up
ara

Ebru

https://youtu.be/VjT7CmN0O7w
Ebru

Ebru

@kubraebru

 paylaşım fotoğrafı
Daha yeni, 15 Mayıs’ta bir yaşına basmıştı. Çok da güzel bir şapka yapmıştık ona doğum gününü kutlamak için.
Venüs ailemize katıldığında 40 günlük ya vardı ya yoktu, el kadar bir kediydi ve çok sağlıksızdı. O günden beri elimizden gelenin en iyisini ona vermeye çalıştık, ona baktığımız süreçte en sağlıklı mamadan tutun yaşadığımız şehirdeki en ilgili ve tecrübeli veterinerlikleri araştırıp durduk. Gözümüz gibi baktık, baktım, kendimden daha çok önemsedim ama dün ben kapımı kapamayı unuttum ve benim yüzümden odama girdi, camıma çıkıp dengesini kaybetti. Düştüğü anı gören bir komşu olmasa ruhumuz duymayacaktı bile. Kendimi o kadar sorumsuz ve iğrenç bir insan gibi hissediyorum ki... Tutunmaya çalışmaktan kırılan tırnakları gözümün önüne geliyor. Kim bilir ne kadar korktu. Ama yine de yemin ederim, veterinere “bir ihtimal” diye giderken camdan çıkıp bağırmadığım mı kaldı, birkaç kişi dışında yoldan çekilen olmadı. Suni tenefüs yaptım, kalp masajı, hepsini denedim ama belki anın şokuyla onları bile yanlış yaptım, belki benim yüzümden biraz daha kötüleşti. Bilmiyorum ama gözleri açıktı ve nefes almıyordu ilk yerden aldığımızda. Burnu, ağzı, patileri hep pespembe olur ya kedilerin; yol boyunca beyazlaştı iyice. Yine de sıcaktı kucağımda. Her şeyi denedik.
O bizim evcil hayvanımız değildi kesinlikle. Ailenin bir üyesi, oğlumuz, dostumuzdu. Acısı öyle büyük ki, bir tarifi olduğunu düşünmüyorum. Elbette bir gün ölecekti diğer tüm canlılar gibi ama bu yaşlılıktan olabilirdi, böyle daha küçücükken 8. kattan düşerek olmamalıydı. Kapının önündeki hâlâ dolu mama kabına ve yerdeki oyuncaklara baktıkça sanki birazdan yanıma gelip oyun isteyeceksin gibime geliyor. Diğer kedilerden farklı hatta komik o miyavlayışların var ya, evde yankılanıyor gibi hissediyorum. Bu sabah koridorda miyavlamadın. Kum kazma seslerin veya su kabını dökme sesin de gelmedi.
Sanki çok yüksekten düşmüş gibi değildi... Sadece çenesinde bir yara vardı. Ama gözlerindeki o ifade aklımdan çıkmıyor. Veterinerler koştururken bile içimde bir umut yoktu gözlerindeki ifade yüzünden. Sanki biraz suçlar gibi, biraz da cama çıktığın için özür diler gibiydin ama bana sinirliydin. Beni lütfen affet. Huzurla uyu küçük dostum.
19 yorum
Ökkeş (@aahmet)
Benzersiz bir acı. Ne diyeceğimi bilmiyorum. Kendinizi suçlamayın, her kedi bayılır öyle tehlikeli yerlerde gezmeye.
7 sa beğen cevap
Semih Oktay (@semihoktay)
Hayvanlar cenneti olsun Venüs'ün mekânı...
6 sa beğen 1 cevap
iz'ah'sız (@rabiazeyneparslan)
-di'li geçmiş zamanları hiç sevmiyorum, ilk cümlede anladım.. 'hayatında bir kez olsun dahi çok sevilmiş bir kedi o, ki sen onu birden fazla çok kez sevdin' bunu sakın unutma. O pencere senin odanın açık kalan penceresi olduğu için kendini suçlu hissedebilirsin, aralık bir kapı da olabilirdi, doğaları gereği evden kaçmaya çalıştığı bir dönem de olabilirdi, her şey olabilirdi. Ben bazen hayvanların da bir kaderi olduğuna inanıyorum tıpkı insanlar gibi. Bazıları o kadar şanslıyken bazılarının hiç şansı yok bir çoğu çöp konteynerına atılıyor. Sakın kendini suçlama sen onun şansıydın, sabır diliyorum, iyi ol en kısa zamanda 🕊
6 sa beğen 1 cevap
Ebru

