up
ara

Ruh Hassası

.
Ruh Hassası

Ruh Hassası

@ruhhassasi

Köy Enstitüleri Üzerine
İzlerken ne çok içim sıkıldı, ne çok hayıflandım anlatamam. Ve ne çok öfkelendim tüm o beş para etmez çıkarcı soysuzlara.
Bu toprakların kaderi midir geri bırakılmak?
Kaderi midir aydın geleceğiyle oynayıp taassup bataklığına batmak?
Ah biz talihsizler, aydınlık ile cehalet arasında ne çok yormuşlar,
Ve hala da acımasızca yormaktalar bizi.
Yıkılsın bu aşağılık düzen ve bu düzenin sefil sahipleri
Yıkılsın halkı cehalete mahkum eden şatafat sakinleri
Yıkılsın aydınlığın önünü kesen bütün saray düşkünleri
Yıkılsın oy uğruna bu toprakların istikbaline köstek olan bütün haysiyetsizler,
Yıkıl ulan, yıkıl!
18 beğeni · 3 yorum beğen ikon
Ruh Hassası (@ruhhassasi)
''Demokrasinin iki çeşidi vardır. Biri zor ve gerçek olanı, öbürü de kolayı, oyun olanı.
Topraksızı topraklandırmadan, işçinin durumunu sağlama bağlamadan, halkı esaslı bir eğitimden geçirmeden olmaz birincisi, köklü değişiklikler ister.

Bu zor demokrasidir ama gerçek demokrasidir!

İkincisi, kağıt ve sandık demokrasisidir.
Okuma yazma bilsin bilmesin; toprağı, işi olsun olmasın, demagojiyle serseme çevrilen halk, bir sandığa elindeki kağıdı atar. böylece kendi kendini yönetmiş sayılır. Bu oyundur, kolaydır. Amerika bu demokrasiyi yayıyor işte. Biz de demokrasinin kolayını seçtik.

Çok şeyler göreceğiz daha...'''

Köy enstitülerinin kurucularından İsmail Hakkı Tonguç.
30.12.18 beğen 3 cevap
Mehmet (@yoldas)
Demokrat Parti hükümetinin bayrağını hızla yükseltenler, milleti karanlığa gömmeye devam ediyor. Köy Enstitüsünden mezun olup köy öğretmeni olarak çalışan Fakir Baykurtun - Unutulmaz Köy Enstitüleri ve diğer kitaplarına bir bak dostum.
30.12.18 beğen 3 cevap
Ruh Hassası

Ruh Hassası

@ruhhassasi

Hassas Bir Özlem paylaşım fotoğrafı
Hassas Bir Özlem
Özlemek, bizim için özel olan birine karşı duyduğumuz özverili bir duygu olarak addedilirken, kelimenin köküne baktığımızda çok ilginç bir durumla karşılaşırız.

Özlemenin kökü olan 'öz' , esasında kendi benliğimizi ifade eder ki bu da özlemeyi başkasına duyduğumuz bir duygu olmaktan çıkarıp, eksikliğini duyduğumuz benliğimizi başkalarında aradığımız anlamına getirir.

Yani bizler aslında başkalarını özlemiyoruz, sadece kendimizde yitirdiğimiz ve belki de varlığını çoktan unuttuğumuz benliğimizin kırıntılarını başkalarında bulmaya çalışarak onlarda aradığımız kendi 'öz'ümüzü özlüyoruz.

Bize özel olanı, bize özgü olanı kaybetmişiz de onu yeniden kazanmak yerine -ah bu hazırcılık- kendi özlediğimiz benliğimizin bize başkalarında hazır olarak gelmesini bekliyoruz. O bir başkasını yitirdiğimizde ise onsuz yapamayacağımızı, o olmadan bir hiç olduğumuzu düşünürken, onda kendimizi bulduğumuzu düşündüğümüz için sanki kendimizi yeniden yitirmişçesine böylesine onulmaz bir kedere sürükleniyoruz. Aslında bizler, bir başkasını değil, o başkasında bulduğumuz kendi benliğimize tutuluyor, onu arzuluyor ve ona üzülüyoruz.

Esasında hepimiz bu evrende yalnızız, yalınız. Sadece biraz fazla parçalanmışız da o parçalarımızı arıyoruz sağda solda. Hep bir birilerine tutunma telaşı. Ama hepsinin temelinde bu bahsettiğim bencili arama var, bencillik var, biliniz.

O halde özlemek; birini, benliğini bulamamış yarım bir kişi ilan etmek suretiyle ona bir acziyet mührü mü vurur?
Ya da kendini gerçekleştiren bireyler başka biri ne derecede sağlıklı bir şekilde özleyebilir?
Bilemiyorum.
Esasında canım sıkıldığı için bunları yazdım. Şimdi yine canım sıkıldığı için yazmayı bırakıyorum.

Okumayı özledim mesela, okumaya gidiyorum.
Bak bir de bu var.
İnsan dışında nesnelere ya da eylemlere duyduğumuz özlem, 'öz'ümüzün başka hangi bilinmez boyutlarını oluşturuyor?

Siz en iyisi özleyin, ama bir başkasını özlemeden önce kendinize bir ideal benlik hedefi koyup ilk olarak o hayali özleyin.

