up
ara

erhan

Zahirde mühendis, bâtında sahaf / el-Aczu an derki'l-idrâk idrâkun / https://darkapi.com/author/munzevi/
erhan

erhan

@munzevi

Cümleten Regaip Kandilimiz mübarek olsun. Söylemesi adetten, mahiyeti samimiyettendir; dua eder dua bekleriz.
10 beğeni · 0 yorum beğen ikon
erhan

erhan

@munzevi

18 Mart Çanakkale/Afrin
Şu tarihi günde bir başka tarih yazan millet.

"Türk Silahlı Kuvvetlerinin 18 Mart Şehitler Gününde Türk Miletine, Tüm Şehitlerimize Armağanıdır."

http://www.resimag.com/

Putlar yıkılıyor. Demirci Kawa.

http://www.resimag.com/

Leopard tankından selamlar.

http://www.resimag.com/

Afrin merkez.

http://www.resimag.com/

Tsk & Öso birlikleri.

http://www.resimag.com/

O bayraktır dalgalanacak. Sözde yönetim binası.
EK 1
TSK twitter hesabındaki paylaşım.

https://twitter.com/TSKGn...290368743870464 18.03.18
EK 2
Afrin şehir merkezinde Türk Bayrağı göndere çekiliyor.

https://twitter.com/TSKGn...296213988896768 18.03.18
24 beğeni · 6 yorum beğen ikon
Mehmet (@yoldas)
Zalim Dehakların olduğu dünya da Demirci Kawaların ateşi hep yanacaktır. Eminim ki Demirci Kawa hakkında hiçbir şey bilmiyorsunuz. '' 2 bin 600 yıl önce yani MÖ 612 yılında Ortadoğu’nun ve Mezopotamya’nın hakimi, çok zalim bir Kral varmış. Kral Dehak, kocaman bir sarayda yaşar, ağzını açana, başını çevirene anında cezalar yağdırırmış.

Ancak bu astığım astık, kestiğim kestik Kralın, iki omzunda oluşan yaralarda önce kurtçuklar oluşmuş, sonra iki yılan peyda olmuş. Çaresiz acı içinde kıvranan Kral derdine derman bulmak için çırpınıp durmuş.
Henüz, MÖ 460 yılında yani 2 bin 500 yıl önce yaşayacak olan Hipokrat’ın dünyada olmadığı ve yeminin bilinmediği, ne Gezi görmüş, ne halk direnişine tanık olmuş kral soytarısı bir hekim, Krala, her gün iki gencin başını kesip, beyinlerini yılanlara yedirmesinin acılarını dindireceğini önermiş.

Dehak emir vermiş; MED diyarından her gün iki delikanlı seçilmiş. Aşçı delikanlılardan birini beynini krala sunup diğerini gizlice dağa göndermiş. Kralın zulmü, katliamları, onun himayesindekilerin haksızlığı ve adaletsizlik büyük bir öfke biriktirmiş. Günlerden bir gün sıra Demirci ustası Kawa’nın oğluna gelmiş. Yiğit ve boyun eğmez bir adam olan Demirci Kawa 21 Mart günü üzerinde iş önlüğü, elinde kızgın demiri dövdüğü balyozuyla meydana çıkmış. MED halkı sel olup yollara dökülmüş. Sarayı basıp, zalim Dehak’ın başını ezmiş, sarayını yerle bir etmişler. '' Şimdi Dermici Kawanın heykelini yıkıp yerine zalim Dehak'ın heykelini mi dikilecek ?
18.03.18 beğen cevap
erhan

erhan

@munzevi

Sünnet Olmadan Ümmet Olmaz
Sınava girecek olan arkadaşlar site üzerinden sınava girmek istedikleri okulu seçebilirler.

Haydi kolay gelsin :)

www.ufkayolculuk.com
5 beğeni · 10 yorum beğen ikon
Feyzanur (@vareste)
Dua eder dua bekleriz diyerekten. :)
14.03.18 beğen 2 cevap
Lümeya (@ayriksii)
Ben de şimdi online sınava kayıt oldum. Unutmaz da sınava katılırsam tabii.. :)
15.03.18 beğen 2 cevap
erhan

erhan

@munzevi

Film Olacak Şiir
Öyleyse, adamın eyvah ışıdı yüreği
eve dönmesine gerekçe
bulamıyacak bir daha.

