up
ara

Alim Sözleri ve Kitap Alıntıları

İçerisinde Alim geçen, Alim temalı, Alim tarafından söylenmiş veya Alim hakkında sözler ve kitap alıntıları listelenmektedir.
Engin Şahinşah

Engin Şahinşah

@enginsahinsah

Hoş görmemekte alimler sizin dedi iniz Türkçe'yi
Ariflerden işitsen açar gönül ülkesini
Ayet hadis anlam Türkçe olsa uygundur,
Anlamına yetenler yere koyar börkünü...
ataç ikon Divan-ı Hikmet
10 (2 oy)
0 yorum
Ahme't Sessiz

Ahme't Sessiz

@ahmetsessiz

Ilımlı İslam projesine benzer bir taktik, daha önce 12 Eylül darbesinden sonra askeri rejim tarafından Türkiye'de uygulanmıştı. Askerler, yurt dışından yapılan çevirilerle nispeten politikleşmiş İslami grupların ve ülkücülerin önünü almak için -illegal olmasına rağmen- eski ''miilitan''ları Adıyaman'da (Menzili) ilmi ehliyeti olmayan allahlık bir ''şeyh''e otobüslerle taşıyarak onları iradesiz ''mürit''lere dönüştürmüştü. 28 Şubat sürecinde de ''Siyasal İslam''a karşı Hacı Bektaş-ı Veli, Yunus Emre ve Mevlana üzerinden bir ''Türk Müslümanlığı'' inşa edilmeye çalışılmıştı. Şeriatı ve siyasal İslam'ı ''Arap işi'' gören bazı Türk allameleri; ''Arap'ın kelamı ve şeriatı varsa, Türk'ün de tasavvufu var'' türünden inciler saçma(lama)ya başladılar. Neredeyse her kasabası bir ''yatır''a, her köşesi bir ''baba''ya sahip olan Anadolu'nun adı geçen bu üç büyük ''veli''sine, olağanüstü büyük tazim göstermeye başlandı. Bu arada, bunların ''pir''i sayılan Maveraünnehirli Ahmet Yesevi'ye de Türki Cumhuriyetler için ''örnek'' ve ''model'' Türk peygamberi işlevi yüklendi. Kerbela'nın, İranlı Şiilerin ikinci Kabe'si haline dönüştürüldüğü gibi, Hacıbektaş ilçesi ve Konya vilayeti de Türklerin ikinci ''Medine''sine dönüştü. Tarihte bazılarınca ''Farsça Kur'an'' ünvanı verilen Mesnevi-i Şerif''in Kur'an-ı Kerim'e benzer lüks cilt baskıları ve yeni çevirileri yapılmaya başladı. Medya ve edebiyat dünyası, harbi Mevlanacı oldu. İlahiler, çok sesli müzik koroları tarafından seslendirilmeye, sufi ve mistik besteler ve klipler yapılmaya başlandı. Msitik ve platonik versiyonlarını birleştiren ''aşk'' romanları bestelenir oldu. Ünlü senaristlerimiz, mistik içerikli film çalışmaları denediler. Anadolu'nun Şaman-mistik genetiği tekrar yeşermeye başladı. Cumhuriyet döneminde teoloji (ilahiyat), saygınlığını kaybettiği için, antropolojik ve sosyolojik açılardan ''normal'' olarak görülebilecek bu dindarlık ve din yorumu, teolojik kritiğe tabi tutulamıyor. Mevlana hazretlerinin ünü, Hz.Muhammed'i solladı. Oysa, örneğin Kur'an, genel olarak peygamberlerin dışında yaratılan ve büyütülen dinsel kişilikleri ve imajları kutsama anlamında (din-adamı, din-ulusu) kategorik olarak reddeder:''Allah'tan size indirilene uyun; ondan başkasını evliya (dostlar) edinmeyin'' (7/3). Putlaştırılan bu tip kişilikler:''... insanların kendilerinin veya atalarının yarattığı ''isimler''den başka bir şey değildir;Allah, onların doğruluğu hakkında hiçbir delil indirmemiştir'' (7/71). İlim sahiplerine olan itibar ise, aslında onların ortaya koyduğu delil ve burhanadır; yoksa evliyada olduğu gibi, onların keramet ve sezgileri ile yaratıldıkları sırlı karizmaya değil,, Alim tipi, ayakları yerde ve şeffaftır; veli veya şeyh ise, etekleri havada ve esrarengizdir (kuddise sirruhu). Sanki, otoritelerini mantık ve Arap dilinin gramer kuralları içinde meşru olarak üreten onca fıkıh, kelam (teoloji) ve felsefe ekollerine sahip İslam'ın ana Sünni/Şer'i ekseni (ortodox), yüzyıllarca İslam dünyasıında hakim dini görüş değilmiş gibi, otoritesini her türlü akıl dışılığı, sırrı, gizi, rüyayı, vehmi, hayali ve ruhsal çöküntüyü gizleyen, onlara kılıf oolan yaldızlı ''gönül'' ve ''kalp''ten alan Türklerin tasavvufu,''hakiki-es-öz'' İslam oluyordu. Bu bağlamda ''milli'' özelliği ile Türk dinselliğinin, ahlaki ve politik bağlamda evrensel bir ''ümmet'' veya ''kardeşlik'' nosyonundan hayli noksan olduğu açıktır. Entelektüel çizgi olarak da İbn Haldun'un realite ve akla dayanan ''umran ilmi'' çizgisinden daha fazla, İbrahim Hakkı Hazretlerinin simya ile kimyayı, astronomi ile astrolojiyi, sihir-büyü ile keramet ve mucizeyi birbirine karşıtıran sentezine dayanır.