Ebru

@kubraebru

4 Nisan 1953, 02:15
Dumlupınar denizaltısı, yerli yabancı tüm komutanların takdirini almış; uzun ve yorucu bir seferden dönüş yolunda Çanakkale Boğazı’ndan içeri giriyordu. Fakat 02:15 sularında Nabuland Şilebi ile çarpışarak ağır darbeler aldı ve suyun 91 metre dibine kısa süre içinde batmaya başladı... 81 kişilik mürettebattan sağ kalan 22 kişi, geminin torpido bölümüne sığındı ve su yüzüne fırlattıkları telefon şamandırası ile komutanlarıyla iletişime geçebildiler.
Sağ kalan 22 kişiyi kurtarabilmek adına tüm Türkiye seferber oldu. O günkü teknik imkanlarla çok uğraşılmasına rağmen yeterli olmuyordu, herkes ağlıyor ve ellerinden gelen her şeyi deniyorlardı. Bu sırada 22 kişi oksijen yetersiz olduğu için sigara içmemeleri, fazla konuşmamaları konusunda uyarıldı.
Fakat imkanlar yetmedi. Denizaltındaki erlere korkunç gerçek yine aynı kelimelerle anlatıldı; konuşabilirler, türkü söyleyebilirler ve hatta sigara da içebilirlerdi.
Şamandıranın öbür ucundan tüm Türkiye, 72 saat daha hayatta kalacak olan mürettebatın hüzünlü türküsünü dinledi.

https://youtu.be/SAuCf23rJVA
Severek dinlediğim bir sanatçı olan Can Gox da bu türküyü çok güzel yorumladığı için eklemek istedim, iyi geceler...
8 yorum
Ökkeş (@aahmet)
😢
02.06.19 beğen 1 cevap
Kahve Kitap Kurabiye (@kahvekitapkurabiye)
Az sabır, filmi geliyor .
02.06.19 beğen 1 cevap
alpaslan (@alpaslan622)
allah makamlarını cennet eylesin
02.06.19 beğen 1 cevap
Ebru

Ebru

@kubraebru

 paylaşım fotoğrafı
Kars; güneşin ilk doğduğu ve ilk karın düştüğü şehir. Şehir tarihin en eski yerleşim yerlerinden biri olduğu için burada birçok kültürden izler görmek mümkün, bu sebeple ziyaretçileri giderek artmakta.

Büyük fotoğrafta ve sağ alt köşede gördüğünüz yer Ani Harabeleri, Ermeniler tarafından inşa edilen tarihi bir kent. Yine büyük fotoğrafta gördüğünüz üzere Türkiye-Ermenistan sınırıdır burası. Yüzyıllar boyunca birçok savaşa tanıklık etmiş ve bir o kadar da uygarlık görmüş olduğundan şüphesiz gezenlerin karnını doyuruyor: Tarihi önemi ve görselliğiyle.

Tabii ki Kars’ta gezilip görülebilecek daha bir sürü yer var... En basitinden sağ üst köşedeki hâlâ misafirlerini ağırlayan bir otel, sanki gezilmeyi bekleyen bir yapıt gibi duruyor, Rusların döneminden kalma, fiyatı biraz fazla yalnızca... Yine de Kars’a gezmeye gelenler ortalama 3-4 gününü burada geçirmeyi planladığından tercih edilebilir diye düşünüyorum.

