up
ara

Aşkın Metafiziği

Aşkın Metafiziği Konusu ve Özeti

Aşkın Metafiziği
Güzelin Metafiziği kitabının da yazarı Arthur Schopenhauer tarafından kaleme alınan Aşkın Metafiziği kitabı Felsefe, Felsefe türünde okuyucusu ile buluşuyor. Alter Yayınları yayınevinden 1970 yılında 9786054523962 isbn kodu ile kitapçılarda satışa sunulan Aşkın Metafiziği isimli kitap 80 sayfadan oluşuyor. Kitap En Baba Yazarların En Kral Dünya Klasikleri listesinde de yeralmaktadır. Aşkın Metafiziği kitabını okuduysanız mutlaka oyunuzu, kitap incelemelerinizi ve alıntılarınızı bekliyoruz. Neokur kullanıcıları fikirlerinizi merak ediyor!
Yayınevi: Alter Yayınları
ISBN: 9786054523962
Sayfa: 80 sayfa Basım Tarihi: 1970
Kadının iç dünyasında büyük yer işgal eden itaat etme ve söz dinleme güdüsünün varlığı, mutlak bağımsızlık konumuna yerleştirilmiş olan her kadının hiç vakit kaybetmeden kendisini öyle veya böyle denetilip yönetileceği bir erkeğe bağlamasından anlaşılmalıdır. Eğer genç ise bu erkek; bir aşık, ihtiyar ise çıkarcı bir rahiptir.
Kıymet Ceviz

Kıymet Ceviz

@kiymetceviz

Karamsar Arthur, 1788-1860 yılları arasında yaşamış Alman filozoftur. Felsefe tarihinin, "iradesini öldüren" filozofu olarak da bilinir. Ona göre;
"Aklın denetiminde olmayan bu irade, insanları parmağında oynatıyor ve geçici tatminlerle ve ulaşılamayan hayallerle, insanı hiçbir zaman dışına çıkamayacağı bir bıkkınlık ve acı döngüsüne sokuyordu." Kurtuluşun tek bir yolu vardı; iradeyi öldürmek!

Nietzsche'nin Schopenhauer'dan etkilendiğini söyleyebilmek mümkün, şöyle demiştir Nietzsche:
"Ben iki insanın daha yüce bir hakikati bulmak için, bir ihtirası paylaştığı bir aşk düşünüyorum."
Salome'ye duyduğu aşkı ve sonrasında ihanete uğraması sonucu inzivaya çekilmiş, yaşadığı hüsran ile kadınlar üzerine olumsuz genellemelerde bulunmuştur.
Sık reddedilmiş insanlar için şöyle bir yazı okumuştum: "Yakınlığa duydukları ihtiyacı sürekli bastırıyor ve kaçınmacı-mesafeli bir tarz geliştiriyor." ve devam ediyor: "Reddedilmiş olup bundan sevgiye layık olmadıklarını çıkaran, dolayısıyla başkalarının yakınlığını elde etmek için yoğun bir direnç de geliştiren insanlar, ikircikli-ürkek kabul ediliyor." Lou Salomé, Nietzsche'nin kendisine evlenme teklif ettiğini ve onu reddettiğini bildirmektedir. Hâl böyle iken inzivaya çekilip, kalemini kadınlara karşı sivrileştirmesi, yazılarında kullandığı üsluptan ötürü fark edilmektedir.

Schopenhauer'a göre ise iki kişinin birbirine olan akisleri:
"Birbirlerini en çok teshir(büyüleyenler) birbirlerini en çok itmam edenler(tamamlayanlar)'dır." Farklı karakterlere sahip çiftler birbirlerini etkilemiş olsalar bile bunu "aşkın kör oluşu" hasebiyle farkında olmadan yaparlar. Bunun bir yanılsamadan ibaret olabileceğini, istisnalar olsa bile ancak birbirine benzeyen çiftlerin paylaşımlarının daha yoğun olduğunu bu sayede birbirine benzeyen çiftlerin, "evlilik" gibi ortak bir çatı altında bir yaşam sürmelerinin diğer çiftlere nazaran daha uzun olabileceğini ifade etmektedir.
"Aşkın Anatomisi" adlı kitabının yazarı antropolog Helen Fisher, kişilerin birbirine benzemesi bir ilişkinin temelini atma olasılıklarının daha yüksek olduğundan, partner seçiminde benzerliğin önemli bir rolü olduğundan bahsetmektedir.
Yusuf Atılgan, "Aylak Adam" adlı kitabında tam olarak buna vurgu yapar:

" (...) Ben, toplumdaki değerlerin ikiyüzlülüğünü, sahteliğini, gülünçlüğünü göreli beri, gülünç olmayan tek tutamağı arıyorum: Gerçek sevgiyi! Bir kadın. Birbirimize yeteceğimiz benimle birlik düşünen, duyan,
seven bir kadın!"

