up
ara

Kitap Dostuyum

Atatürk'le okumak...O'nu anlayabilmek...
Kitap Dostuyum

Kitap Dostuyum

@kitapdostuyum

Kitaplarım Gelmiş, Hoşgelmiş paylaşım fotoğrafı
Kitaplarım Gelmiş, Hoşgelmiş
Başlamak istiyorum..
42 beğeni · 2 yorum beğen ikon
Arif Oğuz (@arifoguz)
şimdiden keyifli okumalar :)
20.03.18 beğen 2 cevap
BUKALEMUN (@karacurin)
Kitaplarımızın dördünü okudum birini de daha 2 saat öncesi kütüphanede elime aldım geri bıraktım :) iyi okumalar.
20.03.18 beğen 3 cevap
Kitap Dostuyum

Kitap Dostuyum

@kitapdostuyum

Eksik Kitap Bildirimi
Destek bölümünde eksik kitap bildirimini bulamıyorum. Bana yardımcı olabilir misiniz?
7 beğeni · 7 yorum beğen ikon
Melike (@hiiccc)
Bu çöplükte Gülcan ötüyor o yüzden seni Gülcan'a bağlıyorum.@gulcann sen bilirsin arhadaşın yardıma ihtiyacı var.
04.08.17 beğen 3 cevap
Kitap Dostuyum

Kitap Dostuyum

@kitapdostuyum

Ağaç Kulem paylaşım fotoğrafı
Ağaç Kulem
Buda benim ağaçtan özel tasarım olarak yaptırdığım kulem!!!
EK 1
@bmanap Nerdesin Burak? seni etiketledim. 01.02.17
95 beğeni · 16 yorum beğen ikon
Burcu S. (@bs)
Bu sayılmaz (kıskandı) =))
01.02.17 beğen 9 cevap
ahmet-samsa (@samsa)
İşte kule bu!
01.02.17 beğen 3 cevap
Nil (@nill)
en sağlamı bu oldu. kapak görevi gördü sanki @bs ve @samsa ne dersiniz? :))
01.02.17 beğen 5 cevap
Kitap Dostuyum

Kitap Dostuyum

@kitapdostuyum

Sözünüz, özünüz sevgi olsun paylaşım fotoğrafı
Sözünüz, özünüz sevgi olsun
Hayat felsefeniz sevgi olsun. Yaradan’ın yarattıklarını sevmek hepimize nasip olsun. Sözünüz, özünüz hep sevgi olsun. Sevgi Gününüz kutlu olsun. Saygılarımla..
http://www.flasgazetesi.c...evgi_olsun.html
27 beğeni · 1 yorum beğen ikon
lililerle (@lililerle)
Daha 15 gun var sanıyordum.
30.01.16 beğen 3 cevap
Kitap Dostuyum

Kitap Dostuyum

@kitapdostuyum

Sözünüz, özünüz sevgi olsun paylaşım fotoğrafı
Sözünüz, özünüz sevgi olsun
Günlerden 14 Şubat…. Sevgililer Günü! Kadın sabah uyanır uyanmaz;
- "Kocacıııım'' demiş, heyecanla"
-“Rüyamda ne gördüm biliyor musun? Akşam eve geldiğinde çok güzel paketlenmiş bir kutuyla geliyorsun. Vee!.. ben de paketi heyecan içinde açıyorum. İçinden ne çıkıyor biliyor musun?...Birrr çifttt inci küpe!... Sence bunun anlamı ne olabilir?
Adam gülümsemiş:
-"Bu akşam öğrenirsin sevgilim..."
Adam akşam eve gelmiş, elinde gayet güzel paketlenmiş bir kutu...Kadın gözlerine inanamamış;
-“Kocacıııımmmm! sen bir harikasın !.." diye paketi alelacele açmış...
Ve kutunun içinden ne çıkmış dersiniz?
RÜYA TABİRLERİ KİTABI...

14 Şubat Sevgililer Günü!...
Kimine göre Hıristiyan geleneği. Kimilerine göre batı dayatması. Kimine göre alış-veriş çılgınlığı. Kimilerine göre sevgililerin birbirine sevgi ispat yarışı. Kimilerine göre uydurmasyon bir gün. Kimilerine göre kutsal bir gün. Kimilerine göre günah. Kimilerine göre gerekli. Kimilerine göre gereksiz. Kimilerine fırsat. Kimilerine külfet.

