up
ara

Reyhan Kurt

Aşka aşığım ben, leylaya değil.
Reyhan Kurt

Reyhan Kurt

@reyhankurt - Gaziantep

Geçen yıl okul kütüphanesinde nöbetçi olduğum sırada öğretmenlerimden biri kütüphaneye gelmişti. Kitapları tanıtıyordum. O sırada elimde Posta Kutusundaki Mızıka kitabı vardı. Eline verdim ve mükemmel bir kitap olduğunu söyledim. Tabii o raflara bakınmaya devam etti. Sonra raflardan Üstadın Para kitabını çıkardı, ''Bunu okudun mu?'' dedi. Okumadım deyince cevap şöyle:

''Bunu okumadıysan kendini mükemmel bir kitap okumuş sayma.''

O gün bugündür bu ''mükemmel'' kitabı okumaya niyet ediyorum ama bir türlü okuyamadım. Belki de cesaret edemedim. Mükemmel cinsinden bir kitap çok çabuk israf edilmemeli. Erteledim, bugüne kısmetmiş. Öğretmenim haklıymış. Gerçekten mükemmeldi. Bir kere okunacak bir kitap değil, her yıl bir kere eline almaya değer belki de. Ne zaman okursam farklı bir şeyler anlyacağımı tahmin ediyorum.

Bazı kısımlarda kendimi gerilim okuyormuş gibi hissettim. Kalplerini parayla evirip çevirmiş insanlar ele alınıyor. Yalnızca bir kağıt parçası insanları ahlaktan nasıl uzaklaştırıyor ve kitapta ''O'' diye geçen şahıs ise bu kağıt parçası sayesinde ahlakı nasıl idrak ediyor? Yapılan iyiliğin, verilen şeyin karşılığında para olmayan bir dünya düşleniyor.

Kitabın beni en çok vuran kısmı şöyle:

<<<KATİL- (O'na) İstersen yatağına götüreyim seni! Fazla kaçırdın! Seni ancak uyku paklar!

O- Yatağımı gösteren olsa bir daha uyanmamacasına yatacağım amma... Nerede o yatak?

KATİL- Bir otele gidelim.

O- Gitmem! Para isterler; iki gün uyanmayınca da polise verirler.

KATİL- Otel olur da para istemez, polise vermez olur mu?

O- Nasıl olmaz? Öyle bir otel tanıyorum ki, yıllardır uyuyan müşterilerini ne para diye dürtükleyen var, ne uyanmıyor diye polise haber veren.! Ohh!!! Girmişler yorganlarının altında uyuyorlar.>>>

Burada fazla kaçırdın demekle bahsedilen şey esrar. Son kısımda bahsedilen de banka.
ataç ikon Para
kitaba 10 verdi
4 yorum
Mâverâ (@mavera)
Listeye eklendi ;) Teşekkürler..
01.01.18 beğen 2 cevap
Feyzanur (@vareste)
Bende de listeye eklendi, :)
01.01.18 beğen 2 cevap
Reyhan Kurt

Reyhan Kurt

@reyhankurt - Gaziantep

Rüzgarı Yakalayan Çocukların Filmi
Film içinde görme engellilerin eğitim gördüğü bir okulda başlıyor. Orada eğitim alan bir çocuğun yaşamının sonuna kadar olan kısmını sunuyor izleyiciye.
İran filmleri net mesaj vermez. Mesajı çoğunlukla izleyiciye bırakır. Bence bu filmde sanatçının anlatmaya çalıştığı püf nokta yaratıcının her yerde oluşu. Sanatçı bu mesajı etraftaki hiçbir şeyi göremeyen, yaratıcıyı merak eden, ve onu dokunduğu varlıklarda arayan bir çocuk üzerinden anlatmış. Çocuk yanında eğitilmesi üzere bırakıldığı kendisi gibi göremeyen marangoza:
" Kimse beni sevmiyor! Ninem bile! Kör olduğum için herkes benden kaçıyor. Eğer görebilseydim, diğer çocuklarla birlikte köy okuluna devam edebilirdim ama ta dünyanın öbür ucundaki körler okuluna gitmek zorundayım. Öğretmenimiz, Allah’ın bizleri diğer kullarından daha çok sevdiğini söylüyor ama ben diyorum ki, madem öyle, bizi kör yaratmazdı ki böylece O’nu görebilelim. Öğretmenimiz dedi ki, ‘Allah görünmezdir. O, her yerdedir. O’nu hissedebilirsin. O’nu parmak uçlarını kullanarak görebilirsin.’ Allah’ı bulana kadar ellerimle her yere dokunacağım ve bulduğumda da, kalbimin bütün sırları dâhil, her şeyi anlatacağım" diyor.

