı olsa da ateş yaktı yok etti tüm mistik ve büyülü dünyayı. Bu dünyanın varlığına inanan pencereler ya taşlandı ya yakıldı arkasında saklanan tüm o özel insanlarla birlikte. Cadı oldular büyücü sayıldılar şirk koşan oldular ve en sonunda deli oldular. Toplum sevmedi bu özel insanları kendine benzemeyen yaratıkları, dışladılar, uyuşturdular veya kapattılar. Aileler utandı onlardan evlere hapsetti, zincire vurdu, tecavüz etti ama hiç değer vermedi.
Bu evlerin pencereleri de her zaman perili cinli evlerde vardı. Kaçtık onlardan çocukları korkutmak için kullandık.
Bilinmez bizi daima korkuttu bu korkuyu besleyen karanlık ve sırlar bizim sahip olmak istemediğimiz her ayrıntıyı temsil etti. Karanlıkta ise işimize tek yarayan gördüğümüz rüyalar oldu. Bu rüyalardan medet umduk bu rüyalara anlam kattık. Rüyalar cinler periler ve korkular ile örülü bu mistik dünyaya bir bakış bu öykü. Bu coğrafyanın gerçekleriyle örülü bir mistik dünya. Yaşanan olayları gizleyen pencerelerin içine bir göz atma ince narin ve günlük konuşma diliyle. Karakter seçimi ile bizden birilerini anlattığından hiç kuşku duymadığınız öykünün kurgusu içinde kusacık bir mola veriyorsunuz hayata.
Keyifli okumalar!
2 yorum
BUKALEMUN (@karacurin)
Böylelikle insanoğlu doğal yaşam formumu "ateş" ilemi yok_sa "tekerlek"lemi boşmuş oluyor?
24.11.18 beğen cevap
ayse gülce

ayse gülce

@aysegulce

KORKUNÇLU KİTAP :)
Mine SÖĞÜT’ün ilk romanı. İlk roman için bu kadarı fazla diyor insan daha bitirmeden hatta ilk sayfaları okurken. Dili, öylesine sade ama sarmalayıcı, kurgu öylesine ustaca işlenmiş, anlatım öylesine akıcı ki birkaç saat içinde bitirebilirsiniz saatlerin farkına bile varmadan.

Kitap cinler, periler ve insanlar arasında geçen hikayelerden, araya serpiştirilmiş ilginç rüya tabirlerinden oluşuyor. Her bölümde farklı bir insan tanıyorsunuz, iç dünyasının tüm çıplaklığı ve düğümleriyle birlikte. Eğer bir insan nasıl böyle düşünür, neden böyle hisseder gibi düşüncelere dalıp gitmez çok kurcalamazsanız kitap oldukça sürükleyici, ama düşünürseniz bitmez, bitemez şimdiden söyleyeyim. Çok hızlı bir şekilde anlatımın büyüsüne kapılmış okuyorken, ufacık bir cümlenin, bir küçük hareketin özellikle çocuk psikolojisi üzerinde ne derin izler, ne kalıcı hasarlar bırakmaya muktedir olduğunu düşünmeye başlayınca uzun süre bitiremedim ben kitabı. Bir de kitabın değişik bir havası var. Canlı gibi sanki, elinizde tutarken içindeki karakterlerin kitabın sayfaları arasında gezindiğini o yeşil kadife perdeleri aralayıp denize baktığını, hatta kişilerin soluğunu çok net hissediyorsunuz. Bu biraz yazarın dili kullanımındaki başarısından biraz da kurgunun fantastik, mistik havasından sanırım. Tüm bu güzelliklerine rağmen bitirdiğinizde ve hatta okurken bir gerilim, bir huzursuzluk hissediyorsunuz. Tuhaf bir tat bırakıyor üzerinizde. O anlamda “İyi ki okudum.” ile “Keşke okumasaydım .” arasında gidip geliyorsunuz. Garip bir kitap kısacası.