Eyvah!
Çattı kaşlarını, ayağa kalktı yargıç
elindeki kalemi,
gülümsüyor, kıracak!
Atıldı öne, denize doğru lise birdeki oğlan
denize, yakuta, entegral hesaplarına.
Kardeşim!
diye haykırdı ablası arkasından
fırladı kanepeden
kopardı kafasını bekçinin
safirden bir baltayla.

Anneleri,
mutfakta kalan son bakır sahanı
alüminyum olanıyla değiştirdi.
Mesainin bitimine on kala
istifa etti vali
çamurlu bir yoldan
yayan yürüdü sınıf arkadaşı
olan nalbantın dükkanına.
Alay komutanı oğlu için
otomobil satın aldı
Mercury marka.

Kış geçti, öksürük haplarıyla,
geçti cumartesi.

Hiçbir şey söylemeyen sözlere varmak için
Her şeyin sonuna kadar söylenmesi gerekti.

incir… yarpuz… karamela…

La havle ve la kuvvete illa billah.
7 beğeni · 0 yorum beğen ikon
erhan

erhan

@munzevi

CNR paylaşım fotoğrafı
CNR
Dün uğradığım fuardan yayınevlerinden ziyade sahhafları dolaştım ve şöyle güzel bir netice hasıl oldu.
Alev Alatlı
ünlüye puan vermedi, inceleme eklemedi.
7 beğeni · 0 yorum beğen ikon
erhan

erhan

@munzevi

Konuşma Sanatı
Bir ilim adamı, konferans vermek üzere salona girmiş. Lâkin içerisi bomboş. Sâdece ön koltuklardan birinde bir hayvan bakıcısı, yâni bir seyis oturuyormuş. İlim adamı, konuşup konuşmamakta bir an için tereddüt etmiş. Derken seyise sormuş: "Senden başka kimse yok. Konuşayım mı, konuşmayayım mı?" Seyis şöyle cevap vermiş:

- Efendim, ben seyisim, dolayısıyla bu işlerden pek anlamam. Sâdece şu kadarını söyleyeyim ki, ahıra girdiğimde bütün atların kaçtığını, içeride sâdece bir atın kaldığını görmüş olsaydım, onu yine de beslerdim.

Mesajı alan ilim adamı, konferansa başlıyor ve iki saatten fazla konuşuyor. Görevini zevkle yapmanın gurûruyla ve tek kişilik dinleyicisinin de memnun olduğunu düşünerek soruyor:

- Konuşmamı nasıl buldunuz?

Seyis şu ilgi çekici cevabı veriyor:

- Hocam, başta da söylediğim gibi, ben bu işlerden anlayan biri değilim. Ama yine ahıra girip biri dışında bütün atların kaçtığını görseydim onu yine beslerdim ama elimdeki bütün yemi verip hayvanı çatlatmazdım.

Muhabbet Ateşi, Dursun Gürlek, s.69-70
Dursun Gürlek
ünlüye puan vermedi, inceleme eklemedi.
26 beğeni · 6 yorum beğen ikon
Red Red (@khaos)
Seyis tam sopalıkmış :)
13.03.18 beğen 4 cevap
Semih Kıran (@semihkiran)
sonu çok iyimiş :D
13.03.18 beğen 1 cevap
Btl (@buteyra)
:)))
13.03.18 beğen cevap
erhan

erhan

@munzevi

Fikret Çetin
İşte duruş budur!

Fikret Çetin büyüğümüzün "güncelleme" konusundaki esaslı yazısı.

Altta kısa kısa alıntılarını paylaşacağım bu yazıyı mutlaka okuyun.

https://yadi.sk/i/h_ZSg9FR3TDxG4

"Din, Allah bizim hayatımıza karışacak mı karışmayacak mı? Karışacaksa sadece evimizin içine mi karışacak yoksa sokağa, caddeye, işyerine de mi? Mesele, özü itibarıyla böyle bir şeyi prensip olarak kabul ediyor muyuz, etmiyor muyuzun tartışmasıdır."