Özünüze iyi bakın, iyi özlemeler.
65 beğeni · 32 yorum beğen ikon
kader.cmln (@naturmort)
"Yani bizler aslında başkalarını özlemiyoruz, sadece kendimizde yitirdiğimiz ve belki de varlığını çoktan unuttuğumuz benliğimizin kırıntılarını başkalarında bulmaya çalışarak onlarda aradığımız kendi 'öz'ümüzü özlüyoruz." Aynı anda birçok kişiyi özleyebiliriz bu da bizim "öz"ümüzden parça parça insanlara dağıttığımız anlamına mı gelir?
🤔
25.11.18 beğen 3 cevap
Gülcan (@gulcann)
Ohh çok şükür kurallara uyan bir paylaşım. Bu oda için bu paylaşım örnektir. Bunu istiyoruz. Artık uygun paylaşımlara yazıcam.
25.11.18 beğen 4 cevap
Eseflal (@eseflal)
Özlemenin köküne böylesine hassas inmek çok güzel olmuş. Kalemine sağlık, özlemişim bir yazını okumayı 😇🌼
25.11.18 beğen 3 cevap
Ruh Hassası

Ruh Hassası

@ruhhassasi

En Hassas Bayramımız, En Büyük Mirasımız. Kutlu Olsun!
''Efendiler!
Yarın cumhuriyeti ilan edeceğiz!''

Mustafa Kemal ATATÜRK
http://www.resimag.com/

Ve aslında bakılırsa bir bayramdan ziyade kutlu bir mucizedir bu tarih. Bu yüzdendir ki uğruna emek verenlere, canından can verenlere ve bu mucizeyi yoktan var edenlere boynumuzun borcudur: Cumhuriyete sahip çıkmak, onu her daim yaşamak ve yaşatmak.

Ve yine bu yüzdendir ki ben gidersem ülke gider diyenlerin sözlerini de elbette dikkate almıyor, tanımıyoruz. Çünkü fikri asil, kendisi asil bir kurucu lider, cepheler görmüş gerçek bir Başkomutan geçti de bu topraklardan; yine de kibirlenmeden ve büyük cümleler kurmadan şu nazik ifadeler döküldü ağzından:
http://www.resimag.com/

Çünkü her daim inandı ve güvendi bizlere. Çünkü bildi ki bu millet, en çetin imkansızlıklar karşısında dahi muzaffer olmaya kadirdir. Yeter ki aklın, bilimin ve vicdanın yolundan şaşmasın. Yeter ki hak ettiği değeri ve hak ettiği güveni kendinde bulsun. Yeter ki yobazlığa, bağnazlığa boyun eğip taassup bataklığına düşmesin. Ve buna zerre lüksümüz de yoktur.

Çünkü emir büyük cancağızlarım. Çünkü emrin geldiği yer büyük. Ve emrin ağırlığı, sorumluluğu da çok büyük. Çünkü nice bedeller ödenerek kazanılan ulvi ve kutsi bir emanet var omuzlarımızda:

''Ey yükselen yeni nesil, gelecek sizindir. Cumhuriyeti biz kurduk; onu yükseltecek ve sürdürecek sizsiniz.''

Şükranla, sevgiyle, başımızın üstüne...

Bu resim de ayrıca burada dursun. Daima.
http://www.resimag.com/
Mustafa Kemal Atatürk
ünlüye 10 verdi, inceleme eklemedi.
59 beğeni · 14 yorum beğen ikon
Ömer Aydemir. (@seyyah73)
Hep beraber güzel günlere.
28.10.18 beğen 7 cevap
kübra (@namtenahi)
🌹🌹
28.10.18 beğen 3 cevap
Müzeyyen (@buderinnbirtutku)
Paylaşımlarınız nasıl bu kadar kusursuz anlatsanıza...🌾
28.10.18 beğen 4 cevap
Ruh Hassası

Ruh Hassası

@ruhhassasi

Hassas Bir Yazar - Oğuz Atay paylaşım fotoğrafı
Hassas Bir Yazar - Oğuz Atay
Girizgah
(Bu alıntı, Oğuz Atay'ın sadece Olricvari sözlerden ibaret olmayan; bilakis bunların çok daha ötesinde bireyi, aydını ve toplumu ironik bir dille ve alaysı-öz eleştirel bir bakış açısıyla ele alıp devrin yüksek insanlarını ve yönetimlerini de metaforlarla eleştirmekten geri kalmayan yetkin ve aydın bir kalem olması yönünü vurgulamak maksadıyla da kaleme alındı.)

Korkuyu Beklerken / Tahta At
Derler ki, denizi her tarafları kuşatmış olan ve tepelerinde ve düzlüklerinde sayısız çirkin yapının kaynaştığı ve tarihin her gün istimlake uğradığı büyük bir şehirde, gökyüzüne yükselen bir konağın belediye parkından kaç misli büyük bahçesinde demirden bir at heykel varmış ve bu anıtın anlamı denildiğine göre şu demekmiş: Konağın ve daha nice varlığın sahibi, köşkünün önünden geçen halka demek istermiş ki: Ey halk! Siz böyle at gibi uysal kaldıkça, dünya davalarına at gibi baktıkça benim varlığım da gökyüzüne doğru yükselir de yükselir.
Bu atın manası buymuş. Sizin atınızın temsili nedir? Sizin atınız hangi akla hizmettir? Bu başımıza gelen kaçıncı rezalettir? Yakın tarihimizi ve kültürümüzü ve edebiyatımızı ve sanatımızı ve imalatımızı ve siyasetimizi kemiren bu tahta at zihniyeti, bu elem verici zavallı görünüşüyle bizi daha ne kadar tahta nalları altında inletecektir? Gövdesinde barındırdığı yarım yamalak sahte savaşçılarıyla bizi daha ne kadar tehdit edecektir? Hiç utanmak yok mudur?(Bundan sonra yazarın sözleri yazılabilir olmaktan çıktı.)

