up
ara

Mina

Mina

Mina

@minaa

Kıskançlık ne büyük bir lanettir. İnsanı kendinden uzaklaştırıp o ilkel dürtülerin, şüphelerin esiri haline getirir. Pençeleriyle kavradığı insanı hayatını en derin yerinden sarsmakla kalmayıp yıkımlar içinde bırakabilir. Nefese dolacak kadar da içine girerseniz artık geriye sizden eser kalmamış demektir.

İşte bu kitabın asıl konusu bu! Kıskançlık…

Yazarımız bu kıskançlığı kahramanımız üzerinden oldukça akıcı ve eğlenceli bir dil kullanarak anlatmış. Ben okurken keyif aldım .Buna ek olarak kitap zaten oldukça ince bir oturuşta okunabilir.

Şimdiden keyifli okumalar dilerim.
ataç ikon Başkasının Karısı
kitaba 7 verdi
2 beğen · 0 yorum
Mina

Mina

@minaa

Sadece ismiyle bile çok şey ifade eden bir kitap.

Dudaktan Kalbe…

Kitaba başlar başlamaz karşımızda o sanatlı, eşsiz diliyle Reşat Nuri Güntekin… Sadece dil ile olayların bütünleşip yarattığı akıştan bahsederek geçmek olmaz elbette. Yazarın değindiği konular öyle önemli ki keşke herkes bu aşk hikayesinin yanı sıra işlenen diğer o değerli noktaları hissetmiş olsa demeden edemiyorum.

Kitaptaki karakterlere dönecek olursak karşımıza ilk Hüseyin Kenan çıkıyor.
Kenan çocukluğunun yaralarını sırtlayıp hayatın bir ucundan tutmaya çalışan naif ve hasas ruhlu, yakışıklı bir adam. Henüz daha kendini bile tanıyamadığı genç yaşlarında boyundan büyük bir aşk ile kalbi yanıp kavruluyor. Öyle yaralar alıyor ki bir daha böyle canının yanmasını engellemek için aşkı “kalbinden dudaklarına” çıkartıyor (Aştan bu kadar etkilenmek herkesin harcı değildir. Duygularını ne kadar yoğun yaşadığını ve hassaslığını iyice fark ettiriyor bu noktada yazar).

İlerleyen dönemlerde Kenan başarıdan başarıya koşuyor. Bunu duyan çevresindeki insanların ona karşı davranışları değişiyor. Artık Kenan onların göz bebeği oluyor. Bu durumKenanı da değiştiriyor elbet. O kalbimizi ısıtan, hikayesiyle gözlerimiz dolduran çocuk yerini çapkın, şımarık ve bencil denebilecek birine bırakıyor. Kenan bu durumu şöyle açıklıyor: “Hevesim içimde mi gömülüp kalmış nedir bilmiyorum… Galiba çocukluğumun acısını çıkartıyorum…”

Kenan böyle devam ederken Lamia ile tanışıyoruz.

Onunda yaşadığı acılar konusunda Kenandan aşağı kalır yanı yok. . Kenanın hikayesiyle gözümüze dolan yaşlar Lamia ile beraber sel olup akıyor.Aralarındaki en önemli fark; Lamia geçmişini, yaşadıklarını kitleyip bir kutuya saklamak yerine sahip çıkıyor. Bu noktada bana biraz Stefan Zweig karakterlerinden olan “Bilinmeyen bir kadını” hatırlattı.

Lamia,bu koca yürekli kadın üzerinden yazarımız “Namus” kavramına da değiniyor. Şöyle ki küçücük bir kızın hayatına önem vermeden sadece namusunu kaybettiği gerekçesiyle onu hor görüp aşağılıyorlar. Kimse onu anlamaya nasıl, neden olduğunu anlamadan adeta bir hastalık gibi ondan bucak bucak kaçıyorlar. İşte bu kavramı yani insanların nasıl bencilleştiği, başkalarını yargılamak konusunda harika olup merhametten yoksun olduklarını yürekten hissettiriyor.

Sonu ise yine göz yaşları… Kime kızmak gerekiyor bilmiyorum. Kenana mı, Lamiaya mı,söylenenlere mi, söylenmemişlere mi…

Okumanızı tavsiye ederim, keyifli okumalar dilerim.
ataç ikon Dudaktan Kalbe
kitaba 7 verdi
2 beğen · 0 yorum
Mina

Mina

@minaa

Bir adam

Bir kadın

Bir kader

Ve

Aşk…

Yani alıştığımız “Türk Filmi” tadında. Ayrıca ölmeden önce yapılması gerekenler listeniz varsa oraya “aşık olmayı” ekletecek bir kitap.

Yazarın dili, anlatış tarzı oldukça akıcı. Okunması kolay bir eser. Ancak kitabın gidişatından sonunu tahmin edebildiğim için beni inanılmaz etkilemedi. Böyle durumlarda ben “gidişata” bakmayı tercih ediyorum.