"Bugün Cuma namazı iş hayatını aksatıyorsa suç bizi Cuma günü namaza çağıran dinin midir; yoksa müslümanların tatil gününü Cumadan Pazara tebdil edenler mi? Ve çözüm Cuma namazını Pazar’a almakta mı? Bugün bir ay boyunca gündüzleri aç kalmak ekonomiyi olumsuz etkiliyorsa suç orucu emreden dinin midir; yoksa para babalarının kârına hâlel gelmemesini halkının dininden daha fazla umursayan, halkını sermaye derebeyliklerinin serfleri hâline getiren siyasetçilerin mi?"

"Gâvurun kurduğu bir düzende faizle iş yapmaktan başka şansı olmayanlar, o batıl düzeni yıkmayı düşünmek yerine, faize nasıl fetva uydurabileceklerini düşünürler, sonra da dinden yüz bulamazlarsa suç bu çağa uymayan dinin midir? Artık ‘hayatın kaçınılmaz gerçekleri’ diye düşünmeye başladığımız resmî münkerat, zamanın birinde kurtuluşu frenkleri taklit etmekte gören melunların bu millete ettiği hıyanetin acı neticeleridir. Allah’ın bizi mecbur ettiği bir hayatın değil…"

"Fakat bu ülkede dini sulandırdığı için sigaya çekilme sırası ne zamandır fetva verenlere –velev problemli bir jargonları olsa da- gelebildi? Kur’an’dan şu şu ayetleri çıkarmalıyız diyen ilahiyatçılara kimse ses çıkarmazken, beğenmediği her hadise uydurma diyen sosyoloji profesörleri kanal kanal gezip ahkâm keserken, yarı çıplak kadınlarla işret meclisi kuran mehdiler kimseyi rahatsız etmezken, dinler arası dialog süreciyle İslam’ın umdelerini sarsanlar zamanında alkışlanırken nedense toplumsal hayata dair bir hükmü dile getiren bir hoca bütün muhafazakar (!) siyasetçileri birden rahatsız ediverdi. Ya da kızlarınızı mini etekle üniversiteye göndermeye İslam izin vermez diyen bir hoca gerici, fitneci ve yobaz oluverdi."

"Hz. Ömer’in o muhteşem tespiti bugün yaşamakta olduğumuz travmayı canevinden yakalıyor: İnandığın gibi yaşamazsan, yaşadığın gibi inanırsın!"
4 beğeni · 0 yorum beğen ikon
erhan

erhan

@munzevi

İsmet Özel paylaşım fotoğrafı
İsmet Özel
“Okumanın rehberi okumaktır.”
İsmet Özel
ünlüye puan vermedi, inceleme eklemedi.
8 beğeni · 0 yorum beğen ikon
erhan

erhan

@munzevi

Kardeşler Kıraathanesi paylaşım fotoğrafı
Kardeşler Kıraathanesi
Saat ona yirmi var.

- Ne demiş Einstein?
- Ne demiş?
- Gülü bir gün seni her gün seveceğim.
- …
- Ne var!
- O sözü İbn Sina söyledi sanıyordum ben.
- Geçen gün internette gördüm bunu. Eminim Einstein’ın olduğuna.
- Neyse ne. Dünkü matematik dersine gelen kız nasıldı ama? Hani şu parmak arası terlikleriyle lap lap yürüyüp en ön sıraya geçen.
- Evet. Bizim gözlüklü, defilenin bitmesini beklercesine tüm amfiyle beraber sessiz kalmıştı.
- İktisat bölümündenmiş kız. Ders boyunca o açı senin bu açı benim selfie çekti. Hayır yani bir şeye de benzese bari. Biraz…

DİNG!

Sanki bir kemer müsabakasından çıkmış kadar yorgun düşmüştü Leylâ. Ve asansörün sinyali de onun için bu hırgürün bitiş donguydu. Kısa süre içerisinde sağlı sollu post-kültürel yumruklar yemiş fakat cevap vermemişti. Sadece okkalı bir tokat atmak istemişti. Evet, tokat onu rahatlatabilirdi ama Leylâ onu da yapmamıştı. Bugün o gün değil! Edebini bozmadan sakince yurttan çıktı ve arkadaşlarıyla buluşacağı yere doğru adımladı.

