up
ara

Grinin Elli Tonu

Fifty Shades of Grey

Grinin Elli Tonu Konusu ve Özeti

Grinin Elli Tonu
Grinin Elli Tonu kitabını okuduysanız inceleme eklemeyi unutmayın. Neokur kitap hakkındaki düşüncelerinizi ve yorumlarınızı merak ediyor.
Yazar:
Çevirmen: Sevinç Seyla Tezcan
Yayınevi: 2133
ISBN: 9786055289836
Sayfa: 576 sayfa
Romantik, özgürleştirici ve kesinlikle bağımlılık yaratıcı... Bu roman dengenizi sarsacak, sizi ele geçirecek ve ebediyen sizinle kalacak.

Edebiyat ögrencisi olan Ana Steele, genç girişimci Christian Grey'le röportaj yapmaya gittiğinde son derece çekici, zeki ve sinir bozucu bir adamla karşılaşır. Toy ve masum Ana, bu adama duyduğu arzu karşısında şaşkına döner ve adamın gizemli doğasına rağmen ona yakınlaşma arzusuyla yanıp tutuşur. Ana'nın güzelliği, zekâsı ve özgür ruhuna direnemeyen Grey de onu istediğini kabul eder, ancak şartları vardır...

Grey'in sıra dışı erotik istekleri karşısında şoka uğayan ama bir yandan da heyecana kapılan Ana tereddüde düşer. Büyük başarısına rağmen -çokuluslu şirketleri, uçsuz bucaksız serveti ve sevgi dolu bir ailesi vardır- Grey şehvete esir olmuş ve hükmetme hırsı olan bir adamdır. Çift, cüretkâr ve tutkulu bir fiziksel ilişkiye yelken açarken, Ana, Christian'ın karanlık sırlarını ve kendi gizli arzularını keşfeder.

