up
ara

okunmuş kütüphane

Dekorasyon eşyası olan kitaplardan değil okunmuş kitaplardan kurulmuş bir kütüphane hayali için... Kitap tanıtım, yorum ve eleştirileri. Blogumu ziyaret etmeyi unutmayın. www.okunmuskutuphane.blogspot.com
Katılım Tarihi : 8 Aralık Cuma 2017 12:36 - 591 gün
Şehir : Konya / Türkiye (Turkey)
Dekorasyon eşyası olan kitaplardan değil okunmuş kitaplardan kurulmuş bir kütüphane hayali için... Kitap tanıtım, yorum ve eleştirileri. Blogumu ziyaret etmeyi unutmayın.
www.okunmuskutuphane.blogspot.com
okunmuş kütüphane

okunmuş kütüphane

@okunmuskutuphane

3 dakika geçti..
Ömründen sensiz.
Özlemle dolu o 3 dakika..
3 dakikadan nolur deme!
İnsan dediğin,
1 dakikada ölür,
1 dakikada sever,
1 dakikada özler,
Seni özlediğim gibi.
5 yorum
AcupOfCoffee (@sherlock)
1 dakikada da unutur.
1 dakikada da sinirlenir.
1 dakikada da siler.
02.07.19 beğen 1 cevap
okunmuş kütüphane (@okunmuskutuphane)
Bunlarda mümkün tabi :))
02.07.19 beğen cevap
okunmuş kütüphane

okunmuş kütüphane

@okunmuskutuphane

ALAADDİN TEPESİ-KONYA paylaşım fotoğrafı
ALAADDİN TEPESİ-KONYA
Sevgili @eseflal 'in daveti ile merhabalar. Konya deyince aklımıza ilk olarak Mevlana ikinci olarak da etliekmek geliyor galiba. Mevlanayı herkes biliyor. Malum Şeb-i Aruz törenlerine devletin büyük büyük hatta ve hatta en büyük kademelerinden katılımlar olur. Ama şöyle müzeyi arkanıza alıp da taaa karşıya baktığınızda orada bir yeşillik görür gibi olursunuz. Evet Konya gibi dümdüz ve kurak bir yerde bir yeşillik vardır. Hem de şehrin göbeği. Dikkatinizi çekerim "şehrin tam göbeğinde" demedim, "şehrin göbeği" dedim. Zira öyledir Alaaddin Tepesi esasında. Üzerine çıkınca ve etrafınıza bakınca orayı Allah yapısı bir tepecik zannedersiniz ama işin doğrusu öyle değil. Vakti zamanında o tepeyi düşmanların geldiğini erken görebilmek için toprakları yığa yığa yapmışlar. Üzerinde çok miktarda ağaç ve çim mevcuttur. Mangal yakmak yasaktır ama çekirdek serbest. Çay bahçesi vardır. Ama en güzeli içeceğinizi ve yiyeceğini alıp tramvay durağına karşı oturmak ve beslenmektir, geleni geçeni kontrol etmektir. Bu tepeciğimizin üzerinde bir de cami vardır. Bu cami ve tepe vakti zamanında surlarla kaplı bir saray bahçesi içindeymiş. Devletler yıkıla yıkıla surlar da ayakta duramamış. Toprağın altından tarih fışkırır bu tepeciğin. Ama Konya Büyükşehir Belediyesi'nin yıllardır bitiremediği kazı çalışmaları yüzünden fışkıramadı gitti. Laf aramızda bu tepeciğin altında hazineler, gizli geçitler vs. olduğunu diyen de çoktur. Hatta ve hatta tam karşılıklı yapılmış Mevlana türbesi ile bu tepenin altından gizli geçit olduğunu diyenler bile vardır. Zamanın Selçuklu Sultanları o gizli geçitten Mevlana'yı ziyarete giderlermiş. Miş miş miş... Orada bir kapı vardır tam Mevlana'ya bakar. Hiç açık görmedim ve hep merak ederim bu kapı nereye açılır diye. Acaba o kapı gizli geçidin kapısı mı? Bir Allah bir de yetkililer bilir. Alaaddin Tepesine geldiğiniz zaman bilin ki Zafer denilen ve Konya'nın en merkezi yerlerinden birindesiniz. Orada her bir şeyi bulursunuz. Ama bir hırdavatçı bulamazsınız :))) Rivayete göre Alaaddin Tepesi etrafında akan araç ve tramvay trafiğinden ötürü dünyanın veya Türkiye'nin en büyük döner kavşağıymış. Ama gidip ölçmedim ancak etrafında yayan bir tur atayım derseniz galiba 5-6 dakika kadar yürürsünüz. Belki daha fazla. İşte siz gelin yürüyün bi bakın ;)
Kimseyi tanımam etmem. O yüzden kimseyi davet etmiyorum. Bütün site davetlimdir.
EK 1: Kimseyi tanımam etmem. O yüzden kimseyi davet etmiyorum. Bütün site davetlimdir. 27.05.19
3 yorum
Eseflal (@eseflal)
😇 teşekkürler katılımın için 😇🌼
27.05.19 beğen 1 cevap
Osman ŞİMŞEK (@crpton)
Konya’yı çok özledim bayram tatilinde gelip heryerini telrar tekrar gezicem 😊😊
27.05.19 beğen 1 cevap
okunmuş kütüphane