Geçen akşam liseden arkadaşı Feyza, nam-ı diğer @vareste kendisini aramış ve hâl hatır sormuştu. Finallerin yaklaşmasıyla oluşan stresle yorgun düşmüş ve uyuyakalmıştı Leylâ. Çalan telefonla uyanmıştı. Çalışma temposunun yoğunluğu arasında eskilerden şimdiye uzanan bu sıcak ses çok iyi gelmişti ona. Değil iki, iki yüz bin milyon lafın belini kırmışlardı bir saat içerisinde. Belki de ona o kadar çok gelmişti. Az buz değil, tam dört seneyi beraber geçirmişlerdi. Leylâ, Feyza ve Reyhan. Evet, @reyhankurt da gelecekti buluşmaya. Feyza bir vakit onun da geleceğini ağzından kaçırınca Leylâ “yok artık” diye heyecanla parlamıştı. Reyhan Galata aşığıydı. Dil ve anlatım dersi öğretmeni ne vakit kompozisyon yazılmasını istese Galata Kulesi’yle ilgili bir şeyler karalardı. Karalardı da kelime mi, derya olurdu ama kendi kabul etmezdi bunu. Feyza’ysa daha küçüklüğünden itibaren şiirle uğraşırdı. Hatta il genelinde bir derece dahi elde etmişti. Bu derece sonunda İl Milli Eğitim Müdürü’yle bir fotoğrafı vardı ki hiç beğenmez, utanırdı. Ee Leylâ ve Reyhan’sa bu tatlı kızgınlık noktasını hemen her fırsatta değerlendirirlerdi. Bunları ve diğerlerini hatırladıkça bir acayip tebessüm konuyordu Leylâ’nın yüzüne. İngilizce dersinde öğretmenin yoklama listesinden her seferinde Reyhan’ı bulup metinleri ona okutması, Feyza’nın öğretmenler gününde aldığı sarı kravatın tarihçi Namık’ın engebeli göbeğinden aşağıya süzülüp asılı kalması ve ardından tüm sınıfın hep bir ağızdan kahkaha atması, yerli malı haftasında üçünün birden el emeği göz nuru anne sarması getirmesiyle arkadaşlarının bir hafta boyunca etrafı yeşil gördüklerini söyleyip onlarla dalga geçmesi ilk aklına gelenlerdi. Bir keresinde Türkçe öğretmeni derse gelmemiş ve okuldan kaçmak istemişlerdi. Hırçın müdür yardımcısı Nuran’ın elinde espressosu, kilolu vücuduyla top gibi yuvarlanırcasına peşlerine takılmasıysa… Güzel günlerdi.

Çalan telefonu sebebiyle toprağa yeni düşmüş yağmur kokusu eşliğinde yad ettiği günlerden sıyrıldı Leylâ. Arayan Feyza idi, Reyhan'la beraber yolda olduklarını söylüyordu. Kendisinin gelip gelmediğini soruyordu. Yaklaştığını söyledi Leylâ. Oldu olası erken gitmeyi severdi buluşma yerlerine. Bekletmeyi sevmezdi hiç. Hele ki böyle mükemmel bir buluşmaya geç gitmesi düşünülemezdi. Arkadaşları da gelmek üzereymiş.

Buluşma yerine yaklaştıkça heyecanlanıyor, heyecanlandıkça hızlanıyor, hızlandıkça dans edercesine adımlıyordu karla ıslanmış yumuşak zemini. Ne demişti yerin ismine Feyza? Kardeşler Kıraathanesi. Böyle de isim mi olur? Kitaplarla çevrili bir yermiş, fiyakalı servisi varmış, Tayfun Usta denilen sahibi çok nazik ve bilgili biriymiş, kimse kimseyi rahatsız etmezmiş vesaire vesaire. Evet ismini garip bulmuştu ama yeri merak da etmiyor değildi.

Tabelayı gördü Leylâ. Şıngırtılı kapı perdesini aralayıp içeri girdi. Eski kitap kokusu hemen o anda yüzüne çarptı. Gözlerini kapayıp derin bir nefes aldı. Enfes. Ne çok sıkışık ne de geniş bir yerdi içerisi. Etrafına şöyle bir bakındı, erken gelmişti ama çok değil. Birazdan diğerleri de burada olur. Kitap raflarına doğru yöneldi. Ellerini rafta gezdirirken aniden bir tanesini çekti. İsmet Özel’den Erbain. Hemen cam kenarında boş bulduğu bir masaya oturdu.

