up
ara
Mehmet

Mehmet

@yoldas

Fakat en kötü şey, isyan günlerine dair anlattıkları hikayelerdi; alay edip şakalaşarak birbirlerine Cizira Botan'da yaşadıkları anıları anlatıyorlardı; ırzına geçtikleri kadınları, burunlarını, kulaklarını, ellerini kestikleri delikanlıları, ölülerin kulaklarından yaptıkları tespihleri, süngüyle değiştikleri karınları, genç kızların bedenlerinden kopardıkları gögüsleri büyük bir övgüyle, bizim de duyacağımız bir sesle anlatıyorlardı. Diğerlerinden daha çok kulak, meme, burun, el, ayak kesmiş olanın sesi daha gür çıkıyordu. Cudi, Cilo, Gabar, Herekol, Nemrut dağları, Tiyar, Müks vadileri, Dicle, Zap, Habur nehirleri, Van, Urmiye gölleri, her yer onlar için birer insan avı mekanıydı, onlar avcı, o diyarlarda yaşayan insanlar da avdı. Tarih tekerrür ediyordu, zafer egemenleri tekrar avcı, mağlupları da av yapmıştı.

İthaki Yayınları - Sayfa - 254

Tarih tekerrür etmeye devam ediyor sevgili Mehmed, daha acımasızca. Panzerlerin gölgesinde büyüyen, top sesleriyle uyanan çocukların yüreğinde bombalar patlıyor. Henüz doğmamış çocukların yüreklerindeki nefret, ötekilerin üstünde yıkıma sebep. Ve izlemekle yetiniyorlar, sessiz, sedasız her şey sessizliğe bürünüyor bu anlarda. Sessizlik öylesine korkunç bir egemenlik sürdürüyor ki, direnişin kalbine indirilen hançerden daha çok can acıtıyor. Çocuklar ölüyor, panzerlerin arkasında ölü bedenler, analar, analarımızın cesetleri günlerce sokak köşelerinde kimsesizliğe terk ediliyor ve sessizlik egemenliğini sürdürmeye devam ediyor. Ümran düşünselin Deli recebi geliyor aklıma böylesi anlarda; '' vicdanı olan delirir, '' diyordu. Vicdanı olan delirmiyor, onu susturmak için o kadar çok sebepleri var ki...Diyor ya bir başka kitabında; '' isyanları hep bu kadere'' diye.
0 yorum