up
ara

Astronomi İle İlgili Sözler ve Kitap Alıntıları

İçerisinde Astronomi geçen, Astronomi temalı, Astronomi tarafından söylenmiş veya Astronomi hakkında sözler ve kitap alıntıları listelenmektedir.
Lotus

Lotus

@lotus

...insanoğlu doğanın gerçek gizemlerini çözmüş değildir henüz. Üç bin yıl boyunca bilgileri toplar ama bunları birbiri üzerine yığmaktan başka şey yapmaz. Hekimler ilaçları, astronomlar yıldızların doğma saatlerini, yazıcılar hesap çizelgelerini babadan oğula, hocadan öğrenciye aktarırlar...
0 yorum
homoviator

homoviator

@homoviator

Her insanın -bir kişinin- ölümü, ucu-bucağı bilinemeyecek,
sınırları bulunamayacak bir varlığın yokoluşudur - Astronomi'
de evrenin oluşumu için düşünülmüş "Büyük Patlama"ya
benzer birşey : ama tersinden - bütün bir evrenin, bir anda
patlayıp, çöküp, yitişi. . .
ataç ikon Tümceler
7.5 (10 oy)
0 yorum
Ahme't Sessiz

Ahme't Sessiz

@ahmetsessiz

Ilımlı İslam projesine benzer bir taktik, daha önce 12 Eylül darbesinden sonra askeri rejim tarafından Türkiye'de uygulanmıştı. Askerler, yurt dışından yapılan çevirilerle nispeten politikleşmiş İslami grupların ve ülkücülerin önünü almak için -illegal olmasına rağmen- eski ''miilitan''ları Adıyaman'da (Menzili) ilmi ehliyeti olmayan allahlık bir ''şeyh''e otobüslerle taşıyarak onları iradesiz ''mürit''lere dönüştürmüştü. 28 Şubat sürecinde de ''Siyasal İslam''a karşı Hacı Bektaş-ı Veli, Yunus Emre ve Mevlana üzerinden bir ''Türk Müslümanlığı'' inşa edilmeye çalışılmıştı. Şeriatı ve siyasal İslam'ı ''Arap işi'' gören bazı Türk allameleri; ''Arap'ın kelamı ve şeriatı varsa, Türk'ün de tasavvufu var'' türünden inciler saçma(lama)ya başladılar. Neredeyse her kasabası bir ''yatır''a, her köşesi bir ''baba''ya sahip olan Anadolu'nun adı geçen bu üç büyük ''veli''sine, olağanüstü büyük tazim göstermeye başlandı. Bu arada, bunların ''pir''i sayılan Maveraünnehirli Ahmet Yesevi'ye de Türki Cumhuriyetler için ''örnek'' ve ''model'' Türk peygamberi işlevi yüklendi. Kerbela'nın, İranlı Şiilerin ikinci Kabe'si haline dönüştürüldüğü gibi, Hacıbektaş ilçesi ve Konya vilayeti de Türklerin ikinci ''Medine''sine dönüştü. Tarihte bazılarınca ''Farsça Kur'an'' ünvanı verilen Mesnevi-i Şerif''in Kur'an-ı Kerim'e benzer lüks cilt baskıları ve yeni çevirileri yapılmaya başladı. Medya ve edebiyat dünyası, harbi Mevlanacı oldu. İlahiler, çok sesli müzik koroları tarafından seslendirilmeye, sufi ve mistik besteler ve klipler yapılmaya başlandı. Msitik ve platonik versiyonlarını birleştiren ''aşk'' romanları bestelenir oldu. Ünlü senaristlerimiz, mistik içerikli film çalışmaları denediler. Anadolu'nun Şaman-mistik genetiği tekrar yeşermeye başladı. Cumhuriyet döneminde teoloji (ilahiyat), saygınlığını kaybettiği için, antropolojik ve sosyolojik açılardan ''normal'' olarak görülebilecek bu dindarlık ve din yorumu, teolojik kritiğe tabi tutulamıyor. Mevlana hazretlerinin ünü, Hz.Muhammed'i solladı. Oysa, örneğin Kur'an, genel olarak peygamberlerin dışında yaratılan ve büyütülen dinsel kişilikleri ve imajları kutsama anlamında (din-adamı, din-ulusu) kategorik olarak reddeder:''Allah'tan size indirilene uyun; ondan başkasını evliya (dostlar) edinmeyin'' (7/3). Putlaştırılan bu tip kişilikler:''... insanların kendilerinin veya atalarının yarattığı ''isimler''den başka bir şey değildir;Allah, onların doğruluğu hakkında hiçbir delil indirmemiştir'' (7/71). İlim sahiplerine olan itibar ise, aslında onların ortaya koyduğu delil ve burhanadır; yoksa evliyada olduğu gibi, onların keramet ve sezgileri ile yaratıldıkları sırlı karizmaya değil,, Alim tipi, ayakları yerde ve şeffaftır; veli veya şeyh ise, etekleri havada ve esrarengizdir (kuddise sirruhu). Sanki, otoritelerini mantık ve Arap dilinin gramer kuralları içinde meşru olarak üreten onca fıkıh, kelam (teoloji) ve felsefe ekollerine sahip İslam'ın ana Sünni/Şer'i ekseni (ortodox), yüzyıllarca İslam dünyasıında hakim dini görüş değilmiş gibi, otoritesini her türlü akıl dışılığı, sırrı, gizi, rüyayı, vehmi, hayali ve ruhsal çöküntüyü gizleyen, onlara kılıf oolan yaldızlı ''gönül'' ve ''kalp''ten alan Türklerin tasavvufu,''hakiki-es-öz'' İslam oluyordu. Bu bağlamda ''milli'' özelliği ile Türk dinselliğinin, ahlaki ve politik bağlamda evrensel bir ''ümmet'' veya ''kardeşlik'' nosyonundan hayli noksan olduğu açıktır. Entelektüel çizgi olarak da İbn Haldun'un realite ve akla dayanan ''umran ilmi'' çizgisinden daha fazla, İbrahim Hakkı Hazretlerinin simya ile kimyayı, astronomi ile astrolojiyi, sihir-büyü ile keramet ve mucizeyi birbirine karşıtıran sentezine dayanır.