KİTABIN İLK BÖLÜMÜNDEN:
BÖLÜM BİR
Aynaya yüzümü sıkıntıyla buruşturarak baktım. Bir türlü söz dinlemeyen lanet olası saçlarım ve hastalanıp beni bu angaryaya mecbur eden lanet olası Katherine Kanavagh. Gelecek haftaki final sınavlarım için çalışıyor olmam gerekirken, burada durmuş, saçlarıma fırçayla söz geçirmeye çalışıyordum. Islak saçla uyumamalıyım. Islak saçla uyumamalıyım. Bu mantrayı arka arkaya tekrarlarken, saçlarımı fırçayla kontrol altına sokmayı bir kez daha denedim. Çileden çıkarak gözlerimi devirdim ve aynadaki, yüzüne fazla iri gelen mavi gözlerini bana dikmiş soluk tenli ve kahverengi saçlı kıza bakıp pes ettim. Tek seçeneğim, inatçı saçlarımı atkuyruğu yapmak ve az da olsa prezantabl görünmeyi ummaktı.
Kate oda arkadaşımdı ve gribe yenilmek için bula bula bugünü bulmuştu. Bu yüzden, adını daha önce hiç duymadığım mega-sanayici zengin iş adamıyla okul gazetesi için sözleştiği röportaja gidemeyecekti. Böylece ben gönüllü edilmiştim, ineklemem gereken final sınavlarım, bitirmem gereken bir denemem vardı ve bu öğleden sonra çalışıyor olmam gerekiyordu; ama hayır, bugün Grey Şirketler Topluluğu’nun gizemli CEO’suyla bir araya gelmek için, Seattle şehir merkezine 165 mil direksiyon sallayacaktım. Sıra dışı bir girişimci ve üniversitemizin önemli bağışçısı olan Grey’in vakti olağanüstü kıymetliydi -benimkinden çok daha kıymetli- ama Kate’e bir röportaj bahşetmişti. Kate, gerçek bir başarı, demişti. Kate’in lanet olası ders dışı aktiviteleri.
Kate oturma odasındaki kanepeye kıvrılmıştı.
Kulak tırmalayan kısık sesiyle, “Ana, üzgünüm. Bu röportajı kapmam dokuz ayımı aldı. Tarihi değiştirmek bir altı ayımı daha alır ve o zamana kadar ikimiz de mezun olmuş olacağız. Editör olarak bu işi mahvedemem. Lütfen,” diye yalvarıyordu. Bunu nasıl başarıyordu? Hastayken bile çocuksu ve muhteşem görünüyordu; çilek sarısı saçları yerli yerinde, yeşil gözleri şu anda kırmızı ve sulu olsa da hâlâ parlaktı. Aniden beliren sempati dalgasını görmezden geldim.
“Tabii ki giderim, Kate. Sen yatağına dönmelisin. NyQuil ya da Tylenol ister misin?”
“NyQuil, lütfen. Sorular ve dijital kayıt cihazım burada. Şu kayıt tuşuna basman yeterli. Not al, ben hepsini yazıya dökerim.”
İçimde yükselen panik duygusunu boş yere bastırmaya çalışarak, “Hakkında hiçbir şey bilmiyorum,” diye mırıldandım.
“Sorular işini görür. Haydi git. Yolun uzun. Geç kalmanı istemem.”
“Tamam, gidiyorum. Yatağına dön. Daha sonra ısıtman için çorba yaptım.” Ona sevgiyle baktım. Kate, bunu sadece senin için yaparım.
“Isıtırım. Bol şans. Ve teşekkürler, Ana; her zamanki gibi hayatımı kurtardın.”
Sırt çantamı alırken ona buruk bir gülümsemeyle baktım ve kapıdan çıkıp arabaya yürüdüm. Kate’in beni bunu yapmaya ikna etmesine izin verdiğime inanamıyordum. Ama Kate beni neye olsa ikna ederdi. Olağanüstü bir gazeteci olacaktı. Kendini çok iyi ifade edebilen, güçlü, ikna edici, tartışmaya açık ve güzeldi; benim canım, canım arkadaşımdı.
Washington, Vancouver’dan Interstate 5’e doğru ilerlerken yollar açıktı. Henüz erkendi ve saat ikiden önce Seattle’da olmam gerekmiyordu. Neyse ki Kate bana spor Mercedes SLK’sını ödünç vermişti. Eski VW Kaplumbağa’m Wanda’nın bu yolculuğu vaktinde tamamlayacağından emin değildim. Ah, Mercedes’le yolculuk eğlenceliydi ve pedalı köklerken kilometreler hızla akıp gidiyordu.
Varış noktam Bay Grey’in küresel şirketinin ana merkeziydi. Her mimarın faydacılık hayalini süsleyen, yirmi katlı, her yeri kavisli cam ve metalden ibaret iş merkezinin cam ön kapısının üzerindeki çelikte, dikkat çekmeyen harflerle GREY EVİ yazıyordu. Oraya vardığımda saat ikiye çeyrek vardı; devasa -ve samimi olmam gerekirse sinir bozucu- cam, çelik ve beyaz kum taşı lobiye adım atarken geç kalmadığım için derin bir oh çektim.
Sağlam kum taşı masanın arkasından çok çekici, bakımlı, sarışın bir kadın bana gülümsedi. Üzerinde gördüğüm en şık kömür rengi ceket ve beyaz gömlek vardı. Kusursuz görünüyordu.
“Bay Grey'i görmeye geldim. Katherine Kavanagh adına Anastasia Steele.”
“Bir saniye lütfen, Bayan Steele.” Ben sıkılgan bir tavırla karşısında dikilirken kaşını kaldırdı. Lacivert ceketim yerine Kate’in spor ceketlerinden birini ödünç almadığıma pişman olmaya başlıyordum. Çaba göstermiş ve sahip olduğum tek eteği, diz hizası, derli toplu çizmelerimi ve mavi bir kazak giymiştim. Bana göre şıktı. Kadın sinirimi bozmuyormuş gibi görünmeye çalışarak, saçımın firari tutamlarından birini kulağımın arkasına ittim.
“Bayan Kavanagh’ı bekliyorlarmış. Lütfen şuraya imza atın. Bayan Steele. Sağ taraftaki son asansöre binip yirminci katın düğmesine basın.” Ben imzamı atarken, hiç şüphesiz halimle eğlenerek kibarca gülümsedi.
Ön yüzeyine çok kararlı harflerle “ziyaretçi” kelimesinin yazılı olduğu güvenlik kartını verdi. Kendimi sırıtmaktan alamadım. Sadece ziyaretçi olduğum her halimden belliydi. Buraya hiç mi hiç uymuyordum. Kendi kendime iç geçirdim. Değişen bir şey yok. Kadına teşekkür ettikten sonra, asansörlere doğru ilerlerken, iyi kesimli siyah takım elbiseleri içinde benden kat kat şık görünen iki güvenlik görevlisinin önünden geçtim.
Asansör beni son hızla yirminci kata çıkardı. Kapılar kayarak açıldı ve kendimi bir kez daha cam, çelik ve beyaz kum taşından ibaret bir lobide buldum. Yeni bir kum taşı masa ve beni selamlamak için ayağa kalkan yine sarışın, ama bu kez siyah ve beyaz kusursuz bir kılık içindeki bir kadın tarafından karşılandım.