Her ne kadar işimize gelmese de böyle bir gün var! İster kutla, ister kutlama. Kutlarsan ölmezsin. Kutlamazsan da dünyanın sonu değil. Neyin tribini kime atıyoruz anlayamıyorum. Arkasına sığındığımız garip yargılarımız nedeniyle adı sevgi olan bir günü en samimi duygularla yaşamamız gerekirken bir sürü kulp takarak öteliyoruz. Soruyorum? Ne farkı var anneler gününden? Ne farkı var babalar gününden? Hikâyesi doğruysa aşıkları buluşturan bir papazın ölüm gününü kutluyorsan elbette bu doğru olmaz. Fakat basit bir adet türünden ihmal ettiğim sevdiklerimi hatırlayım, onlara sevdiğimi söyleyeyim, sevdiklerimi sevindireyim diyorsan yanlış olan nedir? Sevginin nesi kötü olabilir? Zaten sevgi fukarası bir millet olmuşken, şuymuş buymuş diyerek kendimizi kasmaya gerek yok diye düşünüyorum.

Bu arada bu günü kutlamak istemeyenlere sesleniyorum; Bu günü kültür emperyalizmi olarak görüyorsundur anlarım. Sevgilin yoktur anlarım. Sevgini cümbür cemaat herkesle birlikte kutlamak istememeni de anlarım. Tüketim toplumuna karşısındır onu da anlarım. Lakin bir grup var ki “sevgi dediğin bir gün değil” diyerek politik bir takım sözler eden. İşte onlara çıldırıyorum. Ve hemen cevap veriyorum. “Her gün kutladın da itiraz mı edildi? ”

Boş verin! “Sevgililer Gününü”. Sevgiliniz var ya da yok. Unuttu mu? Aramadı mı? Hiç önemi yok. Bu günü kutlamak için aşık olmanıza da gerek yok. Siz adına “Sevgi Günü” deyin. Sevdiklerinizin günü olsun bu gün. İlk önce kendinizden başlayın sevmeye. Bir düşünün! Ne kadar haksızlık ettiniz kendinize. Ne kadar az aradınız sevdiklerinizi. Ne kadar az söylediniz sevdiğinizi. Kimseden beklemeyin inci küpeyi. Sevgi bahane, alışveriş şahane diyerek şımartın kendinizi. Bırakın şu 14 Şubat ekonomistliğini. Cebinizdeki akrebi bugüne özel çıkarın. Bir demet çiçekle, ufak bir hediyeyle ekonomin sarsılmaz. Arayın, aranın, sevin, sevilin.
Hayat felsefeniz sevgi olsun. Yaradan’ın yarattıklarını sevmek hepimize nasip olsun. Sözünüz, özünüz hep sevgi olsun. Sevgi Gününüz kutlu olsun. Saygılarımla..

Leyla Yargı Mantar
yargimantar@hotmail.com
15 beğeni · 3 yorum beğen ikon
kişibaşınadüşenmilligelir (@kisibasinadusenmilligelir)
Katılmıyorum
30.01.16 beğen 5 cevap
Dürefşan (@durefsan)
bnce anneler günü,babalar günü veya sevgiler günü tamamen saçmalık..sevginin günü olmaz ki..onlara özel günlerin olması da gerekmez kanaatimce..sevmek için o günleri beklememe gerek yok..bn her gün severim..ama tabi herkesin fikri farklı..yazınızı da kendinize göre yazmışsınız..yüreğinize sağlık..
30.01.16 beğen 1 cevap
Ziza Mezger (@zizamezger)
"Hikâyesi doğruysa aşıkları buluşturan bir papazın ölüm gününü kutluyorsan bu neden doğru olmaz?" Bu soruya verilecek yanıt her ne olursa olsun, sonuç değişmeyecek. Artık o, hükmünü kaybetmiş bir metindir.
30.01.16 beğen 1 cevap
Kitap Dostuyum

Kitap Dostuyum

@kitapdostuyum

KERBELA BUĞÜNDÜR!
Hz. Hüseyin “-Hicret, Allah’a itaat etmenin mümkün olmadığı yeri terk edip mümkün olan yere gitmenin adıdır” diyordu.

Ve o gece tek tek, isim isim kendisiyle birlikte yola çıkacakları sayıyordu. Medine’nin oğulları ve kızları doğdukları şehri terk ediyordu.

“-Avcılar rahat bıraksaydı, kartallar kendi yuvalarında ölmeyi dilemezler miydi? derken tarihe utanç olarak yazılacak Kerbela’nın kokusunu alıyordu sanki İmam Hüseyin.

