up
ara
ÜYELER
DİĞER

Atlar İle İlgili Sözler ve Kitap Alıntıları

İçerisinde Atlar geçen, Atlar temalı, Atlar tarafından söylenmiş veya Atlar hakkında sözler ve kitap alıntıları listelenmektedir.
Murat Ciman

Murat Ciman

@MuratCiman

Çok akıllı olmadım hiç. Yanlış atlara çok oyunlar oynadım. Kulağımdan kar suları eksik olmadı. Sürüden ayrılan koyunları sevdim hep. Bir de kendi bacağından asılmayanları.
Kendimle yaşadım en büyük kavgalarımı İçimdeki çocuklar tahterevalli oynadı hayatla; ben seyrettim.
ataç ikon Kırmızı Bisiklet
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
1 beğen · 0 yorum
Ahme't Sessiz

Ahme't Sessiz

@ahmetsessiz

Makedonya Kralı Philippo, oğlu İskender'in akıllılığını bir atı ustaca kullanmasında görmüştü. O at öylesine yaman, azılı bir attı ki, imse üstüne binemiyordu.
Çünkü, bütün binicilerini yere atıp, kiminin boynunu, kiminin bacaklarını, kiminin kafasını, kiminin çenelerini kırıyordu. İskender, atların gezi ve eğitim yeri
olan Hippodrom'da bunları görünce, atın azgınlığının, gölgesini görüp korkmasından geldiğini anlayıverdi. Bunun üzerine ata binip, onu güneşe karşı sürdü. Böylece,
gölge arkaya düştü ve at buyruğuna girdi. Babası onu tanrısal bir kafası olduğunu orada anladı ve onu çağındaki Yunan filozofların en üstünü sayılan Aristoteles'ten çok özlü bir
eğtim görmesini sağladı.
ataç ikon Gargantua
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
0 beğen · 0 yorum
Ahme't Sessiz

Ahme't Sessiz

@ahmetsessiz

Hayatlarında hep doğru ata oynamış kadınlar için her şey ne kolay. Benim gibi daha ilk yüz metrede kaybedeceği gayet aşikar, düz yolda yürümesini bile beceremeyen atlara düşkün biri için hayat çok farklı bir yer.
(71)
ataç ikon Atları Bağlayın Geceyi Burada Geçireceği...
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
0 beğen · 0 yorum
1234

1234

@ercandurak

Lordun arabası bir köy evinin önünde durur. Atların koşarken çıkardığı sesi önceden duyan çiftçi Fleming, kapının önündedir. Arabadan inen adam Fleming’e doğru yaklaşır:
“Oğlumun hayatını kurtardın. Sen olmasaydın yaşamıyor olacaktı. Sana borcumu ödemeliyim.”
Çiftçi Fleming, kendisinin yerinde kim olsa aynı şeyi yapacağını söyler. Tarlada çalıştığı bir gün, yakındaki bataklıktan bir ses duymuş ve koştuğunda beline kadar çamura gömülmüş bir çocuk görmüştü. Hiç düşünmeden bataklığa girmiş ve bin bir zorlukla da olsa çocuğu kurtarmıştı. İşte, karşısında duran, o çocuğun babasıdır. Fleiming, insanlık görevini yaptığını ve bunun karşılılığında maddi bir şeyi asla kabul etmeyeceğini söyler.
Tüm bunlar konuşulurken, çiftçinin yanında duran çocuğa doğru kayar lordun gözleri. Çelimsiz çocuk, evlerin önünde o güne kadar görmediği at arabasına ve lordun kıyafetlerine bakmaktadır hayranlıkla. Lord Randolph, masraflarını karşılamak üzere Fleming’in çocuğunu, hayatını kurtardığı kendi oğlunun okuluna göndermeyi teklif eder. Ülkenin en iyi okullarında okuyan çocuk doktor olur ve adını 1928 yılında penisilini bulan Alexender Fleming olarak yazdırır bilim tarihine!
Çiftçi Fleiming’in bataklıktan kurtardığı çocuk, ağır bir zatürreye yakalanır büyüdüğünde de. Bir kez daha Azrail’in gölgesi altındadır. Bu kez Alexander Fleiming yetişir imdadına ve penisilin sayesinde ölümden kurtulur. Çiftçi Fleiming, lordun oğlunu o gün kurtarmasaydı, oğlu ünlü bir bilim insanı olmaya giden yolu yürüyemeyecekti… Ve o yolun sonunda, lordun oğlu ölümün karşısında ikinci kez galip gelmeyi başaramayacaktı!
ataç ikon Kule Canbazı
kitaba puan vermedi, inceleme ekledi.
1 beğen · 0 yorum
Ahmet ÖZAYSIN

