up
ara

Anna Karenina

Anna Karenina Konusu ve Özeti

Anna Karenina
Anna Karenina kitabını okuduysanız inceleme eklemeyi unutmayın. Neokur kitap hakkındaki düşüncelerinizi ve yorumlarınızı merak ediyor.
Yayınevi: İş Bankası Kültür Yayınları
ISBN: 9786053604105
Sayfa: 1062 sayfa

Anna Karenina Kitabı Hakkında Genel Bilgiler

19. yüzyıl Rus toplumunun ruhsal dalgalanmaları, aşklarına, ihanetlerine ışık tutan bir başyapıttır.
Roman ilk kez 1935’te sinemaya uyarlanmıştır. Anna Karenina’nin son filmi ise 2012 yılında çekilmiştir.

Anna Karenina Kitabının Konusu

Moskova’da Saint Petersburg ve asilzadelerin malikânelerinde geçmektedir. İki aşk macerası üzerine kurulmuş olan roman, Kitti Şçerbatski ve Konstantin Levin’in mesut evliliği ile Anna Karenina ve Yüzbaşı Vronski arasında geçen bağlantıyı konu almaktadır.

Anna Karenina Kitabının Özeti

Rus aristokrasisinden olan Anna Karenina güzel, zarif, iyi yetişmiş, kültürlü, incelikli, kibar, saygıdeğer kişiliği ile çevresinde ki herkesi kendisine hayran bırakan bir kadındır. Eşi olan Karen, yüksek seviyeli bir devlet memurudur. Anna’nın evlilik hayatı tekdüze olarak ilerlemektedir. Onun mutluluk bulduğu yer evi ve çok sevdiği çocuğudur.

Bir gün Anna Karenina’ya yengesi ve kardeşi Oblonsky’nin aralarının bozulduğu haberi gelir. Aralarını yeniden düzeltmek için Moskova'ya onların yanına gider. Anna, Moskova’da Vronski isminde genç ve yakışıklı bir kont ile tanışır. Vronski’nin Anna’nın akrabası olan Kitti ile görüştüğü haberleri kulaktan kulağa yayılmaktadır. Kitti'yi Levin isimli bir gen de sevmektedir. Kitti'ye duygularını açsa da karşılık alamaz.

Vronski, gördüğü ilk anda Anna’dan etkilenmiştir ve Anna'ya kur yapmaya başlamıştır. Anna bu aşka dirense de bir süre karşı koyamaz ve Vronski’nin aşkına karşılık verir. Bu durum beraberinde çeşitli dedikoduları da getirir. Anna durumu pek önemsemez ve durumu eşine dahi anlatır. Anna’nın eşi dedikodudan korkan bir yapıya sahiptir. Ağırbaşlı adam eşinin itirafı karşısında büyük bir şaşkınlık geçirir. Yaşamış olduğu yıkıma rağmen çevre tarafından itibarlarının sarsılacağını düşünerek boşanmaya yanaşmaz. Anna’nın bir başkasını sevmesine karışmayan eşi Karen Anna’ya, çocukları olan Seryoz’un geleceğini düşünmesini ve bu ilişkiye bir son vermesini söyler. O gece Anna, yüzbaşı ile olan ilişkisini sürdürmeyeceğine dair söz verir.

Karen ile evliliği bir aşk üzerine dayanmayan ve bu yüzden de eşini sevmeyen Anna, yüzbaşı Vronski ile yeniden görüşmeye başlar. Vronski'den hamile kalan Anna'ya sevgilisi kocasından ayrılmasını teklif eder. Anna'nın eşi Karen bu duruma yanaşmaz onların çocuklarını kabullenebileceğini fakat ilişkileri devam ederse oğlunu Anna'dan uzaklaştıracağını dile getirir. Anna tehlikeli bir doğum gerçekleştirir. Vronski bu durum yüzünden intihar etmeye kalkışır. Anna ve Vronski yanlarına küçük kızlarını da alarak İtalya'ya giderler.

Levin'in aşkına sonunda karşılık veren Kitti, Levin ile dünya evine girmiştir. İtalya'dan döndüklerinde Anna sevgilisi Vronski'nin köşküne yerleşir. Eşi Karen'den ayrılmamıştır. Arada bir gizli gizli oğlunu görmeye gittikçe Karen'e görünmemeye ve duyurmamaya çalışır. Anna ve Vronski aşkı çevreleri tarafından dışlanır. Anna derin bir vicdan azabı çekmektedir ve bu yüzden Vronski'ye de pek huzur vermez. Kendisini de bu yaşama mecbur kaldığı için suçlamaktadır. Vronski ise bu sürede başka bir kadına bağlanmıştır. Vronski'nin bu kadına olan ilgisi Anna'nın dikkattinden kaçmaz. Vronski'nin artık kendisini eskisi gibi sevmediğini düşünür ve kızını da sevmediğini fark eder. Anna'nın bunalım hali daha da derinleşir ve günden güne sinirlerini bozar. Bir gün kendisini hiç farkında olmada Vronski ile ilk karşılaştıkları tren istasyonunda bulur. Yaşadığı durumu ahlaki olarak daha fazla kaldıramayacağını fark eden ve bunun tüm sıkıntılarını çeken Anna, trenin geliş hızı ve zamanını hesaplayarak, bilinçli bir şekilde trenin altına atlayarak hayatına son verir.