Yolculuğun sekizinci günüydü. Çok şiddetli bir kum fırtınasına ve hortuma tutulduklarında derinden bir “Eyvah” dediler. Panikle oraya buraya koşturmaya başladılar. Bir taraftan develerin ve atların üzerinden savrulan yüklerin üzerine uçmasın diye kaya parçaları yerleştirirken, diğer taraftan kadın ve çocukları mağaraya yetiştirmeye çalışıyorlardı. Fırtınanın şiddetle kaldırdığı kum taneleri suratlarına çarpıp bıçak gibi kesiyordu. Göz gözü görmüyor, herkes en yakınındaki sorunu halletmeye çalışıyordu. Fakat kimsenin birbirinden haberi olmuyordu. Gözlerine kum dolan yolcular develeri tepe eteklerindeki yamaçlara çekmeye uğraşırken fırtınadan ürken hayvanlar kaçmaya kalkıyordu. Bu arada hayvanların üzerindeki yükler devrilip etrafta uçuşuyordu ama elden bir şey gelmiyordu. Yükleri gözden çıkarmışlardı, düşsündü, saçılsındı fakat develer kaçmamalıydı. Develer ellerinden kaçarsa geriye kalan yolu çoluk çocuk nasıl yürürlerdi?

Bu orada Hz. Hüseyin’nin amcaoğlu Müslim’in aklına son bir tedbir geldi. Tek tek tüm develer kuyruklarından arka ayaklarına bağlanırsa kaçamazlar ve en fazla bulundukları noktada döner dururlardı. Tek tek tüm develeri bağladılar. Fırtına bitip de manzara netleştiğinde her şey dökülüp saçılmıştı ama bir düzine deveden sadece ikisinin ayağı kırılmıştı. Diğer develer ise oldukları yere çökmüş halde duruyordu.

Kerbela!
Sadece bir cinayet hikâyesi değildi.
Tabi ki anlayana! Anlamaya çalışana!

Kerbela!
Uzaklarda değildi.
Görene! Bilene! Duyana!

Her gün bir şehit haberinin geldiği Ülkemde fitne bitmemişse eğer yezitler hâlâ ölmemiştir “Babamı nereye götürüyorlar? Ne olur söyleyin götürmesinler! diyerek ağlayan yetimler varsa ülkemde Zeynel Abidin’in gözyaşı dinmemiştir. Hâlâ dizini dövüyorsa analar, Fatıma Anamın ağıdı tüm arzı inletmektedir. Ülkemde zulümler çoğalmışsa gün be gün, haddini aşanlar ise zevkinde sefasındaysa Kerbela bitmemiştir. Ve hakkı bilen insanlar -neme lazım, benden uzakta dursunlar- diyerek suça iştirak ediyorsa Kerbela’yı uzakta arama;

KERBELA BUGÜNDÜR!

Ülkemin insanını birbirine düşürmek için fitne çıkaran yezitler çöldeki kum fırtınasında şuursuzca kaçışan develer gibi kendi kendimize kırdığımız ayaklarımızı izliyorlar. Fitneler hem gönülleri, hem imanları öldürüyor. Fitne nice Hüseyin’ler öldürüyor. Fitne kan döktürüyor. Üstelik bu dökülen kanlar yıllarca, hatta yüzyıllarca unutulmuyor. Kalanlar bu davanın kinini sürerken aynı bayrak altında yaşayan insanlar –Şusun-Busun!- diye birbirlerinden uzaklaşıyor.

Düşünsene! “Sende evlat acısı, bende de kuyruk yarası varken dost olamayız” diyen bir topluluk haline geldik.

Oysa ki, -Fitne, cinayetten beterdir- diyor yüce kitap. (Bakara, 191) Fitnenin karşısında durabilmek için şehit mi olmak lazımdı? Hüseyin gibi…Fitnenin karşısında durabilmek için
Öksüz mü kalmak lazımdı? Zeynel Abidin gibi…Fitnenin karşısında durabilmek için kan içmek mi lazımdı? Kerbela gibi…

Fitnenin karşısında durabilmek için tüm kargaşalara son verip gönülleri birlemek lazımdı. Zaman birlik zamanıydı. Zaman fitnenin karşısında dimdik durmak zamanıydı. “Allah'ın ipine hepiniz sımsıkı sarılın, dağılıp ayrılmayın.” (Ali İmran, 103) diyor yüce kitap. Allah’ın ipi tekti. Bir muharrem ayında, aynı bayrak altında, kardeşçe yaşamayı dilerken başka, başka Kerbela’lar yaşanmasın diyorum.
Saygılar.
Leyla YARGI MANTAR
yargimantar@hotmail.com

***“-Avcılar rahat bıraksaydı, kartallar kendi yuvalarında ölmeyi dilemezler miydi?
9 beğeni · 0 yorum beğen ikon
Kitap Dostuyum

Kitap Dostuyum

@kitapdostuyum

VERDİĞİN KADAR SENİN!
-Ey Aişe! kurban etini ne yaptın?
-Dağıttık Ya Resulullah
-Ne kadarını dağıttınız?
-Bir but hariç hepsini dağıttım,,
Tebessüm ederek,
-Desene but hariç hepsi bize kaldı!