Çocuk kuşa dokunuyor, rüzgara, suya, buğdaya...
Filmden çıkarımım şu ki: Gözün görmesiyle, gördüğü her şeyde yaratıcıyı görmesi aynı şeyler değil.

Çocuk filmin bir yerinde yolculuk esnasında elini camdan dışarı bırakıyor. Elini içeri koyması için uyaran babasına da "rüzgarı yakalıyorum" diyor.

Hiç rüzgarı yakaladık mı? Suya onu yaratanı hissederek dokunduk mu? Yaratıcıyı görmeyi bir çocuk üzerinden anlatan bu filmi beğendim. Majid Majidi iyi bir yönetmen ve senarist.
Cennetin Rengi
filme 9 verdi
4 yorum
kübra (@namtenahi)
Güzel inceleme. Listeye aldım. :)
21.12.17 beğen 1 cevap
Reyhan Kurt

Reyhan Kurt

@reyhankurt - Gaziantep

Cengiz Aytmatov ve Muhtar Şahanov arasındaki söyleşiden derlenen, karşılıklı sohbete dayalı, çok güzel mesajlar veren, zaman zaman sıkan bir kitaptı. Cengiz Aytmatov okumaya bu kitapla başlanabilir. Mesela Gün Olur Asra Bedel kitabında geçen olay, Cengiz Atmatov'un bu kitapta anlattığı çocukluğuyla bağlantılı. Gün Olur Asra Bedel kitabını yazarın çocukluğuyla bağlantılı olduğunu bilerek yeniden okumayı isterim. Yine Gün Olur Asra Bedel'den yola çıkarsak, Cengiz Aytmatov kitabın bir yerinde sevdiği bayan Babüsara ile bir yolculuktayken Babüsara'nın : ''Hayatta asra bedel bir gün oluyor.'' dediğinden bahsediyor. Bu da insana yazar acaba buradan mı esinlendi dedirtiyor.

Özellikle vatan, anayurt, tarihi hafıza, mankurtlaşma, bazı manevi değerler üzerine çok iyi tespitler sunuyor. Mankurtlaştırmanın günümüzde de üzerimizde oynanagelen ama farkında olmadığımız bir oyun olduğunu öğrenerek sarsıtıyor. Evet, bağlarımızdan koparılıyoruz. Tarihimizi bilmeyerek veya yanlış kaynaklardan öğrenerek köklerimizden yavaş yavaş kopuyoruz ve bu da bizi mankurtlaştırıyor. Ne kadar vahim bir durum ki, bu vehametin farkında değiliz.

Bazı yerlerde sıkılmıştım ama kesinlikle çok güzel mesajlar aldım.
ataç ikon Şafak Sancısı
kitaba 8 verdi
2 yorum
Duygu Ceylan (@duyguceylan12)
Mankurtlaştırıldık biz yavaş yavaş özümüzü, öz kültürümüzü köreltiyoruz. Farkında değiliz çünkü farkında olmak için araştırmak adına bir çaba sarf etmiyoruz. Her şeyi kendimizi bile yeri geldiği zaman bidon bir kavrammış gibi niteliyoruz, yaşamak için ölümü bekleyen canlılar gibi öylesine yaşanılıyor bazen. Hatta sadece günümü kurtarsam da ertesi günü öyle böyle geçiririm diye düşünerek yaşayanlardan aramızda milyon tane var. Ama bu milliyetçilik duygularının tamamen köreldiğini düşünmüyorum özellikle gençlerde var bu nadir de olsa kendini belli ediyor, doğru bir şekilde işlenmesi, uyandırılması gerekli.
10.12.17 beğen 1 cevap
Reyhan Kurt

