up
ara

Mina

Mina

Mina

@minaa

Kitabın ilk bölümünde yazarın kalpleri dondurmayı başarabilecek anısıyla karşılaşıyoruz. Psikoloji tarihinde önde gelen isim olan Victor E. Frankl toplama kampına gidişini, orada bulunduğu süreç boyunca yaşadıklarını, insanların davranışlarını ve özgür kaldığında ise ne gibi zorluklarla karşılaştığını anlatıyor. Bu kitabı diğer romanlardan farklı kılan en önemli özelliklerinden biri anlattığı olayları “psikiyatr” gözüyle ele alıyor. Birçok psikolojik tahlile yer veriyor. Ancak büyüleyici ve uzun süre etkisini kaybettirmeyen bu anı, kitapta sadece bir dekor!

Bu kitabın anlatmak istediği şey değil!

Bu anlattığı anıyla beraber “logoterapiyi” nasıl geliştirdiğini, terapinin esaslarını, diğer terapi yöntemleri arasında farklılıklarını anlatıyor ve işte kitabın asıl göstermek istediği şey bu.

Yazar toplama kampında oldukça zor dönemler, büyük acılar çekiyor ancak kitapta da söylediği gibi onun çektiği bu acılar çok sağlam ve diğer insanların hayatlarını değiştirecek terapinin gelişmesine neden oluyor. Yani aslında yazar yaşadığı acıları anlamlı kılıyor.

Kitabı okurken Logoterapinin ne olduğunu öğrenirken hayatı da sorguluyorsunuz. Diğer varoluşçular gibi olaylara kötümser bakmayan Frankl, acılara bile anlam arayarak bakmamızı sağlayabiliyor. İçinize sıkıntılar girmiyor, bıkmıyorsunuz. Hatta gerçekten acılarla barıştırabilmeyi vaat ediyor.

Özetlersem hayatındaki acılarla, mutluluklarla anlam arayan kişileri hedef alıyor kitabımız. Bu kişilere Logoterapiyi tanıtıyor. İnsanların problemlerine Logoterapi yöntemiyle yaklaşıyor. Herkese tavsiye edebileceğim bir kitap değil. Dediğim gibi bence sadece “anlam sorgulayan” insanlar bu kitaptan maksimum fayda sağlayabilirler. Keyifli okumalar dilerim.
5 beğen · 0 yorum
Mina

Mina

@minaa

Hayatımın kötü bir döneminde sığındığım bir kitap oldu Ölü Ozanlar Derneği.

Daha okur okumaz bir çok soru sormama neden oldu. Sizin de tahmin edebileceğiniz üzerine çocuklarımıza dayattığımız eğitim sistemi hakkında da detaylıca düşünme fırsatı buldum.
Kitaba geçmeden öncelikle takdir etmek istediğim insanlar var. Kitabı okurken değerlerini anladığım insanlara…

İzninizle…

Sözlerim, çocuklarının eğitimi devam ederken onları derslerle boğmadan yaşamalarına izin veren, evlatlarının hayallerini etrafın sözlerinden daha önemli bir yere koyan; kendi isteklerinden bile daha çok önemseyen,, o çocuklar daha minicikken hayatta hayallerinin olmasını sağlayan ve sonrasında da o hayallere ulaşması için her türlü desteği veren, yaşadığı her andan keyif almasını öğreten ve en sonunda yaşlandığında çok güzel bir hayatım oldu diyebilen çocuklar yetiştirmiş o özel ve eşsiz anne- babalara. Sizler iyi ki varsınız. Umarım zamanla sizin gibi insanlar artarak tüm toplumu sarar. Çünkü sizlere ihtiyacımız var.

Kitaba dönersek

Birkaç çocuğun hayatını görüyoruz. Her çocuğun farklı bir hikayesi var. Ancak ortak özellikleri anne babalarının isteğiyle ve başarılı bir gelecekleri olması koşuluyla başladıkları okul. Bu çocuklar başarılı oldukları ölçüde aileleri tarafından kabul görülüyorlar. Ve ebeveynleri başarılı olmaları adına hayatlarını ellerinden alıyor. Şimdi siz belki “e ne yapalım hayatta kalmaları için çalışmaları, para kazanmaları ve dolayısıyla başarılı olmaları gerek” diye düşüneceksiniz. Ben size çocuklarınızı okutmayın hep oyun oynasınlar istediklerini yaşasınlar demiyorum. Onlara sorun! Hayattan ne istediklerini sorun! Çocuğunuzu tanıyın ve yaşamasına izin verin. Sadece başarısını umursar ve hayallerini görmezden gelirseniz çocuğunuzu kaybedersiniz bunu bilin.