Ahmet ÖZAYSIN

@ahmetozaysin

“Çuvallar dolusu Yemen kahvesi, zeytin, baharat, zencefil, badem, incir, pekmez, nar, dut, hurma, kuru üzümün yanında, misk ve amber kokulu esanslar, ipek kaftanlar ile Acem halılarını sırtlarında sabırla taşıyan filler; onların ardından, yakıcı sabah güneşinde yağlı sırtları ışıl ışıl parlayan en iyi cinsten Kırgız ve Arap atları; onların ardından ise tıkabasa yakut, yeşim, firuze, akik, safir ve inci dolu sandıkları yüklenmiş develer, tepeden tırnağa silahlı sipahilerin korumasında şehrin lal renkli kapılarından ağır ağır çıktı. Sır gibi saklanan yükler arasında ayrıca Buhara’nın irem bahçelerindeki gülistanlardan derlenmiş gökkuşağı renginde güller, Sind diyarındaki denizlerde yakalanmış bir denizkızı, Hint diyarlarından getirilmiş sihirli tavus kuşları ve cennetteki hurileri kıskandıracak güzellikte hepsi birbirinden alımlı cariyeler vardı. İpek tenleri ömre bedel, yasemin kokulu, işveli Çerkez ve Gürcü dilberleri; şafak rengi gözleri sürmeli, nazlı Acem bakireleri ve daha nice güzellikte ahular Cihan Padişahı’nın koynuna yeni yoldaşlar olmak üzere, şehirlerin sultanı Semerkand’dan sultanların şehri İstanpol’a götürülüyordu. Akçayel esiyordu kadim burçların gölgesinde.” (S. 39)
ataç ikon Hayal Et Hikayeleri
kitaba 6 verdi, inceleme eklemedi.
0 beğen · 0 yorum
Engin Şahinşah

Engin Şahinşah

@enginsahinsah

Ay yükselmiş, göğün tâ tepesine gelmişti. Bozkırlıların keskin gözleri önlerindeki atın binicisiyle
kucağındaki ölünün gölgesi artık seçilebiliyordu. Fakat o ardına bir kere bile bakmadan, belki
kovalandığını dahi bilmeden batıya doğru yol almakta devam ediyordu. Bağrına bastırdığı sevgilisi
sanki ölmemişte yaralıymış gibi atın üzerinde onu en iyi şekilde tutuyor, gönlünden gelerek kollarına
giden gücünün verimiyle onu kavrıyarak meçhule doğru akıyordu. Ay Hanım’ı tutuşunda yalnız sevgi ve
şefkat değil, büyük bir saygı da vardı ve muhakkak ki, ölmüş olmasına rağmen kağan kızı bunu
duyuyordu.
Sonsuz bozkır.... Ayın ilâhî ışıkları ve atların ahenkli nal sesi...
ataç ikon Bozkurtlar Diriliyor
kitaba 10 verdi, inceleme eklemedi.
0 beğen · 0 yorum
Ergün Çil

Ergün Çil

@erguncil

Yüreğini dinlemek zorundasın; çünkü onu susturmayı hiçbir zaman başaramazsın. Hatta onu dinlemiyormuş gibi yapsan da o gene oradadır, göğsündedir; hayat ve dünya hakkında ne düşündüğünü sana tekrarlamayı sürdürecektir. Hiç kimse kendi yüreğinden kaçamaz. Bu nedenle en iyisi onun söylediklerini dinlemek.

İnsanlar resimlerin ve sözcüklerin büyüsüne kapılıp sonunda evrenin dilini unuturlar.

Kumullar rüzgarın etkisiyle değişirler; ama çöl hep aynı kalır. Aşk da böyledir.

İnsan sevince, nesneler daha çok anlam kazanıyor.

İnsanın ne zaman öleceğini önceden bilerek savaşa gitmesi olanaksızdır.

Haindir develer. En küçük bir yorgunluk belirtisi göstermeden binlerce fersah yol alırlar. Ve sonra birden dizüstü çöküp ölürler. Oysa atlar yavaş yavaş yorulurlar. Ve sen onlardan neler isteyebileceğini ve ne zaman öleceklerini bilirsin.

Çöl, insanların yüreğini hayallerle doldurur.