Alıntı Arasına Hassas Bir Yorum
(Ve canımın içi, öylesine isyan eder, öylesine başkaldırır da; topluma ve düzene karşı giriştiği her savaşta olduğu gibi her defasında mağlup oluşu ve sonrasındaki çöküşü de o dizginlenemez heyecanı ölçüsünde mutlak bir çaresizlikle ve kederle doludur.)

Alıntıya Paralel Bir Bölümle Devam
Hayri'nin heyecanı başkaydı: ''Davamızı daha selametle yürütmek için bir parti kurmalıyız.'' diyordu. Tuğrul, kendilerinin bir şeye karşı olduklarını, bu amaçla parti kurmanın zor olacağını anlatmaya çalıştı. ''Bir şeyden yana değiliz ki Hayri, parti kuralım.'' dedi hüzünle. Hayri şiddetle içini çekti: ''Ah bir olabilseydik ağabeyciğim, biz de bir şeyden yana olabilseydik.'' Tuğrul, ''Ya da bir şeyler bizden yana olsaydı.'' diye tamamladı. Hayri'nin içi yanıyordu: ''Yıllardır partilere girdim ağabeylerim, bedava çok adam ve bayrak taşıdım minibüsümde.'' Bektaş içini çekti: '' Çok seçim kaybettik Tuğrul Bey ağabeyciğim; her seferinde bir yakınım ölmüş gibi matem tuttum, günlerce gazetelere bakmaya yüzüm olmadı.
Allahım diyorum,bizi hangi dünyada muzaffer kılacaksın?..

(İşte bu söz, bu son cümle ne kadar acıklı gelir bana bir bilseniz? Böyle boğazıma takılır da yutkunamam, göğsüm daralır da nefes alamam, kalbime dokunur da kıpırdayamam. Yahu bu söz ne kadar da Oğuz Atay'ı ve nice Oğuz Atay'ları anlatır görmüyor musunuz? Kabullenemiyoruz, isyan ediyoruz ve her seferinde yıkılıyoruz sevgili dostlarım. Yine de nereden geldiği bilinmez bir gayretle yeniden kalkıyoruz, çocukluk ya işte, bir heyecanla, aynı döngüyü sürekli tekrarlıyoruz.

Sahi canımın için, biz hangi dünyada muzaffer olacağız?

Oğuz Atay anısına, özlemle.
42 beğeni · 21 yorum beğen ikon
kader.cmln (@naturmort)
Canlıya alalım herkesin gözü gönlü açılsın!
24.10.18 beğen 3 cevap
GÜL (@mayse)
👏👏
24.10.18 beğen 3 cevap
Gülcan (@gulcann)
👏👏👏
24.10.18 beğen 3 cevap
Ruh Hassası

Ruh Hassası

@ruhhassasi

Hassas Yazılar - Atatürk Milliyetçiliği Üzerine  paylaşım fotoğrafı
Hassas Yazılar - Atatürk Milliyetçiliği Üzerine
Şimdi sevgili fikri münevverlerim, cancağızlarım. Sizlere, karşı çıkanların olduğu kadar savunanların dahi yanlış idrak ettiği Andımız'ın bana göre son derece üstün olan felsefesinden kısaca bahsetmek istiyorum.

Almanya'da akrabaları olanlar bilir. Almaya'da tanıdıkları olmasa dahi geçtiğimiz aylarda herkesçe malum olan talihsiz bir Mesut Özil vakası yaşanmıştır, hiç yoktan oradan fikir sahibidirler.

Bakınız, Mesut Özil'in o dönemki konuşmasında çok dikkat çekici bir nokta vardı ki o da şuydu: Kazanınca Alman, kaybedince Türk oluyorum. Beni asla bir Alman olarak görmediler ve bana bunu hep hissettirdiler diyerek yaşadığı bu ayrımcılıktan dolayı duyumsadığı derin üzüntüyü bütün herkese ifade etmişti. Burada bir Türk'ün yaşadığı ve vatandaşı olduğu bir topluma aidiyet hissi duyamaması ve hatta duymasına izin dahi verilmemesinin üzücü bir neticesi yatıyor. Almanya'da yaşıyorsun, milli formasını giyerek onlara başarılar kazandırıyorsun ama asla bir Alman kadar değer göremiyorsun. İşte sevgili fikri münevver arkadaşlarım, film tam olarak burada kopuyor çünkü eğer bir ayrımcılık ve ırkçılık tanımı arıyorsanız doğru yer burası.