okunmuş kütüphane

@okunmuskutuphane

Bir kasaba... Sıcaktan kavrulan ufacık bir şehir merkezi olan, sokaklarında rüzgarın kovaladığı toz bulutlarının dolaştığı bir kasaba. Bu cümleler size bir Amerikan filminden sahneleri hatırlatmış olabilir. İşte bu kitap da böyle bir kasabayı anlatıyor. Hikayeyi küçük hanım Scout Finch'den dinliyoruz esas olarak. Bu kasaba da Scout, kardeşi Jem ve arkadaşları Dill'in gözlemlerini, büyümelerini ve maceralarını çocukların diliyle okuyoruz. Yani romanın dili gayet sade ve sizi sıkacak cinsten değil. Yazar bu çocukluk maceralarını bize yavaş yavaş ve merak aşılayarak vermiş. Bu güzeldi. Fakat çocukluk anıları da bir yere kadar. Kitabın ortasına doğru sıkılır gibi olurken asıl meseleye geçiş yapıyoruz. Zaman zaman karakterlerden duyduğumuz ancak hiç esas mesele olmayan Zenci Tom'un kasabada görülecek olan davasına. Scout'un babası olan Atticus zenci Tom'un avukatı olmuştur. Kitabın içeriğine girmemek adına burada susuyorum. Fakat içeriğe girmeden anlatacaklarım var.
http://www.okunmuskutuphane.blogspot.com
Amerika, acaba her zaman demokrasinin beşiği (!) Amerika mıydı? Orada insanlar hep eşit miydi? Bu yazımda zenci kelimesini özellikle yazdım. Bu kelime bizde fazlasıyla esmer insanları çağrıştırırken acaba Amerika'da zenci ne ifade ediyor? Kitaptaki Amerika gerçekten adil miydi? Soruların cevapları kitabın içinde. Velhasıl kitap öz olarak Scout'un gözünden eski Amerika'yı adetleri, yaşayışı ve toplum yapısını çocukça anlatırken yine Amerika'daki zenci ırkçılığını, bu ırkçılığın adalete bulaşmasını ve bir avukatın "Savunma hakkı kutsaldır" düsturunu benimseyerek müvekkilini sonuna kadar nasıl savunduğunu anlatır.
Güzel ve sıkılmadan okuduğum bir kitap olmuştur. Tavsiye ederim. İyi okumalar.
http://www.okunmuskutuphane.blogspot.com
ataç ikon Bülbülü Öldürmek
kitaba puan vermedi
0 yorum
okunmuş kütüphane

okunmuş kütüphane

@okunmuskutuphane

Her hayasızlığı tanrılaştıran bu kavim üç şeyde birinci: kibirde, yalanda, fuhuşta. Ama bu meziyetlerini (!) öyle ustaca kullanmış, öyle pazarlamış ki, iki bin yıl tarihin baş köşesine oturtulmuş... İnsanlık, en rezil çocuğuna düşkün çılgın bir anne.
ataç ikon Umrandan Uygarlığa
kitaba 9 verdi, inceleme eklemedi.
0 yorum
okunmuş kütüphane