İnsanlar gitmekten çok geri dönüşü hayal ediyorlar.

İnsanlar ulaşmaya layık olmadıklarını ya da ulaşamayacaklarını sandıkları için en büyük düşlerini gerçekleştirmekten korkarlar.

Düşlerinin peşinde olduğu sürece hiçbir yürek kesinlikle acı çekmez.

Her arama anı bir karşılaşma anıdır.

Genellikle ölüm insanı hayata karşı daha dikkatli olmaya zorlar.

Sevdiğimiz zaman evrenin bir parçası oluruz. Sevdiğimiz zaman olanları anlamaya gereksinimimiz yoktur.
ataç ikon Simyacı
kitaba 8 verdi, inceleme eklemedi.
0 beğen · 0 yorum
Artık yağıyı beklemekten baska yapılacak is kalmıyordu. Zaten nal sesleri yaklasıyordu. Kür Sad’ın
sert sesi “Atlan!” buyruğunu verdi. Dizginsiz atlara sıçradılar. Bir Gök Türk için atın dizginli olup
olmamasının değeri yoktu. Yazık ki sadaklarında ok kalmamıstı. Yoksa daha nicelerini canlarından
ayırır, belki de sular biraz durgunlasıncaya kadar savasabilirlerdi. Yağmur çok yavaslamıstı. Simdi
karsıdan gelen kalabalık yaklasıyordu. Kür Sad kılıcını çekerek son buyruğunu verdi:
- Sonuna kadar!...
Bu son buyrukta bir veda âhengi vardı. On kisi kalmıslardı. Hepsi gönüllerinden gelen bir sesle
içlerinden “Sonuna kadar” diye tekrarladılar.
ataç ikon Bozkurtların Ölümü
kitaba 9 verdi, inceleme ekledi.
1 beğen · 0 yorum
Ali Çetin

Ali Çetin

@alicetin

Tuttum titreyen elinden ve güven vererek çekiştirdim ardım sıra. Hayat tecavüzünde bekâretini kaybetmişti artık. Ve artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktı. Ne yeşeren çimenlerin yeşili, ne de güneşin süzüldüğü gökyüzünün mavisi aynı olmayacaktı, koparıldığı peri masalındakiler kadar. Kurtarıcı şövalyeler ölü yatıyordu bu hikâyede.

Nasırlı elimle, yorgun düşmüş soluk yüzümle karşısına çıkabilecek en iyi karakter bendim belki de bu hikâyede. Aşk şarapları yerine kanlı gözyaşları, beyaz atlar yerine çamurlu yollar sunabilirdim sadece. En iyi karakteri oynayabilmek için ihtiyaç duyulandan çok daha iyiydi bunlar, bu denli kirlenmiş bir hikâyenin içinde. Tatlı hayatın evlâtlıktan reddettiği yaşamlarının hikâyeleriydi, çırpındıkça batılan.
ataç ikon İyimser Drama
kitaba 10 verdi, inceleme eklemedi.
3 beğen · 0 yorum
lindalinda

lindalinda

@lindalinda

"Yüz defa, elime bir bıçak alıp sıkışan yüreğimi soluklandıracaktım. Aşırı koşturulmaktan korkunç biçimde hararetlenince içgüdüsel olarak damarlarını ısıran ve böylece soluklanan safkan atlardan söz edilir. Çoğunlukla kendimi duyumsayışım böyledir, bir kan damarı açmak istiyorum, bana sonsuz özgürlüğü bu verecek."
ataç ikon Genç Werther'in Acıları
kitaba 10 verdi, inceleme eklemedi.
1 beğen · 0 yorum
Tuba İnal

Tuba İnal

@tubainal

“…
– ..burda hastalığın görülen, dokunulan bir yanı yok. öyle olsaydı bimarhane yerine hastaneye gönderirlerdi.

+ yani tamamen gönül ve akıl dengesinin sağlanması meselesi öyle mi ?

– evet, her şey aşk yüzünden. duyguların bir yöne şiddetle akması yüzünden. malum-ı alileriniz üstadım, bimar veya tımar kelimesi de zaten ‘baş okşayarak, sırt sıvazlayarak sakinleştirmek’ anlamı taşıyor. seyisler atların sağrılarını sıvazlayarak onları nasıl tımar ediyorlarsa burada da biz hastaların başlarını okşayarak onları öylece tedavi etme yolunu tutmalıyız. siz şu çelişkiye bakın ki üstadım, bir müessesenin adını tüy kadar bir kelimeyle ‘tımarhane’ koyacak sonra da için e can yakıcı falakalar, zincirler bulunduracaksınız.