Anna hayata gözlerini yumduktan sonra, Aleski Vronsi orduya geri döner. Fakat eskisi gibi değildir. Yaşama dair tüm sevincini, umudunu yitirmiş, tükenmiş birisidir.

Levin, evlilikten sonra yaşamış olduğu bunalımı atlatmış ve mutlu olmayı başarmıştır.
Tayfun

Tayfun

@sessizim

Celladına Aşık Olmuşsa İnsan...
Ve Anna Arkadyevna Karenina.
Soğuk sonbaharı kışa bağlayan bir gecede uzunca, upuzunca bir yolda ve yetişmek için uykusuz saatlerce direksiyon salladığın anda aklına düşüverir, buz gibi soğuk ile sıcak bedenin çarpışma anı. Çünkü uykusuzluktan kapanan gözlerin, karanlık ışıksız otobanda ve direk önüne sürekli bakmanın verdiği rahatsızlıkla yorgundur. Aracın içi alabildiğince sıcak, açarsın Çorum’a gelmeden camını ve İstanbul’a kadar bir yanında harıl harıl çalışan devasa arabanın kliması, diğer yanında camdan terli bedenine değen buz gibi soğuk… Ve Rusya…

İlk romanlar 17 yüzyılda ortaya çıkmıştır. Asıl hedefi ise girişimci kişi ve yazarların kadınların okuyabileceği, bu hususta paralarını akıtabileceği bir iş kolu yaratmaktı. O zamana kadar kadınların kesinlikle dış dünya ile bir bağları yoktu. Hatta İngiltereli işçi kadınlar neredeyse maaşlarının tamamını "romans" denen o zamanın romanlarına yatırırlardı.

"Kadının dünyaya açıldığı ilk ve tek kitap romandı."
Şöyle bir o tarihten önceye baktığınızda ise kadını konu alan, hiçbir yazım örneği yoktu. Bu tür yapıtlar önce Kamelyalı Kadın başta olmak üzere kadının ön plana çıktığı yazım şekilleri olarak önemini korudu. Bu kitaplar sayesinde kadınlar dış dünyaya açıldı ve yaşanılanları bir bir özümsemeye başladı. Rus ve dünya edebiyatında kadın konulu ilk eserler genelde aşk temalıydı. Ancak zamanın ve modernizmin getirdiği yeni kadın kimliği; kadının tek meziyetinin aşk olmadığını örneğini bizlere gösterdi. Tarih erkek işidir ve tarihte kadının yeri asla yoktur. Bunu anlamak için İngilizlerin kullandığı dili bilmek kâfidir. "History" yani tarihçe demektir. Az bir kelime oyunu ile bunu "His Story" yaptığımız zaman ise "onun hikâyesi" anlamına getirmekteyiz. Erkeğin tarihinde ise maalesef kadına yer yoktur.

Peki, dünya edebiyatı bize ne gerekti, neden var ve neden böyle tutuluyor?
Yukarıda belirttiğimiz gibi romanlar hem kadınlar ve hem de erkekler için dünyaya açılmanın en kolay yoluydu. Bu sebeple uzak yerleri yakın etmenin, onların kültürlerini, yaşam şekillerini görmenin hissetmenin ve yaşamanın bizler için sayısız faydası, hayal dünyamızın kendi penceremizden değil de daha geniş bir pencereden tasavvur etmenin kolaylığı için dünya edebiyatı gerekliydi. Her bölgenin ve dahi ülkenin kendi zenginliklerini görmesek de hissedebilmek dünya edebiyatını etkin kılmaktadır.

Kitabın ismi Anna Karenina olmasına rağmen neden kitap içerisinde Anna çok yer kaplamaz?
Anna Karenina bir romandan ibaret değildir. Daha çok bir dönem ve devlet eleştirisidir. Kitaba verdiği bu isimle ise kitabı kamufle etti. Anna’ya çok yer verilmedi; istenilen bir aşk romanı ya da yasak aşk gibi konulara girip kitabın sadece o güne hitap etmesini istemedi. Bu sebeple Anna’yı mükemmel bir şekilde betimledi, okurun ağzına bal çaldı. Sonra ise asıl konulara işçi işveren, aristokrat ve normal sınıf gibi sosyolojik, psikolojik analizlere girip, kitabın roman dışında çok şey olduğunu izah etmeye çalıştı.

Kişilik analizleri o kadar muazzam ki; psikoloji ilmi tam olarak peyda olmadan bu denli bir girişimle ve oluşturduğu karakter Anna ile toplum yapısını ve yapının oluşturduğu en uç kişileri, bu kişilerin düşünce yansımasını akıl yordamıyla kâğıda düşürmesi gerçekten takdir edilecek bir husus. Rus Edebiyatı'nın en büyük yazarı olması bence bu doğaüstü kişilik/karakter analizleriyle meydana gelmiştir.

Halid Ziya Uşaklıgil'in Bihter'i, Gustave Flaubert'in Madam Bovary'ası var ise Tolstoy'un da Anna'sı var diyebilir miyiz?
Elbette diyebiliriz. Hatta bir çok benzerlik bulmamız ise muhtemeldir.