Şimdi yukarıdaki örneğin bağlamından hareketle Atatürk'ün ifade ettiği milliyetçilik tanımına ve buna bağlı olarak Andımız'ın temelinde yatan felsefeye gelelim. Bakınız, Atatürk günümüz Almanlarının ve benzerlerinin düştüğü yanılgı dolu anlayıştan çok daha öte bir duyuşla ifade etmiştir ki, bu topraklarda yaşayan, kendini bu topraklara ait hisseden herkes, din ve ırk ayırımı gözetmeksizin eşittir diyerek dil, milliyet ve siyasi temelde herkese eşit yurttaşlık payesi vermiş ve ortaya eşsiz bir milliyetperverlik anlayışı koymuştur. Mesut Özil'in yaşadığı travmanın aksine ve 100 yıl önce yaşamasına rağmen günümüzün medeni ülkelerinden çok daha öte bir kavrayışla Atatürk, bu topraklarda yaşayan her kim olursa bizdendir, bizim ailemizdendir, bizim toprağımızdandır, bizden hiçbir farkları yoktur yani Türk'tür diyerek herkesi kucaklamış ve toplumun her kesimini birleştirerek birbirlerine karşı aidiyet kurmalarına önayak olmuştur. Bakınız, dikkatinizi çekerim ki Atatürk milliyetçiliğindeki bahsi geçen Türklük, bir ırktan çok daha öte, bir semboldür. Birliğin, bir olmanın, parçalanamamacasına tek olmanın sembolüdür. Nitekim büyük savaşlardan çıkan, yok olmanın eşiğindeyken unutulmayacak bir destanla yeniden toparlanan bir devletin böylesine bir birliğe, tek vücut olmaya ihtiyacı olduğunu Atatürk elbette görmüştür.

Bahsettiğim tüm bu kavramlarda basit bir ırkçılıktan çok öte, öylesine faziletli bir kavrayış vardır ki, bu bütünleştiren felsefenin hakiki manada anlaşılamamasını bir yere kadar anlayışla karşılayabiliyorum.
Bakınız, Atatürk bu birleştiren ve kucaklayan anlayışı sadece bu topraklarda yaşayan herkese değil, birçok farklı durumlarda daha başka milletlere dahi yapmıştır. Nitekim Çanakkale cephesinde ölümün pençesinde çarpıştığımız Anzak askerleri için dahi Anzaklara söylediği sözler muazzamdır ve yine yukarıda bahsettiğim kucaklayan anlayışın en bariz örneklerindendir. Aynen naklediyorum:

''Bu memleketin toprakları üstünde kanlarını döken kahramanlar, burada dost bir vatanın bağrında bulunuyorsunuz. Huzur ve barış içinde uyuyun. Sizler Mehmetçikler ile yan yana, koyun koyunasınız. Uzak diyarlardan evlatlarını bu savaşa gönderen analar, göz yaşlarınızı dindiriniz. Evlatlarınız, bizim bağrımızdadır. Onlar bu topraklarda canlarını verdikten sonra artık bizim çocuklarımız olmuşlardır.''

Şimdi Atatürk bizim topraklarımızda yatan Anzak askerleri için ''... onlar bizim çocuklarımız olmuşlardır.'' dediğinde onlara bir dayatmayla Türk evladı ilan ederek ırkçılık mı yaptı diyeceksiniz? Ya da Anzaklar da aynı sizin gibi böylesi bir söyleme ateş püskürselerdi onları doğal mı karşılayacaktınız? Neyse ki Anzaklar bizimkilerden daha sağduyulu çıktı da onca yıldan sonra dahi Atatürk'e büyük bir minnet duygusu beslemekteler ve görünen o ki beslemeye de devam edecekler.

Son olarak sevgili fikri münevver dostlarım; Atatürk milliyetçiliğini ve Türklük anlayışını, Andımız meselesini ve Anzak askerlerine karşı ortaya konan asil duyuşu aynı perspektifte değerlendiremeden bu üstün kucaklayıcı dili anlayamayacaksınız. Ve ne yazık ki böylesi bir değeri, basit bir 'ırkçılık' yanılgısıyla tüketmeye devam edeceksiniz.

Son sözüm budur.
EK 1
Dün siteye pek giremediğim için eleştirilere dönüş yapamadım. Artık bugün de iş çıkışına kaldı, anlayışınıza hürmetler. 22.10.18
43 beğeni · 27 yorum beğen ikon
Gökdeniz mert (@pote)
Ara Güler üstadın tabutundaki türk bayrağı şebinkarahisardan gelen toprağı onu türkiye yapıyor . Din ırk değil bu ülkenin evladı işte olay burda. https://youtu.be/qYmzxF01JLI
20.10.18 beğen 8 cevap
Zeynep Y.☂️ (@zeynepy)
Yine yapmışsın yapacağını valla 😊 Gerçekten çok aydınlatıcı bir son söz olmuş Ruh Hassası 🤗 Kelimeler söz konusu olduğunda cidden çok güçlüsün. Kalemine, ruhuna sağlık!
20.10.18 beğen 5 cevap
BUKALEMUN (@karacurin)
Sn.@ruhhassasi; bu güzel yazınız için teşekkür eder ve bir_iki söz eklemek isterim. Taktir edersiniz ki Atatürk gibi deha insanların toplumlardan sıyrılması pek kolay olmuyor ya katlediliyorlar ya/da pes edip kabuğuna çekiliyor bu kâmil de geçenler de haber olan bir olay üzerinden konuya değineyim; Stefan Çel Mare'nin kılıcını iki ülke paylaşamıyorlar çünkü Osmanlıya karşı kahramanca çarpışması sonucu Stefanı sahiplenmek istiyorlar keza batılı bir bilge bir sözü_düşüncesi için o üljenin sembollü oluyor ki ne hikmetse koca bir imparatorluğuğa ingilizlerin desteği olmasına rağmen baş/kaldırıp cephe de bulunup sonrası o yokluklar da kazanıp devlet kurup yasalarını montalayıp fabrikalar ,devrimler gerçekleştirsin sonra da sevilme !! Işte bu topraklara özgü yaşayan bir toplum davranışıdır yani çok görmüyorum bu tepkileri. "Azınlık" olarak görünen yurttaşlarımıza akla_mantığa sığmayacak uygulamaları da bu çercevede atlamamak gerekir ki bununla yüzleşmekten gocunmamak gerekir örneğin ermeni bir vatandaş devlet kademesinde mevki sahibi olması çok zor oluyordu ,askere gittiklerinde mermi vermezler hakim ,savcı olma koşulları çok ağırlaştırıyor vs vs demem o'ki and meselesin de itiraz edenlerin bir/kaçı konuya vakıf olmadığı için çocuksu bir mualefet içerisindeler - ha dense ki bu "Türküm" yerine "İnsanım" koyalım deseler a-menna kabulüm fakat "niye "Kürdüm" ,"Ermeniyim" 'Lazım" değilde "Türküm" deniyor -dendiği an ister/istemez insanın aklına niyet okuma geliyor ! Önce siyasetimizin içindeki etnik söylemlerde bulunan pislikler kalkar sonrası şeffaf bir hukuk_yargımız olur o zaman seçimlerde ya oylarsın ya/da mecliste müzakere ederek ya kaldırır ya/da yeni'den düzenlersiniz .
21.10.18 beğen 2 cevap
Ruh Hassası