Beni daha iyi anlamak istiyorsanız bu kitabı okuyun ya da filmini izleyin. Ama bir şekilde bir şeyler yapın çocuklarınız için. Onlara para sağlayıp hayatlarını kolaylaştırıyor olabilirsiniz ancak dahasını hak ediyorlar. Hayatı işkenceye çevirmeyin çünkü onlar da bu dünyaya bir kere geldiler. Bırakın gönüllerince yaşasınlar.
ataç ikon Ölü Ozanlar Derneği
kitaba 10 verdi
11 beğen · 4 yorum
MEHMET GÖKKAN (@consinov)
ELİNİZE, YÜREĞİNİZE, KALEMİNİZE SAĞLIK... GERÇEKTEN GELECEĞİMİZE YÖN VERMEK İSTİYORSAK ONLARA DAYATMA YAPMAMALIYIZ ONLARLA EM PATİ KURUP
02.03.18 beğen 2 cevap
MEHMET GÖKKAN (@consinov)
ONLARLA BİRLİKTE HAREKET ETMELİYİZ HEM ONLARI MUTLU KILARIZ HEMDE BİRLİKTE DAHA GÜZEL BİR GELECEK SAĞLAMIŞ OLURUZ BUNU HERKES DENEMELİ VE ÖYLE HAYATINA DEVAM ETTİRMELİ DİYE DÜŞÜNÜYORUM SEVGİ VE ESENLİKLE KALIN DEĞERLİ ARKADAŞLARIM ...
02.03.18 beğen 2 cevap
Mina (@minaa)
İlginiz için çok teşekkür ederim. Sizin gibi düşünen insanlar umarım giderek artar.
02.03.18 beğen 1 cevap
MEHMET GÖKKAN (@consinov)
umarım ...
02.03.18 beğen 1 cevap
Mina

Mina

@minaa

Dizi ve filmlerinden bildiğim Sherlock Holmes...
Açıkçası kitabının tadı bir başkaymış. Ne dizisinde ne de filminde olayların bu kadar içine girememiştim.

Kitaptan bahsedecek olursam:
2 bölümden oluşuyor.

1. Bölüm'de sayın Sherlock Holmes ile tanışıyoruz. Bu bey gözleri öyle bir kamaştırıyor ki açıkçası bir süre işlenen cinayete bile dikkat edebilmek için çaba sarf etmek gerekiyor.

2.Bölüm ise olayları çözümleyecek duygusal bir hikayeden oluşuyor. Açıkçası 2.bölümü bitirmeden önce sinirlerim bozulmuştu çünkü kitaptan kopup başka bir hikaye başladı gibi hissettim. Çok fazla detaya yer verilmişti.Ancak sonlarına doğru neden kitapta bu hikayeye yer verildiğini anlayabiliyorsunuz. Yinede bence bu kadar detay olmasa da olurdu.

Eğer benim gibi hala Sherlock Holmes kitaplarına başlamakta geç kaldıklarını düşünenler ve bir türlü başlayamayanlar varsa bir an önce başlamalarını tavsiye ederim. Çünkü sizinde tahmin ettiğiniz gibi geç kaldınız. Şimdiden keyifli okumalar dilerim.
4 beğen · 0 yorum
Mina

Mina

@minaa

Büyük bir hevesle başlayıp sonlarına doğru artık "okudum" butonuna basmak için can attığım bir kitap.

TED gibi konuş... Tamam konuş konuş da bu TED ne?

Hepimiz hayatımızın bir döneminde TED diye bir şey illaki duymuşuzdur.

Türkçesiyle :
(T)eknoloji (E)ğitim (D)izayn... Her iki yılda bir düzenlenen farklı alanlarda üstün bilgiye sahip olan insanların katılımıyla oluşan konferanstır.

