up
ara

Gökdeniz mert

每本书都是一个世界
Dünyada yapılan ilk portre resimler paylaşım fotoğrafı
Dünyada yapılan ilk portre resimler
Mö 1 yüzyılda seyirciye dikilmiş gözleri, sizi binlerce yıl önce, Yunan Ptolemaioslar’ın Roma’ya boyun eğdiği dönemde yaşamış Mısırlıların yüzlerine yakından bakmaya davet ediyor. Ölüyü süslemek için yapılmış bu cenaze portreleri; Mısır, Roma ve Yunan geleneklerinin nasıl birbirine karışarak arkeolog ve müze ziyaretçilerini binlerce yıl sonrasında şaşkına uğratacak melez bir kültür yarattığını gözler önüne seriyor. insanı çok etkilyor binlerce yıl önceki bir insanın yüzünü görmek giyimini görmek onlar ile bağ kurmanızı sağlıyor ,
9 beğeni · 0 yorum beğen ikon
ATATÜRKÜ ANMAK paylaşım fotoğrafı
ATATÜRKÜ ANMAK
Hayatın boyunca ilkeli kişilikli durabilmektir , herkes yargılarken adaleti gözetip dinliyebilmektir adaleti hissetrebilmektir karşındakine . Bölüşebilmektir aç olan ile aşını ekmeğini , yorulmak bilmemektir direnmek yılmamaktır güçlüye karşı zayıfı korumaktır .ATATÜRKÜ anmak Kadınlara saygıyı özgüveni eşitliği göstermektir tokat atan tarafta değil önemsiyen tarafta olmaktır . Herşeyi öğrenmek kendini geliştirmektir okumaktır kurtuluş savaşında bile ! Eğitimi önemsemiş ödenek ayırmış bir ATATÜRKÜMÜZ var Doğayı canlıları korumaktır Üçbeş kuruşa ülkeyi satmayıp Yüreği temiz vicdanı rahat olabilmektir ATATÜRKÜ ANMAK
12 beğeni · 0 yorum beğen ikon
Zaman makinası aslında var paylaşım fotoğrafı
Zaman makinası aslında var
ülkemizde bu zaman makinasının işlemesini isteyen ve bu zaman makinasını ? Kullanmış bir gurup var . Protez kol öpen şifa olsun diye peçete yiyenler , kaşıkçı cinayetinde bile ! Vahabilieri kollayanlar ATATÜRK büstlerini parçalayanlar
5 beğeni · 0 yorum beğen ikon
 Atatürk Arboretumu paylaşım fotoğrafı
Atatürk Arboretumu
Büyük önder Atatürk tarafından Yalova'nın Termal ilçesinde 19 Ağustos 1929'da kurulan ve Türkiye'nin ilk canlı ağaç müzesi olan "Atatürk Arboretumu

"Atatürk geldiğinde burasının su şehri olacağını düşünmüş ve çok beğenmiş. Bunun üzerine buranın mimarisi için Paris'in başmimarı olan Henri Prost'u buraya davet etmiş. Henri Prost burada kalmış ve birçok çizimler yapmış. Burasını projelendirmiş. Aynı zamanda Atatürk yine İstanbul'dan Pandelli ustayı çağırmış, biliyorsunuz, çok iyi bir bahçıvan. Buranın ağaç dikimlerini, peyzajını ona yaptırmış. Şu anda da yine misafirlerimizi bu şekilde ağırlıyoruz"

