up
ara

kader.cmln

Hayatın tamamını anlamalısın, sadece küçük bir parçasını değil. İşte bu nedenledir ki okumalısın, bu nedenledir ki göğe bakmalısın, bu nedenledir ki şarkı söylemeli, dans etmeli, şiirler yazmalı ve acı çekmeli ve bütün bunların yaşam olduğunu anlamalısın… ~J. Krishnamurti
kader.cmln

kader.cmln

@naturmort

Takunyalarının Sesi! paylaşım fotoğrafı
Takunyalarının Sesi!
Bursa cezaevinde Nazım Hikmet, Orhan Kemal’le aynı koğuşta kalmaktadır. Koğuş masasının üzerinde Orhan Kemal’ in (asıl adı ”Mehmet Raşit Öğütçü”) bir roman başlangıcını görür. Okur. Ayağında takunyalar koşarak avluya çıkar Nâzım Hikmet. Orhan Kemal’e soluk soluğa sorar;

“Siz mi yazdınız bunu?”. Orhan Kemal çekinerek, “Evet” der. Nâzım Hikmet büyük bir coşkuyla, “Birader, neden bahsetmediniz bundan. Siz nesir adamısınız! Hikâye yaz, roman yaz!” diyerek o gün bir romancının doğuşunun müjdesini verir.

26 Eylül 1943 Pazar sabahı Orhan Kemal’in cezası biter, hapishaneden ayrılır. Ayrılmadan birkaç gün önce Nâzım Hikmet’e bir şiir yazar, ona okur ve bu şiir Nâzım Hikmet’i ağlatır…

NÂZIM HİKMET'E / ORHAN KEMAL

Sen
“Promete’nin çığlıklarını
Kaba kıyım tütün gibi piposuna dolduran adam”
Sen benim mavi gözlü arkadaşım
Kabil değil unutmam seni.

26 Eylül 1943
Seni yapayalnız bırakıp hapishanede
Bir üçüncü mevki kompartımanda pupa yelken
Koşacağım memlekete.
Ve tren
Bir güvercin gibi çırpınarak istasyona girecek,
Gözü yaşlı bir genç kadına
Beş senenin ardından
Kocasını getirecek.

O dem ki boş verip istasyon halkına
Yanaklarından öperken sevgilimi
Sen neşeli mavi gözlerinle bakacaksın
İçimden bana

O dem ki yürekten her şey atılacak
Ekmek – kin – hasret
Fakat Nâzım Hikmet
Sen şu kadar kilometre uzakta kalmana rağmen
Aydınlık yüreğimin duvarına dayayıp sarı saçlı başını
Batan bir yaz güneşi hüznüyle ağlatacaksın arkadaşını.

Günler geçecek
Ekmek derdi çökecek omuzlarıma.
Fabrika.
Makinalar.
Tezgâhım.
Sana şekerkamışı, portakal yollayacağım.
Karım yün çorap örecek.
Her hafta mektup yazacağız.
-Askere almazlarsa eğer-

Unutabilir miyim seni?
Tahtakurusu ayıkladığımız hapishane gecelerini
Ve radyoda şark cephesinden haber beklediğimiz
Müthiş anların küfrünü!
-Radyonun yanındaki duvara
Kurşunkalemiyle abus insan yüzleri çizmiştin-

Unutabilir miyim seni?
Hâlâ beton malta boylarında duyuyorum
Takunyalarının sesini!

Unutabilir miyim seni hiç?
Dünyayı ve insanlarımızı sevmeyi senden öğrendim,
Hikâye, şiir yazmayı
Ve erkekçe kavga etmeyi senden!
Nazım Hikmet Ran
ünlüye puan vermedi, inceleme eklemedi.
55 beğeni · 13 yorum beğen ikon
turlim (@turlim369)
kıyafetler sizce de çok güzel değil mi?
16.01.19 beğen 2 cevap
turlim (@turlim369)
herkes mi?uyuyor ? ne bir paylaşım ne bir yorum o zaman dağlara yağdı hardan haber gelmedi yardan ya mektup
16.01.19 beğen 1 cevap
turlim (@turlim369)
ceren uyanık ama kinaye yok bu uyanıkta kısaca uyumuyor yani ceren naber
16.01.19 beğen cevap
kader.cmln

kader.cmln

@naturmort

Hani olur ya, ilk dinlediğinizde defalarca kulağınızda çınlar sonra müzik listenizin en sonunda yerini alıp unutulur bazı şarkılar.. Tozlu sıralardan bulup çıkardım şarkıyı, keyifli dinlemeler efenim:)
Cem Adrian
ünlüye puan vermedi, inceleme eklemedi.
7 beğeni · 0 yorum beğen ikon
kader.cmln

kader.cmln

@naturmort

Ahde Vefa Uğruna! paylaşım fotoğrafı
Ahde Vefa Uğruna!
1984 kitabında Orwell; ° Hiçbir yararı olmayacağını bile bile insan kalmanın çok önemli olduğunu düşünüyorsan, onları yendin demektir ° diyor. Vicdanımdan yorulduğum anlarda kendime hep bunu tekrarlatıyorum...
ataç ikon 1984
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
15 beğeni · 0 yorum beğen ikon
kader.cmln

kader.cmln

@naturmort

Hüsnün senin ey dilber-i nadide kamer mi ah
Huri misin ey afet-i can yoksa beşer mi
Aman aman aman aman aman