Ruh Hassası

@ruhhassasi

Andımız Üzerine paylaşım fotoğrafı
Andımız Üzerine
Sustum, susuyorum derken tutamadım kendimi ve arenadaki birtakım tartışmalara buradan kısa bir zeyl açarak kısaca dokunmak istedim.

Öncelikle cancağızlarım, andımız bir marş değil, gençlerimizin ve bizlerin, milli mücadeleyi takiben 1933 yılından beri ettiği bir milli yeminidir ve bu yeminin ırkçılıkla da bir alakası yoktur.

Çünkü ırkçılık, kendi ırkını sevdiğinde değil, ancak kendini ırkını yüceltirken diğer ırkları küçük görmekle ortaya çıkar. Şimdi ben size diyorum ki, madem bir şeyi eleştireceksiniz, bari bunu doğru organınızı kullanarak yapın. Bakın bakalım andımızda başka ırkları küçük gören herhangi bir ifade var mı?

Yok kışın buz tutacaklarmış da, yok yazın müthiş yakan güneşin altında yanacaklarmış da... Laflara bakar mısınız, 'müthiş yakan güneş'. Hay ben sizin oluşturmaya çalıştığınız algınıza...

Kusura bakmayın ama bizler zamanında ''Ya istiklal, ya ölüm!'' diyerek en derin manasıyla muazzam ve hüzün kokan bir yılmaz başkaldırıyla şahlanan kutlu bir ecdadın evladıyız. İsterse buz tutsun, isterse yaksın! Bizler gerek Andımız'la ve gerek İstiklal Marşı'mızla her daim o günleri hatırlayacak ve ecdadımızı gururla, özlemle yad edeceğiz. Ve her şeye ve herkese rağmen onların gösterdiği bu kutlu yolda da ilerlemeye devam edeceğiz.

Hangi cümlelerinden rahatsız olduysanız lütfen rahatsız olmaya devam ediniz. Bu kimi bünyeler için gayet doğaldır.
Ama ben doğru olmaya ve çalışkan olmaya her gün azmedeceğim.
Küçüklerimi koruyacağım, büyüklerimi sayacak ve seveceğim.
Ve yine milletimi özümden çok seveceğim.
Ve Atatürk'ün açtığı yolda, gösterdiği hedefe durmadan yüreyeceğim.

Hangi cümlelerinden rahatsız oldunuz bilemiyorum; ama ben elbette bu cümleler üzerine and içmekten yana gocunmayacağım, çekinmeyeceğim.

Her millet, ister ki vakti geldiğinde vatanı için canını ortaya koysun
Elbette benim de varlığım Türk varlığına armağan olsun.
And içerim.
46 beğeni · 59 yorum beğen ikon
Ruh Hassası (@ruhhassasi)
Fotoğraftaki annemdir. 1975 yılında, Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı'nda, andımızı okurken.
O şuurla ve bilinçle yetiştirdi beni, şükran borçluyum.

Normalde elbette büyüğümdür ama; fotoğraftaki küçük yaşına, o ilkokullu küçük kıza istinaden söylemek istiyorum; gözlerinden öpüyorum annem.
19.10.18 beğen 19 cevap
toytoy (@toytoy)
Bulgaristan da yasayan bir Türk ol(empati kur) her gün Bulgarım çalışkanım iyiki Bulgarım varlığım Bulgar a armağan olsun diye bir and okumak bir türk olask seni basıl etkilerdi
19.10.18 beğen 4 cevap
nmsy (@sorgulayan)
Yüreğine sağlık valla yaa 👏👏👏
19.10.18 beğen 2 cevap
Ruh Hassası

Ruh Hassası

@ruhhassasi

Hassas Yazılar - Şehitlere Ağıt, Yedisine ve Nicesine paylaşım fotoğrafı
Hassas Yazılar - Şehitlere Ağıt, Yedisine ve Nicesine
Bir soğuk mermi konarken hasretli bedene
Toprak titredi, dedi, artık dayanamam almaya
Bir beyaz hayalin kanat çırpışları boğuldu damla damla
Bir beyaz güvercin ağlıyor gökyüzünde
Ağzındaki zeytin dalını çalmışlar, bulamıyor.
Çirkin postallar, çirkin postallar!
Baba kelimesini çalmışlar süt kokulu ağızlardan
Çocukları omuzlarında gezdirecek güçlü kollar şimdi nerede?
Düğünleri olacakmış Elif ile Mehmet’in
Hani düğün alayı, davul zurna nerede?