“Bayan Steele, burada bekler misiniz lütfen?” Beyaz deri koltukların durduğu bir bekleme alanını işaret ediyordu.
Deri koltukların arkasındaki cam duvarlı, geniş toplantı odasında yine bir o kadar geniş ve etrafında en az yirmi sandalye olan, koyu ahşap bir masa vardı. Masanın diğer tarafında şehirden güneye doğru bakan bir Seattle manzarasına hâkim boydan boya bir cam yükseliyordu. Göz alıcı manzara beni bir an için dondurmuştu. Vay canına.
Oturdum, çantamdan çıkardığım soruları, içimden bana kısa bir biyografi vermediği için Kate’e söverek, gözden geçirdim. Röportaj yapmak üzere olduğum bu adam hakkında en ufak bir bilgim yoktu. Doksan yaşında da olabilirdi, otuz da. Belirsizlik sinir bozucuydu, yeniden yüzeye çıkan heyecanım huzursuzluk içinde kıpırdanmama neden oluyordu. Birebir röportajlar konusunda hiçbir zaman rahat olmamıştım; odanın arka tarafında dikkat çekmeden oturacağım bir grup tartışmasının anonimliğini her zaman tercih ederdim. Dürüst olmam gerekirse, kampüs kütüphanesinde bir koltuğa kıvrılıp klasik bir İngiliz romanıyla baş başa kalmayı, cam ve taştan yapılma devasa bir yapıda sinir içinde kıpırdanıp durmaya yeğlerdim.
Kendi kendime gözlerimi devirdim. Topla kendini, Steele. Fazla soğuk ve modern olan binaya bakılırsa, Grey kırk yaşlarında, formda, yanık tenli ve çalışanlarıyla uyum içinde olacak şekilde açık renk saçlı olmalıydı.
Sağ taraftaki büyük kapıdan yine zarif ve kusursuz giyimli bir sarışın çıktı. Bu kusursuz sarışın olayı da neyin nesiydi böyle? Burası Stepford’dan farksızdı. Derin bir nefes alıp ayağa kalktım.
Son sarışın, “Bayan Steele?” diye sordu.
Hırıltılı bir sesle, “Evet,” dedim ve gırtlağımı temizledim. “Evet.” Bu evet daha kendinden emin çıkmıştı.
“Bay Grey sizi bir iki dakikaya kadar görecek. Ceketinizi alabilir miyim?”
“Ah, lütfen.” Debelenerek ceketimden sıyrıldım.
“İçecek bir şeyler ikram eden oldu mu?”
“Hmm, hayır.” Ah, Tanrım. Yoksa Bir Numaralı Sarışın’ın başı belada mıydı?
İki Numaralı Sarışın kaşlarını çatarak masadaki genç kadını süzdü.
Dikkatini tekrar bana çevirerek, “Çay, kahve, su, ne alırdınız?’
“Bir bardak su, lütfen. Teşekkürler,” diye mırıldandım.
“Olivia, lütfen Bayan Steele’e bir bardak su getir.” Sesi sertti. Olivia ayağa firladı ve hızlı hareketlerle, holün diğer tarafında kalan kapıya yöneldi.
“Özür dilerim, Bayan Steele. Olivia yeni stajyerimiz. Lütfen oturun. Bay Grey beş dakika sonra sizinle olacak.”
Olivia bir bardak buzlu suyla geri geldi.
“Buyurun, Bayan Steele.”
“Teşekkürler.”
İki Numaralı Sarışın, topuklarını kum taşı zeminde tıkırdatarak büyük masaya yürüdü. Oturdu ve her ikisi de işlerine devam ettiler.
Belki de Bay Grey bütün çalışanların sarışın olmasında ısrar ediyordu. Ben kendi kendime bunun yasal olup olmadığını sorgularken, ofisin kapısı açıldı ve uzun boylu, zarif giyimli, kısacık rasta saçlı Afrikalı-Amerikalı bir adam dışan çıktı. Kesinlikle yanlış giyinmiştim.
Döndü ve kapıdan içeri, “Bu hafta golf, Grey?’ dedi.
Cevabı duymadım. Adam döndü, beni gördü ve koyu renk gözlerini kırıştırarak gülümsedi. Olivia ayağa fırlayıp asansörü çağırmıştı. Koltuğundan fırlamak konusunda ustalaşmış görünüyordu. Benden daha gergindi!
Adam kayan kapıların arkasında kaybolmadan önce, “İyi öğleden sonralar, bayanlar,” dedi.
İki Numaralı Sarışın, “Bay Grey şimdi sizi kabul edecek, Bayan Steele. İçeri girebilirsiniz,” dedi. Sinirlerimi yatıştırmaya çalışarak, biraz titrek hareketlerle kalktım. Sırt çantamı aldım, ve bardağımı bıraktım ve kısmen açık duran kapıya doğru yürüdüm.
“Çalmanıza gerek yok, doğrudan girin.” İki Numaralı Sarışın gülümsüyordu.
Kapıyı itip tökezleyerek içeri daldım ve kendi ayağıma takılıp boylu boyunca ofisin içine düştüm.
Lanet olsun! Ben ve iki sol ayağım! Bay Grenin ofisinin kapısında ellerimin ve dizlerimin üstünde duruyordum ve nazik eller beni tutmuş kalkmama yardım ediyordu. O kadar utanmıştım ki. Lanet olası sarsaklığım. Başımı kaldırıp bakmak için kendimi zorlamam gerekti. Aman Tanrım… o kadar gençti ki.
“Bayan Kavanagh.” Ben iyice doğrulunca, uzun parmaklı elini bana uzattı. “Adım Christian Grey. İyi misiniz? Oturmak ister misiniz?”
Çok genç… ve çekiciydi, hem de çok çekici. Uzun boyluydu; üzerindeki şık gri takım elbise, beyaz gömlek ve siyah kravatı, koyu bakır rengi saçlar ve bana kurnazlıkla bakan, yoğun, parlak gri gözler tamamlıyordu. Sesimi bulmam birkaç saniyemi aldım.
“Şey… Aslında…” diye geveledim. Eğer bu adam otuzun üstündeyse, ben de bir maymunun amcasıydım. Sersemlemiş halde elimi uzattım ve el sıkıştık. Parmaklarımız temas edince, iç gıdıklayıcı bir ürperti duydum. Utanarak, hızla elimi geri çektim. Statik olsa gerekti. Gözlerimi hızlı hızlı kırpıştırırken, göz kapaklarım kalp atışlarıma ayak uydurmuştu.
“Bayan Kavanagh rahatsızlandığı için beni gönderdi. Umarım sizin için sakıncası yoktur, Bay Grey.”
“Ve sizin adınız?” Sesi sıcak, belki eğlenir gibiydi, ama duygusuz ifadesinden tam olarak kestirmek güçtü. İlgili gibiydi, ama her şeyden öte, kibardı.
“Anastasia Steele, Kate’le birlikte… hmm… Katherine’le, Bayan Kavanagh’la birlikte, WSY Vancouver’da İngiliz Edebiyatı okuyorum.”
“Anlıyorum,” demekle yetindi. İfadesinde bir gülümseme görür gibi oldum, ama emin olamadım.
“Oturmak ister misiniz?’ Eliyle L biçiminde beyaz deri kanepeyi işaret etti.