Gördükçe seni tazelenir sanki hayatım ah
Sensiz bana bu can-ı cihan zerre değer mi
Aman aman aman aman aman

Nergiz mi acep didelerin gül mü yanağın
Peymane-i kudret mi lebin şir-ü şeker mi
Aman aman aman aman aman

Geçmişimin en güzel tanığı bu şarkı ve bende diyorum ki; *sokayım zihniyete*
EK 1
Gazelin aslının anlamı;

Ey dilber senin güzelliğin görülmemiş bir ay mıdır,
Ey can yakan güzel, huri misin, yoksa insan mısın?
Genç (sevgilim) iniltilerimi gör ve halime acı,
gözlerimden akan gözyaşı mıdır, ciğerimin kam mıdır?
Gözlerin nergis, yanağın gül müdür?
Dudağın kudret kadehi midir, süt müdür, şeker midir?
Seni gördükçe sanki hayatım tazelenir,
bu cihanın ve bu canımın sen olmadıkça bir zerre değeri var mıdır?
Ey gönül süsleyen işveli güzel, senin güzelliğin bahçende öten
ABDİ midir, nağme söyleyen bülbül müdür, seherde çalınan saz mıdır? 03.01.19
14 beğeni · 9 yorum beğen ikon
Semih Oktay (@semihoktay)
Efendim! 😲🤤
03.01.19 beğen cevap
Orhan Şahin (@orhansahin)
- Yokluk adamı şair ediyor vesselam 😂
03.01.19 beğen cevap
Pınarr (@pinarr)
Tam tarzım ağır olsada seviyorum🙂🙂🙂
07.01.19 beğen 1 cevap
kader.cmln

kader.cmln

@naturmort

Mutlu Yıllar!! paylaşım fotoğrafı
Mutlu Yıllar!!
Kitaplara ba-yıl-dım! Küçük notlara ve ayraçlara ayrıca teşekkür etmek istiyorum.. Sanırım daha mutlu olamam ömrümde🌠
EK 1
@cansudogan7146 (umarım doğru yazmışımdır:)) 26.12.18
53 beğeni · 26 yorum beğen ikon
Canan (@cnnhni)
hah ciktimi c......ortaya😊
26.12.18 beğen 2 cevap
Cansu Doğan (@cansudogan7146)
Beğenmene çok sevindim :) Keyifle oku canım.
26.12.18 beğen 3 cevap
ruhadam (@ruhadam)
keyifli okumalar
27.12.18 beğen 1 cevap
kader.cmln

kader.cmln

@naturmort

Mutlu olabilirdik, boşlukta değil paylaşım fotoğrafı
Mutlu olabilirdik, boşlukta değil
Fernando Pessoa'nın şu sözünü içimden kırk kere falan tekrar ettim:
"Olduğum şeyle olmadığım şey arasında, hayal ettiğim şeyle hayatın beni yaptığı şey arasında bir boşluktayım."
Sabaha kadar açık kütüphaneler olsaydı. Öğrenciler için bedava çay, kahve ve çorba. Sigara yasak olabilirdi. Aşık olmak serbest.
Mutlu olurduk. Boşlukta olmazdık..
37 beğeni · 4 yorum beğen ikon
Bearded Angler (@beardedangler)
ahh ahh bu dunya,mütevazi insanlara değilde gençlere kalıyor ya hani!işte benı kara kara düşündüren şey budur dediğdi alimin biri ablam.sen öğrencilere herşeyin beleş olmasını deyınce o aklıma geldi.
haaa sen mutlu olucuysan cay corba kek börek beleş yapak sana.bu kadar ucuz şey yüzünden mutsuz mutsuz dolaşıpda,bızım
mutsuzluğumuza gölge düşürme yahu...
hahahahaha
15.12.18 beğen 3 cevap
Enes (@cortazar)
Bir söz Pessoa'nınsa mükemmel olmama ihtimali gerçekten azdır. Güzel paylaşım Kader :)
16.12.18 beğen 1 cevap
kader.cmln