Reyhan Kurt

@reyhankurt - Gaziantep

Beyazıt'ı her şeyiyle 152 sayfada gezme imkanı sunuyor. Bu gezide Kapalıçarşı'yı, Beyazıt Yangın Kulesi'ni, Sahaflar Çarşısı'nı, Küllük'ü, Çınaraltı'nı şairlerle beraber görmek mümkün. İstanbul'u hiç görmediği halde çok özleyen biri olarak bu sayfaların arasında yaptığım yolculuk bana çok iyi geldi. En azından Beyazıt'a aşinayım bu kitap sayesinde. Tavsiye edilesi. Bir sürü tarihi bilgi de elde ettiren, huzur veren ve eskiyi özleyen bir kitap.
0 yorum
Reyhan Kurt

Reyhan Kurt

@reyhankurt - Gaziantep

Son zamanlarda okuyup da en çok etkilendiğim kitap. Ali Ayçil'i dergide okuduğum yazılar haricinde ilk kez okudum. Zaman zaman Gerçek Hayat, İzdiham gibi dergilerde çıkan yazılarına hayran oluyordum fakat bir kitabını okumaya ilk kez giriştim. İlk sayfasından itibaren yazar beni küskün olduğum ruhumla barıştırdı ve yazarın içinde kendimle yolculuğa çıktığımı fark ettim. Çok hüzünlü bir günde kendinizi sokağa atarsınız da, hüznünüzü yollara dökerek yürürsünüz ya...İşte o tadı veriyor kitap. Kitaba başlamadan evvel kovulmuşların evinin neresi olabileceğini annemle tartıştık. Meğer dünyaymış. Biz kovulmuşların evindeyiz, evet. Biz gurbetteyiz, sürgündeyiz. Kitap bu sürgününe olan hüzünden ibaret. Kitap her cümlesiyle etkiledi ama bir cümlesi bilmeme rağmen ilk kez farkettiğim bir şeydi: ''Her yaprak yalnızca bir kere sararır.'' Sonbahardayız, nice sonbaharlar gördük, nasipse göreceğiz. Ama hiç her yaprağın bir kere sarardığını durup düşünmemiştim.
''Kendime seyyahlık'' diye bir ifade görmüştüm okurken. Tam da bu işte bu kitabın işlevi. Dünya şu sıralar sizin için de katlanılmaz gibi duruyorsa, içiniz bu kitabı arıyor yeni bir yolculuğa çıkmak için. Çocukluğa yolculuk, anneye yolculuk, babaya yolculuk, camiye yolculuk, ölüme, hayata, sonbahara, suya, en çok da kendine...
ataç ikon Kovulmuşların Evi
kitaba 10 verdi
3 yorum
Feyzanur (@vareste)
Kitap alinacaklar listesine eklendi, daha nice okumaların olsun :)
08.10.17 beğen 2 cevap
Reyhan Kurt

Reyhan Kurt

@reyhankurt - Gaziantep

YAĞMUR
''Bu film böyle bitmemeliydi.'' diye yakındığım filmlerin başında geliyor artık. Filmin teması nedir diye soracak olursanız ''ayrılık'' derim hiç düşünmeden. Ayrılık denen zulmün kat be kat zalimi işleniyor filmde.Hiç söylenmemiş bir aşkın temizliğine kapılıp gittim film boyunca ve aşkın bu kadar zor , bir o kadar da temiz anlatıldığı bir film izlemedim diyebilirim. Latif'in Baran'a olan aşkı şimdinin menfaate dayalı aşklarından ne kadar farklı. Tomar tomar paradan, yeri gelince kimliğinden vazgeçtirecek bir aşk ,ve hiçbir zaman dile getirilerek derinliği bozulmamış. Hep uzaktan sevilmiş, farkındalık bile yok. Yağmurun bir ayak izine değişindeki hüznüyle kalacak hep hafızamda. Tavsiye edilesi bir film.
Baran
filme puan vermedi
0 yorum
Reyhan Kurt