Peki 3-4 gününü burada geçirmeyi düşünen ziyaretçiler gezilerini nasıl taçlandırıp daha da unutulmaz kılabilir? Tabii ki Doğu Ekspresi ile... Rötar yapmadığı takdirde 26 saat süren yolculuk Ankara’dan başlayıp Kars’ta son buluyor. Yanınıza aldığınız eşiniz dostunuz ile yapabileceğiniz harika bir yolculuk... En güzel de kış mevsiminde oluyor manzarası açısından. Yazımın sonunda Kars’a gezi hakkında bahsedebileceğim tek eksi yön de soğuğu olabilir, eğer kışın gitmeyi tercih ediyorsanız... ( Doğu Ekspresi ve kış ayını tercih edin yine de :D )
Daveti için @gulcann ‘a çok teşekkür ederim... :)
Kars
şehre puan vermedi, inceleme eklemedi.
1 yorum
Gülcan (@gulcann)
Ben teşekkür ederim. Paylaştığın için :)
25.05.19 beğen 1 cevap
Ebru

Ebru

@kubraebru

Çerkez Soykırımı paylaşım fotoğrafı
Çerkez Soykırımı
Açlıktan ve hastalıktan bitap düşen çerkezleri gemiler ağırlıktan batmasın diye denize atmak zorunda kalıyorlardı, bu yüzdendir şartlar ne olursa olsun balık yemeyi reddedişleri. Yeni doğum yapmış bir kadının açlıktan sütü kesildiği için bebeğini emziremeyişi ve ölümüne seyir kalışına, bebeğini de denize atmasınlar diye günlerce emziriyor gibi yapışına şahittir Karadeniz. Karadeniz en çok bize karadır. Saygı ve minnetle anıyorum...
“Deniz yedi yıl boyunca insan kafataslarını kıyıya atmayı sürdürdü. Benim orada gördüklerimi düşmanımın bile görmesini istemem.”

21 Mayıs anılsın, unutulmasın...
11 yorum
iz'ah'sız (@rabiazeyneparslan)
🌹
21.05.19 beğen 1 cevap
birisi işte (@ozann)
diyecek söz yok.
21.05.19 beğen 1 cevap
yeni.BAŞTAN (@yenibastan)
Tuylerim diken diken ve kalbim acıyarak okudum.. Hep diyorum işte! Bizim yediğimiz önümzde dolaplar ağzına kadar çamaşır dolu, ama hayatı kara görüyor isyan bayrağı hep elimizde . Asıl acı yaşam,şu üstte yaşanandır...
21.05.19 beğen 1 cevap
Ebru

