up
ara
METİN ODALARI
FOTO ODALARI
VİDEO ODALARI

Edebiyat Köşesi

Ergün Çil

Ergün Çil

@erguncil

MUTENA İNSAN TÜRKAN SAYLAN paylaşım fotoğrafı
MUTENA İNSAN TÜRKAN SAYLAN
Aşağıda paylaşacağım yazı Gökşin Ablamın bilgisayarında bulduğu bir mektup. (Kendisi benim tesadüfen internetten tanıştığım ve 10 yıldan fazla sadece sanal ortamda görüştüğüm ve çok değer verdiğim emekli bir öğretmendir.) Gökşin Ablam biliyorsunuzdur belki, çocukluk arkadaşı olan sayın hocamız Prof. Dr. Türkan Saylan'ın kendisine göndermiş olduğu ve sakladığı mektupları ortak arkadaşları Ayşe Kulin'e vererek Türkan romanının yazılmasını sağlamıştı. Romanda da adı Gökşin olarak geçer ama soyadı yazmaz. Okumayan varsa o kitabı hala, lütfen okusun.

Hocam…
Soğuk bir Aralık sabahı Çapa’daki odasının kapısından içeri giren,üniversiteyi bitireli birkaç yıl olmuş genç bir biyologdu.
Kapıyı iki kere çaldıktan sonra kafasını uzattı.
─Hocam müsait misiniz? Biyoloji Bölümü’nden Avni Bey gönderdi beni. Aramıştı sizi.
─Hatırladım, hatırladım. Melanoma (cilt kanseri) genetiği ile ilgili çalışıyormuşsun, gel, içeri gel.
Yüzünde son nefesini verirken bile eksilmeyen o tatlı gülümsemeyle genç adama “Kahve mi içersin, çay mı?” diye sordu.
─Zahmet olmasın hocam. Bir, iki sorum vardı. Onları sorup sizi çok yormadan gideyim ben.
─Zahmet filan olmaz. Ben de şimdi tomografiden çıktım. İki laflarız işte.
Genç adam duraksadı…
─Meme kanseri tedavisi görmüştüm. Geçti, bitti diyorduk. Bugün öğrendim ki karaciğerimde de küçük bir leke varmış.
“Küçük bir leke” dediği, memesinde başlayan kanserin vücuduna yayıldığının ilk haberiydi aslında.
Genç adam durumunun farkına varınca, endişe dolu bakışlarla, nazikçe,
-“Daha sonra rahatsız edeyim sizi isterseniz?" dedi.
Hoca güldü ve “Çevrende hiç kanser teşhisi konan oldu mu çocuk?” diye sordu.
-“Hayır hocam." dedi.
─Bak o zaman sana ilk dersi veriyorum: Bu kanser denen mikrop tek başına hiçbir gücü olmayan zavallıcıktır. Kanser tek başına kimseyi öldürmez; ölümcül olması bir yalnızlık, bir çaresizlik, bir umutsuzluk, bir üzüntü, bir stres arar. Ona bu fırsatı vermezsen, er ya da geç çeker gider. O yüzden sen şimdi hocanı bu zavallı mikropla yalnız bırakmayı çıkar aklından ve anlat bakalım,ne yapıyorsun, ne ediyorsun?”
Böyle tanışmıştık Hocam Türkan Saylan’la.
“Tanışmıştık” diyorum ama bazen tanımak için tanışmak yetmiyor. Bazı insanları tanımak için onları yaşamak, anlamak, attıkları her adımdan, ağızlarından çıkan her heceden bir şey öğrenmek gerekiyor. Hoca da öyle biriydi.
O gün kapısından çıkarken "Sakın ha literatürü açıp 'Hocanın ne kadar ömrü kaldı?’ diye bakma, literatür insan hikâyesi yazmaz, rakam yazar." demişti.
Aradan geçen yıllar içerisinde hocayı çok daha yakından tanıma fırsatım olmuştu.
Ne zaman başım sıkışsa telefona sarılıyordum.
Bir gün “Ben bilim adamı olmaktan vazgeçtim Hocam!" diye aradım.
Kızacağını sanıyordum, kızmadı. Sadece bir öğüt verdi ki hâlâ kulağıma küpedir: “İnsan olmaktan vazgeçme yeter.”
Hoca haklıydı. Her karar aslında bir vazgeçiştir. O yüzden vazgeçebilirdi insan birçok şeyden ama insan kalmakta ısrar etmeliydi.
Böyle bir Mayıs ayında kaybettik Türkan Hoca’yı. “Kanserden öldü." dediler.
Yalan!
Hocayı kanser öldürmedi.
Genç kızlar da okula gidebilsin diye hayatını ortaya koyan, bu ülkenin yetiştirdiği en aydınlık yüzlü kadındı Türkan Saylan. Onu ölüm döşeğinde “terörist” ilan edenler öldürdü.
Onu televizyonların canlı yayınlarında, gazete köşelerinde “muhabbet tellalı” ilan eden medya p*z*venkleri öldürdü.
Bakmayın siz şimdi kurdukları sahnede oynadıkları “masum” rollerine…
Türkan Saylan’a ölüm döşeğinde ‘darbeci’ diye operasyon yapılırken sessiz kalan, cenazesine katılmaya tenezzül etmedikleri gibi bir çiçek bile göndermeye korkanlar yüzünden öldü Hoca.
Tanıştığımız gün kapısından çıkarken “Bakma” dediği o literatüre Türkan Hocam öldüğü gün bakmıştım. Biliyor musunuz ne yazıyordu? “En fazla bir sene…”
Oysa Hoca o günden sonra tam 13 sene daha yaşadı.
Ve bıraksalar belki bir 13 sene daha yaşayacaktı…
Hatırlıyor musunuz ne söylemişti? ,
“Kanser kimseyi tek başına öldürmez…”
C. T. I.
Ayşe Kulin
ünlüye puan vermedi, inceleme eklemedi.
4 beğeni · 0 yorum beğen ikon
Edebiyat Köşesi
Edebiyat düşkünlerinin biricik odasıdır. Kendi cümlelerinle paylaşımını yap.
ODA KURALLARI
  • Edebi bir metin hakkında, duygu ve düşüncelerini paylaşabilir, tespitlerini belirtebilirsin.
  • Kime ait olduğu belirtilmemiş, isimsiz veya başlıksız alıntılar, şiirler, özlü sözler kuraldışıdır.
  • Şiir seslendirmelerini paylaşabilirsin. Şiir ve seslendirme hakkındaki düşüncelerini mutlaka açıklamalısın.
  • Metinsiz ekran görüntüsü kuraldışıdır.
  • Lütfen ilgili kitabı, filmi veya ünlüyü ataç olarak paylaşımına ekle. Yapamıyorsan ünlünün ya da kitabın ismini belirt.
  • Kendi yazı ve şiirlerini 'Kalemimden' odasında paylaşabilirsin.
  • Küfür, hakaret içeren paylaşımlar kuraldışıdır.