okunmuş kütüphane

@okunmuskutuphane

"Çağdaşlaşmayla batılılaşma arasında fark" ne demek? Batılılaşma miti eskiyince, yeni bir yalan çıktı sahneye, daha doğrusu aynı nazenin taze bir makyajla arz-ı endam etti: çağdaşlaşma.
ataç ikon Umrandan Uygarlığa
kitaba 9 verdi, inceleme eklemedi.
0 yorum
okunmuş kütüphane

okunmuş kütüphane

@okunmuskutuphane

Tarihle ilgili bir kitap daha... İngiliz İstihbarat Raporlarında Fişlenen Türkiye kitabımızın ismi. Yazarı Bülent Özdemir. Bu kitapla ilgili aslında çok da anlatacak bir şey yok. Adından nasıl bir kitap olduğu belli. Kısaca değinmek gerekirse. Malum istihbarat devletler için oldukça önemli. http://www.okunmuskutuphane.blogspot.com
İstihbarat deyince aklınıza hemen ajanlar, kovalamacalar gelmesin. Bir kişinin ne yediği, ne içtiği, ne giydiği, ne okuduğu nerelere gittiği, çocuklarının ne iş yaptığı, karakteri gibi şeyler de istihbaratın konusunu oluşturabiliyor. Yani aslında herhangi bir devlet için bir şekilde önemliyseniz (düşman veya dost olarak) tüm hayatınız istihbaratın konusunu oluşturabilir. İstihbaratı da sadece ülkelerin istihbarat teşkilatlarının (Türkiye'de MİT, Amerika'da CIA, İsrail'de MOSSAD vb.) görevlileri yani ajanları toplayacak diye bir kural da yok. İki bölümden oluşan bu kitapta kanımca Osmanlı'daki İngiliz ajanlarından çok elçilik görevlileri veya bir şekilde Osmanlı'nın devlet yüzüyle temas etmiş insanların gözlemlerinden oluşmakta. Birinci bölüm 1917 yılında Osmanlı'daki önemli kişileri anlatmış daha doğru bir ifadeyle kitabın adından da anlaşılacağı üzere fişlemiş. İkinci bölüm de 1919 yılında Osmanlı'daki aşiretleri ve yine önemli kişilerin fişlemelerini anlatıyor. Yazarımız fişlemelere hiç dokunmamış ve olduğu gibi kitaba aktarmış. Yorumunu katmamış. Sadece dipnotlarla, fişlemelerde isimleri geçen kişi, olay veya yerlerle ilgili bilgiler vermiş. Fişleme sayısını bilmiyorum ama göz kararı yaptığım sayımda yaklaşık 400-500 fişlemenin bulunduğunu söyleyebilirim. Fişlemeler bazen 1-2 sayfa sürebildiği gibi bazen de 3-5 satıra kadar düşebiliyor. Fişlenen kişiler arasında Osmanlı Sultanları da var. Peki fişlemelerde ne gibi bilgiler var? Fişlenen kimsenin alkol alıp almadığı, karakter yapısı, malı mülkü, siyasi görüşü, kimlere veya hangi gruplara yakın veya uzak durduğu, kadınlara düşkünlüğü gibi çok ilginç bilgiler mevcut. Yukarıda da söylediğim gibi istihbarat tüm hayatımızı kapsayabilir. Bu kitap da bunun somut bir örneği.
Velhasıl yaklaşık yarısını okuyup sonrasına göz gezdirdiğim bu kitap alıp bitirebileceğiniz bir kitaptan ziyade zaman zaman bilgileneceğiniz veya merak ettiğiniz bir kişi hakkında ne demişler deyip kapağını açabileceğiniz bir başucu kitabı. İyi okumalar.

Not: İstihbaratla ilgili ayrıntılı bilgi edinmek isteyenler buradaki ( https://okunmuskutuphane.blogspot.com/...f-dr-umit-ozdag.html )incelememi de okuyabilir.
0 yorum
okunmuş kütüphane

okunmuş kütüphane

@okunmuskutuphane

07.03.19

Şivlilik nedir?