Böyle bir Resulullah’ın (sav) ümmeti olmakla övünürken uygulamada sınıfta kaldığımızı düşünüyorum. İşte! yine bir kurban bayramı. Kurbanlar harada gürede kesilecek. Elbette kurban etinin bir kısmı dağıtılacak. Nasıl mı? Göstermelik bir şekilde. Etin dişe değen kemikli, sinirli taraflarından fakir fukarada faydalanacak. Ammaaa! Kurban etinin en iyi taraflarından yapılan pirzola, kıyma, pastırma derin donduruculara yerleşecek. Anlayacağınız senede bir kere bu kadar eti bir arada gören dolaplar bayram edecek.
Bir bayram sabahı erkenden kurban etini pişirip Efendimizin (sav) önüne getirirler.
Hemen –Bismillah- deyip de yemeye başlamaz Mübarek. Etrafına bakarak sorar: “
-Şu anda komşularımız da kurban eti yiyorlar mı?.“
-Hayır,” derler. Henüz onların etlerini göndermedik!.
.-Götürün bu eti! Der Resulullah (sav).
- Ne zaman komşularımız da et yemeye başlarsa o zaman getirin! Komşusunun yemediğini yiyen, giymediğini giyen ayrıcalıklı insanlardan olmak istemem!..
Ve et geri götürülür, Ta ki komşuların bacasından et pişirildiğini gösteren dumanlar yükselip, onlarında yediğinden emin olduktan sonra getirilir ve Efendimizin (sav) önüne konur...
İşte bizim Peygamberimiz! Ve biz O’nun ümmetiyiz. Bu kıssalar ise; insanlığın unutmaması gereken muhteşem örnekler….Bu kıssalar bizim uygulamamızı gerektiren örnekler....Sözüm bu işi hakkıyla yaptığına inananlara değil elbette. Sözüm yaptığında en ufak tereddüt yaşayanlara. Sözüm sırf vermiş olmak için etin sağından solundan tırtıklayanlara. Sözüm etin en iyi taraflarından kendine pastırma, pirzola, kuşbaşı yapanlara. Sözüm doldurduğu etlerle dolaplara bayram yaptıranlara.
Oysa ki; verdiğin kadarı senin. Vermediğinle ise ziyandasın. Unutma! “Ne verdinse elinle, o gidecek seninle.” İyi Bayramlar.
Leyla YARGI MANTAR
yargimantar@hotmail.com

***Oysa ki; verdiğin kadarı senin. Vermediğinle ise ziyandasın. Unutma! “Ne verdinse elinle, o gidecek seninle.”
11 beğeni · 0 yorum beğen ikon
12 beğeni · 2 yorum beğen ikon
Ozan ÖREN (@ozanoren32)
Öncelikle yazınız, gerçekten güzel bir konu üzerine yazılmış. Öyle bir zamana geldik ki, hasetlik duygularımız fazlasıyla kabarmaya başladı. Bu duyguları da anca başkalarının kusurlarını bularak, kendimizce minimum seviyeye indirmeye çalışıyoruz. Başkasına oruç tutuyor musun diye soranlara, 5 vakit namazın var mı diye sorarsan, afallar kalır muhtemelen. Bunun en önemli sebebi de iktidar aslında. O kadar kutuplaştırdılar ki insanları, solcusu inadına göze batarak oruç tutmayıp alkol tüketiyor bu zamanda, muhafazakar olan orucu sorguluyor. Kimsenin ibadetinin araştırılıp,sorgulanmadığı zamanlar umarım kısa sürede gelir.
09.07.15 beğen 3 cevap
BUKALEMUN (@karacurin)
Ragıp paşa ile Haşmeti'n arasında geçen hicivsel anlatım hoş ve güzeldi lakin hadisi şerifden sonra ip koptu ne yazıkki....
09.07.15 beğen cevap
/ 8