Bir soğuk mermi konuyor hasretli bedene
Toprak yeter, alamam diyor.
Bir beyaz güvercin ağlıyor gökyüzünde
Zeytin dalını çalmışlar, bulamıyor.
60 beğeni · 19 yorum beğen ikon
Zeynep Y.☂️ (@zeynepy)
Çirkin postallar, çirkin postallar!
04.10.18 beğen 2 cevap
kader.cmln (@naturmort)
Kaleminize kuvvet☘
04.10.18 beğen 2 cevap
Eseflal (@eseflal)
Nicesine...
04.10.18 beğen 3 cevap
Ruh Hassası

Ruh Hassası

@ruhhassasi

Hassas Yazılar - Manifestoya Nihayet paylaşım fotoğrafı
Hassas Yazılar - Manifestoya Nihayet
Çok uzatmayacağım. Sadece bu hareketin neticesinde anlaşılan odur ki ben ve arkadaşlarımın istekleriyle yönetimin arzusu, ortak bir paydada buluşmaktan fersah fersah uzakmış. Dolayısıyla bu noktadan sonra artık eleştirilecek ve yadırganacak bir durum söz konusu dahi değildir.

Tüm bu sürecin sonunda Enis Bey'in nihayet bizlerle iletişime geçmesi, elbette bizleri ortak bir paydada buluşma noktasında ümitlendirmiştir. Lakin yayınlanan mesajın satır aralarına bakıldığında aslında gerekli değişimlerin hayata geçirilmeyeceği, sadece ucuz bir makyajlama metoduyla belli kısımlarda şekil değişikliğine gidileceği de görülmüştür.

Binaenaleyh kendilerinin ayrıca bir toplantı tertipleyip bizleri de bu istişare meclisine çağırmalarını elbette bir iyi niyet göstergesi olarak addediyoruz. Lakin bu hareketin, ortak biz çözümden ziyade sadece tarafların birbirini dinleyip çizilecek yolda birbirlerine anlayış göstermelerini sağlamaktan bir adım dahi öteye geçemeyeceğini de görmekteyiz.

Fakat bu noktada önemli bir hususun altını çizmekte de fayda görüyorum. Tepeden inme bir tarih vererek özellikle iyi niyetleriyle bir tepki koyan insanları İstanbul'da yapılacak bir toplatıya çağırıp bunu bir gövde gösterine çevirmenin de hiçbir mantığı olamaz. İyi niyetleriyle tepki koyan insanları; nerede yaşadıklarını ve türlü ahvallerini ve dahi çeşitli meşguliyetlerini hesaba katmadan böylesi bir tepeden inme bir davetle karşı karşıya getirip de neticesinde katılımın doğal olarak azınlıkta kalmasını ve belki de hiç gerçekleşmemesini, mecralarda ''Bakın o kadar konuştular lakin iş icraate gelince bir anda ortadan yok oldular.'' gibi gaflet dolu bir çıkarıma vardırmak da elbette kimsenin vicdanına helal değildir.

Bakınız, bilinmesini isterim ki artık kimseyi hiçbir surette suçlamıyor ve eleştirmiyoruz. Çünkü artık net olarak anlaşılmıştır ki ben ve nice tanıdığım ve hatta tanımadığım halde girişilen eyleme destek veren üyeler (öpüldünüz, cansınız) ile site yönetimi tamamen ayrı dünyaların insanlarıyız. Artık anlaşılıyor ki aramızda net bir vizyon ayrılığı var. Biz naçizane üyeler olarak sitenin salt edebiyat merkezli kalmasını arzu ettik lakin site yönetimi daha farklı yeniliklerin arzusuyla hareket etmekte karar kıldı. Dolayısıyla ortadaki bu vizyon farkı, zevkler ve renkler tartışılmaz hesabı -yine söylüyorum- kimseyi suçlu ve kusurlu kılmamakta.

Bir parantez, ilk manifestomuzu tekrar gözden geçirdiğimde daha bir canım sıkılarak görüyorum ki yeni üyelerin hepsini genellemiş gibi olup sanki her birine cephe almışız havası yaratmışız. Tekrar belirtiyorum ki bu hareketin çıkış noktası asla bu değildir ve bu yanlış anlaşılma üzerine samimiyetle üzüntülerimi belirtiyorum. Aslında ben yazının son paragrafında ''Sİzlerin arasında çok değerli, kıymetli ve canımızdan can olan üyelerin de olduğunu elbette biliyoruz.'' diyerek bu yanlış anlaşılmanın önüne geçebileceğimi düşünmüştüm lakin yanılmışım, hoş görünüz.

Ve son bir parantez de ben ve arkadaşlarımın ne demek istediğini ve neyi amaçladığını anlamadan bizlere cephe alan diğer site üyeleri için açıyorum. Saygıdeğer ve pek muhterem arkadaşlar, buyrun ve çok memnun olduğunuz sitenin bu halini tepe tepe kullanın. Bol bol ben şahsen kendimde apaçi hallerinizi paylaşın, itiraf ediyorum odasının sizlere sağladığı gizlenme imkanıyla korkakça kininizi ve nefretinizi kusup küfürlerinizle egonuzu tatmin edin. Velhasılkelam kelam hacetinizde boğulun ve keyfini çıkarın.