Bu konferansları büyük ilgiyle takip etmek dışında bu etkileyici, unutulmaz sunumlar nasıl hazırlanıyor bunu bilmek istiyorsanız, ya da zaten sunum yapıyor ve yeni tatlar katmak, iz bırakmak, ilham vermek istiyorsanız ya daa bir gün TED de konuşma yapmak gibi hayaliniz varsa okumanızı şiddetle tavsiye ederim.
Sunumun can alıcı noktalakarı güzel belirlenmiş şahsen kendi sunumlarımın eksikliğini fark edip bunları uygulamaya karar verdim.

Bunlar dışında

Şu da varki (TED sunumlarında olduğu gibi) hayallerinizi gerçekleştirmeniz için inancınızı tazeliyor bu kitap. Sizi cesaretlendiriyor sonra da bu cesaretinizi kutsuyor. İtiraf ediyorum kitabı bitirdiğimde dünyayı yerinden oynatabileceğime inanmıştım.

Umarım sizde okuduğunuzda aynı keyifi alırsınız diyor ve kapanışı Carmine Gallo 'nun şu sözüyle yapmak istiyorum:

"Hayatınız için hayal ettiğinizden çok daha fazlasını yapabilirsiniz. İnsanları hareketlendirmeyi, onlara ilham vermeyi, çaresizlere umut olmayı ve kayıplara yol göstermeyi öğrenebilirsiniz. Öğretme, heycanlandırma, bilgilendirme ve ilham verme yeteneğiniz vardır, ama sadece bunları gerçekleştirme yeteneğinize inanırsanız."
ataç ikon Ted Gibi Konuş
kitaba 8 verdi
2 beğen · 0 yorum
Mina

Mina

@minaa

Bir idam mahkumundan ne farkımız olduğunu hiç düşündünüz mü?

Ben bu kitabın sonrasında düşünmeye başladım. Ve söyleyeceklerime kiminiz kızacaksınız beklide ancak paylaşmadan edemeyeceğim şimdiden özür dilerim.

Sevgili okur arkadaşlarım, ben düşündüm farkımızı ve açıkçası tek fark olarak şunu buldum:O kişiler ölecekleri günü biliyorlar, biz bilmiyoruz… Kitapta da dendiği gibi “insanların hepsi belirsiz bir süre için ertelenen ölüm cezasına mahkumdurlar.”

Bizde öleceğiz okur arkadaşlarım…

Sadece zamanını bilmiyoruz.

Siz şimdi onlar hapishanede bugünü bekliyorlar, biz özgürüz, hayatın içindeyiz diyeceksiniz.
Peki özgür olduğunuzu var sayarsak en son ne zaman hayatınızda farklı bir şey yaptınız? Hayatınıza hayat kattınız? Hadi onları geçiyorum Güneşin ışığını , rüzgarın cıvıltısını ya da karşı komşunuzun o suratsız yüzünden en son ne zaman keyif aldınız? Ama siz her gün işten eve evden işe gitmeyi “hayatta olmak, özgür olmak ” gibi tanımlıyorsanız sözüm yok. Lakin ben buna hayat demiyorum (özellikle bu kitabı okuduktan sonra). Hayat bu değil bu olmamalı. Siz her gün evden işe , işten eve gidiyor ve yaşamınızda başka bir şey yapmıyor, her anınızdan keyif almıyorsanız hapishanedeki bir mahkumdan ne farkınız var?

Bu konu benimde canımı sıktığı için bitirip kitap yorumuma devam etmek istiyorum. Tasvirler inanılmaz kuvvetli. Hapishanede geçirdiği günleri okuduktan belli bir süre sonra “ne olur ne olur bir mucize olsun, bağışlansın” diye başladığım kitabı “ölmek istemiyorum” diye bitirdim. Kitabın içine ne kadar çektiğini anlatmaya daha fazla gerek olmadığını düşünüyorum.

Ve son olarak…
Bu kitabı herkese tavsiye etmiyorum. Hayatı kıymetli kılan o “ölüm” kavramından korkmayan, onu göğüsleyebilen kişilerin okuması gereken bir kitap olduğu düşüncesindeyim. Çünkü o kişilerin bu kitaptan sonra hayata daha farklı bakacağını düşünüyorum . Şimdiden keyifli okumalar dilerim.
ataç ikon Bir İdam Mahkumunun Son Günü
kitaba puan vermedi
4 beğen · 0 yorum
Mina

Mina

@minaa

İçime işledi, kalbime dokundu diyebilmeyi çok isterdim...