İlhami Güler, Direniş Teolojisi,'Hz.Muhammed (Adalet) Mi, Yoksa Hz.Mevlana (Aşk) Mı?', Ankara 2011, s.130-132.
ataç ikon Direniş Teolojisi
10 (1 oy)
0 yorum
Cerenis

Cerenis

@defacto

Anaksagoras ....MÖ 450 yıllarında ün yapan ve Atina'da yaşayan İyonya'lı deneycilerdendi. Zengin biriydi. Zenginliğini bir yana bırakıp bilime merak sarmıştı. ''Hayatın amacı nedir?'' diye sorulduğunda, ''Güneş'in, Ay'ın ve göklerin araştırılması'' yanıtını verirdi. Gerçek bir astronomun verebileceği bir yanıttı bu. Tek bir damla beyaz bir sıvının şarap gibi koyu renk sıvı bulunan bir sürahiye girince gözle görülebilecek bir renge bürünmediğini saptadı. Bu önemli bir deneydi. Duyularımızın doğrudan algılayamayacağı kadar hassas değişikliklerin başka yollardan saptanması gereğine dikkat çekmiş oluyordu böylece.
0 yorum
kitap pınarım

kitap pınarım

@kitappinarim

Astronomideki "Her yıldız en tembel olduğu durumu korur ve o sınırlar içinde hareket eder." diye özetlenebilecek olan "yıldızların tembelliği" yasasına uygun bir şekilde yaşıyorduk. Ailemizin yıldızları olan bizler, birbirimizle olan ilişkilerimizi en az güç harcayacak bir şekilde kuruyor, kimseye kimsenin hayatına yük olacak psikolojik ağırlıklar yüklemiyorduk.
0 yorum
Mustafa Çelen

Mustafa Çelen

@mustafacelen

Fiziğin "babası" diye anılan Galileo, aynı zamanda, güneş-merkezli sistem için sürdürdüğü mücadele ile düşünce özgürlüğüne öncülük etmiştir..
ataç ikon Bilimin Öncüleri
8.67 (3 oy)
0 yorum
Mısra

Mısra

@yagmur88

Oysa her duygu bir gezegendir. Bunlar Allah'ın gezegenleridir, elbette. O gezegenleri sinsi bir astronom olarak gözlemlemektense, her birinde birer kır gezintisine çıkmak bizi eksiltmez, çoğaltır. İnanmak, o gezegenlerin her birini tecrübe etmek ve oradan bir bütünlüğe, birliğe varmaktır.
0 yorum