İlhami Güler, Direniş Teolojisi,'Hz.Muhammed (Adalet) Mi, Yoksa Hz.Mevlana (Aşk) Mı?', Ankara 2011, s.130-132.
ataç ikon Direniş Teolojisi
10 (1 oy)
0 yorum
Ahme't Sessiz

Ahme't Sessiz

@ahmetsessiz

Bizim milletimiz alim değildir; ancak ariftir. Dostunu ve düşmanını tanır.''Ayıdan post, gavurdan dost olmayacağını'' bilir. Bu söz, dostumuz olmayan herkesin düşmanımız olduğu anlamına gelmez.''Gavur'' kavramı da, milletimizin hafızasında ve yorumunda ''gayrimüslim'' demek değildir. Bu millet (Türkler) bin sene gayrimüslimlerle beraber onları incitmeden yaşadı. Gavur -ismen Müslüman da olsa-zalimler, emperyalistler, işgalciler ve gasıplardır. Ötekini aynileştirmeden ve yok etmekten başka türlü kabul edemeyendir. Ötekini kendi aynasında yamultarak görendir. Bu tanıma göre ''Müslüman'' olduğunu söyleyen de gavurlaşabilir. Halk arasında ''Gavurluk yapma!'' sözü bunu ifade eder. Birçok Türk-sivil asker bürokratın ve siyaset esnafının ABD muhibbiliğine rağmen, Türk halkının ABD politikalarına karşı oluşu, salim vicdanının bir sonucudur. Yine, ekonomik ve çağdaşlık (hukuk devleti, insan hakları, demokrasi vs.) kaygılarıyla AB taraftarlığına rağmen, Türk halkının temel çıkarlar, kimlik ve onur kaygılarıyla AB'nin Kıbrıs, Ermeni ve PKK sorunlarındaki politikalarına aleyhtarlığı, halkımızın sağduyusunun bir göstergesidir. Sonuç olarak Batıcıların, liberallerin ve son olarak da muhafazakarların ABD ve AB nezdinde şeref, onur, onay ve dostluk aramaları boşuna, beyhude ve ayıp bir şeydir. Herkesle eşit ilişki, alışveriş, ticaret, antlaşma ve ittifaklar yapılabilir.Bu;Türkiye'nin neredeyse bir asırdır kendini kimlik ve kişilik olarak inkar ederek, aşağı görerek Avrupa'yı ve ABD'yi kendine örnek veya kıble edinmesini; kültürel anlamda orayı her türlü insani değerin ve gelişmenin doruğu ve tarihin sonu sanarak ona perestij etmesini gerektirmez. Alternatif modernlikler yaratmak, asaleti olan herkesin hakkı ve sorumluluğudur. Burada bireysel dostluk ve arkadaşlıkların değil, kültür politikalarından bahsettiğim sanırım yeterince açıktır. Son gelişmeler, bu gerçeği Türk aydın, bürokrat ve siyaset esnafının kafasına vura vura öğretecek.

