up
ara

lelalpkos

 
lelalpkos

lelalpkos

@lelalpkos

ÖZGÜRLÜĞE GİDEN YOL
‘…O kendi duygulanışlarının şuuruna sahiptir; nitekim, bir Bedeni olduğunu ve Beden hayatının hangi şartlarda sürüp gittiğini gözlem ile bilir. Fakat bu bir çeşit bilgi ise de, son derece eksik ve kederli bir bilgidir, kederlidir, çünkü eksiktir; şuur edinmek, gerçi insan için ıstırap çekmek değilse de, hiç değilse edilgin olmak, zor altında bulunmak, güdülmek, çoğu kere yük altında kalmaktır. Filozofun elinde, kurtulmak için nasıl bir araç vardır? Onun işi, hayatını bir araya getiren arazlardan, asıl kendi varlığını meydana getirmektir…’
Bu metin Dost Kitabevi’nin yayımladığı ‘Geometrik Düzene Göre Kanıtlanmış ve Beş Bölüme Ayrılmış Olan Etika’ isimli kitabın önsözünden alıntıladığım ve Spinoza felsefesinin genel hatlarını ifade eden ve benim özgürlük kavramını incelemek istediğim zemini teşkil eden bir paragraftır.
Özgürlük kavramını inceleyebilmek için Spinoza’dan yardım almak istiyorum. Spinoza, insanı doğadan ayırmadan, onu tabiatın bir parçası olarak görüp, tabiattaki gerektirilmişliği ve neden-sonuç ilişkisini, insan varoluşuna uygulamaya çalışmıştır. Bu amaçla düşüncelerimizin ve duygularımızın dahi belirli gerektirilmişliklere mahkûm olduğunu savunmuştur.
Sırf akledebildiğimiz için-Spinoza’da akletmek zihinde temsil oluşturmak anlamına gelir ve olumsuz kabul edilir- bulanık, belirsiz, gerçeklikten uzak temsillerle boğuşuruz(eksik ve kederli bilgi: duygu). Bu boğuşma içerisinde iken temsilleri kendimizin ürettiğini fark etmek bizi zor altında bulunmaktan, güdülmekten ve edilgin vaziyette kalmaktan kurtaracaktır.
Spinoza, gerektirilmişliğini keşfeden insanın, bir parçası olduğu doğadaki yerini bulabileceğini ve koşullanmanın üzerine kendi varoluşunu inşa edebileceğini söylüyor.
İnsanın varlık olarak tabiatın bir parçası olması Spinoza için oldukça önemli. Aklı dahi ‘bedenin fikri’ olarak gören Spinoza, aklın tabiata uygun olmayan hiçbir şeyi isteyemeyeceğini söyleyerek, insanın bu kelepçesinin farkına varmasını sağlamaya çalışıyor. Doğadaki yerini bulan insanın özgürlük meselesini çözeceği tartışma konumuz olmakla birlikte şahsi olarak insanın toplumdaki yerini ve en önemlisi kendindeki yerini bulabilmesi gerektiğini söyleyebilirim. Özgürlüğü bu üç boyutta irdelemek bir başka konu; biz Spinoza’nın felsefesinin temelini anlama çabamızı sürdürelim.
Spinoza’nın bu özgürlük atılımını, prangalardan kurtulma değil; onların farkına varma ve onlarla birlikte yaşamayı öğrenme felsefesini, kölelik sanatı olarak isimlendirmemiz mümkün mü?
Zindandan çıkmayı başaramayacağının farkına varan bir düşünürün zindanın içerisini süsleme çabası olarak görebilir miyiz bu felsefeyi?
Sanırım bu sorular kafamda dolanırken not defterimde kayıt altına aldığım şu cümle önümüzü bir parça aydınlatabilir.
Spinoza, felsefesini öylesine inşa etmiş ki sanki hiç âşık olmamış gibi.
Âşık olmamış bir filozofla karşılaştığımı düşünüyordum. Sonradan öğrendim ki aslında aşkını kalbine gömmüş bir filozofla karşılaşmışım. Duyguların hiçbir sonuç vermediğini fark eden ve matematiğin kesinliğinde hareket etmek isteyen bir düşünür. Ne yazık ki; bu noktada Spinoza’nın tüm duyguların ve en önemlisi aşkın sebeplerini izah etmesi ve onlarında çeşitli koşullanmışlıklar sonucunda ortaya çıktığını açıklamaya çalışması beyhude bir çaba olacaktır. Birçok düşünsel kozla aşk üzerinde iktidar kurmaya çalışacak olan bakış karşısında en akıllı aşığın- ki aşığın akıllı olmak gibi bir iddiası da yoktur- içinden bir ses şöyle diyecektir;