Gürbüzoğlu, Atatürk'ün "Benim kentim." ve "Su şehri olacak.' dediği Yalova'da mimarisini bizzat kendisinin başlattığı aboretumun 19 Ağustos 1929 tarihinde kurulduğunu hatırlatarak, burada bin 800'ü aşkın ağaç, 370'e yakın palmiye bulunduğunu belirtti. Fark yaratmak her konuda
32 beğeni · 11 yorum beğen ikon
kader.cmln (@naturmort)
O dönemde ağaç dikip müze yapılıyor fakat bir de şimdiki halimize bakın! Binalar kuleler için ağaçlar kesilip katlediliyor.. Bat dünya bat.
09.11.18 beğen 4 cevap
BUKALEMUN (@karacurin)
Bak-ya"" şimdi talan ederler keş-ke Malezya da falan deseydin.🙄
09.11.18 beğen 4 cevap
Cihan Yıldız (@cihanyildiz)
Dostum burası İstanbul Bahçeköy'deki Atatürk Arboretumu olabilir mi?
09.11.18 beğen 2 cevap
Protez kol öpmek ve ötesi paylaşım fotoğrafı
Protez kol öpmek ve ötesi
İnsan protez bir kolu niye öper ki
11 beğeni · 7 yorum beğen ikon
iz'ah'sız (@rabiazeyneparslan)
"İnanmak esrarıdır esrarın" galiba afyonu fazla kaçırıyorlar bazen başka bir açıklama bulamıyorum.
06.11.18 beğen 6 cevap
Ozzy Yigit (@ozzyyigit)
iki şık var
; ya gerçekten öbür dünyada 40 bakire huri alacağına değer işler yaptığına yürekten inanıyor ya da öbür dünyada 40 bakire huri alacağına inananların gözünde değer kazanacağını bildiğinden.
06.11.18 beğen 5 cevap
Rabia Bilen (@rabiaa)
"Deliler Saltanatı" kitabını anımsattı.
06.11.18 beğen 3 cevap
5.000 Yıllık Köyde Sosyal Eşitsizlik ve günümüz paylaşım fotoğrafı
5.000 Yıllık Köyde Sosyal Eşitsizlik ve günümüz
Bleicher, “Her 8 ila 15 yılda bir, bu yerleşim yerleri terk edildi ve ev grupları yeni yerleşimler oluşturmak için yeniden örgütlendi.” diyor. MÖ 3234 ve 3060 yılları arasında, yerleşim yerinin içindeki ev grupları, dört farklı çeyrek bölümde bir araya gelme eğilimindeydi.

Bunlar kesinlikle sıralı paralel evler şeklinde düzenlenmişti. Ve bölgelerin bazı önemli farklılıkları vardı. Örneğin, yerleşimin bir evresinde, A bölgesi olarak adlandırılan alanda en büyük evleri yer alıyordu. B bölgesinde ise, diğer bölgeler gibi herhangi bir ayı-dişi kolyesi veya yüksek rütbeyi gösteren baltalar içermiyordu. Ayrıca A bölgesi ve B bölgesi ince kavak direklerinden oluşan bir çitle ayrılmıştı.Bleicher, “Bir yerleşim yeri içinde, insanların kendilerini komşu çeyrekten ayırmak için bir çit oluşturmuş olmasına çok şaşırdık. Bu gösterişli sosyal ayrımcılık, MÖ 4. binyılda hiç kimsenin beklemediği bir şeydi.” diyor.Ve günümüz artık onlara villa diyoruz tel örgüler güvenlikler ile çevrili kendilerini soyutlayan semirmiş zengin konutları “ sosyal eşitsizlik binlerce yıldır aynı
8 beğeni · 1 yorum beğen ikon
İlhan yücel (@ilhanyucel)
İnsanca yaşam her ne kadar köle efendi arasında bir noktanın çok ötesinde bir yerde desem de reel yaşam malesef bu durumu ütopik hale getiriyor.. Bunu komple kaldırabilecek bir düzen şimdiye kadar oluşmadı. İnsanın olduğu yerde her şeyi kendi emrine sunan insan, kendi türünüde kendi emrine sundu. Bu bitmek bilmeyecek bir akış sanki. Yer yer Yöneten-yönetilen, isteyen-karşılayan, talep eden arz eden hep aynı dengesiz duruşlara sebep vermiş. Piyasalar sanki insanlığın aynası, para herkesin ortak dili. Ve herkes ikna olmuş böyle bir yaşama. Sosyal eşitsizliği ortadan kaldırmak nerdeyse çok zor gibi. İnsan karşıdaki acının yokluğun büyüklüğünü hissetmedikçe eziyet çekeni anlayamadığı müddetçe kendinde ait olan mutluluğundan varlığından karşı tarafa vermesi mümkün olmayacaktır. Birde hangi miktarda verileceğinden tutun kim alacak kim verecek. 8-9 milyar insanında işin içine koyduğunuzda muhteşem kombinasyonlara denk gelirsiniz. Bunun içine emek,hırs,azim,statü,çoşku,hüzün,lüks,teknoloji,karamsarlık,direnç,iyimserlik vs.. insana dair ne varsa koyun. Kim ne kadar pay alacak bundan. Dünyamız tüm bunlara iyi dayanıyor diyorum bazen. Varlıklı kimselerin Olağanüstü Bir Gece kitabındaki kahraman gibi içten bir tetik alması gerekiyor belki de. Para gibi maddesel standartları eşitleyebilsek bile asıl sorun yine son bulmaz maneviyata erişene dek mücadele edilecek bir hayli yol var sanki insanın önünde.
06.11.18 beğen cevap
Otomat dünyası paylaşım fotoğrafı
Otomat dünyası
Yeni doğan zengin olmayan her çocuk otomatın yedekleme ünitesi gibidir , ilerisi için eğitilir beslenir hazırlanır son ürün kısmına cw denir bir nevi ? Otomattaki ürünlerden hangisi olacağına karar verilir. Eskimiş ve değersiz olan ürünler emeklilik denen atıl olan çöp bölümüne gider ki ! Yenileri gelsin . Maaş denen boyunduruk otomatta olmaya çalışmanın en büyük motivesidir . Otomatta hayat böyledir
6 beğeni · 0 yorum beğen ikon
Artık hac ve umre hizmetleri israil tarafından organize ediliyor paylaşım fotoğrafı
Artık hac ve umre hizmetleri israil tarafından organize ediliyor
Müslümanların bundan haberi bile yoktur vahabi köpeklerde suçu ararım israilde değil