Schopenhauer; "herkes bir başka kimsede kendisinin yoksun olduğu mükemmeliyetleri arzu eder ve kendisininkinin tersi olan kusurları güzellik olarak düşünür." Ona göre, sarışınların esmerlerden, çelimsiz sıska erkeklerin iri kadınlardan hoşlanmalarının sebebi hep bu yüzdendir.
Schopenhauer'ın "Kadınlar Üzerine" yazdığı değerlendirmelere gelmezden önce bazı hususlara değinmek istiyorum. Kadınları, basmakalıp yargılarla, hakikati, istisnaların haricinde tutarak, genellemelerin ötesine geçemeyen, acımasızca eleştiren, aşağılayan, zihnini sorgulayan, statüsüz gören, düşüncelerine ve duygularına itimat etmeyen silsilelere hazırlıklı olun. Zira ben okurken rahatsızlık duydum ve bu dürtü ile birlikte "sövgüselliğe" başvurmadan nasıl yazabilirim ve siz bunu hangi tahammül zincirlerine tutunarak okuyacaksınız inanın bilmiyorum. (Kadın okurları kastediyorum.) Taraflı yazılmış bir kitabı tarafsız bir inceleme ile yazmam namümkündü.

Öyleyse şimdi gelelim Aşkın Metafiziğine, Aşka ve Kadınlara Dair olan bölümünden, Kadına Dair olan kısmına; Kadını öven şiiriyle önceliği Byron'a veriyor.
Sardanapalus'ta Byron romantik bir şekilde şöyle dile getiriyor:

"İnsan yaşamı kadının göğsünden doğar,
Onun dudaklarından öğrenirsiniz söylediğiniz ilk küçük sözleri
İlk gözyaşlarınızı silen de odur;
Son saatinde, erkekler çekinirken küçük düşmekten
Kendilerine önderlik edene,
Son nefesini duyan da yine odur"

Çok romantik değil mi ? Kadınlara övgü söz konusu olduğunda ise Bay Arthur, şairlerin tarzının karşıtlıklar içerdiğinden dem vuruyor ve şöyle devam ediyor: "Kadınlar, gerek zihinsel, gerekse bedensel olarak büyük işler için yaratılmamışlardır. Bunu net bir şekilde anlamak için görüntülerine bakmak yeterlidir. Onlar yaşamlarının çilesini yaptıklarıyla değil, katlandıklarıyla çekerler(borçlarını doğum sancılarıyla, doğurdukları çocuğu bakıp büyütmeleriyle, sabırlı ve neşeli bir yoldaş(eş) olmaları gereken erkeğe karşı gösterdikleri itaatle öderler."

Kadınların, emsalsiz bir güzellik tam bir cazibe ve dolgunlukla donatıldığını, böylelikle genç bir adamın hayal gücünü ve hatta hayal dünyasını kendilerine tutsak edebileceklerini, işte bu yüzden bu tutsaklık yaşadıkları süre boyunca onların bakım ve gözetimini onurlu bir iş olarak bilinip erkekler tarafından peşlerinden koşulacaktır. Güzellik ve cazibeyi, erkekleri hizmetlerinde tutabilecek teçhizat olarak görmektedir. Yakın zamanda aşırı güzel bulunan Nina'nın İran'da belediye meclis üyeliğinden çıkarıldığını okuduk.

Devam edelim bir diğer değerlendirmesi ise; adalet duygusundan yoksun oluşları, muhakeme kabiliyetindeki ve düşünme melekesindeki zayıflıkta kaynağını bulur. Fakat, muhakeme yeteneğinin sanıldığı gibi duygusal yapıdan değil de desise ve kurnazlığa yatkın oluştan ve yalan söylemeye karşı iflah olmaz bir eğilim gösterildiğini iddia ediyor. Öyle ki kadınları da kendi kendini koruması ve savunması için riyakârlık yeteneğiyle donatıldığından, bunun doğalarında var olduğunu bu sebepten ötürü de başkalarındaki riyakârlığı çok çabuk fark ettiklerini dile getirmektedir. Ve iddiasını, dürüst ve güvenilir, riyakârlığa yüz vermeyecek bir kadın belki de düşünülemez şeklinde noktalar.