Reyhan Kurt

@reyhankurt - Gaziantep

Güzel bir kurgu olmasıyla birlikte çok hafif bir dili vardı. Okurken zorlanılacak, bir cümlenin üzerinden bir iki defa geçilecek bir kısım göremedim. Knut Hamsun'un okuduğum ilk kitabı ve Behçet Necatigil çevirisiyle yazılmış. Kitapta bir ömür boyu sürüp, kavuşması mümkün olunmayan bir aşktan bahsetmiş. Romanın ana karakteri Johannes, şatonun güzel kızı Victoria'ya çocukluktan beri aşık ve hisleri karşılıksız değil. Ama bir değirmencinin oğlu olan Johannes fakir olduğu için bu aşka kavuşma pek mümkün değildir. Kız başkasıyla nişanlanır, oğlan başkasıyla ve gelişen bir takım olaylar neticesinde Victoria hasta olur ve ölür. Kendinizi Charles Dickens'ın Büyük Umutlar kitabının basite indirgenmiş halinde gibi hissedeceksiniz. Hayran kalınacak bir kitap değil, okuyucuya çok şey kattığı da söylenemez. Ama okumaya değer.
ataç ikon Victoria
kitaba 7 verdi
0 yorum
Reyhan Kurt

Reyhan Kurt

@reyhankurt - Gaziantep

İçinde Anadolu insanının hayatı geçen kurguları seviyorsanız bu kitabı okumalısınız. Birçok öyküsü alıp başka alemlere götürdü. Özellikle kitabın ilk öyküsü olan Değirmen'i okurken müthiş bir hüzne ve heyecana kapıldım ve kitabın içindeki en güzel öykü olarak onu düşünüyorum. İçinde geçen ''Adaşım'' hitabı okuyucuda samimi bir algı oluşturuyor. ''Sen sevgiline ne verebilirsin sanki?Kalbini mi? Pekala ikincisine? Gene mi o? Üçüncü ve dördüncüye de mi o? Atma be adaşım, kaç tane kalbin var senin?'' olarak geçen bölümü okuduğunuzda kitaba daha çok sarılacaksınız zira çağın en büyük sorunlarından birini daha ele alıyor yazar. Kırgangıçlar öyküsü Değirmen'den hemen sonra yerini alıyor en güzel öykü sıralamasında. Kırlangıçların dünyasına iniyorsunuz farkında olmadan. Ve sonra da küçük küçük güzel öykülere kendinizi sıcak, gerçek bir alemin derinlerine kaptırıyorsunuz. Okunası bir kitap.
ataç ikon Kamyon
kitaba puan vermedi
0 yorum
Reyhan Kurt

Reyhan Kurt

@reyhankurt - Gaziantep

FURKAN DOĞAN
Bu kitap nasıl anlatılaabilir ki, her sayfasında ağlatan başka kitap okuyabilecek miyim bilmiyorum. 19 yaşındaki Furkan Doğan'ı anlatıyor. Mavi Marmara'ya binmeseydi, Cerrahpaşa Tıp Fakültesi'ni kazanmış, ama o cenneti tercih etti. Şehadetinden birkaç saat önce yazdığı yazı da tüyler ürpertmeye yetecek ölçüde. ''Şehadet şerbetine son saatler inşallah. Var mıdır acaba daha güzel bir şey? Varsa o da sadece annemdir. Ben de emin değilim, kıyasları çok zor. Şehadet mi, annem mi?'' Annesinin canını incitmekten korkuyor. Öyle ki, babası Ahmet Doğan'ın ifadesine göre 19 yıllık yaşamında bir kere bile incitmemiş annesini babasını. Bir edep timsali, Musab Bin Umeyr'i anımsatıyor şimdi bizlerde. Hani derler ya, Yusuf yüzlü, sadık sözlü, Hamza yüreklidirler. Bu tanıma Furkan çok iyi uymuş. Bu kitaptan sonra hayatım asla aynı olmayacak. Bir dava vardı elimizde, ama o dava daha da bilinçlenecek. Furkan Doğan'ın izinde bir gençlik içi, Vira Bismillah...
ataç ikon Mavi Kırmızı
kitaba 10 verdi
0 yorum
Reyhan Kurt

Reyhan Kurt

@reyhankurt - Gaziantep

Divan Şiiri'ne de diğer şiir türlerine olduğu gibi, ilgi duyduğum, ama her yerde rastlayamadığım için, bu kitabı çok sevdim. 13. yüzyıldan bugüne farklı kuşaklardan şairlerin en seçkin mısra ve beyitlerini bir araya getirmiş. İçinde Fuzuli'den Recaizade Ekrem'e, Baki'den, Edip Cansever'e her türlü şair var. Tüm mısra ve beyitler, üstadın güzel seçiminden olduğu için size de çok güzel bir keyif veriyor.
ataç ikon Beyit-Mısra Antolojisi
kitaba 10 verdi
0 yorum
/ 3