Diyemiyorum çünkü;
"Bilinmeyen bir kadının" söyleyeceği her şeyi tahmin edebildim. Bu yüzden şaşırmadım ve etkilenmedim. Bir aşk hikayesi olunca insan sanırım biraz daha şaşırmak istiyor, kalbine dokunsun "işte tam olarak bu" diyebilmek istiyor. Ama bu kitap için bunu söyleyemiyorum.

Ancak,
Anlatım tarzı, cümleleri bu kitaba renk katmış. Keyifle paylaştığım cümleler oldu çünkü.

Yolculuk güzeldi ama vardığımız nokta keyif vermedi diyerek özetleyebilirim sanırım.

Kısa bir kitap olduğundan dolayı rahatlıkla okunabilir. Zaman kaybı olarak görülecek bir kitap değil. Bu yüzden tavsiye ederim bir şey kaybetmezsiniz. Keyifli okumalar dilerim.
ataç ikon Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu
kitaba puan vermedi
4 beğen · 1 yorum
sultaniyegah (@reyhann)
✉️
24.01.19 beğen cevap
Mina

Mina

@minaa

Tutunamayanları okumuş olanlar bilirler bu kitabın Selim için ayrı bir önemi vardı. Bende de tutunamayanları okuduğum dönemde bir merak uyanmıştı. Aslında yazarın kendi hayatını anlattığı"Çocukluğum", "Ekmeğimi Kazanırken" ve "Benim üniversitelerim" üçlemesinin son kitabı. Ben okumaya sondan başlamış oldum.

"Benim Üniversitelerim"
Kitabı okuduktan sonra yazarın neden bu ismi tercih ettiğini anlayabiliyorsunuz. Hayatın onu sürüklediği her noktayı üniversite olarak değerlendirmiş olan yazar, yer yer üzüyor yer yer öfkelendiriyor doğrusu. Sadece içinizin burukluğunu giderebilen bir şey varsa o da yazarın bitmek tükenmek bilmeyen kitap sevgisi. Bunların yanı sıra o dönemlerde Rusya'da yaşanan fikir ayrılıklarına değinirken politik atmosferi de soluma imkanı buluyoruz.

Ancak özellikle üzerinde durmak istediğim bir nokta var. Kitabın sonlarına doğru daha derinden hissettiğimiz, aslında bizim toplumumuzun da çok uzak kalmadığı "cahillik" konusu. Kitapta cahilliğin tüyler ürpertici gerçekliğiyle karşı karşıya kalıyorsunuz. Gözleri kör olan bu cahiller sürüsüne yine de bir umut doğruyu göstermeye çalışıyorsunuz ancak ne çare... Boyun büküp pes etmekten başka bir yol kalmıyor size.

Kitabı bitirdikten ve yazarın hayatı hakkında bilgi sahibi olduktan sonra neden kendine "Gorki" Rusça'da "acı" anlamına gelen bir takma isim seçtiğini anlayabiliyorsunuz.

Okunması gereken hatta üzerinde düşünülmesi gereken bir kitap kesinlikle herkese tavsiye ederim. İyi okumalar.
ataç ikon Benim Üniversitelerim
kitaba 8 verdi
5 beğen · 2 yorum
Semih (@sc)
Güzel inceleme olmuş elinize sağlık,
22.02.18 beğen 1 cevap
Mina

Mina

@minaa

Beni en çok etkileyen, kalbime dokunmuş nadir kitapların arasına girdi.

Genellikle “Aykırı Adam” olarak nitelendirilen “Aylak Adam”... Açıkçası aykırı olmasının tek nedeni bence sorguluyor ve düşünüyor oluşu. Çocuğumuz düşünmüyor ve sorgulamadan yaşıyoruz. Koşturmadır gidiyor, geçim derdi, iş yoğunluğu derken bir bakıyoruz yaşlanmışız ve hayat geçip gitmiş. Aylak adam bunu yapmıyor ama o sorguluyor. Sorguladığı için biraz melankolik, biraz öfkeli ama hayatın özünden uzak değil. Hayatın içinde kalıyor. Biz ise hayata değip geçiyoruz.