Diyor ki J.J. Rousseau : "Kadınlarda genellikle herhangi bir sanata yönelik olarak sevgiye rastlanmaz. Onlar herhangi bir şey hakkında doğru ve gerçek bir bilgi sahibi değillerdir. Dehadan yoksundurlar." Antik Yunanlılar da kadınları tiyatrolarına sokmamışlar, bu doğru ise haklılar en azından tiyatrolarına sessizlik hakim olur ve gevezelik yapan kadınlar olmaz, denilmektedir. Yâ sabır, biliyorum kıvranmaya başladınız ama henüz daha ağır hakaretlere gelmedik.

Yine denilmektedir ki, kadınların dünyaya kalıcı değere sahip hiçbir eser vermediklerini bu yüzden de kadınlardan farklı hiçbir şey beklememek gerekir. Neyse ki kadına hakkını teslim ediyor ve bahşeder gibi diyor ki: "resim sanatında gerçekten çok çalışkan ve gayretlidirler" sonra bilindik üslupla devam ediyor, görülmeye değer tek bir büyük resim ortaya koymuş değillerdir, şeklinde.

Bay Huarte ve düşüncelerine ise şöyle yer veriyor ve sanırım tam da bu nokta hakim olduğumuz sinirleri yıpratıyor şöyle ki: "Kadın beyninin doğal yapısı akla ve öğrenmeye çok fazla yer ayırmaz. Kadınlar doğal karakterlerine uygun olarak derin zihinsel yeteneklere ulaşamazlar. Bizler molası belli bir beceriksizlik ve işe yaramazlık havası içerisinde sadece basit ve önemsiz şeyler üzerine çene çalarken gevezelik ederken görürüz" ve bu yazılanlara ek olarak bu tanımın dışında kadınlara rastlayabiliriz ancak münferit yahut kısmi istisnalar genel kuralı değiştirmez, kadınlar su katılmamış en onulmaz "philisterlerdir"(Zihinsel kapasite düşüklüğü nedeniyle zihinsel herhangi bir ihtiyacı olmayan kişi) ve öyle kalacaklardır.

Sahiden sanıldığı gibi kadınlar "philister" mi yoksa sanata, bilime, siyasete, topluma kısacası yaşama katkı sunanlar mıdır ?

" *Sappho - (M.Ö 570). Tarihin ilk kadın edebiyatçısı, Afrodit'in rahibelerinden biriydi. Yazdığı coşkulu ve cesur lirik şiirler nesiller boyunca yaşadı ve günümüze kadar geldi.

*Hildegard von Bingen (1098-1179). Hayatını bir manastırda inzivada geçiren rahibe şiddetli migren ağrıları yüzünden gördüğü sanrıları kağıda dökmeye başladı. Daha sonra kendini şiire verdi ve kadınlık hislerini yazıya döken ilk kişi oldu.

*Mirabai (1498-1565). Soylu bir Hindu ailede doğan Mirabai geleneklere göre kendisine seçilen eşi reddederek kendini Krishna dinine verdi. Yazdığı şiirler ve söylediği şarkılar Hint kültürünü etkisi altına aldı ve Hinduizme yepyeni bir soluk getirdi.

*Mary Wollstonecraft (1759-1797). Feminizm kavramından ilk bahsedenlerden biri olan yazar, 'Kadın Hakları'nın yasalaşması fikrini ortaya attı.

*Jane Austen (1775-1817). Kadınların çok nadir roman yazdığı bir dönemde Kül ve Ateş ile Gurur ve Önyargı gibi başyapıtlar çıkaran yazar Takma isimle yazarak birçok kadına ilham verdi.

*Harriet Beecher Stowe (1811-1896). Uncle Tom's Cabin adlı kitabıyla köleliğe karşı başkaldırıyı topluma yayan yazar.

*Susan B.Anthony (1820-1906). Köleliğin ortadan kalkması ve kadınlara oy hakkı verilmesi için yoğun uğraşlar verdi

*Emily Dickinson (1830 ?1886). Ömrünün çoğunu inzivada geçirdi ve hayatını şiir yazmaya adadı. Şiirleri 20. yüzyıl Amerikan Edebiyatını çok etkiledi.

*Emmeline Pankhurst (1858-1928). Kadınlara oy hakkı sağlanmasına hayatını adayan İngiliz politik aktvist.

*Emily Murphy (1868-1933). Kanada`nın ilk kadın yargıcı ülkede kadınların insan olarak sayılmadığı hükmünü içeren kanunun değiştirilmesini sağladı.

*Eleanor Roosevelt (1884-1962). 'Uluslarası İnsan Hakları Bildirgesi'ni Birleşmiş Milletler Genel Kuruluna sunan ve kabul edilmesini sağlayan dünyanın ilk First Lady'si.

*Simone de Beauvoir (1908-1986). İkinci nesil feminizm dalgasını başlatan varoluşçu Fransız yazar.