S. Arabistan’dan yeni skandal: Hac ve umre hizmetlerini İsrail organize edecek
Ortadoğu’da, İsrail’in ortağı olma çabasına giren Suudi Arabistan, yeni bir adım daha atarak bu amacını pekiştirdi. Suudi Arabistan yönetimi, hac ve umre organizasyonunu yapan Suudi şirkete, İsrail menşeli bir şirketi ortak etme kararı aldı. Ortaklık kararı kapsamında İsrailli şirket, hac ve umre ibadetleri için Suudi Arabistan’a gelen ziyaretçilerin bütün bilgilerini toplayarak yanında tutacak.
8 beğeni · 4 yorum beğen ikon
Hakan (@hakani)
Yeni mi skandal. Neredeyse bir yıl oluyor benim bildiğim.
02.11.18 beğen 1 cevap
SULARA GÖMÜLEN BAYRAK  paylaşım fotoğrafı
SULARA GÖMÜLEN BAYRAK
Bir ulusun bayrağına verdiği değer kadardır namusu ve şerefi

1860’lı senelerde, Sultan Abdülâziz’in tahtta bulunduğu günlerde, bir İngiliz savaş gemisi Çanakkale açıklarında bir Türk çatanasına çarpıp batırır ve çatanada ne kadar denizcimiz ve balıkçımız varsa, hepsi hayatını kaybeder...

Şimdinin “karasuları” kavramı o günlerde henüz tam olarak ortada yoktur ama deniz kazasının meydana geldiği sular Çanakkale’nin hemen açıklarıdır ve Türkiye’ye aittir.