kader.cmln

@naturmort

@hayataagulumse tamamen senin ruhuna uygun diye düşünüyorum😂
25 beğeni · 27 yorum beğen ikon
Hayata Gülümse (@hayataagulumse)
ahahaha çocuklar yönetmeyi bilmiyorlar daha, eksik kalmış cık bu benim ruhum değil 😂😂😂😂 bunlar daha yolun başında ben yapsaydım bu işi şaha kaldırırdım milleti 😂😂😂😂
20.11.18 beğen 1 cevap
Uzm. Serdar T. (@lizbon)
Sus artık 💪💪💪
20.11.18 beğen cevap
Müzeyyen (@buderinnbirtutku)
Mukemmel❤
20.11.18 beğen 1 cevap
kader.cmln

kader.cmln

@naturmort

Seyyan Oskay, kimilerine göre yerli Edith Piaf…
Dünyanın en güzel sesli kadınıydı. Sessiz, sakin, “sanat dünyası”nın hengâmesinden uzak bir yaşamı oldu. Yaşadığı gibi de öldü 1989 yılının 16 Mayıs’ında Seyyan Hanım. Bilenlerin kimi “yerli Edith Piaf” dedi, kimisi de “billur sesli soprano” ama onun hiç böyle bir derdi olmadı. Sahneye çıkacağı mekâna annesiyle geldi, sahnesi bittikten sonra evine annesiyle döndü. Alabildiğine mütevazı bir hayat sürdü, tam da ona Seyyan (anlamı eşit) adını veren babasının arzuladığı gibi bir cumhuriyet kadını oldu. Toktamış Ateş der ki “Seyyan Hanım ve Diğerleri” adlı kitabında: “Toplumun böylesine kirlendiği ve yozlaştığı bir Türkiye’de Seyyan Hanım’ın macerası insana umut veriyor ve inançlarını tazeliyor. Çağdaşlık, özgürlük ve bağımsızlık konularında ne kadar geri adımlar atılmış olursa olunsun ve ne kadar tehditler olursa olsun, bu tür insanların varlıklarına duyduğum güven beni iyimser ve hoşgörülü kılıyor. Seyyan Hanım’a ve Seyyan Hanımlara duyduğum sevgi ve saygı beni nostaljik özlemlere değil, Cumhuriyetimizin geleceğiyle ilgili umutlara taşıyor. Bu satırları karalarken Seyyan Hanım’ın billur gibi sesini dinliyorum. İnanın içim huzur ve mutlulukla doluyor. Türkiye, Seyyan Hanımların omuzlarının üzerinde yükseldi ve yükselecek. O zayıf ve naif görünen; biraz sivri çeneli, elmacık kemikleri hafif çıkık ve gözlerinde; hüznün ardında saklı, inanılmaz bir güç ve iradenin ateşi yanan Seyyan Hanımların… Ötesi, laf-ı güzaf’tır.”

Sesinin rengi ve gücü, kısa zamanda tanınmasını sağladı. Konservatuvar yıllarında İtalyanca ve Fransızca şarkılar söyledi. Bir süre sonra da Süreyya Sineması’nın olduğu binada, o zamanlar Kadıköy Opereti denilen yerde sahneye çıktığında henüz sadece 16 yaşındaydı.

1930-32 arasında İstanbul’daki Kırmızı Değirmen’de şarkılarını söyledi. Necip Celal tarafından bestelenen “Mazi Kalbimde Bir Yaradır” adlı ilk Türk tangosunu seslendiren de yine Seyyan Hanım oldu. Bu güzel eser, Seyyan Hanım’ın o duru sesiyle -hadi tam tarih verelim- 5 Şubat 1932’de hayat buldu. (Öncesinde Muhlis Sebahattin Bey’in enstrümantal bir tangosu bulunmaktadır.)
EK 1
Şarkının taş plak formunda olanını tercih ettim fakat daha net de dinleyebilirsiniz buradan; https://youtu.be/_SBoYajdSFQ 18.11.18
17 beğeni · 5 yorum beğen ikon
Tam Bağımsız Proton (@tambagimsizproton)
Bayıldım. Ben bu sesten Çalıkuşu'nu dinledim sanırım. Bir bakayım, bulursam ekleyeyim
18.11.18 beğen 1 cevap
buket (@ludingirra)
Teşekkürler...♥️♥️♥️
18.11.18 beğen 1 cevap
kader.cmln