- Hanım kızım bir şey ister misin?

Tayfun Usta denilen kişi bu olsa gerek. Hafiften gülen bir edayla sormuştu bu soruyu. Bakışlarında merhamet, duruşunda heybet vardı.

- Çayınızın methini duydum. Varsa biri demli üç adet alayım.

Gülümsemesiyle birlikte dönüp ocağın başına geçtiğinde seslendi;

- Neden büyük ırmaklardan bile heyecanlıydı / Karlı bir gece vakti bir dostu uyandırmak.
- Anlamadım?
- İsmet Özel’den.

O anda renkli kapı perdesi şıngırdadı. Reyhan ve Feyza’yı kapıda gördü. Bir an için gözleri Tayfun Usta’ya kaydı. Gülümsedi Leylâ.

Saat onu yirmi geçiyor.
EK 1
16 beğeni · 25 yorum beğen ikon
Reyhan Kurt (@reyhankurt)
Teşekkür ederim. :) defalarca okudum. Feyza'yla aynı öyküde olmak çok güzeldi. Hayallerimizi sanki dinlemiş gibi yansıtmışsınız öyküye. İnşallah gerçek olur deyip selam gönderiyorum güzel dosta. @vareste Bir de Leylâ diye biri varmış. Onu da tanımak güzeldi. Memnun oldum. En çok sevdiğim ise Tayfun ustaydı. Sanırım kitaplarla dolu bir mekanda İsmet Özel'i bilen, hele de "Karlı bir gece vakti bir dostu uyandırmak" dizelerinden haberdar olan, üstelik çayı da ocakta demlenmek üzere olan bir amcayı\ Tayfun ustayı özleyişlerden bir gençlik yükseliyor. Çok güzel, mutlu eden, gülümseten bir öyküydü. Bu öykünün muharririne bin teşekkür. :)
05.03.18 beğen 3 cevap
kübra (@namtenahi)
Çok güzel bir anlatım. Okurken gözümün önüne Feyza\'nın heycanlı hali, Reyha\n'ın mütebessüm yüzü geldi. :)
05.03.18 beğen 3 cevap
Feyzanur (@vareste)
Vay be. Güzel, güzel ötesi. Önceden kalma ufak nüanslar, güzel hayaller , güzel hayatlara dahil olabilme keyfi. Ne desem ki. Okurken yüzümde kocaman -hatta aptal- bir gülümseme vardı. Fakat insanın bir gülümsemeye de ihtiyacı olurmuş. Ve evet, o hayatta olamasak da heyecanlandım. Böylesi güzel hayallerle anılabilmekten olsa gerek. Ve farkettim; içten içe hayallerde yaşadığımı.
Bir vakitler görmüştüm "Kardeşler Kıraathanesi"nin önceki yazısını, düşünmüştüm de, acaba Kardeşler Kıraathanesi'nde bir yer var mıdır ki? diye. Ve gün, güzel bir sürpriz getirdi.
Yaşanmış olayların farklı versiyonları gibi. Kişiler özenle seçilmiş, olaylar gibi. samimiyetten nasibini bolca almış hatta. Nakış nakış. Ve güzel dostlara selam, en samimisinden!
@munzevi müteşekkirim, kalemine ve ellerine sağlık. Feyza bunu beğendi. :)
@reyhankurt başka hayallerde de beraberiz, bundan başka ne mana çıkar ki acep? :)
@namtenahi , oraya seni de getirsek hiç fena olmaz :)
paylaşımı kaydettim, birkaç kere de okudum. bunu da belirteyim. Zamanında gelenlerden.
05.03.18 beğen 2 cevap
erhan

erhan

@munzevi

Teslim Ol
İsmet Özel;

"Hiçbir şey söylemeyen sözlere varmak için,
Her şeyin sonuna kadar söylenmesi gerekti"

Enver Gülşen;

"Zira bilmeden unutamıyor insanoğlu! Unutmak için önce bilmek gerekiyor."
İsmet Özel
ünlüye puan vermedi, inceleme eklemedi.
6 beğeni · 0 yorum beğen ikon
/ 17