Anna Karenina modern günlerin ilk zamanlarında yaşanan kadın problemlerinden mi meydana geldi?
Dışarıdan bakıldığında her ne kadar Anna Karenina’nın aşkın peşinden gitmesine alkış tutup, ıslık çalıp, helal olsun aşkının peşinden gitti diyecek olsak da; Anna’nın durumu bencil bir insanın kurgulanmasından öte bir durum değildir. Dönemin yapısı ve ahlak anlayışı bunu gerektirdiği için Anna karakteri ortaya çıkmış ve o karakterin diğer karşılığı olan Levin karakteri daha da güçlendirilmiştir. Çünkü asıl amaç insan psikolojisine inip, kişinin kendisini sorgulaması ve hatta kendi bedeniyle cihatta bulunup bir dine mensup olmasa dahi ilahi bir inanca bir yaratıcıya inanılması gerektiğini vurgulamıştır.

Anna neden unutulmuyor, kalıcı olmasının sebebi nedir?
Kitabın popülerliğinin aslında abartıldığı gibi olmadığını düşünüyorum. Yıllara meydan okuyacak bir eserdir çünkü çok sağlam karakterle donatılmış, insani duygular ve hareketler ustaca sayfalar arasına serpiştirilmiştir. Döneme olan merak ve yazarın yüceliği ise kitaba daha da bir mana katıp, kitabın klasik olmasına sebebiyet vermiştir. Tolstoy’un psikoloji üzerine yazdığı bir eseri var mıdır bilmiyorum ancak kesinlikle bu gücü kendisinde görüyor ve sırf bu şekilde muazzam kişilik tasavvurları kendisini Rus Edebiyatı’nın en tepelerine taşıdığına inanıyorum.

Ve toprak.
17. yüzyıla kadar Rusya topraklarında doğan her bireyin toprak sahibinin öz malı olduğunu belki bilirsiniz. 18. Yüzyılda ise toprak reformları sayesinde, köylü toprak sahiplerinin nüfuslarından düşüp kendi kimliklerini kazanmışlardır. Aşırı derecede bir Fransız ve İngiliz yaşam özentisi içerisinde olan Ruslar birçok şeyden etkilenmiş ve toprağın yüceliğini uzunca bir süre keşfedememişlerdir. Eserde buna el altından göndermeler yapılıp, olması gerekenin ve işçi işveren sınıf arasındaki problemleri dile getirmekle kalmamış, akıl verme çabalarına dahi girilmiştir.

Sözün özü; kitap okunulası ve tavsiye edilesidir. Rusya hakkında merak ettikleriniz ve dönemin yaşantılarına şahit olmak istiyorsanız usta yazarla buluşmanız gerekmektedir. Kitabı kesinlikle tam ve eksiksiz metin ile okuyunuz. 850 gram olan kitabım okurken ağırlık yaratsa da çevirisinde ve gidişatında problemsiz bir şekilde okumamı sonlandırmayı başardı. Daha öncesinde farklı bir yayınevinden okumama rağmen İş Bankası Kültür Yayınları’ndan olan kitabımı sanki ilk defa okuyormuşçasına harika bir çeviri ile karşılaştım…

Filmi ise kesinlikle kitabı okumadan izlemeyiniz. Çünkü kurguyu ve içeriği bilmiyorsanız filmi anlamamınız çok olasıdır. Ayrıca kitap kesinlikle filmin çok üzerindedir. Filmde sadece Anna karakterine ağırlık verilmiştir. Kitapta ise Anna karakteri pek yer kaplamaz.

Sevgi ile kalın.
ataç ikon Anna Karenina
kitaba puan vermedi
0 yorum
Semih Oktay

Semih Oktay

@semihoktay

ANNA KARENİNA - Lev Tolstoy
ANNA KARENİNA

Lev Tolstoy (8) (3 Haziran 2012)

Nihayet devredebildim Anna Karenina adlı bu klasik romanı. Alışageldiğim roman çerçevesine oturtamadım konusunu.Akıl oyunları yoktu bu eserde ama yayımlanmış tüm romanları ele alıp en akıllı yazarı aramaya kalksam analitik zekâ ödülünü Tolstoy'a verirdim.

Okuduğum kitap Altın Kalem Klasik Romanlar serisindendi.Çevireni Rasin Tınaz'dı.635 sayfalık,bu,neredeyse romanlardan bahis açıldığında efsaneymiş gibi bahsedilen eseri okuduğum için mutluyum. Kitaplarımın arasında öksüz ve yetim bir çocuk gibi yıllardır duruyordu. Ne vakit yeni bir roman okumaya kalksam kitabın kalınlığı gözümü korkutuyordu.Pek sevinçliyim!