*Rosa Parks (1913-2005). 1930'larda beyaz ve siyahlar otobüslerde farklı koltuklarda oturuyordu. Alabama´da beyaz bir adam Parks´tan kendisine yer vermesini istedi. Kendine ayrılan bölümde oturan Parks yer vermeye direndi ve bunun sonucu tutuklandı. Bu olay Amerika'da siyahi direnişin milatlarından biri olarak kabul ediliyor.

*Anne Frank (1929-1945). 13 yaşında yazdığı günlüklerle Nazi zulmünü tüm dünyaya duyurdu.

*Benazir Bhutto (1953-2007). Müslüman bir ülkenin ilk kadın başbakanı olan Bhutto, Pakistan`ın diktatörlükten demokrasiye geçişini sağladı. Yoksulların ve kadınların haklarının gözetilmesinde ülkesine ve dünyaya örnek oldu. "

*Listeye ayrıntılı bakmak isteyenlere bağlantı adresini şudur: (http://www.kadinvekadin.net/m/haber.php?sef=dunya-tarihine-damga-vuran-kadinlar)

Dönemin filozofları, toplum mühendisleri tarafından kadınların böylesi bir cinsiyet ayrımcılığına maruz kalmaları, Ortaçağ'da kadınları avlayıp cadı kazanlarında yakan zihniyetten farkı nedir ? Jean Jacques Rousseau, Toplum Sözleşmesi'ni yazarken kadına bu toplumun hangi mecrasında yer verdi acaba ?

(Fransız-Feminist yazar) Simone de Beauvoir ile Jean- Paul Sartre(Fransız yazar ve düşünür) arasındaki muhabbet ve mektuplar işin magazin boyutu onu geçelim fakat şunu es geçmek mümkün değildir:

"Birini sevmeye koyulmak başlı başına bir iş, bir girişimdir. Güç ister, yürek ister, körlük ister. Hatta başlangıçta öyle bir an vardır ki uçurumun üstünden sıçramak ister; düşünmeye kalkarsan aşamazsın onu."
Yaşama dair umutları olanlardan bahsettikten sonra karamsarlığına dönelim tekrar Schopenhauer'ın..
Ve Bay Arthur, Benares'teki kutsal maymunları hatırlıyormuş, kadınlar kutsallığının ve dokunulmazlığının farkında olup da kafalarına esen her şeyi yaptıklarında.. İkinci cins sayıyor kadını ve başını erkekten daha yüksekte tutmaya ve onunla aynı haklara sahip olmaya layık olmadığını düşünüyor, ona göre kadın ev kadını olmayı umut eden bir genç kız olmalı, eve göz kulak olmalı (yedirilip içirilmeli, giydirilip kuşandırılmalıdır; sanki bakıma muhtaç gibi), topluma ve toplumsal sorunlara karıştırılmamalı, din konusunda iyi eğitim de görmeli, ama ne şiir ne siyasetle meşgul olmamalı, din ve yemek kitaplarından başka bir şey okumamalıdırlar. Erkeğin hizmetine sunulmuş bir köle; Lilith, boyun eğmediği için mi cezalandırılmıştı ?

Çok Evlilik..

Bakın diyor ki Bay Arthur: "çok evlilik bütün yönleriyle ele alınacak olursa, itiraf etmek gerekirse gerçek anlamıyla kadın cinsinin yararınadır" Erkekleri kastederek devam ettiriyor söylemini:
"Hepimiz en azından bir müddet, çoğumuz ise her zaman çok eşli yaşarız. Dolayısıyla, her erkek çok kadına ihtiyaç duyduğundan, ona bu konuda izin vermekten, hatta çok kadın bulmayı ona yerine getirilmesi gereken bir vecibe olarak yüklemekten daha doğru bir şey yoktur. Bu surette kadın çözüm eğen bir varlık olarak eski doğru ve doğal konumuna geri döndürülecektir." Sibel Üresin'in açıklamalarını hatırlayanınız var mı ? Hani, "kocama arkadaşımı ister misin? dedim de kabul etmedi, demişti.



Miras Hakkı..

"Ölenin malvarlığından yalnızca erkek mirasçılar istifade eder" Şahsi düşüncesine göre, kadınlar, erkeğin elde ettiği serveti, ölümünden sonra tereke olarak, yani akıl eksikleri yüzünden kısa sürede heba ederler. Üst bölümde adını tarihe yazmış olan kadınlar, ki aralarında imparatorluklar yöneten kraliçeler var. Kadınları "Philister" ilan edip hep öyleydiler ve öyle de kalacaklar, demişti unutmayınız.



Cinsel Aşkın Metafiziği..