Ofisi bir kişi için fazla büyüktü. Boydan boya camların önünde, altı kişinin rahatça yemek yiyebileceği büyüklükte, koyu renk ahşap bir masa duruyordu. Masa ve kanepenin önündeki sehpa takımdı. Geri kalan her şey -tavan, yer ve kapının yanındaki, bir kare oluşturacak şekilde düzenlenmiş otuz altı küçük resimden oluşan bir mozaiğin kapladığı duvarın dışında kalan bütün duvarlar- beyazdı. Bunlar enfes resimlerdi, bir dizi dünyevi, unutulmuş nesne öylesine detaylı resmedilmişti ki fotoğraftan farksızdılar. Bir arada sergilenirken nefes kesiyorlardı.
Bakışımı yakalayan Grey, “Yerel bir ressam,” dedi. “Truton.”
Dikkatim o ve resimler sayesinde dağılmış halde, “Çok hoşlar,” dedim. “Sıradanı sıra dışılığa yüceltmişler.” Başını yana eğerek bana dikkatle baktı.
Yumuşak bir sesle, “Size daha fazla katılamazdım. Bayan Steele,” diye yanıtladı ve nedense kızardığımı hissettim.
Resimler dışında, ofis soğuk, temiz ve kliniğimsiydi. Karşımdaki beyaz deri koltuklardan birine çöken Adonis’in kişiliğini yansıtıp yansıtmadığını merak etim.. Düşüncelerimin saptığı istikametten rahatsız olarak başımı salladım ve sırt çantamdan Kate’in sorularını çıkardım. Sonra, dijital kayıt cihazını kurdum ve parmaklarım birbirine dolandığı için, cihazı iki kez önümdeki sehpaya düşürdüm. Ben gittikçe daha fazla utanıp kıpkırmızı kesilirken Bay Grey hiçbir şey demeden sabırla -umarım- bekliyordu. Sonunda ona bakacak cesareti topladığımda, bir eli gevşek bir halde kucağında, uzun işaret parmağını dudaklarının üstünde dolaştırdığı diğeriyse çenesinde, beni izliyordu. Gülümsemesini bastırmaya çalıştığını düşündüm.
“Ö-özür dilerim,” diye geveledim. “Buna alışık değilim.”
“Acele etmeyin, Bayan Steele,” dedi.
“Cevaplarınızı kaydetmemin bir sakıncası olur mu?”
“Kayıt cihazını kurmak için girdiğiniz onca zahmetten sonra, şimdi mi soruyorsunuz?”
Kıpkırmızı oldum. Benimle alay mı ediyordu? Öyle olmasını umuyordum. Ne diyeceğimi bilemeyerek gözlerimi kırpıştırdım ve sanırım bana acımış olacak ki, yumuşadı. “Hayır, sakıncası olmaz”
“Kate, yani Bayan Kavanagh, röportajın ne için olduğunu açıkladı mı?”
“Evet. Bu yılın mezuniyet töreninde diplomaları ben vereceğim için, okul gazetesinin mezuniyet sayısında yayımlanacak.”
Ah! Bu benim için yeni bir haberdi ve geçici bir süre, diplomamı benden çok da büyük olmayan -tamam belki altı yaş falan büyüktü ve tamam mega-başarılıydı, ama yine de…- birinden alacak olmanın endişesini duydum. Kaşlarımı çatarak, yoldan çıkan dikkatimi yeniden elimdeki işe çevirdim.
“Pekâlâ…” Gergin bir tavırla yutkundum. “Bazı sorularım olacak, Bay Grey.” Bir saç tutamını kulağımın arkasına attım.
Ruhsuz bir ifadeyle, “Ben de öyle olacağını düşünmüştüm,” dedi. Bana gülüyordu. Bunu fark edince yanaklarım ısındı, daha uzun boylu ve tehditkâr görünme çabasıyla sırtımı dikleştirdim. Cihazın kayıt tuşuna basarken profesyonel görünmeye çalışıyordum.
“Böyle bir imparatorluk kurmak için çok gençsiniz. Başarınızı neye borçlusunuz?’ Ona baktım. Gülümsemesi hüzünlüydü ve sanki biraz rahatsız olmuş gibiydi.
“İş demek insan demektir, Bayan Steele ve ben insanları yargılamak konusunda çok iyiyimdir. Nasıl motive olduklarını, onları neyin verimli kıldığını, neyin teşvik ettiğini ve onlara neyin ilham verdiğini bilirim. Sıra dışı bir ekip çalıştırıyorum ve karşılığını veriyorum.” Duraksadı ve gri bakışlarını bana sabitledi. “Herhangi bir planda başarı elde etmek için, insanın o planın ustası olması, içini dışını en ince detayına kadar bilmesi gerektiğine inanırım. Bunu yapmak için çok çalışırım. Mantık ve gerçeklere dayalı kararlar alırım. İyi, sağlam bir fikri ve iyi insanları göze kestirebilen ve besleyebilen Tanrı vergisi bir iç sese sahibim. İşin özü, her şeyin iyi insanlara dayanmasıdır.”
“Belki de sadece şanslısınızdır.” Bu yorum, Kate’in listesinde yoktu, ama o kadar küstahtı ki. Gözleri kısa bir an hayretle parladı.
“Ben işi şansa bırakmam, Bayan Steele. Bana ne kadar çok çalışırsam şansım o kadar artıyor gibi geliyor. İşin sırrı, takımınızda doğru insanları bulundurmakta ve enerjilerini uygun şekilde yönlendirmekte. Sanırım Harvey Firestone’un sözüdür: “İnsanların büyümesi ve gelişmesi, liderliğin en büyük görevidir.”
“Kulağa kontrol manyağı gibi geliyorsunuz.” Kelimeler ağzımdan kendime engel olamadan dökülüvermişti.
“Ah, her şeye kontrol uygularım, Bayan Steele,” derken sesinde mizahtan eser yoktu. Ona baktım; hissiz bakışlarını gözlerime dikmişti. Kalp atışlarım hızlandı ve yüzüm bir kez daha kızardı.
Neden üzerimde böyle sinir bozucu bir etki bırakıyordu? Sebep baş döndürücü yakışıklılığı mıydı? Gözlerinin beni delip geçmesi? İşaret parmağını alt dudağının üstünde dolaştırma şekli? Keşke bunu yapmaya bir son verseydi.
Sözlerini, “Ayrıca, muazzam güç, gizli hayallerinizde, kendi kendinizi dünyaya her şeyi kontrol etmek üzere geldiğinize inandırmaktan geçer,” diye sürdürürken sesi yumuşacıktı.
“Muazzam bir gücünüz olduğunu mu hissediyorsunuz?” Kontrol manyağı.
“Yanımda kırk binden fazla insan çalıştırıyorum, Bayan Steele. Bu bana belli bir sorumluluk hissi ve, siz öyle demek isterseniz, güç veriyor. Telekomünikasyon işine artık ilgi duymadığıma karar verip işin o kısmını satsam, bir ayın sonunda yirmi bin kişi ev kredisi ödemelerini yapamayacak hale gelir.”
Ağzım açık kalmıştı. Tevazu yoksunluğu karşısında afallamıştım.
Tiksinerek, “Rapor vermeniz gereken bir yönetim kurulu yok mu?” diye sordum.
“Şirketin sahibi benim. Bir yönetim kuruluna rapor vermem gerekmiyor.” Tek kaşını kaldırdı. Elbette, biraz araştırma yapmış olsam bunu bilirdim. Ama lanet olsun, çok küstahtı. Tavrımı değiştirdim.