Romanın kahramanı eserin adından anlaşılacağı üzere Anna Karenina isimli bir güzel kadın. Evli. Çocuğu var.Günün birinde zengin,genç, yakışıklı bir adama:Vronskiy'e âşık oluyor.Bir vakit sonra kocasından boşanıp bu genç adamla evlenme hayalleri kurmaya başlıyor.Böyle yeni bir hayata geçişin pek de kolay olmadığını yaşadıklarından anlıyor Anna Karenina.Âşığının kendisinden önce talip olduğu Kiti ile bile tanışmak durumunda kalıyor.Kocasından ayrılma süreci devam ediyorken yaşadığı bu ilişki,her geçen gün daha da ağır gelmeye başlıyor Anna Karenina'ya.Kiti,romanda âdeta Anna Karenina ile eşdeğerde bir kahraman olarak tutulan bir adamla evleniyor.Levin'dir bu adam. Tolstoy,Levin üzerinden de yaşadığımız bu hayatı sorguluyor.İyilik yapmayı,tüm dinlere mensup insanlarda olması gerektiğine inandığı ortak bir Tanrı inancının ne olduğunu,ne olması gerektiğini irdeliyor.

Levin adlı bu kahramanın hayatındaki gelişmelerden sanki daha çok bahsediliyordu.Levin'in karısı olan Kiti'nin,Levin ile evlenmeden önce Anna Karenina'nın kendini metresi olarak gördüğü işte bu Vronskiy denilen adamda da gözü kalmıştır. Anna Karenina bu durumu bilmektedir.Karenina'nın kocası dini inançları gereği boşanmaya yanaşmaz.Bunalıma giren Karenina,Vronskiy ile evlilik hayalleri dahi kuramaz.Günden güne kuruntuları Anna Karenina'yı esir almaya başlar.Kiti'nin gözünde kendisi bir 'kötü kadın'dır.Çevresindeki insanların kendisine hangi gözle baktığının farkındadır. Ruhsal durumu kötüleştikçe Vronskiy'le kavgaları şiddetlenir ve sıklaşır.Eserin sonunu öğrenmek istemeyenler bundan sonrasını okumamalı!..

Türlü kuruntuları Anna Karenina'ya artık neredeyse doğru gelmeye başlar.Kurduğu ne varsa bir müddet sonra inanmaya başlar.Kavga etmedikleri hâlde Vronskiy'i cezalandırmak ister;kendisine kötü davranmıştır zira.Vronskiy'e öyle bir ceza verecektir ki ömrünce unutamasın!Bu düşüncelerle kendisini bir trenin altına atarak intihar eder.Kuruntuların insanı intihara sürükleyebildiği mesajını görmemezlikten gelemediğimi itiraf etmeliyim ama epeyce sudan bir sebeple roman kahramanını ölüme göndermiş olan Tolstoy hakkında olumlu bir izlenim edinemedim.Karenina'yı çok daha fazla sıkıntı ve kuruntu içersinde göstermeliydi!

Roman burada bitmez.Demiştim ya,Levin,sanki Karenina'dan bile daha önemlidir romanda.Ve,daha önceki bölümlerde olması gerektiğini savunacağım işte bu Levin'in Tanrı inancı ile ilgili olan bölümler başlar.Zaten Vronskiy'i yaşayan bir ölü hâline getiren bu intihar olayı sonuçları bakımından diğer roman kahramanlarını ilgilendirmezmiş gibi bahsetmeyi gerekli görmemiştir Tolstoy.

Öğretici üslubu yoktu romanın ama bu son bahsettiğim konularda bazı sorular sormama yol açtı doğrusu.İnsan kendini Yaradan'ın yarattığı en şerefli mahluk olarak görüyor.Doğrusu ben bu ifadenin anlam bakımından bir yanlışlığını göremiyorum.Üstelik kutsal kitaplarda en şerefli mahluk insandır, diye de bildirilmiştir.

Daha iki gün önce televizyonda seyrettiğim bir belgeselde aslanların grup hâlinde yaşayışlarını seyrettim.Sonunda belgesel sunucusu bir istatistik sonucunu bildirdi.Bundan 50 yıl önce 450.000 olan aslan nüfusu bugün 20.000 imiş! Ne alakası var şimdi bu bilginin Anna Karenina romanının yorumunda diyebilirsiniz.Bunlar romanın bana düşündürdükleridir sadece.En şerefli mahluk olan biz insanlar hayvanların kralını bu hâle düşürebildiysek yakında sıra fillere,sonra kurtlara,sonra ayılara,sonra kedi ve köpeklere gelecek demektir. Ee,hayvanların nesli bir bir yok olup gidebilir bu durumda,sıra hâliyle insanlara gelecektir.Hayvanların yaşam alanlarını daralta daralta onların üremelerini dahi engelliyoruzdur belki de.İçgüdüleri hayvanlara yavrulamamalarını hissettiriyor olabilir. Oysa insanların böyle bir kaygısı yok.Biz dünyanın en şerefli mahlukları olarak dilediğimiz kadar üreyebilir,dilediğimiz orman alanlarına,sulak alanlara evler yollar inşa edebiliriz.İnsanlar kendi aralarında huzurlu yaşayamıyor,kim hayvanları düşünecek şimdi,diyenlerimiz de çıkacaktır.Haklıdırlar belki de.
ataç ikon Anna Karenina
kitaba 8 verdi
1 yorum
Ersin tami (@aslanetan)
Iyi bir roman. Levin karakteri sanki siradan hayatın sorunsuz gecsede tatsiz olacağını göstrdi. vronsky ise cılgınca yasayip sorunlar yasiyor olsa da hayattan zevk aliyor. Basitce belirtmek gerekirse toplum begenileri istekleri törpülemenin bir diger adı.
22.01.17 beğen cevap
Ebru Starshart

Ebru Starshart

@ebrustarshart

Anna Karenina: Gizli Dünyaların Su Yüzüne Çıkışı
Az çok kitabı araştıranlar, Dostoyevsky, Nabokov ve Faulkner gibi isimler başta olmak üzere bir çok yazar, eleştirmen ve düşünürün kitapla ilgili olumlu düşünceleri ile karşılaşacaklardır. Yazıldığı gerçekçi kurgu alanında başyapıtlardan biri olarak kabul edilen Anna Karenina kitabını bu kadar başarılı yapan nedir acaba? Anna Karenina bir aşk hikayesi midir? Yoksa farklı bir mesajı var mıdır?