"Her ne kadar yüksek ve ulvi görünürse görünsün, her türlü aşkın kaynağı cinsel güdüdür." Kendi zevki için zahmet ve sıkıntılara katlanıp, fedakârlıklarda bulunduğunu zanneder ama gerçekteyse bütün bunları türün düzgün-değişmez özelliklerinin korunması için ancak bu ana babadan dünyaya gelebilecek özel bir kişinin yahut birey tipinin doğumu için yaptığını ifade etmektedir. Aşkı, tür için çalışan bireylere endekslemesi belki bir yönüyle bu amacı da ihtiva ediyordur fakat salt bu şekilde açıklaması ne kadar doğrudur ?

"Aşkın Anatomisi" adlı kitabın yazarı Fisher, "cinsel dürtü zaten insanın partner arayışına çıkması için var. Aşk ise belli bir eşe odaklanmayı olanaklı kılıyor." Bay Arthur hemcinsleri için; aşk, belli bir dönemden sonra yani tatmine eriştikten sonra hissedilebilir derecede azalır, sonrasında ise başka her kadın sahip olduğu kadından daha fazla cezbeder, çünkü değişikliği arzular fakat bir kadının aşkı karşılık gördüğü andan itibaren artar. Bunun sebebi de türün korunmasını ve olabildiği kadar büyük bir çoğalmayı hedeflemesinden ötürü olduğunu ifade eder.

Son olarak Bay Arthur karamsarlığını yeniyor ve şefkatli, sevgi dolu insanları teselli etmek için şunu söylüyor:
"Kimi zaman tutkulu cinsel sevgi kendisini bütünüyle farklı bir kökene sahip bir duyguyla, karakter uyumuna dayalı gerçek dostlukla bağdaştırır. Ne var ki bu sözünü ettiğim duygu, büyük ölçüde ancak gerçek cinsel sevgi tatmin edilip de ortadan kalkınca görünür hale gelir. Bu dostluk, o zaman genellikle bu iki kişinin dünyaya gelecek çocuk bakımından birbirlerini tamamlayan ve birbirleriyle örtüşen maddi, maketi ve zihni niteliklerinin ki cinsel sevgi buradan doğar, bu kişilerin kendileri söz konusu olduğunda da, birbirleri karşısında tamamlayıcı bir tarzda zıt karakter uyumunun temelini oluşturmasından kaynaklanacaktır."

Arthur Schopenhauer, Alman filozof. Felsefe tarihinde irrasyonalist ve karamsar olarak bilinir. En ünlü yapıtı, "İradi ve Tasarım Olarak Dünya" dır.

http://blog.radikal.com.tr/Sayfa/askin-metafizigi-aska-ve-kadina-dair-31721
ataç ikon Aşkın Metafiziği
kitaba 6 verdi
3 beğen · 0 yorum
HANIMCI BEYZADE

HANIMCI BEYZADE

@koraycem

Bencelerle sonladırılacak bir kitap olmadığı kanısındayım.
Bencelerle sonladırılacak bir kitap olmadığı kanısındayım. Çünkü benceler insanı anakronizme sürükler. Dönemi içerisindeki elde olan bilimsel gelişmelerden çok ileriye gittiği kesin. İnsanlara "Bu muymuş Schopenhauer'ın Aşkın Metafiziği?" demeden önce, filozofun tezlerini 19. Yy. da yazdığını hatırlatırım. Üstelik de yazdığı dönemde görüşünün öncülerinden olduğu için zekâsının, çevresinin ona uyguladığı şartlandırmaları yenebilmesi oldukça zordu. Yani psikaanaliz, genetik, evrimsel biyoloji ve sayısız ilgili bilimin etkisinde yetişmiş kimselerin bile hala sezen aksu ve müslüm gürses in ajite edici şarkı sözlerinden etkilenip "aşk için ölmeli aşk o zaman aşk" diye hönkürerek eski sevgililerinin kapılarına dayandığı ve aşk cinayetleri işledikleri düşünülürse... Schopenhauer'ın, sevgilileri için saraylar inşa eden kralların, metresleri için resim ve müzik yapan şimdilerde deha diye adlandırılan ressam ve bestecilerin çağında kalkıp, bu eş seçme işinin aşkla alakası olmadığını, hatta aslında romantizmin bile olmadığını, tek gerçeğin türün devamını idame ettirmesi olduğunu söylemesi epey bir cesurca. Ayrıca bu tezini Darwin'den bile önce yazarak Darwin'e dahi ilham kaynağı olmuş, Nietzsche'nin aşk ve kadın üzerine yorumlarının da çıkış noktasıdır bu eser (bizler arzu edilenden ziyade arzulamaya aşığız).
ataç ikon Aşkın Metafiziği
kitaba puan vermedi
22 beğen · 5 yorum
buket (@ludingirra)
Çok güzel yorumlamışsınız.Emeğinize sağlık...
20.11.18 beğen 1 cevap
Cemile (@guher)
Güzel bir savunma ve inceleme olmuş. Emeğinize sağlık.
11.12.18 beğen 1 cevap
zemberek kuşu (@zemberekkusu)
İncelemenizi beğenmekle birlikte, insan türleri arasındaki romantizmin sadece türü devam ettirmek için olmadığını aynı zamanda kaynak bolluğuna da erişmek için bir araç olarak görüyorum. Yani kişinin mal varlığı, fiziki özellikleri ve karizması insanların arasında romantizme sebeb olur. Çünkü birey kendini daha güçlü, daha güvende ve daha iyi hissettirdiği bireylere karşı çekim hisseder. Mesela siyasilere hissedilen ilgi ya da çok zengin aynı zamanda çirkin ve kaba birine hissedilen romantizim gibi. Ya da bir sürüdeki dişilerin sürünün alfa erkeğiyle olmak istemesi gibi. Kısacası birey; kiminle güvende ve güçlü hissederse ona romantizm besler.
11.12.18 beğen 3 cevap
Elsa Rose (@elsarosee)
Kadınları ikinci sınıf grubunda tutan ve ne yazık ki gerçekler acıdır dedirten, İnce ve çabuk bitmesine şükretmiş olduğum bir kitap okumuştum.
24.01.19 beğen 1 cevap
nmsy