Kitabın kapağı Mine Söğüt’ün eşi olan Bahadır Baturer’e ait. ( Lombak ve penguen dergilerinin kurucularından, ressam ve karikatürist). Kapak da çok başarılı, o gerilimi sadece kapağa bakarken bile hissediyorsunuz. Yatarken kitabı ters çevirip bazen üstüne başka kitap koyuyordum ben, hatta bir kere odadan dışarı çıkardım. O derece mi diyorsunuz değil mi? Çok içine girerek okursanız evet o derece. Yine de estetik cümlelerin dans ettiği, biraz ürpertici, biraz büyüleyici olan bu kitabı okumanızı tavsiye ederim.

Son olarak küçük bir alıntı:
“Zamanın göreceli olduğunun bir yerlerde yazdığını o gün bilmiyordum, bugün de bilmem. Ama içimde hissederim. Zaman benim oyuncağım. Onu ince parmaklı, ince kemikli, ince damarlı elimin içine alır, hiçbir avucun sahip olamayacağı sertlikteki avucumun içinde kıvır kıvır çeviririm, ezerim, sindiririm. Zaman benden korkar. Ben zamanı bir hayal ustasının hüneriyle parmaklarımda oynatırım.” (Syf: 52)
0 yorum
Mustafa

Mustafa

@mecazzadam

MUHTEŞEM KURGU . . .
vay vay ... ne kurguydu be . mine söğüt resmen bu işin üstatlarındanmış meğer.. ne çok ön yargılıydım bu yazara karşı elim gitmezdi hiç kitaplarına ..ama demek ki bekletilen ..gecıstırılen her zamanın çalan bir saati varmış..

Beş Sevim Apartmanı.. hikayesi bile nasıl kurgulanmış bu ismin.. bu ismi nasıl almış sorusunun bile bir hikayesi var kitapta... cinler..periler..rüya tabirleri her hikayenin içine serpiştirilmiş ana temalar ve asıl kurgunun kaynağı da bunlar zaten.. kitabın içinde günlük tutan ve bu apartmanın bodrum katına yerleşen ruh doktorumuz Samimi Bey 'de ana karakterimiz .. ne diyordu kitapta .. eğer bir kitabın içinde günlük varsa o kitabı alıp okuyun..

Şimdi efenim bu Samimi Beyciğim.. akıl hastanelerinde cin ve peri vakaları dolayısıyla yatan ve ardında kımsesı kalmamış 5 hasta secıyor ve bu katların her birine yerleştiriyor.. bu dairelere yerleşen her hastanın hayatını hem kurgusu ile hem de gerçek hikayesi ile 2 kısımda okuyoruz.. arada samimi beyciğim de kendine musallat olmaya çalışan varlıklarla olan savaşı kaybetmemek üzere tuttugu günlüğü iliştiriyor.. bu günlüğü hep okuyoruz... dairelerin her birinde ayrı renkleri olan perdeler var ve her daireden bakılınca bakanın gördükleri değişmiyor... hep o boşlukta ki deniz ve denizden gecen gemiler haaa belkı bir de denızaltı gecıyordur..

hikayeler dediğim gibi öyle böyle değil.. içinden başka başka çıkan kurgulara sahip muhteşem parçacıklar.. hastalarımızın başından geçenler aman yarabbi dedirten cinsten şeyler.. eee tabi rüyaları da.. herşey sadece tek bir ay olan haziran ayında gerçekleşiyor.. cok ılgınc degıl mı .. bu ılgınclık hemen gozume carptı..

bu hastaların hıkayelerını 2 kısım olarak okuyoruz.. ve gercekten yıne soyluyorum muhtesem bır kurguyla okuyoruz... sonunda herkesın hıkayesı bıttıkten sonra Samimi Beyciğim... o meshur son sabahtan önce tüm daırelere şırıngaları ile giriyor... kollara delikler acılıyor... ve günlüğünü tamamlamak üzere bodrum katına ınııyor.. günlüğünün tamamladıktan sonra... o son sabah olan oluyor.. ve gelenler dairelerde kimseyı bulamıyor.. bodrum katına inip samımıcıgımı alıyorlar sadece...


size birşey söyleyeyim mi ?
bence asıl hasta olan Samimi Bey...