Güler, Direniş Teolojisi,'Kürt Sorunu ve Türk'ün ABD ve AB Aynasında Kimlik ve Onay Arama Serüveni',Ankara 2011, s.70-71.
ataç ikon Direniş Teolojisi
10 (1 oy)
0 yorum
frost

frost

@frost

Nitekim Kilise kendi kendine sordu: Ceza olmadan mükâfat olur mu? Korku olmadan boyun eğme olur mu? Yine sordu: Şeytan olmadan Tanrı olur mu? Kötülük olmadan iyilik olur mu? Ve kilise, Cehennem tehdidinin Cennet vaadinden daha etkili bir yöntem olduğuna karar verdi. O günden beri âlim ve kutsanmış papazları kötülüğün hüküm sürdüğü dipsiz uçurumdaki ateş işkencesini haber vererek bizleri korkutuyorlar.
ataç ikon Aynalar
8.8 (14 oy)
0 yorum
gamze

gamze

@dimple

Ey gafiller, ey zahirle amel eden şaşkınlar. Siz buraya Mevlana'yı yuhlamak, ayıplamak için toplandınız değil mi? Nasıl olur da alim, arif bir zat şarap taşır dediniz, onu adım adım takip ettiniz ve hakaretlerinizi sıraladınız. Siz ne çok yanılıyorsunuz. Siz şekli müslümansınız. Size cüppe, tespih, ve sakal yeter değil mi? Sağırsınız, körsünüz, bundan beteri nankörsünüz. Bugün kazanan sadece Mevlana'ydı. Sille'den buraya şarap taşıdığına hükmettiniz. Alın şarabınızı zıkkımlanın! (Testiyi baş aşağı çevirip içindekini dökmeye başladığımda yere akan bembeyaz süttü.)
0 yorum
Perizan

Perizan

@perizan

Sultan III. Selim devrinde dürüstlüğüyle bilinen fakir bit âlimi kadı tayin etmek isterler. Paşalardan biri onu görünce,
- Böyle ayağına giyecek ayakkabısı bile olmayan adam nasıl kadı ilan edilir, deyince şu cevabı alır:
- Biz hükümlerimizi ayağımızla değil kafamızla veririz.
ataç ikon Kahve Molası
8.4 (42 oy)
0 yorum
Mustafa Başaran

Mustafa Başaran

@basaran

Hücresinin sessizliği içinde, hayatını hep okuyarak geçiren bir alimin duygusal yazgısı, benimki gibi marazi sinirlere sahip olan kişilere en uygun şey gibi gelmiştir her zaman. Her şeyden uzaklaşma ve yaşamı yaşam yapan her şeyden -tıpkı tahtından feragat eden bir kral gibi- görkemli bir feragat!
0 yorum
Mehmet Ali Nalbant

Mehmet Ali Nalbant

@mehmetalinalbant

Aklın yanına hikmet dediğimiz yüksek bilgi kabiliyetine de yer vermek lazımdır. Hikmet, bu alemin olaylarına, onun üstüne çıkarak mütevazı bir şekilde bakmak, aralarındaki iç ahengi sezmek, aşk ile realitenin derinliğine nüfuz etmektir.

Bu anlamda bir şair, bir hakim, bir mutasavvıf ve veli, alimden çok derin olarak realiteye ulaşabilir. Kim iddia edebilir ki bugün Einstein, Mevlana'dan daha çok tabiat sırlarına erişmiştir.
0 yorum