Şivlilik, Konya’da Hicri takvime göre üç ayların başlangıcı olan recep ayının ilk perşembesini cumaya bağlayan gecede ve Regaip Kandili sabahı çocuklarca yapılan kandil kutlama geleneğidir. Konya’da bu güne “ilk namaz” adı da verilir.
Kandil gecesi kutlama geleneği Osmanlı Devleti döneminde padişah II. Selim’den (1566-1574) itibaren sürdürülmektedir.
Kandilden bir hafta önce çocuklar, gece sokağa çıkarak bu günün geleceğini, trampetlerle, kavallarla, fenerlerle mahalle mahalle dolaşarak haber verirler. Fenerini alan çocuk sokağa çıkar, yol ortasına gerilen ipe fenerini asar, bütün dükkanlar rengârenk, irili ufaklı karpuz, davul, sünme, kuyruklu ismi verilen kağıt fenerlerle, mumlarla donatılır. Çocuklar yakılan ateşin etrafında halka olur ve fener alayına katılırlar.
Regaip gecesinin sabahı ellerine birer torba alan çocuklar kapıları çalmadan içeriye girer;
Şivli şivli şişirmiş,
Erken kalkan pişirmiş,
İki çörek bir börek,
Bize namazlık gerek. Şivliliiiiik... diye bağrışırlar.
Ev sahibi önceden hazırlanan kuru üzüm, leblebi, incir, iğde gibi çerezlerden ve günümüzde daha çok şekerlemelerden çocuklara dağıtır. Aynı gün, hemen her evde, yağda kızartılmış mayalı hamurdan “bişi” yapılır ve yufkaların arasına konur. Buna pekmezle yapılmış un helvası ilave edildiği de olur. Bişiler komşulara dağıtılır. O gün erkekler ise mahallenin camiinde mum yakar. İkindi ile akşam namazı arasında mezar ziyaretleri yapılır, yatsı namazında camilerde mevlit okunur. Şivlilik günü aile büyükleri, komşu ve akraba ziyaretleri yapılır, “namazın mübarek olsun” temennisinde bulunulur. Bu ziyaretler sırasında önce yemek, ardından da çerez ve meyvelerden oluşan şivlilik ikramı yapılır.
Çocukların hatırlandığı, mutlu edildiği şivlilik, aynı zamanda birlik ve beraberlik duygularının pekiştirildiği bir gelenek olarak geçmişten günümüze varlığını sürdürmektedir.
yorum
okunmuş kütüphane

okunmuş kütüphane

@okunmuskutuphane

İkinci Aytmatov kitabını da bitirdim. Cengiz Aytmatov'un Dişi Kurdun Rüyaları... Aytmatov'un Gün Olur Asra Bedel ve Dişi Kurdun Rüyaları kitapları ile artık bende şöyle bir kanı oluştu. Aytmatov demek bozkır demek, kurtlar demek, trenler demek. Bu kitabı okurken yazarla ilgili kısa bir araştırma yaptım ve kitaplarının bir çok dile çevrildiğini öğrendim. Bu başarıda ki sır nedir? Orta Asya'nın bozkırlarından çıkıp evrensele ulaşmak nasıl bir şeydir? Cevap Aytmatov da saklı. Allah rahmet eylesin.
www.okunmuskutuphane.blogspot.com
Bu kitap aslında içinde iki hikaye barındırıyor. İki hikaye dediğimi kitabın içinde iki ayrı hikaye olarak algılamayın. Bu bir roman dikkatinizi çekerim. Ama ana karakter yani dişi kurdumuz Akbar farklı farklı insanlarla kesişmiş hayatında. İlk hikaye bir gazetecinin Orta Asya'daki uyuşturucu ticaretini araştırma hikayesi ve hazin sonu. Gazeteci Abdias Papaz Okulu'ndan kovulduktan sonra Orta Asya'daki uyuşturucu ticaretini bizzat o ticaretin içine girerek görmek ve bunu yazmak ister. Bu macerasında dişi kurdumuz Akbar ile tanışır. İkinci hikaye ise Boston'un hikayesi ve yine hazin bir son. Akbar'ın yavrularını çalan Bazarbay'ın kişisel ihtirasıyla Boston'un hayatını mahvetmesi. Her iki hikayede de baş rol Akbar'ın. Her iki hikayede de dönemin günlük hayatı ve Rusya'nın acayip uygulamalarına da göz atıyorsunuz. İçeriklere girmiyorum daha fazla. Heyecanınız kaçmasın.
Aytmatov'un dili gayet sade ve oldukça akıcı. Farkında olmadan sayfaları bitiriyorsunuz. Yani sıkılmayacağınız bir kitap. Anlatım tarzında dikkatimi çeken bir şey daha var. Romandan bir kesiti okurken ilerledikçe başka karakterlerin gözünden o ilk okuduğunuz kesite dönüş yapıyorsunuz. Bu tarz galiba Gün Olur Asra Bedel'de de böyleydi. Sevdiğim bir kitap oldu Dişi Kurdun Rüyaları ve tabi ki Cengiz Aytmatov'da sevdiğim bir yazar. Kesinlikle sıkılmadan bir çırpıda bitecek bir kitap. İyi okumalar.