Ve deklare ediyorum ki İhtilal Manifestosu'nun bu son zeyli, tüm bu serüvene bir nokta niyetine geçsin. Zaten en baştan çok uzatmayacağım diyerek sizlere teminat verdiğim için yazıyı bu kısa haliyle paylaşıyorum. Neyse ki olayları çok kısa bir şekilde aktarmak gibi emsalsiz bir yeteneğim var, hadi yine iyisiniz.

Herkese sevgiler efendim, sağlıcakla....
42 beğeni · 12 yorum beğen ikon
kader.cmln (@naturmort)
31.08.18 beğen 1 cevap
POST_MORTEM (@postmortem)
Kıymet görmez gerçi ya, canlıya alalım yine de.
31.08.18 beğen 2 cevap
Krdş Neokur Bura Ne Beklion (@krdsneokurburanebeklionn)
Krdş, ihtilale ancak böylesine vakar dolu bir nihai son yakışırdı. Artık yine Muannit Sahtegi gibi inceleme neyin yaz da biraz da onları okuyalım. Hem Neokur bura ne beklion.
31.08.18 beğen 1 cevap
Ruh Hassası

Ruh Hassası

@ruhhassasi

İhtilal Manifestosuna Bir Küçük Zeyl paylaşım fotoğrafı
İhtilal Manifestosuna Bir Küçük Zeyl
Sevgili kitapseverler, cancağızlarım. Amacımız elbette kimsenin sabi kalbini kırmak yahut bir düzeni körü körüne baltalamak değildir.
Bizim derdimiz, nasıl ki site yönetimi bizden güzel içerikli paylaşlaşımlar bekleyip bu şekilde siteyi belli standartlara ulaştırmamızı arzu ediyorsa, biz de kendilerinden bu kaliteye ulaşma gayesine ortak olmalarını ve birtakım küçük düzenlemelerle bütün üyeleri belli bir standartın altına düşmeyecek paylaşımlar yapmalarını teşvik etmelerini istiyoruz. Bu düzenlemeler nedir, amacım şimdi burada bunları sıralamak değildir. Lakin manifestonun bir kısmında yeterince iyi aktaramadığım bir bölüm
var ki eleştirinin gayesinin yanlış anlaşılmasına sebebiyet vermiş ve binaenaleyh beni de derin bir teessüre gark etmiştir.

Bizim temel eleştirimiz, sitenin amacına uygun olmayan ve bırakın bir kalite katmasını bilakis var olan kaliteyi de alçaklara çeken uygulamaların, odaların kısıtlanması ve hatta kaldırılmasıdır. Yoksa yeni gelen üyelere karşı koşulsuz bir cephe alma çirkinliğine elbette düşmüş değiliz ki zaten gördüğünüz üzere birçoklarının eline bütün samimiyetimle söylüyorum ki şahsım dahi su dökemez. Diğer taraftan kimi yeni üyeler de bu saçmalığı su götürmez odalarda paylaşım yapmayı pek tabi haklı olarak normal gördüğü için (çünkü güzide yönetimimiz bizzat kendi arzularıyla bile isteye bu odaları siteye yamamıştır) buralarda paylaşım yapıyor ve bunun sonucunda da mevcut kalitenin düşmesine, diğer üyelerin
de tepki göstermesine istemeden de olsa sebebiyet veriyor. Halbuki emin olunuz ki öncesinde yönetime karşı birikmiş olan öfkelerden ileri gelen bu tepkilerin de hedefinde site üyelerinin de ötesinde yine yönetimin ta kendisi vardır.

Tüm bunlardan ve olayın gidişatından mütevellit, bu açıklamayı bir zaruriyet addedip manifestoya naçizane bir zeyl olarak düşüyorum. En derin duygularımla sevgiler efendim.
48 beğeni · 15 yorum beğen ikon
Semih (@sc)
Canlıya taşıyalım.
30.08.18 beğen 2 cevap
lililerle (@lililerle)
Daha yükseklere
31.08.18 beğen 2 cevap
ayse gülce (@aysegulce)
İşte bu tam olarak durumu açıklıyor. 👌
31.08.18 beğen 2 cevap
Ruh Hassası

Ruh Hassası

@ruhhassasi

İHTİLAL MANİFESTOSU paylaşım fotoğrafı
İHTİLAL MANİFESTOSU
Vakti zamanında ki yıllar öncesine rastlar; namı Neokur, muhtevası sanat olan bu siteye üye olduğumuzda günlük yaşantımızın keşmekeşliğinden bir nebze de olsa kopup müziğin, edebiyatın ve sanatın daha nice binbir kutlu sahasında eyleşip kafa dengi insanlarla hoşbeş ederiz zannıyla mesut ve bahtiyar olduk.

Ve inanır mısınız, o yıllarda bu emelimizi ciddi bir oranda gerçekleştirip bir keyif deryasına gark olduk durduk ki nice Hasan Sabbahlar ve sadık fedaileri birleşip de en kıymetli ve paha biçilemez haşhaşlarını bizlere tattırıp ahu bakışlı, ak gerdanlı, bal dudaklı cariyelerini tüm cömertlikleriyle hizmetimize sunsalar şuurumuz bu derecede bir zevke duhul olmaz, dalmaz idi.