Tüm dünyada büyük ses getiren ve en çok satanlar listesinin tepesine yerleşen E L James tarafından kaleme alınan Fifty Shades of Grey, Türkçe Grinin Elli Tonu kitabı cezbedici hikayesi ve erotik içeriği ile sizi de baştan çıkartabilir.

Genç, güzel ve masum bir edebiyat öğrencisi röportaj yapmak için Grey adında çekici bir ile bir araya gelir. Genç kız adamın cazibesine kapılır ve onunla birlikte olmak için her şeyi yapmaya hazırdır. Grey de buna razıdır fakat bu ilişkiden bazı beklentileri vardır.

Erotik fantezilerini kız üzerinde uygulamak isteyen adam karşısında kız şaşkınlık duyar fakat bu içindeki arzuları daha fazla arttırır. Zaman geçtikçe bu ilişki ile genç kız adamın karanlık gizli sırlarını öğrenmeye başlar fakat kendini çoktan kaptırmıştır.

Grinin Elli Tonu kitabı büyük beğeni topladı ve sosyal medyada da en fazla tavsiye edilen kitaplar arasında yer aldı. Elden bırakmayı zorlaştıran sürükleyici ve ateşli hikayesi adeta bağımlılık yaratıyor.
Barış Özer

Barış Özer

@barisozer

UCUZLUĞUN ELLİ TONU

Ucuz ürünlerin çok satması kapitalist- popülist dünyamızın bir gerçeği artık. Ancak söz konusu edebiyat olunca boşver gitsin diyemiyorum. İllaki bir kaç cümle söylemek icap ediyor. Kitabı çeşitli açılardan otopsi masasına yatıracak olursak:

Yazarı E.L JAMES e baktığımızda 50 tonda bir üçleme dışında herhangi bir eserinin olmadığını görüyoruz. Yani bir yazar olarak elde etesi zor bir başarı yakalamış olduğunu görmekteyiz. Ancak bu başarının sebebi kesinlikle edebi yetenek değildir. Bu anlaşılması çok kolay bir durumdur. Kapitalist sermayenin kitap dünyasındaki etkisi ve kitap içeriğinin insanın en hassas noktalarına el atıyor olması şüphesiz bu başarının temel kaynağıdır. Sürü psikolojisinin etkileri de yadsınamayacak derecede bir kitabın elli milyon satmasında pay sahibidir.

Kitap daha ilk noktada iyi okuyucuların fark edeceği bir esinlenme ile göze çarpmaktadır.
Kitabın ana karakteri: Bay Christian GREY zengin bir işadamı ve karanlık eğilimleriyle göze çarpmaktadır. Şöyle bir buçuk asır geriye gittiğimizde bay GREY' e çok benzeyen bir karakter görürüz. Gothik edebiyatın en önemli edebi yapıtlarından birisine: THE PORTRAIT OF DORIAN GRAY. Oscar WİLDE' ın efsanevi karakteri olan haz düşkünü karanlık eğilimleri olan akılalmaz derecede çekici ve kadınlar üzerinde hipnotik bir gücü olan Dorian GRAY.

İki karkterde zengin, olağanüstü çekici ve karanlık eğilimlere sahip. İsimleride çok benzer GRAY ve GREY. Daha ilk noktada bu kitap edebi özgünlüğünü kaybetmiş duruma düşüyor.
Elinizde D.GRAY gibi bir karakter geçirdikten sonra size kalan tek şey Oscar Wilde' in söylememiş olduklarını ya da edebi bir zerafetle anlattığı konuyu günümüz dünyasına uygulamak ve içine bolca şehvet dökmekten başka bir şey değildir.

50 ton serisinin okurları arasında büyük bir çoğunluğun kadın olduğu gerçeği önümüze ilginç bir sosyopsikolojik bir tablo koymaktadır. Kadın okuyucuların çoğunlukta olmasının birincil sebepleri arasında kitabın bir aşk hikayesi olarak sunulması ve reklam endüstrisi gelmektedir. Ancak kitapların reklamını okuyucular yapar ve siz de çok satan kitapları okumadıysanız kendinizi eksik ve dışlanmış hissedersiniz.

Bu durumun psikolojik boyutunu ele alacak olursak: Kitabın temel karakteri Anastasia genç güzel ve- masum- bir kadındır. Elbetteki sosyo ekonomik durumu Bay GREY den daha düşüktür. Başka bir deyişle Anastasya itaat etmek için vardır. İtaat edilen erkeğin özellikleri ise herkesçe malumdur.
Yazar E.L.JAMES doğru bir tespit yaparak ömrü boyunca yetecek parayı kazanmıştır. Yazarın en büyük keşfi batı dünyasının gittikçe Sado- Mazo eğilimlerine olan ilgisidir. Bu ilginin bir çok sebebi vardır bunlar başka bir yazı konusu olacak kadar çoktur ancak bir iki cümleyle değinecek olursak:

İnsan üzerinde sanayi devrimiyle birlikte gelişen rol karmaşası etkisi günümüzde kadın erkek sosyal ve cinsel rollerini neredeyse aynılaştırmıştır ancak bu durum her iki tarafıda memnun etmemiştir. Her iki cinsiyet te öze dönüş olarak simgelediği sado- mazo eğilimlere yönelmiştir. Elbetteki öze dçnüş biçimi sert ve asla öz ün aynısı değildir. En yoz hali ve sapkınlaştırılmış biçimidir. Bu tarz şiddet içerikli eğlimşerin bir sebebi Değer yargılarındaki azalma- değersizleşme- yahut iç huzurun ortadan kalkmasıdır. Yazarın bu eğilimleri gözlemleyişi ve sunuş biçimi onun hayatını kurtarmış ancak dünya çapında bir edebi felakete (daha) yol açmıştır. Yazarın hesaba katmadığı ve ona çok büyük faydası olan bir durum ise doğudaki kadınların da farklı nedenlerden de olsa aynı eğilime sahip olduğudur.