Ey Fuzûli, âşk men’in kılma nâsihden kabûl
Akl tedbiridür ol sanma ki bir bünyâdı var*

İnsanın bu aşk yeteneği karşısında galip gelecek bir başka güç olmadığını ve savaştığı düşmanından yaşam gücü aldığını gördüğümüzde çaresizce iki artı ikinin nasıl da beş ettiğine şahitlik ederiz. Özgürlüğün akıl ile yapılacak izahında nihayetinde zahiri bir çelişkiye varılacaktır. Akla sorar isek özgürlük bir şeye layıkıyla tutsak olmak anlamına gelecektir. Bir şeye tutsak olmak her şeyden azat olmaktır.
Bir önceki sayıda ahlâk üzerine söylemiş olduklarıma oldukça benzer gözüken bu yazı da özgürlüğün, ahlâkın bir sonucu olarak ortaya çıktığını ve ’ben varım!’ iddiasından önce özgürlük arayışının bir yere varamayacağını dile getirmeye çalıştım. Bu iddia olmadığında özgürlüğü ‘kusursuz tutsaklık’ şeklinde algılamak zorunda kalıyoruz. Bu bağlamda ‘ahlâk’ özgürlüğe kavuşmak değildir; lakin onun teminini mümkün kılmaktır. Beden, toplum ve benliğim üzerinde yapacağım her incelemede özgürlüğümün sürekli daha da fazla kaybolduğunu görüyorum. Özgürlüğü arıyorum fakat bir adım ötede. Ruhun bedenin dışına attığı ilk adımda. Hayır, ölümde değil.
Aşkta.

*(Ey Fuzuli, nasihatçinin seni aşktan men etmesine izin verme,

Onun dayanağı akıldır, sanmayasın bir temeli var.)
EK 1
beyinler sessiz 15.02.19
2 beğeni · 0 yorum beğen ikon
lelalpkos

lelalpkos

@lelalpkos

 paylaşım fotoğrafı
tahmin edin bakalım bu akşam paylaşacağım yazımın fikir önderi kim?😅
15 beğeni · 13 yorum beğen ikon
can yılmaz (@canylmaz)
pinoza
14.02.19 beğen cevap
lelalpkos (@lelalpkos)
daha geçme seninde bilmediğin yazarlar var
14.02.19 beğen cevap
grimalkin stone (@grimalkin)
Kitaplara için gitti yalnız
14.02.19 beğen cevap
lelalpkos

lelalpkos

@lelalpkos

mevlanadan bir şiir farsça. .
2 beğeni · 0 yorum beğen ikon
lelalpkos

lelalpkos

@lelalpkos

Divan şiiriyle ilgilenen var mı?
EK 1
-yok- 13.02.19
5 beğeni · 5 yorum beğen ikon
Lavinya (@lavinya279)
Bak şimdi bende merak ettim
13.02.19 beğen cevap
rahatsız (@rahatsz)
İskender pala okuduktan sonra ilgimi çekmeye başlayan alan
13.02.19 beğen cevap
zeyrek (@zeyrek)
Okumayı severim 😊
13.02.19 beğen 1 cevap
lelalpkos

lelalpkos

@lelalpkos

 paylaşım fotoğrafı
Modern divan da en iyisi benim.Rakibim yok.😂
EK 1
Şiiri uzay boşluğuna atsam daha çok ilgi görürdü heralde:dD:d: 13.02.19
0 beğeni · 0 yorum beğen ikon
lelalpkos