Kitabın sonuna gelmeden işlenişi, aşkı anlatışı, kurulan cümleler çok samimiydi. Aşkın tanımı göz boyamak için değil kalpten yapılmıştı. Etkileyici kısım buydu. Yazar, kalbini ortaya koymuş gibi hissettim. Ve olaylar sırasında arkada çalan o müzikler... Kitabı okurken onları duyabilirsiniz.

Özetleyecek olursam kitabın sonunu tahmin edebilirsiniz. Ama güzel bir yolculuk istiyorsanız bu kitabı da okuyun derim. Keyifli okumalar dilerim.
ataç ikon Korkma Kalbim
kitaba 4 verdi
2 beğen · 0 yorum
Mina

Mina

@minaa

Mutluluk…
Hepimizin istediği, hayatımızda en yüksek oranda olması için elimizden gelen her şeyi yaptığımız bir mesele.. Mutluluğu bu kadar çok hayatımıza sokuşturmaya çalışırken mutsuzluğumuza ne oluyor diye daha önce hiç düşünme gereksinimi görmemiştim ancak şimdi bunun göz ardı edilmemesi gerektiğine inanıyorum. Çünkü bu kitabı okumadan önce sadece mutlu bir hayatın yaşamaya değer olduğunu düşünüyordum ancak şu an mutsuzluk olmasa hayatta nelerin eksik kalacağını öğrenmiş oldum.

Öncelikle elbette mutluluk çok güzeldir ama her şeyden mutluluk duymak hem imkansız hem de yorucudur. İmkansızdır çünkü mutluluğu hissetmemizi sağlayan vücudumuzdaki o hücrelerin, hormonların (yani mutluluğu sağlayan ne varsa) dinlenmeye ihtiyaçları vardır. Bu yüzden mutluluk sınırlıdır. Ee haliyle hayattan da devamlı mutluluk istemek anlamsızdır.Kitapta da geçtiği gibi “En sevdiğiniz yemeği fazla yerseniz, memnuniyetten ziyade bıkkınlığı teşvik edersiniz.”

Peki bize devamlı dayatılmış olan o mutluluk tablolarını yırtıp attıran mutsuzluk ne işe yarar? Mutsuzluk hayatımızın olmazsa olmazı. Aynı zamanda hayatımızı daha güzel seviyelere taşımamıza destek olan bir güç. Her zaman her şeyden mutlu olsaydık hala ağaçlarda yaşıyor olurduk. Bunun yanı sıra anlam arayışımıza oldukça katkısı vardır. Anlamımızı arayıp bulana kadar peşimizi bırakmaz mutsuzluk.

İşte bu kitap olaylara bu şekilde bakmamı sağladı. Bakış açımı değiştirmekle beraber, mutsuzlukla barıştırdı.

Değinmek istediğim son konu ise kitabın çevirisi. Çeviri de seçilmiş ve güncelliğini yitirmiş olan kelimeler kitaba anlamsız bir saçmalık katmış. Bu kelimeler neden seçilmiş hiçbir fikrim yok. Kitabın akışını bozmuş.

Ama çevirisine rağmen okunmaya değer bir kitap.
Keyifli okumalar dilerim.
ataç ikon Mutsuz Olmak
kitaba 6 verdi
2 beğen · 0 yorum
Mina

Mina

@minaa

Ben bu kitabı okurken kendimi Zeze gibi değil de onu, yani minicik bir çocuğun şeytan olduğuna inandıran, cahil insanlardan koruyamayan, hayatını kurtarma imkanım varken kurtaramamış olan biri gibi hissettim. Zeze tek değil, yaşadığımız yerde belki onlarcası var önemli olan onların hayatlarını aydınlatmak, onları o çukurdan çekip çıkarmak.

Her çocuk kendine sevgiyi öğretecek birine ihtiyaç duyarmış. Zeze neyse ki bu konuda şanslıydı. Kitap bittikten sonra tek avuntum sevmeyi ve sevilmeyi öğrenmiş olmasıydı. Keşke Zeze gibi olan çocuklara şiddetten önce sevgiyi öğretebilsek. O zaman her şey bambaşka olurdu belkide.
Buna ek olarak bir çocuğa şiddet uygulamak hatta doğası gereği yaptığı yaramazlıklardan dolayı şiddete uğraması affedilecek bir davranış değildir kesinlikle. Bu kitapta onu oldukça güzel bir şekilde yansıtmıştı.