Kitap kadınlardaki cinsel açlığı kendilerine farkettirirken erkeklerde ise farklı ufuklar açılmasına sebep olmuştur.

Kitabın çok satmasında doğu halklarının ahlaki yapısına bir saldırı ya da bir komplo teorisi olduğunu hiç zannettmiyorum. Ahlaki çöküntüye de yol açmayacağından eminim. Çünkü kitap bu derecede güçlü değil. Sadece çok satıyor.

Sonuç olarak 50 ton serisi için şunu söyleyebiliriz:
Çok büyük bir popülist eğilimden doğmuş, içeriği, okuyucu kitlesi ve karakterleriyle ucuz ve sıradan. Yazarın dediği gibi "Sıradan bir aşk hikayesi yazdım."

Yıllar önce Ahmet ALTAN kitapları için düşündüğüm şeyin aynısını yazacağım:
Porno izlerseniz ayıplanırsınız, kitap okursanız takdir görürsünüz. O zaman kitabın içine pornoyu koyun.
ataç ikon Grinin Elli Tonu
kitaba puan vermedi
0 yorum
Meursault Samsa

Meursault Samsa

@meursaultsamsa

Daha kötüsü yazılana kadar bu en kötüsü. Okuduğuma utandığım kitaplardandır. Kitap demek bile fazlasıyla övücü bir tanım bu şey için.

Pornografik diye eleştirilmektedir kaldı ki ben de eleştiriyorum ama pornografik olmasından ziyade bu pornografiyi zerre edebi kaygı taşımadan insanlara sunmasını eleştiriyorum yoksa cinsellik de üzerine yazılar yazılabilecek, filmler çekilebilecek bir durumdur nihayetinde. Bu kitabı okumak illa ki keyif verir okuyucuya. Zaten dünyada bestseller listelerine girmiş bir kitap ve Türkiye' de de satışa çıkar çıkmaz bestseller mertebesine yükseldi. Bu beklediğim bir durumdu aslında, cinsellik her zaman çok ilgi çeken bir durumdur çünkü.
Başta da dediğim gibi asla karşı değilim lakin bu kadar ucuzca pazarlanmasına karşıyım. Lady Chatterley' in Sevgilisi ya da Sade' nin kitapları da erotiktir ama aynı zamanda kült eserlerdir. Bu kitap ise sadece ama sadece çok satacak ve benzer bir sürü kitabın yazılmasına vesile olacak bir para kaynağıdır gözümde. Yani herhangi bir erotik sitede yer alan erotik hikayelerin daha iyi kurgulanmış halinden öte bir şey değildir. İşte beni rahatsız eden de budur. Kimin ne okuyacağının kararını ben vermem ama bir sürü edebi eser orada dururken insanların bu kitaba bu kadar ilgi göstermesi ve yazarını zengin etmesi içimi burkuyor ve biraz da ürkütüyor çünkü yakın gelecekte bu tarz pek çok kitap yazılacağını düşünüyorum. Bir yönden de bu kitaptan bir beklentim var yalnız. Belki bu kitabın bu kadar satması ve okunması vesilesiyle bu ülkede cinsel tabular birazcık yıkılabilir.
Cinsel tabu ile ifade etmek istediğim 'kızlar da sevişsin' gibi ucuz bir şey değil elbette. Kaldı ki kızlar da sevişiyor zaten bu ülkede. Yoksa biz erkekler kendi kendimizle yapmıyoruz bu işi, ama erkeklerin pek çoğu her kızla yatmak isterken evleneceği kızın kimseyle yatmamış olmasını ilk kriter olarak belirliyor. Dolayısıyla -yani büyük çoğunluk- ne erkekler ne de kızlar cinselliği özgürce yaşayamıyorlar. Bu özgürce yaşamaktan kastım da bir sürü kişiyle sevişmek değil asla. Bahsetmek istediğim bu ülkede gençler duygularından, hislerinden kaçıyorlar. Güzel bacak her zaman güzel bacaktır. Kanka dediğin kız da mini etek giyse ve bacakları güzelse o da seksidir. Onu seksi bulmak seni sapık yapmaz. Abazan, sapık ya da adına ne derseniz deyin, bana göre o durum cinsel arzu duymak değildir, duyulan cinsel arzuyu kontrol edememektir. Benim çevremde gördüğüm hep şu olmuştur. Cinsel arzuyu kontrol edemeyip dışa vurana sapık denir ki zaten abartıp ördekten medet umanlar bile var. Cinsel azuyu kontrol edemeyip içinde tutana ise(ki erkeklerin ve kızların çoğunda var bu) efendi adam/terbiyeli kız olur. Oysaki önemli olan ve doğru olan o cinsel arzuyu kontrol edebilmektir. Kendini iyi yetiştirmiş, cinselliği porno dergi ve sokak arası muhabbetler yerine sinemadan, kitaplardan öğrenmiş biri için de bu cinsel arzuyu kontrol etmek normaldir. İşte bu vb. kitaplar belki bu cinsel arzuların normal olduğunu ve kontrol edilebilir olduğunu öğretebilir bu ülke gençlerine.

edit: Kitap da şunu anlatıyor bakın özetle;,

Dudaklarını öpmeye başladı sonra kulağına fısldadı ''sana öyle şeyler yapacağım ki''

Kalçasını okşarken kulağına fısıldıyordu ''sana çok acaip şeyler yapacağım''

Boynunu öprken fısıldadı ''sana neler yapacağımı bir bilsen''

Elinden tutarken kulağına eğilerek ''sana neler yapacğaım hakkında hiçbir fikrin yok değil mi''

Ona oral seks yaparken bir yandan da ''sana öyle şeyler yapacağım ki asla bilemezsin'' diyordu.