lelalpkos

@lelalpkos

enerjinizi düşüren insanlardan uzak durun
10 beğeni · 4 yorum beğen ikon
Nyx (@erebus)
Onu Einstein abimiz söylemiştir. ' Negatif insanlardan uzak durun. Onların her çözüm için bir problemi vardır. ' diye tabii onun söylediği daha mantıklı hahah
12.02.19 beğen 3 cevap
Çizmeli Kedi (@cizmelikedi)
öyle değil o, herkes kendi frekansından insanları çeker kendine, yanınızdakiler enerji emen parçacık familyasındansa sizin de aynı türden olma ihtimaliniz, istatistiksel olarak yüksektir._öyle bir istatistiki çalışma olmayabilir, uydurmuşumdur bir ihtimal ama bu doğru olabileceği ihtimalini ortadan kaldırmaz_
12.02.19 beğen 1 cevap
lelalpkos

lelalpkos

@lelalpkos

tehlikeli sorular-2
En nihayetinde bazı insanlar yetistikleri ortam ve mevcut koşullar itibariyle cehalete mahkumdur.Ustelik bu insanlar bu durum içerisinde gayet hallerinden memnun ve mutludurlar.Peki cehalete savaş açan entelektüeller yine yetistikleri ortam gereği ve mevcut koşullar sayesinde bir kaç birşeyler öğrenmiş ve devamını getirmişlerdir. üstelik mutsuzlukları günden güne artmış ve her zaman buldukları cevaplardan daha da fazla soruyla başları belada olmuştur. Bu kusursuz işkence yöntemini kim bulmuştur ve bu işkence yöntemine maruz kalan insanlar bunu hangi dönemde mesrulastirarak bile isteye bu işkenceyi kendilerine uygulamaya devam etmişlerdir. Hem de bir üst insan edasıyla..?
1 beğeni · 0 yorum beğen ikon
lelalpkos

lelalpkos

@lelalpkos

intihar etmek istiyor herkes lakin bir saliselik bu işi biraz abartıyorlar.uzun soluklu ölümler daha moda.
4 beğeni · 0 yorum beğen ikon
lelalpkos

lelalpkos

@lelalpkos

kadına yönelik maddi ve manevi siddete dair
ülkemizde yaşanan olaylar neticesinde kadına şiddetin ve degersizlestirmenin fazlasıyla alt kültüre yani cahillere ait olduğu düşünülür:
1-hugo karısını aldattı
2-mozart sarayda kız kovalarken krala yakalanınca "ben bayağı biriyim ama eserlerim bayağı değildir"dedi
3-en pahalı tablonun sahibi gaugin güney Amerika da 14 yaşındaki kızlarla birlikte olmak için seks evi kurdu.
4-kafka genelev mudavimiydi keza tahminimce spinoza da
5-miller karısını satıyordu

şimdi tekrar düşünmeli.Acaba bu sorun sadece cahillerin sorunu mu?sanatçılar ve filozoflar neden hiçte yazdıkları gibi yasamiyorlar?...
4 beğeni · 15 yorum beğen ikon
iskoç (@iskoc)
Niye bizi bu yönde düşünmeye yönlendiriyorsun ki?
11.02.19 beğen cevap
mehmet (@coexistanbul)
Konu basligiyla icerik uyumsuz ana yinede eklemek istedigim noktalar var konuyla ilgili. Bu saydiginiz sanatci ve filozoflarin hicbiri 12 ile 18 arasinda evlilik yaptigi rivayet edilen Hz. Muhammet kadar ideolojik iddialarda degildi. Kadinlar sizin tarlanizdir ( bakara 223) diyen bir dininde mensubu degildi. Eger konu teori ve yasamsa yasadigimiz cografyaya daha uygun tartismanin burdan baslamasi bence.
11.02.19 beğen cevap
lelalpkos (@lelalpkos)
aklımda bunlar vardı paylaştım fikirlerinizi merak ediyorum aslında. kitapsever bir grup içerisinde yazarların kötü yanları ne kadar konuşulabilir veya bir kitapsever ne söyleyebilir bu durumlar karşısında onu merak ediyorum ama herkes suskun
11.02.19 beğen cevap
lelalpkos

lelalpkos

@lelalpkos

tehlikeli sorular-1
insanlık ailesinin doğurduğu ve bu türün en zekileri olarak övündüğü filozoflar 'kadin' konusunda neden olumsuz görüşler dile getirmişlerdir. 'Kadın'daki değerleri göremeyecek kadar aptallar miydi yoksa bizim göremediğimiz bir şeyler mi gördüler?
0 beğeni · 0 yorum beğen ikon
/ 3