Tolstoy gibi bir yazarın kitabına sadece romantik bir aşk hikayesi demek, bir haksızlık olabilir. Alışık olmadığınız bir tarz ise, ilk başta kitabı takip etmek (hem olay zincirleri hem de bir çok farklı isimler sebebiyle) zor gibi görünebilir. Ancak olaylar aslında 7 kişinin hayatı çevresinde dönmektedir ve serbest bilinç akışı tekniğini mükemmel kullanışıyla Tolstoy bizi bir anda karakterlerin dünyasına alıverir. O insan olursunuz, dışarıdan duysanız belki de yargılayacağınız ama aslında tamamen insancıl olan duyguları bir anda siz de hisseder, anlar, tadarsınız. Kendinizi bıraktığınızda birden bir çok farklı bünyede var olmaya başlarsınız. Roman kendi akışında giderken birden karakterlerin okuyucuya dönmesi de ayrı bir tat katmıştır bu duygulara.

Anna Karenina'da verilmeye çalışılan mesaj tamamen aşk üçgenleri ve yanlış tercihlerin kötü sonuçları değildir bana göre. Tolstoy'un romanı yazarkenki hayat çizgisine baktığımızda, aslında hayatında aradığı anlamı kitabına ve karakterlerine ne kadar güzel yansıttığını görebiliriz (Levin karakteriyle özdeşleştirdiği söylenmektedir kendisini). Tolstoy'u bu kitabında diğer yazarlardan ayıran, mükemmel karakter analizleri ve iç monolog tekniği dışında zaman kavramını roman boyunca hiç kaçırmaması ve dönemin gerçek olaylarıyla birebir gitmesidir.

(Bundan sonraki bölüm spoiler içermektedir.) Anna, sosyeteye ait, kendisinden 20 yaş büyük bir adamla öyle gerektiği için evlenmiş ve bir oğlu ile ailesinde alışılagelmiş mutluluğunda yaşarken Vronsky'nin hayatına girmesiyle yaşamı tamamen farklı bir boyut kazanır. Vronsky ile bu evli kadının aşklarını izlerken, bir yandan da Kiti ile Levin'in masum ve mutlu ilişkilerine tanık olmaktayız. Romana yüzeysel baktığımızda Anna'nın kötü sonunu, Levin ile Kiti'nin ise mutluluklarını yapılan kötülüğün bedeli olarak yorumlamak mümkün gibi görünebilir. Oysa ki bence olay bu basit açıklamanın çok ötesindedir. Dürüstlük, namus, ahlak, ruhsal ve bedensel aşk ve sevgi kavramlarını çok daha derin analizleriyle o toplumsal yapı içinde ustalıkla veren Tolstoy'a böyle bir yorum yapmak çok basit kalacaktır.

İki beden arasındaki aşktan öteye geçerek, cinsellik, ruhsal bağlılık ve özellikle sonlara doğru metafizik bir aşk anlayışını birleştiren ve açıklamaya çalışan roman, özellikle bu gibi analizleri sevenler için kesinlikle okunması gereken bir başyapıttır. Ahlak ve yargılama, metafizik dünyayı sorgulama, kapalı kapılar ardına atılan duyguları ve insani ihtiyaçları anlama üzerine kafa yormak istiyorsanız, bu denize balıklama atlayın derim..
ataç ikon Anna Karenina
kitaba 10 verdi
0 yorum
okunmuş kütüphane

okunmuş kütüphane

@okunmuskutuphane

Rus edebiyatına karşı bir anti-patim vardı ama yine de bir Rus yazarı, Tolstoy'u okumuş olduk. (Rus edebiyatı biraz sıkıcı geliyor bana) Bu kitabı seçerken özellikle kalın bir kitap olmasını istedim. Kütüphaneye sık gidemediğim için hafta içi ince kitaplar çabuk bitiyor ve kitapsız kalıyordum. Böyle olunca da bu kitap gibi kalın bir kitap aldım.(1035 sayfadan oluşuyor) Kitabı kalın aldım ama okuması yaklaşık 3 ay kadar sürdü.(Ramazan'ın girmesi, bayram seyran, kitabın ilerisinde biraz ağırlaşması gibi sebeplerden)
Kitap Stepan Arkadyeviç'in bir günü ile başlıyor. Ancak o gün Stepan için hiç de hoş bir gün değil. Zira karısı Darya'yı çocuklarının öğretmeni ile aldatmıştır. Kitabın ilk 100 sayfasında Anna Karenina yok. Ancak Karenina ile bağı olan insanların hayatlarından kesitler bulunuyor. Hatta bu kesitlerden yani anlatılan bu hayatlardan ayrı ayrı romanlar dahi çıkarabiliriz. Kitap okundukça roman içinde roman okunuyor hissi veriyor. Anlatılan bu hayatlar okuyucuyu da hiç sıkmıyor. Bu yazarın ustalığının bir göstergesi bence. Romanda yukarıda da dediğim gibi bir çok kişinin hayatlarından kesitler okuyorsunuz. Okuduğunuz kişiler aslında bir biri ile arkadaş,akraba vs.. ancak siz bu durumu kitabın içine girdikçe, ilerledikçe daha iyi algılıyorsunuz.