Seks yaparlarken kulağına iyice yaklaşıp ''sana neler neler yapacağım biliyor musun'' dediği anda kız artık dayanamadı ve ''ne yapacaksan yap ulan kitap bitti amk kitap bitti ne yapacaksan yap artık!!!'' dedi.
ataç ikon Grinin Elli Tonu
kitaba 1 verdi
0 yorum
Misafir

Misafir

@misafir000

Bu kitabın 3 serisini de okudum. İlk kitabı bitirince 2. ve 3. kitabı neden okudum hiç bilmiyorum. Belki bende seri tamamlama takıntısı gelişmeye başladı diye düşünüyorum.Sayfa sayıları bakımından toplam 1800 ve 2000 sayfa arası toplamı .Buna değer mi ? okumasaydım bende sanırım yarım kalmış bir seri olacaktı ve bu beni rahatsız edecekti. . Her neyse okudum ve sanrım okuduğum dönemlerim;okumak için okunan ,yaşamak için yaşanılan ,yemek için yenilen bir dönemime denk geldi. Çok ilginçtir ki bu gün Anais Nin nin Venüs Üçgeni isimli kitabını bitirdim. İster istemez karşılaştırma yapıyor insan (içerik bakımından erotizm ve seks kurgusu olan, okuduğum iki kitap olmasından dolayı ) Üstelik Venüs Üçgeni sayfa sayısı 127 ve ilk basım yayın evi hoşluk olsun diye aralara erotik kadın resimleri de serpiştirmiş toplam 10 sayfada bunlar etse elimde 117 sayfa ... Kategori anlamında kıyasta doğru olur mu hiç bilmiyorum ancak kıyas götürmeyecek kadar farkı görebiliyor insan. Tabi ki Anais Nin in kitabı açık ara önde .Anais Nin in kitabında seks ve insan duygularını iyi analize etmiş kişinin bedenini keşfiyle ruhunun gizli kalmış karanlık yönleri güzel tespit edilmiş bir kitap

Kitabımıza gelirsek eğer ; Kitap son derecede içerik olarak beni rahatsız etti , yanlış anlaşılmasın uzun seks ve erotik anlatımların , anlatılması değil beni rahatsız eden ; Aslına bakılırsa kitapta okunmaya değer tek bölümlerde bunlar. Bunun dışında kadın okuyucuya yanlış mesajlarla yüklü olan bir kitap . Gücün ve Güzelliğin en büyük Güç olarak verilmesi . Fantastik kitaplar içinde yer almasa da , gerçek dışılığı açısından fantastik kitaplara taş çıkaran bir gerçek dışılıkla kurgulanması ve bunu gerçek hayatın içine yerleştirilmiş olması rahatsızlık duymamın bir başka nedenidir. Kadınlara güzel olma tutkusu ve güçten yana olma duygularıyla insanları gerçeklik dışına itiyor olmasını iğrenç buldum. Kadın yada genç kızların kendilerini Bay Grey gibi idealize edilmiş bir adam beklentilerini yükselten. Okuyucu kadınların eş ve sevgililerine bu kitabı okutup benzeşme çabalarını iğrenç buluyorum. Ülke ve dünya gerçeklerine bakıldığında son derecede iyi pazarlanılmış satışı arttırmanın en kolay yolu olan sek unsurunun bolca kullanıldığı ancak her satırında (iki yüzlü erkek hegemonyasının yattığı, yzarın kadın olmasına rağmen özünde erkek hegemonyasını nasıl içselleştirdiğini çok açık görebildiğimiz ,bu tutumunun üstünüde Ana karakterine bağlanmasıyla By Greyin aklama çabası (ikiyüzlü tutumu) .. (By Grey yüzlerce seks deneyimi yaşamış olmasına rağmen Ana nın bakire oluşu ; ilk deneyimini de sapık dürtülerle dolu olan bir adamla yaşıyor olması ) Ana karakterinin zenginlik güç ve görselliğin kölesi olması , bunu da aşk adı altında süsleniyor olması..; Yığınlarca yanılsamayla dolu olan bu kitap yığınlarca satır aralarına gizlenmiş yanlış mesajlarla dolu . Bu beni bir kadın olarak rahatsız oldukça fazla etti.
ataç ikon Grinin Elli Tonu
kitaba 10 verdi
0 yorum
Hazal Öztürk

Hazal Öztürk

@hazalozturk41

Grinin Elli Tonu
Hayatımda okuduğum en güzel üçleme.Sadece ilk kitap değil,ikinci ve üçüncü kitap da bir o kadar güzel.3 kitabı da sadece 1 haftada bitirdim ve hala tekrar tekrar okuyorum.
Kitap,konu olarak ciddi anlamda sorunları olan bir adamı -Christian Grey- ve hayatında ilk kez aşık olan bir kadını -Anastasia Steel-,bu iki kişinin birbirleriyle olan ilişkilerini ve aralarındaki aşkı anlatıyor.Kitapta aşk sadece Anastasia tarafından yansıtılmış olsa da,Christian tarafından bakabilirseniz ne kadar büyük,etkileyici,tutkulu ve karşılıklı bir aşkın olduğunu görebilirsiniz.Cinsel içerik evet fazlaydı,evet belki bir kısmını okumak rahatsız ediciydi ve evet kitabın sadece bu yönünden bakarsanız cidden rahatsız edici.Öncelikle yazarı tüm içtenliğimle tebrik ediyorum ki böyle bir konuyu en ince ayrıntısına kadar bütün çıplaklığıyla anlatabilmiş.Bu tebrik belki müstehcen bir davranış olarak gelir size,hiç şaşırmam:) Bu kadın bu ''Sapık'' ''Okumaktan iğrendim'' gibi bahsedilen yerler var,o kısımlar hakkında araştırmalar yaptıktan sonra yazmış bu kitabı.Yani bu yazılanlar gerçek hayatta da olan,gerçek dünyada da böyle insanların var olduğunun bir göstergesi.Size ne kadar iğrenç,okunamaz gelse de böyle bir konuyu kolay kolay kimse bu kadar gerçekçi anlatamazdı bunu da kabullenmek lazım.
Kitap bir şey kazandırmayacak,evet popüler kültür ürünü.Fakat lütfen şu kitap hakkında artık ''Sadece cinsel içerik,gerisi boş...'' tarzı yorumlar yapmayın.Biraz önyargısız okuyun,gerçekten zor değil.Bu kitap sadece cinsel içerik değil,bir aşk hikayesi...
ataç ikon Grinin Elli Tonu
kitaba 10 verdi
0 yorum
Gizem D.