kader.cmln

@naturmort

Uzun Destanda Kısa Bir Kesit!? paylaşım fotoğrafı
Uzun Destanda Kısa Bir Kesit!?
"Burası büyücü Kirke'nin (Circe) yaşadığı büyük bir adaydı. Burasının Latium kıyılarındaki bugün "Capo Circeo" ya da "Cape Circaeum" diye anılan yer olduğu biliniyor. Roma'ya 100 km mesafedeki bu kıyı, etrafındaki sığlıklar yüzünden deniz tarafından bakıldığından ada gibi görünür. Odysseus, Güneş Tanrısı Helios ile Okeanos'un kızı Perseis'ten doğma Kirke'nin yanında 1 yıl kadar kaldığı söylenir. Güzel bir kız olan Kirke, çok güçlü bir büyücüydü. Odysseus'un karaya çıkardığı öncü grubu aldı ve bir ziyafet düzenledi. İçtikleri şarabın içine ilâç koyarak hepsini uyuttu sonra da onları domuza çevirdi. İçlerinden sadece Eurylochus şaraptan içmedi ve fırsatını bularak kaçtı ve Odysseus'a yetişerek durumu anlattı. Odysseus tam adamlarını kurtarmak için kıyıya atılacakken Zeus'un emriyle Hermes gelerek Odysseus'a Kirke'nin büyülerinden uzak durmasını öğütledi. Odysseus inat edince Hermes ona sadece kutsal ve seçilmiş rahiplerin elleriyle toplandığında etki eden özel "malu" isminde bir ot verdi. Odysseus bu otu cebine koyarak Kirke'nin karşısına çıktı. Hermes, Odysseus'a Kirke'yi nasıl yeneceğini öğretmişti: Kirke, Odysseus'a içinde uyuşturucu olan bir şarabı içirecekken, içinde Hermes'in, onun da domuz şekline dönmemesini sağlayacak malu bitkisini atacak ve kılıcıyla Kirke'ye saldırıp, kendisine ve arkadaşlarına kötülük yapmayacağına dair yemin ettirecekti. Öyle de oldu. Kirke, Odysseus'un gücü karşısında etkilendi ve onu yatağına aldı. Tayfasını eski hallerine çevirinceye kadar Odysseus, onun tekliflerini geri çevirdi. Sonunda Kirke boyun eğerek adamları eski haline çevirdi. Odysseus'un Kirke'den Telegonus isminde bir oğlu oldu. 1 yıl kadar burada kaldılar. Ama Odysseus'un arkadaşları artık ona eve dönmesi gerektiğini hatırlatınca, Kirke buna Zeus'tan korkuğundan razı oldu ama bir tavsiyesi vardı: Ölüler Ülkesine (Hades) gidip yoldaki tehlikeler için kahin Teiresia'nın (Tiresias) ruhuna danışacaklardı. Kahinin ruhundan gereken açıklamaları aldıktan sonra tekrar buraya döneceklerdi. Odysseus eğer dönmez ise evine yine ulaşamayacaktı. Çünkü, bir tehlike daha vardı (Sirenler) ve bunu sadece Kirke biliyordu."
ataç ikon Odysseia
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
17 beğeni · 3 yorum beğen ikon
Canan (@cnnhni)
tam da bu kitaba bakiniyordum bende siradaki bu olabilirmi die fakat biraz gozumu korkuttu😊
12.11.18 beğen 1 cevap
kader.cmln

kader.cmln

@naturmort

Küçük bir öykü ☘
+Gördün mü?
-Neyi?
+Serçeyi.
-Çok uzun zaman önce,hasta bir serçe varmış,
ve güneye uçacak gücü yokmuş.
Bensiz gidin,demiş çocuklarına.
Kendime soğuktan saklanacak bir yer bulurum ve sizinle baharda görüşürüz.
Kuş bir meşe ağacına gidip yapraklarının arasına sığınabilir miyim diye sormuş.
Fakat meşe soğuk ve kendini beğenmiş bir ağaçmış ve onu reddetmiş.
Kavak ağacı,söğüt,karaağaç,
Hepsi kuşu reddetmiş,buna inanabiliyor musun?
Sonra ilk kar yağmış.
Serçe son çare olarak çam ağacına gidip sormuş.
Çam ağacı,sana fazla bir koruma sağlayamam,benim yapraklarım iğne gibi.
Fakat cevabım Evet demiş.
Neşe ile coşan serçe hemen oraya yerleşmiş ve ne olmuş biliyor musun?
Kışı atlatmış.
Çocuklar döndüğünde gözyaşlarını tutamamışlar.
Bunu gören tanrı diğer bütün ağaçları bencillikleri için cezalandırmış.
O günden sonra,
Tüm ağaçlar kış boyunca yapraklarını kaybetmişler,
Serçeyi kurtaran Çam ağacı dışında.

The Young and Prodigious T.S. Spivet (2013) Jean-Pierre Jeunet
38 beğeni · 4 yorum beğen ikon
nmsy (@sorgulayan)
muhteşem..
06.11.18 beğen 2 cevap
ruhadam (@ruhadam)
çok iyiydi, filmi merak ettim ve en kısa zamanda izleyeceğim
06.11.18 beğen 1 cevap
balçıklımısra (@tahagur)
Güzel ama çam ağacının hiç mi hiç yeri yok eski kitap ve ahitler de
14.11.18 beğen cevap
/ 4