okuyun kesınlıkle...
13 yorum
Semih Oktay (@semihoktay)
"(...) herşey sadece tek bir ay olan haziran ayında gerçekleşiyor.. cok ılgınc degıl mı .. bu ılgınclık hemen gozume carptı.. " Buradaki anlamı çözemedim Mustafa.Nasıl "tek bir ay olan" haziran ayında gerçekleşiyor "her şey"?
10.01.17 beğen cevap
Mustafa (@mecazzadam)
Abi tüm hastaların başına gelen türlü türlü olaylar hep haziran ayında vuku buluyor. .
10.01.17 beğen cevap
Mustafa (@mecazzadam)
Mazilerinde ve kurgularinda yaşadıkları cetrefiller için hep aynı ay seçilmiş
10.01.17 beğen cevap
Semih Oktay (@semihoktay)
Ah zoo! Anladım.Peki Mustafa,sağ ol,var ol.E,doğaldır ki bu ayın hep haziran ayı olmasında bir sebep,bir "sır" vardır;öyle mi?..Bu "Ah zoo" bilenler bilir:Almancadır ama Türkçemizde olmadığını sandığım için yazdım buraya.O geldi aklıma!.. :( Varsa Türkçemizde bu şaşma sözüne uygun bir sözcük bilen,lütfen söylesin! "Ah öyle miii?" desem misal Almancadaki ifadeyi karşılamıyor.Soru oluyor. Hâlbuki Almanca aslında "Ach so!" olan bu sözcük Türkçemize "Yaa,öyle mi?" diye de çevrilebilir.Gene "soru" oluyor ama! Mustafa bir de puanını merak ettim;kaç puan verdiğini göremedim.
10.01.17 beğen cevap
Mustafa (@mecazzadam)
Anladım abi sen de sağol var ol
10.01.17 beğen cevap
Mustafa (@mecazzadam)
Puan olarak en yükseği neyse o abicim:)
10.01.17 beğen cevap
Mustafa (@mecazzadam)
Ach so! ! Bilinmez mi abi yaa. .. almanca derslerini de hatırlattın şimdi liseye döndürdün beni :)
10.01.17 beğen cevap
Semih Oktay (@semihoktay)
En yükseği 'tam puan'dır Mustafa! Demek çok beğendin.Peki...
10.01.17 beğen cevap
Semih Oktay (@semihoktay)
'Ach So' biliyorsun,öyle mi? Çok iyi.Ben de bu sözü Türkçemizde söyleyebilmek istiyordum işte.Almancan varsa dediğin gibi bir ihtimal bu sözün Türkçe kullanımını da çıkarabilirsin! Hatırladığın Almanca kelimeleri say desem kaç tane çıkarabilirsin?
10.01.17 beğen cevap
Mustafa (@mecazzadam)
Sprache. .vardı. .schule vardı. .artıkeller vardı hiç sevmezdim der/die /das. .zaten sınıfı geçmek için çalışırdım formalite yani geçer not yeterliydi bana çünkü sevmediğim bir dil abi. .dur bakim başka ne hatırlıyorum. . Amannnnn geçti gitti çok şükür :)
10.01.17 beğen cevap
Semih Oktay (@semihoktay)
Ben hatırlatayım:"Der Mann" vardı."Das Auto" vardı."Die Frau" vardı."Hallooo" vardı."Wie geht's dir?" vardı."Wie alt bis du?" vardı.Almanyadaki hemşehrilerimiz ayrı güzellikte konuşurlardı Almancayı.'Krank çıktım' derlerdi misal.'Urloba gidiyorum.' derlerdi.Sevmiyor muydun Almancayı? Öyle deme yahu ulu orta! Ayıp olacak Almanlara! Sevilmez mi Almanca? Tam 'savaş dili'dir bi' defa! Almanca konuşan birilerini duy,kavga çıktı sanırsın!
10.01.17 beğen cevap
Mustafa (@mecazzadam)
Ben sevemedim abi. .almancayı sadece tabi. Bı tane abimiz vardı yıllarca Almanya da kalmıştı. .anlatırdı almanca da konuşurdu arada ama çok iyiydi almancası beni hep bir gülme alırdı ondan dinleyince. .:)
10.01.17 beğen cevap
Semih Oktay (@semihoktay)
Almanlar duymasın! Almanya'da kalan adına "Almancı" dediğimiz ağbilerimizi hatırlarım ben de senin gibi.Hep gülünesi hikâyeler anlatırlardı. :)
10.01.17 beğen cevap
Lilith's