Ebru

@kubraebru

Herhangi Bir Kimse, Bir Sabah  paylaşım fotoğrafı
Herhangi Bir Kimse, Bir Sabah
O sabah; yepyeni bir takım elbise giydi. Saçlarını aynada her zamankinin aksi yönüne yatırdı. İnsanı nefessiz bırakacak kuvvette bir parfümü üstüne boca etti. Ne olur diye düşünmeden yürümeye başladı.
Yakıcı güneş çoktan kirpiklerine dökülmüştü ama sanki yıldızlar da görünüyordu. Her zamankinden farklı bir yol tutturdu bu sefer, fakat yol yine aynı yere çıkacaktı. Bugün ne kadar da farklı görünüyordu aslında, aynı zamanda ne kadar da aynıydı bir önceki gün ile.
Ne kadar aynıydı; işte o kadar da yabancıydı.
Ana caddeye indiğinde kalabalığın içinden hızlı adımlarla yürümeye başladı. Bu tempolu adımlar pek gülünç geldi bir zaman sonra; insan kendine acele eder miydi hiç!
Ona epeyce uzak olan insan suretlerinde gözlerini gezdirerek yola devam etti. Kalabalık yüzünden yediği omuz darbeleriyle içi iyice sıkıldı. Bunca insanı yan yana yürüten tek sebebin şehrin kalabalıklığı olması ne kadar korkunçtu düşününce! Ne kadar kalabalıksa o kadar yabancılardı insanlar birbirlerine, fakat bu yabancılık şüphesiz kendi ile çatışmasından doğan çekimserlikten daha masumdu.
Bunaldı kalabalıktan. Etrafındaki insan sayısı ne zaman çoğalsa hissettiği yalnızlık daha belirginleşir, şimdi olduğu gibi bunalırdı hep. Ancak ne zaman ki yalnız kalsa, bu sefer de içi kalabalıklaşırdı. Hangisi daha huzursuzluk vericiydi, tartışılırdı doğrusu...
Birkaç adım sonra ağırlaşan bedenini diğerlerinin arasından çekip sola saptı. Hemen orada küçük bir yerdi gideceği, şimdi varmış olduğu yer. Bir sandalye çekip oturdu. Gözlerini ayakkabılarına dikti, başını kaldırmak istemedi. Sanki azarlanmaktan korkar gibi bir hali vardı. Sadece o değil, tüm sokak ve tüm masalar sessizdi. O konuşsun, haykırsın diye mi bekliyorlardı?
Ne diyecekti?
Ne dese anlaşılırdı, kendi de anlayabilirdi?
Kahveni kaç şekerli içersin, diye soramadı. Çekindi.
Nasılsın, diye söze giremedi. Bilmiyordu nasıl olduğunu.
Ne hissediyorsun, diyemedi; hele buna hiç cevabı yoktu. Ne hissetmek lazımdı ki? Ne hissetmeliydi?
Bu sırada aklına tekrardan aynı düşünceler dalıverdi: Ne kadar aynıysa o kadar yabancıydı. Sefildi.

Tüh, yazık oldu!
Oysaki o gün zavallının biri, kendi ile sohbet etme fırsatı bulmuştu!..
EK 1: Belirtmeyi borç olarak görüyorum: Fotoğraf Cem Yünür’e ait. 21.05.19
16 yorum
iz'ah'sız (@rabiazeyneparslan)
Bu tempolu adımlar pek gülünç geldi bir zaman sonra; insan kendine acele eder miydi hiç!...Bunca insanı yan yana yürüten tek sebebin şehrin kalabalıklığı olması ne kadar korkunçtu düşününce!...." hani bazı insanlar hoşuna giden bir şey okuduğunda bütünüyle sevse dahi en sevdiği cümlenin altını çizer ya ben de öyleyim nadiren olsa da yapıyorum bunu.. Çok güzeldi 👍🏻
11.05.19 beğen 3 cevap
Ökkeş (@aahmet)
Gece gece böyle güzel bir yazı okumak iyi geldi. Kalemine sağlık 😉
11.05.19 beğen 1 cevap
FEBİHÂ (@kadimcumleivecize)
Değerli Ebru; bu ne içli bir diyolog diyorum. Fakat kalemi kırık bir gönlün monoloğu, insanın kendi cenazesine karşı bir hitabı gibi. Ne diyeceğimi bilemedim. Bir cümle insan böyle mi olmalıydı.. ?
11.05.19 beğen 1 cevap
Ebru

Ebru

@kubraebru

Para paylaşım fotoğrafı
Para
Semih ( @semihoktay ) abiden aldığım birkaç poz önerisi ile kitabın arkasına saklanıyorum ve kendi “Muhteşem İkili” fotoğrafımı paylaşıyorum... Kitabı daha bitirmedim, hatta anca yarıladım sayılır. :)) Uzun süredir aradığım ama bulamadığım bir kitaptı ve bulduğumda da kısa süre içerisinde okuma fırsatı yakalayamamıştım. Fotoğrafta gerçekten okumuyor olsam da şimdi paylaşımı yapıp kaldığım yerden devam edeceğim... Sizlere de okuduğunuz kitaplarda iyi okumalar dilerim. :)
ataç ikon Para
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
33 yorum
Semih Oktay (@semihoktay)
Ebruuu! Bu ne güzel bir sürpriz Ebru! Teşekkür ediyorum sana. 🤗😊😄 Keyifle oku PARA kitabını Ebru! 🤣
21.04.19 beğen 4 cevap
Ökkeş (@aahmet)
Bu kitabın büyüsü ne ben anlamadım hala
21.04.19 beğen 5 cevap
göl degil deniz (@goldegildeniz)
Çok güzel @kubraebru umarım bende aynı paylaşimi yaparım bir gün.
21.04.19 beğen 3 cevap
Ebru