Ve beni en çok etkileyen bir diğer kısım hayatı yaşamak için uğraşı olması. Ben hayatı yaşamayı bazen unutuyorum. Hatta akşam eve döndüğümde, pencereden dışarıya bakıp o güzel manzarayı gördüğümde en çok "bugünde bitti yarın ne olacağım belli değil ve keşke etrafıma bakıp her şeyin keyfini çıkarsaydım" dediğim çok zaman oluyor. Aylak adam ise yaşamayı 1. plana koyuyor. Yani yaşamasına engel olabilecek şeyleri hayatının parçası haline getirmiyor. Ya biz? Biz neyi ön plana koyuyoruz?

Topluma da değinmeden edememiş yazar ki o en güzel kısımlardan birini oluşturmuş bence. Toplum… Hayatımda duyduğum en sıkıcı, anlamsız ve olmasa da olur diyebileceğim kelime. Bu anlamsız gereksiz kelime bırakın hayatımızı benliğimizi oluşturuyor ama. Etkisini inkar edemeyiz. Birbirinin hayatına karışmadan edemeyen insanların oluşturduğu bu toplumu yazarımızda fark etmiş. Toplumun bireyleşmeye izin vermeyişine, insanların özgürlüklerini kısıtladığına nokta atışlarıyla değinmiş. Okuduktan sonra etkilenmemek imkansız.

İşte gördüğünüz gibi bana kendimi, hayatımı, yaptıklarımı sorgulatan bir kitap oldu .Tekrar tekrar okunması gereken eşsiz eserlerden. Kesinlikle herkese tavsiye ederim. İyi okumalar.
ataç ikon Aylak Adam
kitaba puan vermedi
8 beğen · 0 yorum
Mina

Mina

@minaa

Özetleyecek tek cümle kuracak olursam :Belgesel tadında bir kitaptı. Çevirisi olsun, hayatı ve resimlerin tanıtımları olsun sanki televizyonda dublajlı bir şekilde Andy Warhol konulu belgesel izliyor gibi hissettim.

Doğumuyla kitapta başlıyor haliyle. Fena bir çeviri olmamış diyebileceğim bir akış var. Hayatını anlatırken arada küçük küçük detaylara yer verilmiş (bu kısımlar çok hoşuma gitti internette aratsak bulamazdık çünkü) . Hayatı dışında elbette eserleri de bulunuyor kitapta. Bunlara ek olarak bir de bu eserleri hangi duygu, hangi kaygı hangi beklentilerle oluşturduğunu, aile , arkadaş, romantik ilişkilerine hatta kendisine ait çok özel anılara da yer verilmiş. Çeşitli çizimlerde bulunmakta. Arada çizgi romana dönüşen sayfalarda kitaba renk katmış. Gözümün önünde daha kolay canlandırmamı, sıkılmadan okumamı sağladı.

Andy Warhol her zaman merak ettiğim bir sanatçıydı. Bu kitap benim merakımı doyurdu diyebilirim. İlgilenenlerin kaçırmaması gereken bir kitap. Keyifli okumalar dilerim.
ataç ikon İşte Warhol
kitaba 8 verdi
2 beğen · 0 yorum
Mina

Mina

@minaa

Ursula K. Le Guin…

Uzattığı eli tutarsanız sizi bir labirentin ortasına çeker. Buraya vardığınızda öncelikle nereye geldiğinizi anlamaz, kafanız labirentin büyüklüğünden dolayı karışır. Daha sonra kendiniz olmaktan çıkıp bir büyücü, sihirbaz ya da gizemi çözmek için görevlendirilmiş kadim güçlere sahip biri gibi hissedebilirsiniz.

Öyle bir labirenttir ki bu içinde yer alan simgeleri çözdükçe içinden çıkmak istemezsiniz; keyif verir ancak anlamlarını kavradıkça çıkışa da yaklaşmış olursunuz. Ve en sonunda labirentten çıkmayı başardığınızda büyülü güçlerinizi kaybeder dünyaya geri dönersiniz ama sihir kalbinizde çoktan yeşermiş olur.

Keyifli okumalar dilerim.
1 beğen · 0 yorum
/ 2