up
ara

Pekra Kitaplığı

Bir Osmanlı'dan Cumhuriet'e Geçiş Romanı
Leyla'nın Evi romanı kimilerince sıradan, kimilerince rezalet kimilerince ise enfes bir hikaye barındırır içinde. Şimdi şunu diyebilirsiniz: "Bu romanda birden fazla hikaye var." Haklısınız ilk bakışta öyle gibi duruyor ama genel çerçevede bakıldığında tüm hikayeler aynı aslında. Kimisinin ait olmadığı bir hayata isyanı anlatıyor kitapta, kimisinin artık ait olmadığı bir eve olan tutkusu, kimisinin artık kendisine ait olmayan bir evlada olan kızgınlığı, kimisinin de ait olmak istemediği bir babaya olan saygıyla karışmış nefreti, kimisinin ise ait olmak istediği kadına olan şefkati... Roman aslında aidiyet duygusunu işliyor. Hepimizin geçmişinde unutmaya veya unutmamaya çalıştığı, yaşadığı zaman diliminde uğruna savaştığı veya görmeden geldiği, geleceğinde yaşamaktan korktuğu duyguyu veya yaşamak için can attığı yani ait olma, ait olmama, ait olamama (adına her ne derseniz artık) duygusunu bize hem en acı hem de en tatlı şekilde hissettiriyor Zülfü Livaneli.

İnsanlığın acımasızlığı ve acınacak halleri aynı cümlede yer bulabilmiş kendine. Sadece bir virgül var arada. Anlatım her ne kadar sade gibi görünse de bir o kadar karmaşık. Bir önceki paragraf ile sonraki paragraf arasında çok farklı olaylar anlatılmış. Bu durum da anlatımı daha leziz hale getirmiş diyebilirim. Kitabın sonunu tahmin etmeniz sona yaklaştıkça kolaylaşıyor. Tabii ki bunda Ali Yekta Bey’in hakkını yememek gerekiyor. Kitap Leyla (Büyük Hanım) ve Roxy-Yusuf üzerine yoğunlaşmış ibi görünse de bence kitabın en sağlam karakteri Ali Yekta Bey idi. Geçmişi ile geleceği arasında sıkışmış, büyük hayalleri ve büyük hayal kırıklıklarına sahip bir karakter olarak aslında romanın bitiş imzanı o atmış.

Osmanlı ile Cumhuriyet geçişindeki sancılı süreci başarıyla anlatmış olsa da karşı devrimcilerin (Atatürk karşıtları – kula kulcular) görüşleri daha baskın verilmiş ya da bana öyle geldi bilemiyorum. Eğer bu kitabı başkası yazsaydı sanırım kitaba daha art niyetli yaklaşırdım.

Sona erdiğinde keşke bira daha uzun olsaydı diyeceğini türde bir kitaptı. Sanırım yılda bir defa okunabilecek, derdini okuyucuya başarıyla aktarabilmiş Serenad’dan sonra Z. Livaneli’nin en başarılı kitabı budur diyebilirim. İyi okumalar…
ataç ikon Leyla'nın Evi
kitaba 9 verdi
5 beğen · 0 yorum