+ fikrinize tamamen iştirak ediyorum üstadım; büyüklerimiz bimarhanelerde hastalar kendilerine zarar vermesin diye zincirle bağlama usulünü getirmiş ama biz aynı zincirlerle zavallı hastaları döverek akıllandırma yolunu icat etmişiz.

– beli mirim, doğru söylersin. lakin neticede bunu değiştiremiyoruz maalesef.

+ zincirle bağlanacak derecede mecnunumuz var mı bizim ?

– evet, üç zincirbendimiz var. fakat ben hiçbir hastanın zincirlik deli olduğu kanaatini taşımıyorum. aşkın bütün halleri derece derece bir ilgi ve alaka meselesidir çünkü. bazı aşıklar akıllarının bir kısmını, bazıları yarısını, bazıları da tamamını sevgiliye yönlendirir ve biz bu orana göre onlara deli, yarı deli, zırdeli gibi isimler koyarız. oysa burada yitirilen akıl değil, belki irade ve hükmetme derecesidir. bu durumda duygular öne çıkar, akla baskın olur.

+ nasıl yani ? aklın yerini duygular alır, onun vazifesini üstlenir öyle mi ?

– böyle de denilebilir. aslında akıl insana bahşedilmiş en muhteşem ama o derece de yalın bir melekedir. insanlar aklın bizi yönlendirdiğini zanneder. hakikatte ise aklı yönlendiren bir olumlu bir de olumsuz müteharrik vardır: gönül ve nefs. aklımız gönlümüzün önüne düşünce insan kendi yaratılışına uygun şeyler üretir; nefsin önüne düşünce sapkınlık başlar. bu dengeyi kurma noktasında insana irade gücü verilmiştir.

+ bu söylediğinizde bir çelişki yok mu azizim ? gönlünü aklının önüne geçirmiş adamları deli diye tedavi eden ve bimarhaneye kapatan sensin çünkü.

– doğru üstadım! hepsi gönüllerini akıllarından önce önemsemişler. lakin bunlar önemseyişte israf etmişler; dengeyi kaçırmışlar. elbette gönül, akıldan ziyade önemlidir. insan aklının varabileceği en son nokta onun gönlünün içindedir zaten. dünya ‘gönlünce bir hayat’ sürmek isteyen insanlarla dolu. çünkü gönül rahmanidir, nefs gibi insanı yanlış yola götürmez. bu yüzden dizginlerini gönlüne verip de menzil almaya çalışanlar hep doludizgin giderler ve nihayetinde aklın sınırlarından kurtulurlar.

+ yani şimdi biz bütün bu insanları akıldan kurtuldukları için mi zincire bağlıyoruz ?

– hayır üstadım hayır.. arada bir boyut farkı vardır. ilahi aşkta vahdete ermenin sırrı gibi bir şey bu. hallac-ı mansur’u düşünün, rabia’yı düşünün.

+ haseki sultan bimarhanesindeyiz azizim, bağdat darülhadisinde değil. burada ilahi aşıklar değil komşu kızına veya mahalle delikanlısına tutulanlar var.

– benim de söylemek istediğim bbu işte. her ikisi de aşk ve her ikisi de insanda aynı etkiyi yapıyor.

+ dur azizim dur, biraz sonra şu mecnunları ermiş diye anlatacaksın bana.

– yok, öyle yapmayacağım ama onlar akıldan sıyrılınca allah’ın da onlardan sorumluluğu kaldırdığını söylememe izin verin.

+ bence deli delidir.

– bu bakış açısına göre hallac bir deli idi üstadım, öyle mi ?

+ hayır, ama deliliğin de bir hastalık olduğunu inkar edemeyiz.

– onu sıradan bir hastalık olarak gördüğümüz sürece ben buradaki zavallıları tedavi edemeyeceğimizi düşünüyorum. bu sıradan bir hastalık olsaydı koğuşlarımızı dolduran gariplerin hepsi birer hastanede olurlardı. oysa devlet-i aliye onlar için ayrıca bimarhaneler kurmuş. bukrat, eflatun-i ilahi ve ibni sinadan itibaren eski hekim ve alimler onları hiç hasta olarak görmemişler. hele de aşk yüzünden bu hale gelenlere deli denilmesi, deliliğin bu türünün bir hastalık olarak görülmesi bence insafsızlık. yani bunlara deli demek yanlış. çünkü delilik aklın zıddı olan, aklın devre dışı kaldığı, aklın işlevini yürütemediği hallere deni. her şey gibi deliliği de zıddı ile ölçebiliriz. o halde deli diye aklı olmayana denir. delilerin aklı olmadiğini bize kim söyleyebilir ? yahut kim leyla’nın mecnun’una akılsız biri diyebilir ?