O günlerde imparatorluk çatırdamaktadır, gücünü neredeyse tamamen kaybetmiştir ve Avrupalı elçiler İstanbul sarayı ile Bâbıâlî’ye canlarının istediği herşeyi kabul ettirmektedirler. Önemli tayinleri bile İngiliz, Fransız ve Rus elçileri yaptırmakta; saraydan fermanlar, hükümetten de kararnameler çıkartmakta, hâsılı koskoca imparatorluğu parmaklarının ucunda oynatmaktadırlar…

Kazadan hemen sonra İngiliz sefiri saraya gidip Sultan Aziz’in huzuruna çıkar, allem eder, kallem eder ve hükümdarı İngiliz hükümetinin ölen Türk denizcilerin ailelerine üçer kuruş tazminat ödemesi karşılığında kazanın örtbas edilip diplomatik mesele hâline getirilmemesi konusunda iknaya muvaffak olur.

Zamanın sadrazamı Keçecizâde Fuad Paşa, elçinin padişahla görüşmesini öğrenir öğrenmez hemen saraya gider ve Sultan Aziz’e “Bu teklifi kabul edemezsiniz” der...

Padişah “Amaaaan Paşa! Batan gemi dedikleri şey küçücük bir çatana imiş! Aramızı güç-belâ düzelttiğimiz koskoca İngiltere ile bu çatana yüzünden mesele çıkartmaya ne lüzum var? Hem aileler alacakları tazminatlarla hayatlarını hâle-yola koyarlar” diyecek olur…

Ama, sadrazam “Şu anda tazminat kabul edemezsiniz efendimiz!” diye ısrar eder: “Edemezsiniz, zira denizde bir Türk gemisi batmıştır ama asıl batan, geminin üzerindeki Türk bayrağıdır... İngilizler önce harp gemilerinin bize ait sularda ne aradıklarını izah edip özür dilesinler, tazminat meselesini ondan sonra konuşalım. Önce özür dilemek, tazminatı da bu özürden sonra ödemek zorundalar. Kabul buyurmadığınız takdirde, işte istifanamem!”.

Sultan Abdülaziz artık diyecek birşey bulamaz, İngiliz elçisine verdiği sözden dönmek zorunda kalır ve sadrazamın söylediklerini elçiye kendi talebi imiş gibi gibi nakleder. İngiltere, neticede savaş gemisi Türk karasularına izinsiz girdiği için Babıalî’den resmen özür diler ve hayatını kaybeden denizcilerimizin ailelerine de bir güzel tazminat verir...

Zamanın güçsüz vaziyetteki Osmanlı hükümeti, devletin bayrağı sulara kaza ile de batmış olsa zamanın en güçlü memleketi olan İngiltere’ye batan bayrak konusunda resmen özür diletebilmiştir…

Devletin izzetinefsi, işte budur! Murat Bardakçı üstad alıntı
5 beğeni · 0 yorum beğen ikon
Doğayı çevreyi koruyanların ülkemizdeki sonu  paylaşım fotoğrafı
Doğayı çevreyi koruyanların ülkemizdeki sonu
ANTALYA’nın Finike İlçesi’nde doğaya zarar veren taş ve mermer ocaklarına karşı yürüttükleri mücadeleyle tanınan Ali Ulvi ve Aysin Büyüknohutçu çiftinin katil zanlısı 31 yaşındaki Ali Yamuç, tutuklu olduğu Alanya L Tipi Cezaevi’nde ölü bulundu. Yamuç ilk bilgilere göre kendisini asarak intihar etti. Katil zanlısı Yamuç cezaevinden gönderdiği mektupta, kapatılan mermer ocağında çalışan 'Çirkin' lakaplı kişinin cinayetler için 50 bin TL teklif ettiğini, 3 bin TL’sini ödediğini söylemiş, "10 gün içersinde param gelmez ise görüşürüz. İpleriniz cebinizde haberiniz olsun" demişti. Yamuç daha sonra verdiği ifadede bu mektubu reddetmişti. İddianamenin önümüzdeki hafta tamamlanması ve davanın başlaması bekleniyordu. Şimdi ölüm nedeniyle takipsizlik kararı verilmesi bekleniyor.
9 beğeni · 2 yorum beğen ikon
Bir Başak Kadını (@passiveaggressive)
Burası Türkiye demekten başka bir şey yapamıyor olmanın verdiği acı...
30.10.18 beğen 1 cevap
/ 34