Lakin nereden bilebilirdik ki akıp geçen zamanın bu denli acımasız, büyümenin ise bu sevimli ve de masum düzeni böylesine hunharca tarumar eden azılı bir iblis olduğunu. Biz ki geçen zaman içinde her yeni gelen üyeye bir hüsnü kabul ile hoş gelmişsinler söyleyip mevcudiyetlerine peşinen tahsinler okurken, bir var ki ortaya konan basitliği kahreyleyen paylaşımlar, IQ düzeyi alçaklara müptela fikriyatlar ve hakiki sanata yüz çevirip resimli Facebookvari içerikli edebiyatlar, bir kara bulut misali dört bir yanımızı ve hatta üstümüzü ve altımızı sardı da; bizler adeta tatlı düşlerimizden yavaşça uyandık da baştan sona salt hayret kesip kaldık.

Önceleri bu çirkin dalga gelip geçicidir, heveslerini alıp giderler deyu bekledik. Fakat beklediğimiz olmadığı gibi bu el değmemiş bakir düzenimizin varlığına kast edercesine büyüdükçe büyüdüler de nazik sabrımızı sınamaya adeta and içtiler. Biz yine de yetkin paylaşımlarla henüz esamesi mevcut düzenimizi sürdürmeye gayret gösterdiysek de bu naçizane çabalarımız, büyüyen dipsiz karanlıklar içinde sicim sicim döküldü de ziyanlara uğradı kaldı. Durmadık, site yönetiminin kapısını durmamacasına aşındırdık da bu ne idüğü belirsiz, cibiliyetsiz güruha karşı dişe dokunur
yaptırımlar istedik. İsyan ettik de yüksek perdelerden bir imdat olduk ki duyulsun diye. Fakat gördük ki, bırakın yönetimin bu soysuzları tecrit edip başlarını yağlı ipe geçirmek suretiyle 'arena' semalarında sallandırmasını, 'Ben Şahsen Kendim' ve 'İtiraf Ediyorum' gibi saçmalığı nice akıllıyı deli divane yapan nece odalarla da bu yıkıma bile isteye ortak olmaktaydı. Ve bu hayreti mucip olay karşısında acı gerçeği anladık ki bu yozlaşmaya sebebiyet üyeler tarafından cebren ve hile ile sitenin
kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş ve site odalarının her bir köşesi bilfiil işgal edilmiş. Ve hatta bütün bu şeraitten daha elim ve daha vahim olmak üzere site yönetimi gaflet, dalalet ve hatta hıyanet içinde olmuştur. Ve böylece her yolu deneyen bizler, çaresizliğin el ayak bağlayan neticesi sonucunda yavaş yavaş kirlendik, yıldık cancağızlarım. Küfrün bu sarsıcı taaruzu karşısında iyice sindik de tek tek bu diyarlardan hicret etmeye mecbur bırakıldık.

Fakat artık yeter! Duyulmayan, duymazdan gelinen isyanımız gafil düşmanın beklediği üzere sönmediği gibi çoktan kanlı bir ihtilale dönüşmüş durumda. Artık dönüşü olmayan yepyeni bir oluşum içerisindeyiz. Küstürülen, zalimce hicrete zorlanan tüm üyelerimizle ve diğer tüm yetkin arkadaşlarımızla tekrar tek çatı altında
buluşabileceğimiz kutlu bir ütopyanın eşiğinde olduğumuzu bu manifestoyla iftiharla deklare ediyorum! Edebiyat sitesine yakışmayan ben şahsen kendim gibi saçma sapan odaların olmağı, lüzumsuz böcek sürülerinin dandik kelimeleriyle ve hatta onu bile yapamadıkları için google görsellerden alıntı yaptıkları ve görünce insanı çileden çıkarıp bünyede tiksinçlik yaratan paylaşımlarıyla sanatseverleri yıldırmadığı yepyeni bir dünyayı var ediyoruz! Site üyelerinin baştan sona elit olup yeni üyeleri de ancak
referansla kabul edeceğimiz bu yeni oluşumda sanata ve eğlenceye doyacağımızı da yine bu manifestoyla deklare ediyoruz!

Ve son olarak, sizlerin arasında çok değerli, kıymetli ve canımızdan can olan üyelerin de olduğunu ve belki de alternatifsizlikten dolayı ekseriyetle bu bayağı ortama mecbur kalıp burada vakit geçirmek zorunda kaldıklarını da çok iyi biliyoruz. Elbette onlara da zaman içerisinde bu yeni oluşumumuzdan daha detaylı bahsedip kendilerini aramızda görmekten son derece mutlu
olacağız. En derin sevgi ve saygılarımızla.

Bu İhtilal Manifesto'suna imza atanlar:
Ruh Hassası
Kişibaşınadüşenmilligelir
İstenmeyentüy
Asım Mavzer
İstenmeyen Tüy
Mervedeyeter
Lillerle
Pierre
Yorgo
Semih
Post Mortem
BKÜ
42 beğeni · 116 yorum beğen ikon
TESTİs KEBABI (@testiskebabi)
hepsini okudum katılmıyorum burası sizinmi sankide böyle yorumlar yapmayı kendiniz de hak görüyorsunuz herkez isdediğini yapar burda ben bu fikirdeyim.
28.08.18 beğen 1 cevap
E.A. (@ea)
İmza atanlar elit mi peki?
28.08.18 beğen 2 cevap
Semih (@sc)
Bu saçma gidişe dur demek lazımdı! Her geçen gün kötüye giden bir sistem var.
28.08.18 beğen 7 cevap
/ 42