+ ama kimse deli değildir de diyemez.

– doğru üstadım, lakin mecnun’un elbette aklı vardı, ama aklını bütün gücüyle yalnızca leyla’ya kapatmıştı. bizim hastalardan çoğu işte onun gibi. akıl melekeleri çalışıyor, ama kendilerini yalnıca bir hedefe kilitledikleri, akıllarını sevdikleri kişiyle örttükleri için başka hiçbir şeye tepki vermiyorlar. sevdikleri bir güneş ve onlar da güneşin ışığına tutuluyorlar. güneşten kaçmaları mümkün olmadığı gibi onu kuşatmaları da mümkün değil. işte bu yüzden varsa yoksa güneşe bakıp ağlıyorlar. güneşe bakınca ağlayan birinde irade söz konusu mudur ? kim güneşe bakar da gözleri yaşarmaz ki ? yani ki bu hal onların akılsız olduklarından değil akılalrının yönündeki sapmayı gösterir. bu da şiddetle veya zincirle değil baş okşamayla, sırt sıvazlamayla doğru alana yönlendirilebilir.

+ yani azizim, gıpta ediyorum sana, beni mecnun’un akıllı olduğuna inandıracaksın neredeyse.

– deli olsaydı yüzyıllar boyunca bunca akıllı insan oturup onu konuşuyor olur muydu ?

+ belki de haklısın.

– hani demiş ya şair: “aşk imiş her ne var ise alemde / ilm bir kıyl ü kal imiş ancak”
ataç ikon Katre-i Matem
kitaba 8 verdi, inceleme eklemedi.
2 beğen · 0 yorum
gulbin

gulbin

@gulbin

acıyor 

mutsuzluktan söz etmek istiyorum 
dikey ve yatay mutsuzluktan 
mükemmel mutsuzluğundan insansoyunun 
sevgim acıyor 

biz giz dolu bir şey yaşadık 
onlar da orada yaşadılar 
bir dağın çarpıklığını 
bir sevinç sanarak 

en başta mutsuzluk elbet 
kasaba meyhanesi gibi 
kahkahası gün ışığına vurup ta 
ötede beride yansımayan 
bütün söz vermelerin tarihçesi 
sevgim acıyor 

yazık sevgime diyor birisi 
güzel gözlü bir çocugun bile 
o kadar korunmuş bir yazı yoktu 
ne denmelidir bilemiyorum 
sevgim acıyor 
gemiler gene gelip gidiyor 
dağlar kararıp aydınlanacaklar 
ve o kadar 

tavrım bir şeyi bulup coşmaktır 
sonbahar geldi hüzün 
kış geldi kara hüzün 
ey en akıllı kişisi dünyanın 
bazen yaz ortasında gündüzün 
sevgim acıyor 
kimi sevsem 
kim beni sevse 

eylül toparlandı gitti işte 
ekim falan da gider bu gidişle 
tarihe gömülen koca koca atlar 
tarihe gömülür o kadar
ataç ikon Büyük Saat - Bütün Şiirleri
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
4 beğen · 0 yorum
Dilara Artar

Dilara Artar

@dilaraartar

Bulutlar çoğu kez başka şeylere benziyorlar. Balıklara, boynuzlu atlara, küheylanlara binmiş insanlara... Ama aslında onlar sadece birer bulutturlar. Ondan sonra dikkatinizi başka şeylere veriyordunuz. Sonraki yemeğe, sonraki acıya, sonraki soluğa, sonraki sayfaya. İşte yolunuza böyle devam ediyordunuz.
ataç ikon Kemik Torbası
kitaba 10 verdi, inceleme ekledi.
1 beğen · 0 yorum
Meursault Samsa

Meursault Samsa

@meursaultsamsa

Şimdi, sevgili okurlar, izninizle fahişelere ve atlara ve içkiye dönmek istiyorum henüz vakit varken. Bu konular ölümü de içeriyorsa, kanımca, insanın kendi ölümünden sorumlu olması, ölümün, özgürlük, demokrasi, insanlık, milliyetçilik ve/veya diğer palavraların bir sonucu olarak gelmesinden çok daha az rahatsız edicidir.
ataç ikon Sevimli Bir Aşk Hikayesi
kitaba 7 verdi, inceleme ekledi.
0 beğen · 0 yorum
Bilal Tayfur