Diğer roman incelemelerim için https://okunmuskutuphane.blogspot.com/search/label/romanlar
Diğer Aytmatov kitapları incelemelerim için https://okunmuskutuphane.blogspot.com/search?q=aytmatov
ataç ikon Dişi Kurdun Rüyaları
kitaba puan vermedi
0 yorum
okunmuş kütüphane

okunmuş kütüphane

@okunmuskutuphane

Misyoner Reklamlar
Ya bu sitede neden sürekli hristiyanlıkla ilgili sitelerin reklamı çıkıyor. Dikkatimi çekti her yerde Allah sizi bırakmaz, Bedava İncil vs. reklamlar var.
2 yorum
AcupOfCoffee (@sherlock)
Sanırım bizi yoldan çıkarmak için uğraşıyorlar. Kitap okuyan insanlar olduğumuz için. Kitapsızlaştırmak istiyorlar.
05.07.19 beğen 1 cevap
okunmuş kütüphane (@okunmuskutuphane)
Valla çok ilginç ya. Herkeste mi aynı acaba
06.07.19 beğen cevap
okunmuş kütüphane

okunmuş kütüphane

@okunmuskutuphane

ELA GÖZLÜ
Özlüyorum bitmeyen sohbetlerimizi
Gözlerinin elasında kaybolmayı bir de
Ne kadar yakındık ve ne kadar uzak
Dokunmuştu kalplerimiz vücutlarımıza inat

Gece başkaydın gündüz başka
Hep kızardın bu lafıma
Sevmezdim hiç gündüzleri
Kapatırdı ışığıyla kalbinin ferini

Şimdi yoksun hangi dünyadasın
Ben yine hülyalardayım
Ne gülerdin hayallerime
Hatırlıyorum şimdi hep mahzun

Kaldı şimdi bana fotoğrafların
Avunuyorum onlarla belli etmeden
Sen gelme demiştin en son
Gelmedim, gittiğim şehir boğdu beni
Kurtarırdı ancak ela gözlerinin hayali beni

Kulağıma çalınan arabesk müzik
Gözlerimde gözlerinin hayali
Sevdim mi acaba seni
Bir yanda itiraflar ve bir yanda inkarlar
Sus kalbim, yalnızca sus
Hayal et ve yalnızca dinle

Bitmek bilmeyen bu satırlar
Ruhumun ancak birazını anlatırlar
Çok kişi bulacak bu mısralarda kendini
Ancak biri görecek gerçeği

Geceler, ah geceler
Hatırlattınız bana yarimi
Geceler, ah geceler
Deldiniz geçtiniz yine
Aşkın hançeriyle kalbimi