Ebru

@kubraebru

 paylaşım fotoğrafı
“...anlayacak gibiyim; sanırım milyonlarca insan böyle
yani
bir insanı deliler gibi sevebilmekten ürküyor?”
Umay Umay
ünlüye puan vermedi, inceleme eklemedi.
2 yorum
Ökkeş (@aahmet)
Bir insan ne dese mi doğrudur, güzeldir...
07.04.19 beğen 1 cevap
Ebru

Ebru

@kubraebru

Düşük Bütçeli Ay Fotoğrafı paylaşım fotoğrafı
Düşük Bütçeli Ay Fotoğrafı
Dün gece sitede Ay fotoğrafı görünce önceden çekmiş olduğum bu fotoğraf aklıma geldi, paylaşmak istedim. Önceden çekmiştim dediğim gibi ama en doğru oda da burası olacak sanırım.
Gece balkona çıkmış oturuyorken Ay’ın görüntüsüne kaptırdım kendimi. Işığı bile başkasından alıyorken nasıl onlardan daha güzel görünüp haksızlık edebiliyordu? Ediyorsa ediyordu, fotoğrafını çekmem için illa da bu soruyu yanıtlamama gerek yoktu. Fakat telefon kamerasıyla asla çıplak gözle göründüğü gibi gözükmüyordu. Düşündüm, düşündüm ve masadaki dürbünü gördüm. Başlığın sebebi de bu, ne yapalım, profesyonel kameraya sahip değildim, dürbün merceğine dayadım telefonu, çektim. Kötü de sayılmaz bence...
Fotoğrafı bahane ederek güzel de bir şarkı bırakmak isterim, asla eskimeyecek ve anlamını koruyacak olan bir şarkı.
Moğollar-Bir Şey Yapmalı
https://youtu.be/O2Jbryj_tyk

Kıyamet değilse bile
Bi’şey kopmalı!