nmsy

@sorgulayan

Hocam; Metafizik demişsin ama bu biyolojik determinizm dibi yahu !!
Schopenhauer'a göre aşk metafiziksel bir olaydır ve doğanın aldatmacası, yani aşk, doğanın kadın ve erkeğe üremek için hazırladığı bir aldatmaca. Kitabın ana fikri bu.

Filozofumuz 90 sayfa boyunca aynı şeyi farklı örneklerle tekrarlayıp aklımıza kazımaya çalışıyor. aşk/cinsellik, türün devamını sağlama içgüdüsünden başka bir şey değil. sen sevsen (veya sevdiğini sansan) da aslında türü korumaya yöneliyorsun.

Bu kadarını anlayabilirim, biyolojik bir şey sonuç olarak, akla da bilime de yatkın. fakat buradan sonrası bence yanlış/eksik/hatalı/yarısı doğru gözlem.

Mesela kişi karşı cinsi seçerken önce ondan doğacak çocuğun nasıl bir şey olacağını hayal ediyor ve ona göre hareket ediyor. Kişi karşı cinste kendinde olmayan/eksik olan özellikleri beğeniyor ona göre harekete ediyor.

Yani türün devamı içgüdüsü bizlere armağan ettiği bilinç dışıyı akılalmaz kriterlere tabi tutuyor kısacası.

Bunun gibi bir çok şey var kitapta. bunlar koç burcu kadını şu şu şu özelliklere sahiptir demekten farksız. Yani bilimsel veya istatistik bir temele dayanmıyor, bir filozofun iddiaları yalnızca. aksi örneğin bolca bulunacağı gibi, filozofun iddiaları da gerçek hayatta sıkça karşılaşılabilir türden.

Psikanalizin icadından sonra bu kitabı okumaya pek gerek yok sanki....
ataç ikon Aşkın Metafiziği
kitaba 3 verdi
14 beğen · 17 yorum
Hayata Gülümse (@hayataagulumse)
Söylediğin iyi oldu @sorgulayan zaten bu mutsuz adamlar herkesi bu hale getiriyor ondan sonra gökyüzünde yalnız gezen yıldızlar, yer yüzünde sizin kadar yalnızım türküsünü çığırıyorlar ahahahah :) :)
20.11.18 beğen 2 cevap
Batuhan (@guangzhou)
Teşşekür ederim yorumuna güvenerek kesinlikle okunmayacak kitaplar listeme ekliyorum
20.11.18 beğen 1 cevap
Ateş (@bartender)
Satılsın diye yazıyorlar işte roman yazsam adınıda saçma sapan koysam meraktan 1000 kişi okusa 20 liradan Allah bereket versin :)
20.11.18 beğen 2 cevap
Damla (@blackcat)
Baya saçmaymış. Örneğin ben birisini seviyorum fakat çocuk sahibi olmak ve onunla çocuğumuz olsun istemiyorum. Yani sevme nedenim bu değil. Onu, o olduğu için seviyorum.
20.11.18 beğen cevap
Ergün Çil