OKUNMUŞ KÜTÜPHANE
0 yorum
okunmuş kütüphane

okunmuş kütüphane

@okunmuskutuphane

KONYA BULUŞMASI OLSA DA GELSEK
Keşke birisi Konya'da yaşayan üyeleri bir araya toplasa ve bayram sonrası buluşma ayarlasa, çay kahve içsek. Yok mu taliplisi?
3 yorum
AcupOfCoffee (@sherlock)
Takım elbise şartı olur mu.?
02.07.19 beğen 1 cevap
okunmuş kütüphane

okunmuş kütüphane

@okunmuskutuphane

Bütün Kur'an'ları yaksak, bütün camileri yıksak, Avrupalı'nın gözünde Osmanlıyız; Osmanlı, yani İslam. Karanlık, tehlikeli, düşman bir yığın.
ataç ikon Umrandan Uygarlığa
kitaba 9 verdi, inceleme eklemedi.
2 yorum
hemdem (@hemdem)
Ne güzel değil mi her türlü korkuyorlar
30.03.19 beğen 1 cevap
Recep Aydın (@recepaydin)
Bu kültür içindekiler için de Batı karanlık, tehlikeli ve düşman değil mi ? Eski tarihlerde başka toplumları barbar diye nitelendirmekten başka neye benziyor bu ? Nasıl ki eski toplulukların bu saçma önyargıları yersiz ise bugün bu bakışlar da yersiz değil mi ? Her toplum ve medeniyet kendine has özellikler taşır ve bu farklı özellikler o toplumu karanlık, barbar ve düşman kılmamalıdır. Her çiçeğin kokusu ve rengi kendine özgüdür. İnsanlığı, insanı kucaklamadan söylenen bu tür bakışlar hep sığ kalmış ve kalacaktır. İnsan bilmediğine düşman olur. İslamı anlamayan Batı medeniyeti ile Batıyı anlamayan islam medeniyetinin farkı nedir? Öncelikle anlam. Sonra anlamlandırma gelmelidir. Anlamaya çalışmalıdır. Anlam hakikatin anahtarı değildir de nedir? . Anahtarı olmayanın kapıya taşla, sopa ile saldırması barbarlık değildir de nedir.? Karanlık, tehlikeli ve düşman olan Batı, yada islam değil insanın ta kendisi değil midir ?
30.03.19 beğen 3 cevap
okunmuş kütüphane

okunmuş kütüphane

@okunmuskutuphane

Gübreden güzel çiçekler fışkırır. doğru! Ama lağımdan çiçek fışkırdığı görülmüş mü?
ataç ikon Umrandan Uygarlığa
kitaba 9 verdi, inceleme eklemedi.
0 yorum
okunmuş kütüphane

okunmuş kütüphane

@okunmuskutuphane

Çağdaşlaşmanın kıstası ne? Hippilik mi, bürokrasi mi, atom bombası imal etme gücü mü... Çağdaşlaşmak , elbette ki Avrupalılaşmaktır. Avrupalılaşmak, yani yok olmak.
ataç ikon Umrandan Uygarlığa
kitaba 9 verdi, inceleme eklemedi.
0 yorum
okunmuş kütüphane

okunmuş kütüphane

@okunmuskutuphane

Uzun süredir devam eden polisiye roman diyetimi Tess Gerrıtsen'in Siliniş adlı kitabıyla bozmuş oldum. Kitap, kapağında yazana göre New York bestsellerdenmiş. Bu kitap polisiyeden farklı bir tür gibi bence. Zira içinde insan kaçakçılığı, istihbarat vs. gibi konularda barındırıyor. Klasik polisiye romanlar gibi bir cinayet ve bul suçluyu değil. Anlatım gayet akıcı ve hoş olmuş. Sıkılmadan okuyabilirsiniz. Kahramanımız Jane, Boston'da polis teşkilatında görev yapmaktadır. Jane'in yolu hamile olduğu bir dönemde Belarus'tan kaçak yollarla Amerika'ya gelmiş ve fuhuş pazarının tuzağına düşmüş Mila ve Olena ile kesişir. Son cümleden de anlaşılacağı üzere kitabın ana teması Rusya tarafından Amerika'ya insan kaçakçılarının eline düşerek fuhuş pazarına sunulmuş genç ve belki de çocuk yaştaki kızların hikayelerinden ibaret. Kitap Mila'nın hikayesini kendi ağzından anlatması ile başlıyor. Bu kitaptaki anlatım tarzının ismini bilmiyorum ama hoşuma gitmedi değil. Bu tarzda Mila hikayesini anlatırken bir yandan da Jane'in hayatına konuk oluyorsunuz. Jane'in okuduğunuz yaşamı Mila'nın anlattıklarından çok sonra yaşanıyor. Jane'i okudukça Mila'nın anlattıklarına "haaa" diyorsunuz. Kitabın sonunda da Jane ve Mila eş zamanlı olarak kesişiyorlar.
Velhasıl sıkılmadan okuyabileceğiniz bir kitaptır. İyi okumalar.
http://www.okunmuskutuphane.blogspot.com
0 yorum
okunmuş kütüphane