İyi geceler dilerim...
0 yorum
Ebru

Ebru

@kubraebru

 paylaşım fotoğrafı
Sizlere LÖSAM isimli kuruluştan bahsetmek istiyorum. Fotoğrafını eklediğim çocuk, Emine, orada kalıyor. Bizim ziyaret ettiğimiz merkezle aynı hizmeti sunan başka şehirlerde de merkezler vardır, isimlerini bilmiyorum, ama yalnızca LÖSAM’dan bahsetsem de bir problem olmaz çünkü misafirleri Türkiye’nin dört bir yanından geliyor. Kurucuların oğulları tam 29 yıl önce lösemiye yakalanıyor. Doktorlar gerekli iliğin eğer bir kardeşi olursa ondan alınabileceğini söylediğinde bir kardeşi oluyor, Eda. Fakat Eda’dan da önce bir tıp öğrencisi kardeşine ilik veriyor. Üzülerek devamını getiriyorum ki bu kurumun açılması, evladını lösemiden kaybeden anne babanın duyarlılığı oluyor.
LÖSAM’ın binasında 11 aile kalıyordu, bu ailelerin barınma, yiyecek giyecek akla gelen tüm ihtiyaçlarını kuruluş karşılamakta. Tabii buraya yerleştirilen hasta ve aileler durumları çok kötü olup il dışından gelenler, hastaneye ve ilişkili merkezlere yakın yerlerden ev kiralayanlar da var.(Onların durumu da pek farklı değil! Ziyaret ettiğimizde çay ikram etmek isteyip bulamayan insanlar mevcut.) Kuruluşun açtığı kucak gerçekten çok güzel, çok iyi bakıyorlar onlara. Çocukların kendini hasta hissetmemesi için her şey yapılmış. Ortam etkileyiciydi, oyun odaları, kendi kaldıkları evleri, tek kelimeyle mükemmel. Ama ne yazık ki herkes onların asıl ihtiyaçlarının “ilik” olduğunun farkında ve sağlığı altınızdaki araba, ev, şögret getiremiyor. İstedikleri kadar para döksünler. Burada bizlerin yardımı gerekiyor. İlik vermek düşüncede zor bir işlem gibi gelebilir, akla türlü türlü şey geliyor başta. Ama inanın çok basit, kısaca anlatacak olursak size yapılan iğne ilikleri kana karıştırıyor ve üç gün sonra kan verme işlemiyle iliği alıyorlar. Her ay ilik verebiliyorsunuz. Hem de verdiğinizde vücudunuz iliği daha sağlıklı bir şekilde üretmeye başlıyor... Aynı şekilde kan verdikten 3 ay sonra tekrar verebilirsiniz. Benzer kuruluşlara küçük bir ziyarette bulunursanız bu işin önemini çok daha iyi anlayabileceğinizi düşünüyorum. Bize hiçbir zararı dokunmazken aynı zamanda bir başkasına hayat vermesi...
Bugün onları mutlu etmek amacıyla gittiğimizde asıl ihtiyacı olanın biz olduğumuzu fark etmemiz kısa sürmedi. Bu fotoğrafı çekerken “Gülümse bakalım” gibi düşünülmeden kurulmuş bir cümle çıktı ağzımdan, ben de dahil hem hasta çocuklarda hem de ziyaretçilerde maske vardı.
“Maskemden belli olmaz ki!” cevabı da gecikmedi. Gözlerin gülsün, diye toparlamaya çalıştım.
Bence gözlerinin içi gülüyor gerçekten. :)
EK 1: Şöhret* 19.03.19
12 yorum
Piruze aykar (@piruzeaykar)
Insanların yine insanlara ihtiyacı var. Bu dursun bi canlı da.
19.03.19 beğen 3 cevap
Ökkeş (@aahmet)
Benim bir akrabam lösemiydi ama 6 aya yakın hastanede kaldı sonra ara ara dışarı çıkıyordu çocukları ziyaretçilerle görüştürmeleri biraz sıkıntılı bir durum değil mi
19.03.19 beğen 2 cevap
Mustafa (@mustafac)
Çok fazla soru var insanların kafasında, bu işlemlerin bu kadar kolay olduğunu anlatan bir kamu spotu çekilmeli aslında. Bilgisizlik yüzünden canlar yitirilmemeli..
19.03.19 beğen 1 cevap
Ebru

Ebru

@kubraebru

Max Richter, 1966 doğumlu Alman besteci. Eğer eserlerini dinlemediyseniz, dinlediğinizde “şimdiye kadar nasıl keşfedemedim” diye yakınmanız çok normal. Yapıtlarının dinlediğim benzerlerinin aksine çok daha etkileyici olduğunu düşünüyorum; insanın içine bir dinginlik veriyor ve o an ne hissediyorsanız sanki elini omzunuza atmış size ortak oluyor. Kulağınızdan girip ruhunuza işliyor adeta... Siz araştırın, dinledikçe müzik listenizi ele geçirecektir mutlaka. Şunu da bırakıp gidiyorum:
https://youtu.be/rVN1B-tUpgs
Tam şuraya işte, bir şey çökmüyor mu dinledikçe?..
2 yorum
Vertov (@atp)
Leftovers adlı dizi bu çökme hissini sömürürcesine kullanıyordu ama iyi olduğu için laf etmeyeceğim , merak eden seyretsin, güzel yapımdır.
20.03.19 beğen 1 cevap
/ 3