Lilith's

@halimesimsek

İnanmadığın şeyden korkmazsın.. Sanırım bu kitapla ilgili söyleyeceğim en iyi şey muhteşem bir kurgusu olması. Mine Söğütün okuduğum ikinci kitabı. Sanırım tüm eserlerini okuyacağım. Kalemi enfes.

Kitap biraz ürkütücü olsa da bana göre karakterlerin hepsi şizofren ya da doktor da direk şizofreni olabilir. Emin olamadım. Zekice yazılmış bir eser. Zor kısmı okuyucuya bırakmış.

Mine Söğüt delirmiş insanların psikolojisine ve yaşam tarzlarına çok hakim. Çok derinden yazıyor. Kurgu demek zor bence buna. Ayrıca bu kitap içerisinde rüya yorumları da var. Ben inanmadığım için rüya tabirlerine çok dikkatimi çekmedi. Aynı zamanda Kur'an dan ayetlerle cinleri açıklayarak başlıyor kitap. Deli insanlarla bu alemi birleştirmiş bu kitabında.

Kitabı okudukça bende hastaları sosyologların hariciler ile ilgili bilgileriyle örtüştürdüm. Aynı zamanda metafizik, şizofreni ve diğer ruh hastalıkları hakkında okuduklarımla da uyuşan şeyler çok fazlaydı.

Tamamen okuyucunun inanışı, hayat tarzı ve okudukları yaşa kadar ki birikimlerine bağlı olarak kitap çok farklı yorumlanabilir. Kaliteli bir kitap okunası..

Herkese keyifli okumalar dilerim..
0 yorum
Nil

Nil

@nill

Kışkırtıcı ve korku verici
Mine Söğüt'ün okuduğum ilk kitabıydı. Ve muhtemelen son kitabı olmayacak. Beklediğimden çok daha sürükleyici, daha özgün, daha korkutucuydu. Sahiden kitabın sonlarına doğru korktum. Ama bu kitap salt korku kitabı değil, hatta korku kitabı bile değil. Acılarla dolu hayatların sığındığı hayallerle alakalı bir kitap.
Gerçek hikayeler ve hayaller birbirine karışıyor. Hangisine inanmamız gerektiği bulanıklaşıyor. Gerçek hikayeden mi korkmalı yoksa hayalden mi emin olamıyoruz.
Beş katlı, Beş Sevim Apartmanı. Beş varlık, belki cinperi, belki şeytan, belki sadece tek bir insan, belki de sadece dışarıdakilerin gördükleri... gerçekle hayale; sağlıkla hastalık; zehir ile panzehir birbirine karışıyor. Kitabın sonuna doğru siz hangisini bünyenize kabul ederseniz onu yaşıyorsunuz.
Ve bütün olaylar nedense Haziran ayında gerçekleşiyor.
Kitabı gerçekten beğendim. Beni tamamen ters köşe yaptı. Türk yazarlara karşı olan anlamsız önyargımı delme konusunda büyük bir delik açtı. Okunmasını tavsiye ederim.
0 yorum

Beş Sevim Apartmanı - Rüya Tabirli Cinperi Yalanları - S41

Gelincik, Cintekenin dediklerinden bir tek kelime bile anlamamış ama bu korkunç görünümlü yaratığın etrafa yaydığı her şey yolunda kokusuna kanmış. Merakla olan biteni izleyip, sabırla olup bitecekleri beklemeye başlamış.
Seher Şahin tarafından eklenmiştir.
Nil

Nil

@nill

Belki mucizelere inanmak hasta ruhların en iyi ilacıdır; ama mucizelere kanmak kimi zaman ölümcül bir hastalıktır.
0 yorum
Kübra Ç?

Kübra Ç?