Ergün Çil

@erguncil

Shopenhauer aşkın ve cinselliğin metafiziğini çok güzel yazmış nerdeyse 200 sene önce. Fakat sanırım o yılların kadına bakış açısı nedeniyle olsa gerek, "kitapta kadını öyle aşağılamış ki", çok şaşırdım ve saygı duyduğum bir filozoftan böyle bir yorum duymak beni çok şaşırttı.
Sonra düşündüm de: o yıllarda hemen hmen tüm dünya böyle düşünüyordu.
Amerika'da bile o yıllarda ilk kadın doktor Elizabeth Blackwell (3 Şubat 1821 - 31 Mayıs 1910), 1849'da ABD'de tıp diploması alarak, dünyanın tıp diploması alan ilk kadını oldu. Elizabeth tıpta ilerlemek istiyordu ama o dönemlerde bir kız için tıp yolu hiç de kolay değildi. Geneva Tıp Koleji onu kabul edene kadar yani 1847 yılına kadar evde tek başına kendini yetiştirmeye çalıştı.1849 yılına kadar yani mezun olana kadar Elizabeth hiç de mutlu değildi. Okulda herkes erkekti ve hiç kimse de bir kızın doktor olacağına inanmıyordu.
Avrupa!nın bir çok ülkesinde kadınlara seçme ve seçilme hakkının Atatürkten önce verilmediğini de düşünürsek...
ataç ikon Aşkın Metafiziği
kitaba 6 verdi
2 beğen · 0 yorum
Marius Chinaski

Marius Chinaski

@mariuschi

Kadınlar Üzerine
Aşk ve cinsellik üzerine daha evrim fikri bile ortada yokken mükemmel fikirler sunmuş Schopenhauer abi lakin çok fazla gereksiz yere kadın düşmanlığı yapmış. Kitabın başlarında çok gülsem de ona hak veriyorum çünkü kadınlar bugün erkeklere yaklaşsa da başarı anlamında o zamanlar kadınların özgürlüğü yüksek derece sınırlı olduğundan Schopenhauer'u kızdıracak kadar birikimsiz ve kültürsüz olmaları normal. Evet bana diyebilirsiniz bugün kadınlar hala donanımsız diye ama erkekler de eşit derece donanımsız. Ortada bir avuç sohbet edilecek insan kalmış onları da cinsiyet ayırmadan baş tacı etmemiz gerekir der bu incelemeyi sonlandırırım.
ataç ikon Aşkın Metafiziği
kitaba 8 verdi
5 beğen · 0 yorum

Aşkın Metafiziği - S41

S-41 kitabın 41. sayfasının ilk paragrafıdır. S41 Ekle
Ceren Başaran

Ceren Başaran

@cerenbasaran

"Doğrudan başka
hiçbir şey güzel değildir; sadece doğru sevilmeye değerdir."
ataç ikon Aşkın Metafiziği
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
8 beğen · 0 yorum
Ergün Çil

Ergün Çil

@erguncil

Herkes bir başka kimsede kendisinin yoksun olduğu mükemmeliyetleri arzu eder ve kendisininkinin tersi olan kusurları güzellik olarak düşünür. Bu sebepten ötürüdür ki, örneklersek çelimsiz sıska erkekler iri kadınları tercih eder, sarışınlar esmerlerden hoşlanır. Güzel bir kadın gördüğünde bir erkeğin içine dolan ve onunla birleşmenin en büyük mutluluk olduğunu düşündüren aldatıcı coşkunluk, türün devam etmesi duyusundan başka bir şey değildir.
ataç ikon Aşkın Metafiziği
kitaba 6 verdi, inceleme ekledi.
7 beğen · 0 yorum
Ergün Çil

Ergün Çil

@erguncil

Bir erkeğin aşkı belli bir dönemden sonra, yani tatminine eriştikten sonra hissedilebilir derecede azalır; neredeyse başka her kadın onu sahip olduğu kadından daha fazla cezp eder, değişikliği arzular, halbuki bir kadının aşkı fazla karşılık gördüğü andan itibaren artar. Bunun sebebi, doğanın türün korunmasını ve olabildiği kadar büyük bir çoğalmayı hedeflemesidir. Erkek, kolaylıkla bir yılda yüzden fazla çocuk yapabilir, halbuki kadın ne kadar fazla erkekle sevişirse sevişsin yılda (bir batında birden fazla çocuk dünyaya getirme durumunu saymazsak) ancak bir çocuk dünyaya getirebilir. Bu sebepten dolayı, bir kadın her zaman tek bir erkeğe bağlı kalır. Zira doğa onu içgüdüsel olarak ve farkında olmaksızın doğacak çocuğu bakıp koruyacak olan erkeğin bakımıyla meşgul olmaya zorlar. Bu nedenle evliliğe sadakat olgusu, kadın için doğal bir durumken, erkek için doğal değildir.
ataç ikon Aşkın Metafiziği
kitaba 6 verdi, inceleme ekledi.
6 beğen · 0 yorum
Baba Vanga

Baba Vanga

@nietzscheninkizi

"Bir insanın tamamen özel ve sadece kendisine özgü olan bireyselliğini izah etmek ne kadar zorsa iki insanın birbirine tutkulu aşkını açıklamak da o kadar zordur; zira temel bakımından her ikisi de bir ve aynı şeydir. Birincisi ikincinin dolaylı olarak dile getirdiğini açıkça ortaya koyar."
ataç ikon Aşkın Metafiziği
kitaba 10 verdi, inceleme eklemedi.
5 beğen · 0 yorum
Tuba S.