Yaklaşık 400.-500. sayfalara kadar Stepan Arkadyeviç'i, onun ilişkilerini, hayatını, onun arkadaşı Levin'i(ki bence kitabın baş kahramanlarındandır, hatta baş kahramanıdır) Levin'in aşık olduğu ve öncesinde Vronski'ye(Anna Karenina'nın evli iken aşık olup birlikte yaşadığı kahraman) sonrasında ise Levin'e aşık olan Kiti'yi, Anna Karenina'nın resmi eşi Aleysey Aleksandroviç'i ve Anna Karenina'yı, bu kişilerin birbirleri, toplumla olan ilişkilerini görüyoruz. Bu karakterler yanında daha bir sürü karakterin hayatlarından kısa/uzun öyküler okuyorsunuz.
Kitabın ana konusu aslında Anna Karenina'nın evli iken Vronski'ye aşık olması ve evini terk ederek onunla yaşamaya başlaması. Fakat bu aşk hikayesi kitabın yarısına kadar yoğun bir şekilde işlenmiş. Sonrasında Levin'in ve çevresinin hayatlarını daha yoğun görüyorsunuz.
Kitap iyi, güzel ama aşk hikayesinin yoğun işlenmesinin bırakıldığı yarısından sonra baya bir sıkıldım. Yarıdan sonrası Rus sosyetesinin, köylüsünün günlük yaşamı, Rusya'nın sorunları(özellikle tarımsal alanda) gibi aşk ögesini fazla içermeyen şeyler anlatılmış. Böyle olunca da neredeyse 700.-800. sayfalarda kitabı okumaya bırakacaktım ama gene de sabrettim ve kitabı bitirdim.
Kitap bu yüzden tavsiye ediyorum ile etmiyorum arasında gidip geldiğim bir kitap oldu. Sıkıcı ve ağır bulduğum Rus edebiyatına ikinci yarıdan sonra dayanabilirseniz okuyun derim.
Diğer kitap incelemelerim için profilimdeki blogumu ziyaret edin.
ataç ikon Anna Karenina
kitaba 8 verdi
3 yorum
Selcan (@selcan21)
Her zaman Suç ve Ceza haricindeki Rus edebiyatına ait kitaplara ön yargılı oldum. Kitaplığımda Anna Karenina bulunmakta olup okuyup okumama ikilemindeyim. Yazınıza bakılacak olursa kitaba 8 puan vermenize şaşırdım. Daha düşük bir oylama yapacağınızı düşünüyordum ki görmüş oldum.
11.12.17 beğen cevap
elif özan

elif özan

@hickimsee

Bütün mutlu aileler birbirine benzer, her mutsuz ailenin ise kendine özgü bir mutsuzluğu vardır" sözüyle açılışı yapan roman daha ilk cümlesiyle aile hayatına ilgin çarpıcı saptamalarla karşılaşacağımızın sinyallerini verir adeta. Aile hayatının yanı sıra Rus toplumunda gözlemlediği pek çok olguyu irdelediği bu çarpıcı eserin hikâyesi Leo Tolstoy"un aklına, intihar eden bir kadının hemen ardından tren istasyonuna gelişiyle düşmüştür. Kadın, evli bir adamın metresidir ve kadının görüntüsü Tolstoy"un zihnine kazınmıştır. Tolstoy"un biyografisini yazmış olan Henri Troyat olayı şu sözlerle aktarmıştır: "Bu olay Tolstoy"a korkunç bir ders gibi gelmiştir. Aşkı için her şeyini feda eden lakin sonunda böyle korkunç bir ölümle karşılaşan zavallı kadını gözünün önüne getirmeye çalışmıştı. Kadının görüntüsü uzun süre gözünün önünden silinmemişti ancak bunu sadece kitabı için bir materyal olarak düşünmemişti." Tolstoy en sonunda Anna Karenina"nın hikâyesini yazmaya başladığında karısı, kız kardeşine yazdığı mektupta olayı şöyle anlatmıştı, "Dün Leo birden çağdaş bir roman yazmaya başladı. Konusu sadakatsiz bir kadın ve ilişkisinin ardından yaşanan trajedi üzerine." İşte Tolstoy böylece Anna Karenina karakterini yaratır; kendini Karenin"le sevgisiz bir evliliğin içinde bulan genç kadın. Anna, Kont Vronsky"le tanışıp ona âşık olmasaydı durumu o kadar da tahammül edilemez görünmeyebilirdi. O da pek çok kadın gibi -ve toplumun onayladığı biçimde- kocası ve çocuğuyla mutsuz yaşamına razı olabilirdi. Ne var ki Anna, Kont Vronsky"e amansızca tutulur ve tutkularını kontrol altına alamaz. İlişkisine gizli gizli devam edebilecekken o, bunu reddeder ve "kurallara" karşı çıkar. Tolstoy"un adeta trajediye mahkum ettiği Anna, Kont Vronsky"le olan ilişkisi yüzünden sosyal çevresinden dışlanmasına ve zor durumda kalmasına rağmen bir de aşığından hamile kalır. Bunun bedelini ise en ağır biçimde öder. Çocuğuyla ilişkisi kopar, toplumdaki saygınlığı zedelenir. Nihayetinde, bu yükü taşıyamayan Anna tren raylarında ölümle buluşur. Anna"nın trajik ilişkisinin aksine bir de Kitty ile Levin arasındaki mutlu birlikteliğe şahit oluyoruz romanda. Levin, ilk olarak Kitty tarafından reddedilse de -çünkü Kitty de gönlünü Kont Vronsky"e kaptırmıştır- Vronsky"nin Anna"yla olan birlikteliği üzerine Kitty"nin kalbi kırılır ve en sonunda aradığı aşk için Levin"e dönüp onunla evlenir.
ataç ikon Anna Karenina
kitaba puan vermedi
0 yorum