@kedilikitapsever

Sırlar insanı değerli kılar.
ataç ikon Beş Sevim Apartmanı - Rüya Tabirli Cinpe...
kitaba 8 verdi, inceleme eklemedi.
0 yorum
Kübra Ç?

Kübra Ç?

@kedilikitapsever

Babalar kızlarına kötü şey söylemezler. Söylememeliler..
ataç ikon Beş Sevim Apartmanı - Rüya Tabirli Cinpe...
kitaba 8 verdi, inceleme eklemedi.
0 yorum
Kübra Ç?

Kübra Ç?

@kedilikitapsever

Artık yangınlar şehri yıkmıyor. Artık yangınlar insanları yutuyor...Tıpkı şehri yıkmayan, insanları yataklarında uyurken zehirleyip, kavurup öldüren o kalleş bombalar gibi...Yangın çıkınca artık bir mahalle yok olmuyor, binalar küle dönmüyor, sadece insanlar ölüyor...
İnsanlar ölüyor...
İnsanlar ölüyor...
ataç ikon Beş Sevim Apartmanı - Rüya Tabirli Cinpe...
kitaba 8 verdi, inceleme eklemedi.
0 yorum
Kübra Ç?

Kübra Ç?

@kedilikitapsever

Marifet tadı alarak yaşamakta. Bazen akıllı, bazen deli..
ataç ikon Beş Sevim Apartmanı - Rüya Tabirli Cinpe...
kitaba 8 verdi, inceleme eklemedi.
0 yorum
231
KİTAP
En İyi Kadın Yazarların Mutlaka Okunması Gereken Kitapları
Hem Türk edebiyatının hem de Dünya edebiyatının en önemli kadın yazarları tarafından kaleme alınmış mutlaka okunması gereken ...
746
KİTAP
Okuduğum En Güzel Kitap
Okuduğumuz en güzel kitapları bu listede topluyoruz! Sen de en beğendiğin ve herkese tavsiye etmek istediğin kitapları listey...
392
KİTAP
Bir Nefeste Okunan Kitaplar
Elinden düşüremeyeceğin, bir solukta okuyacağın en sürükleyici kitapları bu listede bulabilirsin. Sen de en sürükleyici buldu...
1130
KİTAP
Mutlaka Okunması Gereken Kitaplar
Herkesin mutlaka okuması gereken, kitaplığında bulunması gereken kitaplar listelenmektedir. Sen de mutlaka okunması gerektiği...
313
KİTAP
En Sürükleyici Kitaplar
Yemek yemek, uyumak gibi doğal ihtiyaçlarını unutmana sebep olacak en sürükleyici kitaplar bu listede! Sen de en sürükleyici ...
Erica

Erica

@ericache

Kitabın da Toplantısı Böyle Olurmuş :) paylaşım fotoğrafı
Kitabın da Toplantısı Böyle Olurmuş :)
2018'in ilk toplantısını gerçekleştirdik. Biraz sohbet biraz özlem giderme oldu. Anlayacağınız keyifli bir gündü.

İkinci toplantımız 18 Şubat 2018 Pazar günü olacak. Bu toplantımızda ufak bir yer değişikliği yaptık. Bu sefer Kadıköy yerine ÜSKÜDAR'da toplanacağız. Sabah kahvaltısı veya öğle yemeği şeklinde atraksiyon düşünüyoruz. :)

Kitabımız ile benim okuduğum ama gene okumak istediğim Mine Söğüt'ün Beş Sevim Apartmanı isimli kitabıdır.

Katılmak isteyenleri bekliyoruz.
ataç ikon Beş Sevim Apartmanı - Rüya Tabirli Cinpe...
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
5 yorum
lililerle (@lililerle)
Çok atraksiyonlu toplantınıza kimler katılıyor?
22.01.18 beğen 1 cevap
Kahve Kitap Kurabiye (@kahvekitapkurabiye)
İstanbul'a gidiş - dönüş kaça para uleyn? ?. Neden hep İstanbul arkadaş nedeynn? bizim başımız kel mi ? ???
22.01.18 beğen 1 cevap
Zehra güneş (@borderline)
Ne kadar güzel :)
22.01.18 beğen 1 cevap