up
ara
Gölge

Gölge

@golge2010

Kış Bahçesi  paylaşım fotoğrafı
Kristin Hannah ile yeni tanıştım. Bu zamana kadar okumamamın nedeni-çok popüler listede- yer alması ve toplumumuzda (ör: Sabahattin Ali denilince sadece Kürk Mantolu Madonna akla gelmesi ve çok okuyan bilgili görünme tavırları vs.) sergilenmesi (bende biraz ağır bir tabir olacak ama iğretilik uyandırdığı için) asla popüler kitaplara bakmama davranışı oluşturdu. Neyse sadede geleyim. Kız kardeşim tavsiye etti. Onun tercihlerine güvendiğim için kitabına başladım. Üç günde bitirdim. İlk sayfalarını okurken açıkçası biraz sıkıldım. Sanki hep ruhsal betimlemelerle ilerleyecekmiş gibi hissettim. Açıkçası içimden “Bu muymuş yeaaa” cümleleri geçmedi değil 😀 Kitabın ortalarına yani Meredith ve Nina’nın babalarının ölümünden sonraki annelerini tanıma sürecinin başlama zaman dilimleri kitaba yapışmamı sağladı. İtiraf edeyim kitapta hayran olduğum karakter ve belki de kendimi ruhsal olarak ya da isteyip de olamadığım özendiğim ruh Nina idi. Onun özgür, bağımsız, asi, inatçı, farklı coğrafyalardaki acıları tanıma ve sevdiği mesleği yapması. Kısacası kendi olmaya çalışan ve bir KADIN olarak bunun savaşını veren kazanan bir karakter olarak karşımıza çıkmasını çok sevdim. Meredith’e ise üzüldüm hatta kızdım. Bu kadar fedakâr olmak zorunda değilsin dedim. Başkaları için verilmedi bu hayat ve kendin için yaşamayı unutmak mutluluk getirmez nitekim onun ruh hali kitapta da o şekilde aktarıldı.
Kitapta beni etkileyen bir söz vardı. Bu KADIN’ın toplumdaki yerini tanımlıyor.
"Biz kadınlar kendimiz değil başkaları için seçimler yaparız ve anne olduğumuzda biz çocuklarımız için ne gerekiyorsa ona katlanırız. Onları koruyacaksın. Bu seni, onları incitecek. Senin görevin, kalbinin kırıldığını saklayıp ihtiyaçları olan şeyi yapmak." Bunu okuyunca annemi düşündüm. Annem de toplumumuzdaki “ fedakâr anne” profiline uyan, hayatını çocuklarına adayan, çocukları için hayallerinden sosyal hayatından kolayca vazgeçebilen fedakâr bir kadın. Onun bu şekilde olmasından hiç hoşlanmıyorum ve her defasında hayata bizler için gelmedin, kendi hayallerini, inançlarını, çizgini yaşamalısın anne diye uyarıyorum. Biraz da bu fedakârlığının altında ezildiğimi hissediyorum. Onun hakkını asla ödeyemeyiz. Böyle böyle gider hislerim...
Açıkçası kitabı okurken kendi annemizle olan ilişkimizi de sorgulamış oldum. Galiba fedakâr anne profiline uymayan bir ruhum olduğunu keşfettim. İşte bu anlamda Nina gibi özgürlüğüne, hayallerine koşmaya çalışan biri olmaya çalışacağım ya da öyle gözükmeye her neyse...
Bakalım bundan sonraki kitaplarında neler hissettireceksin bana sevgili Kristin Hannah? 😊
Not: Kütüphane Haftamız kutlu olsun! Evinizin yakınındaki kütüphaneleri ziyaret etmenizi ve etkinlikleri takip etmenizi tavsiye ederim. 🏛
ataç ikon Kış Bahçesi
8.8 (243 oy)
0 yorum