Anna Karenina - S41

-Ben mi?Çok olmadı,dün...şey yani bugün geldim,-diye yanıtladı.-Size gelmek istiyordum,-dedi hemen.Kızı hangi niyetle aradığını anımsayınca da utandı,kıpkırmızı oldu.-Paten kaydığınızı bilmiyordum,çok da güzel kayıyorsunuz.
Lucky Shamrock tarafından eklenmiştir.
elif özan

elif özan

@hickimsee

Karın varsa derdin var, ama karın olmayan bir kadınla daha büyük derdin var demektir...
ataç ikon Anna Karenina
kitaba puan vermedi, inceleme ekledi.
5 yorum
Bearded Angler (@beardedangler)
Yani göbekli_şişko_tombiş kadınlar ötekileştırilmesin mi deniyor ablam??? 😋😋😋😋
07.02.19 beğen 1 cevap
Okuyan Adam (@hukukcuokan)
Pöff sana yaa 😂😂😂
07.02.19 beğen 1 cevap
Nil Arslan

Nil Arslan

@nilarslan

“Mutlu aileler birbirlerine benzerler. Her mutsuz aileninse kendine özgü bir mutsuzluğu vardır.”
ataç ikon Anna Karenina
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
0 yorum
Arif Boğaç

Arif Boğaç

@bogac

İnsan sevdiğini olduğu gibi sever, olmasını istediği gibi değil.


Sayfa:772




İLETİŞİM YAYINLARI
ataç ikon Anna Karenina
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
0 yorum
AYŞE MUTLU

AYŞE MUTLU

@aysemutlu

İşlediğim sevaplar için değil, yüreğim sevgi dolu olduğu için bağışla beni.
ataç ikon Anna Karenina
kitaba 7 verdi, inceleme eklemedi.
0 yorum
Arif Boğaç

Arif Boğaç

@bogac

Vakit vardır, bütün bir ayını bir meteliğe verirsin; vakit vardır, yarım saatine paha biçemezsin...

Sayfa:323

İLETİŞİM YAYINLARI
ataç ikon Anna Karenina
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
0 yorum
149
KİTAP
Tüm Zamanların En İyi Kitapları
Hem okurların hem de yazarların büyük bir kısmı tarafından başarılı bulunmuş, kitap tavsiyesi istendiğinde akla ilk gelen, tü...
328
KİTAP
Filmi de Çekilen Kitaplar
Edebiyat dünyasından sinema dünyasına taşınan unutulmaz eserler bu listede! Film uyarlamaları mevcut olan tüm kitapları bu li...
746
KİTAP
Okuduğum En Güzel Kitap
Okuduğumuz en güzel kitapları bu listede topluyoruz! Sen de en beğendiğin ve herkese tavsiye etmek istediğin kitapları listey...
1130
KİTAP
Mutlaka Okunması Gereken Kitaplar
Herkesin mutlaka okuması gereken, kitaplığında bulunması gereken kitaplar listelenmektedir. Sen de mutlaka okunması gerektiği...
45
KİTAP
Kaç Yaşında Olursam Olayım Yeniden Okuyacağım Kitaplar
Bir kere okumakla yetinemediğimiz, aradan yıllar geçse de sıkılmadan tekrar tekrar okuyabileceğimizi düşündüğümüz en iyi kita...
Hayat efzaa

Hayat efzaa

@hayatefzaa

 paylaşım fotoğrafı
Uzun bir aradan sonra gene paylaşım gerek diyorum :)

“ herkesin ruhunda İngilizlerin dediği gibi kendi skeletonları ( sırları) vardır.” Sy. 130

“ ben yüreğimin sesine göre yaşıyorum, başka türlü yaşayamam, siz ise kurallarına göre yaşıyorsunuz. Ben sizi sevmiş olmak için sevdim, siz ise sırf beni kurtarmak, bana bir şeyler öğretmek için.” Sy. 310