okunmuş kütüphane

@okunmuskutuphane

İSTİHBARATÇI OLMAK İSTER MİSİNİZ?
"Ülkenizin birlik ve güvenliği için her türlü faaliyette bulunmaya ve sıra dışı bir kariyer yapmaya ne dersiniz? Bir istihbaratçı olmak ister misiniz?"
www.okunmuskutuphane.blogspot.com
Bir süre önce buna benzer bir iş ilanı yayınlanmıştı Milli İstihbarat Teşkilatı tarafından. Galiba görüntülü bir ilandı. Zannedersem ilana çok kişi başvurmuştur. Peki nedir bu istihbarat? "Mitçi", ajan, casus, istihbarat uzmanı nasıl olunur? Kendinizi bu alanda geliştirmek mi istiyorsunuz? Alın size kaynak bir kitap. Prof. Dr. Ümit Özdağ'ın İstihbarat Teorisi isimli kitabı. Kütüphaneden alırken şöyle bir göz gezdirmiştim kitaba. Birazcık akademik gelmişti ama her Türk gibi istihbarat işlerine olan merakım sebebiyle okurum nasıl olsa demiş ve kitaba el koymuştum. Fakat o iş öyle olmuyormuş. Bu kitap istihbaratın akademik yanı. İstihbaratın akademik yanı da olur muymuş dediğinizi duyar gibiyim. Oluyormuş öğrendim. Akademik bir kitaba ne denir bilemiyorum. Üniversitede işletme okudunuz veya tarih okudunuz veya tıp okudunuz. Hocalarınızın yazdığı ve size de gönüllülük(!) esasına göre tavsiye ettiği ders kitaplarınız vardır hani. Hah! İşte bu da istihbaratın ders kitabı bana göre. Altını çiziyorum bu kitap içinde komplo teorilerini barındıran veya şu olayda şöyle anlatıldı ama aslında şöyle olmuştu diyen kitaplar gibi değil dikkatinize. Ara ara işlenen konuya göre Türkiye ve dünyadan örnekler verilmiş o ayrı tabi. "Örneğin" ile başlayan ve benim en sevdiğim satırlar oldu bu örnek satırları. Yaklaşık 200 küsür sayfayı usanmadan okudum. Sıkıldım mı? Açıkçası sıkılmadım. Ama kitabı da yarım bıraktım. Sebebine gelince.. Ben bir istihbaratçı mıyım? Değilim. -Ama siz bana inanmayın zira kitapta kandırma, gizlenme ile ilgili bölümler de mevcut. Belki de bir istihbaratçıyımdır :)))- Olmadığım içinde ne işim olur istihbaratın akademik yönüyle. Bir gün Milli İstihbarat Teşkilatı'ndan bana iş teklifi gelirse -ki bu teklifi ciddiyetle ele alacağımı ilan ediyorum- o zaman hemen bu kitabı alır sular seller gibi öğrenir ezberlerim. Benim açımdan kitap böyle. Yok siz, ben işin akademik tarafını da öğrenmek istiyorum derseniz tercih sizin derim. İyi okumalar.
Meraklısına duyuruyorum. Aşağıdaki linkten Mit'e özgeçmiş bırakabiliyorsunuz :)
https://www.mit.gov.tr/iksayfasi/basvuru.html

Not: Bu yazıda istihbarat teşkilatımızı üzecek bir şey demediğimi düşünüyorum. Dediysem söyleyin hemen kaldırayım. Başımıza iş almayalım :)))))

www.okunmuskutuphane.blogspot.com
ataç ikon İstihbarat Teorisi
kitaba puan vermedi
0 yorum