Tuba S.

@tuba53

"bunca gürültü patırtı niye? niye (bunca) itiş kakış, tepinme, korku, endişe ve dert? sonuçta amaç, sadece her bir mecnun'un kendi leyla'sını bulması değil midir?
ataç ikon Aşkın Metafiziği
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
3 beğen · 0 yorum
35
KİTAP
En Baba Yazarların En Kral Dünya Klasikleri
Kalem duayenlerinin hayal güçlerini yansıttıkları, klasikleşmiş ve kültleşmiş en önemli dünya klasikleri listelenmektedir. H...
36
KİTAP
Ufkumuzu Açan Kitaplar
Öyle romanlar vardır ki okurken ufkumuzu açar, beynimizin çalışma hızını artırır, duygusal zekamızı geliştirir ve hayal dünya...
36
KİTAP
Hayatları Arayış ve Merakla Geçmiş Olan Filozofların En İyi Kitapları
Felsefe merakla başlar. İnsanlık tarihi merak ve arayışla şekillenmiştir. Bu liste, hayatı arayış ve merakla geçmiş olan filo...
253
KİTAP
Kısacık, Okunası Kitaplar
Kısa ama etkili kitaplar bu listede. Sayfa sayısına bakmayın. Kısa ama yoğun kitaplar. Az zamanınız mı var? Kısacık bir kitap...
Elsa Rose

Elsa Rose

@elsarose

 paylaşım fotoğrafı
Yeni kitabım 😌😌bakalım ne demiş Arthur amcam 😊
ataç ikon Aşkın Metafiziği
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
15 beğeni · 0 yorum beğen ikon
lila

lila

@nenuphar

Müzik
İnsan ruhunu daha dolaysız ve daha derin biçimde etkileyen bir başka sanat yoktur. Çünkü hiçbir sanat dünyanın gerçek özünü, müzik gibi dolaysız ve derin bir biçimde dile getiremez. Güzel ve yüce melodiler duymak, ruhu yıkamak gibidir; insanı bütün pisliklerden, bütün zavallılıklardan ve bayağılıklardan arıtır.

S 67
ataç ikon Aşkın Metafiziği
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
4 beğeni · 0 yorum beğen ikon
lila

lila

@nenuphar

 paylaşım fotoğrafı
Eros’un özellikleri arasında, öldürücü oku, körlüğü ve kanatları dikkati çeker. Sonuncu özellik vefasızlığı anlatır ve vefasızlık, genel olarak doygunluğa erişmenin ardından her zaman gelen hayal kırıklığı ile birlikte ortaya çıkar.
EK 1
ataç ikon Aşkın Metafiziği
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
5 beğeni · 0 yorum beğen ikon
Merve 🗡

Merve 🗡

@mtrv

Her Şey Üremek İçin paylaşım fotoğrafı
Her Şey Üremek İçin
"Genç olup da güzel olmayan bir kadın, bizi hala kendisine çekebilir. Bununla birlikte, gençlikten yoksun bir güzelliğin üzerimizde hiçbir etkisi yoktur. Açık ki, bizi buraya yönlendiren farkında olmadığımız amaç, genel olarak üremenin olabilirliğidir. Bu yüzden her insan tek, karşı cins için çekiciliğini, dölleme yahut gebe kalma için en uygun dönemden uzaklaştığı nispette kaybeder."

"İki kişi arasında mizaç, kişilik, düşünme tarzı ve zihni yeterlilik bakımından uygunluğun bulunmadığı, bilakis bunlardan ötürü birbirlerine karşı bir tiksintinin hatta düşmanlığın bahis konusu olduğu durumlarda, bir aşkın doğması pekala mümkündür. Böyle bir aşk, onları her şeye karşı körleştirir ve eğer bir evlilikle neticelenirse bu doğal olarak son derece mutsuz bir evlilik olur."

"Her ne kadar yüksek ve ulvi görünürse görünsün, her türlü aşkın kaynağı cinsel güdüdür."
ataç ikon Aşkın Metafiziği
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
10 beğeni · 0 yorum beğen ikon