Gizem D.

@gizemd

Çoğu insanın kitaba bu kadar kötü eleştiri yapmasını bir türlü anlamıyorum. Pornografiden başka bir şey değil diyorsunuz. Gerçek hayatta cinsellik yok mudur ? Fantezilerden bahsediyorsunuz, gerçek hayatta böyle fantezileri olan insanlar yok mu peki ? Bunları kitapta görmek sizi niye bu kadar rahatsız ediyor ? Açıkçası okuduğum aşk kitaplarının çoğunda cinsellik olan sahneler bir anda bitiveriyor. Orayı kesip devam ediyorlar. Bu beni daha çok rahatsız ediyor. Bu kitabı sadece cinsellik olarak görenler gerçekten büyük bir ön yargıyla yaklaşıyorlar. Kitap zaten "Ben erotik bir kitabım." diye bağırıyor. Madem bu kadar rahatsız oluyorsunuz niye alıp, okuyorsunuz ? Sizin de dediğiniz gibi paranıza yazık. Birde sadece ilk kitabı okuyan ve bırakanlar yorum yapıyor. Devamını bilmediğin bir kitap hakkında nasıl yorum yapabilirsin ki sen ?
Bana göre gerçekten okuduğum en iyi kitaplardan biri. Kitapta cinsellik ön planda tutulmuş olsa da buradaki AŞKı kimse mi görmüyor yahu ? AŞK olmasaydı evet dediğiniz gibi gerçekten cinsellikten öte gitmeyen bir kitap olurdu.
Yine Pegasus'un 80 Gün Serisi var. Onu okuduktan sonra sadece cinsellik içeren, para kazanmak için yazılan kitabı anlarsınız.
ataç ikon Grinin Elli Tonu
kitaba 10 verdi
4 yorum
Reşat Karakaş (@resatkarakas)
Haklısın :)
12.01.17 beğen 1 cevap
Halil HIDIROGLU (@halilhidiroglu)
Sokakta cinselligin alasini yapiyorlar bazilari izliyor bazilarida takmayip gidiyor senin okudugun kitaplarida veya baskasinin karsi geliyorlarsada egonun onunde gideni her zaman ustun olmak iste sen boyle fazla fazla paylas daha cok catlasinlar yada hic paylasma seni arasinlar kopek gibi yalvarsin lar hadi iyi geceler
06.06.18 beğen cevap

Grinin Elli Tonu - S41

İpi, iş tulumlarını, maskeleme bandını ve kablo bağlarını kasadan geçirdim.
sinem demir tarafından eklenmiştir.
Büşranur Koç

Büşranur Koç

@busranurkoc

Bana mutlu bir zamanı hatırlatmıştı. teşekkürler.
-Anastasia
ataç ikon Grinin Elli Tonu
kitaba 9 verdi, inceleme eklemedi.
0 yorum
Asu Aygün

Asu Aygün

@asu

Kollarını açsa ondan uzağa değil, ona koşardım.
ataç ikon Grinin Elli Tonu
kitaba 10 verdi, inceleme eklemedi.
0 yorum
Zerrin Demirci

Zerrin Demirci

@zerrindemirci

'Sadece yakışıklı değildi,erkeksi güzelliğin somut örneğiydi,nefes kesiciydi ve buradaydı.'
ataç ikon Grinin Elli Tonu
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
0 yorum
Asu Aygün

Asu Aygün

@asu

Pervane bendim, alev oydu. Ve yanacaktım. Biliyordum.
ataç ikon Grinin Elli Tonu
kitaba 10 verdi, inceleme eklemedi.
0 yorum
ALeRa

ALeRa

@alera

Buradasın, çünkü seni yalnız bırakmaya gücüm yok!
ataç ikon Grinin Elli Tonu
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
0 yorum
23
KİTAP
En İyi Erotik Romanlar
E. L. James, Sylvia Day, Olivia Cunning ve daha fazlası... Erotik roman denince akla gelen en ünlü yazarların mutlaka okunmas...
293
KİTAP
Filmi Çekilmesi Gereken Kitaplar
Bu kitapların acilen filmi çekilmeli! Kurgusuna bayıldığımız ve sinemada da görmek istediğimiz, senaryolaştırılması mümkün ol...
212
KİTAP
Tüm Zamanların En Çok Satan Kitapları
Aşk, fantastik, polisiye, bilim kurgu ve diğer kitap türlerini kapsayan ve zirveyi kolay kolay kaptırmayan tüm zamanların en ...
429
KİTAP
Hiç Unutamayacağım Dediğimiz Kitaplar
Bittiğine üzüldüğümüz, hayatımızda derin izler bırakan unutamayacağımız kitapları paylaşıyoruz....
15
KİTAP
En Seksi Kitaplar
Erotizm içeren en romantik ve en seksi +18 kitapları bu listede paylaşıyoruz. Kimi zaman edepsiz, kimi zaman sınırları zorlay...
FanatikCimBomlu

FanatikCimBomlu

@azaleakyc

L. J. James - Grinin Elli Tonu  paylaşım fotoğrafı
L. J. James - Grinin Elli Tonu
Bir insan neden L. J. James 'in - Grinin Elli Tonu adlı kitabına neden böyle bir şey yapabilir ki ? Mühim yerleri mi işaretlemiş acaba anlamadım ama bu kitapta (!) oldukça ilginç... :)
ataç ikon Grinin Elli Tonu
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
1 yorum