“Namuslu bir adama ve namuslu bir kadına hakaret edilebilir, ama hırsıza hırsız olduğunu söylemek sadece la constatation d’un fait’dir.*
(Bir olgunun saptanması)” Sy. 477

“Levin birkez daha ruhunda o sözünü ettikleri özgürlüğünü yitirme üzüntüsü var mı, yok mu diye kendisine sordu. Bu soruya gülümsedi. “ özgürlük mü? Ne için özgürlük?” Mutluluk yalnızca sevmek, onun istediklerini istemek, onun düşündüklerini düşünmektir, yani hiç bir şekilde özgür olmamaktır. İşte mutluluk budur? “ Sy. 581

Son alıntı buna gülmüştüm: “Karın varsa dersin var, ama karın olmayan bir kadınla daha büyük derdin var denektir.” Sy. 710

İnceleme yapmak benim haddim değil. Sevgiyle, aşkla ilerleyen bir konuda sadakatin, merhametin arka planda kalması biraz üzücü. Sosyetenin şatafatlı ışıklarında yaşamak, bir yanda hastane, okul yapılmasın yol yapılsın diyen kesim, kendi işçileriyle toprak sürmesi ironik yaklaşım. Ama kesinlikle okunması gereken bir kitap. Klasik olmak böyle bir şey. Bir kez daha Rus edebiyatına teşekkür ediyorum. #anayasadayeriyokamaedebiyatıseviyorum’ la postu kapatıyorum. Keyifli okumalar.
ataç ikon Anna Karenina
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
0 yorum
FEBİHÂ

FEBİHÂ

@kadimcumleivecize

İnsanın yanılgısı başkalarıyla konuşmak oluyor. paylaşım fotoğrafı
"İnsanın yanılgısı başkalarıyla konuşmak oluyor."
"...hayalini kurduğu yeni bir yaşama başlayabileceğinden bir an kuşku etti.

Yaşamının bütün bu ayrıntıları onu sanki sarmış, şöyle diyorlardı:

“Hayır, uzaklaşamazsın bizden, başka bir insan olamazsın, şimdiye dek olduğun gibi kalacaksın.

Kuşkularınla, kendinden hiçbir zaman hoşnut olmamanla, düzelmek için boşuna çabalarınla, düşüşlerinle, kavuşamadığın, hiçbir zaman da kavuşamayacağın mutluluğu beklemenle, aramanla..”

*
İrlandalı yazar Samuel Beckett'in rüya halinde veya değilken, uyku veya uyanık halinde, aklı grift iken veya aklı selim iken düşündüğünde yazdığı; varoluşun gerekliliği veya gereksizliği düşüncesi ile herşeyin bir yanılsama olup olmadığı hissiyatında komplikasyonların bulunduğu "Hiç için metinler" gibi.

Bırakıyorum söylesinler diye, bana ait olmayan sözcükleri, ben de bir sözcüğüm, söyledikleri bir sözcük, ama boşuna söyledikleri.
ataç ikon Anna Karenina
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
0 yorum
FEBİHÂ

FEBİHÂ

@kadimcumleivecize

Benimle benim aramdaki bu mesafe de ne ?  paylaşım fotoğrafı
"Benimle benim aramdaki bu mesafe de ne ? "
Hayır, bizi bırakıp gitmeyeceksin, başka birisi olmayacaksın, nasılsan öyle kalacaksın:

Kuşkularınla, kendinden sonsuz hoşnutsuzluğunla, sonuçsuz kalan kendini düzeltme deneyimlerinle, yaşadığın düşüşlerle ve senin için olanaksız, sana nasip olmayacak sonsuz bir mutluluk beklentisiyle...

Tolstoy’un ünlü eserlerinden biri de Anna Karanina’dır. Malumunuz eser gerçekçi bir romandır. Roman kahramanların ruhsal açıdan da incelediği için eser “psikolojik roman” özelliği de taşımaktadır. Eseriki farklı aşk serüveni üzerine kurulmuştur:

1. Kont Vronski ile Anna Karanina aşkı (Trajik sonla biter)

2. Konstantin Levin ile Kiti Seçerbatski aşkı (Mutlu evlilik)

Aşk ya ; birinde mesafeyi açar, birinde mesafeyi daraltır. Fernando Pesseo Huzursuzluğun Kitabında başlıktaki soruyu da bu yüzden soruyor du.

Sonuç : Asla olmadığınız kişi insanı üzüyor, ondan size kalan anılardan anlayamadığınız bir özlem kabardığında hayata böyle sitemle sesleniriz.
ataç ikon Anna Karenina
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
0 yorum
musa06

musa06

@musa006

 paylaşım fotoğrafı
Bugün yarın öleceğini ve geriye hiçbir şey kalmayacağını anladığın zaman herşey ne kadar önemsiz oluyor!
ataç ikon Anna Karenina
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
2 yorum
Mustafa (@mustafac)
Hırslar, kırgınlıklar, üzüntüler hepsi ne kadar gereksiz gözüküyor o an ve sakinleşiyorsun.
02.12.18 beğen 1 cevap
musa06

musa06

@musa006

 paylaşım fotoğrafı
Hiç kimse durumundan hoşnut değil, ama herkes aklından hoşnut.
ataç ikon Anna Karenina
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
0 yorum