Bilal Tayfur

@bilaltayfur

Öfkeli kaplanlar eğitimli atlardan daha bilgedir.
ataç ikon Kaplan! Kaplan!
kitaba 6 verdi, inceleme eklemedi.
0 beğen · 0 yorum
Serap

Serap

@serappamuk

Sayfalar bazen kısraktır. Arap atları da emeği savunan yazarların kitaplarında kişner.
ataç ikon Edebiyat Kulesi
kitaba 10 verdi, inceleme ekledi.
4 beğen · 0 yorum
Ülkü Ediz

Ülkü Ediz

@deli

"Ben de," dedi Buttercup. Eyerin üstünde ayağa kalkarak "Ben," diye tekrarladı. Çok güzel bir yaratıktı. Gözleri korkutucu olmaya başlamıştı. Üçüncü ve son defa, "Ben," dedi "KRALİÇEYİM." Dürüstlüğü konusunda hiç şüphe yoktu. Ya da yetkisi... Veya intikam kudreti konusunda.
...
Özgürlüğe doğru atlarını sürmeye başladıklarında Buttercup, "Aslında bu bir uydurmacaydı," dedi. "Lotharon'un resmen emekli olmadığını bildiğim halde söyledim, ama 'Ben bir kraliçeyim' demenin 'Ben bir prensesim' demekten daha etkili olacağını düşündüm." Westley "Tek söyleyebileceğim şey, çok etkilendim." diye karşılık verdi.
ataç ikon Prenses Gelin
kitaba 10 verdi, inceleme eklemedi.
0 beğen · 0 yorum
1234

1234

@ercandurak

Tasarruf haftası içindeyiz... Bilmem hangi vilayette tasarruf cemiyeti reisi, kahve yerine bir bardak su içerek "haftanın" resm-i küşadını(açılı töreni) yaptı...
(...) Fakat ille de "tasarruf propagandası" yapmak isteniyorsa, 500 kadar kenarları yaldızlı mektup yazılsın. Ve 500 kadar muhterem zata gönderilsin.
Bu işe benim de yardımım dokunsun diye, 500 kadar muhterem zata gönderilecek mektubun müsveddesini takdim ediyorum.:
"Efendim, tasarruf haftasındayız. Bu hafta zarfınd: şampanya ve her nevi pahalı müskirat(içkiler) miktarını, kumar zararını, otomobil benzinini, cins atların gıdasını, hiç olmazsa yarı yarıya, azaltmanız; han, apartman almak arzusunu yenmeniz; lutf ü ihsanınızda(iyilik ve bağış) biraz daha eli sıkı olmanız, müsterhamdır, efendim hazretleri..."
ataç ikon Yazılar 2 (1924-1934)
kitaba puan vermedi, inceleme ekledi.
0 beğen · 0 yorum
lilipudd

lilipudd

@lilipud

Birdenbire serüven atlarımızı eyerleyip yola koşuşumuzun ve onların gidişini yönlendirişimizin yalnızca benim bir yanılsamam olduğunu anladım. Bu serüvenler belki hiç de bizim serüvenlerimiz değildi, bize bir anlamda dışarıdan dayatılıyorlardı; bizi hiçbir biçimde temsil etmiyorlardı; onların tuhaf gidişatından hiçbir bakımdan sorumlu değildik; kendileri de bilmem hangi tuhaf güçler tarafından bilmem nereden yönetildiklerinden bizi sürükleyip götürüyorlardı.
ataç ikon Gülünesi Aşklar
kitaba puan vermedi, inceleme ekledi.
1 beğen · 0 yorum
Mustafa Başaran

Mustafa Başaran

@basaran

Kaplanın sıçrayışları denli ansızın, aralıklı sarsıntılarla hayat, kara sorgucunu denizden yükselterek ortaya çıkıyor. Vahşi atlar üzerindeki bedenler gibi yapıştırılmış olduğumuz bu; bağlı olduğumuz bu. Yine de çatlakları doldurmak, bu yarıkları gizlemek için araçlar bulgulamışız.
ataç ikon Dalgalar
kitaba 10 verdi, inceleme eklemedi.
0 beğen · 0 yorum
/ 2