Daha söylenecek ve yazılacak çok şey var ama kitapta her şey açık ve net bir şekilde anlatılmıştı bu yüzden devam etmiyorum. Okumazsanız olmaz bu kitabı.
Keyifli okumalar dilerim.
ataç ikon Şeker Portakalı
kitaba 9 verdi
1 beğen · 0 yorum
Mina

Mina

@minaa

İlk kez bir incelememde gerçekten onaylanma kaygım olmadan yazmaya karar verdim. Çünkü sizinle kendi cümlelerimi paylaşmadan ölürsem ve eğer öldükten sonra bana hayatıma göz atmam için bir şans verilirse ben bu kadar basit bir şeyi bile yapamadığım için üzüleceğim. O yüzden hala zaman varken…

Hayatın anlamını sorgularken, bir şekilde bir yerlerde var olma mücadelesi verirken, insanların görünmeye çalıştıkları kişiliklerin ötesini görüp inadına hayattan keyif almaya çalışırken Veronikayla tanıştım. Ve bu kendime gelmemi sağladı.

Veronika Ölmek İstiyor… Kitabın konusundan bahsetmek istemiyorum çünkü konusu arka kapağında yazıyor. O yüzden ben bu kitabın ne hissettirdiğine ve ne kattığına değinmek istiyorum.

Bence hayata dair yazılmış olan (en azından benim okuduklarım arasında) en iyi kitaptı. Hayat hakkında yoğun bir farkındalık katıyor. Ama o farkındalığı öylece hayatınıza sokmayıp ruhunuza işliyor.

Kitapta ilk dikkat çeken hepimizin farkında olduğu ama kimi zaman saçma sapan gülük işlerimizle unuttuğumuz kimi zamanda unutmaya çalıştığımız “ölüm” kavramı. Evet, Ölüyoruz. Her geçen gün daha da yaklaşıyoruz. Mesela şu an bu yazıyı okumaya başladığınız zamana göre ölüme daha yakınsınız. Veronikayla beraber bunu daha da yakından hissediyoruz. Ama ölüme belki bu kadar kızmamalıyız çünkü o olmasaydı şu anın, yaşamın, insanların kısacası etrafımızdaki hiçbir şeyin değeri kalmazdı.

Birde herkesi etkilediğini düşündüğüm bir kavram “onaylanma kaygısı” .Buna da değinilmiş. Az önce ölüyoruz dedik ya e peki madem ölüyoruz o zaman neden hala kendi hayatımızı yaşamıyoruz? Neden başkaları tarafından onaylanmayı, kabul görmeyi istiyoruz? Ölümümü kabul etmiyor muyuz ? Yoksa cesaretimiz mi yok? Aslında siz de biliyorsunuz ki cevaplarında bir önemi yok. Çünkü Ölüyoruz… Yaşamak en azından hayatımızda bir kez olsun kendimiz olmaya cesaret etmek zorundayız. Bunu hak ediyoruz.

Veronika dışında iki karakter daha var kitapta. Birisi Eduard. Onunla beraber öğrendiğimiz şey hayallerimizi başkaları için bırakmanın sonuçları. O bu bedeli biraz ağır ödemiş ancak bize güzel bir örnek oluşturuyor. Kısa hayatımızda eğer Tanrı kalbimize bir hayal koymuşsa onu gerçekleştirmek zorunda olduğumuzu düşünüyorum.
Ve Mari. Onunla toplumun sırf kendilerinden farklı şeyler hissettiği için oluşturduğu “deli” kavramını öğreniyoruz. Ve açıkçası bunun keyfini çıkartıyoruz. Farklılıkları kabul edip onlarla yaşayabileceğimizi görüyoruz.

Aslında kitap yaşamın renklerini bize sunuyor. Bu renkleri kullanmadan yaşanan hayata hayat denir mi? Kara vermek, seçmek gerek bir an önce. Her şeyi değiştirebiliriz.
Dediğim gibi ölüyoruz, ölüyoruz ama hala biraz zamanımız var.
ataç ikon Veronika Ölmek İstiyor
kitaba 10 verdi
17 beğen · 4 yorum
haybe okur haybe yasar (@haybeokurhaybeyasar)
Kaleminize sağlık. Soluksuz ilgiyle ve ilerleyen her satırla kitabı daha bi merak ederek okudum. Okuyacağım kitaplar listesine bu enfes parçayı eklememe vesile olduğunuz için teşekkür ederim Sn. @minaa
17.02.19 beğen cevap
Tenebris Casper (@carnage)
Şu kitabı okumadan hiçbir incelemesine bakmıyacam 😑 Bazıları inceleme yerine kitapı kopyalayıp atıyor komple spoiler yiyoruz. Ama emek var :) okuyanlar okusun 🤣
17.02.19 beğen cevap
40 harf (@noktalar)
Bu güzel, akıcı, keyif verici değerlendirme hakkında çok şey söyleyebilirim ama ben tebrik etmekle iktifa edeyim. Tebrikler...
17.02.19 beğen cevap
kerem ersoy (@keremersoy)
Teşekkürler
17.02.19 beğen cevap
/ 2