up
ara
Mehmet

Mehmet

@yoldas

24. Yılında Srebrenitsa  paylaşım fotoğrafı
24. Yılında Srebrenitsa
Boynu bükük, yaralı, acılarla yoğrulmuş esaret altındaki şehirler, ülkeler vardır. Ölüm kokusu, kan kokusu, anne karnında ölüdürülen doğmamış çocuklar; yıkık dökük harabe evlerde, babasız kalmış yavrular, kocasız kalmış kadınlar, evlatlarını kendi elleriyle gömmüş analar iyi bilirler savaşları, katliamları öncesini ve sonrasını. Zamanın, vahşet anlarının en kadim tanıklarıdır. 1915'te Ermenilerin kalbine saplanan hançerin, Nazi Almanyasında Yahudilerin yüreğine saplanan hançerin, Dersim'de Kürtlerin - Alevilerin kalbine saplanan hançeri, İsrail zalimliği altında ağır zulme maruz kalan Filistin halkına saplanan hançeri, hemen yanı başımızda, Cizre'de, Sur'da, Amed'de, Şırnakta, Hakkari'de kokmasın diye buzdolabına saklanan çocukların yüreğine saplanan hançeri, Ruanda'da kasap satırlarıyla doğranan Tutsilerin yüreğine saplanan hançeri, Suriye, Irak, Yemen...Ve tarihte bugün srebrenitsa'da boşnak halkının kalbine saplanan hançeri tutan eller farklı olsada beslendikleri yer aynıydı; ırkçılık, milliyetçilik, öteki düşmanlığı, din ve siyaseti, devletlerin resmi ideolojisi, anti demokratik uygulamalar ve emperyalist politikalar...Oralarda sadece insanlar gömülmedi; umutlar, hayaller, özlemlerde onlarla birlikte gömüldü, katledildi... Yüzyıl öncesinin İç ve dış savaşlarına, insanlık suçlarına, katliamlarına cılız seslerle verilen tepkilerin samimiyetsizliği, günümüzdeki sessizliktir. Geçmiş zamanlarda, geçmiş çağlarda yaşatılan yıkımlara kim olduğuna bakarak tepki vermenin utancı altında ezilirken, bugünkü katliamlara susmanın ötesinde, taraf olmayı başarabilmek nasıl bir cehalettir anlamak mümkün değil. Tıpkı birbirine benzeyen hem geçmişin felaketleri, hemde günümüzün felaketleri karşısındaki insanoğlunun tutarsızlığı ne yaman bir çelişki. Kimden ve kime olduğuna bakmadan geçmişte ve günümüzde yaşanan yıkımlardan ders çıkaran, sorunu kökünde derinlerinde en derinlerinde arayan insanların mücadelesinden UMUTLUYUM...Çünkü onlar bana yıkımlarda, zulümlerde yalnız olmadığımız gerçeğini anlatıyor, ezberlenmiş cümlelerin soğukluğunu, samimiyetsizliğini gösteriyor, emperyalist politikaların beslendiği zehrin sarıp sarmaladığı yığınların cehaletini ifşa ediyor, insanı insan yapan halleri güçlükle elde edebilen insanların vicdanlarına, akıllarına dokunabilmenin yollarını gösteriyor...Susmayın diyor çünkü siz sustukça her gün birileri nefretin kurbanı oluyor. Bizi öldüren bu sessizliktir diyen insanların seslerine kulak verin diyor. Felaketlerin, kıyımların, katliamların fitilini ateşleyen savaş politikalarının karşısında durun diyor.
0 yorum